‘Tesbih’ kavramı, Allah’ın yüceliğine şahitlik etmek gibi bir konumdan ne yazık ki, namazların ardından duyarsız bir şekilde ağızdan çıkan ‘s’ sesinin güdümünde parmak uçlarıyla taneleri aralanan 99’luk bir boncuk dizisine isim olmak gibi bir “kavram içini boşaltma” belasına maruz kalmıştır. Bununla beraber, ‘tesbih’in bir kavram olarak önemini yitirdiğini, anlamını kaybettiğini söylemek mümkün değildir. Çünkü Kur’an, bütün kavramlarının olduğu gibi, tesbih’in de kıyamete kadar canlılığını sürdürmesinin garantisidir.


Tesbih kelimesinin kökü ‘se-be-ha’ fiilidir. Se-be-ha sözlükte yüzmek, uzaklaşmak, yıldız hızlı hareket etmek, bir topluluğun yeryüzünde yayılıp hakim olması, suyun yayılıp kaplaması gibi anlamlara gelmektedir. ‘es-Sebhu’ suda ve havada hızlı yayılışı ifade eder. Mecazen yıldızların uzaydaki hareketleri için kullanılır: “ve kullün fi felekin yesbehûn” (Hepsi bir yörüngede akıp/yüzüp gitmektedir) (21/Enbiya, 33; 36/Yasin, 40). Atların hızlı koşması ‘sebh’ (sebhan) fiili ile ifade edilir. İşlerdeki süratli koşuşturma için de aynı kelime kullanılır: “Senin için gündüz uzunca bir koşuşturma vardır.” (73/Müzzemmil, 7).


‘Se-be-ha’ fiilinden türeyen tesbih, Allahu Teala’yı tenzih etmektir. Söz, fiil ve niyet olarak ibadetlerin geneli için kullanılır. (Rağıb). Kelimenin kök anlamı göz önüne alındığında, Allah’ı iman ve amelle tenzih edişte sürekliliği, sağa sola sapmamayı ve tezliği ifade ettiği düşünülebilir. Elmalılı Hamdi Yazır, ‘tesbih’i, “Allah Teala’yı Cenabı akdesine layık olmayan şaibelerden gerek itikaden, gerek kavlen ve gerek kalben tenzih etmek ve uzak tutmaktır” diye tanımlamaktadır.
Kur’an’da tesbih konusunun işlendiği ayetlerde, insandan ziyade, insan dışındaki diğer mevcudatın Allah’ı tesbih ettiği teması ağırlıklı olarak işlenmektedir. Kur’an’ın haber verdiğine göre, alemdeki bütün varlıklar Allah’ı tesbih ederler. Şimdi bu konu üzerinde biraz detaylı durmamız gerekmektedir.

Okumaya devam et “Kuranda "Tesbih" Kavramı – Tesbih nedir ?”