Sasaniler dönemi (226-651) Farsçasında namaz; boyun eğenlerin, buyurganlar, kethüdalar ve tanrılar karşısında tazim, yakarış, hizmet ve boyun eğme işini yaptıkları anlamlarına geliyordu. (1)

İslamdan sonraki Farsça bazı edebi eserlerde de namaz, Sasaniler dönemindeki anlamında kullanılmıştır. (2) Mino-yi Hıred (Hikmetin Ruhu) kitabında görüldüğü gibi namaz, Tanrı karşısında üç vakit -sepâs- (sabah erken, günün ortasında ve güneş battığında) yapılan amelin adıdır. (3) Muhtemelen günümüzde dilimizde kullanımda olan sipâs (şükür, teşekkür) kelimesinin kökü, eski Farsçadaki sepâs (üç vakit) menasikidir. Nitekim biz İranlıların, beş vakit namazı pratikte üç vakit olarak kılmamız belki bu arkaplanla çok da bağlantısız değildir.

Anlaşılan salat (namaz) kelimesinin kök anlamı hakkında sözlüklerde bir tek görüş yoktur. Ama çoğu lugat sahibi bu kelimeyi s-l-v kökünden türetir. (4) S-l-v; yumuşak olmak, etkilenmek, yönelmek anlamlarına gelir. Eğer salat (namaz) kelimesini s-l-l kökünden alırsak belki Kuran metnindekine daha yakın bir mana elde edilir. S-l-l, şarabı saflaştırmak, rengini açmak anlamına gelir. Aynı zamanda su dökerek tepeyi topraktan ayırmak da demektir.

Okumaya devam et ““Namaz” kelimesi İslami kültüre nasıl girdi ?”