Hakikatlerin en zor tebliğ edileceği dönemler kurtuluş uğruna insanların dikkatini başka noktalara çeken unsurların ayyuka çıktığı zamanlardır. Bu dönemlerde boyalı ve cilalı ambalajlarda sunulan sentetik çözümler hatanın asıl merkezini gözler önüne koymak yerine dikkatleri başka alana çektirme çabası içindedirler. Esas amaçları ise, değişimin merkezde yani özde değil de teferruatlarda olması noktasında olanca varlıklarını ortaya koyarak bir paratoner işleviyle asıl merkezi koruma çabası içinde olmalarıdır.

Bıkmış ya da bıktırılmış toplumların hayat serüveni içinde tanıştıkları ve ilk göz ağrıları olan demokrasi, işte bu tuzakları en ince ayrıntısına kadar kuran bir sistemdir. Metodu ise kötü olanı değil, kötü olan işi kötü uygulayanları değiştirme taktiğiyle hareket etmektir. Gayesi, bir avuç azınlığın refahı ve istikbali uğruna diktasını yaşatmaktır. Bu yola düşmüş veya düşürülmüş toplumların önüne koyulan tepside asla bu sınırların dışında bir oluşumu teklif etme hakkı bile yoktur. Böyle ortamlarda belirlenmiş demokrasinin, demokratik seçmeni olmanın dışında ikinci bir hakkınız olamaz. Olmadığı gibi seçmeme hakkınız bile ceza-yı mucibtir. Öyle bir hak ve hürriyet iadesidir ki tepsideki kokmuş yemeklerden illaki birisini yemek zorundasınız.”Bu bana dokunur ya da beni zehirler” dediğiniz taktirde “İnsanlık için en ideal çeşni!”olan bu bayatlamış artıkları inkarınızdan dolayı halkın dostları tarafından insanlık düşmanı bir avuç azınlığın müntesibleri olarak ilan edilmekten öteye gidemezsiniz.

Okumaya devam et “Hılfu’l-Fudûl Nedir ?”