Kürt’ün iyisi, Türk’ün kötüsü

Anlık öfkelerin koca koca insan topluluklarını bir çırpıda “kötü” ilan etmesi gibi kötülük var mıdır ? “En iyi Kürt, ölü Kürt’tür” , “Kürt’ten evliya, koyma avluya” diyenler, iyi işitin, iyi dinleyin.

Uzun yıllar önce Avusturya’ya göç etmiş, o zamandan beri gurbet elde yaşamış bir müvekkilim var. Geçtiğimiz yaz Türkiye’ye geldiğinde sohbetimiz sırasında bana Avusturya Devleti’nin insan sağlığına ne kadar dikkat ettiğini, şehirleşmenin, sosyal devlet olgusunun nasıl da güzel tanzim edildiğini vs. vs. anlattıktan sonra dedi ki; “Ali beyciğim, düşünebiliyor musun, bu insanlar bundan 50-60 sene önce önce Yahudileri diri diri yakmışlar, yakılmasına ses çıkarmamışlar. Şimdi bir trafik kazasında insan ölse gazetelerde manşet oluyor”

Demek ki, onların iyiliği veya kötülüğü “mutlak” bir kader değil, seçim ve tercihler meselesiymiş. Peki bizim algımızdaki “iyi” ve “kötü” de böyle midir ?

“En iyi Kürt ölü Kürt’tür” diyene bakarsanız, Kürt için “kötülük” bir kaderdir. Vazgeçilemez ve başka bir ihtimali bulunmayan bir kader. Türk’ü, “yüce” olarak gören için ise, iş tersine ve lehte işlemektedir. Hiçbir seçime / bilinçli tercihe dayanmayan bir zorunluluk (doğum) sonucu “yüce” oluyorsunuz. Hırsızlık, arsızlık insanın ırkını değiştirmediğine göre, ne yaparsan yap, ne halt edersen et yine “yüce”sin !

Türk Milliyetçilerinin lider edindiği Alparslan Türkeş, bağır çağır, “Bizim milliyetçilik anlayışımız, ırk esasına dayanmaz, biz kültür milliyetçisiyiz” desin dursun… Acaba Türk Milliyetçileri kendi liderlerini de sözde “İslam(cı) şaklabanlar” gibi “takıyyeci” mi zannediyor ?

“Kavrambazlık” ve “kimlikçilik” temelinde şekillenen bu hastalıklarımız aslında çok eskilere dayanıyor. Müslümanlar yüzyıllar boyunca Kuran’daki “Yahudiler”in bir “ırk” olduğunu zannetti ve her ne zaman bir “Yahudi” görse, “şeytan” görmüş gibi ondan kaçındı. Halbu ki, Kuran ne Yahudi tarih kitabıdır, ne de Yahudilerin muhakeme zabıtnamesidir. Kuran, Yahudilerin vasıfları üzerinden bir ırkı değil, davranış ve düşünüş tarzını yargılar. Sözü uzatmadan şunu söyleyebiliriz ki, Kuran’da anlatılan Yahudiler ile aynı eylemi yapanlar, aynı yolun yolcusu olanlar da temsilen Yahudi’dir. Yani, onlar için kınanmış işleri icra eden Müslüman (!) lar da, aslında Yahudileşmiş, Mustafa İslamoğlu’nun deyişiyle, Yahudileşme temayülüne kapılmıştır. Bunun aksini düşünmek Allah’ın ırkçılık yaptığını söylemek olur ki, her şeyin Yaratıcısı için böyle bir şey mümkün değildir.

Şu halde nasıl ki, Kuran’daki Yahudilik bir “ırk” faaliyeti değildir, Kuran’da onlar için anılan “iyi” ve “kötü” vasıflar da bir ırka özgün değildir.

Kuran lafızlarının hiç biri, ne “ırk seviciliği”ne ne de “ırk düşmanlığı”na cevaz verir. Kuran’ın, “iyi ve kötü” tanımları ortaya söylenmiş sözler gibidir. Hangi “ırk”tan olursa olsun “üzerine alınanlara” / o eylemleri yapanlara gider.

Allah indinde üstünlüğün takvada olduğu söylenerek muhtemel bütün tartışmalar sonlandırılır.

Bu aşamada, “kavim” ve “millet” kelimelerine de değinmeliyiz. Kuran’ın hiçbir beyanı soya dayalı bir tanımlama ve nitelendirme yapmaz, soy bağını genellemelere konu etmez. Her ne kadar “kavim” kelimesi bir ırk / soy / sülale birliğini anlatıyor gibi görünse de mana örgüsü içerisinde bunu göremiyoruz.

Mesela Peygamber, “Bu kavmim Kuran’ı terk etti” derken sadece müşrik Araplar’ı mı kastediyor ? Kavimleri Peygamberleri yalanlarken anılan kimseler bir ırk mıdır, yoksa Peygambere muhatap olan “topluluk” mudur ?

En çok yanılgıya düşen kelimelerden birisi ise “millet” kelimesidir. Kuran’daki kullanımı bizim Türkçemizdeki ile yakından uzaktan alakalı değildir. Bu gün “Türk Milleti” dediğimizde “Türk Irkı” gibi algılanıyor. Halbu ki, Kuran’daki “millet”; bir davranış bütünlüğü, hayat felsefesi, tutum birliği olarak kullanılıyor.

Her ne kadar mevcut bir çok çeviride, “İbrahim milleti” ifadesi, “İbrahim dini” olarak çevirilmekte ise de, aynı kavramın zaten Kuran’da kullanılmakta olduğu düşünüldüğünde bu çevirinin problemli olduğu görülecektir. Şu halde “millet”, bir yol, hayat felsefesi, hadiselere bakış tarzı, izlenmesi istikrar kazanmış tutumlar olarak tanımlanmalıdır.

Birden fazla kişinin aynı tutumu benimsemesi halinde bu tutumun onların “milleti” olacağını söylemek yanlış olmaz.

Eğer milliyetçilik yapılacaksa, “millet”in ne olduğu da tanımlanmalıdır. Türk Milleti’nden Türk Irkı anlaşılacaksa bunun adı “ırkçılık” olur.

Kuran ise, Peygamber dahil bütün inananlara “hanif olan İbrahim milleti”ne yönelmeyi emreder. İbrahim’i tanıtan Kuran aslında “İbrahim milleti”ni de tanımlamış olmaktadır. Kuran’da İbrahim peygamber için bahsedilen bütün hususlar onun milletinin unsurları, ilkeleridir.

Bu ilkeleri incelediğinizde “ırk”ın “ı”sını bulamazsınız. Bulacağınız şey, eylemler, tutumlar, tavırlar, davranışlardır. Temiz fıtrat temelinde aklı ve vicdanı birlikte işletmektir. Gerçeğe yönelmek, tabulardan uzak durmak, yılgınlık göstermemek, planlı hareket etmek, şirk koşmamak, aklı ve vicdanı birlikte işleterek erişilen gerçeğe tam olarak teslim olmaktır. Rabb gerçeği vahiyle bildirirse O’na da derhal teslim olmaktır. Görüleceği üzere örneklenen tüm bu hususlar bir ırkın vasıfları değil, Allah’ın “insanlara imam / önder kıldığı” bir Peygamber’in eylemleridir.

Şu halde, bizim “iyi” ve “kötü” tanımlamalarımız da “ırk” gibi genellemeye dayanan “kavrambaz kimlikçi” temele değil, hayatın içerisindeki tutumlara dayanmalıdır. Hırsızlık, Türk de yapsa kötüdür, Kürt de yapsa… Ana babaya iyilik, Türk de yapsa iyidir, Kürt de yapsa…

“Müslüman”, “Mümin” , “Salih” , “Muhsin” , “Muhlis” gibi kavramlaştırma tahrifatına maruz kalmış kelimeler de bir eylemin adıdır. Vahye, gerçeğe teslim olmayan Müslüman olamaz. Buna katışıksız / şartsız ve şüphesiz inanmayan mümin olamaz. Allah indinde önemli olan kişinin kendisini ne olarak tanımladığı değil, gerçekte ne yapar olduğudur. Bu nedenle ahiret sorgusu da, bir bilgi yarışması değil, insanların yapıp ettiklerinin ortaya döküleceği bir muhakemedir. Sözde “sorgu melekleri” geldiğinde “Rabbim Allah, dinim İslam, peygamberim Muhammed” demekle olup bitecek iş değildir. Kuran’ın betimlemesiyle “kitap yüklü eşeklerin” vereceği talkın, modern tabirle “kopya” yoluyla kurtuluş yoktur.

“Müslümanım” demek kurtarıcı olmadığı gibi, Türk’üm ve Kürt’üm gibi söylemler de “kurtarıcı” değildir. Yegane kurtarıcı, yapıp ettiğimiz iyi ve güzel davranışlardır.

Demek ki, anasına, babasına, komşusuna, eşine dostuna güzel davranan, Allah’ın ihsan ettiği nimeti başkalarıyla paylaşan, yalan söylemeyen, hırsızlık yapmayan, hayra salat edip /destek olup, şerre engel olan, özü-sözü bir, haya (utanma) sahibi, kendisi Rabbini seven ve Rabbin de kendisini sevdiği, akıl yürütüp tefekkür eden, israf ve cimrilikten sakınan, söz söylediğinde doğruyu ve güzeli konuşmaya özen gösteren, adaletli, ahdine vefalı, insanların hayrı için ah eden ve daha nice vasıflarla örneklendirebileceğim her hangi bir Kürt, “iyi” Kürt’tür.

Buna karşılık; ana ve babasına asi, insanların şerrinden emin olmadığı, cimri ve paylaşmadan uzak duran, bencil, yalancı, hırsız yahut hırsızlara ses çıkarmayan, “çalsın ama çalışsın” diyen, ataperest övünçlerde karakter yapmaya çalışan, hayra engel olup, kötülüğe destek çıkan, özü-sözü değişik, Rabbine karşı nankör ve asi, akılsız ve bu sebeple üzerine pislik yağdırılmış, koğuculuk ve dedikodu meraklısı, kaba, hırçın, ahdine vefasız bir Türk, “kötü” bir Türk’tür.

Yukarıda örnek olarak sayılan olumlu eylemleri, Rum, Ermeni, Rus, İngiliz vs. kim yaparsa yapsın o iyi bir insandır. Yine örnek olarak sayılan kötü eylemleri babam yapsa o kötü bir insandır.

İşte bu nedenledir ki, benim milliyetçiliğim sadece iyilere, iyilerin milletine hastır. Herhangi bir topluluğu, “eğrisiyle doğrusuyla, günahıyla sevabıyla, iyisiyle kötüsüyle” sevmem olanaklı değildir. Kürt’ün iyisini sever, Türk’ün kötüsünden nefret ederim.

Ali Aksoy, 25.03.2009

 

Reklamlar

6 thoughts on “Kürt’ün iyisi, Türk’ün kötüsü

Add yours

  1. bu işin farklı ve gerçekçi boyutu ama bunu sen yazıp ve 1 kaç kişinin okuması bu yerleşik zihniyeti pek sanmıyorum değiştereceğini ama keşke bu yerleşik düşünce bu olsaydı türkiyede .Ve bunu ileriye dönük düşüncesi olmayan insanların,tek düşünce siyasi düşünceli,dini bilgisi az,kökleşmiş düşünce….vs sahibi insanların bunu anlamıyacağını çok iyi tahmin ediyorum…
    neyse emeğine sağlık kardeş çok saol paylaşımın için…..

  2. Değerli Ali Kardeş !
    İslamın doğru anlaşılması bağlamında gerçekleştirdiğiniz düşünsel çabaları takdir etmemek mümkün değil. Ve İslamın sahih bir şekilde anlaşılması ve anlatılması noktasındaki gayretlerinizi can-ı gönülden destekliyorum. Ama sizin yazı ve yorumlarınızdan edindiğimi izlenim,hala Cahili düşüncelerden tam bir arınma ve kopuş gerçekleştirememişsiniz.Mesela aşağıdaki ifadelerinizi nasıl anlamalı okuyucular.”Türk Milliyetçilerinin lider edindiği Alparslan Türkeş, bağır çağır, “Bizim milliyetçilik anlayışımız, ırk esasına dayanmaz, biz kültür milliyetçisiyiz” desin dursun… Acaba Türk Milliyetçileri kendi liderlerini de sözde “İslam(cı) şaklabanlar” gibi “takıyyeci” mi zannediyor ?”
    Bu söyleminizden anladığım;
    1-Sanki hala bir şekilde kendi milliyetçiliğinize kılıf arıyorsunuz. Ve de en kötüsü birilerini bir şekilde aklıyorsunuz “biz kültür milliyetçisiyiz”,”desin dursun..”
    2-Çağdaş Samirilerden biri olan Y.Nuri Öztürk’ü andıran bir söylem kullanıyorsunuz.”“İslam(cı) şaklabanlar””. Bu öfkenizini sebebi ne olsa gerek. Kaldı ki bu ifade toptancı bir söylem değil mi ve sizin yukarıdaki yazınızın genel mantığına ters değil mi.
    3-Neden Hanif dostlar ve siz, halkın yanlışlarına karşı kullandığınız keskin söylemlerinizi bizden olsun ya da olmasın tüm çağdaş tağutlara ve düzenlere karşı da kullanmıyorsunuz. Unutmayın ki sahih bir islami anlayışın toplum tarafından kavranamamasının en büyük müsebbipler sanırım bu bahsettiğim toplumu yöneten ve yönlendiren erklerdir. Bugüne kadar bu halka kim ve nasıl bir islami eğitim verdi de bunlar bu hale geldi. Evet tüm yanlışlara karşı duralım ama adaletten asla ayrılmayalım.
    Aslında söylenecek çok şey var ama sanırım konu anlaşılmıştır.
    Doğru yolda olduğunuz müddetçe Allah yardımcınız olsun!

  3. “İşte bu nedenledir ki, benim milliyetçiliğim sadece iyilere, iyilerin milletine hastır. ”
    Sözü özetleyici toparlayıcı ve etkileyici bir cümle olmuş.
    Tebrik ederim.

  4. Hocam aslında haklı gözüküyorsunuz fakat bu kürtler değil midir? Dağda eşkıyalık edip ülke böldürmek isteyen, Türk bayrağını yakan, dağda fahişeler üretip namazla alay eden, Mhp’ye söven sayan,Türk Milliyetçilerine faşist diyen, sokakların kontrolünü ele geçiren vatan hainleri! Devlet Bey tutmuş partinin üst makamlarına bunları çıkarmak istiyor. Gerçek şudur ki bunlara güvenilmez Milliyetçi Hareket Türk Milliyetçilerinin olmalı bunlar partiden uzak tutulmalıdır.

  5. bir milleti bir kaç insan yüzünden kötülemen doğrumu bozkurt senin milletinin içinden neler neler çıkıyor hiç olayın bu yönünden baktın mı bir insan üzerinden bir milleti tümüyle yargılamak doğru değil hangi millettin iyisi, kötüsü, güzeli, çirkini vs. yokki.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: