Tanrı Türk’ü korur mu?

Tanrı Türk’ü korur mu? Korursa neden korur ? Ne kadar korur ? Ne zaman korur ? Kimi kimden korur Tanrı ? Yahut bir gün, “Küstüm, artık korumayacağım” der mi?

İyisimi biz avam vaziyeti bırakalım da, “Tanrı kimi korur ?” sorusuna bir cevap arayalım.

“Tanrı Türk’ü korusun” temennisini her ne zaman işitsem İbrahim peygamberin soyu için yaptığı dua aklıma gelir.

“Hani Rabb’i, İbrahim’i bazı kelimelerle imtihana çekmiş, o da onların hakkını vermişti de Rab şöyle demişti: “Seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim, “soyumdan birilerini de” deyince Allah: “Benim ahdime zalimler eremezler.” buyurdu.” Bakara,124

Bu ayet öyle bir ayet ki, sorusu da cevabı da içinde… Bakalım;

 

1) Allah kimi insanlığa önder seçmiş ? İbrahimi…

2) Allah İbrahim’i neden önder (imam) seçmiş ? İmtihana çekilip, hakkını verdiği için…

3) Peygamberlerin bütün duaları kabul olur mu? Hayır…

4) İbrahim Peygamberin soyu için yaptığı dua kabul edilmiş mi? Kısmen evet, kısmen hayır…

5) Kimler için evet ? İmtihanı başarıyla sonuçlananlar için…

6) Kimler için hayır ? Zalimler için… Yani, imtihanda başarısız olanlar için…

Demek ki, Kuran müslümanı, Kuran’a iman eden kimseler şunu bilecek ki, Allah indinde kavrambaz , kimlikçi “kayırmalar” yoktur.

“Efendim ben müslümanım çünkü nüfus cüzdanımda…” şeklindeki izahlar boştur.

“Efendim, biz Türk’üz, atalarımız…” şeklindeki izahlar da boştur.

Düşünsenize, Peygamber soyu olmak bile sökmüyor !

Gerçekten, Nuh peygamberin karısı ve oğlu, Lut peygamberin karısı, İbrahim peygamberin babası kafir olarak ölmüştür.

Yani, bu öyle bir sınav ki, baban Peygamber olsa ne çare !

“Allah, iman edenleri savunur. Şu da kuşkusuz ki, Allah hiçbir haini, hiçbir nankörü sevmez.” Hac,38

Ama “kavrambaz” edebiyata burada da geçit yoktur. Çünkü Kuran’ın tanımladığı iman, “iman ettim” demekle nihayet bulmuyor.

“Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter.” Nisa,85

Mesela burada hiçbir ayrım yok. Kavram yok, kimlik yok, eylem var.

“Bir de Davud’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?” Enbiya,80

Ne ilginç değil mi? Allah korumayı, “zırh ile / zırh sanatını öğreterek” yapıyor.

“Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.” Ali İmran,103

Artık kavramları değil eylemleri okuyorsunuz değil mi ?

Örnekleri çoğaltabiliriz. Şu hususu vurgulamak elzemdir ki, Kuran’da anılan “koruma” , “esenlik”, “güvenlik” konuları ekseriyetle ahireti, ahir yaşamda azaptan korunmayı işler. Ve, o gün kimlerin daha doğrusu “hangi eylemleri yapanların” , “hangi eylemleri yapmayanların” korunacağı Kuran’da uzun uzadıya anlatılır.

Bu aşamada “sünnetullah” konusuna da değinmeliyiz.

Allah’ın sünneti, Allah’ın kanunu / uygulaması / sistemi demektir. Konunun “adetullah” ve diğer alt başlıklarına değinmeyeceğiz.

Allah’ın sünneti / adeti, tarafgirlik yapmaz. Yüksekten aşağıya kim atlarsa atlasın yere düşer. Yer çekimi, Müslüman / kafir dinlemez. Ama gelin görün ki, Müslüman / kafir dinlemeyen yer çekimi, diğer fizik kanunlarını ve bu kanunların gereğini ifa edenleri dinler. Kanat takan, paraşüt takan başka türlü düşer. Ne kanat, ne paraşüt sahibinin dinine, kimliğine göre çalışmaz. Hepsi, önceden belirlenmiş, takdir ve tayin edilmiş bir hesap ve ilim uyarınca tepki verir. O halde hayat, aslında önceden belirlenmiş kurallar dahilinde, birbirini tetikleyip birbirine tepki veren sebep ve sonuçlardan ibarettir. Doğru sonuç, doğru sebep ister. Doğru sebebe kim sarılırsa doğru sonuca ulaşacak olan da o dur. Ezberlenmiş kavramlar, ölü kimlikler değil, hayatın tüm dinamizmini barındıran eylemlerdir esas olan. Ve eylemsizlik te bir eylemdir ve kendince bir sonuç muhakkak doğurur.

Dua da böyledir. Dua, ilk etapta bir hedef tayinidir. Hedefini mırıldanırsın. “Dua” dediğin söz dizesinde motive olursun o hedefe…

Şöyle buyuruyor:

“Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” Bakara 186

Bu ayette, “O halde…” ile başlayan kısmı bir daha okuyunuz. Ne daveti ? Kuran’a davet. Onun hükümlerini hayata hakim kılmaya davet. Eğer onun hükümlerini hayata hakim kılarsan, hayatın sebep-sonuç dişlisinde doğru şifreleri yakalarsın.

“Ey sebep-sonuç çarkı, ben müslümanım, ben Türk’üm, haydi çalış” şeklindeki dua ve yakarışlar asla bir karşılık bulamayacaktır.

Bir de şu ayete bakalım;

“Rableri onlara cevap verdi: “Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” Allah katındandır karşılıkların en güzeli.” Ali İmran 195

Eylemleri okuyorsunuz değil mi ?

Şu halde, ardın sıra uygun eylem, uygun bir sebep gelmeyen hiçbir dua Allah nezdinde karşılık bulmayacaktır. O’nun dünya hayatına dair kanunu / sistemi sabittir. Bu sisteme uygun davrananlar, o sistemden gereğince tepki / sonuç / karşılık alacaklardır.

Kapısı, penceresi açık bir evin sahibinin “Ey Rabbim, evimi, barkımı hırsızlardan koru” şeklindeki duası ne kadar samimiyetsizse, Kuran’ı bilmediği bir dilde, şarkı türkü dinler gibi dinleyen ve okuyan, “En mühim haber”den habersiz, anladığı dilde okuduğunda da “eskilerin masalları gibi” okuyan, duyarsız, ataperest övünçleri marifet zanneden, “çalsın ama çalışsın” gibi ahlaksız bir duruş içerisindeki bir millet için “Tanrı Türk’ü korusun” demek de o kadar samimiyetsizdir.

Millet, kahramanlığı Çanakkale’de, kurtuluş savaşında arıyor / anıyor. Ya siz ? Sizin kahramanlığınız nerede ? Millet dürüstlüğü eskilerde, Osmanlı’da, asrı saadette arıyor. Ya siz ?

Kendisi kahraman olmayan, kendisi dürüst olmayan bir milletin ataları onları kurtarabilir mi ?

Milliyetçilik; milleti “eğrisiyle, doğrusuyla” , “sevabıyla, günahıyla” , “iyisiyle, kötüsüyle” mi sevmektir, yoksa asıl milliyetçilik, iyi insanlardan oluşmuş bir millet için mi yapılır ? Kötüyü yermeyen, kötüye sahip çıkan bir milliyetçilik olabilir mi ?

Biz, “kavram ve kimlik” milliyetçisi isek, boşuna beklemeyin, Tanrı bizi korumaz.

Yok eğer, hayatın içerisinde, eylemli, onurlu, hiç kimsenin kınamasından çekinmeyen ve sadece iyilerin safında yer alan, iyilerin milletini / duruş ve yönelişini savunan bir milliyetçiliğimiz varsa şu mahakkak ki, Allah iyi hareket edenleri sever…
.
Ali Aksoy, 18.03.2009

 

Reklamlar

4 thoughts on “Tanrı Türk’ü korur mu?

Add yours

  1. Selam Ali kardeşim.

    Kur’an’ı referans alarak yazdığın yazının altına imzamı atıyorum. Sanırım bu ilk imzam olacak. Hadi hayırlısı…

  2. selamların en güzeli sana ailene sevenlerine ve dostlarına olsun.

    çok uzun zamandır seninle görüşmek ve sohbet etmek istiyordum eğer merhabanı ve duanı eksik etmezsen sevinirim. Yeri ve göğü yaratanın, her ikisini donatanın kulundan, Tokat’tan selam olsun

  3. Selam İsmail,

    Yeri göğü yaratanın ve bunları donatanın selamı (selamet ve esenliği) öyle bir selamdır ki, onu bozabilecek hiç bir kuvvet yoktur. O selam yurduna giren güvene ermiştir. Rablerinden ihsan olunmuş rızıklarla rızıklanırlar.

    Onların birbirlerine olan sözü “selam” ve dualarının sonu “Hamd alemlerin Rabbinedir” sözüdür.

    Merhametlilerin en merhametlisi onları büyük günün azabından korumuş, umduklarına kavuşmuşlardır. Yerler ve gök durdukça orada ebedi kalıcıdırlar. Bitmek tükenmek bilmeyen bir nimet içerisinde “Naim” , “Firdevs” , “Adn” cennetlerindedirler…

    Rabbim seni de sevdiklerini de onların arasında mutlu kılınanlardan eylesin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: