SÖZDE KİTAB-I MUKADDES, KÜTÜB-İ SİTTE VE KUR’AN


İnsan, doğası gereği merak eden ve merak ettiğini öğrenme ihtiyacında olan bir varlıktır. Müslüman olmakla şereflenen insanlar da yeni dinleri hakkında merak ettiklerini öğrenme ihtiyacı duymuşlardır. İlk Müslümanlara din eğitimi ve öğretimi Hz. Peygamber tarafından verilmiştir. Hz. Peygamber’in vefatından sonraki dönemlerde dini eğitim ve öğretim faaliyetleri sahabe ve tabiunlar tarafından yürütülmüştür.

Sahabe ve tabiunlar arasında ihtida eden (Müslüman olan) Ehli Kitap alimleri de yer almışlardır. Müslümanların büyük çoğunluğunun ümmi olması, Kur’an’ın Ehli Kitap’a ve onların kutsal kitaplarına sık sık atıfta bulunması ve ihtida eden Ehli Kitap alimlerinin kutsal kitaplar hakkında ileri düzeyde bilgi sahibi olmaları gibi etkenler, onların Müslümanlar arasında mevki ve itibar sahibi olmalarını sağlamıştır.

Abdullah İbn Abbas, Abdullah İbn Amr İbnü’l-As ve Ebu Hureyre gibi sahabelerinde aralarında bulunduğu Müslümanlar, ihtida eden Ehli kitap alimleri ile yakın diyalog içinde olmuşlardır. Merak ettikleri konular hakkında onların bilgilerine başvurmuşlar ve onlardan hadis rivayet etmişlerdir.(1)

Bu süreçte, özellikle Ka’bül Ahbar, Vehb b.Münebbih, Abdullah b.Selam, Temim-i Darî, İbni Cüreyc gibi -Müslüman olan veya Müslüman olmuş gibi görünen- Ehli kitap alimlerince, İslam literatüründe “İsrailiyat” olarak nitelendirilen Yahudi ve Hıristiyan kültürel değerlerine ait olan birçok unsur, Hz. Peygamber’e atfedilen rivayetler yoluyla İslam kültürüne aktarılmıştır.
Bu rivayetler, sonraki dönemlerde hadislerin tedvin edilmesi ile birlikte hadis külliyatı içine girmiştir. Hadis külliyatında yer alan rivayetler, aynı zamanda nakle dayalı tefsirin kaynağını oluşturmaktadır. Bazı müfessirler, sıhhatleri konusunda titizlik göstermeden eserlerine almış oldukları rivayetlerle İsrailiyatın tefsir ilmine taşınmasına aracılık etmişlerdir. Büyük bir çoğunluğu Kur’ansal dayanağa sahip olmayan bu rivayetler, ne yazık ki, Müslümanlar tarafından Hz. Peygamber’in hadisleri olarak kabul edilmiş ve inanç esasları arasında yer almıştır.

İsrailiyatın İslam kültürüne aktarılması ile ilgili olarak, bazı İslam alimlerinin görüşleri şu şekildedir:

Ünlü İslam bilgini İbni Haldun (ö. 808/1406);

“Araplar ehli kitap ve ilim olmadıklarından bedevi bir milletti. Kâinatın hilkatine, hilkatin iptidasına, esrarı vücuda dair insan nefsinin meraklı olduğu şeyleri öğrenmek istedikleri zaman, bunları kendilerinden önce kitap sahibi olanlara sorarlardı. Onlar da Yahudiler ve Hıristiyanlardı. Böylece Kâ’bül-Ahbar, Vehb İbni Münebbih, Abdullah İbni Selâm ve emsalinin nakilleriyle tefsirler doldu. Onların yüksek mevkii olduğundan kabul olundu. Bunlar ahkâma dair olmadıklarından bu hususta göz yumdular, hikâye değil mi, ne olacak dediler. Fakat ilimde rüsuh sahibi olanlar işin doğrusunu aradılar, sıhhatine delil olmayanları tezyif ettiler.”(2)

Son dönem Osmanlı alimlerinden Muhammed Zâhid Kevserî (ö.1952);

“Hz. İsa (a.s)’nın önce öldüğünü sonra yükseltildiğini ve semada da diriltildiğini ilk söyleyenin Vehb b. Münebbih (ö.110/728) olduğunu, ancak Ehli kitaptan rivayetleri çok olduğu için ilim erbabı, onun Hz. Peygamber (s.a.v)’den rivayet etmiş olduğu hadislere itibar etmediğini” belirtmiştir.(3)

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk;

“İsrailiyat tahribi, hurafe tahribinin omurgasını oluşturmaktadır. Çünkü bu tahrip, uydurma hadisler yoluyla kendisine bizzat İslam Peygamberi’ni araç yapmıştır. Denilebilir ki hadis adı altında İslam diye sahnelenen kabullerin büyük bir kısmı doğrudan veya dolaylı hurafe kaynağıdır. Bunlar, Kur’an’ın dinine adeta rakip bir din kurmakta ve müminler topluluğunu dünyanın önünde akıl almaz zorluklarla yüz yüze getirmektedir.

Üzerinde durduğumuz tahribin İslam tarihi içinde en büyük ustası tarihin en eski siyonisti olan ve İslam’ı en taze çağında bağrından hançerleyen Yahudi kâhin-haham Ka’b el-Ahbâr (ölm. 33/653) dır. O, Hıristiyanlıkta tevhidi tahribin sembolü olan ırkdaşı Pavlos’un İslam içi belirişidir. Ne ilginçtir ki bunların ikisi de tevhit dinine, sağlığında her türlü kötülüğü reva gördükleri iki peygamberin ölümünden sonra girmişlerdir.”(4)

Prof. Dr. Şevki Yavuz;
“Mehdî anlayışı Yahudilik, Hıristiyanlık ve Maniheizm gibi dinlere ait bir inanç olup Kâ‘b el-Ahbar ile Vehb b. Münebbih tarafından Hz. Peygamber’e atfedilen rivayetler yoluyla Müslümanlar arasında yayılmıştır. (Goldziher, s. 193-195; Muhsin Abdünnâzır, s. 501).”(5)

Kur’ansal bir dayanağa sahip olmadığı halde, Kütüb-i Sitte hadis külliyatı içerisinde yer alan bu tür rivayetler, bugün elde bulunan sözde Kitabı Mukaddes metinleri ile şaşırtıcı ölçüde benzerlikler arz etmektedir. Bu olgu da, hadis külliyatı içerisinde yer alan bu tür rivayetlerin, sözde Kitabı Mukaddes metinlerinden alınma ifadeler olduğunun önemli bir kanıtını teşkil etmektedir.

“Hz. Peygamber’in, Kur’an’a aykırı herhangi söylemi olamayacağı” düşüncesinden hareketle, bu rivayetlerin gerçekte Hz. Peygamber’e ait olup olmadığının tespiti için başvurulacak tek merci Kur’an’dır.
Rivayetlerin Kur’an’a arz edilmesi, sağlamasının yapılabileceği en geçerli bir yöntemdir. Bu konuda yapılan kısa ve öz çalışmaya dair bazı somut örnekler aşağıda verilmiştir.

1. Allah’ın İnsanı Kendi Suretinde Yaratması:

Tevrat / Tekvin 1:
26 Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.”
27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.
(Ayrıca bkz. Tekvin 5:1)

İncil / 1. Korintliler 11:
7. (…) Çünkü erkek Tanrı’nın benzeyişinde olup Tanrı’nın yüceliğini yansıtır. Kadın ise erkeğin yüceliğini yansıtır.

Kütübi Sitte / Allah’ın Sıfatları
3457 – Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Sizden biri kardeşiyle dövüşünce yüze vurmaktan sakınsın.”
Buhari, Itk 20; Müslim, Birr, 112, (2612).
Müslim’in rivayetinde şu ziyade var: “…zira Allah Adem’i kendi suretinde yaratmıştır.”

Sahih-i Müslim / 45- İyilik, Sile ve Âdâb Bahsi / 32- “Yüze Vurmanın Yasak Edilmesi” Babı
115- (…) Bize Nasr b. Ali El-Cehdamî rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Müsennâ rivayet etti. H. Band Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdi, Müsennâ b. Saîd’den, o da Katâde’den, o da Ebû Eyyûb’dan, o da Ebû Hureyre’den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu demiş. İbnu Hâtim’in hâdisinde ise Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den naklen ibaresi vardır:
“Biriniz kardeşiyle kavga ederse yüzden kaçınsın! Çünkü Allah Âdem’i kendi suretinde yaratmıştır.” buyurmuşlar.

Sahih-i Müslim / Cennet / 11- “Cennete, Kalpleri Kuş Kalbi Gibi Olan Bir Takım Kavimler Girecektir” Hadisi Babı
28- (2841) Bize Muhammed b. Râfi’ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma’mer, Hemmam b. Münebbih’ten naklen haber verdi. Hemmam: Bize Ebu Hureyre’nin, Resûlullah (s.a.v)den rivayet ettikleri şunlardır… diyerek bir takım hadisler nakletmiştir. Onlardan biri de şudur: Resûlullah (s.a.v): “Allah (Azze ve Celle) Âdem’i kendi suretinde yarattı. …” buyurdular.

Kur’an / İhlâs Suresi:
4. Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.

Kur’an / Şura Suresi:
11. O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Not: Allah(c.c)’ın zati sıfatlarından olan “Muhâlefetün Lil Havâdis” sıfatı hemen hemen bütün Müslümanlar tarafından bilinmektedir. Muhâlefetün Lil Havâdis; “Allah’ın, yarattığı varlıklara hiçbir biçimde benzememesi” demektir.

2. Kadının, Erkeğin Kaburga Kemiğinden Yaratılması:

Tevrat / Tekvin 2:
21 RAB Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı.
22 Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi.

Kütübi Sitte / Kadının Koca Üzerindeki Hakkı
3276 – Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Kadınlara hayırhah olun, zira kadın bir eyeği kemiğinden yaratılmıştır. Eyeği kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan eğri halde kalır. Öyleyse kadınlara hayırhah olun.”
Buhari, Nikâh 79, Enbiya 1, Edeb 31, 85, Rikak 23; Müslim, Rada 65, (1468); Tirmizi, Talak 12, (1188).

Kur’an / Nisa Suresi:
1. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.

Kur’an / Şura Suresi:
11. O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

3. Allah’ın Kıskanç Olması

Tevrat / Çıkış 20:
5 Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı’yım. Benden nefret edenin babasının işlediği günahın hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.

Tevrat / Çıkış 34:
14 Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben kıskanç bir RAB, kıskanç bir Tanrı’yım. (Ayrıca Bkz: Tesniye 4:24, 5:9, 6:15, 32:21; Yeşu 24:19; Hezekiel 16:42; Yoel 2:18.)

Kütübi Sitte / Kıskançlık Bölümü
4276 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah kıskançtır, mü’min de kıskançtır. Allah’ın kıskanması, mü’minin Allah’ın haram ettiği şeyi yapmasıdır.”
Buhari, Nikâh 107, Müslim, Tevbe 36, (2761); Tirmizi, Rada’ 14, (1168).

4277 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim, şöyle diyordu: “Allah’tan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Metihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini methetmiştir.”
Buhari, Nikâh 107, Tefsir, En’am 7, Tefsir, A’raf 1, Tevhid 15; Müslim, Tevbe 33, (2760); Tirmizi, Daavat 97, (3520).

4278 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Sa’d İbnu Ubade radıyallahu anh dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü, ben zevcemle birlikte bir adam yakalasam, dört şahit getirinceye kadar ona mühlet mi tanıyacağım?”
“Evet!” buyurdu Aleyhissalatu vesselam. Sa’d:
“Asla dedi, seni hakla gönderen Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun, şahit aramazdan önce kılıcımı indiririm.”
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Şu efendinizin söylediğine bakın! Evet, (biliyoruz ki) o kıskanç bir adamdır. Ama ben ondan da kıskancım, Allah’ta benden kıskanç.”
Müslim, Li’an 16, (1498); Muvatta, Akdiye 17, (2, 737); Ebu Davud, Diyat 12, (4532).

Kur’an / Araf Suresi:
180. En güzel isimler Allah’ındır. O’na onlarla dua edin. O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir. (Ayrıca bkz: 17/110, 20/8, 59/24)

Kur’an / Saffat Suresi:
159. Allah, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.
180. Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.

Kur’an / Enbiya Suresi:
18. Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!

4. Kâinatın Yaratılış Nedeni:

İncil / Koloselilere Mektuplar 1:
16Nitekim gökte ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır. 17Her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir. 18Bedenin, yani inanlılar topluluğunun başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O’dur.

İncil / Yuhanna 1:
2Başlangıçta Tanrı’yla birlikteydi.
3Her şey O’nun aracılığıyla oldu ve olanlardan hiçbiri O’nsuz olmadı.

Kutsi hadis olarak rivayet edilen, “Levlake” hadisi:
Deylemi’nin İbn Abbas’tan naklettiğine göre, Allah(c.c) Peygamber’e (s.a.v): “İzzetim ve celalim hakkı için, eğer sen olmasaydın cenneti yaratmazdım, eğer sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım” buyurmuştur. (Müsnedi Firdevs, c.5, s. 227, H. no: 8031)

Yine Deylemi’nin İbn Ömer’den nakline göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bana Cibril geldi ve ‘Ya Muhammed! Sen olmasaydın cennet yaratılmazdı, sen olmasaydın cehennem yaratılmazdı’ dedi.” (Keşfül hafa, c.1.s.45, H. no:91)

Kur’an / Zâriât Suresi:
56. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Kur’an / Bakara Suresi:
29. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilendir.

Kur’an / Hud Suresi:
7. O, hanginizin daha güzel ameller işleyeceğini denemek için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkâr edenler, mutlaka: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.” derler.

Kur’an / Mülk Suresi:
2. Hanginizin daha güzel ameller işleyeceğini denemek için ölümü de, hayatı da yaratan O’dur. O, üstündür, bağışlayandır.

5. Allah’ın Görülmesi:

Tevrat / Tekvin 32:
30Yakup, “Tanrı ile yüz yüze görüştüm ve canım sağ kaldı.” diyerek oraya Peniel adını verdi.

Tevrat / Çıkış 24:
9 Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi dağa çıkarak 10 İsrail’in Tanrısı’nı gördüler. Tanrı’nın ayakları altında lacivert taşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu.

Tevrat / Çıkış 33:
11 Ve RAB Musa ile bir adam arkadaşı ile söyleşir gibi yüz yüz söyleşirdi.
20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.”
21 Sonra, “Yakınımda bir yer var” dedi, “Orada, kayanın üzerinde dur.
22 Görkemim oradan geçerken seni kayanın kovuğuna sokup geçinceye kadar elimle örteceğim.
23 Elimi kaldırdığımda, sırtımı göreceksin. Ama yüzüm görülmeyecek.”

Kütübi Sitte / Tefsir Bölümü / Kur’an’ın Faziletine Dair / Necm Suresi
799 – Tirmizî’nin İbnu Abbas’tan kaydettiği bir rivayette, İbnu Abbas: “Muhammed Rabbini gördü” der. İkrime (kendisine): “Allah, Kur’ân-ı Kerim’de (mealen): “Gözler onu idrak edemez” (En’am, 103) demiyor mu?” diye sorunca: “Amma da yaptın, bu görme işi, Cenâb-ı Hakk kendi nuru ile tecelli ettiği zaman bunu göremez demektir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ise Rabbini iki sefer görmüştür” açıklamasını yapar.”
Müslim, İman 284, (176); Tirmizi, Tefsir, Necm (3275, 3276, 3277).

Kütübi Sitte / Kıyamet ve Kıyametle İlgili Meseleler Bölümü / Rü’yetullah
5036 – İbnu’l-Müseyyib, Ata İbnu Zeyd el-Leysi, Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan naklen anlatıyorlar: “İnsanlar Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Ey Allah’ın Resulü! Kıyamet günü Rabbimizi görecek miyiz?” diye sordular. O da: “Siz bulutsuz dolunay gecesinde ayı görmekten şüpheye düşer misiniz?” diye cevap verdi. Onlar:
“Hayır! Ey Allah’ın Resulü!” diye cevap verdiler. Aleyhissalâtu vesselâm:
“Bulutsuz bir günde güneşi görmekten şüphe eder misiniz?” diye tekrar sordu. Ashab yine: “Hayır!” cevabını verdiler. Bunun üzerine:
“Şunu bilin ki, siz Rabbinizi de böyle göreceksiniz. (…)”
Buhari, Rikak 52, Ezan 129, Tevhid 24; Müslim, İman 299, (182); Tirmizi, Cennet 20, (2560).

5121 – Cerîr İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir dolunay gecesi, aya baktı ve: “Siz şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi de böyle perdesiz göreceksiniz ve O’nu görmede bir sıkışıklığa düşmeyeceksiniz (herkes rahatça görecek). Artık, güneşin doğma ve batmasından önce hiç bir namaz hususunda size galebe çalınmamasına gücünüz yeterse bunu yapın (namazları vaktinde kılın, vaktini geçirmeyin).” Cerir der ki: “Resûlullah, sonra şu ayeti okudu: “Rabbini güneşin doğmasından ve batmasından önce hamd ile tesbih et”(Tâhâ,1) Buhari, Mevâkitu’s-Salât 6, 26, Tefsir, Kâf 1, Tevhid 24; Müslim, Mesacid 211, (633); Ebu Davud, Sünnet 20, (4729); Tirmizi, Cennet 16, (2554).

Kur’an / Araf Suresi:
143. Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tur’a) gelip de Rabbi onunla konuşunca “Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!” dedi. (Rabbi): “Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!” buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben iman edenlerin ilkiyim.

Kur’an/Enam Suresi:
103. Gözler Onu göremez; fakat O gözleri görür. O Lâtif’tir, lütfu çok olduğu halde kendisi görülemez; Habîr’dir, her şeyden haberdardır.

5. Kadınların Kocalarına Secde Etmesi:

Tevrat / Yeşeya 54:
5 Çünkü kocan, seni Yaratan’dır.
O’nun adı Her Şeye Egemen Yahve’dir,
İsrail’in Kutsalı’dır seni fidyeyle kurtaran.
O’na bütün dünyanın Tanrısı denir.”

İncil / Efeslilere Mektuplar 5:
22 Ey kadınlar, kendi kocalarınıza Rab’be tâbi olur gibi, tâbi olun.

Kütübi Sitte / Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları
3267 – Hz. Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”
Tirmizi, Rada’ 10, (1159).

Kur’an / Hucurât Suresi:
13. Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

Kur’an / Tevbe Suresi:
71. Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Kur’an / Al-i İmran Suresi:
195. Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” (Ayrıca bkz: 4/124, 16/97)

6. Hayızlı Kadının Kirli Sayılması:

Tevrat / Levililer 12:
2 “İsrail halkına de ki: Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, âdet gördüğü günlerde olduğu gibi yedi gün kirli sayılacaktır.
4 Kadın kanamasından paklanmak için otuz üç gün bekleyecek. Pak sayılması için geçmesi gereken bu günler doluncaya dek kutsal bir şeye dokunmayacak, tapınağa girmeyecek.

Kütübi Sitte / Hayız / Hayızlı ve Hayızlı İle İlgili Hükümler
3822 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma: “Ne hayızlı kadın ne de cünüp kimse Kur’an’dan hiçbir şey okuyamaz” buyurdu.
Tirmizi, Taharet 98, (131).

6146 – Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu mescidin avlusuna girerek, yüksek sesle: “Şurası muhakkak ki, mescid, ne cünüb ne de hayızlıya helal değildir” buyurdular.”

Kur’an / Bakara Suresi:
222. Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”

7. Ölüye Dokunanın Kirli Sayılması:

Tevrat/Sayılar 19:
11 “Herhangi bir insan ölüsüne dokunan yedi gün kirli sayılacaktır.
13 Herhangi bir insan ölüsüne dokunup da kendini arındırmayan RAB’bin Konutu’nu kirletmiş olur. O kişi İsrail’den atılmalı. Temizlenme suyu üzerine dökülmediği için kirli sayılır, kirliliği üzerinde kalır.
16 “Kırda kılıçla öldürülmüş ya da doğal ölümle ölmüş birine, insan kemiğine ya da mezara her dokunan yedi gün kirli sayılacaktır.

Kütübi Sitte /Gusül / Cenabetten Gusül
3784 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kim ölü yıkarsa, yıkansın” buyurdular.” Ebu Davud’un rivayetinde: “Kim de cenaze taşırsa abdestlensin” ziyadesi mevcuttur.
Ebu Davud, Cenaiz 39, (3161); Tirmizi, Cenaiz 17, (993).

3785 – Naciye İbnu Ka’b anlatıyor: “Hz. Ali radıyallahu anh dedi ki: “Ebu Talib ölünce Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip: “Dalâlette olan ihtiyar amcan öldü” dedim. Bana: “Git babanı göm! Sonra, bana gelinceye kadar hiçbir şey yapma!” buyurdular. Ben de gidip gömdüm ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip haber verdim. Bunun üzerine bana yıkanmamı emir buyurdular ve yıkandım. Sonra bana dua ediverdi (ancak duayı ezberleyemedim)”
Ebu Davud, Cenaiz 70, (3214); Nesai, Taharet 128, (1, 110), Cenaiz 84, (4, 79).

3786 – Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah, dört şeyden dolayı guslederlerdi: Cenabet, cuma, hacamat, ölü yıkamak.”
Ebu Davud, Cenaiz 39, (3160).

Kur’an / Maide Suresi:
6. Ey İman edenler! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin. Hasta yahut yolcu iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse, ya da kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm ederek onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.

8. Deve Etinin Kirli Sayılması:

Tevrat / Levililer 11:
4 Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır.
(Ayrıca bkz: Tesniye 14:7)

Kütüb-i Sitte / Abdest / Deve Etleri
3661 – Câbir İbnu Semure (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek: “Koyun eti sebebiyle abdest alayım mı?” diye sordu. “Dilersen abdest al, dilemezsen alma!” diye cevap verdi. Adam bunun üzerine: “Deve eti sebebiyle abdest alayım mı?” diye sordu. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sefer: “Evet, deve eti sebebiyle abdest al!” cevabını verdi. Adam tekrar: “Koyun ağıllarında namaz kılayım mı?” diye bir başka sual sordu: “Evet!” cevabını aldı. Tekrar sordu: “Pekâlâ, deve ağıllarında namaz kılayım mı?” “Hayır!” buyurdu Aleyhissalâtu vesselam.” Müslim, Hayz 97, (360).

Kur’an / Maide Suresi:
6. Ey İman edenler! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin. Hasta yahut yolcu iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse, ya da kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm ederek onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.

Kur’an / Bakara Suresi:
173. Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Ayrıca Bkz: 5/3, 6/145, 16/115, 22/30)

9. Hz. İbrahim (a.s)’ın Yalan Söylemesi:

Tevrat / Yaratılış 20:
1 İbrahim Mamre’den Negev’e doğru göçtü. Kadeş ve Sur kentlerinin arasına yerleşti. Sonra geçici bir süre Gerar’da kaldı.
2 Karısı Sara için, “Bu kadın benim kız kardeşimdir” dedi. Bunun üzerine Gerar Kralı Avimelek adam gönderip Sara’yı getirtti.
3 Ama Tanrı bir gece düşünde Avimelek’e görünerek, “Bu kadını aldığın için öleceksin” dedi, “Çünkü o evli bir kadındır.”
4 Avimelek henüz Sara’ya dokunmamıştı. “Ya RAB” dedi, “Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?
5 İbrahim’in kendisi bana, ‘Bu kadın benim kız kardeşimdir’ demedi mi? Kadın da, İbrahim için, ‘O benim kardeşimdir’ dedi. Ben temiz vicdanla, suçsuz ellerimle yaptım bunu.”
6 Tanrı, düşünde ona, “Temiz vicdanla bunu yaptığını biliyorum” diye yanıt verdi, “Ben de seni bu yüzden bana karşı günah işlemekten alıkoydum, kadına dokunmana izin vermedim.
7 Şimdi kadını kocasına geri ver. Çünkü o bir peygamberdir. Senin için dua eder, ölmezsin. Ama kadını geri vermezsen, sen de, sana ait olan herkes de ölecek, bilesin.”
8 Avimelek sabah erkenden kalktı, bütün adamlarını çağırarak olup biteni anlattı. Adamlar dehşete düştü.
9 Avimelek İbrahim’i çağırtarak, “Ne yaptın bize?” dedi, “Sana ne haksızlık ettim ki, beni ve krallığımı bu büyük günaha sürükledin? Bana bu yaptığın yapılacak iş değil.”
10 Sonra İbrahim’e, “Amacın neydi, niçin yaptın bunu?” diye sordu.
11 İbrahim şöyle yanıt verdi: “Çünkü burada hiç Tanrı korkusu yok; karım yüzünden beni öldürebilirler, diye düşündüm.
12 Üstelik Sara gerçekten kız kardeşimdir. Babamız bir, annemiz ayrıdır. Onunla evlendim.
13 Tanrı beni babamın evinden gurbete gönderdiği zaman karıma, ‘Bana sevgini şöyle göstereceksin: Gideceğimiz her yerde, benim kardeşin olduğumu söyle’ dedim.”

Kütüb-i Sitte/Yalan Bölümü
5175 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah’ın zatıyla ilgili; biri “İnne sagimü” sözüdür; diğeri de “Bel fegalehu kebiruhum haza” sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pâkleri Sara Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır’a) beraberinde Sara da olduğu halde gelmişti. Sara güzel bir kadındı. Sara’ya: “Bu cebbar herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Eğer sana soracak olursa, kız kardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslâm yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir Müslüman bilmiyorum” dedi.
Bunlar zalim kralın memleketine girince, adamlarından biri bunları gördü. Hemen gidip:
“Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki, sizden başkasının olması münasib değildir” dedi. Kral derhal adamlar gönderip, Sara’yı yanına getirtti. Hz. İbrahim namaza durdu. Sara adamın yanına girince, kral (onu ayakta karşıladı, fakat) elini ona uzatamadı. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sara’ya:
“Elimi salması için Allah’a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!” dedi. Sara de dediğini yaptı. Ama kral tekrar Sara’ya sataşmak istedi. Eli, öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı. Sara’ya aynı şekilde ricada bulundu. O da kabul etti. (Adam normal hale dönünce tekrar) sataşmak istedi. Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu. Sara’ya yine:
“Allah’a dua et, elimi salsın, sana zarar vermeyeceğim!” diye rica etti. Sara dua etti, adamın elleri açıldı. Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: “Sen bana insan değil bir şeytan getirmişsin. Bunu diyarımdan çıkar!” dedi. Sara’ya, Hâcer’i bağış olarak verdi.
Sara yürüyerek geldi. İbrahim onu görünce:
“Nasılsın, ne haber?” dedi. Sara:
“Hayır var! Allah cebbarın elini tuttu ve (bana) bir hâdim verdi!” dedi.”
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh der ki:
“Ey sema suyunun oğulları! Bu kadın (Hâcer) sizin annenizdir.”
Buhâri, Enbiya 9, Büyü’ 100, Hibe 36, Nikâh 12, İkrâh 6; Müslim, Fezâil 154, (2371); Ebu Dâvud, Talâk 16, (2212); Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3165).

Kur’an / Ahzab Suresi:
39.Onlar, Allah’ın emirlerini tebliğ ederler ve O’ndan korkarlar, Allah’tan başka bir kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.

Kur’an / Mümtehine Suresi:
4. İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. (…)

Kur’an / Hac Suresi:
30. (…) Artık putların pisliğinden ve yalan sözden kaçının.

Kur’an / Furkan Suresi:
72. Onlar, yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.

10. Hz. İsa(a.s)’ın nüzulü:

İncil / Matta 24:
30 O zaman İnsanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.

İncil / Elçilerin İşleri 1:
11″Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?” diye sordular. “Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.”

İncil / Filipililer 3:
20Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Ve oradan, Kurtarıcı olan Rab İsa Mesih’i bekliyoruz.

İncil / İbraniler 9:
27-28Bir kez ölmek ve ondan sonra yargılanmak nasıl insanların kaderiyse, böylece Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.

(Ayrıca bkz: Yuhanna 14:3, 21:22, Selaniklilere 2. Mektup 1: 6-8, 1. Timoteos 6: 14-16)

Kütübi Sitte / Kıyamet ve Kıyametle İlgili Meseleler / Hz. İsa ve Mehdi
4968 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim! Meryem oğlu İsa’nın, aranıza (bu şeriatla hükmedecek) adaletli bir hâkim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldürecegi, cizyeyi (Ehl-i Kitap’tan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur.”
Sonra Ebu Hureyre der ki: “Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): “Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa’nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsa onlar aleyhine şahitlik edecektir” (Nisa 159).
Buhari, Büyü’ 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242, (155); Ebu Dâvud, Melâhim 14, (4324); Tirmizi, Fiten 54, (2234).

4969 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Ümmetimden bir grup, hak için muzaffer şekilde mücadeleye Kıyamet gününe kadar devam edecektir. O zaman İsa İbnu Meryem de iner. Bu Müslümanların reisi: “Gel bize namaz kıldır!” der. Fakat Hz. İsa aleyhisselam: “Hayır! Der, Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz!”
Müslim, İman 247.

Kur’an / Mâide Suresi:
75. Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir, -ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar!

117. “Ben onlara, sadece bana emrettiğini söyledim: “Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin” dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Fakat sen beni vefat ettirince, onlar üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin.”

Kur’an / Âl-i İmrân Suresi:
55. Allah buyurmuştu ki: “Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz Bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda hükmü Ben vereceğim.”

185. Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (Ayrıca bkz: 21/35, 29/57)

Kur’an / Meryem Suresi:
33. “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün selâm/esenlik banadır.”

Kur’an / Enbiya Suresi:
8. Biz onları yiyip içmeye ihtiyaç duymayan bir yapıda yaramadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

34. Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar?

Kur’an / Ahzâb Suresi:
40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

11. Sünnet olmak:

Tevrat / Tekvin 17:
10 “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.
11 Sünnet olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
12 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan herhangi bir yabancıdan satın alınmış köleler de içinde olmak üzere sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.
13 Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak.
23 İbrahim evindeki bütün erkekleri – oğlu İsmail’i, evinde doğanların ve satın aldığı uşakların hepsini – Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi aynı gün sünnet ettirdi.
24 İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.
25 Oğlu İsmail on üç yaşında sünnet oldu.
26 İbrahim oğlu İsmail’le aynı gün sünnet edildi.
27 İbrahim’in evindeki bütün erkekler – evinde doğanlar ve yabancılardan satın alınanlar – onunla birlikte sünnet oldu.

Tevrat / Tekvin 34:
14 “Olmaz, kız kardeşimizi sünnetsiz bir adama veremeyiz” dediler, “Bizim için utanç olur.
15 Ancak şu koşulla kabul ederiz: Bütün erkekleriniz bizim gibi sünnet olursa,
16 birbirimize kız verip kız alabiliriz. Sizinle birlikte yaşar, bir halk oluruz.
17 Eğer kabul etmez, sünnet olmazsanız, kızımızı alır gideriz.”

Tevrat / Levililer 12:
3 Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli.

Tevrat / Yeşu 5:
5 Mısır’dan çıkan erkeklerin hepsi sünnetliydi. Ama Mısır’dan çıktıktan sonra yolda, çölde doğan erkeklerin hiçbiri sünnet olmamıştı.
6 İsrailliler Mısır’dan çıktıklarında savaşacak yaşta olanların tümü ölünceye dek çölde kırk yıl dolaştılar. Çünkü RAB’bin sözünü dinlememişlerdi. RAB bize verilmek üzere atalarımıza söz verdiği bal ve süt akan ülkeyi onlara göstermeyeceğine ant içmişti.
7 RAB onların yerine çocuklarını yaşattı. Sünnetsiz olan bu çocukları Yeşu sünnet etti. Çünkü yolda sünnet olmamışlardı.
8 Bütün erkekler sünnet edildikten sonra yaraları iyileşinceye dek ordugâhta kaldılar.

İncil / Yuhanna 7:
22Musa size sünneti buyurduğu için – aslında bu, Musa’dan değil, atalarınızdan kalmadır – Sept günü birini sünnet edersiniz. 23Musa’nın Yasası bozulmasın diye Sept günü biri sünnet ediliyor da, Sept günü bir adamı tamamen iyileştirdim diye bana neden kızıyorsunuz?

Kütübi Sitte / Gusül / Müslüman Olunca Gusül
3790 – Useym İbnu Kesir İbni Küleyb (an ebihi an ceddihi)’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb), Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Müslüman oldum!” der. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Üstünden küfür saçını at!” der ve tıraş olmasını söyler. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabi)nin bildirdiğine göre Aleyhissalatu vesselam, beraberinde olan bir diğerine de: “Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!” buyurmuştu.”
Ebu Davud, Taharet 131, (356).

Kütübi Sitte / Zinet / Zinetle İlgili Çeşitli Meseleler
2122 – Hz. Ebu Hureyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak.”
Buhârî, Libâs 63, 64, İsti’zân 51; Müslim, tahâret 39, (257); Muvatta, Sıfatu’n Nebiyy 3, (2, 921); Tirmizî, Edeb 14, (2757), Ebu Davud Tereccül 16, (4198); Nesâî, Tahâret 10,11, (1,14,15).

Kur’an / Tîn Suresi:
4. Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.

Kur’an / Mümin Suresi:
64. Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de bina yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!

Kur’an / Nisa Suresi:
119. “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım. Onlara emredeceğim, hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlara emredeceğim, Allah’ın yaratışını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp ta şeytanı dost edinirse, muhakkak ki o apaçık bir ziyana uğramıştır.

12. Recm Cezası:

Tevrat / Levililer 20:
10 “Ve başka birinin karısı ile zina eden, komşusunun karısıyla zina eden adam, hem o, hem de kadın mutlaka öldürülecektir.

Tevrat / Tesniye 22:
22 “Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail’den kötülüğü atacaksınız.
23 “Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,
24 ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

Kütübi Sitte / Hudud / Zina Haddi ile İlgili Hükümler
1561 – İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Hz. Ömer (radıyallahu anh)’i hutbe verirken dinledim. Şöyle demişti:
“Allah Teâla hazretleri Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’i hak (din ile) gönderdi ve O’na Kitap’ı indirdi. Bu indirilenler arasında recm ayeti de vardı! Biz bu ayeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zina yapana recm cezasını tatbik etti, ondan sonra da biz tatbik ettik. Ben şu endişeyi taşıyorum: Aradan uzun zaman geçince, bazıları çıkıp: “Biz Kitabullah’da recm cezasını görmüyoruz (deyip inkâra sapabilecek ve) Allah’ın kitabında indirdiği bir farzı terk ederek dalâlete düşebilecektir. Bilesiniz, recm, kadın ve erkekten muhsan olanların zinaları, -delil veya hamilelik veya itiraf yoluyla- sübut bulduğu takdirde, onlara tatbik edilmesi gereken Kitabullah’da mevcut bir haktır. Allah’a kasemle söylüyorum, eğer insanlar: “Ömer Allah Teâla’ nın kitabına ilâvede bulundu” demeyecek olsalar, recm ayetini (Kitabullah’a) yazardım.”
Buhârî, Hudud 31, 30, Mezâlim 19, Menâkibu’l-Ensar 46, Megâzi 21, İ’tisâm 16; Müslim, Hudud 15, (1691); Muvatta, Hudud 8, 10, (823, 824); Tirmizî, Hudud 7, (1431); Ebu Dâvud, Hudud 23, (4418).

Kuran / Nur Suresi:
2. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.

Sözde Tevrat’ı ve İncil’i okuyunca insan, adeta hadis kitaplarını okuyor hissine kapılmaktadır. Bu da, Kur’an’a aykırı olan bu rivayetleri eserlerine alan alimlerin nerelerden esinlendiklerini ortaya koymaktadır.

İslam dininin ikinci kaynağı ve Ehl-i Sünnet hadis literatüründe en güvenilir hadis kitapları olarak kabul edilen Kütüb-i Sitte hadisleri içerisinde, daha birçok İsrailiyat kaynaklı rivayetlere rastlamak mümkündür. Aynı zamanda bu hadisler, Kütüb-i Sitte içerisinde en güvenilir iki hadis kitabı olarak kabul edilen (Sahîhayn) Buhari ve Müslim’in Sahih’lerinde de yer almaktadır.

Şimdi, kendimize şu soruyu sormalıyız. Kur’an’a aykırı olan bu hadisler Hz. Peygamber’e ait olabilir mi?

Şunun çok iyi bilinmesi gerekir ki; Hz. Peygamber’in, tebliğ etmekle yükümlü kılındığı ve aynı zamanda yaşam biçimi olan Kur’an’a aykırı düşen herhangi bir söylem ve eylem içerisinde bulunması mümkün değildir. Bu bağlamda Kur’an’a aykırı düşen hiçbir söylemin ve eylemin Hz. Peygamber’e ait olması söz konusu olamaz.
Hadisler, Kur’an gibi bizzat Allah tarafından koruma altına alınmadığına göre, hadislerin sıhhatleri konusunda başvurulacak tek merci Kur’an’dır. Kur’an tarafından onaylanan hadislerin Hz. Peygamber’e ait olabileceğine inanmak ve kabul etmek bir Müslüman için en akılcı bir yoldur.

İmam Azam Ebu Hanife’nin, Kur’an’a ters düşen hadislerle ilgili görüşü konuyu çok iyi bir şekilde özetlemektedir.
“Kur’an’a aykırı düşen bir hadisi rivayet eden birini reddetmem ya da yalanlamam, Resulullah’ı reddetmem ya da yalanlamam anlamına gelmez. O, ancak batıl bir haberi Resul’e isnat edene yapılmış bir reddir. İtham, Resul için değil, o haberi nakleden için geçerlidir. Resul’ün söylediği her sözün biz işitmiş ya da işitmemiş olalım başımız ve gözümüz üzerinde yeri vardır. Biz onlara inanır ve onun tarafından söylendiğine şahitlik ederiz. Yine şahitlik ederiz ki Resulullah, Allah’ın emirlerine ters düşen hiç bir şeyi emretmemiş, Allah’ın emirleri dışında bir hüküm düzüp koşmamış ve Kitap’ta yer almayan bidatler uydurmamıştır. O, zorlamayla hüküm çıkaranlardan da değildir” (6)

İslam düşmanları, Yahudi ve Hıristiyan kültürel değerlerine ait birçok unsuru, Hz. Peygamber’in hadisleri adı altında İslam kültürüne enjekte ederek, ahlakı Kur’an olan peygamber yerine, ahlakı sözde Tevrat ve İncil olan bir peygamber tasavvuru oluşturma uğraşı içerisinde olmuşlardır.

Bununla ilgili olarak Hıristiyanların, “Hz. Peygamber’in sünneti Kur’an’a değil, Tevrat’a dayanmaktadır” iddiaları büyük bir önem arz etmektedir.
“Kur’ân’da zina suçunun sadece dayak cezası olduğu halde, günümüzde şeriat hükümlerine göre yönetilen İslâm devletlerinde zina için Kur’ân’da bulunan dayak cezası değil mütevatir (herkesin bildiği) sünnete dayanılarak, Tevrat’ın recm cezası (taşlanarak öldürülme) uygulanmaktadır. Burada peygamberin sünneti, Kur’ân’a değil, Tevrat’a dayandırılmaktadır, uygulanmaktadır.”(7)
Bunun yanı sıra Müslümanlar, “siz Kur’an’ı anlayamazsınız” gibi söylemlerle Kur’an’dan uzaklaştırılarak, inanç hayatları İslam kültürüne aktarılan Yahudi ve Hıristiyan öğretileri doğrultusunda şekillendirilmeye çalışılmış ve büyük ölçüde başarılı olunmuştur. Bunun sonucunda Müslümanların büyük bir çoğunluğu farkında olmadan Yahudileşmiş/Hıristiyanlaşmış ve onlara hizmet eden ordular durumuna gelmişlerdir.

Bu gerçeği zaman zaman yaptıkları konuşmalarda açıkça dile getirmektedirler.
Rahip Samuel Zwemer bir konuşmasında şöyle demektedir:
“Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar, başka çareler deneyelim. İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, Hıristiyan adetlerini, Hıristiyan bayramlarını, Hıristiyan kültürünü, Hıristiyan ahlakını aşılayalım…”(8)

Peder Louis Massignon da bu konudaki görüşlerini şu şekilde ifade etmiştir:
“Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet’ten uzaklaştırdık. İslamiyet’i öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur’an-ı Kerim öğrenmeyi, suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu, tam olarak, hiçbir şeye inanmıyorlar…” (9)

Kur’an vahyin teorik, Peygamber’de vahyin pratik kaynağıdır. Bu nedenle, Kur’an ve Peygamber bir bütünün ayrılmaz unsurlarıdır. Hz. Peygamber’in hadisi ve sünneti, kısacası yaşam biçimi ve ahlakı Kur’an’dır. Kur’an’a aykırı düşen ve Kur’an’dan onay almayan hadis ve sünnet’in Hz. Peygamber’e aideti söz konusu olamaz.

Sonuç olarak; Hz. Peygamber,insanlığa Allah’ın Kitabına aykırı düşen hiçbir şey söylememiş ve emretmemiştir. Bilakis, Kur’an’a sımsıkı sarılmayı ve Kur’an’a uygun yaşamayı emretmiştir. Veda hutbesinde, Müslümanlara bıraktığı en değerli mirasını da şu sözleri ile açıklamıştır: “Ey mü’minler! Size bir emanet bırakıyorum ki siz ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. O emanet Allah’ın kitabı Kur’ân’dır.”(10)

Allah’ın selamı iman edenlerin üzerine olsun.

Oğuz Başgöze

——————————————————————————–
(1) Doç. Dr. Abdullah Aydemir, Tefsirde İsrailiyat / e-İsrailiyatı Rivayet Edenlerden Bazıları,
http://www.darulkitap.com/oku/…..srailiyat/

(2) Osman Keskioğlu, Kur’an’ı Kerim Bilgileri, İsrailiyat Tefsire Nasıl Karıştı?, http://ciftler.googlepages.com…..Bilgileri.

(3) Hz. İsa’nın Vefat, Ref’i ve Nüzulü Bağlamında M. Zahid Kevseri’nin İlgili Kur’an Ayetlerine Yaklaşımı, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 16 / 2007, s. 1-28.

(4) Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, İslam Nasıl Yozlaştırıldı, Yeni Boyut, İstanbul, 2001, s. 38.

(5) Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz, “İslâm İnancında Mehdî”, http://yusufsevkiyavuz.com/?p=92

(6) Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an’daki İslam, Yeni Boyut, İstanbul, 1998, s. 352; Mustafa İslamoğlu, Üç Muhammed, Denge Yayınları, İstanbul, 2003, s.171.

(7) Kutsal Kitabın Değişmezliği/ Hadis Kaynaklarındaki Görüşler, http://www.hristiyan.net

(8) İlk adım Dergisi, Mayıs 2004 sayısı. http://www.misyonerlik.com/

(9) İlk adım Dergisi Mayıs 2004 sayısı. http://www.misyonerlik.com/

(10) “Veda Hutbesi”, Hayrettin Karaman, İslam Hukuk Tarihi, İz Yayıncılık, İstanbul, 2001, s: 93.

Reklamlar

4 thoughts on “SÖZDE KİTAB-I MUKADDES, KÜTÜB-İ SİTTE VE KUR’AN

Add yours

  1. Çalışmanızdan dolayı teşekkür eder devamlarını dilerim. içinde yaşadıgımız toplumsal dini ahlaki siyasi ticari İNSANİ TAHRİBAT ve KOKUŞMANIN altında yatan gercekleri göremedigmiz anlayamadıgımız sürece….ŞEYTANİ DÜŞÜNCELERE GÖNÜLLÜ MÜRİTLİKTEN KURTULAMAYIZ. ALLAH ÜZERİMİZDEKİ ZİNCİRLERDEN KURTARMAK İSTERKEN.. MAALESEF DİN ADINA KÖLELEŞTİRİLMEK DURUMUNDA OLDUGUMUZU GÖREMİYORUZ aklımızı vahiyle buluşturup ALLAH a kul olma bilincini yakalamalıyız. TEŞEKKÜRLER

  2. Emeklerinizden ötürü Allah razı olsun.
    Çok yararlı ve açıklayıcı bir makale olmuş. yazılarınızın devamını dileriz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: