YAŞAM VE FARKINDALIK

Kişisel gelişim ve yönetsel süreçte başlangıç aşaması “farkındalık” durumudur. Farkındalık, bir yönüyle var olan bir problem, erişilmek istenen bir hedef, planlanan eylemin fayda ve zararı hususunda durum tespiti ve teşhistir.

Aslında insanın bilinç altı süreçleri, olup biten her şeyin farkındadır. Gördüğü, işittiği, hissettiği her şeyi, hem de en inanılmaz ayrıntılarına kadar inceler. Bazen durduk yerde canınızın sıkıldığını, ortada can sıkıntısı oluşturacak somut bir nedenin olmadığını görürsünüz. Aynı bütün alemde olduğu gibi vücudunuzda ve ruhunuzda olan hiçbir şey “sebepsiz” olmayacağı için, titiz bir inceleme, böylesi durumlarda bilinç altı süreçlerinin incelemesine “takılan” bir sorunu ortaya çıkaracaktır.

Olur ki, içinde bulunduğunuz ortamda üst bilincinizin farkında bile olmadığı bir obje, bir resim, bir renk kombinasyonu vardır da, bilinç altı süreçleri o nesneden bir çağrışım üreterek uyarı vermiştir.

Yahut, duyduğunuz bir ses, bir kelime, bir melodi, bir ses tonu, bir konuşma tarzı, çok zayıf bir çığlık yine çağrışım çarkını harekete geçirmiş ve korunması mutlak zorunlu olan öz benliği savunma dürtüsü uyarı işareti vermiştir. Sonuç olarak diyebiliriz ki, kişi aslında olup biten her şeyin farkındadır.

Bilinç altı süreçlerine ait bu farkındalık eşiğinin üst bilince taşınmamasının da elbette pek çok sebebi vardır. Sorun, üst bilinçte hangi şeyler için “farkındalık” eşiğinin yüksek tutulacağına kimin karar vereceğidir.

Algıda seçicilik, farkındalık açısından en temel belirleyicidir. Genetik faktörler, hangi seviyede olursa olsun travma yaratan tüm durumlar, temel ihtiyaçlar ve bunu belirleyen yoksunluk gibi faktörler, algıda neyin seçilip, neyin “arka” plana atılacağını tayin eder.

Peki, algıda neyin seçileceği ve hangi şeyler için farkındalık eşiğinin yüksek tutulacağı hususunda “bilinçli” tercihler yapmak mümkün müdür ?

Kanımca mümkündür. Çünkü, insanlar daima işe yarayan / işe yaradığını düşündükleri / işe yaradığına inandıkları ve kısa vadeli çıkarı belirgin şeyleri yapma / uygulama eğilimindedirler. Bir kişinin yapmakta devam ettiği herhangi bir hareket tarzı için muhakkak öngördüğü ve muhtemelen kısa vadeli olan bir “fayda” vardır. Şu halde, aynı “fayda” farkındalık için de kullanılabilir. Demek ki, farkındalık ve algıda secicilik için bilinçli tutumu tetikleyebilecek şey, neyin “faydalı” neyin “zararlı” olacağı hususunda “inanılmış bilgi”dir. İnanılmış bilgi kanaati doğurur.

Farkındalık olgusunun kişisel gelişim ve yönetsel karar alma süreçlerinde ne işe yarayacağı hususuna gelince…

Hepimiz günlük yaşamımızı “sözde” bir farkındalıkla sürdürürüz. Sabah uyandığımız andan itibaren ne yeyip içtiğimizin, kiminle ne görüştüğümüzün, neler yaptığımızın farkındayızdır.

Bu yazıda konu edindiğimiz farkındalık bu değildir. Bu yazının konusunu oluşturan farkındalık, yapıp ettiğimiz şeylerin “sebep-sonuç / fayda-zarar” süreç ve bilgisinin bilinçli olarak “düşünülmesi”dir. Bu düşünce, sonraki eylemlerimizi çıkan sonuca göre yönlendirebilirse “farkındalık” süreci işlemeye başlamış demektir.

Yaşamımız içerisinde bazı hususlarda zaten gerçek anlamda farkındalık durumunda olduğumuz doğrudur. Yazımız, böyle olmayan / önemsenmeyen hususlara dikkat çekmek için yazılmıştır.

Konunun somut bir örnekle daha iyi benimsenmesi bakımından şöyle bir misal verelim:

Hepimiz gün içerisinde terleriz. Terlemek, sıradan ve belki bazen veya kimimiz için sıklıkla sıkıntı veren / sıkıntı verdiği kabul edilen bir eylemdir. Terleme için ortalama kültüre sahip bir insanın “farkındalığı” aşağı yukarı bu kadardır.

Fakat bir de terleme ile ilgili bir belgesel seyredin. İnsan neden terler, terlemeye hangi organ ne şekilde ve ne sebeple karar verir, bu karar üzerine vücudun hangi bölgesi, hangi biyolojik süreçlerle ne gibi değişimlere uğrar, hücreler terleme fonksiyonuna ne şekilde katılır, ter nerede oluşur, ne şekilde vücut dışına çıkar, sonra neler olur, terde bulunan maddeler nelerdir, terleyememe yahut aşırı terlemenin sebepleri ve belirtisi olduğu rahatsızlıklar nelerdir gibi işin bir çok boyutunu içeren verilerle donandığınızda artık terlemeniz hususundaki farkındalık durumunuz değişecektir.

İnsanları harekete geçiren iki temel dürtü vardır. Birincisi; muhtemel ve yakın olduğuna inanılan “fayda” , ikincisi; muhtemel ve yakın olduğuna inanılan “zarar”. Yukarıdaki veriler, sizin algınızda / algıda seçiciliğinizde önem derecesine / sıralamasına göre “fayda” veya “zarar” ölçütlerini öncelikleyecek, buna öz benlikte inanıldığı taktirde, terlemenizin size verdiği mesaj algılarınızı uyaracaktır.

Siz eğer, bu bilgiden sonra “Ara sıra terlemek için saunaya gitmeliyim” veya “Çok terliyorum, bu bir karaciğer fonksiyon bozukluğu işareti olabilir, doktora gitmeliyim” derseniz, evet terleme hususunda bu yazının amacı ile örtüşen bir bilinç / farkındalık konumuna erişmişsinizdir.

Konumuz “Kişisel gelişim” ve “yönetsel süreçler” olduğuna göre, ilgilendiğimiz farkındalık muhtemelen iletişim ve eylem odaklı olacaktır.

Gün içerisinde “Ahmet” isminde bir arkadaşınızla tesadüfen / tevafuken karşılaştığınızı farz edelim. Ayak üstü bir sohbetin ardından ayrıldınız. Bir çok insan için bu, gün içerisinde rastlantısal olarak ortaya çıkmış, çok da önemli olmayan bir gelişmedir. Fakat hayatı yüksek farkındalık konumunda yaşamak isteyen bir kimse için hiç de öyle değildir.

Kendisini daima olumlu istikamette geliştirme / iş ve değer üretme gerekliliğinin “farkında” olan bir kimsenin, avam için alelade sayılan böylesi bir şey hususunda dahi aynı farkındalığı sürdürmesi beklenir.

Bu insan, tefekkür ettiğinde / düşündüğünde, Ahmet ile karşılaşmasının ne sebeple vuku bulduğunu, karşılaşmayı istemediği bir kimse idi ise, ne yapsa yahut ne yapmasa idi karşılaşmayacak olduğunu, Ahmet ile ayak üstü söyleşisinin kendisine kazandırdığı şeyleri, ondan öğrendiği yeni bilgileri ne istikamette kullanabileceğini, dileseydi amaçlarına uygun başka hangi bilgileri alabilecek olduğunu, ikisi arasındaki ilişkinin daha da kuvvetlenmesinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise bundan sonra neler yapılabileceği, kendisinin Ahmet için yapabileceği ve çok yük getirmeyen iyilikleri, görüşme esnasında ne yapsa yahut ne yapmasa idi görüşmenin daha verimli olabilecek olduğunu vs. vs. vs. ölçüp biçecektir.

İnsanların çoğu için alelade ve önemsiz görünen bu aktivite, kendini geliştirme ve bu suretle daha çok iş ve değer üretme azminde bulunan bir kimse için başlı başına bir inceleme konusudur. Bu kişi, muhtemelen yaptığı bu değerlendirmeleri “karar” haline getirecek, bir kısım kararlar alacak, bu kararlara uygun hareket tarzı planlayacak, bunları uygulayacak, uygulama sonucunu da aynı farkındalık ölçütleri ile analiz edip denetleyecek, sonra tekrar bir kısım kararlar alacak ve bu süreç böylece devam edip gidecektir.

Bu örnek, bilinç dışı bir durum üzerinden verildi. Bir de, bilinçli olarak yapıp ettiğimiz eylemlerimiz yönüyle ele alalım.

Bilgi çağında, anlık / kısa vadeli kararların alındığı, var olan bilgilerin sürate arttığı ve değiştiği / geliştiği, insan ilişkilerinin, iletişimin daha yoğun ve girift yaşandığı bir dönemdeyiz. Bu dönemin getirdiği, kendine özgün bazı hastalıklar var.

Bunları basit bir genelleme ile ve konumuz dahilinde şöyle sayabiliriz:

Kötü alışkanlıklar, iradesizlik, plansızlık, çabuk / acele karar verme, kararsızlık, stres, depresyon, yılgınlık vs…

“Diş fırçalamak” bir çok insan tarafından yararlı olduğuna inanıldığı “söylenen” bir eylemdir. Ve tesadüfen değil, bilinçli olarak icra edilir. Bu bilinç kimisinde sağlık nedenine, kimisinde estetik ihtiyaçlara, kimisinde ana-baba baskısı vs. nedenlere dayanabilir. Farkındalık olgusu özellikle bunu bir alışkanlık haline getirmeyi dileyen kimseler için çok fayda sunacaktır.

“Kişisel Gelişim” çabasının vazgeçilmez kuralı olan “öz denetim / tefekkür” eyleminde bu gün filan saatte dişinizi fırçaladığınızı anımsayıp, bunu neden yaptığınızı, sürecin sebep-sonuç ilişkisini, fayda-zarar analizini yaptığınızda bu eyleme ilişkin farkındalık eşiğiniz yükselecektir.

Örneği biraz detaylandırdığımızda;

“Bu gün öğlen yemeğinden sonra dişlerimi fırçalamakla;

1 – Ağız ve diş sağlığımı korudum.

2 – Diş hastalıklarının yol açabileceği ve vücudumun başka yerlerinde nüksedebilecek hastalıklara karşı önlem aldım.

3 – İleride takma diş sıkıntısı yaşamak ihtimalini azalttım. Diş tedavisi sebebiyle oluşabilecek stresi, maliyeti, vakit kaybını şimdiden engelledim.

4 – Dişerimin temizliği sebebiyle, yeni tanışacağım insanların hakkımda düşünecekleri ve kolay kolay değişmeyecek olan “ilk tanımlama / ön yargı” ölçütünü iyileştirdim.

5 – Arkadaşlarım ve iletişim halinde bulunduğum insanlar içerisinde ağız kokusu vs. gibi etrafa rahatsızlık verici hallerden kendimi ve kendi imal ettiğim imajımı korudum.

6 – Dişlerimi fırçalamak yönünde aldığım kararı uygulamakla öz saygımı, tutarlılığımı korudum ve “küçük ve basit işleri kararlılıkla uygulamak” yolu ile irademi kuvvetlendirdim.

7 – Kendi kendime verdiğim sözü tutmak, kendime karşı duyduğum sevgiyi arttırarak dolaylı olarak hayatla barışık olmama yardımcı oldu / olacak.

8 – Daima / eskilerden beri dişlerimi fırçalamamı isteyen annemi / babamı / öğretmenimi vs. önemsediğimi gösteren ve onların beğeni ile karşılayacağı, onlarla iletişimimi kuvvetlendiren, bana olan güvenlerini arttırıcı bir hareket sergilemiş oldum. Çünkü değer verdiğim insanların bana olan güvenlerinin artması, öz-saygımı, öz güvenimi arttıracak, yüksek seviyedeki öz güven hayatın diğer aşamalarında beni başarıya eriştirecektrir.

Sonuç olarak; bu eylem için harcadığım vakit ve mali değerler bu eylemden elde ettiğim fayda için çok cüzi kaldığından ürettiğim iş ve değer gayet verimli oldu. Allah, güzel düşünüp, güzel davrananları sever.”

Diyebilen kişi bunu ilk başlarda düzenli ve mümkünse yazılı olarak tatbik ettiğinde, bu çalışmayı yapmak için harcayacağı “zaman” [Yeni bir farkındalık çalışması], böyle bir alışkanlığı edinme yolunda harcanmaya değerdir. Bu farkındalık eşiği, bu alışkanlığı kazandıracaktır.

“Terleme” , “Bir arkadaşla tesadüfen karşılaşma” , “Diş fırçalama” gibi sözde basit ama farkındalık eşiği yüksek insanlar için önemli meseleleri örnek vererek, mesleğinizde, kariyerinizde önem arz eden / edecek hususları bunlarla kıyaslamanızı diledim.

Bilen ile bilmeyen arasındaki fark burada açığa çıkar. Bir örnek ki, yapıp eylediği yahut başına gelen bir işin ne faydasının ne zararının farkındadır. Diğeri, bunların bilincindedir. Hayatı, sebep- sonuç süreçleri ile fayda-zarar analizi altında ve “farkında” olarak yaşamaktadır.

Bu tutum, Kuran’da daima işaret edilen “formel düşünme” , “akletme” süreçlerinin hayata geçirilmesidir. Gerektir ki, hayır üretme, hayır işlerinde yarışma azmiyle tatbik edile…

Ali Aksoy , 23.08.2008

 

Reklamlar

One thought on “YAŞAM VE FARKINDALIK

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: