“Tanrı’nın Doğum Günü” Kutlu Olsun Mu?

Neyzen SEMAZEN

(Başlık, Sn. Burak Özdemir’e ait bir kitabın adıdır ve bu yazı Sn. Özdemir’e açık mektuptur. Yazar, roman formundaki kitabında İslam ve Kurân merkezli yeni iddialar ve açıklamalar ortaya koymuştur.)

Burak Bey, Merhaba!

Biz tanışıyoruz.. Sohbetimiz olmamıştı ama bir ortamda tanıştırılmıştık. Ancak, ben sizi –geçmişte- bir insan kaynakları sitesindeki haftalık köşe yazılarınızdan biliyorum. Yazılarınızı zevkle okuyordum. Arada, bir iki e-posta alışverişimiz de olmuştu.

Nice zaman sonra, aklıma düşürüldünüz.. Geçen zamanda, ne ile meşgul olduğunuzu merak etmiştim. Sorumun cevabı çok geçmeden elime tutuşturuldu…

Sorumdan haberdar olmayan kardeşim, bir arkadaşından aldığı bilgi notunu elime verdi. Not kâğıdının üzerinde adınız ve kitabınızın adı vardı.. “Tanrı’nın Doğum Günü”..

Notu okuduğum esnada isminiz çağrışım yapmadı ve size dair sorumu da unutmuştum. “Sonra bakarım” dedim ve kağıdı bir kenara koydum.

“Sonra” oldu ve bilgi notunu tekrar okudum ve internet sorgulamasını tamamlayınca, her şey yerli yerine oturdu ve siz hatırladım.. Sizin hakkınızda bilgi isteyen sorumu da…

Bugün 14 Mayıs ve kitabınızı okumaktayım. Elimde, kitabın 15. baskısı (v.1.0.2b) bulunuyor. 6. bölümü tamamladım. 137. sayfasına kadar okudum. Elbette, dikkatle ve itina ile…

Kitabı tamamladıktan sonra yapıcı tenkitlerde bulunmak; bunları sizinle ve herkesle paylaşmak niyetindeydim. Ancak, bunun zamana yayılabileceği ve bu işe istesem de yeterli zaman ayıramayacağım endişesiyle –elde fırsat varken- bir yazı kaleme almayı ve bunu açık bir mektup olarak takdim etmeyi uygun gördüm.

Bilemiyorum, bu açık mektubumun gönlümden geçen olumlu etkiyi doğurması ne kadar mümkündür? Sizin için ve kitabı okumuş ve okuyacak herkes için… ??

Tabii, şu sorulacaktır.. “Okuması tamamlanmayan bir kitabın eleştirisi ne kadar doğrudur?” Bu yüzden, tenkit yazımın yerindeliğine sözüm tamamlandığında karar verilmesini rica edeceğim.

Öncelikle, şunu belirtmeliyim.. Kitapta ele aldığınız temel ve detay konularda derinlemesine (alışıldık sınırlardan daha derin) analiz geliştirebilecek bir altyapıya sahibiz. Bunun yanında, sizi tanıdığımızı zannediyoruz; sizin samimiyetinize inanıyoruz ve sizi nitelikleri yüksek çok değerli bir insan olarak görüyoruz. İtirazımız ne kadar büyük olursa olsun, sizin hakkınızda böyle düşünüyoruz.

Bizim itirazımız, içinizden gelen ve size bir kitap yazdıran o kimliği meçhul sese.. Siz ona kitabınızdaki gibi DONA (Doğrudan O’na) demeyi tercih ediyorsanız; Dona’ya… Kim ise veya neyse ona! Belki de onlara?!

Sözü eğip bükmeden; doğrudan ona-size-herkese şöyle söyleyelim.. Bize göre, siz metafizik bir komplonun mağdurusunuz!

Vahim bir durum! Siz, her ne kadar büyük bir hediyenin size bahşedildiğini düşünseniz de….. Entrika o kadar büyük ve kamuflaj o kadar metafizik ki oyuna gelmemek mümkün değil!!!

Sizi, korumasız yakaladılar ve entrikanın “görülmemiş” olanını sizin iyi niyetinizi kullanarak sahneye koydular!! Dava adamı olabilecek bir mayanız vardı ve fakat İslam konusunda altyapınız (teorik-pratik) yoktu ve fakat metafiziğe ilginiz çoktu… Dahası, tam bir kalemşör idiniz…

Bu, herhalde İslam Dünyasında daha önce örneği az görülmüş; belki de -çapı ve zamanlaması dikkate alındığında- hiç görülmemiş bir komplo… Çünkü, İslam Dünyası peygamberlik, mehdilik, mesihlik iddialarına tanıklık etmiştir de, “Abraham-Esther Hicks, JZ Knight-Ramtha” benzeri bir fenomenle Kurân’ın sırlarının deşifre edildiğine herhalde ilk defa tanık olmaktadır?!

Maalesef, bu komplonun bir numaralı mağduru sizsiniz Burak Bey!

Sizi, bu mağduriyetten kurtaracak Kudret Eli’nin lutufkâr uzanışını göreceğiniz günlerin yakın olmasını niyaz ediyorum. İnşaALLAH, Dona’nın entrikası bu EL’in kudretiyle açığa çıksın ve oyun bozulsun!

Tabii, “bilenler” nazarında Dona “Kurân’da Reenkarnasyon” teziyle “tanrıcılık” oyununda otomatik olarak sınıfta kalmıştır.

Elbette, reenkarnasyon mevzu olduğunda bazı Kurân âyetlerinin buna yorumlanabileceği ihtimaline –bir ihtimal olarak- vurgu yapan ilahiyatçılarımız vardır. Onlar, akademisyenler olarak ihtimallerden bahsedebilirler… Ancak, Dona ve biz akademisyen olmadığımıza göre ihtimallerin değil; gerçeklerin tarafında yer alırız.. Akademisyenler ve biz (ben) ihtimal hesaplarında hata yapabiliriz; ancak Dona hata yapamaz! Aksi takdirde, Dona “Dona” olmaz ve “doğum gününü” kutlayamaz!

Bir “bilen” olarak bu meselede Dona’yı nakavt edecek bir çalışma yapmayı arzu ederdik; ancak bu başlıbaşına bir kitap kaleme almayı gerektireceği için bundan uzak durmaya ve sadece işaret edip geçmeye mecburuz.

Dolayısıyla, bir açık mektupta yer verilecek kadar sınırlı, minik bir örnekleme için Dona’nın ahkâm kestiği konulardan birini seçmeliyiz. Öyle ki, örnek meramımızı kâmilen olmasa da kısmen anlatmaya vesile olsun. Alınan numûne, tahlil yoluyla ürünün tamamı hakkında fikir vermeye müsait olsun…

Bunun için, s.117’de ve sonrasında geçen AURA=NURA konusunu seçtim.

Dona’ya göre “Aura” Kurân’da da tarif ediliyor..

Neden olmasın?! Buna itirazımız olamaz.

Ancak, Dona kendini -biz fâniler gibi- hata yapma lüksüne sahip görüyor ki, aurayı tarif eden âyetler olarak şu örneklemeyi yapıyor.. 1) Bakara/273 2) Hac/72 3) Muhammed/30

Burak Bey ve bu açık mektubu okuyan Değerli Dostlar!

Lütfen, ilgili âyetleri önce elinizdeki bir mealden inceleyin… Orada geçen “yüzlerinden tanırsın” ifadesinden hareketle Dona’nın -bunun aurayı tanımladığı- vurgusunu lütfen unutmayın.

Eğer okuduysanız; ilgili ifâdenin bir “yorum” olarak auraya işaret edebileceği ihtimalini herhalde çok görmezsiniz.

Evet, şimdi lütfen ilgili âyetlerin orijinaline bakınız ve “yüzlerinden tanırsın, tanırdın” cümleciğinin Arapça karşılığını bulun…

Bir şey fark edebildiniz mi?!

Fark edemeyenler için yardımcı olmak vazifemiz……..

Hâc/72 diğer iki örnek âyetten farklı! Bakara/273 ve Muhammed/30’dan farklı!

İki âyette, Dona tarafından aura olarak tanımlanan “Sima” kelimesi Hâc/72’de bulunmuyor. Onlardan farklı olarak bu Kurân adresinde “Vecih-Vücûh” kelimesi var…

Dolayısıyla, sormak gerekiyor!

Sima=Aura ise Vecih nedir? Yok eğer, Vecih=Aura ise Sima nedir??

Umarım, Dona’nın bu soruya cevabı Sima=Vecih=Aura şeklinde değildir!?? Çünkü, Kurân’ı kendisinin inzâl ettiğini düşünen ve iddia eden Dona, Semazen’in sözleri gibi misli getirilebilecek ve hiçbir üstünlüğü olmayan “sözler” ediyor demektir… Böyle olursa, Dona “kâinatın en deneyimli metin kodlayıcısı” nasıl olur???

Unutulmasın ki, Dona’ya göre “müteşâbih bir âyet yaratmak” için özel bir dil (Arapça) yaratmak gereklidir. (Sayfa:45) Bir dili (Arapça) yaratan ve Kurân kriptolarını en özel biçimde kodlayan, bizim yakaladığımızı atlamış olabilir mi? Tanrı (Dona, Gizemli Sesin Sahibi) böyle bir hata yapabilir mi?

Biz, kulların hatasız olamayacağını bilerek; Yaratan’tan ötürü yaradılanları hoş görebiliriz. Fakat, Dona’yı hoş görebilir miyiz??? Onu hatasıyla sevebilir miyiz??

Burak Bey! Dikkatinizi çekmiştir; hedefimde hep Dona var… Bu yüzden, Dona’nın Arapçası gibi Türkçesini de beğenmediğimi söylemeye mecburum..

Siz, “okur-yazar” olarak gâyet iyi biliyorsunuz; Dona –kolayca anlaşılsın diye- Aura’nın baştaki “a”sını kaldırıp yerine bir adet “n” koyuyor ve iyi bildiğimiz “nur” kavramıyla ses benzerliğine de işaret ederek “nura” kelimesini türetiyor. Böylece, “Aura=Nura” oluyor…

Şimdi, lütfen 118. sayfada yer alan şu cümlelere dikkat edelim ve burada yakaladığımız farklılıkların hata olup olmadığına, hata ise büyük olup olmadığına ve Dona’ya yakışıp yakışmadığına; yakışmıyorsa Dona’nın tanrılığına halel getirip getirmediğine karar verelim..

“Kişinin nurası, onun ruhsal elbisesidir.” (1)
“Cehennem, aurandaki karanlık negatif enerjidir.” (2)
“Nura, insanın canını acıtan negatif enerjinin kendisidir.” (3)

Şu halde, bu Türçe anlatım karşısında “Cehennem=Nura” sonucuna varılmıyor mu?? Aura=Nura değil miydi? Cehennem, auradaki karanlık negatif enerji değil miydi?

Evet, en başta söylediğim gibi sözü uzatma, çok sayıda örnek sunma, hakkında kitap yazılacak kadar derin konulara girme taraftarı değilim ve maalesef imkânlarım ancak bu kadarına izin veriyor.

Bir şeyleri anlatabilmiş olmayı temenni ediyorum. Burak Bey, size bu komplonun mağduriyetinden kurtuluş diliyorum. Bence siz, bu komplo vasıtasıyla bir mağduriyet yaşıyorsunuz ve fakat aynı zamanda Kurân ile tanıştınız! Bu tanışıklığın değeri konusunda Dona ile hemfikiriz. Ancak, Dona hakkında sizinle hemfikir değiliz!

Umarım, sizi bir “doğum günü partisi” düzenlemeye teşvik eden bu sıra dışı süreci -bir de- bu açıdan değerlendirirsiniz. Çünkü, Dona’nın hatalarını yukarıdaki örnekler kabilinden sıralamaya kalkışsam –tahmin ediyorum- “dona” kalırsınız!!

Tahlil etmeye çalıştığım numûnelerin siz ve bütün okuyucular için yeterli olmasını Cenabı Allah’dan niyaz ediyorum. Bu duaya, şimdilik “Âmin” demekte zorlanacağınızı biliyorum. Ancak, biz olmayacak duaya “âmin” talep etmiyoruz. Sizi, Dona’nın rızası için değil ama Allah rızası için seviyor, sayıyoruz.. Size bütün doğum günleriniz şimdiden kutlu olsun diyor ve ömrünüzün uzun olmasını diliyoruz da, Dona’ya bir doğum gününü bile çok görüyoruz..

Eğer, duamız kabul olur ve siz mağduru olduğunuz komplonun farkına varırsanız; ciddi bir depresyon yaşayacağınız muhakkaktır. Çünkü, bu yöndeki bir farkındalık beraberinde ağır bir üzüntüyü getirecektir. İşte, asıl o zaman dimdik durma zamanıdır! Maalesef, süreci ve neticeleri ile ağır bir imtihandan geçiyorsunuz. Cenâbı Allah, sizi ve okuyucularınızı Dona’nın şerrinden korusun! Âmin!

Son söz olarak, size meditasyonlardan uzak durmanızı önerebilir miyim? Bu öneri, şu anda sizin için anlamlı değilse; meditasyon öncesinde ve hatta sırasında iki âyeti kerimeyi içinizden ve Arapça olarak çokça okumanızı tavsiye edebilir miyim? MÜ’MİNÛN/97,98

En iyi dileklerimle,

Neyzen SEMAZEN

Not: Burak Bey, röportajınızda 20 küsur meali tek tek inceleyerek en doğru çevirileri kullanmaya çalıştığınızı ve doğru olanın da bu olduğunu söylüyorsunuz. İşte, bu konu için Dona’ya değil de size itiraz ediyorum. Aksi iddia ve ispat edilemeyecek bir kesinlik düzeyinde yanılıyorsunuz! Çevirileri birbiriyle mukayese ederek, kutsal metine en “muvafık” olanı aramanın ve arayıp da bulmanın yolu Kurân Arapçası’nı bilmekten geçer.. Aksini düşünmek ve iddia etmek –maalesef- dünyanın yuvarlak olmadığını söylemek kabilinden hatadır. Özür dilerim.

Neyzen SEMAZEN

Kaynak: Kuran Müslümanı

Reklamlar

9 thoughts on ““Tanrı’nın Doğum Günü” Kutlu Olsun Mu?

Add yours

  1. Ben kitabı okumadım ancak çevremde bu kitabı okuyan ve etkisinde kalan birkaç kişi var. Yaklaşık 1 yıl önce internetten bu kitabın yazarıyla yapılan bir söyleşiyi okumuştum ….
    Enteresan bir kişilik olduğunu düşünmüştüm…

  2. Ben bu kitabı okudum ve etkilenmemek elde değil. çünkü Neyzen Semazenin de söylediği gibi, yazarın bilinen ayetleri normalden farklı olarak yorumlaması ve ayetlere bambaşka açılardan bakabilmesi okurken ilgiyi fazlasıyla arttırıyor. Zannediyorum ki Burak Özdemir de aynı kaygıyı taşıdığından dolayı kitabın bir bölümünde, insanların yazdıklarına tepki verebileceklerini söylüyor. İslamın kolaylık dini olduğunu zaten bir çoğumuz biliyoruz ama kitap bu durumu fazlasıyla light hale getiriyor ve insan ister istemez bir şeyleri sorgulamaya başlıyor. Bu durum, kitabın nefsimize duymak istediği şeyleri söylemesinden de kaynaklanıyor olabilir. Şahsen ben yaşadığım islamı bir kez daha sorguladım. Eğer kitabın amacı bu ise gerçekten başarılı oluyor.

  3. Öncelikle başta Neyzen SEMAZEN isimli arkadaşımız olmak üzere güzel yorumlarını okurlarla paylaştıkları için arkadaşlara teşekkür ediyorum… Ben şahsen kitabı 7. bölüme kadar okudum…Açıkçası devamını okumak istemedim… Çünkü Kuran’ı tam olarak bilmeyen, okumamış, ayet ve sureler hakkında yeterince fikir sahibi olmayan okursever arkadaşlarımızın bu kitabı okumalarının yararlı olamayacağını kanaatindeyim. Nihayetinde kitap içerisin de yeteri düzeyde fikir sahibi olmadıkları bir konuda derin ve etkili açıklamalar belirtilmiştir. Bu sebeple ifade edilen açıklamalar doğrultusunda içerik süreciyle pararlel olarak yoğun bir şekilde bilinçsel etkilenme söz konusu olabilir…Öyle ki kitabı okumaya başladığınız zaman ilk bir kaç bölümden sonra içerik etkisi sebebiyle otomatikmen Allah(c.c.) hakkında zihnen fikirler oluşmaya başlıyor… Önce kendimizi sonrasında yüce Varlığın mevcut muazzam sistemini eleştirmeye başlıyoruz…Ve bu etki o kadar tesirli oluyorki değerli yazarımızın bizlere sunduğu içerik bakımından noksan kısımları farketmiyoruz… bu arada kitabın devamını okumayı düşünmüyorum… Okumayı düşünen arkadaşlarada mevzu bahis kitap hakkında yorumları takip etmelerini öneririm…

  4. DİN, EHLİ OLMAYANLARIN ELİNE GEÇTİĞİNDE ÖYLESİNE KORKUNÇ BİR SİLAH HALİNE GELİRKİ EN BÜYÜK CİNAYETLER ONUN ADINA İŞLENİR EN BÜYÜK YALANLAR ONUN ADINA SÖYLENİR EN BÜYÜK YAĞMA VE TECAVÜZLER ONUN ADINA YAPILIR..ARTIK DİN ALLAH ADINA VE FAKAT ALLAHA KARŞI BİR FENOMEN HALİNE GELİRKİ BU DURUMUN ÇÖZÜMÜ HAKKINDAKİ TAKDİRİ İLAHİ BELLİDİR…MEVCUT İNSAN NESLİNİN FESH EDİLMESİ…EY NAS BOŞUNA BANA KIZMAYİN BU BÖYLEDİR..ALLAH İHANETİ ASLA CEZASIZ BIRAKMAZ…

  5. Sayın İlyadi… Ne kadar doğru bir noktaya temas etmişsiniz. Takdir ettim… Yukarıda adını andığınız tüm o vahşeti yaklaşık 1000 yıldır yaşıyoruz.Zaten size o cümleleri kurduran da bu deneyim. Ehil ellerde olmayan Kur’an-ın bugüne kadar İnsanlığı ve İslamı getirdiği nokta ortada…
    Neyse ki buRAK ın Kitabı ve Mukaddes Kur’an arık ehil ellerde merak etmeyin…
    BİZ LEVH-İ MAHFUZ OKURLARI…
    EMANETİ ALMAYA GELDİK.
    ALMADAN DA GİTMEYİZ.

    Sevgiyle.

  6. adı geçen kitabı okudum ayrıca kuran meallerini de yıllardır okurum
    Bana çok ilginç geldi ”tanrının doğum günü”kitabı ve tanıdığım bütün arkadaşlarıma tavsiye ettim.
    Yukarıdaki eleştirileri yazanlar ve sn.semazen neden bu kadar rahatsız olduğunuzu anlayamadım.Kitapları takip eden insanlar olduğumuzu varsayarak,piyasadaki kitaplara bir daha göz atmalısınız ve de özellikle din anlatan/öğreten kitapları bence burak özdemir in kitabı onların yanında çok tehlikesiz kalmakta.
    size ufak bir tavsiye ”Allah ın dinini kendisinden başkası koruyamaz ve korunmasına da gerek yok”
    selamlarımla..

  7. Ben o kitabı defelarca okudum ve bende yaptığı etkileri anlatayım…
    1. Artık islamı çok seviyorum.
    2. Yalan bu hayatta çok sık başvurduğum bir şeydi hiç yalan söylemiyorum demiyorum ama çok az söylüyorum söylediklerimden ise bin pişmanlık duyuyorum.
    3. Öyle vara yoğa yemin edemiyorum, yemin ettiğimde ise yerine getiriyorum. Yemin ettim ve sigarayı bıraktım mesela.
    4. Çok daha duyarlı biri oldum, her şeyin ardındaki sebebi görmeye çalışıyorum, dolayısı ile tepkilerim çok yumuşadı.
    5. 100 lerce kitap okudum ABARTMIYORUM ve hiç biri beni bu kitap kadar kendimi anlamaya itmemiştir.
    6. Kuran elimden düşmez oldu bu sayede.
    7.Her adımımı Allah’a danışır oldum, onunla konuşur oldum.
    8.Kendimi anlamaya ve sevmeye başladım.
    9. Islamın hiçte öyle 5 vakit namaz 1 ay oruç iki zekatla geçiştirilemeyecek kadar muhteşem bir din olduğunu anladım…

  8. Öncelikle sunu soylemeliyim ki Levhi mahfuz çok ustaca ve cok zekice yazılmıs bir kitap.Okurken duvarlarını yıkarak okuman gerekiyor.Yaptığı seyin dogru veya yanlıs oldugunu bilemem.Kitabı okuduktan sonra hayatımı ona gorede duzenlemedim.Kitabı okumadan once neye inanıyorsam hala ona inanıyorum.Ama sunu soylemeden gecemicem boyle Kuranı derinlemesine arastıran insanların oldugunu gormek sevindirici.Dedigim gibi inanılmaz zekice ve muthis bir kurguyla yazılmıs kitap.Ben cok begendim acıkcası.Rabbim hepimizi dogru yola iletsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: