Kuran’ı Anlamak

Konu Kuran olunca biz de “mesel” üzerinden yürüyelim. Bir an için “kim beşyüz milyar ister” yarışmasında yarışmacı koltuğunda oturduğunuzu hayal edin.

Hiç alışık olmadığınız makyajlar yapılmış, tanıdığınız, tanımadığınız insanların bakışları altında başlamışsınız yarışmaya…

Bütün soruları gâh öyle, gâh böyle geçmişsiniz. Sıra son soruya, en büyük ödüle gelmiş. Hiç joker de kullanmamışsınız üstelik.

İzleyenlerin tebrik ve hayranlık dolu bakışları yüzünüzü ışıldatıyor. Kolay mı, kimseciklerin kolay kolay gelemeyeceği bir noktaya gelmişsiniz.

Sakallı amca sorar: Evet, hazır mısınız ?

Seyircilere, içlerindeki yakınlarınıza bir göz gezdirir ve “Hazırım” dersiniz.

Kalbiniz duracak gibidir. İzleyenler kıpır kıpır. Rayting tavan yapmış. “Bütün Türkiye” sizi izliyor. Haber olacaksınız yarın.

Müziğin tonu değişmiş, belki heyecanı arttırmak amacıyla bir de reklam arası girmiştir. Öyle ya en zor soru geliyor…

Sakallı amca, önündeki ekrana bakar ve hafif alaylı bir bakışla usul usul sormaya başlar:

Kalp atışlarınız neredeyse yaka mikrofonundan duyulacaktır.

Evet… Sıra, büyük ödülün sorusunda…

“Beş kere beş kaç eder ?”

Şok ! Hem ne şok !

İçinizden bir ses atılır önce;

– Ha ha ha… Beni aptal mı zannettiniz öyle hemen atlayayım cevaba… İyi düşün koçum tuzak soru bu…

– (Bir başka ses) Allah Allah, yahu beş kere beş 25 yapar ama bi tuhaflık var bu işte…

– Dur, dur, acele etme. Düşün, okul yıllarını hatırla, beş kere 5, 5 kere beş, 5 kere 5… Yirmibeşin karekökü beş de, o beş, bu beş mi ?

– Allah’ım ! Bu soruyu bilemezsem rezilliği seyret artık.

Sakallı amca ilişir: Neler düşünüyorsunuz ? Nasıl buldunuz soruyu ?

– Tuhaf… Yani ne bileyim. Çok heyecanlıyım.

Spot ışıkları sağdan sağdan, soldan soldan bi tuhaf gelmeye başlamış, ter basmıştır.

Bütün seyirciler nefessiz izliyorlar sizi. Ne cevap verecek ?

Hiç katılmamış olmayı da yeğlersiniz bu arada… Elinizin titremesi reklam olmuştur bütün Türkiye’ye…

Bir tarafta 500 milyar, hayatınız kurtulacak… Öbür tarafta ilk okul çocuklarına kadar madara olmak korkusu, alnınızın bir tarafını ayrı, öbür tarafını apayrı terletmiştir.

– Bi iş var bu işte… Sakin ol, sakin ol… Tuzağa düşme… Beş kere beş, beş kere beş… “kere” çarpma demek. Toplama olsa “artı”, çıkarma olsa “eksi” derdi. Of… Derdi de, bu kadar kolay soru soracak değiller ya… Sakın acele etme, henüz süren var.

Sakallı amca bozar sessizliği: “Daha joker haklarınız var. Seyirciye sorabilirsiniz, bir arkadaşınıza sorabilirsiniz.”

Bir de sinir sinir gülmez mi ?

– Yahu arkadaş, seyirciye sorsam komik olacak. Ne yapsam? Ne yapsam ?

– Dur ! Bir fikir geldi aklıma. Telefon joker hakkımı kullanayım. Boşa gitmesin. Hem de arkadaşımı onure etmiş olurum. Falan… Oldu bu iş…

Sakallı amca, çek uzatır size…

– Yok… Ben, telefon joker hakkımı kullanmak istiyorum. Bu benim hakkım. Arkadaşım, matematikçi. Biraz komik olacak ama, onu da onure edeyim dediydim hem.

Sakallı amca, pek memnun olur bu işten. Zaten onun derdi rayting.

– Evet, yarışmacımız telefon joker hakkını kullanıyor.

– Alo… Alo…

– Merhaba, soruyu yarışmacıdan dinleyin.

– Ahmet abi ! Beş kere beş kaç eder ?

– (Telefondaki ) Ha, ha, ha.. Tabiki onbeş…

Der ve kapatır. İç sesiniz çıldırmıştır artık.

– Allah, Allah, onbeş dedi yahu. Ne onbeşi, yirmibeş eder.

-Benim göremediğim bir şey var, iyice salaklaştım ben. Rezil olacam millete.

İşin aslında, seyirciler yani millet de salaklaşmıştır. Adam o kadar net konuşmuştur ki, dumur olmuşlardır.

Toplum / Sürü psikolojisi tavan yapmış, sizi de çepçevre kuşatmıştır artık.

Sakallı yine sorar: Arkadaşınızı duydunuz…

– Ah… Ah.. sormaz olaydım. Eğer şimdi bilemezsem iyice rezil olurum.

– Seyirci jokerini mi kullansam acaba… Soğuk kanlı gözükmeliyim.

Sakallı amca soruyu tekrar eder. “Evet, beş kere beş kaç eder”

– Allah’ım !. İşitiyorum, sağır değilim. Sakin ol, sakin ol. Beş kere beş, beş kere beş…

– Offf…

– Seyirciye sormak istiyorum. Onlar beni yarışma boyunca desteklediler. (Amma da sevecenim bu gün)

Sakallı amcanın bakışları tuhaflaşmıştır: – Evet, yarışmacımız seyirci joker hakkını kullanmak istiyor.

Seyircinin yanıtı ekranda:

% 60 —- 15

% 5 —-5

% 5 — 25

% 30 —- Cevap yok.

Sakallı amca sorar: Evet, sonuçlar ekranda ne diyorsunuz ?

İç sesiniz faaliyette…

– Allah Allah, ya ben kafayı sıyırdım, ya millet topyekün kafayı sıyırdı. Nasıl 15 ya… Beş kere beş 25 eder. Gerçi yirmibeş diyenler de var. Ama bu kadar insan ???Şimdi 25 diyecem bir de yanlış çıkarsa bu kadar kişiye rağmen… Ben de 15 desem en azından tek başıma yanılmamış olurum. Yeter be, yeterse yeter…

– Cevap veriyorum. Onbeş… Oh be…

Alkışlar…


Peki doğru cevap nedir ?

Cevabı ahirette…

Önce kolay olan Kuran zorlaştırıldı, sonra bu zor Kuran’ı anlatacak uzmanlar icad edildi.

Kuran’ı, anlaşılamayacak / yahut zor anlaşılacak bir kitap olarak belleyip, şartlanarak okuyanlar, Kuran’ı ancak ahirette anlayabilecekler.

Uzmanlar da… İnsanların çoğu da…

Şeytan mı?

O, Rayting yapıyor…

Ali Aksoy, 25.03.2008

 

Reklamlar

One thought on “Kuran’ı Anlamak

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: