Eğlencenin İslâm’daki yeri

SORU: Bir TV programında sunucu, dini konuları anlatırken Hz. Muhammed’in peygamberlik sıfatı almadan önce iki kez düğüne gitmek istediğini fakat Allah tarafından yolda giderken uykusunun geldiğini ve düğüne gidemediğini anlattı. Bundan dolayı da düğünün haram olduğunu dile getirmeye çalıştı. Yani düğün yapmak ve eğlenmek haram mı? Bu sunucu peygamberimizin düğüne gitmediğini nereden öğrenmiş olabilir?

CEVAP: Hz. Muhammed’in peygamberlikten önce yaşadığı rivayet edilen bir olay ne vahye dayanır, ne de dini bir nitelik taşır. Çünkü o zaman kendisi peygamber değildir. Yaptıklarının bağlayıcılığı yoktur. Zaten Şûrâ Suresi’nde Hz. Muhammed’in, kendisine vahiy gelmeden önce kitabı ve imanı bilmediği vurgulandığı gibi Duhâ Suresi’nin 7’nci ayetinde de Allah’ın, Hz. Muhammed’i şaşkın vaziyetteyken doğru yola ilettiği vurgulanmaktadır: “Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?”

Rivayetçilerin yorumu

Kaldı ki Hz. Peygamber’in, İslâm’dan önceki hayatı hakkındaki rivayetlerin birçoğunun kesinliği de yoktur. Anlatılanın doğru olup olmadığı belli olmadığı gibi doğru olsa bile bu olayda haram hükmü bildirecek bir kanıt da yoktur. Çünkü düğüne çağrılan Hz. Muhammed’in, o sırada uyku bastırmasıyla düğüne gidememesi, O’nun yorgunluğunu belirtir. Bu suretle Peygamber’in oyun ve eğlenceye gitmesine engel olunduğu şeklindeki yorum, Hz. Muhammed’in kendi ifadesi değil, rivayetçilerin yorumudur. Bu rivayetten düğünün haram olduğu hükmünü çıkarmak, dinin prensipleriyle bağdaşmaz. Çünkü din vahiyle saptanır.

Vahiy de ancak Hz. Muhammed’in 40 yaşına bastığı sıralarda başlamış. İşte o zaman Hz. Muhammed peygamber olarak görevlendirilmiştir ve dini nitelikteki emirleri de o zamandan itibaren bağlayıcılık kazanmıştır. Düğün ve eğlencenin İslâm’daki yerine gelince, sanat olarak müzik ve meşru eğlence mubahtır. Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettikleri zaman kadınlar, evlerin bacalarında tef çalıp şarkı söyleyerek kendisini karşılamışlardı. Peygamber’in mescidinin yanında kılıç kalkan oyunu oynayan taşralı insanları, Hz. Ayşe usanıncaya dek seyretmiş, Peygamber de ona refakat buyurmuştur.

Erneb el-Medeniyye isimli kadın, Peygamber döneminde şarkıcılardan biriydi. Hz. Ayşe, yakınlarından birini Kuba’ya gelin edince Peygamber Aleyhisselam ona, “Gelini gönderdin mi?” diye sormuş. Ayşe, gönderdiklerini söyleyince Peygamber, “Ensarlılar şarkıyı severler. Gelinle beraber şarkıcı bir kadın da gönderdin mi?” demiş. Ayşe, göndermediğini söyleyince Peygamber, “Hemen Erneb’i gönder” buyurmuştur (el-İsâbe: 4/226, A’lâm: 1/27).

Bayram günlerinde Mina’da bulunan Peygamber’in çadırında kızlar şarkı söylemişler, bunu uygun görmeyen Ebubekir onları men etmeye kalkınca Peygamber, “Herkesin bir bayramı var. Bu da bizim bayramımızdır. Bırak eğlensinler” (Buhârî, Menâkıbu’l-En-sâr: 46; Müslim, İdeyn: 16) demiştir. Düğün, sevinilecek bir olaydır. Onu bir matem havasına büründürmek doğru değildir. Hayat hep sıkıcı, ciddi geçerse insan bunalır. Ruhun müziğe ihtiyacı vardır.

Evliliği ilan, toplumda evliliğe teşvik olduğundan lüzumlu görülmüş, bu sevinç gününün küçük de olsa bir ziyafetle kutlanmasını Peygamberimiz emretmiş: “Bir koyun da kesip düğün yemeği ver” buyurmuştur. Bir hadiste de “Nikâh ile zina arasındaki fark, tef çalmaktır” buyurulmuştur. Çünkü tef çalmak, yasal evlenmeyi duyurmak anlamına gelir. Evlilik açıklığı, ilanı gerektirir. Düğünde eğlenmek helaldir. Alkollü içki içmek, edep dışı şeyler söylemek, insanları günaha kışkırtan müzik ve benzeri şeyler haramdır. Sanat eserleri dinlemek ve halkın kültüründen kaynaklanan şarkı ve türküleri söylemek ve meşru ölçüler içinde eğlenmek mubahtır.

Peygamberimiz şarkı türkü dinlemiş, tef çalıp şarkı söyleyenleri sevdiğini belirtmiştir. Sefere çıktıklarında develeri coşturmak için beraberinde türkücü götürürlerdi. Kuşlar bile Hz. Davud’un müzikle okuduğu tesbihe katılmışlardır. İmam-ı Gazali, İhya adlı eserinde dağların, taşların, kuşların, develerin etkilendiği müziği haram sayanların, develerden de kaba, duyarsız kimseler olduğunu belirtmektedir. Siz namazınızı muntazam kılınız, müzik sanatınızı da icra ediniz. Ancak içki içmeyiniz, Kurân’ın yasakladığı şeyleri yapmayınız. Asla bedîi zevke hitap eden güzel sanatlar haram değildir. Kimse kendi kendine haramlar koyup güzel dinimizi daraltamaz.

Süleyman Ateş

Reklamlar

3 thoughts on “Eğlencenin İslâm’daki yeri

Add yours

  1. Peygamberimiz şarkı türkü dinlemiş, tef çalıp şarkı söyleyenleri sevdiğini belirtmiştir. Sefere çıktıklarında develeri coşturmak için beraberinde türkücü götürürlerdi. Kuşlar bile Hz. Davud’un müzikle okuduğu tesbihe katılmışlardır. İmam-ı Gazali, İhya adlı eserinde dağların, taşların, kuşların, develerin etkilendiği müziği haram sayanların, develerden de kaba, duyarsız kimseler olduğunu belirtmektedir. Siz namazınızı muntazam kılınız, müzik sanatınızı da icra ediniz. Ancak içki içmeyiniz, Kurân’ın yasakladığı şeyleri yapmayınız. Asla bedîi zevke hitap eden güzel sanatlar haram değildir. Kimse kendi kendine haramlar koyup güzel dinimizi daraltamaz.

    Ağzına sağlık, Sayın Süleyman Ateş Hocam…

  2. Guzel yaziniz icin tesekkurler

    Hz Muhammed (S.A.V.) hayranligim ve sevgim daha da cogaldi, onu cok cok cok ozluyorum, o gercekten mukemmel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: