Sınırlar ve ülkeler

Bir ülke, bir Türkiye düşünün, devlet olmanın gereklerinin tümünü yerine getirmiş. Açı doyurmuş, çıplağı giydirmiş. Vatandaşları, hiç bir zorlama ve baskı altında kalmadan, tamamen gönülden hissederek, Allah bu devlete zeval vermesin diyor.

Bu öyle bir devlet ki, halkının hem dünyevi hem uhrevi mutluluğu için çalışmış. Eğitmiş, eğitmek için araştırmış… Öğretmiş, denetlemiş. İyiliği emretmiş, kötülükten men etmiş.

İnsana ve aklına değer vermiş. Ehiller yetiştirmiş te iş ehline teslim etmiş. Kimsecikleri kayırmamış. İnsanın ırkına kökenine değil de yapıp ürettiklerine, pozitif hayata katkılarına önem vermiş. Türkçe veya Kürtçe, şu dilde bu dilde konuşmaya değil de, doğruyu ve güzeli söylemeye önem vermiş.

Adalet üzerinde tir tir titremiş. Demiş ki, Allah varlığını birliğini dahi adalet üzere açıklamış, kim adaletten yüz çevirirse asla iflah olmaz.

Dinde zorlamaya gitmemiş. Var olan bütün putları / tabuları yıkmış. Kendisi de yeni yeni putlar, tabular icad edip dayatmamış.

Bir problemle karşılaştığında önce kendisini sorguya çekmiş. Ve demiş ki,[private] başımıza gelen her musibet kendi ellerimizin üretip kazandıkları yüzündendir. Biz, neyi yanlış yaptık ki, böyle bir iş başımıza geldi.

Kindar olmamış. Kin gütmemiş. Söyleyenin kimliğine, uyruğuna bakmamış. Ne söylediğine bakmış. Doğru mu söylüyor, yanlış mı ? Kendi aleyhinde olmuş, olmamış değer vermemiş. Demiş ki, Allah adalet yapanları sever. Yılmamış, hiç bir şeyden korkmamış. Demiş ki; eğer inanmış bir kavim isek çok üstünüzdür.

Dostluğu da, düşmanlığı da Allah için… Hiç bir kınayanın kınamasından çekinmemiş. Yahu bütün dünya ne der dememiş, Allah bize nasıl muamaele eder demiş.

Tüm dünya ülkeleri içerisinde, suçluları ihya etmek için çalışmak kaydıyla suçları en çok örtüp bağışlayan, ama azgınlara da göz açtırmayan o olmuş.

Allah neyi araştırın dediyse bunu devlet işi kabul etmiş. Kaynak ayırmış.

Dışarıda söylediği ile ülke içinde söylediği hiç şaşmamış. Özünde sözünde doğruluğu prensip edinmiş.

Ahitlerine sadakat göstermiş. Bölünmekten, yıkılmaktan değil, Allah’tan korkmuş. Demiş ki, Allah zalimler güruhuna asla hidayet etmez.

Hiç bir beladan korkmamış. En buhranlı günlerinde, Allah ne güzel vekildir, O’nun yazdığından başkası başımıza gelecek değil. Biz ancak Allah’a dayanıp güvendik demiş…

Öyle bir ülke ki, topraklarında Allah en büyük adı ile anılmış. Demişler ki, bizler insanlık için en hayırlı bir topluluğuz.

Şimdi böyle bir Türkiye’nin, Türk – Kürt diye bir sorunu olur mu ?

Böyle bir ülkenin terör diye bir sorunu olur mu?

Böyle bir ülke kıyısında kurulmakta olan herhangi bir devletten çekinir mi ?

Böyle bir ülkenin “sınır” diye bir derdi olur mu?

Böyle bir ülkenin sınırları neresidir ?

Beni bu yazıyı yazmaya iten en temel ayet şudur:

“Ey iman edenler ! Siz ilkin kendinizi düzeltmeye bakın. Kendiniz doğru yolu buldunuz mu sapanlar size zarar veremez.”

Allah daha ne desin ?

Bundan daha önemli olan ise, bizlerin bunları birer tatlı hayal olarak görmemizdir.

Kim bunu hayal olarak görürse, Allah’ın rahmetinden kesin olarak ümit kesmiştir.

Allah’ın kendisine / müminlere yardım edeceği hususunda kesin olarak ümitsizlik içerisindedir.

Peki sizler ne düşünüyorsunuz ? Bunlar pembe hayaller midir ?

Böyle bir devlet kurma hedefi sadece peygamberlere özgü müdür ?

Eğer bu işi inanmış insanlar yapmayacak ise, gökten inecek melekler mi yapacak ?

Ali Aksoy, 13.11.2007

[/private]

Reklamlar

9 thoughts on “Sınırlar ve ülkeler

Add yours

  1. Sayın Ali Aksoy merhaba,

    Yazınızı tüylerim ürpererek okudum ve dedim ki aklın yolu birdir….

    ”Eğer bu işi inanmış insanlar yapmayacak ise, gökten inecek melekler mi yapacak ?”

    Sorunuza cevap : Bu işi kesinlikle inanmış insanlar yapacaktır…

    Allah her zaman aklı selim insanların yanındadır ve onların amaçları ne ise o yönde tüm varlıkları harekete geçirir ve yeryüzüde bu yolda başlar düzene girmeye…

    O sebeple, güzel Vatanımızın üzerinde oynanmak istenen oyunlar yüzyıllardır bellidir ve bunlar oyunlar olmaktan ileriye gidememiştir….Zaman zaman gündem oluşturmak ve insanların akıllarını karıştırmak amaçlı olarak ortalara atılmıştır..

    Jeopolitik durumumuz sebebi ile son derece kritik bir ülke olan Vatanımın bu kadar oyunla, kargaşalarla ne yıkılacak bir kalesi ne de çekinecek bir durumu vardır…

    Kim haksızlığa uğramışsa, gözünü Anadolu topraklarında açmıştır…Bu toprakların bereketi ve insanının gücü tüm dünyaya bedeldir…
    Bunu da herkesler bilir…

    Yüce Yaradan’ın bizim insanımıza verdiği iman gücü apayrı bir mertebededir…

    O sebeple Askere giden Mehmetler,gözünü kırpmadan nöbet tutacağını da bilerek gerekirse Şehitlik mertebesine ereceğini de bilerek vakti geldiğinde koşa koşa bu yüce görevi yerine getirmek isterler…

    Gerekirse biz Türk kadınları da her konuda olduğu gibi askerlik konusunda da erkeklerimizle vatanımız için çarpışırız…
    Bundan kimselerin kuşkusu olmasın…
    Zaten yoktur da… Kurtuluş Savaşımız’da bunun harika örnekleri vardır…
    Bir Fatma Bacı vardır…
    Yaptıklarını ancak Yüce Yaradan’a sığınıp iman gücünü de ondan alarak yola çıkanlar ancak bilip anlayabilirler…

    Eğitim mevzusununda bu pembe olmayan hayalleri kurarken bize çok yardımcı olacağı kanaatindeyim… Şöyleki..
    Kız olsun erkek olsun hiç ayırt etmeden onları en güzel bir şekilde hem manevi olarak Allah sevgisi ve insan sevgisiyle yetiştirerek, dinini Kuran’ını bilerek hem de en iyi eğitim imkanlarıyla okutarak vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirmektir…

    Bu toprakların herkarışı şehit kanlarıyla sulanmıştır…
    Gazilerimizi de asla unutmayarak onlara da saygımızın sonsuzluğunu belirtmek isterim…

    ”Peki sizler ne düşünüyorsunuz ? Bunlar pembe hayaller midir ?”
    Düşüncelerimi kısa bir şekilde anlatmaya çalıştım…
    Benim için hiçbiri ”Pembe hayaller” değildir…

    Allah olmayacak hiçbirşeyi de hayal etmemize müsade etmemektedir…

    Böyle bir konuyu da dile getirdiğiniz için Sayın Aksoy size teşekkür ederim…

    Selam ve saygılarımla,

  2. Selam Asude hanım,

    Allah diyor ki;

    “Müminlere yardım etmekse üstümüzde bir borçtur”

    ve diyor ki,

    “Allah vaadinden caymaz”

    İşte bu nedenle O’ndan ümit kesmeyeceğimiz gibi, boş boş oturup beklemeyeceğiz de.

    Her kişi, kendi etrafında, yaşam alanında böyle bir amaca hizmet edecek çalışmalar üretmelidir.

    Ne zaman ki, küçük küçük çaba ve girişimlerin birleştirilmesi / cem edilmesi günü gelir, işte o zaman da tam bir gayret ile / tüm imkan ve gücümüzle bu hedefe yürünecektir.

    Her kişi, önce kendi çevresinde bu amacı gerçekleştirebileceğini Rabbi’ne kanıtlayacak ki, O’nun yardımını umsun.

    Bak Allah ne diyor,

    “Hani Rabb’i, İbrahim’i bazı kelimelerle imtihana çekmiş, o da onların hakkını vermişti de Rab şöyle demişti: “Seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim, “soyumdan birilerini de” deyince Allah: “Benim ahdime zalimler eremezler.” buyurdu.” (Bakara,124)

    Demek ki, bu iş yani Allah’ın yardımı bedava, öyle oturduğun yerde olmuyor. Tarikatçıların iddia ettiği gibi, öyle falancanın filancanın duası ile de olmuyor. Hayat içinde sınanmakla, yardımı hak edecek çalışmayı sergileyince oluyor.

    Düşüncelerimizde hemfikir oluşumuzdan memnuniyet içerisindeyim.

    Muhabbetlerimle…

  3. Geri bildirim: Sınırlar ve ülkeler
  4. Merhabalar,

    Sayın Ali Bey,

    Elbetteki sizle aynı görüşte olmaktan ben de çok memnun ve mutluyum…

    Ele almış olduğunuz konuyla alakalı olarak söylemek istediklerim aslında o kadar çok tuki ancak bu kadarlada olsa fikirlerin yönü belli olmuştur diye düşünerek yorumumu eklemek istemiştim…

    Eklemiş olduğunuz linklerin içinde de aynı yazınızı görmek beni daha da mutlu etti…
    Çünkü ne kadar çok kişiye ulaşılırsa, o kadar faydalı olacaktır kanaatindeyim…

    “Hani Rabb’i, İbrahim’i bazı kelimelerle imtihana çekmiş, o da onların hakkını vermişti de Rab şöyle demişti: “Seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim, “soyumdan birilerini de” deyince Allah: “Benim ahdime zalimler eremezler.” buyurdu.” (Bakara,124)

    Yukarıda örnek olarak vermiş olduğunuz Ayeti herkesin defalarca okumasını ve silkelenip kendine gelmesini temenni ediyorum…
    Zaman artık bekle ve gör zamanı değil, hadi uyan ve kendine gel zamanıdır…

    En son olarak eklemek istediğim; Her halimizle Allah’a tam olarak teslimiyetimizi gerçekleştirebilirsek, O’ndan gelecek müjdeleri ve yardımları sağnak sağnak üzerimizde ve hayatımızda tüm varlığıyla yaşamaya başlayacağımızın kesin inancı içerisindeyim…

    Böyle olunca da pembe olan hayallerin gerçeğe dönüştüğü en güzel yaşandığı ülkenin fertleri olacağız…

    Selam ve saygılarımla…

  5. SLM,Ali Aksoy kardesim, Allah ilminizi artirsin,Insallah, Bakara Suresi Ayet 177
    yi de buraya eklemek istedim.Müsadenizle.

    177 Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz hayırda erginlik/dürüstlük değildir. Hayırda erginlik/dürüstlük o kişinin hakkıdır ki, Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı/duayı yerine getirir,zekâtı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. İşte bunlardır takva sahipleri.
    Bakara 208

    208 Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

    Sözlerin,ögütlerin en güzeli Rabbimizindir mutlaka.
    hata ve kusurlarim varsa affola.
    Saygi ve selamlarim ile.

  6. Selam Ali Aksoy,
    Ey iman edenler! Siz ilkin kendinizi düzeltmeye bakın.Kendiniz doğru yolu buldunuz mu sapanlar size zarar veremez.
    Pembe hayaller değil.İman edenlere Allah’ın emridir.
    Düşüncelerinin her kelimesine hislerimle katılıyorum ve seninle beraberim.
    Doğruların saptırılarak üzerlerinin örtüldüğü düzensizliklerin sistem diye yutturulduğu, gecesinde de gündüzünde de karanlıkların yaşandığı, bu vadinin insanları,
    Heyy iman edenler, karanlık gecelerinize hala Allah’ın takdiri inzal olmadı mı?
    Beyyineleri ve furkanıyla bir kılavuz olan ramazanda inzal olmadımı?
    Ramazan sadece bir ay mı yoksa bir ömür mü?
    Allah’ın menettiklerinden sakınmak(savm) bir aymı yoksa bir ömür mü?
    Geleceğinize bırakacağınız(cocuklarınıza torunlarınıza) zekatınız varmı?

    Allah ve melekleri resul ve müminlere salat eder.
    Nerde sizlerin salatı?
    Unutmayın o El Hacc Ül Ekber gününü.O gün herkez amellerine tanıklık edecek, resul de sizlerin üzerine tanık olacak,
    Lakin herşeyin üzerinde Allah’ın tanıklığı var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: