Cihad Nedir , Nasıl Yapılır ?

Cihad , Hakkı Yılmaz

“Cihad” sözcüğü “cehd” sözcüğünün türevlerinden olup, “Müfaale” babından mastardır. “Cühd” olarak okunuşu da söz konusu olan “cehd” sözcüğü, “ağır yük taşıyan hayvanın menziline ulaşabilmesi için gösterdiği çaba”yı anlatmak için türetilmiştir ve dolayısıyla sözcüğün esas anlamı “takat” demektir. “Müfaale” babı, “işteşlik” ifade ettiği için, konumuz olan “cihad” sözcüğü de; “karşılıklı olarak gayretleşme” anlamına gelir. Diğer bir ifadeyle “cihad”; “karşı tarafın gücüne karşı güç kullanma, güç ile mukabele etme” demektir. (Lisan ül Arab; c:2, s:239, 240 “chd” mad. ve Tac ül Arus; c:4, s:407 “chd” mad.)

“Cihad” sözcüğü gibi bu sözcüğün türediği “cehd” sözcüğü de “müçtehid”, “mücahede”, “içtihat” gibi türevleri ile Türkçeye geçmiş bir sözcüktür ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda “cehd” sözcüğünü; “gayeye ulaşmak için yük altında gösterilen gayret” olarak anlamlandırmak mümkündür.

Kur’an’da 41 kez yer alan “cihad” sözcüğünün ifade ettiği kavram, İslâm dininin temel sabitelerinden biridir. Günümüz şartlarına göre de; Kur’an (bilgi) ile, mal ile, dil ile, beden ile yerine getirilir. Daha açık şekilde söylemek gerekirse “cihad”; “Allah tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, yani Kur’an’ı anlama, anlatma, yaşama ve tanıtıp yayma için kuvvet harcamak” demektir ve bu da bilgi, beden ve mal ile yapılır.

“Cihad” sözcüğünün anlamında “adam öldürme, düşman yok etme, ortadan kaldırma” anlamı yoktur.

Ölme ve öldürme (savaş), Kur’an’da, “kıtal” ve “muharebe” ifadeleriyle yer almıştır. “Cihad”ın her zaman yapılmasını isteyen Rabbimiz savaşa ise ancak [private] şartlar oluşunca, yani fitneyi yok ermek, zulüm ve fesadı ortadan kaldırmak için izin vermiştir. İntikam, yağma, kişileri zorla İslâm’a sokma gibi amaçlarla savaş yapılamayacağı, Hacc suresinin 39. ayetinden ve diğer kıtal ve muharebe ayetlerinden açıkça anlaşılmaktadır.

“Cihad”ın en güzeli ve en muteberi, ilim ile yapılanıdır. Çünkü dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi cehalettir. Hakk’a ulaşmak isteyen herkesin cehaletten kurtulması, ondan uzaklaşması gerekir. Bilginin kişiler ve toplumlar üzerindeki etkisi şüphesiz tartışılmaz. Onun için Rabbimiz şöyle buyurmuştur.

Furkan; 52: Öyleyse kâfirlere itaat etme ve onunla (Furkan ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir cihad yap!

İslâm dinin tanıtılması, Kur’an’ın tebliğ ve tebyin esasına dayanır. “İlim ile cihad” işte bu faaliyetin adıdır. Buna “Kur’an ile cihad” da denilir. Yukarıdaki ayette Kur’an ile cihadın “Büyük cihad” olarak nitelenmesi, Allah’ın “ilim ile cihad” konusuna ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

“Mal ile yapılan cihad” ise, Allah’ın insana ihsan etmiş bulunduğu mal ve servetin, Allah yolunda harcanmasıdır. Bilindiği gibi artık dünyada her iş para ile yapılmaktadır. Hakkın korunması ve zafere ulaşılması da yine paraya bağlıdır. Bunun için mal ile yapılan cihadın önemi de çok büyüktür. Nitekim Rabbimiz de cihad ayetlerinde hep malların cihad için harcanmasından söz etmiştir:

Saff; 10–12: Ey inanmış olan kimseler! Size, sizi can yakıcı bir cezadan kurtaracak, kazançlı bir ticaret göstereyim mi?

Allah’a ve O’nun elçisine inanacaksınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla çaba harcayacaksınız. İşte bu, eğer bilirseniz, sizin için daha iyidir: Sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki hoş meskenlere girdirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.

Tövbe; 24: De ki; eğer ki babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, O’nun elçisinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyiniz. Ve Allah fasıklar kavmine doğru yolu göstermez.

Hucurat; 15: Müminler ancak, Allah’a ve O’nun elçisine iman edenler, sonra da şüpheye düşmeyen ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad eden kimseledir. İşte bunlar sadıkların ta kendisidir.

Tövbe; 41: Hafif teçhizatla ve ağırlıklı olarak sefere çıkın ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

Nisa; 95, 96: Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlara fazlalıklı kıldı. Ve Allah onların hepsine “En Güzel”i vaat etmiştir. Ve Allah mücahitlere, oturanların üzerine büyük bir ecir fazlalaştırmıştır: Kendi katından dereceler, bir mağfiret ve rahmet. Ve Allah, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

Bu konuda ayrıca şu ayetlere de bakılabilir: Âl-i Imran; 142, Tövbe; 16, 19, 20, 73, 88, Bakara; 218, Muhammed; 31, Enfal; 72, 74, 75, Nahl; 10, Ankebut; 68, Maide; 35, 43, Tahrim; 9, Hacc; 78.

hakkiyilmaz@istekuran.com

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

11 thoughts on “Cihad Nedir , Nasıl Yapılır ?

Add yours

  1. İslamda hiçbir toplum zorla insanları müslüman etmek için kan dökmemiştir. Şimdi cihadın en iyi yapılanı ilimle yapılanıdır demişsiniz. Rusya Biz çeçenlere yıllarca zulm etti, topraklarından sürmek için, onlar gibi yaşamamızı istediler. Şimdi bunlardan kasıt ilimle cihadsa işte şu ayet vardır. “Onları (kafirleri) yakaladığınız yerde hemen boyunlarını vurun” Amerika, İsraili örnek verelim. Şimdi bu kafir topluluğuyla müslüman kesim ilimle nasıl cihad etsin. Hergün yüzlerce müsülman katlediliyor. Neden seyirci kalalım. seyirci kalırsak onların işine geliyor. Amam unutulmasınki islam toplumu ve Yüce Türk millleti kimseye boyun eğmeyecektir. Buna kalkışanların muhakkak boyunları gidecektir. Kafir toplumu zaten iyice azıtmaya başladı.Bu Yüce Türk devletini yıkmak için içeriden dışarıdan saldırmaya başladılar. Yüce Türk millleti hala sabırla metanet içerisinde beklemektedir her zaman olduğu gibi. Gerektiği zamanda Aslan ayağa kalkıp sırtlan ve çakal sürüsünün leşlerini tüm dünyaya gösterecektir. Biz çeçenistanda hep osmanlıyla Yüce Türk millletiyle övündük. İslamı Ayakta tutan Millet Yüce Türkiye Cumhuriyetidir. Bütün islam toplumları bu konuda hem fikirdir. Allahım sen Yüce Türk Milletini her zaman dünyaya hakim kıl. 6 sene cephede savaştım, dini her zaman tebliğ ettik .Ancak bu küfürlerini arttırdı. Kur’an da “Siz ne kadar söylesenizde Allahın hidayet etmediğini doğru yola çeviremezsiniz” diye ayet vardır. Benim dinime saldıracak. islama saldıracak, milletime, anama, bacıma saldıracak ben kalkıp ilimle cihad edeceğim öylemi. Allah (c.c) Kur’an da şöyle buyurmuyor mu; Sizinle savaşanlarla Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla sizde savaşın ama aşırıya gitmeyin Şüphesiz Allah aşırıya gidenleri sevmez.” İslam toplumu hiç bir zaman aşırılık yapmamıştır. Osmanlı imparatorluğu, çanakkale zaferi, Kurtuluş savaşı vs. Bu savaşlarda ve diğerlerinde islam toplumu vatanını korumak ve Allahın rızasını kazanmak ve mertebelerin büyüklerinden şehadete ulaşmayı arzuladılar. Unutmayın ilmin anlatılamayacağı yerlerde muhakkak kılıçlar hakim olur.

  2. Hamzat kardeşimize Allah(c.c) razı olsun.Hakkı yılmaz cihadın ilimle yapılması gerektiğini belirtmiş,vay be Kur’an’a sahip çıkayım derken(!) tamda saçma yorumlarıyla işin içinden çıkıveriyor.Doğrusu onun bu sözleri 1880 li yıllarında İngilizlerin hamallığını yapan ve fikirleriyle Hindistan’da İslamiyet’i derinden yaralayan Ahmet kadiyani’nin sözlerini hatırlatıyor.Kendisi de aynen bu düşünceyi savunuyordu.Sakın Sayin Hakkı da bu misyonu yüklemiş olmasın.Bu adamların hiçbir görüşü ehli sünnet yoluna uymamaktadır,sanki islam alimleri ne demişse bunlar da tersini yapmayı görev bilmiştir.Halbu ki Peygamber Efendimiz(s.a.s) kafirlerle yirmi yedi kere harp etmiş,Müslümanların da kafirlere karşı savaşmasını emretmiş,savaş vasıtaları yapımında ilerlemimizi birçok hadis-i şeriflerinde dile getirmiş,bunu herşeyden faziletli olduğunu bildirmiştir.Arkadaşlar bunlara karşı hiçbir zaman gevşek olmamalıyız.Hepsi de oryantalist zihinli zavalılardır.Aynı okuldan ve mason afgani’nin talebeleri olup onun fikirleriyle besleniyorlar.Kur’an islamı ismi altında neler yapmıyorlar ki.Peygamber Efendimiz(s.a.s) in hadisleri değiştirildiğini bahane ederek O yüce zatın içtimai hayatında ki sorunlara getirtiği çözümleri görmemezlikten geliyorlar.Böylece ümmetle o Yüce Peygamberimiz(s.a.s) arasında set çekiyorlar amaç bu.Bunların Kur’an’dan bile haberleri yok.Halbu ki birçok ayeti kerimede Peygamberimiz(s.a.s)in hükümleri bağladığı belirtiliyor.Dört hak mezhebe uymadıkları gibi uyanlara -haşa- kafir damgasını basmaktadıklar.Küfürleri yetmiyormuş gibi milyonlarca müslümanı ilhadlıkla böyle suçlamaktadırlar.Allah(c.c) korusun bu nasıl cüret.insan bir fasığa böyle söyleyemezken milyonlarca müslüman için böyle söyleyenleri önce Allah’a(c.c) sonra siz değerli okuyuculara havale ediyorum.

  3. Selam Mahmut,

    Yazı “Türkçe” olarak yazılmıştır. Bu yazıyı okumaktan, anlamaktan aciz bir kimse, bizi islam alimlerinin kitaplarını okumamak, anlamamakla suçlayabilecek en son kişidir.

    Yazar yazının hiç bir yerinde Kuran’da savaş emri yoktur demiyor. Savaş emrinin hangi kelime kalıpları ile verildiğini, cihad kelimesinin başka anlamlar içerdiğini anlatıyor.

    Mesela,

    “Bu Kuran’la onlara karşı büyük bir mücahede yap” ayetinde kullanılan mucadehe kelimesini “savaş” olarak algılarsan Allah müminlere ellerinde Kuran olduğu halde, onu bir silah edinerek savaşmalarını emretmiş olur ki, Allah’ın emrinin bu olmadığını anlayabilecek zeka kapasitenin olduğunu farz etmek istiyorum.

    İkinci olarak, içinizdeki hırs ve nefretin perdelediği, gözleriniz, kulaklarınız, aklınız yüzünden hala anlayamıyorsunuz ama bizim inanışımızda kimsenin Peygamber’e yahut sözlerine, içtihatlarına karşı çıktığı yok. Karşı çıkılan şey, Kuran’a apaçık aykırı olan bir kısım sözlerin Peygamberimize ithaf edilmesine karşı gösterdiğiniz inanılmaz, müthiş sorumsuzluk ve rahatlıktır.

    Ben senin demediğin bir şeyi senin hakkında demiş diye söylersem, sen benim hakkımda ne hüküm verirsen, Allah’ın Peygamber’i de senin hakkında öylece hükmetsin. Gerçekte, hesap sorucu olarak Allah yeter !

    Selametle kardeşim.

  4. Yazının hangi dil ile yazıldığı önemli değil.Önemli olan senin yazı stillerinde ne demek istediğindir.Hamd olsun kapasitemde sizin gibilerinin niyetini anlayacak şekildedir.Bu yeter en azından rehber edineceğim kişiyi tanımış olurum. Sana göre asıl cihad bilgiyleymiş başkasına göre nasıldır hiç merak etmeyecek miyiz son sözü sen mi söyleyeceksin.Cihadın niçin ve nasıl yapıldığını ayetlerle görelim ki için rahatlasın “Mü’minlerden-özür sahipleri müstesna-oturanlarla,mallarıyla ve canlarıyla Allah YOLUNDA cihad edenler bir olamaz.Allah mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlara üstün kılmıştır”(Nisa,95).Başka bir ayet-i kerimede; “Düşman topluluğunu takipte gevşeklik göstermeyin! Eğer siz acı çekiyorsanız,onlar da acı çekiyorlar.Halbuki siz onların umadıklarını Allah’tan ummuyorsunuz.”(Nisa Süresi,104).Ayetten de görüldüğü gibi rabbimiz malımız ve canımızla savaşmamızı istiyor.Sizin müslümanlara karşı hırs ve nefretinizle onları gericilikle suçlamanızda(mezheplere uydukları için)gösterdiğiniz hırs yanında benim size göstermiş olduğumun yüzde biri bile olamaz.Sitelerinizin amacı da zaten bu söylemiş olduğum sözü destekler niteliktedir.Biz ummuyoruz ki Allah’ın(c.c) bize indirdiği Kur’an-ı Mübin yanında Peygamber Efendimiz(s.a.s)in sünnetlerine de uyarsak (başkasını kafirlikle suçlamasak)iyilikle hükmediliriz.Niyeti iyi olmayanın sözü mutebber değildir.Her nekadar septizmciler gibi sünnetlere şüpheyle yaklaşıyorsanız da bizim sünnete uymamızı engelleyemez.Çünkü iddia ettiğiniz gibi bize yanlış aktarılmış olsa bile halis niyetimizle onun Efendimiz(s.s.s) den olduğunu bilir ve ona göre amel ederiz.Ameller de niyetlere göre olduğu için(hadis-i şerif) kati bir delille amelimizin boşa çıkmaması gerekir.Siz tabiki Hadis-i Şeriflere ve sünnetlere açıkça karşı çıkamazsınız niyetlerinizin anlaşılmamasının gereği olarak bir şekilde müslümanları bunlardan koparmya çalışırsınız.Hem madem Peygamberimiz’e(s.a.s)hadis diye aftedilen bir takım söz varsa neden diğer hadis ve sünnetleri almamaya tereddüt gösteriyorsunuz ki.Mesela bir hadis kitabının içindeki binlerce sözden yüz tanesi yanlışsa(ki bu görüşünüzün parallelindedir).Hepsini atacak mıyız,diğerlerini ölçüp ona göre hareket etmeyecek miyiz?

  5. Selam Mahmut;

    “…Hem madem Peygamberimiz’e(s.a.s)hadis diye aftedilen bir takım söz varsa neden diğer hadis ve sünnetleri almamaya tereddüt gösteriyorsunuz ki.Mesela bir hadis kitabının içindeki binlerce sözden yüz tanesi yanlışsa(ki bu görüşünüzün parallelindedir).Hepsini atacak mıyız,diğerlerini ölçüp ona göre hareket etmeyecek miyiz?” demişsin.

    Bak şimdi ortak bir noktaya doğru ilerlemiş olduk. Bu şu demektir: Her ne kadar, bir kısım hadis kitaplarının adında “sahih” dense de onun içerisinde gerçekte Peygamberimize ait olmayan rivayetler yer alabilir. Raviler, hata yapmış, unutmuş vs. olabilir.

    Peki bu durumda bir rivayetin sıhhati konusunda ölçümüz ne olacak ? Elbette Kuran olacak. Çünkü hiç bir mümin, Peygamber’in Kuran’a muhalif bir söz söylediğine inanarak müslümanlığını sürdüremez. (Elbette kasıt varsa… Ya değilse, Peygamber’e izafe edildiği için sırf saygı ve bilgisizliği nedini ile buna iman edenin bundan dolayı, cehaletini gidermemesi müstesna olmak üzere mesuliyeti doğmaz.)

    Eğer, ölçü Kuran olursa ve Kuran; neyin helal neyn haram olduğunu Allah tayin eder, size dininizi tamamladım, Allah’ın indirdiğine uyun diyorsa, din hükmünün temel ve tek kaynağının Kuran olduğu ortaya çıkar.

    Peki Peygamber ömründe Kuran’dan başka bir kelam etmemiş midir ? Kuran’da yer almayan emir ve yasaklar belirtmemiş midir ? Elbette Kuran harici beyanda bulunmuş ve Kuran’da yer almayan emir ve yasaklar koymuştur.

    Kuran, şüphesiz bir biçimde Peygambere itaati emrettiğine göre, Peygamberin emrine girmiş kimseler bakımından bunların uygulanmayacağını söylemek mümkün değildir. Zira onlar, bu emirleri Peygamber’den aracısız olarak dinlemiş, yahut eminlik seviyesinde bir bilgiye dayanarak öğrenmişlerdir.

    Şimdi burada iki mesele var.

    Birincisi, Peygamber’in emrettiği ve Kuran’da yer almayan hususlar “din emri” değildir. Peygamber, etrafındaki insanları aynı zamanda bir devlet başkanı sıfatı ile sevk ve idare etmektedir.

    Örneğin, savaşta bir askere “falanca yere git” şeklinde bir emir verdiğini düşünelim. Bu emir dine ilişkin değildir. Bu emir, sosyal gerekler nedeni ile verilmiştir ve emrin sebebi Peygamberin idareci sıfatı ile emretme yetkisine sahip bulunmasıdır.

    Bunun gibi mesela erkeklerin altın kullanımını yasaklamış ise, bu idari bir yasaktır. Dini değildir. Zira, Kuran erkeklerin altın kullanmasının yasaklandığına dair hiç bir bilgi ihtiva etmediği gibi, serbest olduğu yönünde bir bilgi ihtiva eder. Dinin emirleri Kuran’da bildirilmiştir. Haram ve helali tayin etme işi Allah’a aittir. Tahrim suresinin 1. ve 2. ayetleri bunun en güzel delillerindendir.

    İkinci mesele; rivayetler yolu ile Peygamber’in, Allah’ın helal kıldığı bir şeyi haram kıldığı, Allah’ın haram kıldığı bir şeyi de helal kıldığı yönünde yahut, Kuran’a muhalif bir söz sarfettiği yönünde bir bilgi gelirse, yapılacak şey bunu inkar etmektir. Zira, Peygamber’in Kuran’a muhalif bir şeyi söylediğini iddia etmek, onun Kuran’ı görmezden geldiğini yahut Allah’a isyan ettiğini söylemek demektir ki böyle bir şey Peygamberimize yapılacak en büyük bir iftira ve haksızlıktır.

    Allah söyle buyurmuştur:

    “Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.” (Yunus,15)

    Şimdi şu kısma dikkat edelim:

    “… Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.”

    Dikkat ediniz, Peygamberin vahiyden başkasına uyması Rabbe isyan olarak tanımlanmaktadır.

    Şu halde, Kuran’a muhalif bir hususu Peygamber söylemiştir, hadis Kuran’ı neshetmiştir demek Peygamber’in Rabbine isyan ettiğini kabul etmek olur. Bunu hangi müslüman söyleyebilir ?

    Sahih kabul edilen Rivayet kitaplarına gelince;

    Allah Kuran’da çeşitli vesilelerle insanları, şaşmaz, çelişkisiz, şüpheden uzak bilgiye tabi olmaya çağırmıştır. İlgili ayetler sitemizde pek çok vesile ile defalarca işlenmiştir. Sahih denen bir rivayet kitabında, Peygamberimize atfedilip Kuran’a aykırı olan şeyler varsa, bunların varlığı diğerlerine de şüphe ile yaklaşmayı gerektirir. Elbette buradaki ölçü, bir şeyin bize mantıklı yahut mantıksız gelmesi değil Kuran’dır.

    Allah şöyle buyurmuştur;

    “Hâla Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.” (Nisa,82)

    Yine Allah, Kuran’a hiç bir eğrilik koymadığını da beyan etmiştir.

    Müminlerin tabi olması gereken şey, birbiri ile çelişkili veriler sunan beşer kitapları değil, çelişkisiz ve şüphesiz bilgi barındıran Kuran’dır.

    Hadis kitaplarının hiç brisi Peygamberimiz tarafından yazılmamıştır. Yine hadis kitaplarındaki rivayetler Peygamberimizin sağlığında, onun denetiminde yazılmamıştır.

    Bu kitaplar, Peygamberimizin vefatından yaklaşık 200 yıl sonra, piyasada gezen rivayetlerin beşeri bir değerlendirmesinin sonucunda yazılmıştır.

    Din, şüpheli bilgi üzerine bina edilemez.

    Yukarıdaki açıklamalarımızdan çıkan sonuçlar şunlardır;

    1) Din hükmü buyurma, haram ve helali tayin etme yetkisi sadece Allah’a mahsustur.

    2) Peygamberimizin bütün emirleri, söz ve eylemleri “dini” değildir. Beşeri olan yönleri vardır. Beşeri alandaki emir ve sözleri “din emri” değildir. Dini alanda söyledikleri de Kuran’a muhalif değildir.

    3) Din, şüpheli bilgi üzerine bina edilemez.

    4) Sahih denen mevcut hadis kitapları, içerdikleri veriler yönünden “şüphesiz ve çelişkisiz” değildir. Aynı hadis kitabında birbirinin tam zıddı beyanlar bulunmaktadır. Sahih denen kitapların içerisinde Kuran’a tam anlamıyla zıt bir kısım şeyler, Peygamber söyledi diye ümmete yutturulmaya çalışılmaktadır. (Sitemizde, meşhur hadis uydurucularına ilişkin makaleler yer almaktadır)

    5) Dinin sınırlarını belirlemede tek ölçüt Kuran’dır.

    Umarım düşündüklerimiz hususunda biraz daha açıklık getirebilmişimdir.

    Muhabbetlerimle…

  6. tek ölçü kuran demeniz eksik bir ifadedir
    tek ölçü vahiydir, ve vahiyde sadece kuran değildir.ayrıca kuran dışında vahiy olduğunu, bunu da peygamber efendimizin tebliğ ve tebyin ettiğine dair kur an’i deliller vardır. iyi bir kur an talebesi iseniz bunları bilmeniz gerekirdi.
    dilerseniz bunları sizinle paylaşabilirim.
    ama mealcilerle uğraşmaktan yoruldum. tek ilkeleri ilkesizlikleri.
    bir ayeti sağa yatırır anlarlar, diğerini sola.
    “kim kendisine dosdoğru yol apaçık belli olduktan sonra,elçiye muhalefet ederse ve mü minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve Cehenne me sokarız. ne kötü bir yataktır o.

  7. Rab`bime siginarak baslamak isterim..

    Yüce Rab´bimiz bizden mücadele istiyor kardeslerim…mücadelenin sekli o kadar önemli degil,önemli olan müminin elinden gelenin en iyisini yapmaya calismasi.

    cihad asil anlam bakimindan,kafirlerle savasmaktir..burda arkadaslar hakli ama bunu fertlerin degil islam devletinin ordusunun yapacabilecegi kistasini atlamislar…

  8. CİHAD NEDİR?

    Bildiğimiz gibi son günlerde dünya kamuoyunu meşgul eden kavramların başında gelmektedir Cihad!

    Cihad kelimesi etrafında çok konuşuldu ve konuşulmaktadırda. Ne yazıkki aynı zamanda Cihad kelimesi istismar edilen kelimelerin başında gelmektetir. Herkes kendi kafasına göre bir yorum yapmakta, bir anlam yüklemektedir.

    Cihad ne adam öldürmek ne terör yapmak nede kutsal savaştır!

    Haksız yere adam öldürmek İslam dininin şiddetle yasakladığı en büyük günahlardan biridir!

    Kur’an biri kişiyi haksız yere öldürmeyi tüm insanlığı öldürmekle eşdeğerde görmektedir!

    “Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bir bozgunculuğa (teröre) karşılık olmadan öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur…” Maide 32

    Görüldüğü gibi Kuran bir kişiyi öldürmek tüm insanlığı öldürmekle eşdeğerde tutulmaktadır, bunun gibi kişinin hayatını kurtarmakta tüm insanlığın hayatını kurtarmakla eş değerde tutulmaktadır. Çünkü insan hayatını korumak İslam dinini öncelikli gayelerindendir.

    Terör ise apaçık yasaklanmakta ve İslam dininin hak kitabı Kur’anda terör yapanlar en şiddetli şekilde cezalandırılması gerekenler sınıfına dahil edilmektedir. Kur’an bununlada yetinmemiş, teröristleri ve terörist faaliyetlerini Allah ve Peygamberine harb ilan edilmiş olarak algılamaktadır.

    “Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde terörle uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek yada yerlerinden sürülmektir…” Maide 33

    Ayrıca Kuran teröristlerin Allah tarafından sevilmediğini açık olarak beyan etmektedir.

    “…Doğrusu Allah teröristleri sevmez. ” Kasas 77

    Allahın sevmediğini sevmemek ise mü’min için bir görev, bir ibadettir!

    Cihad kutsal savaşmıdır?

    Neresinden bakarsak bakalım çok saçma bir soru!

    Cihadı savaşla açıklayıp onu dar bir anlama sıkıştırmak akıl karı değildir.

    Savaşın kutsal olanı ve olmayanı olurmu! Yanı Cihadsa kutsal Cihad olmassa kutsal değil! Böyle saçmalık olamaz!

    Şu iki konuyu biraz daha açalım:

    Cihad ve Savaş kelimeleri eş anlamlı değilllerdir!

    Cihad kelimesi Savaş kelimesinden çok daha geniş kapsamlıdır!

    Allah yolunda yapılan savaşta bir tür Cihad olabilir ama her Cihad savaş değildir!
    Cihad ve Savaş arasında fark vardır.. Çünkü Kur’an savaş için Kıtal ve Harb veya bunlardan türeyen kelimeleri kullanmıştır.

    Ayrıca Heppimiz biliyoruzki İslamda savaşa izin Medinede verilmiştir ve Müslümanlardan Savaşmaları istenmiştir, o izin Kıtale verilen izindir çünkü Cihad ta Mekke de peygamber efendimize emredilmişti!

    “O halde, kafirlere boyun eğme ve bununla onlara karşı olanca gücünle büyük bir Cihad ver.” Furkan 52

    Bu ayet geldiğinde Peygamber efendimiz kılcını kuşanıp Kutsal bir savaş için Mekkelilerin karşısına dikilmedi!

    Ayrıca yine Mekki ayetlerden olan Ankebut suresinin son ayetinde Allahu teala şöyle buyurmaktadır:

    “Ama bizim uğrumuzda Cihad edenleri elbette kendi yolllarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.” Ankebut 69

    Bunlar ve bunlar gibi Mekkede inip Cihadı emreden veya tavsiye eden, öven ayetler Cihadın Kuranda Savaş manasında kullanılmadığının en büyük delilidir!

    Kutsal savaşa gelince!

    Şunu herkes iyi bilmelidirki İslam Barış, kardeşlik, insanlık ve esenlik dinidir.

    İslam savaşı, sadece savaş olsun diye değil, fakat barışı tehdit edenlere karşı barışı korumak için farz kılmıştır!

    Bu söylediğimize en güzel delil yine Kurandaki şu ayettir:

    “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allahın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allahın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
    Eğer onlar BARIŞa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allaha tevekkül et
    Çünkü O işitendir, bilendir.” Enfal 60-61

    Şimdi yukarıdakı ayette geçen iki kelimeye dikket edelim Çünkü bu iki kelime İslamda Cihadın gayesini açıklayan anahtar kelimelerdir:

    “Korkutmak”

    “Barışa yanaşmak”

    Yani gaye savaş çıkarmak değil fakat gözleri savaştan başka bir şey görmeyenlerin gözlerini korkutmak ve onları barışa zorlamak için kuvvetli olmamız istenmektedir. Çünkü insanlıktan anlamayanlar ancak kaba kuvvettten anlarlar…

    GERÇEKTE CİHAD NEDİR?

    Peygamber efendimizin Ebu Said el- Hudriden rivayet edilen şu hadisi şerifleri konumuza ışık tutmaktadır!

    Peygamber efendimiz buyurmuşlardırki:

    “Cihadın en üstünü, zalim sultana karşı doğruyu söylemektir.”

    Cihad her zorluğa göğüs gererek zalimin zülmüne, zorbalığına karşı çıkmaktır.
    Cihad insanlığı zülümden kurtarmaktır. Zalim sultan terör estirmektedir halkına karşı ve Cihad devreye giriyor terörü durdurmak için, öyleyse Cihad terör değil bilhassa teröre baş kaldırmadır, terörün kökünü kurutmaktır.

    Zalimlerin zülmünde heder olan canları kurtarmaktır Cihad!

    Cihad öldürmek değil hayat vermektir!

    Cihad insanlığın mutluluğu için gerekli olan her harekettir!

    Bunun için Cihad’tan uzak durmak insanlıktan uzaklaşmaktır. Cihad’tan el çekmek dünyayı teröre teslim demektir!

    Bize düşen Cihadı yozlaşmış manasından ve kötü maksatlı kişilerin güdümünden kurtarıp gerçek manasına kavuşturmaktır! Yoksa Cihadsız hayat düşünülemez çünkü insanların Allah rızasını gözeterek yaptıkları her iş, aktivite ve söyledikleri her söz Cihad tır!

  9. Selam resul,

    “…

    Şunu herkes iyi bilmelidirki İslam Barış, kardeşlik, insanlık ve esenlik dinidir.

    İslam savaşı, sadece savaş olsun diye değil, fakat barışı tehdit edenlere karşı barışı korumak için farz kılmıştır!

    Bu söylediğimize en güzel delil yine Kurandaki şu ayettir:

    “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allahın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allahın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
    Eğer onlar BARIŞa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allaha tevekkül et
    Çünkü O işitendir, bilendir.” Enfal 60-61

    Şimdi yukarıdakı ayette geçen iki kelimeye dikket edelim Çünkü bu iki kelime İslamda Cihadın gayesini açıklayan anahtar kelimelerdir:

    “Korkutmak”

    “Barışa yanaşmak”

    Yani gaye savaş çıkarmak değil fakat gözleri savaştan başka bir şey görmeyenlerin gözlerini korkutmak ve onları barışa zorlamak için kuvvetli olmamız istenmektedir. Çünkü insanlıktan anlamayanlar ancak kaba kuvvettten anlarlar…
    …”

    Bu güzel yorumunuz / izahınız için çok teşekkür ederim. Dikkatimden kaçan bir noktada beni aydınlattınız.

    Muhabbetlerimle…

  10. arkadaslar cihad meselesini civitmayalim, cihadin cok cesidi var ,yerinde kilincla yerinde kalemle ,yerinde ilimle ,cihad zaten zulme tepkidir , sirk ve kufur zulmune, insanlara zulum edildiginde inanan insanlar tepki gosterirler, zaten kalemle cihadta sirk ve kufr zulmune tepki , top tufeklede ayni sekilde zulme karsi cihattir.kuranda silahla cihad yok veya cok evlilik yok diyenler hak yolundan sapmis insanlar.avrupalilarin eferinini kazanmak isteyen insanlar, guya aydin musluman takilmak isteyenler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: