Kur’an yetmez diyen uydurukçular!

Uğur Erzincan

Kur’an yetmez diyen uydurukçular!


Mezhepliler, dindeki tek kaynağı kabul etmeyip Kitap, sünnet, icma ve kıyas diyorlardı. Bir de mezheplileri geride bırakanlar türediler. Tek kaynak Kur’an tabirine saldırarak Kuran artı damıtılmış Sünnet anlayışını yayarak insanları “Allah katında makbul olan İslam” dininden soğutmaya çalışmaktalar. Kimin damıttığına inanacağız? Ali’nin mi? Veli’nin mi? Yoksa oylama mı yapacağız? En çok hangisi oy alırsa ona mı itimat edeceğiz?

Kur’an yetmez diyenler kesinlikle Kur’an’ı Kerim’e inanmıyorlar. İslam’ı bilerek ya da bilmeyerek dejenere etmek için inanmış gibi görünüyorlar. Kısaca Doğan görünümlü Şahin rolü oynuyorlar. Bunların başını; her köşe başına oturmuş, dinin sahipliğine soyunmuş, bir oturuşta yüzünüze karşı binlerce yalanı uydurabilen insanlar çekiyor. Bir de utanmadan sıkılmadan, pişkin pişkin insanlardan kendilerine karşı saygı duyulmasını bekliyorlar. Bu toplum yalancılara itibar ettiği müddetçe de bu saygıyı görecekler merak etmesinler.

Adam çıkmış TV’lere, bir saatlik programına bin yalan sığdırıyor bir de “hoca” sıfatıyla anılmaya başlıyor. Hele bir de salya sümük birbirine karışıyorsa tadından yiyemezsiniz. Peki ne hocası bunlar? Ne hocası olacak yalan hocası. Şöyle elin gavuru iyi bir yalan makinesi icat etse, bunları da o makineye bağlasa var ya, makine biiplemekten iflas eder. İki saniyede makinenin bütün bilyaları dağılır.

Zaten devir her zaman bu uydurukçuların devri oldu. Ne kadar çok yalan söylersen, ne kadar çok haram üretirsen, ne kadar çok masal anlatırsan bu toplumda o kadar çok saygınlık kazanırsın. İtibarın artar, makamın pekişir, otoriten sağlamlaşır. Ama toplumun nezdinde tabiki. Allah’ın nezdinde ise “çukur” bir adam oluverirsin, lanetlenirsin.

Yalnız Kur’an yetmez diyenler, Yalnız İncil yetmez diyen, yalnız Tevrat yetmez diyen kitap ehlinin varisleridirler. Nasıl ki onlar dinlerini [private] ekleme-çıkarmalarla tahrif etmiştir, bu uydurukçular da ekleme ve çıkarmalarla bu dini tahrif etmeye yeltenmişlerdir.

Ama gözden kaçırdıkları bir faktör var. Nedir o? Zikrin koruma altına alınma faktörü. Bunu her zaman göz ardı etmişlerdir. Bilmiyorlar ki hakkın kapısı her zaman aralıklıdır. Güneş sürekli içeri sızmaktadır. Bu rahmetin önüne geçmek için var güçleriyle, örümceğin ağ dokuması gibi bunlar da habire perde örmektedir rahmetin önüne.

Dinde dört delil varmış? Kim icad ettiyse bu delili? 4 delilli dinin ne halde olduğu ayın ondördü gibi ortada durmaktadır. Sefillik, perişanlık, miskinlik, tembellik, çarpıklık, zulüm, üçkağıt, yalan/dolan, masal, düzmece bir yapı ortada işte. Bugün 4 delilli şu dine bakıp da bu Müslümanlar yüzünden İslam’dan soğuyan onca Müslüman var. Bırakın elin gavurunu, onlar zaten gavur. İslam’ın sahipliğine soyunan bu dört delilliler Müslümanları bile buhrana sürüklemektedirler.

4 kaynaklı (ilahlı) bir dinde asla rahat yüzü göremezsiniz. Yeryüzünde Allah’tan başka ilahlar olsaydı bozgunculuk alır başını giderdi. Birinin ak dediğine diğeri kara derdi. Peki yok mu yeryüzünde ilahlar. Olmaz olur mu? Tonlarca hemde. Ondan değilmidir ki, yeryüzü zulme gark oluyor. Birileri kendi elleriyle uydurdukları ilahlarına tapmamızı istiyor. Yani yedi kocalı hürmüz’e benzememizi istiyorlar. Dinin yapıcılığına soyunurken, dini yolunmuş ekin tarlasına çeviren bu uydurukçu takımı, insanları ne idüğü belirsiz dipsiz bir kuyuya çağırıyorlar. Bu noktada herkes dikkatli olsun ve bu örümcek tuzağına düşmesin.

Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çabalıyorlar. Halbuki kafirler istemese de Allah nurunu çoktan tamamladı. Kıyamet’e kadar bozulmayacak bir kaynakla hem de. Kur’an’la. Haydi söndürün bu yanan ateşi söndürebiliyorsanız. Değil 3 kaynaklı barikat, 40 kaynaklı barikat da kursanız Kur’an’ın önüne yine de barikatlarınız yerle bir olacak.

Kendi uydurmalarına, Samiri gibi davranarak bir de Allah’ın ayetlerini cımbızlayarak alet ediyorlar. O sureden bir kelime, bu sureden bir kelime alarak ayet montajına soyunarak kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. İnsanları Allah ile kandırıyorlar. Allah ile Resul’lerinin arasını açmaya çalışıyorlar.

İşte bir örnek:

Haşr 7: (Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

Daha düne kadar Kur’an’dan nasibini alamamış nasipsizler, bu ayeti sadece yukarıdaki cümleden ibaret sanıyorlardı.

Niye öyle sanıyorlardı? Adam hayatında kitaba kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınarak yaklaşmamış ki. Hem şeyhlerinin, hocalarının, efendilerinin kitaplarında geçen, cümle arası ayetleri okumuş. Kur’an’ı o kitaplarda yazılan kadar sanmış. Bre gafil, bir baksan ne olur ayet ne diyor ne demiyor? Şimdi Haşr 7. ayetin tam metnini aşağıda yazıyorum. Bu yazıyı okuyan pek çok insan belki de daha yeni okuyacak Haşr 7. ayetin tamamını. Hele bir de öncesi ve sonrasıyla okursa, üstüne üstlük şeytandan da Allah’a sığınarak okursa, neyin ne olduğunu anlayacak inşallah.

59/7 ALLAH’ın o ülkelerin halklarından elçisine ganimet bıraktığı şeyler ALLAH’ın ve elçisinindir. Yani akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara verilmelidir ki zenginlerinizin arasında tekelleşmesin. Elçinin size verdiğini alın; ancak onun size vermediğinden uzak durun. ALLAH’ı dinleyin. ALLAH’ın cezalandırması çetindir.

Bir örnek de şu:

“Allah’a ve Resulüne” diye başlayan bütün ayetler.

Bu 4 ilahlı yapı öyle bir düzen kurmuş ki, (şunu da unutmasınlar, onlar düzen kurarken Allah’ta bir düzen kuruyor. ) balığı baştan kokutmuş. Nasıl mı? Allah eşittir Kur’an, Resul eşittir sünnet+hadis. Böyle olunca, gariban köylü bu tür ayeti görünce hemen Kur’an+hadis+sünnet teslisini devşirmeye koyuluyor.

Bilseler ki bu Kur’an bir çağrıdır, davettir.. Yahudisine, hristiyanına, budistine, müşriğine, inkarcısına, ateistine. Herkese davettir. Bunlar Kur’an’ı sadece Müslümanların kitabı sanıyorlar. Şimdi bir yahudiyi davet edin bakalım bu dine.. Nasıl davet edeceksiniz? Adam zaten Allah’a inanıyor. Peygamber inancı da var. Yalnız Muhammed peygamberle araları bozuk. O’nu ve O’na verilen kitapla problemliler. Şimdi ne diyecek Allah. Allah’a ve Resulü’ne itaat edin diyecek tabiki.

Allah’a itaat edin dese, adamlar zaten Allah’a inanıyorlar. Müslüman biri zaten Muhammed peygamber’e ve Kur’an’a inanmış ki Müslüman olmuş. İnanmayan nasıl Müslüman olur zaten. Ben Muhammed peygamber’e itaat etmem diyor, dolayısıyla Kur’an’a itaat etmem diyor. Benim de elimde kitabım var, ben de Allah’a inanıyorum diyor.

4 kaynaklı bir dine adam niye gelsin ki. Onlarda da en az bu kadar kaynaklı bir din var zaten. Hristiyanlarda 4 incil var(barnabayı’da sayarsak 4 çeyrek ediyor) gün yüzü görmüyorlar, başlarından pislik akıyor, Yahudilerde gamara-mişna-tevrat üçlüsü var halleri ortada, kendilerine müslümanım diyenlerde de kuran+sünnet+icma+kıyas dörtlüsü var ve onların da acınası halleri ortada.

Rabbim Allah’tır diyeni, peygamberle birlikte gelen Kitab’a sarılanı, Yani “La ilahe illallah” diyeni, gerisini koyver gitsin diyenleri bir de kafirlikle itham ediyorlar. Bunların anlayışına göre haşa peygamber de kafirdi. O da sadece ve sadece “vahyedilene” uymuyor muydu?

Peki yalnız Kur’an diyen insanları neye göre kafirlikle itham ediyorlar. Uydurulan bir takım yalanlaraa göre. Evet, kocaman kocaman yalanlara göre. Şu açıdan bakarsak da aslında doğru söylüyorlar. Bizler bu yalan/dolan dininin inkarcılarıyız.

(Cebrail aleyhisselam, Kur’an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirmiştir.) [Darimi] İşte bu yalana göre. Ve bu (Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed], ve de bu. (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur’andan söyle” der.) [Ebu Ya’la]

Kaynaklara bak hizaya gel. Yalancılarla korkutuyorlar insanları. Peygamber bunların isnad ettikleri yalanlardan çok çok uzaktadır. Ey Müslüman, titre ve kendine gel. Yalancılara tamah etme, bu uydurukçular seni ateşe çağırıyor. Oysa peygamber insanları aydınlığa çağırıyordu. Karanlıklardan aydınlığa. Sakın bu yalancılara kanma.

Vakit varken vahye teslim olmalı. Allah’ın sözünün üstüne söz olmaz. İnsanları Allah’tan başkalarıyla korkutuyorlar. Peygamberle korkutuyorlar. Ne oldukları belli olmayan “mit” lerle korkutuyorlar. Efsanelerle korkutuyorlar.

Baktılar birileri hep Kur’an diyor, al sana köstek Darimi, birileri kuran diyor al sana Ahmet, birileri kuran diyor al sana ebu ya’la, birileri kuran diyor al sana buhari. Al sana ali al sana veli. Korkmuyoruz bu öcülerinizden. Korkmuyoruz bu sanal kahramanlarınızdan. Biz vahye teslim olmuşuz. Kininizden çatlasanız da patlasanız da, ayı yardırdığınız gibi ortadan ikiye yarılsanız da, bizi tapmaya çağırdığınız o ilahlara tapmayacağız. Biz özümüzü Allah’a teslim etmişiz. Gelin siz de edin. Hatalarımızla günahlarımızla O’na tevekkül etmişiz. O merhametlilerin en merhametlisidir. İnsanları korkuttuğunuz o ilahların alayını bir araya toplayın ve gösterin, ne yaratmışlar onlar. Bir sivrisineği yaratmaya kadir olamayanlara mı tapacağız? Gökten yağmuru indiren onlar mı yoksa? Bize rızık veren? Dertlere deva gönüllere şifa olan onlar mı yoksa Allah mı?

İnsanlar artık doğruları anlamaya başladı. Kur’an’a teslim olan, hayatını sadece Kur’an’a göre yaşamaya çabalayan insanların sayısı hızla artmaktadır. Bu ise birilerini rahatsız etmekte, birilerinin otoritesini sarsmaktadır. Otoriteleri sarsılmasın diye de Allah’ın kitabını bile tanımaz hale gelmişlerdir. Bunlar için Kur’an her zaman son plandadır.

Çünkü bu uydurukçularla, var güçleriyle ellerinde Kur’an ile mücadele edecek nesil çoktan yeşermeye başladı bile. Telaşları bu yüzden.

Allah’ın rahmetiyle çorak topraklar artık yeşeriyor.

O isimsiz(!) Allah dostlarına korku yok, Onlar üzülmesin. Kitaba sımsıkı sarılsın. Çünkü Allah her daim onlarla birliktedir.

Bu yazı Satırbaşı sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

29 thoughts on “Kur’an yetmez diyen uydurukçular!

Add yours

  1. Kuran-ı Kerimden herşeyi öğrenemezsiniz öyle olsaydı söylermisiniz namazı nasıl kılmamız gerektiği hakkında ayet varmı kaç rekat kılınır namazın farzları vacipleri sünnetleri namazı bozan şeyler bunları hep Peygamberimiz açıklamıştır yalnız Kuran-ı Keimden din öğrenilemez peygamberimizin hadisleri ışığında anlayabiliriz yoksa herkes kafasına göre anlama kapasitesine göre belkide işine geldiği gibi yorum yapardı Peygamberimizin açıklamalarına ihtiyacımız var elbette bilginize

  2. Selam Huriye;

    “Kuran-ı Kerim den her şeyi öğrenemeyiz” demişsiniz. Bunu bi daha düşünün. Allah unutkan değildir. Peygamberine “Sen sadece sana vahyolunana uy” diyen Allah ve kelamı hakkında “yetersizlik” anlamına gelecek sözler söylemeyiniz. Sitemizdeki yazıları okumaya devam edin inşaallah…

    Selam ve dua ile…

  3. Ve aleyküm selam. “Andolsun,sizin için,Allah ın Resulünde güzel bir örnek vardır.(Ahzap Suresi,21)ayeti ile ahlakını tüm insanlara örnek gösterdiği mübarek bir insandır Peygamberimiz. Peygamberimiz tüm insanlara sabrı,merhameti,şefkati,tevekkülü,cesareti,adaleti,Allah’a olan sevgisi ve bağlılığı,adaleti,basireti,feraseti ile hayranlık duyulacak bir ahlaka sahipti.Peygamber efendimizin ahlakı Kuran ahlakıdır.O’nun ahlakına sahip olmak,kuran ahlakını yaşamak demektir.Kuran-ı anlamak ve yaşamak isteyenler için Peygamberimiz(s.a.v)’in sözleri uygulamaları,öğütleri,tavsiyeleri ve yaşamının her anı başka bir değişle sünneti çok değerli bir rehberdir.O her an Allah’ın kontrolündeydi.Kuran’da da Peygambere itaat etmenin ve O’nun yoluna uymanın önemini pek çok ayetle bildirmiştir. Haşr Suresi 7.ayette:”Resul size ne verdiyse onu alın,size neyi yasakladıysa ondan sakının der. Hemen başka bir ayet “Kim Resul’e ittat ederse,gerçekte Allah’a itaat etmiş olur.Kimde yüz çevirirse,Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik”(Nisa Suresi;80) Anlaşılacağı gibi,Allah’a itaat eden ve teslim olan kişinin en önemli özelliğinden biriside o kişinin Peygamber’e olan itaati ve bağlılığıdır.Çünkü Allah Peygamberleri kendi izni ile insanları doğru yola iletmeleri için göndermiştir.Allah!ın hoşnutluğunu kazanmak isteyen bir müslüman,Peygambere s.a.v itaat etmeli ve tam manasıyla O’na uymalıdır. Rabbimiz,”Öyle ise size,kendinizden,size ayetlerimizi okuyacak,sizi arındıracak,size kitap ve hikmeti(sünneti)öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdi.(Bakara Suresi,151)ayetiyle bize bu gerçeği haber vermektedir. Müminlere anlaşmazlığa düştükleri konularda Kuran’ı ve Peygamberimiz (s.a.v)’in sünnet-i seniyyesini kendilerine yol gösterici olarak almaları emredilmiştir. Rabbimiz Kuran’da şu şekilde buyurmaktadır.”Hayır öyle değil;Rabbine andolsun,aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme,içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın,tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça,iman etmiş olmazlar.(Nisa Suresi,65) Peygamber Efendimizin sünneti,Kuran’ın bir açıklamasıdır ve dahada önemlisi,Kuran’da Resule uyulması emredilmiştir.Yüce Allah(cc),ümmeti Kuran’a itaatle yükümlü kılmış ve aynı zamanda Resulullah(s.a.v)’e ittatide böylece farz kılmıştır.Sünnet Kuran’dan ayrı değildir.Sünnet Kuran-ı Kerimin Allah elçisi tarafından ortaya konmuş bir yorumudur.Dönemimizde de,Peygamberimizi desteklemek ise Kuran’a tabi olmakla ve ehli sünnet itikadına uymakla,bunu dünyaya yaymaya çalışmakla,ahlakça,tavırca,ona gücümüzün yettiğinin fazlasıyla benzemeye gayret etmekle olacaktır. Peygamberimizin islamdaki yerini doğru anlamamız lazım.Peygamberimiz,günlük hayatta,eğitimden,sağlığa,ticareten,sosyal dayanışmaya daha bir çok konuda bizi bilgilendirmiştir. Hadisler Kuran’ın tefsiridir gerçek hadisler asla Kuran’la çelişmez bazen okuduğunuz hadis kelime itibariyle karışık yada haşa mantık dışı gelsede iyi bir hadis tefsiri sonrasında anlatılmak istenen çok net ortaya çıkacaktır.”O(hZ.Muhammed s.a.v)hevasından(nefsinden,kendi iradesinden)konuşmaz.O’nun konuşması ancak bildirilen bir vahiyledir”denilmektedir.Allah’ın tasarrufunda olan her hareketi ve konuşması Allah’ın tasarrufu ile olan Hz Muhammed(s.a.v)veda hutbesinde,faizin yasak olduğunu,kan davalarını kaldırdığını,can ve mal güvenliğinin önemini,insanların eşitliğini bildirmiştir Allah’ın kitabına sarılmayı tavsiye etmiştir.Veda hutbeside bir çeşit hadis hükmündedir. Hadisleri hiçe sayanlar şunu bilmelidirlerki,Hz Muhammed s.a.v Kuran’ı Kerimi getirip okumuştur,uygulamasını yapmıştır,onu yaşamıştır. Postacılıkla Peygamberliği karıştırmamanızı tavsiye ederim.

  4. Huriye hanım selam..

    Salat’ın ikamesi Kur’an’da vardır. Siz mezheplerin namazını Kur’an’da arıyorsunuz. Mezheplerin namazını tabiiki de bulamıyorsunuz, böylelikle de Kur’an-ı Kerim’e ikinci, üçüncü kaynaklar arıyorsunuz? Yani Allah’ın kitabını bırakıp beşer kitaplarına sarılıyorsunuz.

    Kur’an’dan edindiğim bilgilere göre farz olarak namaz, vakti belli zamanlarda, yani 3 vakitte ikame edilir ( sabah-öğle-akşam ) kıyam- rüku ve secdeden oluşur, rekat sayısı yoktur, ayrıca sünnet, vacip falan da yoktur.. Namaz aynı zamanda her zaman ikame edilebilir, fakat vakti belli zamanlarda ikame edilmesi mecburidir, yani farzdır..

  5. “Namazı nasıl kılmamız gerekiği hakkında ayet varmı” cümlesini daha açık anlatayım.

    Kur’an “Namaz Kılın” diyor,ama rüku ve sücud nasıl yapılacak,teferruat vermiyor.Kıyam nasıl yapılacak,ayrıntı yok.İşte Peygamberimiz(S.A.V)”Ben nasıl namaz kılarsam öyle kılın”diyerek ayet-i kerimeyi şekil ve muhteva olarak açıklıyor.

    Kaç rekat kılınır cümlesi tamamen bir hata neticesindedir

    Belirli şartları taşıyan müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitab,sünnet ve icma ile sabittir.Beş vakit namazın eda edileceğine Kur’an-ı Kerim’in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş,bu işaretler Resulullah(s.a.v)in kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır.Bilindiği üzere Kur’an-ı Kerimde’ki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi Onu insanlara insanlara tebliğe görevli olan Peygamber(s.a.v)Efendimize aittir.O namazı bizzat kılarak ve müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunları vakitlerinide göstermiştir.Gerek kılınış şekli,gerek vakitleri ile ilgili bir uygulama ameli tevatür olarak,günümüze kadar devam etmiştir.

  6. Kur’an’ı Kerim’de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden Taha Suresinin 130.ayetinde: “…Güneşin doğmasından öncede,batmasından öncede Rabbını övgü ile tesbih et.Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında(iki ucunda)da tesbih etki,rızaya ulaşasın”.Buyrulmuş;
    güneşin doğmasından ve batmasından önce,gece saatlerinde ve günüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ı Hakk,tesbih yani namaz kılmak emredilmiştir.

    Bakara Suresinin 238.”Namazlara ve ayrıca orta namaza devam edin” mealindeki ayet’i kerimede “namazlar” anlamındaki “salevat” kelimesi çoğuldur.Arapça da çoğul üçten başlar.”iki”ye tesniye denir ve “iki namaz” sözü “salateyn”şeklinde söylenir.Demek oluyorki,ayetteki “salavat” sözünden en az üç namaz anlaşılır.Ayrıca birde “orta namaz”var.Çünkü matup,matuf aleyhta(üzerine atıf yapılandan)ayrıdır.Bu sebeple “orta namaz” “namazlar” ifadesine dahil olmadığı gibi her iki yanında eşit sayı bulunmadığı için,üç namazın arasında yer alacak bir namaza “orta namaz”denilmeside mümkün değildir.O halde ,ayetteki salavat kelimesi,en az dört namazı ifade eder.Orta namaz buna eklendiğinde beş vakit namaz ortaya çıkar Orta namazın ikindi namzı olduğu bazı hadislerde açıklanmıştır.

    Hud Suresinin 114.Ayetinde ise “Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl…”buyurulmaktadır.

    Ayeti celilede “gündüze yakın saatler”anlamındaki “zülef” kelimesi,”zülfe”nin çoğuludur.

    Yukarıda belirtildiği üzere en az üç adedi ifade eder.Demek oluyor ki,bu ayete göre gecenin gündüze yakın saatlerinde,(akşam,yatsı ve sabah namazı olmak üzere)en az üç namaz var.Ayrıca gündüzün iki ucunda da iki vakit var.Böylece bu ayet-i Kerimeden de namazın beş vakit olduğu anlaşılmaktadır.

    Bunlardan başka,Nisa,4/103;Hud.11/114;İsra.17/78; Rum,30/17-18;Nur.24/36 ;Kaf.50/39-40;Dehr(insan),76/25-26 ayeti kerimelerinde de beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel olarak işaret eden ifadeler bulunmaktadır.Bu mücmel ifade ve işaretler,Resulullah(s.a.v)’ın söz ve uygulamaları ile açıklanmış onun açıkladığı ve uyguladığı şekilde bütün müslümanlar tarafından ameli uygulama olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir.Asrı saadetten beri her asırda müslümanlar beş vakit namaz kılmış,hiç kimse bunun aksini söylememiştir.

  7. “Huriye:
    “ama rüku ve sücud nasıl yapılacak”

    Size sağ ayağınızı kaldırın dese siz ne yaparsınız? Sol elinizi mi kaldırırsınız? Size diz üstü oturun dense ne yaparsınız? Amuda mı kalkarsınız?

  8. Yunus Emre GÜNDOĞDU,

    Seni daha önce uyarmıştım uslubuna dikkat et diye.Sen inancını savunurken kişisel saldırı yapıyorsun. Şimdi sana cevap verirsem kendim için,nefsim için haraket etmiş olurum.benim niyetim dinime hizmet etmektir, nefsime hizmet değil.Bu nedenle seninle şimdi ve sonra tartışmaya girmeyi uygun bulmuyorum.

    Eğer bu batıl fikirleri cahillikle savunuyorsan Allah doğru yolu göstersin.Eğer sende bilinçli ve kasıtlı yapıyorsan şunu unutma; Kardeşlerim bu işlerin arkasındaki kişilerin batıl fikirlerini söndürünce piyon olarak kullandıkları kişiler bakalım ne yapacak.
    Allah anlamadığını anlayamamaktan korusun…

  9. Huriye demiş ki; Kardeşlerim bu işlerin arkasındaki kişilerin batıl fikirlerini söndürünce piyon olarak kullandıkları kişiler bakalım ne yapacak.

    Sizin arkanızda kimler var? Böyle saçma şeyler yazmayın,( kimseye iftira atmayın, çünkü hakkımda bilgi sahibi değilsiniz, birbirimizi tanımıyoruz, ve siz yalnız sanıya kapılıyorsunuz, bu da ne kötü bir günah haberiniz ola [Bkz. Kur’an].) Aynı şeyi ben size yazsam, siz bana ” benim arkamda kimse yok” diyeceksiniz. Şimdi benim buna inanmayacağım gibi ben “benim arkamda kimse yok” desem siz inanmayacaksınız.

    Benim arkamda kimse yok!

    Benim önümde apaçık Kur’an var. Ben Kur’an’da herşeyin açıkça anlatıldığına inanıyorum. Ne yazık ki kötü meallendirme veya mezhepler/gelenek etkisinde kalarak yapılan meallendirmeler yüzünden biz Türkçe bilenler bazı mealleri anlayamıyoruz. Fakat bu yine de Kur’an’ın apaçık olduğuna bir engel teşkil edemez.

    Bu sitedeki, sağ taraftaki “linkler” kısmında yazan bir iki siteyi girip araştırınız. Ne güzel Harun Yahya’yı araştırıyorsunuz, biraz da bu sitelere bakınız. Bu adamlar ne diyorlar anlamaya çalışınız…

    Saygılar..

  10. Yunus Emre bey,
    Size cevap vermemeyi düşünüyordum ama mademki fikirlerinizi güzelce açıklamışsınız bu bakımdan önerileriniz için birşeyler söylemek istiyorum.
    Öncelikle size yazdıklarımı bütünüyle okuduğunuz gibi bütünüylede yorumlamamışsınız içinden ayıklayıp tek bir cümle çıkartırsanız yanlış anlam çıkar elbette eğerle başlayan ve öncesi olan bir cümle sende kesinlikle böylesin gibi bir anlam ifade etmez eğer sende diye kurdum cümleyi dikkatinizi çekerim . Çok şükür helali haramı biliriz yinede hatırlatmışsınız teşekkürler herneyse konuyu dağıtmıyım linkler bölümündeki siteleri araştırmayı tavsiye etmişsiniz zaten biliyordum ama yinede baktım.

    Siz beni tanımıyorsunuz bu kişilerin yazdıklarını bin defada okusam Yunus Emre bey yanlışlarını görebiliyorum nerede eksiklik var biliyorum yazdıklarının hepsine verilecek bir cevap var gerçek bir tane bunuda biliyorum çok şükür.Zamanla arkadaşlarda açıklayınca hep beraber okuycaz yani bu kadar size bir şey ispatlamaya yalnız şahsınız adına böyle birşey elbette olamaz dediğim gibi yazılanlar tek tek ele alınıp sorularına cevap verilecektir bizde okuruz mesela bazı yerlerde türkçe meallerle yorum yapılmış ama arapçadan yapılır açıklamalar gerçek manası oradan çıkar yoksa anlamı saptırılır yanlış yorumlanır.Sizi aslında anlıyorum siz belkide beni geleneksel bir inanca araştırmadan körü körüne bağlanmış bu yazılanlara da önyargıyla yaklaşan biri olarak görüyorsunuz ama biz neyi neden yaptığımızı çok iyi biliyoruz yazılanları inceledim inancımın doğru olduğundan şüphede olduğum için falan değil asla, bütün bu yazılanlar benim kafamıda karıştırmadı öyle kaydadedeğer birşeyde yok.Böyle tartışmanında bir anlamıda yok bundan sonra.Sizde biliyorsunuz arkadaşlar bütün konulara açıklık getiricek kafa karıştıran bir çok konu açıklanıcaktır bekleyip görelim derim.

    saygılar..

  11. Peygamberi, hadisleri vs.. yok sayan uydurukcu; zaten siz İki cihanın yüzü suyu hurmetine yaratıkdığı İslam dininin ve kitabının indiği peygamberden direk islamı öğrenen yani bu dini esas kaynağından öğrenen sahabiden daha çok biliyosunuz hepiniz İslamı dimi Bize hocaların din adamlarının peşine takılmayın diyenlerinde nasıl din kisvesi altındaki mason ve misyonerlerin peşinden gittini tarihdeki örneklerinden de biliyoruz bizz. Müslümanım diyip Rasule ve sünnetine dil uzatmak tanımamak bu nasıl bi cürrettir bize islamı bölüyonusuz diyenler acaba bu gün islamın adını duymuşlarsa bu topraklarda, kimlerin sayesinde duymuş kabuğundan çıkıp kabuğunu beğenmemek ne kadar acınacak bir haldir Allah sadece hidayet versin denecek başka bişi yok. Siz bildiğiniz yoldan şaşmayın bizde şaşmıyacağız bakalım mahşerde İslam sancağı göründüğü zaman Rasulun yüzüne nasıl bakacaksınız. Sanki rasul bilmiyordu direk kaynak kurandır demeyi sanki rasul sahabesine ictihad hadisleri söylerken bilmiyordu ictihadın dini bölmek olduğunu bi siz bildiniz. devam edin böylede…

  12. Ayrıca şu konuyada açıklık getirmek istiyorum arkadaş ve kardeş kelimelerini şahsen tanıdığım için değil burada yorum yapan bazı kişileride böyle kabul ettiğim içindir.Ve ALİ BEYİN HAKKINDA bAZI İTHAMLARDA BULUNULMUŞTU bunun üzerine ben eğer art niyetliyseniz demiştim bize böyle bir uyarı gelmişti biliyorsunuz Ali beyi hiç tanımıyorum bunlar da bazı kişilerin ortaya sunduğu sadece bir iddiadır bunuda belirtiyim.Çünkü Ali beyi kendi inancını iyi niyetle bizlere anlatmak istediğinide okumuştum biliyorum açıklamıştı bunuda söylemeden geçemem Ali beye de haksızlık olmasın bu konuda art niyet taşıdığını söyleyenler birde bu tarafından bakabilirler yani illaki art niyetli olmasını gerektirmez bunlarıda söylemek istedim saygılar..

  13. Selam Selami,

    Sen yazılanları okumadan yazdıkça rezil oluyorsun kardeşim. Resule ve söylediklerine dil uzatan da kimmiş ?

    Neden anlamak için değil de anlamamak için yaklaşıyorsunuz ?

    Bu sitede herhangi bir yerde, Resule dil uzatıldığını, söylediklerine itibar edilmemelidir denildiğini gördüysen hemen beni uyar…

    Ve yahut artık anlayamadığın için bize iftira atmayı bırak !

  14. ” Sen yazılanları okumadan yazdıkça rezil oluyorsun kardeşim. Resule ve söylediklerine dil uzatan da kimmiş ? ”
    demişsizniz sadece 🙂 sadece 🙂

    Hadis i şerifi inkar Resule ve söylediklerine dil uzatmak diilmidir ? Nasıl yani derseniz :

    Farklı ictihad rahmettir

    Mezheplerdeki farklı hükümlerin sebebi nedir?

    İctihad, bir ibadet, yani Allahü teâlânın emri olduğundan, hiçbir müctehid, diğer bir müctehidin ictihadına yanlış diyemez. Çünkü, her müctehide, kendi ictihadı hak ve doğrudur. Beyheki’deki hadis-i şerifte, (Müctehid âlimlerin farklı ictihadları rahmettir) buyuruluyor. İmam-ı Şafii hazretleri, imam-ı a’zam hazretlerinden farklı ictihadları olduğu ve Hanefi mezhebinde olmadığı halde, (imam-ı a’zam Ebu Hanife’nin rey ve ictihadını beğenmeyene, Allahü teâlâ lanet etsin!) buyurmuştur. İmam-ı Ebu Yusuf ve imam-ı Muhammed ve diğer imamların, imam-ı a’zama uymayan sözleri, onu beğenmemek, kabul etmemek değildir. Kendi ictihadlarını bildirmektir. Bunu bildirmeye memurdurlar.

    Mezheplerdeki farklılıkların çoğu, Resulullah efendimizin ibadetleri değişik şekilde yaptığındandır. Bir de âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerden müctehidlerin farklı anlayışları vardır. Müctehid ictihadında yanılabilir. Fakat yanılsa da mahzuru yoktur. Buhari’deki hadis-i şerifte de, (Müctehid, ictihadında isabet ederse iki, yanılırsa bir sevap alır) buyuruluyor. Demek ki ictihad hatası, günah değil, aksine sevaptır. Farklı ictihadlarından dolayı Eshab-ı kirama ve müctehidlere dil uzatılmaz.

    Server-i âlem efendimiz, uzak ülkelere gönderdikleri Sahabe-i kirama, güçlük karşısında kalınca, âyet-i kerimelere müracaat etmelerini, orada bulamazlarsa, hadis-i şeriflere müracaat etmelerini, orada da bulamazlar ise, kendi rey ve ictihadları ile hareket etmelerini, kendilerinden daha yüksek ilimli ve fikirli olsalar dahi, başkalarının ictihadına uymamalarını emrederdi.

    İşte bunun gibi, imam-ı Ebu Yusuf ve imam-ı Muhammed de hocaları olan imam-ı a’zamın reyine tâbi olmayıp, kendi ictihadları ile hareket ederlerdi. Halbuki, imam-ı a’zamın ilmi onların üstünde idi. Dört mezhep arasındaki farklar da, bundan ileri gelmektedir.

    O halde namaz, oruç ve diğer ibadetlerde, büyük âlim olan mezhep imamlarımızın birbirine uymayan ictihadları için, hiçbiri diğerinin sözüne yanlış dememiştir.

    Sahabe-i kiram da böylece birçok işlerde birbirlerine uymamışlarsa da, hiçbiri diğerinin ictihadına yanlış dememiş, dalalet, fısk demeyi hatırlarına bile getirmemişlerdir. Mesela, Ebu Bekri Sıddık halife iken, Müslüman olmasını teşvik için, gayrı müslim olan birisini, bir sahabinin yanına katarak, beyt-ül-malın muhafaza memuru olan Hz. Ömer’e gönderdi. Buna zekat hissesini versin dedi. Hz. Ömer ise, bu parayı vermedi. Müellefe-i kulub ismi verilen bu gibi kimselere zekat verilmesi, âyet-i kerimede emr edilmiş iken, niye vermedin diye sorunca, Hz. Ömer, (Kâfirlerin kalblerini yumuşatmak emri, Allahü teâlânın vaad ettiği zafer ve galibiyet başlamadan önce, kâfirlerin azgın olduğu zamanda idi. Şimdi ise, Müslümanlar kuvvetlenmiş, kâfirler mağlup ve aciz olmuştur. Şimdi kâfirlerin kalblerini mal ile kazanmaya lüzum kalmamıştır) buyurduktan sonra, Müellefe-i kulub denilen kâfirlere zekat verilmesi emrini nesh eden, yani yürürlükten kaldıran âyet-i kerimeyi ve Muaz hadisini okudu. Hz. Ömer’in bu ictihadının, Sıddık-ı a’zamın rey ve ictihadına uymaması, onun bu emrini red etmek değildir. Beyt-ül-malın muhafazasına ve idaresine memur olduğu için, ictihadını söylemişti. Hz. Ebu Bekir de bu ictihadından dolayı ona bir şey dememişti. Hatta, ictihadını değiştirerek, Eshab-ı kiramın hepsi, Hz. Ömer gibi ictihad eylediler. (Eshab-ı kiram kitabı)

    Selefiye itikadındaki gençler (Ümmetimin ihtilafı rahmettir) hadisi uydurmadır diyorlar. İhtilaf rahmet olunca ittifak gazap olur diyorlar. O zaman dört hak mezhebe de dil uzatmış olmuyorlar mı? Hz. Âdem’den beri gelen Allah’ın gönderdiği dinlerde de farklılıklar vardı. Farklı olmak rahmet olmasaydı Allah, peygamberlerin şeriatlarını [ameldeki bilgilerini] hep aynı yapardı. Farklı yapması, mezheplerdeki farklılıkların rahmet olduğunu göstermiyor mu?

    Elbette gösteriyor. Mezhepsizlerin inkâr edemediği bir hadis meali şöyledir:
    (Müctehid, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap alır.) [Buhari]

    Hatası bile sevap olan âlimlerin böyle farklı ictihadları bir rahmettir. Bunu inkâr etmek 14 asırdan beri gelen âlimleri yalanlamak ve hak mezhepleri inkâr olur. O hadisi bir çok muhaddis rivayet etmiştir. Muhaddis sıradan insan değildir. Ömürleri hadis ilmi ile geçmiştir. O hadis-i şerif şu mealdedir: (Ümmetimin [âlimlerin] ihtilafı [farklı ictihadları] rahmettir.) [Beyheki, İ.Münavi, İbni Nasr, Deylemi]

    Fıkıh âlimi İbni Âbidin hazretleri, önsözde buyuruyor ki:
    Bu hadis meşhurdur. Mekasıd-ı hasene’de yazılıdır. İbni Hacib de Muhtasar’da sahih olduğunu yazmaktadır. Nasrul-mukaddesinin Hucce kitabında ve Beyheki’nin Risalet-ül-eşariyye’sinde sahih hadis olarak bildirildiğini, İmam-ı Süyuti yazmaktadır. Halimi ve kadi Hüseyin ve İmam-ül-Haremeyn de sahih olarak bildirmişlerdir. Mevahib-i ledünniyye’de de yazılıdır.

    Farklı ictihad, Peygamberlerin farklı şeriatları gibi rahmettir. Bir âlim, öteki âlimin ictihadının yanlış
    olduğunu söylemez. Çünkü Mecelle’de (İctihad ictihadla nakzedilemez) buyuruluyor. (Madde 16)

    Müctehidlerin ihtilafları, yani farklı ictihadları rahmet olmasa idi, müctehidin hatasına da sevap verilmezdi. Yanlış bir işe sevap verilmez. Müctehidin hatasına da sevap verildiğine göre, farklı ictihad rahmettir. İhtilaf rahmet olunca ittifak gazap olur demek de yanlıştır. Çünkü bu söz, Peygamberlerin getirdiği dinlerin farklı olmasına ve Selef âlimlerinin birbirinden farklı ictihad etmesine dil uzatmak olur.

    Resulullah efendimiz de rahmet olması için farklı hadisler bildirmiştir. Hak mezheplerin farklı oluş sebeplerinden birisi de, bu farklı hadislerdir. Mesela üç hadis âlimi şu hadis-i şerifleri ittifakla bildirmişlerdir:
    (Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulur.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
    (Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulmaz.) [Ebu Davud,Tirmizi, Nesai]

    Hiç birisi uydurma dememiştir. Bu farklılığın rahmet olduğunu bildikleri için kitaplarına almışlardır. Bu büyük hadis âlimlerine dil uzatanın dili kurur. Müctehidin ihtilafı rahmet olduğu gibi, her biri Cennetlik ve müctehid olan eshab-ı kiramın farklı ictihadları da rahmettir. Bir hadis-i şerif meali:
    (Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz. Eshabımın ihtilafı [farklı ictihadları] sizin için rahmettir.) [Taberani, Beyheki, İbni Asakir, Hatib, Deylemi, Darimi, İ. Münavi, İbni Adiy]

    Görüldüğü gibi bu hadis-i şerifi 8 muhaddis rivayet etmiştir. Müctehidlerin ve hepsi müctehid olan eshab-ı kiramın da farklı ictihadları rahmettir.

    Biliyorum yine inkar edeceksiniz. Bu ülkede İmamı azamı inkar edip abduh,afgani gibilerin peşinde koşan ve aslında kimin peşinde koştuğunu bilmeyen binlerce insan gördük biz. Rasulun yolundan giden herkeze saygımız sevgimiz muhabbetimiz var ama farkında olmadan yavaşş yavaşş değişmeyen islamın bu güne kadar yayılmasında büyük payı olan insanları hafife alma eğilimleriyle islamı bir yere sürüklemek isteyenler ve yavaş yavaş nifak tohumları sokmak isteyenler var bununda farkındayız bu yüzden müslüman uyanık olmalı bizde ne dediğimizi ve neye inanacağımızı biliyoruz elhamdülillah …

  15. Selam Selami,

    “Hadis i şerifi inkar Resule ve söylediklerine dil uzatmak diilmidir ? ” demişsin.

    Değildir güzel kardeşim. Bu senin uydurman. Resule, Kuran’a ve bildiğimiz pek çok doğruya nasıl dil uzatıldığını ve pek çok müminin sırf saygısı nedeni ile bunlara nasıl sahip çıktığını görmek istersen aşağıdaki linki biraz incele. Bak bakalım kim kime dil uzatıyormuş, kim kime sahip çıkıyormuş.

    http://www.kuran-tekrehber.com

    Diğer yazdıklarına gelince,

    Mezhebin, içtihadın delili mezhep imamının söylediği,

    Uydurma hadisin delili bir başka uydurma hadis…

    Bravo valla iyiymiş.

    Kardeşim,

    Sana Kuran’dan soruluyor.

    Deniyor ki, Peygamberin kendi kendine hanımlarını memnun etmek için haram getirme yetkisi bile yok. Bu ayetle sabittir. Sen bana çok değerli mezhep imamlarının getirdiği haramlardan bahsediyorsun.

    Şu soruya cevap ver:

    Allah’ın kelimeleri tükenmez öyle değil mi ? Unutmaz da… Neden bize lazım olan bütün helal ve haramları apaçık bildirmemiş o zaman ? (Tabi bu sizin iddianız olduğu için söylüyorum. Ya değilse bize göre her şey apaçık bildirilmiş zaten)

    Selam ve dua ile…

  16. Allah’ın kelimeleri tükenmez öyle değil mi ? Unutmaz da… Neden bize lazım olan bütün helal ve haramları apaçık bildirmemiş o zaman ? (Tabi bu sizin iddianız olduğu için söylüyorum. Ya değilse bize göre her şey apaçık bildirilmiş zaten)

    şimdi sizin iddanıza gelelim Kuran peygamber efendimize indi cembrail Aleyhisselam vasıtası ile emirler ona direk aktarıldı Kuran Allah kelamıdır kuran okuyan bir kimse Allah la konuştum dese yalan sayılmaz Madem Allah Araya elçi ve örnek koymayacaktı direk kuran yeterki niye her insana vahiy gelmedide resule geldi kuranı resulden dahamı iyi anlayacağız biz. işinize gelmeyen hadislere yalan diyip işinize gelenleri örnek vermekle olmaz, ayrıca hadisi inkar Resule ve söylediklerine dil uzatmak diilmidir demişsiniz zaten bu sözle niyet ve gaye ap açık ortada bizim bişi dememize gerek kalmıyor bana İmamı azamı kötülüyorsuznuz http://www.kuran-tekrehber.com adress verip kim sahip çıkıyomuş gör diyosunuz imamı azamın bilgisi ve feyzi karşısında siz kim oluyorsunuz bu linktekiler kim oluyor ? ki bunlara inanayım bunların dedine inanayım boşuna milletin beynini yıkamaya çalışmayın biz Allahın izni ile 3 kıtaya islamı ve hakikati nasıl yaydımızı peygamberle mücdelenen bir nesli nasıl yetiştirdimizi ve yetişeceğimizi iyi biliyoruz 1400 yıllık bir tarihi yok sayıp mamal okumakla olmadı bu işler bu gün 3 kıtada Allah ismi zikredilip kur-an kelamı okunabiliyosa bunun nası bir sağlam itikat ve amelle yapıldığı gayet aşikardır …

  17. Selam Selami,

    Demek İmam-ı Azam okuyorsun. Ona neden “Ebu Hanife” dendiğini yani bu “hanife” – “hanif” meselesinin nereden çıktığını, neden hapse atıldığını ve yıllarca hapiste bırakıldığını, onun adına o yazmış gibi söylenen kitapların esasında öğrencileri tarafından yazılıp yazılmadığını falan bir araştır istersen.

    Hem araştır ve bizimle paylaş ki, biz de bilgilenelim.

    Ciddi olarak soruyorum. Madem bir hayır işleme niyetindesin, haydi bizi bu konuda bilgilendir.

    Neden “hanif” denmiş ?

    Neden hapse atılmış ?

    Kitap yazmış mı ?

    Selam ve dua ile…

  18. SLM, cümleten
    sizce oeygamber efendimiz, DINI,haramlari-Helallari,kimden ÖGRENDI???
    Hangi “Mezheb”e tabii, imis?
    Yani,kardeslerim, “hic bilen le bilmeyen bir olurmu.
    Ilimde derinlesmis olanlarla, olmayanlar bir olurmu?
    Aklimizi en güzel bir sekilde,kullanmanin zamani,daha gelmedimi?
    DIN, adina bildiklerimizi hic arastiriyormuyuz?kaynagimiz nedir?
    Sdece KURAN ,degilse=vay halimize,dermisim.
    Hatasiz ve kusursuz olan bir TEK RABBIMIZ dir.
    Rabbimiz yar ve yardimcimiz olsun!
    Seytanlarin ve Cinlerin serlerinden,Insanlarin serlilerinden,vesvese verenlerin,vesveselerinden bizleri korusun,insallah.
    Sunu da unutmamak da fayda var:zuhruf suresi ayet 44:bu Kuran sana ve kavmine bir ögüttür, bundan sorguya cekileceksiniz.
    Demekki hem Peygamber efendimiz ve Kuran in ulastigi her Insan, Kuran dan sorguya cekilecek.
    Simdiya ulasmayanlara ne olacak derseniz?cevabim:siz Inanan/teslim olan/müslüman olan,kisiler olarak,ne kadar caba harciyorsunuz,(salat)ulasmasi icin?
    Kuran ile tanismadan ölen icin,yine Kuran da, mevcuttur ayetler ve apacik.
    nedemisler, arayan “bulur”.
    Selametle kaliniz.

    korusun.

  19. Aslında “Yalnız Kur’an yeter” diyenlerin, Kitabullah’ın içinde şifre arayanlardan farkları yok..Elinizde hazır olan varken(hadis),neden kendi başınıza iş yapıyorsunuz?Hepinizin bildiği Kur’an önce levh-i mahfuzda yazılmıştır.Sonra Hz.Muhammed’in yaşayışına göre “malum” olmuştur..Hz.Muhammed’in her aldığı karar, yaptığı her amel Allah’ın kontrolündedir..Şimdi affınıza sığınarak bir örnekle bu hususu belirtmek istiyorum..Yalnız Kur’an diyenler mastürbasyon yapmanın bir sakıncası olmadığını, kadın ve erkek herkezin belli dönemler içinde yapabileceğini ve böyle bir yasak olmadığını ileri sürüyor..(Yalnız Kur’an diyen bütün sitelere bakabilirsiniz)…

    Şimdi hadislere bakalım;

    (Yabancı kadını görüp, azab-ı ilahiden korkarak, başını ondan çevirene Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.) [Hakim]

    (Neresine olursa olsun, kadına şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülecek, sonra Cehenneme atılacaktır.) [M. Enhür]

    (Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]

    Şimdi bazıları diyor ki ben bu işi yaparken kesinlikle hiçbir kadına bakmıyorum hayalimde canlandırıyorum….(Sadece geçmişte bakmış olduğu resimleri canlandırıyor heralde)

    Kesinlikle böyle bir yanlışı Kur’an da apaçık belirtilmemiş, hadis’ler zaten fiyasko deyip önünü açan kimselere Allah(c.c)’in laneti üzerine olsun..Kendi başınıza buyruk iş yaptığınız yetmiyor bir de başkalarının akıllarını karıştırıyorsunuz..

    “”Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor”.(Nahl 90)

    Yaptığınız en büyük hata hadisleri hangi ayetle karşılaştıracağınızı bilmemenizdir..İşte bu ayet önce yazdığım hadislerin onaylayıcısıdır..Selametle!..

  20. Kamer
    40 Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!

    43/44 “Dogrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.”

    7:78 “Onlardan bir zümre vardir, aslinda Kitap’tan olmayan birseyi siz Kitap’tan sanasiniz diye, dillerini Kitap’la egip bükerler. O, Allah katinda olmadigi halde, “Bu, Allah katindandir.” derler. Bilip durduklari halde, Allah hakkinda yalan söylerler.”

    Slm,kardesim, daha söylenecek söz varmi,ayetler acik ve net.
    Selametle kaliniz,Rabbim bizleri akillarini kullanan kullarindan eylesin Insallah.

  21. Ali aksoy.Madem dava arkadaşınız Hakkı Yılmaz namaz vakitlerini üçe indirmiş,Kur’an’dan aldığını söylüyor beş vakit namazı inkar ediyor.(Namazın beş vakit olduğuna mücmel olarak işaret ediliyor.Hürriye kardeşimiz yukarıdaki yorumunda ilgili ayetleri vermiş).Biz de beş vakit kılıyoruz biz Peygamber Efendimizin(s.a.s) hadis-i şeriflerini de baz alıyoruz.Tamam bir an için üç vakit olduğunu kabul edelim.Dolayısıyla bizim kıldığımız beş vakitten iki vakti nafile namaz olur ki hem böylece fazladan ibadet etmiş olup fazladan sevap sahibi de oluruz.Yani namazın kılınmasıyla ilgili konularda, ahiret gününde zarar etmemiş oluruz.Ya namaz vakitleri üç değilde beş olsa(ki basit bir konu değil gelip geçmiş milyarlarca müslüman beş vakit kılmışsa doğrusu vakit sayısıyla oynamak akıl sahibinin işi değildir.Aksini iddia etmek bu kadar insanın itikadına set çekmek demektir)o zaman farz olan diğer iki vaktin inkarı ebediyen sonunuz olur.Bilmem anlatabildim mi.

  22. Sayın ali aksoy eğer yayımlanmasına izin verirseniz arkadaşlara altta vereceğim siteyi tavsiye ediyorum.Oraya baksınlar birçok sorunnun cevabını orada bulacaklar.Siz de bakarsınız. http://www.zehirli.org

  23. bütün yorumlari okuyamadim ama yaziya aynen katiliyorum,benim gibiler çok az olsada allaha sükür varlar,bu konularda en yakin akrabalarimla tartisiyorum y.y.larca bizi uyutmuslar din diye yutturmuslar,seyhler efendiler vs vs bana göre yok artik,tek yol kur’an hersey onda mevcut…namazin nasil kilindigi bile…saygilar

  24. aslında kısmen yazıya katılsamda bazı kısımlarında abartıldığını düşünüyorum..özellikle huriyenin açıklamalarına verilecek cevaplar yokken üstteki yazıda editlemelerin yapılması gerektiğine inanıyorum…varsada verilecek cevap verin bizde ona göre değerlendirebilelim…bu arada huriyeye allah razı olsun diyorum…gayet güzel ve gayet bilgilendirici bir açıklama olmuş…

  25. uğur kardeş.Sözlerine dikkat et.Kur’an adamı sıfatıyla bütün ayetlerin hakkını verirsen sana katılırım;ama bakıyorum ki Peygambere itaati emreden ayetleri görmemezlikten geliyorsunuz,cihadın ancak ilimle yapılması gerektiğini savunuyorsunuz,yeni gelen ilahi bir dinin bir öncekini neshetmediğini kabul etmekten zorlanıyorsunuz,son Peygamber olan Muhammed Aleyhiselam’ı(s.a.s) -bağışlayın-postacı konumuna düşürüyorsunuz.Aman dikkat söz söylerken sesinizi yükseltmeyin.Yani sesini “peygamber sesinden yükseltme” demek istiyorum yoksa çok büyük bir günah işliyorsun aman dikkat.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: