Allah peygamber olarak sadece insanları mı göndermiştir?


-Allah peygamber olarak sadece insanları mı göndermiştir? Yoksa bunlardan başka şekilde(cin/melek) peygamberler de mi göndermiştir?
Bu iddiaya göre Allah sadece Elçi olarak insan gönderdiğini fakat başka bir ayette ise meleklerin elçi olarak gönderildiğini dolayısıyla iki ifade arasında çelişki oluştuğunu iddia etmektedirler.

Burada da yine ayetteki ifade konu bütünlüğü içinden kopartılmakta ve kendileri açısında çelişki oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Resul kelimesi “resele” kökünden gelip “gönderilen” anlamına gelmektedir. Allah kavimlere onları uyarmaları için elçiler göndermiştir. Bu elçiler insandır. Ayetlerde bu açıkça bildirilmektedir:

12/109. Senden önce, kentler halkının arasından (seçip) vahyettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Yeryüzünü dolaşıp kendilerinden öncekilerin akıbetine bakmazlar mı? Erdemliler için ahiret yurdu daha iyidir; anlamaz mısınız?

Eğer bu ayetteki konu akışı dikkatli bir şekilde okunursa, bahsedilen konunun kavimlere gönderilen elçiler olduğu ve bunların yine kendi kavmi içinden insanlar olduğu anlaşılacaktır.

[private]Bunun dışında Allah kendi vahyini iletmesi için meleklerden elçiler seçer. Bu elçiler yukarıdaki ayette bahsedilen konu ile ilgili bir elçi değildir. Melek elçilerin görevi kavmi Allah’ın vahyi ile uyarmanın dışındadır, bunun ile sorumlu olan Allah’ın insanlardan seçtiği elçilerdir. Konular ve görevler farklıdır.

Bu yazı “Kuran’da Çelişki Yoktur” sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

34 thoughts on “Allah peygamber olarak sadece insanları mı göndermiştir?

Add yours

  1. evet dediğiniz gibi allah ın melekleri vardır bunlar
    nurani varlıklardır günah işlemeye meyilli yaratılmamıştır
    allahın emirlerini yerine getirirler 4 büyük melek vardır bunların görevlerinide biliyoruz tabiki vahiy meleği cebraildir
    tabiki görevleri farklıdır

  2. Selam Gülistan…

    Nahl 2
    Allah kendi emriyle melekleri, kullarından dilediği kimseye vahiy ile, “Benden başka tanrı olmadığına dair (kullarımı) uyarın ve benden korkun” diye gönderir.

    Şûrâ 51
    Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakimdir.

    A’râf 62
    Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’tan (gelen vahiy ile) biliyorum.

    Yûnus 2
    İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kafirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?

    Mü’min 15
    (O,) Dereceleri yükselten; Arş’ın sahibi (Allah), buluşma gününe karşı uyarmak için, emrinden olan ruhu, kullarından dilediğine indirir.

    ( Ayrıca Kur’an’dan “vahiy” ile ilgili diğer ayetlere de bakınız… )

  3. Kübracım biz sana 4 büyük meleğini bulup nasıl yollayıcazzzzz….msn adresim:gizemli_ada_96@hotmail.com

  4. Kur’an’da 2 meleğin adı geçer ( Mikail ve Cebrail ). Bunlardan sadece Cebrail’in görevi anlatılır.

    ————

    Not: ( Harut ve Marut, iki melek olabileceği gibi, iki melik ( güç sahibi, hükümdar ) de olabilir…

  5. merhabalar arkadaşlar

    önce vahiy neymiş ona bir bakalım bence!!!

    VAHY

    Sözlük anlamı olarak “ وحى vahy” sözcüğünün “vaz`ı (ilk konuş, türetiliş)” anlamı; “gizlice bilgilendirmek” demektir. Zaman içinde bu anlam çerçevesinde “Gizli konuşma, işaret etme, emretme, ilham etme, ima etme, fısıldama, mektup yazma, elçi gönderme” anlamlarında da kullanılır olmuştur.
    Terim anlamı olarak ise “vahy” sözcüğü, “Yüce Allah`ın vasıtasız olarak veya değişik vasıtalarla emirlerini, hükümlerini gizlice ve süratlice peygamberlerine bildirmesi” demektir. Ve “القاء ilka” sözcüğü ile anlamdaş olarak kullanılır. Bakara; 37, Neml; 6 ve Mümin; 15`e bakabilirsiniz.

    “Vahy” kelimesinin Kur`an`da sözcük anlamıyla kullanıldığı ayetler; “Allah ile ilgili olan” ve “Allah ile ilgili olmayan” olmak üzere iki grupta toplanabilir:

    1- Allah ile ilgili olarak kullanıldığı ayetlerde “vahy” sözcüğü şu değişik anlamlara gelmektedir:

    a) “Emir ve bir iş yaptırma”:

    Fusılet; 12: … ve her göğün işini kendisine vahyetti….

    Zilzal; 4 – 5: İşte o gün yerküre tüm haberlerini;
    Rabbin kendisine vahyettiklerini bir bir söyler.

    Nahl; 68: Ve Rabbin bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve kovanlarda
    evler (yuvalar) edinmesini vahyetti.

    Enfal; 12: Ve Rabbin meleklere vahyediyordu (emrediyordu); “Ben
    sizinle birlikteyim inananları destekleyin. …”

    b) “İma etme, ilham”:

    Maide; 111: Ve hani havarilere: “Bana ve elçime inanın” diye vahyetmiştim
    de onlar, “inandık, ve bizim gerçekten teslim olduğumuza tanık
    ol” demişlerdi.

    c) “İlham ve rüya”:

    Kasas; 7: Musa`nın anasına: “Onu emzir. Eğer onun için korkarsan onu
    akıntıya bırakıver, korkma ve üzülme. Çünkü Biz onu sana
    döndüreceğiz ve kendisini peygamberlerden biri yapacağız”
    diye vahyetik.

    2 – Allah ile ilgili olmadan kullanıldığı ayetlerde de “vahy” sözcüğü yine değişik anlamlar ifade eder:

    a) “İma etmek, işaret etmek”:

    Meryem; 11: O (Zekeriyya), bunun üzerine mihraptan kavminin (halkının)
    karşısına çıkıp sabah akşam Rablerini tesbih etmelerini
    vahyetti (işaret etti).

    b) “Fısıldama, gizli konuşma”:

    En`âm; 112: Böylece Biz her peygamber için ins ve cin şeytanlarını (her kötü
    kişiyi) düşman yaptık. Onlar aldatmak için birbirlerine süslü
    ve yaldızlı sözler Vahyederler (fısıldarlar). …

    c) “Teşvik etme, telkin etme, söyleme”:

    En`âm; 121: … Ve gerçekten şeytanlar dostlarına sizinle mücadele etmeleri
    için vahyederler (telkinde bulunurlar)…

    “Vahy” sözcüğü, terim anlamı olarak ise Kur`an`da 68 yerde geçmekte olup, bu ayetlerin tümünde sadece Allah`a özgülenmiştir. Bunun anlamı; terim anlamındaki vahyin Allah`ın işi olduğu, ne melek, ne peygamber, ne de herhangi bir insanın bu anlamda vahyetmesinin mümkün olmadığıdır.
    Sonuç olarak 10. ayette geçen “vahy” sözcüğü de terim anlamında kullanıldığına göre, burada kuluna vahyeden Allah`tır, ve Cebrail`in vahyi getirmesi söz konusu olamaz.

    9. Ayette geçen “yay boyu”, o zamanlarda kullanılan ve o günkü insanların bildiği bir uzunluk ölçüsüdür. O dönemlerde “metre” gibi uluslar arası kabul görmüş ölçülerin henüz icat edilmediği için yöresel ölçüler kullanılmaktaydı. İşte “yay boyu” da, o zamanlarda kullanılan rumh (mızrak), sevt (deynek), arşın, kulaç, boy, isbi` (parmak), hatve (adım), şibr (karış), zira (kol), ok atımı, gibi bir ölçü birimiydi. Bu ölçü mantığı o günkü Batı ülkelerinde de geçerli olup, bu ülkelerde de insan ayağının uzunluğunu temel alan “feet”, insan elinin baş parmağının tırnak dibindeki genişliğini temel alan “inch” gibi ölçüler kullanılmakta idi. Dolayısıyla Yüce Allah mesajında, muhatap aldığı toplumun anlayabileceği bir ölçü kullanmıştır.

    Bu açıklamalardan sonra, Allah`ın peygamberimize nasıl vahyettiğini anlatan sahneye geri dönecek olursak, bu kompozisyonun çizildiği 7-10. ayetler hakkında tefekkür ederken peygamberimize gelen vahyden söz eden Tekvir suresinin 19-25. ayetlerindeki açıklamaları hatırlamakta yarar görüyor ve yapılacak değerlendirmelerde, hem Musa peygamberin hem de Muhammed peygamberin ilk vahylerini anlatan ayetlerdeki “ağaç” ögesinin dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz.

    Tekvir; 19-25: kuşkusuz bu, değerli bir elçi sözüdür;
    güçlü, Arş`ın Sahibi`nin yanında çok itibarlı,
    itaat edilir, güvenilir.
    Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.
    Ant olsun o, O`nu açık ufukta gördü.
    O gayb hakkında cimri de değildir.
    Bu, kovulmuş şeytanın sözü değildir.

    istekuran ‘dan alıntıdır…

  6. merhabalar arkadaşlar…………

    Cebrail:
    Kimsenin ulaşamayacağı – sağlam – emin – kutsal — temiz olmayanların sokulamayacağı, vahiy yolu/kanalı
    Bakar 97,98 De ki: “Kim (ulaşılamayan,sağlam,emin,kutsal,ruh,vahyin akış kanalı olan) Cebrail’e -ki o, Allah’ın izniyle Kur’an’ı kendinden öncekini doğrulayıcı, insanlara yol gösterici ve müjde olarak senin kalbine (inen bir yol olup vahyi) indirmiştir- düşman kesilirse,
    Kim Allah’a, O’nun meleklerine, resullerine, (ulaşılamayan,sağlam,emin,kutsal,ruh,vahyin akış kanalı olan) Cebrail’e, (yakarışın, himmetin yolu/kanalı olan) Mikail’e düşman kesilirse, Allah’ta bu tür inkarcılara düşman kesilir.
    Bu ayette şu dikkatimizi çekiyor Allah’tan kula (Cebrail) kuldan Allah’a giden yol (Mikail) e kim düşman olursa, Allah’ta bu tür inkarcılara düşman kesilir.

    Dikkatli baktığımızda şunu görüyoruz:
    1 ) Cebrail Allah’tan kula gönderilen vahyin yolu
    2 ) Mikail kulun Allah olan yakarışını yolu

  7. merhabalar arkadaşlar…..

    kafanızdaki eski melek tanımını bir tarafa bırakın, sanki bu kelimeyle yeni tanışıyorsunuz gibi anlamaya çalışın.

    1. Melek tam olarak neyi ifade ediyor?.
    2. Meleklere iman nasıl ve ne şekilde olmalı?.
    3. Melekler Ademe nasıl secde etmişlerdir?.
    4. Vahyin gelmesiyle Melek ilişkisi nedir?.
    5. Melekler ne anlamada kanatlıdır?.
    6. İblis meleklerden bir melekmiydi?.
    7. Meleklerle hayvanlar arasındaki bağ varmıdır?.

    Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkün, biz şimdilik bu kadarının meramımızı anlatmaya yeteceğini düşünüyoruz. Yukarıdaki soruların yanıtlarını ayetlerin gölgesinde bulmaya çalışalım.

    Koruyucu bekçiler 82/10-86/4
    Katip (yazıcılar),82/11-50/18
    Kayıt tutan (hafıza) 43/80,-50/17-18/49-45/28,29-17/13,14
    Amellerin ve niyetlerin yönüne göre tavır belirleme 3/123…127-8/9…12,50,51-9/24,25-13/11-33/9,26,56
    Azap ve helak 2/210-7/84-11/82-15/8,73,74- 26/173-54/34
    Maddeden oluşan yükü taşımaları 2/248

  8. merhabalar….

    Kuran’da iman ilkelerine baktığımız da 1 Allah’a iman 2 Meleklerine iman 3 Kitaplarına iman 4 Resullerine iman 5 Ahiret gününe iman

    1 Allah’a iman: Eksik ve noksan sıfatlardan münezzeh olan, tartışmasız mutlak güç ve kudret, İlah, Rabb, Rahman ve Rahim vd…Güzel sıfatları.
    Tam teslimiyet olunacak yegane varlıktır, varlıkların kaynağı ezeli ve ebedidir. İman edilmezse olmaz olan.
    2 Meleklerine iman: ? (aşağıda değineceğiz)
    3 Kitaplarına iman:
    Yaratıcıyı ve iman edeceğimiz değerleri, ahiret bilincini, ahlaki ilkeleri, ibadet ve şahsiyeti, dünyadaki yaşantımızı barındırdığı için, İman edilmezse olmaz.
    4 Resullerine iman:
    Allah adına yer yüzünde elçilik yapıp, Allah’ın mesajını getirdikleri, inananlara örnek, kafirlere uyarıcı oldukları için, İman edilmezse olmaz.
    5 Ahiret gününe iman:
    Hesap vereceğimiz bilinciyle, hayatımıza çekidüzen vermemizi sağlayacağı için, İman edilmezse olmaz.
    Gelelim şimdi meleklere iman hadisesine, bu konuyu burada açıklamayacağız, konun tamamını okuduktan sonra, değerli okuyucuların idrakine sunuyorum.

  9. merhabalar….

    Kuran’ın ışığında yürüyerek, meleklerin nasıl bir varlık oldukları hakkında bilgilenmeye çalışalım inşallah.

    Fatır 1 Hamd,Fatır olan Allah’adır; gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan O’dur. Yaratışta/yaratılmışlarda dilediğini artırır O. Hiç kuşkusuz, Allah her şeye gücü yetendir.
    Burada kanat kelimesi mecazdır, İsra 24 Onlara merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger ve de ki, “Rabbim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” bu ve benzeri ayetlerde de kanat kelimesi mecaz olarak geçmiştir. Ayetin sonundaki “Hiç kuşkusuz, Allah her şeye gücü yetendir” ifadesi Konuya açıklık getiriyor, Allah’ın güçleri (melekleri) her taraftan ve her konuya hakimdir.
    Ör:Futbol maçlarından sonra yorumcular, sağ kant zayıf, sol kanat güçlü gibi ifadeleri kullanırlar.

    Kadir 4 Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle o gecede her iş için iner de iner!
    Bu ayette de, Ruh vahyi, Melekler ise Allah’ın ayetleri, emirleri, iş ve oluşu yönlendirecek hükümleri vb.. ifade eder.

  10. merhabalar….

    Bakara 30-34 Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım.” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: “Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysa ki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsatıp yüceltiyoruz.”Allah şöyle dedi: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.” Adem’e tüm isimleri (nitelemeleri) öğretti, sonra onları meleklere sunup, “Doğru iseniz, şunların isimlerini (özelliklerini, niteliklerini) siz bana bildirin,” dedi. Dediler: “Sen Yücesin, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yok. Sen Bilensin, Bilgesin.” Allah buyurdu: “Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını.” Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: “Dememiş miydim ben size!Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim.Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim.” O vakit biz meleklere, “Adem’e secde edin” demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.
    Ademe secde, bildiğimiz alın burun zemine gelecek şekilde bir secde değil, bu tür secde yalnız Allah’a yapılır ve bu herkes tarafından bilinen bir mevzudur.

    Buradaki secde itaat anlamındadır. “Adem’e secde edin” ifadesi, Allah İnsana eşyanın hakikatini öğretmesi, yönlendirip idaresi altına vermesi, yeryüzündeki canlı ve cansız varlıkların insana itaat ettirilmesi, fizik kuralları (kevni yasalar), kanunları kuralları hep insanın emri altına vermiş olması, olayının ADI: Meleklerin ademe secde etmesidir.
    Ademin etrafında olan, görünen ve görünmeyen canlı yada cansız bütün yaratıklar, Ademe itaat etmekle emrolunmuşlardır, ancak iblis ”İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.” Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, aklınızın alabildiği kadar tefekkür ediniz, görünenlerden bedeniniz, hayvanlar, bitkiler, ateş, toprak, su, hava, madenler vs.. görünmeyenlerden canınız/nefsiniz, aklınız, iradeniz, sevginiz, üzüntünüz vs.. bu saydıklarımın içinde size itaat etmeyenin, ne olduğunu düşünün.
    Biraz düşündükten sonra, size itaat etmeyeni eminim sizlerde fark ettiniz, evet tam tahmin ettiğiniz gibi, Ademe ve Ademoğluna itaat etmeyen yalnızca iblistir.
    Bu itaat etmeyen mahluk, bizim görünen tarafımızda değil, görünmeyen tarafımızda yer alır, vesvese verir. Bazen aklınıza öyle şeyler getirir ki, nasıl böyle düşünürüm diye siz bile utanırsınız, işte bu size itaat etmeyen melek iblistir Kehf 50 Hani, biz, meleklere, “Adem’e secde edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi
    (cin görünmeyen varlık demektir bkz cin çarparmı? http://www.kuranyolu.somee.com/Yazilar.asp?goster=dos&id =9)
    Şeytan/iblis insanın topraktan olan yanına değil can olan yanına ondan ayrılmaz bir parça olarak yaratılmıştır ve insanla doğar insanla ölür ve onunla cehenneme girer.

  11. merhabalar….

    Bakara 30-34 Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım.” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: “Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysa ki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsatıp yüceltiyoruz.”Allah şöyle dedi: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.” Adem’e tüm isimleri (nitelemeleri) öğretti, sonra onları meleklere sunup, “Doğru iseniz, şunların isimlerini (özelliklerini, niteliklerini) siz bana bildirin,” dedi. Dediler: “Sen Yücesin, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yok. Sen Bilensin, Bilgesin.” Allah buyurdu: “Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını.” Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: “Dememiş miydim ben size!Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim.Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim.” O vakit biz meleklere, “Adem’e secde edin” demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.
    Ademe secde, bildiğimiz alın burun zemine gelecek şekilde bir secde değil, bu tür secde yalnız Allah’a yapılır ve bu herkes tarafından bilinen bir mevzudur.

    Buradaki secde itaat anlamındadır. “Adem’e secde edin” ifadesi, Allah İnsana eşyanın hakikatini öğretmesi, yönlendirip idaresi altına vermesi, yeryüzündeki canlı ve cansız varlıkların insana itaat ettirilmesi, fizik kuralları (kevni yasalar), kanunları kuralları hep insanın emri altına vermiş olması, olayının ADI: Meleklerin ademe secde etmesidir.
    Ademin etrafında olan, görünen ve görünmeyen canlı yada cansız bütün yaratıklar, Ademe itaat etmekle emrolunmuşlardır, ancak iblis ”İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.” Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, aklınızın alabildiği kadar tefekkür ediniz, görünenlerden bedeniniz, hayvanlar, bitkiler, ateş, toprak, su, hava, madenler vs.. görünmeyenlerden canınız/nefsiniz, aklınız, iradeniz, sevginiz, üzüntünüz vs.. bu saydıklarımın içinde size itaat etmeyenin, ne olduğunu düşünün.
    Biraz düşündükten sonra, size itaat etmeyeni eminim sizlerde fark ettiniz, evet tam tahmin ettiğiniz gibi, Ademe ve Ademoğluna itaat etmeyen yalnızca iblistir.
    Bu itaat etmeyen mahluk, bizim görünen tarafımızda değil, görünmeyen tarafımızda yer alır, vesvese verir. Bazen aklınıza öyle şeyler getirir ki, nasıl böyle düşünürüm diye siz bile utanırsınız, işte bu size itaat etmeyen melek iblistir Kehf 50 Hani, biz, meleklere, “Adem’e secde edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi

    Şeytan/iblis insanın topraktan olan yanına değil can olan yanına ondan ayrılmaz bir parça olarak yaratılmıştır ve insanla doğar insanla ölür ve onunla cehenneme girer.

  12. merhabalar….

    Bakara 248 Peygamberleri onlara: “Onun hükümdarlığının kanıtı, sandığın size gelmesidir. Onda Rabbinizden bir huzur ve Musa ile Harun’un halkının geriye bıraktığı bir kalıntı bulacaksınız. Onu melekler taşımaktadır. İnanıyorsanız bunda sizi ikna edecek bir delil var.”
    Şimdi desem ki, Melekler Allah’ın emrini harfiyen yerine getiren yaratıklar mıdır?. Diyeceksiniz ki elbette öyledir, haklısınız
    Peki desem ki, Havyalar Allah’ın emrini harfiyen yerine getiren yaratıklar mıdır?. Diyeceksiniz ki elbette öyledir,evet bu seferde haklısınız.
    Öyleyse bu tespite ne dersiniz ”Onu melekler (hayvanların koşulsuz itaati) taşımaktadır” yani bu ayette geçen Melek=Hayvanların koşulsuz itaati
    Yani burada Melekler Hayvanlar değil, Hayvanların her durumda itaat etmelerinin adı Melektir.

  13. Ali-İmran 124,125 O sırada sen, müminlere şöyle diyordun: “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melekle destek vermesi, size yetmiyor mu?” İş, sanıldığı gibi değildir.Onlar, hemen şu anda üstünüze gelseler bile, eğer siz sabreder ve korunursanız, Rabbiniz sizi, üzerlerine nişan vurulmuş beş bin melekle destekler.
    Burada müminlerin Allah’ın emrini yerine getirmeleri ve kendilerine güvenmeleri, tedbir almaları, sabredip mukavemet göstermeleri, Allah’ın koyduğu yasayı işletmeleri anlamına geliyor.
    Allah’ın dediğini yapmak ve ona güvenmek, kendine güvenmek, tedbir alıp sabretmek=Moral, konsantre, psikolojik güç kazanmaktır. Bunun adı Meleklerin yardımıdır. Bakar 249 Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, “Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir” dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, “Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok” dediler. Kendilerinin Allah’a kavuşacağını bilenler ise: “Nice az topluluk çok topluluğa Allah’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir” (Allah’ın yasaları/melekler yardım eder) dediler. Sudan doyasıya içinler, Allah’a, onun kudretine, ahirete ve davalarına inanmamış kimselerdir. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, “Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok” dediler.
    Burada bira avuç sudan içenler yada hiç içmeyenler, Allah’a tam teslim olmuş, tam güvenmiş, davalarına inan kimselerdir. Kendilerinin Allah’a kavuşacağını bilenler ise: “Nice az topluluk çok topluluğa Allah’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir” dediler.
    İşte Allah yasayı koymuş, bu yasanın adı Rabbiniz sizi, üzerlerine nişan vurulmuş beş bin melekle destekler. Dir.

  14. Enfal 11,12,13 O zaman sizi, Allah’tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu; sizi onunla temizlemek, şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak, ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten bir su indiriyordu. Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: “Ben sizinle beraberim.İmanı olanları sağlamlaştırın.İnkar edenlerin kalpleri içine korku salacağım; vurun boyunların üstüne, vurun onların her parmağına.” Bu böyledir. Çünkü onlar Allah’a ve resulüne kafa tuttular.Kim Allah’a ve resulüne kafa tutarsa kuşkusuz ki, Allah’ın azabı şiddetli olur.

    Allah’ın yardımı iman edip Salih amel ortaya koyan, adaleti, iyiliği, yardımlaşmayı öğütleyen, Allah için çalışıp, Allah için çarpışan, Allah için mücadele veren, doğru yerde, doğru zamanda, doğru davranan herkese, Allah’ın koyduğu yasanın adı meleklerin yardımı bu yasayı kim işletirse meleklerin yardımı onunladır. Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: “Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırın.” Kim kendi davasına çok samimi inanırsa, meleklerin yardımı onunladır. Bu Rabbimin koyduğu bir ilke bir yasadır herkese aynı işliyor. Ali-İmran 138,139 Bu, insanlara bir bildiri, erdemlilere de bir yol gösterici ve öğüttür. Gevşemeyin, üzülmeyin; inanıyorsanız üstün sizsiniz! Allah’ın evrene koyduğu yasaları kurallarıdır bu, kim bu yasayı lehine işletirse mükafat alır, kimde aleyhine işletirse sıkıntısını/azabını çeker.

    Ör: herhangi bir müsabakada, fizikleri güçleri aynı olup ta morali yüksek olanın maçı alması, tesadüf değil, ”inanıyorsanız üstün sizsiniz” ilkesini işletmiştir. Kim kendi değer yargılarına daha çok inanıyorsa galip olan odur. Müslüman olması, Hıristiyan olması veya Yahudi olması, onlara yasalar konusunda ayrıcalık vermez, ancak kim kendi dinine davasına daha çok inanmışsa, o yaptığı işte ilerler başarı elde eder.

  15. Ahzab 43,56 O ki sizi karanlıklardan ışığa çıkarmak için melekleri ile birlikte sizi destekler. O, inananlara karşı Rahimdir.
    Allah ve melekleri peygamberi desteklemektedir. Ey inananlar siz de onu destekleyin, gereken saygı ve itaati gösterin.

    Nahl 1,2,49 Allah’ın emri geldi. Onunla yüz yüze gelmekte acele etmeyin. Tüm varlığın tespih ettiğidir o Allah. Arınmıştır onların şirk koştuklarından.
    Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile şöyle diyerek indirir: “Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden korkun.”
    Göklerdeki ve yerdeki canlı şeyler de melekler de yalnız Allah’a secde ederler ve hiç de büyüklük taslamazlar.
    Allah hidayet veriyor, Kullarından dilediğine melekleri, (ayetleri) emrinden olan ruh (vahyi) ile şöyle diyerek indirir: “Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden korkun.”
    Göklerdeki ve yerdeki canlı (her yaratık hiç şaşmadan Allah’ın emrini eksiksiz yerine getirirler ve onlar bu özellikte yaratılmış) şeyler de melekler (Allah’ın evrendeki iş ve oluş kanunları, atomu oluşturan kuarklar, maddenin en küçük yapıtaşı atom ve onu oluşturan nötronlar protonlar ve elektronlar, toprak, su, ateş, hava, gezegenler, güneş sistemleri, galaksiler, etrafında dönüp duran her şey ve uçsuz bucaksız evren ve o sistemi döndüren fizik kuralları, madde ve enerji) de yalnız Allah’a secde ederler ve hiç de büyüklük taslamazlar.

  16. Mülk 3 O yedi göğü kat kat yaratmıştır. Rahman’ın yaratışında her hangi bir kusur bulamazsın. Bakışlarını yönelt de bak; herhangi bir çatlak görebiliyor musun?
    Zumer 75 Melekleri, yönetim merkezinin etrafını çevirmiş halde Rab’lerini överek yüceltirken görürsün. Aralarında gerçeğe göre hüküm verilmiştir ve “Evrenin Rabbi Allah’a övgüler olsun,” denir.
    Mülk 4 Sonra tekrar tekrar bak; bakışların usanmış ve yenilmiş olarak sana döner.
    Sonuç olarak
    Melekler:Kuvvet — yönetim gücü — elçi ve haber verici – ayetler – evrenin işleyiş yasaları – fizik kuralları – yapılan her türlü amelin karşılığı – Allah’ın takdir ettiği kader – Allah’ın sünneti – yaratıklar üzerine iş ve oluşun uygulanışı vb..demek değilmi?.

  17. sonuç:

    Mülk 3 O yedi göğü kat kat yaratmıştır. Rahman’ın yaratışında her hangi bir kusur bulamazsın. Bakışlarını yönelt de bak; herhangi bir çatlak görebiliyor musun?

    Zumer 75 Melekleri, yönetim merkezinin etrafını çevirmiş halde Rab’lerini överek yüceltirken görürsün. Aralarında gerçeğe göre hüküm verilmiştir ve “Evrenin Rabbi Allah’a övgüler olsun,” denir.

    Mülk 4 Sonra tekrar tekrar bak; bakışların usanmış ve yenilmiş olarak sana döner.

    Sonuç olarak
    Melekler:Kuvvet — yönetim gücü — elçi ve haber verici – ayetler – evrenin işleyiş yasaları – fizik kuralları – yapılan her türlü amelin karşılığı – Allah’ın takdir ettiği kader – Allah’ın sünneti – yaratıklar üzerine iş ve oluşun uygulanışı vb..demek değilmi?.

  18. Kuran’ı aracısız(Buharisiz, müslimsiz, Ebu Davutsuz…) okuyunca evet, melek=~ “Kuvvet — yönetim gücü — elçi ve haber verici – ayetler – evrenin işleyiş yasaları – fizik kuralları – yapılan her türlü amelin karşılığı – Allah’ın takdir ettiği kader – Allah’ın sünneti – yaratıklar üzerine iş ve oluşun uygulanışı vb..” demek.

    İslam’ı fantastik bir din kılıfına sokanların ciltler dolusu hurafelerini, yalanlarını, yanılgılarını çöpe atmak için neyi bekliyoruzki. Mehdi’yi mi!?

  19. kuranı kerim niçin diğer varlıklara değilde insanlığa gönderilmiştir sorusunun cevabını bilen varmı hoca araştırın dedi lütfen yardım edin…

  20. arkadaşlar nahl suresi 89. ayetin meali ve yüce allah kutsal kitaplarını neden diğer varlıklara göndermedide insanlığa göndermiştir bilgilendirirseniz sevinirim msnm :sevgim_11_11@msn.com

  21. biz hayvanlardan(karınca,kuş,fil vb..)üstünüz bitkiler agaclardan herseyden genel olarak insan oldugumuz için üstünüz peki bizden üstün ne biz neye göre kötü olarak yaratılmısız hayvanlara oranla onlardan üstünüz peki bizden insanlardan üstün ne var ne yaratılmış bilgilendirmenizi rica ediyorum

  22. Merhba

    Arkadaşlar,dinlerin mensei, cıkıs noktası hep mezopotamyadır.Semavi dinler, yahudilerin uydurmasıdır. Yahudilerin yasadıgı cografya ise, bu elci üzerine elci yollanan cografyadır.

    Allah, sadece beni israile yar olmustur,hz. Muhammed ortaya cıkana degin

    Tanrı varsa elci yollamaz, ama insanlar kendi kendilerini elci ilan edebilirler. Su an ben bile istersem kendimi tanrı elcisi ilan edebilirim, ve beni ciddiye alıp iletisime gecebilecek kimselerde bulunabilir. Bu 21 yy da bile

    Son sözüm şudur;Aklın ve bilimin hakim oldugu cografyalarda tanrı elcileri hayat bulamaz. Onların hayat bulacagı cografya, ancak akıl ve bilimden uzak olan cografyalardır.

    Selamun kavlen min rahmanil yemani.

  23. Merhaba

    Sayın Admin, evvela fikirlerin özgürce yayınlanması beni çok sevindirmiştir.Teşekkürler….

    Şu peygamber konusunuda ayrıntılı incelediğimizde elimizdeki argümanlarla şunları çıkartabiliyoruz;

    İbrahim, İbraniler’in efsanelerle süslenmiş tarihindeki sanal atalarından biridir. “Sanal” diyorum çünkü İbrahim ve sonrasındaki peygamberler hakkında yaşadıkları düşünülen dönemlere ait elimizde sayısız yazılı tarih mirası olduğu halde, ne bu peygamberler, ne de öğretileri hakkında en ufak bir kayıt yoktur. Sümer, Babil, Mısır gibi toplumların yazıya ne kadar düşkün olduklarını göz önüne aldığınızda, peygamber gibi geniş toplum kesimlerini etkilemesi beklenen insanlar ve öğretileri hakkında en ufak bir kayıt dahi düşülmemiş olması bu peygamberlerin sanal olduğunun en bariz göstergesidir. Kaldı ki özellikle Eshi Ahit ve Kur’an’da da geçen Musa-Firavun gibi absürd bir olayın , firavunların yaşadıkları dönemde aynı zamanda tanrılaştırıldıklarını da da göz önüne aldığınızda yaşanması pek de muhtemel bir olay olmadığı gibi, böylesine sıradışı bir olayın yaşanması halinde Eski Mısır kaynaklarında yer almaması da beklenmez.

    İbrahim ve sonrasında adı geçen peygamberlerin hemen hepsinin baba-oğul-kardeş-torun olmaları da oldukça manalıdır. Yani İbrani atalarıpeygamber olarak kabullenilmiştir. Peygamberlik nasıl bir kurumdur ki babadan oğula geçmektedir? O dönem peygamberler bu kadar mı başarısızdır ki neredeyse her nesle bir peygamber gönderilmiştir? Yoksa Kur’an, İbraniler’in çeşitli kültürlerden etkilenerek oluşturdukları sanal atalar ve sanal bir tarihin peşinden mi koşuyor?

    Konu hakkında fikirlerimi beyan ederken isimlere takılmadığımı belirtmeliyim. Benim eski çağ yazıtlarında aradığım izler isimler değil, semavi dinlerin anlattığı şekilde bir tevhid inancı ve peygamberlerdir. Brahma’ya gelene kadar İbrahim ile en uyumlu tarihi kişilik Akhenaton’dur. Akhenaton tarihteki en eski tek tanrı inancının temsilcisidir. Ancak onun da tanrısı Allah değil, Aton’dur.

    Aslında öncelikle bilinmesi gereken şey, Eski Ahit’in tarihi sürecidir. Eski Ahit’in tarihsel gelişiminin, yazım dili ve içeriğine bakılarak M.Ö 8.-9. yüzyıllardan başlayıp M.S 2.yüzyılda tamamlandığı düşünülüyor. İlk Eski Ahit’in de 10 emirden oluştuğu biliniyor. Dolayısıyla efsanelerle örülmüş tarihin aslında Milat’a yakın tarihlerde yazıldığını söyleyebiliriz. Musa’ya ilişkin anlatıların Babil söylencelerinde olduğu doğrudur. Ancak Babil söylencelerindeki anlatı Eski Ahit’e nazaran çok daha tutarlıdır. Kral Sargon’u anlatan şu şiire bir bakalım :

    Ben Agade’nin büyük kralı Sargon
    Annem yüksek bir rahibe idi, babamı bilmiyorum
    Yüksek rahibe annem beni gizlice doğurdu.
    Beni bir kamış sepete koydu, onu ziftle kapladı.
    Beni nehre bıraktı, dışarı çıkamayacaktım.
    Nehir beni sürükleyerek su çekici Akki’ye götürdü.
    Akki beni sudan çıkardı, kendi oğlu gibi büyüttü beni.

    Sonuçta Sargon sarayda üst makamlara dek yükselir ve tanrıça İştar’ın da desteğiyle bütün Babil’in efendisi olur.

    Sargon M.Ö 23. yüzyılda yaşamıştı. Yukarıdaki şiirin Sargon’dan yaklaşık 1000 yıl sonra yazıldığı sanılıyor; bu da M.Ö 13. yüzyıla tekabül ediyor. Bu söylencenin Eski Ahit’e nazaran daha tutarlı olduğundan bahsetmiştim. Nedeni de;

    1- Sümerler’de rahibeler tanrı adına çalışırlardı. Bunlardan doğan çocuklar da tanrının çocukları sayılıp yaşamalarına izin verilmiyordu. Bu bağlamda annesinin onu gizlice doğurup bir sepete koyarak nehre bırakması, Tüm İbrani erkek çocuklarının öldürülmelerinden daha mantıklı.

    2- Mısırlı bir prensesin Musa’yı bulduktan sonra Mısırca bir isim koymak yerine İbranice ” ‘Su’dan çıkarma” anlamında bir isim koyma absürdlüğünü içermiyor.

    Bu durumda Eski Ahit’te yer alan efsanelerin İbraniler’in Babil esaretinden sonra, muhtemelen Milat’a yakın zamanlarda kaleme alındığı düşünülürse, bu söylencenin aslında nereden geldiği de açıklığa kavuşmuş oluyor.

    Musa mısırlı değildi; aslında Musa, İbraniler’in Kral Sargon’dan esinlenerek oluşturdukları sanal atalarından biridir. Mısır’da semavi bir dinin neden olduğu bir başkaldırıdan da söz edemeyiz; Sümer ve Babil’de de.. Ne Sümer’de, ne Babil’de ne de eski Mısır’da Semavi dinlerin bahsettiği şekilde bir tanrı inancının izlerine rastlamıyoruz. Bu uygarlıklarda rastladığımız şey, Semavi dinlerdeki efsanelerin kaynaklarını oluşturur. Bu uygarlıklar sizin iddia ettiğiniz gibi Allah kaynaklı bir kültürden etkilenmiş olsaydı eğer, yalnızca efsaneler değil, semavi dinlerin anlattığı şekilde bir tanrı inancına da rastlamamız gerekirdi. Evet tek tanrı inancı Eski Mısır’da Akhenaton tarafından öne sürülmüştü; ancak Akhenaton’un tanrısı Allah değil, “Aton” yani Güneş idi. Bu da sizin için Akhenaton’un geçerli bir argüman olmadığını gösterir.

    Doğal afetler, yeryüzünde varolduğuklarından bu yana insanlar için bir felaket, bir yıkım olmuşlardır. Bu durum günümüz için de geçerlidir. Doğal afetlerin kutsal kitaplarda tanrıların (elçisi olduğunu iddia edenlerin) insanları korkutmak amacıyla kullanılmalarından daha doğal bir şey olamaz. Tanrı kimi zaman yıldırımla çarpar, kimi zaman sel ile boğar…Ancak sizin bu konudaki argümanlarınız çok da geçerli değildir.

    1- Eski Ahit’e göre Lut’un soyu ensest ilişki sonucu kızlarından türemiştir. Çok da etik görünmese de, eski çağ uygarlıklarının kraliyet ailelerinde (saf soy gerekçesi ile) yaygın bir uygulama idi. Ancak bir peygambere hiç de yakışmıyor..

    2- “Lut ve O’na inananlar” diye bir şey yok.. Kur’an’a göre Lut ve kızları dışında karısı dahil helaktan kurtulan olmamıştır.

    3- Kur’an eşcinselliğin Lut’un kavmi ile başladığını iddia eder.. Halbuki eşcinselliğin çok daha eski olduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım..

    4- Kur’an, Lut’un kavmini helak eden felaketin gökten (yani bir deprem ya da volkanik patlama gibi yerden değil) geldiğini iddia eder..

    Tarihte doğal afetler neticesinde zaman zaman toplumların ve yerleşim yerlerinin yok olduğunu biliyoruz. Ancak bunları kutsal kitapların anlatıları ile karşılaştırarak bir argüman olarak sunmak doğru değildir.

    Eski uygarlıkların kültürlerinin,semavi bir tanrı inancından etkilenmiş olabileceğine ilişkin hiç bir argüman yoktur.İbraniler eski uygarlıkların geniş kültürlerinden, efsanelerinden ve mitlerinden yararlanarak kendilerine bir tarih ve sanal atalar yaratmışlardır. İbrani kültürüne yakın bir coğrafyada yaşayan Muhammed de ibranilerin bu tarihine ve atalarını sahiplenmiş, bunu kopyalayarak ve harmanlayarak da İslamiyet’i meydana getirmiştir. Dolayısıyla İslamiyet İbranilerden, İbraniler de Sümer, Mısır ve Babil gibi eski çağ uygarlıklarından etkilenmiştir. Bugüne kadar da bunun aksini gösteren en ufak bir bilgi kırıntısına da rastlanılmamıştır..

  24. lütfen bana yardımcı olun…
    bunu bulun allah niçin peygamber ve kitap göndermiştir örnek veriniz lütfen bekliyorum.


  25. Yunus Emre Gündoğdu:

    Selam Gülistan…
    Nahl 2
    Allah kendi emriyle melekleri, kullarından dilediği kimseye vahiy ile, “Benden başka tanrı olmadığına dair (kullarımı) uyarın ve benden korkun” diye gönderir.
    Şûrâ 51
    Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakimdir.
    A’râf 62
    Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
    Yûnus 2
    İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kafirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?
    Mü’min 15
    (O,) Dereceleri yükselten; Arş’ın sahibi (Allah), buluşma gününe karşı uyarmak için, emrinden olan ruhu, kullarından dilediğine indirir.
    ( Ayrıca Kur’an’dan “vahiy” ile ilgili diğer ayetlere de bakınız… )

  26. arkadaşlar bunların hepsi vahiy didmi sizin yoruma yazdd
    ıklarınız yani vahiy niçi n göndrilmiş konusuyla ilgili dimi

  27. arkadaşlar yarın benim perormans ödevim var yetiştirmemm lazım lütfen yardım edin allah niçin vahiy göndermiştir hadislerle açıklayınız konusu lütffen anlaşılır bir şekilde bana söleyin acilll

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: