Çoğunluk gerçeğin (doğrunun) göstergesi olabilir mi?

Peygamberimiz’in döneminde elleri ile kendi putlarını yapanların nasıl olup da bu putlara taptığına hayret ederiz. üstelik Peygamberimiz’in putlara tapmanın saçmalığını ve tek Allah’a ibadet edilmesi gibi mantıklı bir savı ortaya koymasına rağmen, nasıl olup da reddedildiğini, üstelik el yapımı putlar uğruna öldürülmek istendiğini hatırlayınca hayretimiz artar. Peki Peygamberler’i putların uğruna öldürmeyi bile isteyebilen yığınları harekete geçiren mekanizma neydi? Kuran bize bu mekanizmanın “gelenek” olduğunu göstermektedir. Kendilerine gelen her mesajı; “Biz atalarımızın yolundan, geleneklerimizden vazgeçmeyiz” diye reddeden kitlelerin doğru yolda olmak için gelenekleri taklidi yeterli görmeleri, bu kitlelerin sapıklığının sebebidir.

Onlara; “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde ; “Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza (geleneğe) uyarız.” derler. Ya atalarının aklı bir şeye yetmez, doğru yolu bulamamış idiyseler?

2 Bakara Suresi 170

Kuran’ın birçok ayetinden, sapıtanların geleneğe uymak uğruna sapıttığını, bunu mazeret olarak gördüklerini ve geleneğe karşı gelen düşüncelere şiddetle karşı çıktıklarını görüyoruz. Yukarıdaki ayete dikkat edersek geleneğe karşı getirilen ilk izah, aklın kullanılmasının gerekliliği ve “ataların” aklı kullanmadığıdır. Kuran bu ayetiyle akılsal kriterler üzerine oturmayan hiçbir geleneğin (ne kadar köklü olursa olsun) hiçbir önemi olmayacağını ortaya koymaktadır.


PEYGAMBERLER KENDİ DEVİRLERİNİN RADİKALLERİDİR

Dinler tarihini incelersek, tarihin akıl ve gelenek çarpışması olarak geçtiğini görürüz. Her Peygamber kendi döneminin radikalidir, yani kökten olayları değiştirmeye kalkan kişisidir. Peygamberler Allah’tan aldıkları mesajı insanlara iletirler ve iman sahipleri akılları aracılığıyla Allah’ın delillerini görerek, Allah’ın mesajlarına ve onları getiren elçiye (Peygamber’e) uyarlar. Bunu yaparken kendi toplumlarının gelenek ve göreneklerinden Allah’ın mesajı ile çelişenlerin hepsini bir kenara atarlar. Mesajı reddedenler ise geleneği yıktıkları için onları bozgunculukla, atalara ihanetle suçlarlar ve atalar (gelenek) namına aklın yolunu reddederler. Mesajı reddedenler için akıl, başvurulması gereken bir kriter değildir. Mesajı reddetmek için mesajın gelenekle çelişmesi yeterlidir. Ayrıca akılcı bir izaha gerek yoktur. Geleneği sürdüren unsur taklittir. Taklitte akılcı kriter aranmaz. Akılcı düşünce körü körüne taklidi reddeder, delil ister. Bu yüzden taklide dayalı gelenek, aklın işletilmesine hoş bakmaz. çünkü işleyen akıl, gelenekteki yanlışlıkları sorgulayacak ve reddedecektir. Böylece taklit ortadan kalkacaktır. Bu yüzden atalardan miras kalan gelenek ve bunu devam ettiren taklit, gerçek dine götüren akılcı düşünceyle hiçbir zaman bağdaşmaz. Tarih boyunca ataları taklidin, Allah’ın indirdiği dinlere karşı teşkil ettiği engel, Kuran’dan şu ayetlerle örneklenebilir:

Nuh Peygamber’e karşı şöyle denir:

… Hem biz bunu geçmiş atalarımızdan da işitmiş değiliz.

23 Müminun Suresi 24

Hud Peygamber’e karşı şöyle denir:

Sen bize yalnızca Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk etmekte olduklarını bırakmamız için mi geldin?

7 Araf Suresi 70

Salih Peygamber’e karşı şöyle denir:

… Atalarımızın kulluk ettiklerine kulluktan sen bizi engelleyecek misin?

11 Hud Suresi 62

Şuayb Peygamber’e karşı şöyle denir:

Ey Şuayb, atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor?

11 Hud Suresi 87

İbrahim Peygamber’e karşı şöyle denir:

Biz atalarımızı böyle yaparken bulduk.

26 Şuara Suresi 74

Musa Peygamber’e karşı şöyle denir:

… Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik.

28 Kassas Suresi 36

Peygamberimiz’e karşı ise şöyle denir:

… Bu sizi atalarınızın kulluk etmekte olduklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başka bir şey değildir.

34 Sebe Suresi 43

“ŞANLI ATALAR” EDEBİYATI

Kuran’a göre Allah’ın kitabı üzerinde olmadan, akılcı bir yol seçmeden doğru yola erişilemez. Kuran akıllara yolu kapayıp, geleneği din yapan zihniyeti reddeder. Oysa bugün din adına ortaya çıkanların çoğu, [private]akıllara tüm kapıları kapatıp, gelenek haline dönüştürdükleri mezhepleri, din diye halka yutturmaya çalışmaktadırlar. Bugün bir çok kişiye Kuran’ın İslâm’ını anlatıp başörtüsünün, haremlik selamlığın Kuran’da olmadığını söylediğinizi düşünün: “Bunca yıldır atalarımızdan gördüğümüz budur, sen bunca evliyaların içinde olduğu geçmiş nesillerden iyi mi biliyorsun?” cevabına benzer bir cevapla karşılaşabilirsiniz. Veya “Bu yolda akılla yürünmez, şanlı atalarımız bunları halletmiş, sen de onlara tabi ol, kurtuluşa er.” şeklinde uyarılarla karşılaşabilirsiniz. Kuran’ın İslâm’ına karşı çıkan bu kitlelerle, Peygamber’e karşı çıkan kafirler arasındaki ortak zihinsel yapıyı hemen fark edersiniz. Tüm bu kitleler “Tarihsel süreçten gelmeyi” diğer bir tabirle “atalardan mirası” başka bir anlatımla “geleneği” Allah’ın vahyi Kuran’dan da, akıldan da üstün tutmaktadırlar. Siz şahıslara Kuran’a göre baş örtüsünü, haremlik selamlığı, kadının gerçek yerini anlatırken, şahıslar size mezheplerle cevap vermekte ve mezheplerin doğruluğu için; atalarımızın mezheplere inandığını ve mezheplere inanan kişi adedinin çokluğunu delil olarak gösterirler. Bunlar Allah’ın yegane kılavuzuna karşın atalarının kabullerini ve bu kabullerini içeren kitapları delil diye gösterirler.

20…İnsanlardan öyleleri vardır ki; hiçbir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele edip durur.

21Onlara; ‘Allah’ın indirdiğine uyun.’ dendiğinde şu cevabı verirler: ‘Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.’…”

31 Lokman Suresi 2021

Bu ayetler genel bir şekilde herkese hitap eder. Sadece ortak koşucu putperestlere hitap etmez. 20. ayeti iyice okursak kitapsız bir şekilde Allah hakkında konuşan, mücadele eden kişilerin yanlışına dikkat çekildiğini görürüz. 21. ayette Allah hakkında mücadele eden bu kişilerin, Allah’ın indirdiği kitaba davette nasıl yan çizip atalarının yolunu, gelenekleri benimsediğini anlıyoruz. Bu ayetlerden Allah hakkında mücadele edenlerin Allah’ın indirdiği kitaba dayanmadıkları taktirde; ancak gelenekçiliği, ecdatperestliği, atalarının yolunu benimsedikleri sonucunu çıkartabiliriz. Bu tipler Kuran’a saygı gösteriyor gibi gözükürler ama Kuran’ın yanına dini kaynak diye yüzlerce cilt eseri koyarak ve atalarının hayata bakışını ve geleneklerini, bu kitaplarıyla dinselleştirerek, Kuran’ı yüzlerce dini kaynaktan herhangi bir kaynağa indirerek, dine en büyük kötülüğü yaparlar. Bu şahıslar Kuran’ın aklın kullanılmasını emreden birçok ayetini de görmezden gelirler.

BİLMEDİĞİNİN ARDINDAN GİTME

Bu, ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

38 Sad Suresi 29

Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. çünkü; kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

17 İsra Suresi 36

Kuran’ın Allah’ın kitabı olduğunu anlayacak olan akıl sahipleridir. Allah aklın işletilmesini, doğru yola varma yolunda ibadet olan bir faaliyet olarak takdim eder. Kuran’a göre bilinmeyen bir şeyin ardına düşülmemelidir. Atalarımızın bize ilettiği bir yapıyı, sırf atalarımız iletti diye kabul ve müdafaa etmek bu ayetle çelişir. Kuran’a göre her iman sahibi akletmelidir, Allah’ın kitabını rehber kabul etmek akletmenin bir neticesi olacaktır. Kuran, atalarımızın kabulleri yüzünden kabulleri oluşan sürüler olmamamızı istemektedir. Buna karşın, mezhepçi dini yapıyı savunanlar birçok zaman aklın gereksizliği, aklın imanla çeliştiği yönünde Kuran’a ters fikirler ileri sürmektedirler. Aslında buna şaşırmamak lazımdır. Yoksa, uydurma mezhepçi yapılardaki akılla bağdaşmayan yüzlerce izah din diye nasıl yutturulacaktır? Elbette ki akıl reddedilerek. Kitleler öyle bir hale gelmiştir ki, ya akıl reddedilip din kabul edilecek, ya da kişiler aklına sahip çıkıp dini reddedeceklerdir. Bu kitabın amaçlarından biri de kitlelere bu iki şık arasında sıkışmadıklarını, din diye yutturulan mezheplerin din olmadığını, gerçek dini yalnız ve yalnız Kuran’ın temsil edebileceğini ve bu dinin akılla çelişmediğini göstermektir.

Kuran, Allah’ın varlığının delillerinin aklın işletilmesi ile bulunabileceğini söyler. Fakat Kuran aklın kullanılmasını sadece Allah’ın varlığının delilleriyle sınırlamaz. Allah’ın varlığının, aklın işletilmesi sonucu anlaşılması, aklın işletilmesinin önemini ve Allah’ın, aklın düzgün çalıştırılması sonucunda doğruyu nasıl delillendirdiğini gösterir.

HİNDULAR KELLE SAYARSA

Kuran’ın yanına yüzlerce kitap koyup Kuran’ı etkisiz kılan ve akla savaş açan gelenekçimezhepçi İslâmcılar, tarihsel geçmişe sahip olmalarından ve kalabalık olmalarından delil çıkartmaya çalışmaktadırlar. Oysa Kuran’a göre gerçeğe, o gerçeğe uyanların kelle sayısını sayıp ulaşamazsınız. Bu mantıkla Hindular’ın arasında doğan biri, etrafta saydığı kellelerin çoğunluğu Hindu olduğu için, o da ineklerin içinde binlerce tanrı olduğuna inanır. Böylece ataların izinde olmanın ve kendisine benzer bolca kelle saymanın doğru yolda olmasına yeterli olduğunu düşünür. Ya da daha evvel örneğini verdiğimiz bir Hıristiyan’ı düşünün. Atalarından gelen gelenekte Katoliklik, Ortodoksluk gibi köklü mezheplerde, Hz. İsa’nın oğul tanrı kabul edildiğini gören ve etrafında saydığı kelle adetlerinde Hz. İsa’yı oğul tanrı kabul edenleri daha fazla bulan bu şahıs, Hz. İsa’yı oğul tanrı kabul ettiğinde haklı olacaktı. Geleneksel İslâmcı bu örneklere haklı olarak karşı çıkar ve aşağıdaki ayetleri örnek gösterebilir.

Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahmin ile yalan söylerler.

6 Enam Suresi 116

Onların çoğu Allah’a ortak koşmadan iman etmez.

12 Yusuf Suresi 106

Bu ayetlerden de anlaşılacağı gibi çoğunluğa uymak, çoğu zaman kişilerin sapıtmasına sebep olabilir. Birçok zaman diliminde azınlıklar haklı olmuşlardır. Allah, kelle sayıp gerçek bulmamıza olanak vermemiş ve aklımızı işletmeye bizi mecbur etmiştir. Gelenekçi İslâmcıların bir Hindu’ya veya bir Hıristiyan’a yanlışını gösterirken yukarıdakine benzer izahlar yaptığını, bu ve benzeri ayetleri kullandığına şahitlik edebilirsiniz. Hindu veya Hıristiyan’a akıl vermekte doğru ölçüleri kabul eden gelenekçi mezhepçiler, Kuran’ın İslâm’ına davet edildiklerinde, hemen çoğunluk olduklarının arkasına saklanmaya, tarihsel kökenlerine sığınmaya kalkarlar. çoğunluğun ve geleneğin, Hz. İsa’yı oğul tanrı, ineği ise tanrıların sığınağı kabul edenleri nasıl saptırdığını gelenekçiler çok iyi anlar ve anlatırlar. Fakat Kuran’ın İslâm’ına karşı çoğunluk ve geleneği kendi delili yapmaya çalışanlar yine aynı şahıslardır !..

HEM AKLINI ÇÖPE ATIP HEM DE AKIL VERMEYE SOYUNANLAR

Kuran’a göre kişiler inandıkları gerçekler uğruna toplumun gelenekleriyle zıt düşmekten, toplumdan dışlanmaktan çekinmemelidirler. Kuran’da, Peygamberler’in bu konuda nasıl örnek teşkil ettiklerini ve canları pahasına toplumlarının yanlış kabullerine nasıl karşı koyduklarını görebiliriz. Bizim gözlemlerimize göre geleneksel İslam’ı yaşayan birçok kişi arkadaşlarının, cemaatinin, ailesinin, kendisini dışlamasından; “Bizim oğlan sapıttı, başörtüsünü inkar ediyor”, “Bizim kız mezhepsiz olmuş, üstelik erkeklerle el sıkışmaya başlamış”, “Ahmet hadis düşmanı olmuş.”, “Leyla müçtehitlik yapıyormuş, hayızlı namaz kılıyormuş, vah vah!..” gibi izahlar yapmalarından, iğneli kınamalardan çekinmektedirler. Toplumun kabullerine karşı çıkamayanlar, hele hele bu kabullerin en yoğun ve en koyu yaşandığı tarikatların yakınlarında iseler, bu gruplardan gelecek baskı ve arkadaş ortamını kaybedip yalnız kalma korkusu, bu kişilerin gerçekleri görememesinin sebeplerinden biri olabilmektedir. Toplumun geleneklerini, tabularını koruması da işte bu dışlama mekanizmasıyla mümkün olmaktadır. Allah’ın rızasından uzaklaşmaktan korktuğundan daha çok toplumdan dışlanmaktan korkanlar elbette ki geleneklerin zihinlere vurduğu zincirlerden kurtulamazlar.

Allah kuluna yetmez mi? Seni ondan başkasıyla korkutuyorlar.

39 Zümer Suresi 36

Gelenekleri ve kalabalıkların kelle sayısını putlaştıranların durumu çok gariptir. Bu kitleler taklidi akla üstün tutup, geleneği ve kelle çoğunluğunu taklit ederler. Sonra taklide kurban ettikleri akıllarıyla gelir size akıl hocalığı yaparlar. Bunlar hem güdülen koyun olmanın erdemini savunurlar, hem de sizi gütmeye kalkarlar !..

Yazının / Kitabın diğer bölümlerini Kurandaki Din sitesinden okuyabilirsiniz.

Sitemizde sık sık bölümlerini yayınladığımız Kuran’daki Din kitabını bu bağlantıyı kullanarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Kitabı Pdf formatında indirmek için tıklayın.

Bu yazı Kurandaki Din sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

4 thoughts on “Çoğunluk gerçeğin (doğrunun) göstergesi olabilir mi?

Add yours

  1. Slm,konuyu saptirmamak,icin Suayb Peygamberin,kavmine ögüt vermesidir,tipki Peygmaber efendimiz gibi.özetliyecek olursak:
    Hûd 84

    84 Medyen’e, kardeşleri Şuayb’ı göndermiştik. Dedi ki: “Ey toplumum! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka tanrınız yok sizin. Eksik ölçüp yanlış tartmayın. Sizi nimet-bereket içinde görüyorum, ama sizin için sarıp kuşatan bir günün azabından da korkuyorum.”
    …eksikölçüp yanlış tartmayın…..burda UYARI/ÖGÜT,verilmekde.

    Tefsir
    Hûd 85

    85 “Ey toplumum! Ölçüyü ve tartıyı tam bir dürüstlükle yapın. İnsanların eşyalarını tırtıklamayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak dolaşmayın.”

    ….anladigm ,yapacaginiz isleri TAM yapin……sahtekarlagia kacmayin..

    Hûd 86

    86 “Eğer inananlar iseniz, Allah’ın bıraktığı kâr sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin üzerinizde bir bekçi değilim.”

    Tefsir
    Hûd 87

    87 Dediler ki: “Ey Şuayb! Namazın/duan mı emrediyor sana, atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi yahut mallarımızda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi? Esasında sen; gerçekten yumuşak huylu, olgun bir insansın.”
    ..burda Suayb Peygamerin,(salatike) Namazi,yadaDuasi…bunlari,emretmedgini,düsünüyorum,cünki emir, Rabbimiz tarafindan dir.
    haliyle diledikleri gibi yapmamalari icin ögüt verilmeke.

    Tefsir
    Hûd 88

    88 Dedi: “Ey toplumum! Ya ben Rabbimden bir beyyine üzerindeysem, bana, lütfundan güzel bir rızık vermişse!… Size yasakladığım şeylerde, size söylediğimin aksine davranmak istemiyorum. Gücüm ölçüsünde barış ve iyilikten başka bir şey de istemiyorum. Başarım ancak Allah’ın desteğiyledir. Yalnız O’na güvendim ben, yalnız O’na yöneliyorum.”
    ..burda tam aciklanmis, maksat gayenin ne oldugu….

    Tefsir
    Hûd 89

    89 “Ey toplumum! Bana kafa tutmanız, sakın sizi Nûh kavminin yahut Hûd kavminin yahut Sâlih kavminin başlarına gelen musibetle yüz yüze getirmesin. Lût kavmi de sizden pek uzak değil.”
    …uyari….öncekiler gibi olmayin,diye,demekki biliyorlarmis,Kavimlerin baslarina gelenleri.

    Tefsir
    Hûd 90

    90 “Rabbinizden af dileyip O’na yönelin. Rabbim Rahîm’dir, rahmeti sınırsızdır; Vedûd’dur, çok sevgilidir.”

    Tefsir
    Hûd 91

    91 Dediler ki: “Ey Şuayb! Söylediklerinin birçoğunu anlamıyoruz. Ve biz seni aramızda zayıf bir adam olarak görüyoruz. Hani, kabilen olmasa, kafanı taşla ezivereceğiz. Senin bize karşı hiçbir üstünlüğün yok.”

    Tefsir
    Hûd 92

    92 Dedi: “Ey toplumum! Sizce kabilem Allah’tan daha mı güçlü ve onurlu! Allah’ı arkanıza atıp dışlanmış hale getirdiniz. Rabbim, yapıp ettiklerinizi çepeçevre kuşatmıştır.”

    Hûd 93

    93 “Ey toplumum! Elinizden geleni yapın, ben görevimi yapıyorum. Yakında bileceksiniz rezil edici bir azabın kime geleceğini, yalancının kim olduğunu! Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetliyorum.”

    Hûd 94

    94 Emrimiz gelince Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o yüksek titreşimli sayha yakaladı da öz yurtlarında yere çömelmiş hale geldiler.

    Hûd 95

    95 Sanki hiç yurt tutmamışlardı orada. Bakıp görün ki, Medyen de tıpkı Semûd gibi, dönüşü olmayan bir gidişle gitti.

    Hûd 96

    96 Yemin olsun, Mûsa’yı ayetlerimizle ve açık bir kanıtla gönderdik;

    Hûd 97

    97 Firavun’a ve kodamanlarına. Ama onlar Firavun’un emrine uydular. Oysaki, Firavun’un emri doğruya ve güzele ulaştırmıyordu.

    Hûd 98

    98 Kıyamet günü kavmine önderlik eder. İşte onları suya götürür gibi ateşe götürdü. Ne kötü varış yeridir o götürüldükleri yer!

    Tefsir
    Hûd 99

    99 Peşlerine lanet takılmıştır: Hem burada hem kıyamet gününde ne kötü destektir o arkalarına takılmış olan!

    Hûd 100

    100 İşte bunlar o kentlerin/medeniyetlerin haberlerinden bir kısmı, anlatıyoruz sana. Kimi hâlâ ayakta onların, kimi kökünden biçilip gitmiştir.

    Hûd 101

    101 Onlara biz zulmetmedik. Ama onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiğinde, Allah’ı bırakıp da yakardıkları ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. İlahları onların sadece hasar ve hüsranlarını artırdı.

    En dogrusunu Rabbimiz bilir.
    hata ve ksurlarim varsa affola.
    Selametle kaliniz.

  2. SLm,cok uyarici bir makale olmus,emegi gecenlerden Allah razi olsun,insallah.

    Aklima su soru geldi ki,bu zamana kadar,vefat edenlerin,hali nasil olur diye düsünmekdeyim,O aklini iyice calistiramayanlar,Atalarin,mezheplerin ardindan gidenler vs.vs.
    ………O cokca tevbeleri kabul edendir,bagislayandir,rahim dir, rahmandir,
    Tevvaburrahim dir…..
    dilerimki Rabbimiz den tüm O na teslim olanlari,inanlari, Affeder Insallah.

    En dogrusunu Rabbimiz bilir.

  3. “Aklima su soru geldi ki,bu zamana kadar,vefat edenlerin,hali nasil olur diye düsünmekdeyim”

    Muhsin Bey,

    bu soruya yanit olabilecek bir Ayeti gecen günlerde okudum. Ayni soruyu Firavun da Hz. Musa’ya sormustur, TaHa Suresinde bir konusma yer aliyor:

    48. “Azabın, yalanlayıp yüz çevirenler üzerine olacağı bize vahyedildi.”
    49. Firavun dedi: “Sizin Rabbiniz kim, ey Mûsa?”
    50. Mûsa dedi: “Rabbimiz, herşeye yaratılışını lütfeden, sonra da yol-yordam gösteren kudrettir.”
    51. Dedi: “Peki, ilk nesillerin hali ne olacak?”
    52. “Onlara ilişkin bilgi, Rabbim katında bir Kitap’tadır. Rabbim ne şaşırır ne de unutur.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: