Biri şu Haram üretim tesislerini kapatsın!

Uğur Erzincan

Biri şu Haram üretim tesislerini kapatsın!

Haram kelimesinin kökenine inip ciğerini sökmek gibi bir derdim yok. İşin o kısmını dileyen araştırabilir/araştırmalı da. Bu kelime, vahyin inişiyle birlikte neredeyse Allah ile Kul arasında meydan muharebelerinin yaşandığı bir alana dönüştürülmüş vaziyette. Tabi kul tarafından. Ahbarlar, Ruhbanlar, imamlar, allameler, ulular ve yedi düvel (eski dilde “alayına gider”), bu kelime üzerinden yola çıkarak, kendilerini yaratan Rab ile otorite savaşına tutuşmuşlar. Haram kavramını rant kapısı haline çevirmişler. Din ulularının ellerinde bu kelime oyuncak haline getirilmiştir.

Hatta o kadar ileri gidilmiş ki Allah’a dinini bile öğretmeye kalkışmışlar. (49/16). Neredeyse yeryüzünün bütün güzel nimetlerini ademoğluna “haram” kılmışlar ve kılmaya da devam etmekteler.

Aslında bu Allah’ı yeterince tanıyamamaktan, Dinin sahibinin Allah olduğunu göz ardı etmekten ve İlahlığa özenmekten ve de B12 vitamin eksikliğinden kaynaklanan ciddi bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığın tedavisi yok mudur peki? Elbette vardır ve de Kur’an’dır. Kur’an; kalplere ve gönüllere şifa kaynağı da değilmidir?

Allah bu dini Kemal’e erdirirken (5/3) haramları, helalleri, haddi, hududu, kısaca bir müslüman’ın yapması ve yapmaması gereken ne varsa bildirmiştir. Adı üzerinde “İslam; kemale ermiş bir dindir” Ekleme ve çıkarma yapılamaz.

Dindeki bu geniş ve serbest alanı içine sindirimeyen duble müşrik tayfa, Son Nebi’nin ölümünden sonra canla başla “haram üretmeye” koyulmuşlardır.

Oysa Haram kılma yetkisi sadece Allah‘ın yetkisi dahilindedir. Keşke bilselerdi.

Bir örnek verelim:

En’am 151 derki: De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını bildireyim:

1- O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın,

2- Ana-babaya iyilik edin,

3- Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-;

4- kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın

5- ve Allah’ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah’ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız

ve En’am 152 derki:


1- Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz).

2- Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz.

3- Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir

En’am 153. ayette de “işte benim dosdoğru yolum budur” deyip noktayı koyuyor Allah.

Tabi haramlar bunlarla sınırlı mı? Elbette değil. Kur’an’da bunların haricinde de [private] haramların olduğunu biliyoruz. Yukarıdaki iki ayet sadece bu konuya bir örnektir. Allah haram kılıyor Nebi ise haram kılınanları bildiriyor.

Peki buna rağmen haram üretim tesislerinin bacaları niye hala püfür püfür tütüyor. Neden hala bu tesislere itibar ediliyor? Ateş olmayan yerden duman çıkmıyor da ondan. Ademoğlunu ateşe çağırmaya devam ediyorlar son sürat. Allah‘ın dosdoğru yolunun üzerine, sağına, soluna ve arkasına oturmuş vaziyetteler. Ali kıran baş kesen zannediyorlar kendilerini. Ateşin göbeğinde de zatı-alîleri oturuyor.

Allah’ın tertemiz kitabında haramların sayısı 100 (yazıyla: yüz)’ü geçmez iken, en kötü allame kitaplarına göz attığınızda bu sayının enflasyon canavarına yenik düştüğünü hemen görürsünüz. Anında binleri devirerek karşınıza çıkıyorlar. (Bir babayiğit çıkıp da bu fabrikalardan altı sıfırı atsa çok iyi olacak)

İşin gene acı tarafı; çoğunluk bunu maalesef peygambere mâletme acziyetinde bulunuyor. Yani işledikleri her halta Nebi’yi alet ediyorlar. Oysa peygamberin bile HARAM belirleme yetkisi yok. Olsaydı şu ayet iner miydi?

Tahrim-1) Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.

Kötü emellerine Şerefli elçiyi alet ediyorlar. Bütün uydurmalarını O’na isnad ediyorlar.

O halde talii kaynaklardan (hadisler, mezhepler v.s.) haram çıkarma işi ancak ve ancak sapkınlık olsa gerek.

Bunun üzerine Allah’ın şu sorusuna hep birlikte cevap arayalım.

Araf-32) De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?”

Evet kim haram kılmış?

Nahl -35 ) Müşrikler dediler ki: “Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O’nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık” Kendilerinden öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı peygamberlerin vazifesi, ancak açık-seçik bir tebliğden, ibarettir.

Haram üretim tesislerinin kim olduğunu bulduk.

Evet kimmiş bu haram üretim tesisleri. Tabiki “MÜŞRİKLER”. Başka kim olacak. Elin gavuru yapacak değil ya. Her taşın altından müşrikler çıkıyor. Nasıl da günah çıkarıyorlar hesap gününde değil mi? “O’nun emri dışında haram kılmazdık” diyorlar. Demek ki O’nun bildirdiğinden başka haram yok. Ama Allah’ın bildirdiğinden başka şeyleri haram kılanlar var. Bunu kendileri bile itiraf ediyor. Ama bu itiraf dünyada değil ahirette gerçekleşiyor. Yani artık çok geç. Üçüncü kuşak teslimiyetçiler. Teslim bayrağını çekmek ancak ahirette akıllarına geliyor.

Kur’an dışı ekstra haramlardan da birkaç örnek vermezsek hatır koyanlar olur. Yaygın olarak haram bilinen ama Kur’an’da esamesi dahi okunmayan fabrika imalatı haramlara birkaç örnek:

1- Sakal kesmenin haram olduğuna dair imalat.

2- Altın yüzük takmanın haram olduğuna dair imalat. (Şaroki cipe binerler yüzük takmazlar, böyle de sadıktırlar fabrikalarına)

3- Midye tavanın haramlığı.

4- İpek elbise giymek. (Abbate’den giyinmek serbest)

5- Çalgı aletleri

6- Resim yapmak.

Daha fazla saymak istemiyorum. Geniş bilgi için bkz: Herhangi bir fıkıh, ilmihal ve hadis kitabı.

Eğer ahirette: “Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O’nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık… (Nahl 35) diyenler gibi olmak istemiyorsak, sadece ve sadece Kur’an’daki haramlara tamah edeceğiz. Onun haricinde haram-helal belirleyenleri kaale almayacağız.

Yoksa: “Onlar, Allah’dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih’i de. Oysa onlar bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah’dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir. (Tevbe 31)”

Yoksa; Bilginleri, ruhbanları, rahipleri kendilerine ilah edinenlerin durumuna düşeriz. Birileri nasıl ki Meryemoğlu Mesih’i ilah edinmişse, birileri de Şerefli elçi Muhammed’i ilah ediniyor. Hem de O’nun adına haramlar uydurarak. Allah’a ibadet etmekle emrolunanlar Allah’ın kitabı hariç her türlü kaynağı haram-helal kıstası olarak kullanabiliyor. Bu ne cesarettir anlamak mümkün değil. “Müşrik cesur olurmuş” dedikleri bu olsa gerek.

Bugün kendisini “müslümanım” diye tarif eden herkes ama herkes Kur’an’daki haramları ve helalleri bilmekle sorumludur. Kuru kuruya Müslümanlık olmaz. Allah bize neyi haram neyi helal kılmış bilmek zorundayız. Zaten bunları bilirsek, haram üretim tesislerinin hijyenik olmayan ve son kullanım tarihi çoktan geçmiş ürünlerini löpür löpür mideye götürmeyiz.

Müslüman’ın hüküm kaynağı Kur’an’dır. Hüküm koyucu (hakim) Allah’tır. Bütün peygamberler kendilerine ne indirilmiş ise O’nunla hükmetmişlerdir. Bakınız ne diyor Aziz Kur’an:

Maide-48) Sana da geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab’ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma…..

Maide -49) Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın…..

Peygamber bile indirilen vahiyle hükmederken, bu haram üretim tesisleri uydurdukları şeylere bir de utanmadan peygamberi alet ediyorlar. O Yüce Peygamber bunların isnad ettikleri yalanlardan çok çok uzaktadır. Biz bu noktada Peygamber’i örnek almalıyız. Yani Kur’an ile hüküm vermeliyiz. Çünkü O öyle yapıyordu. Kitapla hükmediyordu.

Al-i İmran-79) İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: “Allah’ı bırakıp bana kul olun.” demesi yakışmaz. Fakat onun: “Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb’e halis kullar olun” (demesi uygundur).

Al-i İmran 79. ayeti dikkatlice tekrar tekrar okuyalım lütfen. “öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince diyor. Peygamberler, kendilerine inananları direkt kitaba yönlendiriyor. Gelin bana tapın, benim sünnetim var, hadislerim var şunlarım bunlarım var demiyor. Halis bir kul olmak isteyen böyle yapmalı.

Al-i İmran-80) Ve O size: “Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin.” diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?

Her kim ki; Allah’ın haram kıldıklarından başka, haram kılıcıların haramlarına göre hareket ediyorsa, ettiği şahsı RAB edinmiştir. Bu ciddi bir sorundur. Tevbe edilmez ise Affı yoktur.

Nisa – 48) Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah’a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.

Hem bu ayetten ekstra da ne öğrenmiş oluyoruz… Tek affedilmeyen hata “Allah’a ortak koşulmasıdır”. Yani “ŞİRK”tir.

Devam edelim…

En’am – 119) Size ne oluyor da Allah’ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanızın dışında haram olan şeyleri genişce açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları doğru yoldan saptırıyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, sınırı aşanları çok iyi bilir.

Haram-helal konusunda sınırı yani hududullah’ı aşmamak gerekiyor.

Evet; müslümanın hüküm kaynağı Kur’an’dır. Allah bütün haramları kitabında bize genişçe açıklamıştır. O’nun haricinde haram peşinde koşturan haramzedeler bu huylarından vazgeçmediği müddetçe Nahl-35’deki gibi hesap günü günah çıkartacaktır. O da bir halta yaramayacaktır. O yüzden vakit varken her Müslüman Kur’an’daki haram ve helalleri iyi bellemeli ve hayatını ona göre yaşamalıdır.

Bu din yasaklar dini değil, bilakis hareket alanı çok geniş bir dindir. Kıymetini bilelim.

Bir de mekruh konusu var. Bu da Din ulularının bir şeye haram dememek için arkasına sığındıkları bir kelimedir. Kim Kur’an’da yazılanlardan başka her önüne gelen şeye mekruh diyorsa, aslında haram demek istiyordur. Fakat işin biraz bilincinde olduğu için, dili haram demeye varmıyor. O yüzden “mekruh” deyip işin içinden sıyrılıyor. Sıyrıldığını zannediyor.

Mekruh konusunu da Allah bu fabrikalara bırakmamış ve isra Suresi 23-38 arasında olduğu gibi Kur’an’da detaylı bir şekilde anlatmıştır.

Dini Allah’a has kılmak isteyen ve Şirk’ten kurtulmak isteyen her Müslüman evvela haram-helal dairesini Kur’an’dan öğrenmeli. Öğrenmeli ki bu haram üretim tesislerinin kapısına bir bir kilit vurulmalı.

Allah kendi hükümranlığına kimseyi ortaketmez. (18/26) Ne peygamberleri ne ahbarı ne de ruhbanı. Ne de bu HARAM ÜRETİM TESİSLERİNİ…

Bu yazı Satırbaşı sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

10 thoughts on “Biri şu Haram üretim tesislerini kapatsın!

Add yours

  1. yukarıda saydığınız 6 maddenin helal oluşu hakkındaki delilleriniz nelerdir?

  2. ALLAH HARAM OLANLARI AÇIKLAMIŞ ,HELALLERİ DE AÇIKLASA MIYDI ?(!)

    Haram kılınmayan ,
    helaldir otomatikman .

  3. rahatça müslüman değilim diyebilirsin islamiyetin bir sınırı ölçüsü var.sen o ölçünün dışındasın hiç kuran sünnet icma kıyas diye bişey duydun mu ama boş ver ne anlatacağım o saydıkların müslümanlara haram size helal öyle ben istediğim kısmını alırım işime gelmeyen kısmını almam diyemezsin bul bana gusül abdesti kuranın neresinde yazıyor (sen almazsın artık)

  4. Uğur kardaş
    Hindistan veya Güney Afrika ülkelerinden birine gitsen oralarda çeşitli hayvan etlerini satan birine rastlarsan ve sana sürüngenlerden veya yumuşakçalardan yahut eklem bacaklılardan ya da bazı omurgalı hayvan etlerinden… her neyse birinin etini-pişirilmemiş de olsa- ikram ederse afiyetle yersin değil mi,sözünün eri olursun artık.

  5. Selam Ahmed Çakır..

    Kardeşim Kur’an’ın neresinde yazıyor bu saydıkların ( sünnet, icma, kıyas ) ??? Bi tarafınızdan din kaideleri uydurmayın… Müslüman’ın uymakla yükümlü olduğu tek kitabı vardır, O da Kur’an’dır!!!

    Nahl Suresi
    (116) Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.

  6. Selam Arkadaşlar.

    Peygamberi -haşa- bir postacı konumuna düşüren zihniyet sizce Kur’an’daki her ayetin hakkını veriyor mu vermiyor mu.Böyle bir kişinin Kur’an müslümanı ismini kendine yakıştırması ve en önemlisi de dinimizi bize nakleden sahabelerin birçoğu hakkında ileri geri konuşması uygun mudur öğrenmek istiyorum.

  7. selamın aleykum

    ya ne büyük alimler vsrmış haberdar deyilmişiz kusurumuza bakmayın arkadaşlar.Pardon kafir demediğiniz müslüman kaldımı sizin aforoz etmediğiniz mümin zaten peygamberlede(s.a.v) işiniz olmaz sabah namazı kaçrekat yazıyo kuranda söylermisiniz bilmiyorsunuz ki yazmaz öğle akşam ikindi haa pardonya ikindile akşam yoktu dimi sabah öle yatsı mıydı mezhepleri beyenmeyen şii taklitcileri kaçrekat kılınır namaz yok herkez kafasına göre zekat nekadar verilir bileniniz varmı aaa kuranda yazmıyo bakın öğrenin ayetleri kafanıza göre yorumlayıp salla mayın

    24/56- Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin

    ayet bu neden namaz la zakat tan sonra resule itaat edin diyor ALLAH (c.c) neden acaba sallamaya başlamayın sizde biliyorsunuz ki namaz ve zekatı ancak peygamber (s.a.v)den öğreneceğiz kafana göre olmazzzz. yoksa rabbim neden böyle ayet indirsin olmazdımı
    beyenmediniz mi
    Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.bak yine kendi adının ardına resulunun adını koymuş ittat edin buyuruyor rabbim neden ki acep

    33/33- Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin

    bak açılıp saçılmayın buyuruyo ama sizde serbest giyim kuşam dimii hikayeden hanifler aa yine resulune itaati emrediyo rabbim

    4/69- Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.

    aha bidaha
    4/80- Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.

    engüzeli siz bu ayeti görmediniz heralde dimi zaten hadisler de yalan (haşa) dimi vah size vah
    Peygamber size verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının”. “size ne yasakladıysa” ifadesinden, haramlık bildiren bir nehiy anlaşıldığına göre “size ne verdiyse” ifadesinde de emirleri anlaşılmaktadır.
    2- Peygambere itaat etmenin ve ona tabi olmanın farz olduğunu ifade eden bir çok ayeti kerime mevcuttur. “Biz her türlü peygamberi Allah’ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik” (nisa-64) Burada peygambere itaat, peygamberliğin gayesi olarak gösterilmiştir. Binaenaleyh efendimiz (s.a.v.) sözleri ve fiilleri zorunlu olarak delil olacaktır.
    3- “De ki eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin.” (ali imran -31) Bu ayeti kerime Rasulü Ekrem (s.a.v.)’in bütün sünnetlerinin, söz, fiil, takrir ve ictihadlarının son derece kati birer hüccet oldukları konusunda apaçık bir delildir. Buna göre, her kim peygamberin (s.a.v.) sünnetine tabi olursa, en yüce mertebeye ulaşacaktır. Zira Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanmanın tek yolu, efendimize tabi olmaktan geçmektedir.
    4- “Namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Rasulüne itaat edin” (mucadele -13) “Namazı kılın, zekatı verin, peygambere itaat ediniz ki merhamet göresiniz”. (nur- 56) Her iki ayette de peygambere itaat namaz ve zekat derecesinde bir hüküm olarak yer almıştır. Namaz ve zekat nasıl farzsa peygambere itaat de öylece farzdır.
    5- “De ki, işte bu, benim yolumdur. Ben Allah’a çağırıyorum. Ben ve bana tabi olanlar aydınlık bir yol (basiret) üzereyiz.” (yusuf-10 Bu ayetten şunlar anlaşılmaktadır.
    a- Bu getirdiklerim benim ve bana tabi olanların yoludur.
    b- Ben ve bana tabi olanlar Allah’a davet ediyoruz.
    c- Ben ve bana tabi olanlar aydınlık bir yol üzereyiz. Buna göre sünnet, apaçık bir delildir. Aksi takdirde ona tabi olmayanların başkalarını hakka davet gibi bir hak ve salahiyetleri yoktur.
    6- “O kimseler ki, Nebiyyi Ümmi olan Rasüle tabi olurlar. O Nebi ki, Tevrat’ta ve incil’de yazılı bulduklarıdır. İşte o peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder. Onlara temiz ve güzel şeyleri helal, pis ve zararlı şeyleri haram kılar ve üzerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki bağları kaldırır(yani hata ile adam öldürmek kısas icrasını, günah işleyen azaların, pislik değen elbisenin kesilmesi gibi ağır teklifleri). O peygambere inanıp ona saygı gösteren, yardım eden ve onunla birlikte gönderilen Nur’a tabi olanlar var ya , işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (araf-157)
    Ayette onun helal ve haram kıldığı şeylerden bahsediliyor, bu onun sünneti değil de ya nedir? Çünkü o “Bana biliniz ki, Kitabın misli gibi bir kitap verildi” (ebu davut) buyurmuştur.
    7- “De ki: Allah ve Rasulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah kafirleri sevmez” (ali imran-30) Allah ona muhalefet etmenin küfür olduğunu ilan ediyor. Bu beni titretiyor. Hangi aklı selim sünnetin delil ve kaynak olmadığını söyleyebilir bundan sonra. Bunun aksini iddia etmek ancak ve ancak nasipsizlik ve edepsizlikle izah edilebilir.
    8- “Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (ahzap-36) Buna rağmen Rasulullah’ın sünnetini yok saymak hangi aklın ürünüdür acaba!!!???
    9- “Bazı insanlar “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” diyorlar; ondan sonrada içlerinden bir grup yüz çeviriyor. “Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve peygambere çağrıldıklarında, bakarsın ki, içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler.” (nur- 47/4 Ayetler peygamberin hüküm ve emirlerinden yüz çevirmeyi nifak olarak görüyor.
    10- “De ki: Allah’a itaat edin, peygamberlere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki peygamberin sorumluluğu kendisine yüklenen tebliğdir. Sizin sorumluluğunuz da size yüklenen görevi yerine getirmenizdir. Eğer peygambere itaat ederseniz, hak yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.” (nur-54) Hala mı Rasulullah’ın sünnetlerini red? Ona itaat fiili, kavli ve takriri sünnetlerinin bütünü değil de ya nedir? Ashabı kiram bütün emir ve nehiyleri ondan aldılar. “Namazı benim kıldığım gibi kılınız” (buhari) “Hac menasikinizi benden alınız” (muslim)
    11- “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan (!) emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir hususta ihtilafa düşerseniz -Allaha ve Ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah ve Rasulüne götürün. Bu hem hayırlı ve hem de netice bakımından daha hayırlıdır.” (nisa-54)
    Evet bizzat Rabbimiz bizi Rasulunun (s.a.v.) sünnetlerine irşad ediyor. Daha fazla ne söyleyebiliriz ki. Acaba bize Kur’an yeter diyenler hiç mi Kur’an okumuyorlar. Bir arkadaşla internetteki tartışmamızda (sünneti red ediyordu) sormuştum. Allah namaz kılın diyor. Mahiyetini bildirmiyor. Bana izah edermisin şimdi biz namazı nasıl kılacağız dediğimde “Onu ayetin ruhundan anlayacaksın” diyor. Nasıl yani dediğimde beni islamdan atmıştı :))) Buraya kadar yazdığımız ayetler sünnetin kat-i bir delil olduğunu ilan ediyor. Devam edelim ayetlere:
    12- “Namazı kılın zekatı verin.” (bakara-43) Burada namazın adedi, rekatları, vakitleri ve keyfiyeti belli değildir. Bunlar ancak Rasulü Ekremin pak ve nezih sünnetiyle beyan edilmiştir.
    13- “Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah’tan başkalarına ibret olmak üzere ellerini kesin” (maide-3 Hırsızlıkla ilgili hükümler nedir. Ellerden murat nedir ve nereden kesilir, bütün bunlar sünnetle ortaya konmuştur.
    14- “Zina eden kadın ve erkeğe, her birine yüz sopa vurun” (nur-2) Bu hüküm kimin içindir? Kime uygulanır. Bekarlara yüz sopa evlilere yüz sopa ve recm sünnetle ortaya konmuştur.
    15- “Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınlar ölünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin” (nisa-15)
    Allah’ın Rasulü bu ayeti tefsir ederken “Benden alınız, benden alınız, benden alınız. Bekar bekarla yaparsa yüz sopa ve sürgün, evli evliyle yaparsa yüz sopa ve recm” (ibni hanbel müsned,müslim,tirmizi,nesai,ebu davud,ibni mace) buyurmuştur. Bu haddin hududu da sünneti nebi ile beyan olunmuştur.
    16- “Arafat’tan indiğiniz zaman, Meş’ari Haramda Allah’ı zikredin” (bakara-19 buyurmuştur. Burada Arafat’tan haccın bir esası olarak değil, sadece bir mekan olarak söz edilmiştir. Binaenaleyh Haccın en büyük rüknü olan Arafat’ta vakfe sünnetle belirlenmiştir. Efendimiz (s.a.v.) “Hac arafattır” (ebu davut,menasik,69) buyurmuştur.
    18- “Biz bu kitabı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olması için indirdik” (nahl-64) İnsanların ihtilafa düştüğünde Allah Resulüne açıklamasını emrediyor. O da bunu sünnetiyle ortaya koymuştur.
    19- “İçlerinden kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden, inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lutufta bulunmuştur.” (ali imran 64) Alimlerin cumhuru hikmet Kur’an’dan ayrı bir şeydir ki o da Sünneti Nebi (s.a.v.) dir. demişlerdir.(es-sunne(mustafa sibai)s:50) İmam Şafi (r.a.); Hikmet burada Kur’an’a tabidir. Allah kitabı zikretti ki, O KUR’ANDIR. Hikmeti de zikretti ki, o da Resulünün sünnetidir.(es-sunne s:51) Çünkü Rasulullah “Kur’anla birlikte bana onun gibisi verildi” (ebu davut) buyurmaktadır. Buraya kadar Kur’an’ın tek kaynak olmadığını bunun bizzat Kur’anın ruhuna aykırı olduğunu, sünnetin önemini bizzat ayetlerle açıklandı.

    “De ki; Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Ali İmran 31)

    aaabidaha ama sizden birisizle görüşmüştüm bu ayet için dediki bu ayet bizi ilgilendirmiyo ozamanı bağlar bakar mısın capsıza kuranın hükmünü kaldırdı şimdi kimim yerine koy kendini acaba ha

    “Allah ve Resulü bir meselede hükmünü verdiği zaman, bir mümin erkeğin yahut bir mümin kadının artık işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulü’ne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür.” (Ahsap 36)

    ayeti iyi okuyun
    Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan alimlere de itaat edin.” (Nisa: 59)
    işte nediyo ALLAH (c.c) peygambere(s.a.v) vede alimlere buyuruyo yaaa anladınızmı şimdi olaki düşünürsünüz zor görünüyo sizin için zor takla atarak namaz kılınmaz üç kuruş zekat olmaz
    kurana uymuyorsunuz kendi kafanıza uyuyorsunuz resule(s.a.v) uymak görüldüğü gibi farz FARZ ok

    ayetlerinde neden indiğini bile bilmeden kafir ler için indirilmiş ayetleri müslümanlara isnat etmeyin kuran ca dahi bilmeden yorum yapmayın nekadar az düşünüyorsunuz olaki düşünürsünüz…

    bu garipten bu kadar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: