Mehdi inancı nedir ? Mehdi gelecek midir ?


Sözcük anlamı olarak; ”hidayet görmüş”, “hidayet edilmiş”, yani “doğru yol gösterilmiş”, “doğru yola kılavuzlanmış” demek olan ve Arapça bir sözcük olan “mehdi” sözcüğü, bir kısım Müslümanlar tarafından, ilerideki bir tarihte (kıyamete yakın bir zamanda) ortaya çıkacağı zannedilen belirli bir varlığa isim olarak verilmiştir.

İslâmiyet’in tek kaynağı Kur’an’da “Mehdi” ile ilgili bir tek ayet, bir tek işaret bulunmamasına rağmen, Müslümanlar arasında böyle bir inancın oluşması, Yahudi ve Hıristiyan inançlarındaki “Mesih” inancına dayanmaktadır. Bu husus, Ana Britannica tarafından da şu satırlarla saptanmıştır:

“mehdi, … İslâm’da kıyametten önce gelerek dünyayı adaletle dolduracağına inanılan kurtarıcı. Başta Yahudilik ve Hıristiyanlık olmak üzere hemen bütün din ve kültürlerde bulunan mesih inancının İslâm halk kültüründeki uzantısıdır. …”

Bu durumda, mehdi kavramının ayrıntılarına girmeden önce, İslâm’da yeri olmayan bu sapık inancın kaynağı olan mesih inancının ne olduğuna bakmakta yarar vardır. Kur’an’da İsa peygamberin lâkabı olarak geçen “Mesih” sözcüğü (Nisa; 157, Maide; 72, 75) hakkında Ana Britannica şu bilgileri vermektedir:

“mesih, (İbranice maşiah: meshedilmiş, kutsal yağla kutsanmış), geniş anlamda; dinsel düşüncede dünya tarihinin sonunda tanrısal bir görevi yerine getirerek insanlığı kötülük ve günahlardan kurtaracak kişi, dar anlamda; Yahudilikte Hz. Davud’un soyundan gelerek İsrailoğullarını geçmişteki altın çağına kavuşturacak kral. Hıristiyanlık, daha Yeni Ahit yazarlarından başlayarak “Mesih” adını (Yunanca Hristos; Lâtince Christus) Hz. İsa ile özdeşleştirmiş, insanoğlunu günahkârlığın boyunduruğundan çıkararak Tanrı’yla sonsuza değin barıştırdığına inanılan bu kurtarıcıyı İsa Mesih biçiminde adlandırmıştır. … Tevrat’ın hiçbir yerinde dünya tarihinin sonunda ortaya çıkacak bir mesihten söz edilmiyordu. Kusursuz bir kralın yönetimindeki bir çağın geleceğini öngören bölümlerde de hiçbir yerde mesih terimi kullanılmıyordu. Bununla birlikte günümüzdeki araştırmacıların çoğuna göre Yahudilerin mesih beklentisi krallık kavramı ile ilgili inançlardan türemişti. Buna göre meshedilmiş kral tanrısal kökenli olmadığı hâlde Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırılacak, dünyanın kurtuluşu umutları ona yüklenecekti. … Kitab-ı Mukaddes geleneğinden etkilenmemiş dinlerin ahiret öğretilerinde de mesih benzeri inançlar ortaya çıktı. Budizm gibi mesihçiliğe oldukça uzak olan bir din bile, örneğin Mayahana grupları arasında, gelecekte gökten inerek inananları cennete götürecek Buda Maitreya inancını doğurdu. Bütünüyle ahiret yönelimli olan Zerdüşt dininde de, Zerdüşt’ün ölümünden sonra gelecek bir oğlunun, dünyayı sonsuz esenliğe getirmesi ve ölüleri diriltmesi bekleniyordu. …”

Görüldüğü gibi, sadece semavî dinlere mensup olanlar arasında değil, yeryüzündeki tüm ilkel dinlerde var olan inanca göre kötü gidişe dur diyecek olan bu BEKLENEN KURTARICI , aslında insanların zulüm ve işkence altında inlediği dönemlerde, ezilen ve baskı altında tutulan zavallı kitlelerin ürettiği bir HAYALÎ KAHRAMAN; ütopik bir SÜPERMAN’dir.

MÜSLÜMANLARDA MEHDİ İNANCI

İslâm tarihi ve İslâmî bilim kaynakları incelendiğinde, [private] önceden Yahudi ve Hıristiyan olan bir çok kişinin Müslüman olduktan sonra, eski inanç ve kültürlerini İslâm dinine uyarlamaya çalıştıkları, yani kendi sapık inanç ve amellerini, İSLÂMÎLEŞTİRMEYE çalıştıkları görülmektedir. Nitekim tüm İslâm bilginleri, Kâ’bu-l Ahbar, Vehb b.Münebbih, Abdullah b.Selam, Temim-i Dari, İbn-i Cüreyc gibi kişilerin, bu icraatı çokça yaptıkları konusunda birleşmektedirler. İşte mehdi inancı da, bu gibi kişiler marifetiyle Müslümanlar arasına girmiş ve yayılmıştır. Çünkü zaten Kur’an’da bahsi geçmeyen bu kavrama, ne İslâm dinini en iyi anlamış ve bu sebeple sonradan mezhep imamı olarak kabul edilmiş İmam-ı Azam, İmam-ı Maturidî, İmam-ı Eş’arî gibi bilginlerin eserlerinde, ne de hadis kitaplarının en sağlamları olarak kabul edilen Sahih-i Buharî ve Müslim’deki rivayetlerde yer verilmiştir. Bu konudaki rivayetlerin tüm hadis bilginlerince “uydurma hadisler” listesine alınmasına ve güvenilir sayılmamasına rağmen, bir kesim tarafından “bilgin” sayılan bir çağımız insanı, bu rivayetleri “manen mütevater” olarak benimsemiş ve mehdi konusunda “inciler” döktürmüştür. Hayatta iken müritleri tarafından mehdi olarak kabul edilmiş olan bu zat, insanların Allah’tan yardım istemeyi unutacaklarını düşünmüş olmalı ki;

“Ümitsizliğe düşüldüğünde, kahredici, zalim idareciler, istilâlar, sürgünler, baskılar döneminde insanlar böyle bir ümide muhtaçtır. O sayede kötü şartlara sabredilir, tahammül edilir. Onun için Mehdi inancı gereklidir.”

diyebilmiştir.

Buharî ve Müslim dışındaki hadis kitaplarında MÜTEVATER olmayan, bir kaç zayıf rivayete konu edilen mehdi inancı; inançlarının temeli “rüya” ve “keşif” olan, aslında inanç ilkeleri ve amelleri itibari ile İslâm’dan çok farklı bir din olan tasavvuf ve tarikat çevreleri ile Şii mezhebinde revaç bulmuştur. Oysa İslâm’da ZANNA DAYALI İNANÇ OLUŞTURULMAZ:

Yunus; 36: Onların çoğu ZANDAN başka bir şeyin ardından gitmiyor. Doğrusu şu ki, ZAN HAKTAN HİÇBİR ŞEY İFADE ETMEZ. Allah onların yaptıklarını iyice bilmektedir.

MEHDİ KİMDİR ?

Şiilik’te mehdi, “yüce bir imam”dır. Onu kimse göremez, bilemez. Çünkü kendisini gözlerden saklamıştır. O ölmemiştir. Kıyamet yaklaştığında saklandığı yerden çıkacak, yeryüzünden her türlü kötülüğü kaldırarak herkesin mutluluğunu sağlayacak, böylece Allah tarafından kendisine verilen görevi yerine getirmiş olacaktır.

Şiilik’in İMAMİYYE ekolüne göre ise mehdi, Hasan Askerî’nin oğludur. Babası öldüğü zaman yaşı çok küçük olmasına rağmen babasının cenaze namazını kıldırmıştır. Sonra dünyadan el etek çekerek görünmez olmuştur. Topluma yolladığı mesajları, belirlediği dört temsilci ile iletmiş, kendisi ölünce bu temsilcilerin de görevleri bitmiştir.

Mehdi inancının, Şii ekolde Sünni ekole nazaran daha çok kabul edilmesinin sebebi, Emevi soyunun, Abbasi soyuna çektirdiği aşırı zulüm ve işkencedir.

Zayıf rivayetlere göre ise mehdi;

– Kıyamete yakın bir zamanda, Sünnetlerin unutulup bid’atlerin çoğaldığı, zulüm ve fesadın hüküm sürdüğü bir zamanda ortaya çıkacaktır.

– Peygamberimizin kızı Fatıma’nın oğlu Hüseyin’in neslinden gelecek (yani seyyit olacak), Medine’de doğacak ama kendisini Mekke’de tanıtacak, peygamberimiz gibi kendi adı Muhammed ve babasının adı da Abdullah olacaktır.

– Çok bilgin birisi olacak, kendi adına mezhep kuracak ve bütün Müslümanlar kendisine uyacaktır.

– Ashab-ı Kehf’in kendisine yardım edeceği bu mehdi, tüm dünyanın hükümdarı olacak ve dünyayı zulümden temizleyerek, adaleti hâkim kılacaktır.

– İsa peygamber onun zamanında gökten inecek, onun arkasında namaz kılacak ve Deccal’a karşı beraber mücadele edeceklerdir.

– Altı ilâ dokuz yıl arasında saltanat sürecek ve bu dönemde bol yağmur yağacak, toprak bol bereketli olacaktır.

İşte bu saçma inançlar, Tarih kitaplarında ve ansiklopedilerde görülebileceği gibi, tarihte bir çok şarlatan mehdinin çıkmasına yol açmıştır. Ama bu sapıklık tarihte kalmamış, tarikat şeyhlerinin mehdi olduğuna inanan insanlarca günümüzde kadar da getirilmiştir.

İSLÂM DİNİNDE MEHDİ İNANCI

Bu sapık inancın, İslâm dini ile, hiçbir aşamada örtüştüğü bir husus yoktur. Çünkü bu sapık inancın aşamalarında olacağı söylenen zırvalar şunlardır: Memleket zulüm ve fesada boğulduğu zaman, hiç kimsenin zahmet edip bir çabaya girmesine gerek kalmadan Allah insanlara Mesih ya da Mehdi’yi yollayacak, o da memleketi zulümden, baskıdan, fesattan kurtarıverecektir. İnsanların Mesih ya da Mehdi’nin dünyayı düzeltmesine yardım etmelerine de gerek kalmayacak, çünkü Mesih ya da Mehdi’ye yardımcı olarak Allah mağaradan Ashab-ı Kehf’i çıkaracak ve gökten İsa’yı indirecektir. Böylece insanlar tekkelerde, köşelerde, ellerinde doksan dokuzluk tespihler, lâklâk edecekler, ama memleket zulümden fesattan Mesih ya da Mehdi ve yardımcıları tarafından kurtarılacaktır.

Yukarıdaki tabloya göre, zulüm ve fesatla ölümüne mücadele etmiş peygamberler ve yandaşları sanki birer ENAYİ, Allah da bu mesihci ya da mehdici takımın hâşâ uşağı konumundadır.

Halbuki İslâm’ın öngördüğü, insanlardan beklediği ise şunlardır:

Müddessir; 1, 2: Ey örtüye bürünen!

Kalk, hemen UYAR.

Âl-i Imran; 104: İçinizden hayra çağıran, doğruyu-güzeli emreden, kötü-çirkinden alıkoyan bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere eren işte onlardır.

Fussılet; 33: Allah’a çağıran ve düzeltici işler yapan ve “ben Müslümanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır.

Enfal; 39: Fitne kalmayıncaya ve din tümüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla SAVAŞ. Vazgeçerlerse kuşkusuz ki Allah, ne yaptıklarını iyice görendir.

Görüldüğü gibi İslâm dinine göre Müslüman, her kötülük karşısında şartlara göre tavır almak, kötülüklerle mücadele etmek zorundadır. Çünkü insanlar hak etmedikçe Allah, onların içine düştükleri perişanlığı değiştirmeyecektir:

Rad; 11: Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah’ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, BİR TOPLUMUN MARUZ KALDIĞI ŞEYLERİ, ONLAR, İÇ DÜNYALARINDAKİNİ DEĞİŞTİRMEDİKÇE, DEĞİŞTİRMEZ. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah dışında koruyucu bir dost da olmaz.

Sonuç olarak, Mehdi ve Mesih’i karşılaştırdığımızda, Mehdi denilen kişinin Yahudi ve Hıristiyanlık inancındaki Mesih olduğunu, diğer bir ifadeyle Mehdi’nin, Mesih’in İslâmîleştirilmişi olduğunu görmekteyiz. Orijinal İslâm’da böyle saçma bir inanç yoktur, olması da mümkün değildir.

Hakkı Yılmaz

http://www.istekuran.com

hakkiyilmaz@istekuran.com

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

21 thoughts on “Mehdi inancı nedir ? Mehdi gelecek midir ?

Add yours

  1. mustafa doğan Diyor:
    05 Aug 2007 4:47 pm eben sana sadece şu delili yazacağım ve bu delilin gerçekleştiğini gördüğün zamanda mehdinin geleceğine inanmanı isterim bu delil iddaa değil gerçeğin ta kendisidir BEN SİZE KIRILMA NOKTASINI bildireyim. Yani insanların mehdinin zamanında yaşayacak olduğu olaylara başlangıçlık yapacak olayı bildireyim. Onun zamanıyla günümüzdeki yaşayış çelişir. Yani bizim zamanımız teknoloji çağıdır. Ama hadislerde mehdi, ok ve kılıç kullanılan bir zamanda geleceği bildirilir. Bu ikisi arasında kopukluk vardır. Yani bu teknoloji ve ilim ortadan kalkacaktır. Size buna sebep olacak olayı bildireceğim. nedir o olay? (karia)kısa kesiyorum. Amerika suudi arabistana savaş açacaktır haccı yasaklayıp gelen hacıları öldürdüğü zaman halley kuyruklu yıldızı Amerikaya düşecektir ve helak olacaktır. Bu olay sonucunda dünyanın her yeri sarsılacaktır. Dünyada bulunan insanların 10 da 9 ölecektir.insanların nasıl ölecekleri ankebut 40 da güzelce tarif ediliyor Bu azap olayına sadece kâfirler inanmayacak değildir müslümanlardan da inanmayacak olanlar olacaktır. Ve bu olayı umursamayıp yalanlayacaktır. Size bu yazdıklarım Kur’an’da zikredilen açık delillere dayanır bende onun asrında ortaya çıkacak birisiyim inşallah
    Ali Aksoy Diyor:
    05 Aug 2007 6:18 pm eSelam Mustafa;

    Yazdıklarına Ankebut 40′ı delil getirmişsin. Ben öncesi ve sonrası ile bu sureden bir miktar yazıyorum. Görünen o ki, Ankebut 40, önceki kavimlerden bahsediyor.

    Senin iddiana delil olacak yeri neresidir ?

    Ankebut Suresi

    30.
    Lût dedi: “Rabbim, şu bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et.”

    31.
    Elçilerimiz, İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: “Biz şu kentin halkını helâk edeceğiz. Çünkü ora halkı zalim oldular.”

    32.
    İbrahim dedi: “Ama orada Lût var.” Dediler: “Orada kim olduğunu biz daha iyi biliyoruz. Elbette ki onu ve ailesini kurtaracağız. Karısı hariç. O, geride kalanlardan olacak.”

    33.
    Elçilerimiz Lût’a gelince, onlar yüzünden fenalaştı, eli-kolu birbirine dolandı. “Korkma, tasalanma dediler, biz seni de aileni de kurtaracağız. Ama karın, azaba terk edilenlerden olacaktır.”

    34.
    “Şu kent halkı üstüne, yaptıkları fenalıklardan ötürü gökten bir felaket indireceğiz.”

    35.
    Yemin olsun, biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bıraktık.

    36.
    Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Şöyle dedi: “Ey toplumum, Allah’a ibadet edin. Âhiret gününe umut bağlayın. Bozgunculuk yaparak ülkenin huzurunu kaçırmayın.”

    37.
    Onu hemen yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini o korkunç sarsıntı/korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında diz üstü çömelenler haline geldiler.

    38.
    Âd’ı, Semûd’u da böyle yaptık. Bu, onların yurtlarından/meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsleyip püslemişti de kendilerini yoldan çıkarmıştı. Oysaki, bakıp görebilen insanlardı.

    39.
    Karun’u, Firavun’u, Hâmân’ı da öyle yaptık. Yemin olsun, Mûsa onlara açık-seçik kanıtlarla geldiği halde, yeryüzünde büyüklük tasladılar. Ama öne geçemezlerdi.

    40.
    Her birini kendi günahı ile yakaladık. Bazılarının üstüne taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Bir kısmını, o korkunç titreşimli ses yakaladı. Onlardan, yere batırdıklarımız da oldu. Bazılarını da boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.

    41.
    Allah’ın berisinden veliler edinenlerin durumu, bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer. Ve evlerin en güvensizi/en zayıfı elbette ki, dişi örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!

    42.
    Allah, onların, kendisinden başka ne gibi bir şeye yalvardıklarını/nasıl bir şey için çağrı yaptıklarını bilir. O’dur Azîz, O’dur, Hakîm.

    43.
    Bunlar bizim, insanlara vermekte olduğumuz örneklerdir ki ilim sahiplerinden başkası onlara akıl erdiremez.

    44.
    Allah gökleri de yeri de hak olarak yaratmıştır. Kuşkusuz, bunda, iman sahipleri için mutlak bir mucize vardır.

    45.
    Kitap’tan sana vahyedileni oku! Namazı/duayı yerine getir! Çünkü namaz/dua, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki, Allah’ın zikri/Kur’an’ı daha büyüktür! Allah, neler yaptığınızı biliyor.
    Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
    06 Aug 2007 7:09 pm eSelam Mustafa Doğan…

    Orta Çağ kahinlerine taş çıkartıyorsunuz be yahu!!! Amerika, Suudi Arabistan’a savaş açtı diye Halley Yıldız’ı mı düşecek? O yıldız dinazorların tepesine düşmemiş miydi yahu?

    Mustafa bey dikkat edin de bu kahinliğiniz yüzünden kafanıza taş düşmesin…
    mustafa doğan Diyor:
    07 Aug 2007 3:08 pm edoğrudur o milletler azabı hakedip helak olanlardır kavimler ve milletler bir örnektir onlar azabı hak ettikleri için helak oldular kuran sadece bir çağa özgü indirilmemiştir bu çağdada azabı hak edecek bir kavim yine helak olur azabın hak edilme sebebi haccın yasaklanması ve hacıların öldürülmesidir birde kabenin yıkılmasıdır veya bombalanmasıdır bunu ebrehe denedi helak oldu amarika bunu yaparsa neden helak olmasın **bakara 191 196 217 de müslümanların hactan alıkonacağı bildirilir hac 25 enfal 34 onların azabı haketmelerinin delilidir ayrıca onlar bu ayetteki olayıda yapacaklar enfal** 35**
    allahın azabı hep suçlu kavimlere olmuştur yunus 13 o suçu da yukarda izah ettim bu suç işlenince azap sözü gerçekleşecektir imran 56 kuranda iki azap bildirilir biri gerçekleşti müminun 76 diğeri yukarıdaki olayın gerçekleşmesinden sonra olacaktır gerçekleşen azap katrina kasırgasıdır onun delilide hakka 7. ayettir araştır incele ayette bildirilen doğrumu değilmi ikinci azap ise halley kuyruklu yıldızın düşmesidir kuranda bir iddaa ve vaad vardır oda gökten taş düşeceğidir zariat 22 23 ankebut 34
    bir çok ayettede gökten bir parçanın düştüğünü görseler buna bulut derler mealindede ayetler vardır ayrıca sebe 9 da buna bir örnektir bu yıldız yapısında değişik bileşimlerde gaz ihtiva ettiği için atmosfere girdiğinde bulut kümesi zannedilecektir kuranda birkaç ayette bu olay anlatılır bu size yazdıklarım dünyanın her yerinde duyulacak olan sözlerdir ve bu sefer yıldız son kez gelecektir kafirler asla bu yazılanlara inanmayacaklardır biz böyle bir şeyi hiçbir dinde duymadık diyeceklerdir alay konusu yapacaklardır** hud 8***bu olayı anlatır bu ayeteki bilgi aynı zamanda bu yıldızla örtüşür o dünyanın yakınından geçince insanlar bu sözleri söylerler işte bu yıldız dünyanın kapısını çalan ve başa çarpacak olan **/karia**dır bu yazımı size kısıtlı tuttum yinede anlamanızı umarım ayrıca ben kahin değilim size ne yazdıysam kurana dayanarak yazdım kafamdan uydurmuş değilim ayrıca bu gerçekleşecek olayın kuranda işaret edilen zamanını dahi biliyorum ama bunu yazmayacağım siz yazdıklarımı dikkatlice bir araştırıp okursanız sevinirim ben şu hadiste zikredilen kişiyim ***mehdi[onun]asrında cahil cimri korkak birisihemen alim cömert ve cesur olacaktır *** ben ayrıca kafama görede ortaya çıkmış değilim bazı olaylar neticesinde çıktım benim bu yazıları yazmamın birinci sebebi bakara 159 160.ayetlerinin hükmüdür
    ayrıca bu konu haricinde 40 yakın konunun sırrına erdim bunlarıda inşallah tüm dünyaya duyuracağım bu konular kuranın mücize oluşunu ispatlayan büyük delilerdir umarım başınızı arıtmamışımdır ayrıca sizi tebrik ederim olumsuzda olsa yazılarıma ilk cevabı siz verdiniz
    Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
    07 Aug 2007 3:59 pm eÖmer Çelakıl 3 sene önce filan, 2007 ( veya 2006 ) yılı mayıs/haziran ayları Amerika’ya göktaşı düşecek demişti, siz hangi yılı buldunuz? Söyleyin de bilelim..
    mustafa doğan Diyor:
    07 Aug 2007 4:39 pm eo kadar acele etmeyelim bir amarika görevini yapsın acele işe şeytan karışır bu konunun insanlar arasında alay konusu olmayacağını bilsem elbette tarihini söylerim ama bu yıldız amarikaya sabahın erken saatlerinde düşecektir bu kuranda zikredilir bütün devlet liderleride orda bulunacaktır müslüman liderler dahi gideceker maide 52** bu coğrafyada ise cuma namazı vakitlerine rast geliyor yani bu olay cuma günü namaz vaktinde gerçekleşecektir cuma 10.ayette buna işaret ediliyor ve aynı zamanda mehdi şu an dünyada bulunuyor size yılını ve ayını amarikanın görevini yapmasından sonra yazacağım ayrıca kameram da yok dahaca alamadım tarih boyunca insanlar dağları taşları aşmışlar dize getirmişlerdir ama ön yargılı insanları ancak allhın azabı dize getirmiştir ozamanda yalvarma yakarma fayda etmemiştir ayrıca ben gaib haberleri vermiyorum kuranda ne yazarsa onu yazıyorum çünkü gaybı allahtan başka kimse bilemez yalnız kuran allah kelamı olduğu için gaib haberlerini ondan öğreniyorum benim bu yazıları ve bilgileri edinmemde ömer çelakıl harun yahya gibi kişilerin de faydası olmuştur yalnız onlar suyun görünen yüzünü buldular ben biraz derine indim
    ravza Diyor:
    07 Aug 2007 6:37 pm eselamun aleykum
    mustafa doğan beyin bütün yazdıklarına katılıyorum
    kıyametin almetleri vardır allahu taala kuranı kerimde
    bildirmiştir.sizin neyi araştırdığınızı anlayamadım
    sizin söylemek istediğiniz nedir.açıkca söylermisiniz
    insanlar size göre nasıl davranmalı islamı nasıl ve ne şekilde yaşamalı sizce baş örtüsü namaz abdest dua nasıl ve ne şekilde olmalı diye bilirmisinizki başı açık namaz kılınır bayanlar pantolonla namaz kılar.işte abdestsiz kuran okunur bunlar ne kadar saçma bu kadar incelemeyin olduğu gibi kabul edin allah her şeye kadirdir.müslümanlık bu kadar basit değil en güzel din islam dinidir allaha hamd etmeliyizki bizi müslüman olarak yarattı.
    ravza Diyor:
    07 Aug 2007 7:00 pm ekıyamet alametleri
    büyük ve küçük olmak üzere iki gurupta toplanır
    din hususunda bilgisizliğin,içki,zina gibi hertürlü
    kötü halin yaygınlaşması ve buna benzer şeyler
    küçük alametlerdir.şu anda bunlarda çokca mevcuttur geriye
    büyük alametler kaldı allah yardımcımız olsun
    Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
    07 Aug 2007 8:52 pm eRavza demiş ki;”
    ….kıyametin almetleri vardır allahu taala kuranı kerimde
    bildirmiştir.sizin neyi araştırdığınızı anlayamadım
    sizin söylemek istediğiniz nedir.açıkca söylermisiniz
    insanlar size göre nasıl davranmalı islamı nasıl ve ne şekilde yaşamalı sizce baş örtüsü namaz abdest dua nasıl ve ne şekilde olmalı diye bilirmisinizki başı açık namaz kılınır bayanlar pantolonla namaz kılar.işte abdestsiz kuran okunur bunlar ne kadar saçma bu kadar incelemeyin olduğu gibi kabul edin allah her şeye kadirdir.müslümanlık bu kadar basit değil en güzel din islam dinidir allaha hamd etmeliyizki bizi müslüman olarak yarattı.”

    Sayın Ravza hanım..

    Kıyamet ansızın gelecektir, kimse farkında olmadan..

    Araf Suresi
    (187) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O ( Kıyamet ) size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”

    Yusuf Suresi
    (107) Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular?

    —————
    Yakanız açık olmasın da isterseniz başınızı da örtebilirsiniz… Örtünme namaz için değil, toplum ile birlikte iken gereklidir ve farzdır. Namazı, sizi kimsenin görmediği bir yerde, isterseniz çıplak kılabilirsiniz.. Size göre pantolonla namaz kılınmaz öyle mi? Güldürmeyin kendizi lütfen!

    Al-i İmran Suresi
    (99) De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”

    Kitap Ehli, ( yani Muhammed Peygamber sonrası da dahil ) dini teferruata boğarak, Muhammed Peygamber ağzından hadisler uydurarak Allah’ın yolunu eğri, anlaşılmaz, çelişkili göstermişlerdir. Allah’ın yolu gerçekten çok kolaydır…

    Hiçkimse müslüman olarak yaratılmamıştır. Müslüman doğulmaz, müslüman olunur.

    Mustafa Doğan’a katılıyormuşsunuz…

    Meryem Suresi
    (78) Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış?
    ravza Diyor:
    08 Aug 2007 6:30 am eey peygamber eşlerine,kızlarına ve müminlerin
    kadınlarına söyle,dış elbiselerini üzerlerine örtsünler.
    bu tanınmamaları ve incitilmemeleri için en uygundur.
    allah bağışlayıcıdır,merhametlidir.
    ahzab suresi 59.ayet

    allah ve melekleri peygambere rahmet eder.
    ey iman edenler sizde onun için rahmet ve esenlik dileyin.
    ahzab 56

    allah ve peygamberi incitenleri allah ,dünyada ve ahirette
    lanetlemiş ve onlara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır
    ahzab suresi 57.ayet
    Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
    08 Aug 2007 12:45 pm eSelam Ravza..

    Bakınız http://www.hanifdostlar.com “cilbab” “örtünme”

    Bkz. http://www.kurandakidin.net “örtünme” “Allah’ın Dininde Kadın/Mezheplerin Dininde Kadın”

    Bkz. http://www.aliaksoy.org “salavat nasıl getirilir?”
    selametle…

  2. Merhaba;
    buradaki arkadaşlar eğer tek başınıza iseniz namazın çıplak kılınabilceğini
    söylemişler ama bu namazın namaz olabileceği konusunda bazı şüphelerim var. Namaz müslümanlardaki bir ibadet şekli bunu anladık ama yine bu mantıkla yani çıplak namaz kılınabilirse namazdayken insan geğirebilir ne biliyim gaz çıkarabilir. Çünkü tek başına. Kimse yok. Ama unutulan bi nokta var. ALLAH var. E bu namaz ALLAH ‘a ibadet deilmi? Burdaki arkadaşların ilk önce ibadetin niçin yapıldığını araştırması gerekiyo sanırım. Anlatılmak istenen mesaj alındı. Yani niyet ibadetse bunun şekli şemali yeri zamanı olmamalı. Her zaman her yerde yaratıcıya dua edilebilmeli. Ama bu ibadetin
    de saygı ile yapılması gerek. İş yerinizde patronunuza bile saygı gösterirken (çünkü muhtaçsınız) herşeyi yoktan var eden, herşeye gücü yeten yaradana karşı çıplak ibadet etmek bence saygısızlık olur. Siz yinede bi düşünün. Hmen çıplak kılınabilir demeyin. 🙂

  3. Mehdi gelecekmis, onuda ilk kez duydum, bu ne ya Anderson dan masallarmi? Mehdi gelecekte ortaligi duzeltecek, dunyayi adam edecek, kiyamete yaklastikca zaten dunyanin civisi daha da gevsiyor, kiyametten once temelli cikar, hangi Mehdi gelecekte duzeltecekmis, benim aklim ermedi sahsen bu ise.

  4. Selam Okyanus

    Sen böyle aklının ermediği akideleri imha ede dur.Felsefecilerden büyük bir kısmı böyle düşüncenin kurbanı oldu.Somut bir örnek vereyim:
    İbn-i Rüşd alim ve çok bilgili olmasına karşın evrenin-haşa- evvel ve kadim olduğunu savunmadı mı
    -Felsefeci ibn-i Sina ölümden sonra hak olan dirilmeye şüphe etmedi mi
    …..
    …..
    Sen devam et kardeş.Allah iyiliğini versin.

  5. Bilmemek ayip degil ogrenmemek ayip, ben arastiriyorum sadece, bunun neresi yanlis olabilir, bu kadar yalancinin dolandiricinin oldugu, dinin her turlu emellere alet edildigi bir ortamda ben kime inanicam, sorabilirmiyim, kim dogruyu gostericek bana.Sizmi, o mu, baskasimi, kim, ben elime gecen her bilgiyi okuyorum, daha sonra akil suzgecimden geciricem, dogruyu bulucam insaallah, herkesin aklinin ermedigi isler vardir, herseyi bilen kim var Allah’tan baska. Siz bu ilmi ogrenmeye yillarinizi vermis olabilirsiniz, benden yasca tecrubece ilerde olabilirsiniz, niye kiniyorsunuz beni?

    Hukum verirken tek tarafi dinlemiycez, iki tarafida dinliycez degilmi, sizler soylersiniz bunlari. ben dinlemeye calistim, hatta sadece tek tarafi dinledim birde hislerimi, ancak bana kimse birsey anlatmadi, benim bildiklerimi de sakladi, boyle oluncada ben hakli ciktim, hakli oldugumu dusunuyorum ister istemez, cok uzuldum, keske herseyi oldugu dibi anlatsalardi, kizginligim, kirginligim tamamen farkli duygulara birakirdi yerini.

    Sizinde Allah iyiliginizi versin insaallah
    Allaha emanet olun
    Kendinize iyi bakin

  6. sevgili arkadaşlar.İnsan acziyetinin farkında olmadan bu kadar gayba dayalı fikirleri paylaşmanıza anlam vermiyorum.mükmin allaha ve gayma mutlak inanır.Biz ise aciz olanlardanız sakın unutmayalım.sadece alahı secde ile mükellefiz ve kuran ahlakı baştan sona buna dayalıdır.Yıllardır bu öngörüler değil mi islamı amacından saptıran.herkes üslenmiş olduğu misyana lütfen dikkat etsin.çünkü hayat dediğimiz bir kaç on yıldır.sabırla teslimiyetten başka dayanağımız ve kurtuluşumuz yoktur.kuranı anlayalım sadece şifrelemeyelim.yunusbeye teşekkürler.

  7. Mustafa Doğan bey size ne diyeyim bilmem ki. Şimdi siz Mehdi misiniz Mehdi yardımcısı mı? Yüce peygamberimizin bile bilemediği kıyamet zamanını utanmasanız saat ve dakika vererek bildireceksiniz. Yüce Allah sizin gibi gaflet yada ihanet içerisinde olanlardan müslümanları korusun. Mehdi gerçekten gelirmi gelmez mi onuda Yüce Allah bilir ama tarikatlara kalırsa dünyaya en az bin tane mehdi gelecek nede olasa her tarikatın bir mehdisi var. Sen aklı kıt müslüman kardeşim mehdinin gelip müslümanaları okla kılıçla kurtaracağını hayal edeceğine, Allah için ne yapabilirim müslümanlar için ne yapabilirim derdinde olsan, daha iyi olmazmı. Neden amerika suudi arabistana saldıracak, bakarsın çin yada rusyada saldırabilir belkide israil,sen bu aklınla onların kabeye saldırmalarına engel olmak için ne yapabilirimi düşünsen daha iyi değil mi? sıkıştınmı Allahım yetiş, olur her seferinde sana gökten Yüce Allah yardımcı göndersin. harley dünyaya düşecekmiş, onuda Allah bilir muhakkak ama anlaşılan harleyin üstünde sen olacaksın ve yönünü ve hızını belirleyeceksinki hangi saatte nereye düşeceğini biliyorsun. ne diyeyim sana aslında senin hakkın bir güzel zopa ama Allah yinede sana ve senin gibilere akıl fikir versin. Yüce Allahım müslümanları sizin gibilerden korusun. Gaybı yanlızca Allah Bilir bunu unutmayın…

  8. ALLAH’ın selamı üzerinize olsun.Kardeşim ben Mehdi değilim.Onun yardımcısı yada ona yardımcı olacak birisi olurmuyum bu da Allah’ın iznine bağlı.Ben sizlere kıyametin tarihini bildiğimi söylemedim.Yalnız dünyayı bekliyen ve bu düzeni(teknoloji ve ilmi) ortadan kaldıracak olan dehşet verici olayın meydana geliş sebeplerini ve Kuran’ın işaret ettiği zamanını bildiğimi söylüyorum. Hz Mehdi’yi sorarsan şu an 28 yaşlarında bulunuyor.İlerde daha ayrıntılı olarak bu bilgilere derinlemesine kavuşacaksınız.Ben sadece bu yazıları azda olsa haberdar etmek ve bilgilendirmek için yazıyorum.Bu yüzden sizler gibi herkese uydurma veya rüya olarak görünebilir.Kabe dünyanın dönüm noktasıdır.Kafirlerin de azgınlık ve bozgunculuklarının ulaşacağı son noktadır.Demişsin ki; bunlarla uğraşacağına amerikayı nasıl durdurabiliriz onun için uğraş.Kardeşim ne sen ne ben nede dünya da bulunan 6,5 milyar insan bu olayı durduramıyacak ve engelleyemiyecektir .Zaten herkes bunun cezasını cekecek.Evet sana göre başkaları saldırabilir,bu senin için geçerli bir görüştür.Aslında sana bir yönden de hak veriyorum.Çünki bilgi olarak teferruata inmediğim için konunun can alıcı ana hatlarını yazmadığımdan dolayı böyle düşünüyorsun.Böyle düşünmüş olsan da bu olaydan haberdar olmuş oluyorsun ki bu benim için bir kazançtır.Benim görevim haberdar etmektir.Takdir kişilerin iradelerine kalmıştır.İster dalga geçer ister böyle bir şey olurmu der isterse yalanlar isterse de kabul eder.Ama haberim yoktu bilmiyordum diyemez.Ben bir misyonla ağır bir yükle ortaya çıktım .Kişilerin nasıl davaranacaklarının nasıl reaksiyon vereceklerinin de farkındayım .Yani niye durup dururken bununla uğraşayım başka işim yokmu.Vallahi şu ayetler olmasın elimi bile sürmem***Bakara Süresi 159.160. ayetlerin hükmü***Halley kuyruklu yıldızını sorarsan o dünyanın kapısını çalan ve başa çarpacak olan Karia’dır.Kafasına göre yazı yazan bir kişiyi eleştirir gibi bir yazı yazmışsın .Bu niyetininde halisane olduğuna da inanıyorum.Ve beni eleştirmiş olmana rağmen bu niyetle hareket etmenden dolayı da Allah inşallah seni bu istikamette gitmende sabit kılar.Demişsin ki kardeşim; Gaybı Allah’tan başka kimse bilemez.Bu doğru bunu herkes bilir ve kabul eder, bu bilgi islamiyetin temel akidelerindendir.Yalnız bir akide daha vardır ki hiç bir kimse kendiliğinden gaybla ilgili bilgilere muvaffak olamaz.Sadece ALLAH izin verirse kimsenin bilmediği konulara ve ilime malik olabilir. Yani ALLAH’ın izin verdiği kişiler de gaybla[kimsenin bilmediği bilgilere]ilgili konulara ulaşabilir. Şunu diyebilirsin biz nerden bileceğiz senin ALLAH’ın izin verdiği kişilerden birisi olduğunu.İşte onu zaman gösterecek.Zamanı gelince siz ve bütün dünya bunu elbette öğrenecek (aklınızdan bu uçmuş fikri hiç geçmesin)****ASRINDA CAHİL CİMRİ KORKAK OLAN BİRİSİ HEMEN ALİM CÖMERT VE CESUR OLACAKTIR****SAYGILARLA

  9. yahu siz nereden türediniz milletin aklını niçin bu derece acımasızca karıştırıyorsunuz yoksa siz nette sörf eden evliyalardanmısınız herkes mehdi herkes kurtarıcı evvela sizler genç arkadaşlar kendinizi ananızı babanızı mahallenizi kurtarın sonra memleketize gözle görülür faydalarınız olsun mehdide siz olursunuz hadi de.evine ekmek götüremeyen zavallının çocuklarının karşısında eğilen şerefli başını kaldırın allahın dininide en yükseklere kaldırmış olursunuz aç olanın dinide olmaz imanıda o yüzden bırak muhteremler saçmalamayı selametle

  10. rabbım herkese ve hepımıze hıdayet versın aklımızı başımıza almamızı ve bıze gercek imanı yaşama şansı versın başka bışe demıyorum rabbım kurtarıcı bekleyen acızlerden etmesın bızı allahın rahmetı bereketı magfıretı tüm inananların üzerıne olsun kımseyı yazdıklarından dolayı kınamıyorum dua mumının sılahıdır dıye bılıyorum ve dua edıyorum rabbım sadece dua edenlerden degıl fıfılıyata dokenlerden etsın amın amın amın herkese selamlar

  11. Mustafa arkadaşım öncelikle Kuran’ı araştırman anlamaya çalışman anladığınıda uygulamaya çalışman çok güzel. Seni tebrik ediyorum. Ama lütfen Allah ve onun dini söz konusu ise Tek kaynaktan konuş. Sen Allah’ın hiç insanlığa iki kaynak iki kitap gönderdiğine şahit oldun mu? Bilmez misin Allah’ın sünneti nedir. Sen hiç Allah’ın sünnetinde sapma gördun mü?
    Demek ki Allah böyle yapıyor.
    Ve sen sakın ama sakın Allah hakkında yanında kitabın olmadan ve ya kitap dışından konuşma. Bak bu yasak bunu bilesin. Ve Allah’ın yaptığına uymalısın.

    Şimdi dostum yol ayrımı şurda bu diyeceğimi düşün. Benliğinde dini biz öz olarak taşırken bir butun halınde yaşarken dilinde neden birçok kaynak var. Bak benim kitabım TEK. Sende kitabını bire indirirsen bu konuları seninle konuşmak isterim. Ama dilimle yaptığımı elimle yapamam diyorsan bidaha düşün.
    Senden ricam bu konuyu konuşacaksak en küçük bir bilgi kırıntısını bile kaçırmadan ne kaynağın varsa Allah hakkında BİR TEK KİTAPTA topla de ki benim kaynağım işte bu KİTAP. Benim dinim işte burda eksiksiz tamam ve bunun dışınada çıkmam. Bunu yap işte ozaman konuşalım.
    Bu arada ben benimkini yazayım. Benim kitabım kuran o kitabın dışına çıkmam Allah hakkında bildiğim herşey o kitaptan.
    Sende senin kitabını getirde konuşalım dostum.

    Açılış olarak kamer süresine bakmanı tavsiye ediyorum. Süreç orda yazıyor. Geçmişin aynası şeklinde. Biraz daha derine direyim. Su olayları açık şekilde anlatılıyor. Ayakları kesik deve şimdide boğazlanmayı bekliyor. İşte oda gozumuzun onünde. Biraz kafamızı yukarı kaldırsak goreceğiz. Umarım biraz olsun dediğimi anlatabilmişimdir

  12. Selamün Aleyküm.

    Bilmediler

    Hakiykatin ma’nisin şerh ile bilmediler
    Erenler bu dirliği riye dirilmediler

    Hakiykat bir denizdir şeriattır gemisi
    Çoklar gemiden çıkıp denize dalmadılar

    Bular geldi tapıya şeriat tuttu durur
    İçeri giribeni ne varın bilmediler

    Dört kitabı şerh eden asıdır hakıykatte
    Zira tevsir okuyup ma’nisin bilmediler

    Yunus adın sadıktır bu yola geldin ise
    Adın değşirmeyenler bu yola gelmediler.

    Yunus Emre

    “Hakiykat bir denizdir şeriattır gemisi

    Çoklar gemiden çıkıp denize dalmadılar”

  13. selcuk kardes mustafa demıssın yazı yazmıssında banamı yazmıssın baskasınamı anlmadım kendı yazımıyı okuyorumda bana boyle yazı yazmanızı gerektırecek bıse bulmadım bırdaha kıme yazdıgını acıklarsan sevınırım hayırlı ramazanlar selamlar

  14. HAZRETİ İSA PEYGAMBER ÖLDÜ
    Kur’an’ın dışında bize hadis diye aktarılan Hıristiyanların uydurdukları bir sözle başlamak istiyorum.
    Hz. İsa peygamber ölmedi . O Allah tarafından göğe Yükseltildi Kıyametin sonuna yakın bir zamanda yer yüzüne inecek kırk yıl peygamberlik yapacak fakat kırk gün kadar sürmeyecek,Deccalı öldürecek bütün dünya Müslüman olacak. İnancı bütün İslam toplumlarında sanki Allah tan gelen bir vahiymiş gibi inanmışlar ve .Asırlardır mehdi bekleyip durmuşlardır
    Daha önce de Bahsettiğim gibi Kur’an da . Altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken ayetlerden biri de Şu İdi
    29/57”Her nefis ölümü tadıcıdır.Sonra Bize döndürüleceksiniz.”
    3/85”Her nefis Ölümü tadıcıdır.Kıyamet günü ecirleriniz eksiksizce ödenecektir.Kim ateşten uzaklaştırılır cennete sokulursa,Artık O Gerçekten kurtuluşa ermiştir.Dünya hayatı aldatıcı metadan başka bir şey değildir.”
    Kur’an’ı kerim iki tip insanın bu kitabı kabul etmeye yanaşmayacağını belirtmektedir. Birincisi kalbi marazlı olanlar. Bunlar makam, mevki, din adamı olanlardan kendi makamlarının elden gideceğinden korktuklarından dolayı doğru olan dini kabullenmek istemezler. Onlar hele din adamları ise din adına sağladıkları menfaatlerin elden gideceğinden korktuklarından Allah’ın ayetlerinden bazılarını gizlerler veya satarlar.
    2/174: Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi göz ardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azap vardır.
    İkinci tip insanlarda beyinleri kirlenmiş olanlardır. Bu tip insanların beyinleri Kur’an’ın dışında zan ve tahminlerle dolu olduğu için Kur’an gibi hakikati kabul etmezler. Bunlara fıtrat dinini, hanif dinini anlatabilmek için önce bu beyinlerdeki yalan yanlış bilgileri çıkaracaksın daha sonra doğru olan bilgileri yerleştireceksin işte Kur’an buna ehli kitap ifadesi kullanıyor. Ve puta tapıcıların hasretlerini taklit ettiklerinden dolayı müşrik ifadesini kullanıyor.
    2/135: Dediler ki: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz.” De ki: “Hayır, (doğru yol) Hanif (muvahhid) olan İbrahim’in dini(dir); O müşriklerden değildi.”
    İşte bugünkü cemaatlerin meşreplerin, mezheplerin tarikatların gittiği yolla Kur’an’ı kerimin ehli kitap diye bahsettiği Hıristiyanların ve Yahudilerin gittiği yol arasında hiçbir fark yoktur.
    9/30: Yahudiler: “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler; Hıristiyanlar da: “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkar edenlerin sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?
    9/31- Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de. Oysa onlar, tek olan bir İlah’a ibadet etmekten başka bir şeyle emir olunmadılar. O’ndan başka İlah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.
    Hep aklıma gelen şu ayetin ruhunu özünde taşıyan insanlar ancak doğruyu bulup o yolda yürüyebiliyorlar
    2/144: Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip-durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
    Yaşantımdan örnek olarak bir olay anlatmak istiyorum. Bir tane kardeşimiz geldi, bana dedi ki “amca siz nerelisiniz?” Konyalı mısınız? Dedi bende hayır Anamurluyum dedim. Niye sordunuz dedim. “yüzünüzde bir Konyalı siması gördüm de” dedi. “Konyalı siması nasıl olurmuş?” dedim Müslüman’a yakışır bir sima dedi. Bu sefer ben ona sordum. Siz Müslüman mısınız dedim. O da elhamdûlillah ben Müslüman’ım dedi. Hangi mezheptensiniz dedim “hanifi” dedi. Peki Kur’an okuyor musun? Dedim. Okuyorum dedi. Peki peygamberimiz hangi mezhepten dedim Kur’an’a göre? Hanifi mezhebindendi dedi. Ve verdiği cevaptan dolayı da tedirgin oldu. Belli ki o böyle bir şey duymamış ve kendi verdiği cevapta onu tatmin etmemişti. Ve arkasından ekledim. Hanifi mezhebinin ictihadı Kur’an’ın emri ile çelişse hangisini yaparsın dedim. Öyle deyince şaşırdı ve dedi ki “abi senin mezhebin, partin, cemaatin var mı? Dedi.
    Bende dedim ki “benim adım Müslüman ben insanları ne bir mezhebe, ne bir meşrebe, ne de bir cemaate çağırıyorum. Ben insanları Allah’a çağırıyorum.”
    41/33: Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve: “Gerçekten ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?
    2/2: Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir Kitap’tır.
    Amca sen senin dini bana anlatabilir-misin? Senin Anlattıkların ,Şimdiye kadar benim arayıp da bulamadığım şeyler. Hangi cemaate hangi meşrebe gittiysem cevabı bulunmayan sorularla karşılaştım . Beni tatmin etmedi. Ben şimdi dinimi buldum dedi.
    Allah da ondan razı olsun. Bizim üzerimize düşen yükümlülük Allah’ın gönderdiği Kur’an’ı öğrenip,anlayıp, Yaşayıp anlatmaktır onun üzerine düşen görev de anladığı Kur’an’ı ’kabullenip ve yaşamaktır
    Ben de önce insanlara sonrada ben müslümanım diyenlere avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Nereden geldiniz nereye gidiyorsunuz, siz öyle başı boş bir hayat sürmek için yaratılmadınız. Sizin her yaptığınız davranışlardan hesaba çekecek olan bir yaratıcınız var. Mutlaka er veya geç bu yapmış olduğunuz iyi veya kötü davranışlardan dolayı hesaba çekileceksiniz Ey Ben müslümanım kitabım Kur’an diyenler.. Allah’ın Gönderdiği O kitabı sevap olsun diye değil anlamak için okuyun. Ve yaşamınızın ölçüsü terazisi o osun siz ondan sorguya çekileceksiniz. Artık masallarla hikayelerle sözden söze gelen sözlerle insanların uydurduğu dini bırakıp Allah ın dinine gelin. O Kitap Allah’ın Gönderdiği içerisinde çelişkisi çarpıklığı olmayan Orijinalliği bu güne kadar korunmuş ve kıyamete kadar da korunacak olan bir kitaptır. O İnsanlığın Dünya hayatında nerde nasıl davranacağını tarif eden her örnekten bir örnek verdiği sahiplenenlerin Dünya hayatındaki en güzel şekilde yaşanacak olan bir hayatın Allah Tarafından çizilmiş bir projesi dir.
    Bu Bilgilerden sonra Kur’an’ın Hz.İsa peygamber hakkında söylediklerini aktarmaya devam edelim.
    3/55” 55- Hani Allah, İsa’ya demişti ki: “Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.”
    Daha önce de bahsettiğim gibi Nasıl Her Milletin kullandığı dillerde deyim ,mecaz, gibi edebi sanatlar varsa, Kur’an da da var. Bir kişinin ölmesiyle Kur’an da geçen ”Seninin hayatına ben son vereceğim seni kendime yükselteceğim” İfadesi arasında ne fark vardır. Bununla ilgili bir kıssa aklıma geldi onu sizinle konu ile ilgili olduğu için paylaşmak istiyorum.
    Bir gün padişahın atı yere düşüp yuvarlanıyor padişah da atını o kadar seviyormuş ki kimsenin atın öldü demesine tahammül edemeyecek kadar seviyor. Bütün uzman veterinerleri topluyor Atın neyi var bir bakın bakalım sakın öldü filan demeyin ha! Diyor Atıma kim öldü derse onu asacağım diyor. Veterinerlerin bir tanesinin dışında hepsi atı muayene ettikten sonra hayati fonksiyonlarını yitirmiş olduğunu görünce gerçeği gizleyemiyorlar ve atın ölmüş padişahım diyorlar.hepsini asın diyor Bir tanesi geliyor ata su veriyor at içmiyor Ot Veriyor yemiyor Nefesini dinliyor nefes almıyor. Bu Bulgularını padişaha anlatınca Ûlân öldü desene şuna diyor oda ben öldü demedim padişahım onu sen dedin diyor Ve asılmak tan kurtuluyor.
    Soruyorum size öldü demeyle, nefes almıyor,yemiyor,içmiyor arasında ne fark vardır.? İkisi de öldü ifadesinde mutabık olduğu halde farklı anlatım sanatı kullanmışlardır.anlatmışlardır.
    İşte Allah Kur’an da Hz İsa’nın Ölümünü anlatırken böyle bir sanat kullanarak anlatmıştır.
    Bu Olayı Kavrayabilmek için önce zaman kavramını kavramak gerekiyor. Allah’a göre zaman yok Zaman insanlara göredir. Allah Kâinatı Yaratmadan önce zamanda yoktu Kâinatı yaratılmasıyla beraber zaman yaratıldı. Kainatın yok olmasıyla yine zaman ortadan kalkacak tekrar zamansızlık ortaya çıkacak .
    İşte cennet ve cehennemin ebedi oluşunun hikmeti budur. Allah Zaman yokken kainatı yaratıyor. Bir zaman dilimi içerisinde Halife olarak yaratılan insanı denemeden geçiriyor ve Tekrar Yeni bir Yaratılışla Yaratıyor Yine ebedi bir hayat başlıyor.
    İşte Kur’an İman eden ve Salih amel işleyen kişilerin bu denenme süreci içerisinde Bu Dünya hayatında yaşamaları veya ölmelerini (hayati fonksiyonlarını) yitirmelerine ölüm kelimesini biraz kabaca bir tabir olarak görüyor. Onu Tebrik etme ve taltif etme amacıyla ona ölmedi diri rızıklanıyor ifadesi kullanıyor.
    3/169” Allah yolunda öldürülenleri sakın ‘ölüler’ saymayın. Hayır, onlar, Rableri Katında Diridirler rızıklanmaktadırlar.”.
    Önce insanların gerçek anlamda Allah’a göre ölmediğini Dünya üzerinde, Tiyatroda rol alan aktör veya aktirist gibi , Reşit ve akıllı olan herkesin Bir zaman dilimi içerisinde denenip,Hal değiştirerek tekrar zamansızlığa yeni bir yaratılışla yaratılarak devam edecektir Tıpkı Anne karnın
    daki çocuk gibi
    Anne karnındaki çocuk üç ay oluşum devresi geçirdikten sonra, altı ay fiili olarak canlı bir hayat sürüyor . Günü geldiği zaman Farklı bir ortama. Yeni bir yaşam Biçimiyle karşı karşıya kalmak üzere doğuyor. Artık Onun Anne karnındaki Asalak Olarak yaşama dönemi bitmiş yeni bir Hayatı kendi kendisinin yükleneceği bir hayat dönemine girmiştir. Aynen onun gibi Dünya hayatından ahiret hayatına geçiş de öyledir.
    56/35”Gerçek şu ki biz Onları yeni bir inşa ile yarattık.”
    İşte insan dünya hayatındaki görevini bitirip. Öldüğü zaman Ahiret hayatı başlamış demektir. Nasıl Anne karnından doğan çocuk geri dönemiyorsa. Ahiret hayatında yeni bir inşa ile yaratılan insanlarda geri dönemeyecekler.Dünyada iken kedilerine gelen elçilerin uyarılarına inanmayanlar Ahiret hayatında ceza ile karşı karşıya kaldıklarında Dünya hayatına tekrar geriye dönmek isteyecekler ama onlardan kabul edilmeyecektir.
    32/12Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız” (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen
    Kur’an Bu Gerçek olacak olan vakıa İman etmeyenlerin dünyada iken elçiler tarafından uyarıldıkları halde kabul etmeyenlerin Allah tarafından gönderilen vahiylere karşı duyarsız olduklarından dolayı onlara ölü ifadesini kullanmıştır.
    ? Onların gözleri vardır görmezler Kulakları vardır işitmezler kalpleri de mühürlenmiştir.
    Bu Tip insanlar Kur’an da ölü diye Anlatılmıştır.
    3/169” Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler saymayın ,Hayır onlar rableri katında diridirler.Rızıklanmaktadırlar”
    Eğer bu ayete göre şehitlerin ölmemesini gerçek anlamda anlayacak olursak mezara konduğu zaman kokuşma ve böcekler yeme olayı olmazdı. Buradaki diri ifadesi gerçek anlamında değil mecazi anlamında kullanılmıştır. O bize göre hayati fonksiyonlarını yitirmiş fakat Allah’a göre zaman olayı olmayınca belki de bize göre binlerce yıl sonra dirilmesi olacak olmasına rağmen diridirler ifadesini kullanıyor. Ve cennete gideceklerinden dolayı rızıklanırlar ifadesini kullanıyor.
    Şimdi Hz İsa peygamberin ölümü ile ilgili ayetleri tahlil etmeye devam edelim.
    4/15- Ve: “Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.”
    4/158- Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir
    Daha önce de bahsettiğimiz gibi Bu Ayetlerde öldürmediler.asmadılar ifadesini kullanırken Mecazi bir anlatım tarzı kullanmıştır. Hz İsa’yı öldürmediler ifadesini kullanırken hayati fonksiyonlarını yitirmemiş anlamında değil O Şehitlerle ilgili ayette bahsettiği gibi diridirler ifadesini kullandığı gibi bu ayette de Öldürmediler kelimesinin karşılığı olarak kendi katına yükseltti ifadesini kullanarak onu tebrik ederek gitmiş olduğu yolun doğruluğunu tasdik ederek onaylıyor.
    Burada ölümün benzeri gösterildi ifadesi de O Kâfir ve müşrik olanlar, Allah katında onun ödüllendirilip tebrik edildiğini nereden bilsinler onlara ölüm gibi görülen yerde yatan yemeyen içmeyen nefes almayan anlamında kullanılmıştır. Asıl Önemli olanı O Yerde yatan ceset değil asıl önemli olanı onun geride bıraktığı misyon ve yaşam biçimidir.
    Genelde müfessirlerin anlattığı gibi Hz İsa yerine başka biri değil bizzat Hz İsa dır. Eğer o öldürdükleri Hz İsa değil de onun benzeri olan biri olmuş olsaydı onu katımıza yükselttik ifadesi kullanır mıydı?
    Neden Hz İsa peygamberin öldüğünü kabullenemiyorlar ki? O Da bir insan değil mi? Allah ın evrene koyduğu yasaya, söylenenler uygun değil mi ? Evrenin yasasında canlılar doğarlar büyürler ve ecelleri öyle yada böyle geldiğinde ölürler.
    Dünya hayatı bir denenmedir denenme anında insanlar yanlış yaptıkları zaman hemen onları Allah dünya hayatında cezalandırıvermiyor o cezaları daha önce ayetlerde örneğini verdiğim gibi ahiret alemine erteliyor. Bakınız Kur’an Toplumların peygamberleri öldürdüğünden nasıl bahsediyor.

    2/87 – Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs’le teyit ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz
    Allah Dünya Hayatında zulüm yapsalar bile Cezalandırmayacağını söylüyor.

    35/45 Eğer Allah, kazandıkları dolayısıyla insanları (azap ile) yakalayıverecek olsaydı, (yerin) sırtı üzerinde hiçbir canlıyı bırakmazdı, ancak onları, adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Sonunda ecelleri geldiği zaman, artık şüphesiz Allah Kendi kullarını görendir.
    Hem de Kıskançlık ve hakka baş kaldırmaları nedeni ile Peygamberlerini öldürdükleri zaman Allah koyduğu yasaları çiğneyerek vaatlerine muhalefet ederek Hz İsa peygamberi onların elinden kurtarıp Mekandan münezzeh olduğu yere alıp götürecek ,bu çelişkili bir anlayıştır. Bu Anlayış Okuyup naklettiğimiz bütün ayetlere ters düşer.
    Allah dünya hayatında inananların kitap ve peygamber aracılığı ile bir suflörüdür.Onlara sadece vahyi dinleyenlere ve kabullenenlere suflörlük yapar. Yoksa benim velim Allah tır demeyenlerle perde arkasından konuşur. Onlara dünya hayatında müdahalede bulunmaz . Onlar bu tutum ve davranışlarıyla, kulakları sağır gözleri kör olarak ahiret hayatında ebedi bir ceza olarak cehennemde yerini alır
    Eğer Peygamberlerin , Allah tarafından maddi anlamda bir koruması olmuş olsaydı. Hem Peygamberler ölmezdi hem de Hem de öldüremezlerdi Allah’ın Gücü neye yetmez di ki Bir peygamberin öldürülmesini engelliye miyecek,
    5/117” “Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici Sendin. Sen her şeyin üzerine şahid olansın
    Kur’an’da ki bir Ayet Kur’an’ın Bütününü oluşturan ayetlerin tümünün özelliklerini yansıtır. Aslında beyinler yalan yanlış bilgilerle kirlenmemiş olsaydı Hz İsa n ın öldüğünü bu ayetten bile anlarlardı.
    21/8” Biz onları yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdir.”
    21/34” Senden önce hiçbir nefise ölümsüzlüğü vermedik Şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacak.”
    21/35” Her Nefis ölümü tadıcıdır biz sizi hayırla da şerle de deneyerek imtihan ediyoruz.ve bize döndürüleceksiniz.”
    İşte bu ayetler Hz. İsa peygamberin öldüğünü ispatlamaktadır.herhalde konu bu açıklamalardan sonra anlaşılmıştır kanaatindeyim.
    Bundan sonra gökten Hz. İsa peygamber gelecek de toplumları düzeltecek diye hiç heveslenmesinler ölenler dünyaya tekrar gelmeyecekler.
    21/95” Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyeceklerdir”
    Gönderen Ali Rıza Borazan zaman: 08:08

  15. Son zamanlarda kıyamet alametleri cümlesinden olarak Mesih ve Mehdi inancının sıklıkla tartışma konusu yapıldığı dikkatinizi çekmiştir. Gerek akademik çevrelerde, gerekse halk arasında -medyanın da katkılarıyla- bu meseleler üzerinde zaman zaman hayli ateşli tartışmalar cereyan ediyor.

    Mesih ve Mehdi meselesi elbette sebepsiz, durduk yere tartışma gündemine sokulmuyor. Tıpkı daha pek çok benzerleri gibi… Farklı kesimlerin bu tartışmalar üzerinden farklı beklentileri bulunduğunu anlamak zor değil. Ancak biz bu yazıda konunun bu yönünden ziyade, İslâm’da Mesih ve Mehdi inancının bulunmadığını söyleyenlerin ileri sürdüğü gerekçeler üzerinde duracağız.

    Ehl-i Sünnet’in konuyla ilgili kabulleri akaid/kelam kitaplarında, hadis şerhlerinde ve tefsirlerde detaylarıyla zikredilmiştir. Hatta genel olarak kıyamet alametleri, özel olarak da Mesih ve Mehdi konusunda müstakil kitap ve risaleler kaleme alınmıştır. Ancak günümüzde bu konuyla ilgili olarak birçok yeni soru işaretinin ve tereddüdün izhar edilmiş olması, ulemanın ortaya koyduğu hususların, mezkûr soru ve tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde yeniden ifade edilmesini gerekli kılmaktadır.

    Soru işaretleri

    İslâm’da Mesih ve Mehdi inancına yer olmadığını söyleyenlerin hareket noktalarını şu şekilde maddeleştirebiliriz:

    1. Kur’an’da kıyametin ansızın kopacağı haber verilmektedir. En’am Suresi’nin 31, A’raf Suresi’nin 187, Yusuf Suresi’nin 107. ayetlerinde ve aynı muhtevadaki daha pek çok ayette bu husus açıkça görülebilir. O halde kıyametin bir takım “alametlerinin” bulunduğunu söylemek ve buna inanmak Kur’an’a aykırıdır. Zira kıyamet kopmadan önce bir takım alametler ortaya çıkacaksa, kıyametin “ansızın” kopması söz konusu değil demektir ki, bu durum Kur’an’la açık bir çelişki oluşturur.

    2. Mehdi ve Mesih inancı İslâm’a diğer din ve kültürlerden geçmiştir. Bunun en önemli delili, İslâm’dan önceki dinlerde ve inançlarda da bir “kurtarıcı Mesih/Mehdi” inancının bulunmasıdır.

    3. Ne Mesih, ne de Mehdi Kur’an’da zikredilmemektedir.

    4. Efendimiz s.a.v.’in gaybı bilmediği Kur’an’da açıkça zikredilmiştir. “De ki: Size, ‘Allah’ın hazineleri elimdedir’ demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, ‘Ben meleğim’ de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyarım…” (En’âm, 50) ve “Gaybın anahtarları O’nun katındadır. Onları ancak O bilir.” (En’âm, 59) ayetleri ve benzerleri bu hususu ifade etmektedir. Kıyametten önce bir takım şeylerin meydana geleceğini söylemek, gaybden haber vermektir. Dolayısıyla Efendimiz s.a.v.’in bunları bildiğine ve söylediğine inanmak Kur’an’a aykırı düşer.

    Kur’an ve kıyamet alametleri

    Bu soruları aynı sıra içinde cevaplayacak olursak:

    1. Kıyametin ansızın kopacağının Kur’an’da birçok ayette ifade buyurulduğu doğrudur. Ancak dikkat edilecek olursa, bu ayetlerin istisnasız hepsi inkârcılardan bahsetmekte, kıyametin onların üzerine ansızın kopacağı bildirilmektedir. Dolayısıyla Kur’an’ı da, Efendimiz s.a.v.’i de inkâr edenler için kıyametin alametlerinin herhangi bir anlamı yoktur. Kıyamet alametlerinin anlamı biz müminler içindir.

    Bu söylediğimizin en büyük delili, yine bizzat Kur’an ayetleridir. Yukarıdaki iddiada bulunanlar, Kur’an’ı iyi tetkik ettiklerinde göreceklerdir ki, Kur’an’da kıyametin bir takım alametlerinin bulunduğu açık bir şekilde zikredilmektedir. Mesela Muhammed Suresi’nin 18. ayetinde şöyle buyurulur: “Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. İşte muhakkak onun alametleri gelmiştir. (Kıyamet) kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?” Dikkat edilecek olursa bu ayet de inkârcıları bahse konu etmekte, üstelik de kıyametin alametlerinin geldiğini açıkça bildirmektedir.

    Aralarında Elmalılı’nın da bulunduğu müfessirler burada ifade buyurulan alametlerin, Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’in risaleti, ayın ikiye yarılması… gibi hususlar olduğunu belirtmişlerdir ki, bunların kıyametin “uzak alametleri” olduğunu söylemek -Allahu a’lem- yanlış olmaz. Zira aşağıda zikredeceğimiz ayette de kıyametin alametlerinden bahsedilmekte, ancak o alametler geldiğinde iman edenin imanının kendisine bir fayda sağlamayacağı bildirilmektedir:

    “Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz.” (En’âm, 158). Bu ayette ifade buyurulan alametlerin de “yakın alametler” olduğunu söylemek mümkündür. Daha önce iman etmemiş yahut imanında gerekli samimiyeti göstermemiş, salih ve faydalı amel işlememiş olanlar için bu “yakın alametler” zuhur ettiğinde iman etmek artık bir fayda sağlamayacaktır. Kurtubî ve sair müfessirler, burada güneşin batıdan doğmasının kastedilmiş olabileceğini belirtmişlerdir.

    Zikrettiğimiz bu iki ayetin ne anlattığı konusunda farklı şeyler söylemek de mümkündür. Biz, tercih edilen tefsirleri ifade ettik. Ancak her halükârda bu ayetlerin, kıyametin birtakım alametlerinin bulunduğunu açıkça ortaya koyduğu hususu inkâr edilemez bir gerçektir.

    Şu halde Kur’an’da kıyametin ansızın geleceğinin belirtildiği, dolayısıyla onun bir takım alametlerinin bulunduğunun söylenmesinin Kur’an’a aykırı olduğu tezi hiçbir şekilde geçerli değildir.

    Mesih ve Mehdi inancı İslâm’a dışarıdan mı sokuldu?

    2. İslâm’dan önceki birtakım dinlerde ve inanç sistemlerinde Kurtarıcı Mesih/Mehdi inancı bulunduğu doğrudur. Sadece Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta değil, Sümerler’de dahi bu inancın bulunduğu bilinmektedir. Ancak başka dinlerde şu veya bu şekilde bulunması, Mesih ve Mehdi inancının İslâm’a dışarıdan geldiğini göstermez.

    Hz. İsa Mesih a.s.’ın ölmediği, kendisini öldürmek isteyen yahudilerin elinden Allah Tealâ tarafından kurtarılarak göğe çekildiği, Kur’an’ın delaleti ve mütevatir Sünnet’in açıkça haber vermesiyle bilinmektedir. Mehdi ise Hz. İsa a.s.’ın gökten ineceğini anlatan rivayetlerde geçmekte, ayrıca müstakil rivayetlerde de Efendimiz s.a.v.’in soyundan geleceği ve ahir zamanda Ümmet-i Muhammed’in işlerini tedvir edeceği haber verilmektedir.

    Burada bir noktanın altını kalın bir çizgiyle çizelim: Gerek Mesih ve Mehdi konusunda, gerekse daha farklı meselelerde inkâr tarafını tutanların ilk sığındığı, bunların İslâm’a dışarıdan girdiği iddiasıdır. Böyle bir şeyin mümkün olabilmesi için her şeyden önce sosyal, siyasal ve kültürel şartların elverişli olması gerekir. Daha açık söylemek gerekirse, müslümanların herhangi bir inanç unsurunu dışarıdan aldığını söyleyebilmek için, olağanüstü bir dinî ve toplumsal zaaf içinde bulunmuş olmaları gerekir. Ancak böyle bir durumda İslâm Ümmeti’nin hakim milletlerin dinî inançlarından ve kültürlerinden etkilendiğini söylemek inandırıcı olabilir.

    Ne var ki, Mesih ve Mehdi ile ilgili rivayetlerin yer aldığı hadis kitaplarının ve itikadî metinlerin vücuda getirildiği zaman dilimine baktığımızda şunu görüyoruz: İslâm bütün izzet ve ihtişamıyla bölgesinin ve hatta dünyanın her bakımdan en güçlü devletidir. Yahudi ve hıristiyanlar ancak “zimmî” statüsüyle İslâm devletinde yaşayabilmektedir. Müslümanların “hakim”, diğerlerinin “mahkûm” olduğu bir zaman diliminde derlenen eserlere herhangi bir yabancı unsurun, üstelik de “itikadî bir kabul olarak” girmesi bu şartlar altında nasıl mümkün olabilmiştir acaba?!

    Diğer din ve inanç sistemlerindeki Mehdi ve Mesih inancının genellikle toplumun zayıf düştüğü, insanların her şeyden ümit kesip çaresizlik içinde bir “kurtarıcı” beklediği durumlarda baş gösterdiği bilinmektedir. Oysa yukarıda da söylediğimiz gibi bu konudaki rivayetlerin derlendiği dönemde müslümanlar izzet ve şehametin zirve dönemlerinden birisini yaşamaktaydı. Böyle bir durumda kim, niçin “kurtarıcı” beklesin ki?!

    Mehdi inancının Ehl-i Sünnet’e Şia’dan geçtiğinin ileri sürülmesinin de ciddiye alınacak yanı yoktur. Zira Şia, 12. İmam olarak kabul ettiği Muhammed b. el-Hasan el-Askerî’nin, 260/873 yılında 5 yaşındayken gaybete girdiğini (gayb alemine çekildiğini) ve kıyamete yakın ortaya çıkacağını söylerken, Ehl-i Sünnet inancında “gaybet”e yer yoktur. Mehdi, olağanüstü özelliklere sahip birisi değildir. O, bu ümmetin tarih boyunca yetiştirdiği büyük insanlardan birisi olarak doğup büyüyecek ve zamanı geldiğinde hayatın tabii akışı içinde görevini icra edecektir.

    Kaldı ki Mehdi ile ilgili rivayetlerin, Muhammed b. el-Hasan el-Askerî daha dünyaya gelmeden önce kaleme alınmış -Abdürrezzâk’ın el-Musannef’i, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’i gibi- hadis eserlerinde yer almış olması, konunun Şia ile irtibatlandırılmasını imkânsız kılmaktadır.

    “Kur’an’da yoksa İslâm’da da yoktur” anlayışı

    3. Mesih ve Mehdi meselesinin Kur’an’da yer almadığı gerekçesiyle inkâr edilmesi de bir başka problemli bakış açısının ürünüdür. Bu bakış açısına göre herhangi bir şey Kur’an’da açık bir şekilde yer almıyorsa islâmî değildir, reddedilmelidir.

    Oysa böyle bir düşünce öncelikle Kur’an’ın kendisine aykırıdır. Zira Sünnet, Kur’an’ın mücmel (detay vermeyen) ayetlerini tafsil ve müphem (anlamı ilk bakışta anlaşılmayan, kapalı) ayetlerini açıkladığına göre, kıyamet alametleriyle ilgili ayetlerin beyan ve tafsilinin de Sünnet tarafından yapılmış olmasında garipsenecek bir durum yoktur. Zira Efendimiz s.a.v’in en temel görevlerinden birisi Kur’an’ın “tebliği” ise, bir diğeri de “açıklanması”dır. (Nahl, 44, 64)

    Bu cümleden olarak Efendimiz s.a.v.’in kıyamet alametleriyle ilgili ayetleri beyan ve tafsil etmiş olması da son derece tabiidir. Nitekim bir keresinde Sahabe’den bazılarının bulunduğu bir meclise gelen Efendimiz s.a.v. ne yaptıklarını sorduğunda, “Kıyametten bahsediyoruz” cevabını alınca şöyle buyurdu: “Siz onun öncesinde 10 alamet görmedikçe kıyamet kopmayacaktır…” Burada Efendimiz s.a.v, duman, Deccal, Dâbbe-i Arz, güneşin batıdan doğması, Hz. İsa a.s’ın nüzulü, Ye’cüc-Me’cüc, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında bir yer batması ve Yemen’den, insanları önüne katarak sürükleyen bir ateşin çıkmasını zikretmiştir. (Müslim)

    İşte bu, yukarıdaki 1. maddede zikrettiğimiz En’âm 158 ayetinin tefsiri sadedinde irat buyurulmuş hadislerden sadece birisidir. Hadis kitaplarının “Eşrâtu’s-Sâ’a”, “Fiten”, “Melâhim”… gibi bölümlerinde yer alan ve kıyamet kopmadan önce meydana gelecek hadiseleri anlatan rivayetlerin tamamını bu bağlamda düşünmek gerekir ki, ulema bu hadislerin mütevatir olduğunu ifade etmiştir.

    Öte yandan, “Kur’an’da geçmiyorsa kabul etmem” anlayışında olanlara şunu sormak gerekir: “Cuma namazı”, “Bayram namazı”, “Cenaze namazı” adı altında kıldığımız namazların hangisi Kur’an’da mevcuttur? Namaz, zekât, hac gibi temel ibadetlerin ne zaman ve nasıl yerine getirileceği konusunda Kur’an’da bir açıklama var mıdır? Bütün bu hususlarda ve burada zikretmediğimiz daha pek çok meselede Sünnet’le amel etmekten başka bir yol var mıdır?

    Bu sorunun cevabı ne ise, Mesih ve Mehdi hadislerinin kabulü konusundaki cevap da odur.

    Efendimiz s.a.v. ve gayb bilgisi

    4. Efendimiz s.a.v.’in gaybı bilmediği iddiasına delil olarak ileri sürülen birçok ayet bulunduğunu biliyoruz. Bunları tek tek ele alıp cevaplandırmak ve konuyu detaylı olarak tartışmak bu yazının çerçevesini aşacağı için, biz burada bu itiraza genel bir cevap vermekle yetineceğiz.

    Kur’an’da Allah Tealâ’nın, bazı gaybî bilgileri bazı kullarına bildirdiğini açıkça gösteren ayetler vardır. Mesela Hızır a.s. ile ilgili kıssayı anlatan ayetler bunlardandır. Ulü’l-azm bir peygamber olan Hz. Musa a.s.’ın dahi muttali kılınmadığı bir takım gaybî bilgileri onun bildiğini Kehf Suresi’nin 65 ve devam eden ayetlerinden öğreniyoruz.

    Öyleyse “De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka bilen yoktur.” (Neml, 65) ayeti gibi gaybı Allah Tealâ’dan başkasının bilmediğinin ifade buyurulduğu ayetleri şöyle anlamak gerekir: “Yerde ve gökte hiçbir varlık, Allah Tealâ tarafından bildirilmedikçe, kendiliğinden gaybı bilemez.” Yukarıdaki örnekte geçtiği gibi nasıl ki Hızır a.s. gaybî bilgileri Allah Tealâ’nın bildirmesiyle biliyor idiyse, işte Efendimiz s.a.v. de kendisine bildirilen gaybî haberleri öyle biliyordu.

    Nitekim “Allah müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla birlikte Allah size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini seçer (ve gaybı ona bildirir).” (Âl-i İmran, 179) ayeti de Allah Tealâ’nın, bazı gaybî haberleri, seçtiği bazı elçilere (melek ve peygamberlere) ilettiğini ifade etmesi bakımından mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

    Yine bu cümleden olarak Efendimiz s.a.v.’e Kur’an dışında da vahiy geldiğini gösteren ayetler bulunduğu vakıasını da hatırdan çıkarmamak gerekir. Kur’an’ın beyan ve tefsiri ve hayata aktarılması bağlamındaki hadislerin “Kur’an dışı vahiy” olduğu İslâm alimlerinin genel kabulüdür. Dolayısıyla bir takım gaybî hususların ve bu arada Mesih/Mehdi ile ilgili haberlerin Efendimiz s.a.v’e bu Kur’an dışı vahiyler cümlesinden olarak iletildiğini söylemek, gerçeğin ifadesi olacaktır.

    Netice

    Burada ele aldığımız hususların her biri, hakkında müstakil kitaplar yazılacak kadar önemlidir. Nitekim gerek geçmişte gerekse günümüzde bu hususlarda pek çok kitap ve risale kaleme alınmıştır. Mesih/Mehdi konusunda kaleme alınmış eserler ve ilgili rivayetlerin durumu kısaca şöyledir:

    Hadis ilminin birçok otoritesi, Hz. İsa Mesih a.s.’ın nüzulü (kıyamete yakın yeryüzüne inmesi) ve Mehdi hadislerinin “mütevatir” olduğunu belirtmiştir. Ezcümle hepsi de hadis hafızı olan Muhammed b. el-Hüseyin el-Âburî, müfessir Kurtubî (et-Tezkire, 651), İbnu’l-Kayyım (el-Menâru’l-Münîf, 142), el-Mizzî (Tehzîbu’l-Kemâl, XXV, 149), İbn Hacer (Fethu’l-Bârî, VI, 493; Tehzîbu’t-Tehzîb, IX, 126), es-Sehâvî (Fethu’l-Muğîs, III, 43) ve daha birçok alim, Mesih ve Mehdi hadislerinin tevatür seviyesinde olduğunu söylemiştir.

    Ayrıca gerek genel olarak “kıyamet alametleri”, gerekse Hz. İsa Mesih a.s.’ın nüzulü ve Mehdi konusunda müstakil eser veren el-Berzencî (el-İşâ’a, 112), es-Sefârînî (Levâmi’u’l-Envâr, II, 84), eş-Şevkânî ve el-Kınnevcî (el-İzâ’a, 61-2), el-Heytemî (el-Kavlu’l-Muhtasar, 17-8), el-Kevserî (Nazratun Âbire, 55) gibi ulema bu hadislerin mütevatir olduğunu açıkça ifade etmiştir.

    el-Kettânî, mütevatir hadisleri zikretmek masadıyla kaleme aldığı Nazmu’l-Mütenâsir’inde (236 vd.) Mehdi hadislerinin 20 sahabi tarafından nakledildiğini belirtmiştir. Bu sahabîlerden bazılarının, konu hakkında birden fazla rivayet naklettiğini burada belirtelim.

    el-Arfu’l-Verdî isimli risalesinde (el-Hâvî içinde, II, 123 vd.) es-Süyûtî, konuyla ilgili merfu hadisler yanında mevkuf ve maktu hadislere (Sahabî ve Tabiî sözlerine) ve daha sonraki nesillerden bu konuda gelen ifadelere de yer vermiştir ki, toplamı -hızlıca yaptığım numaralandırmaya göre- 244’tür.

    Ali el-Müttakî, es-Süyûtî’nin eserlerinden istifadeyle hazırladığı el-Bürhân’da bu rakamı daha da yukarıya çıkarmış ve her türden 300 civarında rivayet derlemiştir.

    Konuyla ilgili rivayetlerin tamamının sahih ve bağlayıcı olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu sorunun cevabını “hayır” olarak versek bile, bu durum şu gerçeği değiştirmeyecektir: İslâm’ın ilk kuşaklarında Mesih ve Mehdi meselesi, yaygın olarak bilinen, inanılan ve dilden dile dolaşan bir meseledir ki bu kadar rivayete konu teşkil edebilmiştir

  16. arkadaşlar hz. mehdi hakkında bilimsel ve delilleriyle bilgi sahibi olmak istiyorsanız,harun yahyakaynaklı hz. mehdi com a bakabilirsiniz.objektif olarak samimi şekilde incelerseniz ikilemlerden kurtulursunuz

  17. who mehdi .ı heard thıs name many time but ı dont know .who .please somebody give me ınformatıon .thanks

  18. Sayın Kardeşim,Merhaba,hayırlı günler dilerim. İnternette beklenen Mehdi hakkında yüzlerce web sayfası var.
    Hepsi kendi çapında bilgi veriyor.Allah hepsinden razı olsun. Beklenen Mehdi hakkında bizde kendi çapımızda bir araştırma yaptık.
    15 yıl önce Mehdinin ne zaman ortaya çıkacağını bulmuştum.

    Kuranda Mehdi ve İsaya atfedilen bir çok gizli ayet varmış onları ortaya koyduk. Beklenen Mehdi ve Beklenen Mesih dönemi olan Yeni Çağ dönemi.Kurandaki gizli adem takvimi sürecinde yerini bulmuş.

    Biz onu ortaya çıkardık. 7777 miladi yıllık gizli Ana Takvim sürecinin 3. Takvim bölümünde yer alan yeni Çağ dönemi 2012de başlayacak 2203 yılı sonunda nihayete erecektir.

    Buna göre 1986 yılı 9 şubatında bebek olarak dünyaya gelen Mehdi ,bugün 25 yaşındadır. 2015 yılı 9 kasımında 30 yaşında iken Mekkede Kral olacaktır.2024 yılında Yezid bin Muaviye bin süfyani denilen sahte Mehdiye karı savaş yapıp onu öldürecektir.

    Mehdinin kendiside gerçek Mehdi olarak aslında Hz.Ali ve Hz.Fatımanın çocuğu Hz.Hüseyindir. Hz.Hüseyin 5 yıl sonra tarih sahnesinde gerçek Mehdi olarak yerini alacaktır.Şu an o kendinin ileride kim olacağını ve ne yapacağını bilmemektedir.

    Dah ayrıntılı Gayb sırları,70 bin kelimelik Miraç sırları (http://galaktikinsan.sitemynet.com) adresinden öğrenebilirsiniz.

    Ahmed ARI
    galaktikinsan@mynet.com

  19. yukarıda mehdiyle ilgili makalenizde: … İslâm’dan çok farklı bir din olan tasavvuf ve tarikat çevreleri ile Şii mezhebinde revaç bulmuştur… cümlesi yer almaktadır. Mehdi, Mesih ile ilgili yorum yapacak kadar geniş araştırmam yok ama şiiliği ayrı tutarak, tasavvuf ve tarikatın islam dışı bir unsur hatta ayrı bir din formuna sahip olmadığı hakkında gayet sağlam bilgilerim vardır. Bu cümlenize kesinlikle katılmıyorum, mutasavvıfları ve tarikatle alakalı olanları gayri müslimlikle, hatta irtidatla suçlamadır ve yanlış bir tutumdur. bu cümleyle neyi kasdettiğinizi açıklamanızı ümit ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: