Kıyamet alameti uydurmaları: İsa’lar, Mehdi’ler…

Kuran’da dünyamızın da bir sonu olduğu söylenir. Dünyamızın sonu ve bundan sonra başlayan süreç “saat” veya “kıyamet” olarak tarif edilir. Kıyamet alametlerinden kasıt da bu oluşuma yakın zaman diliminde olacak olaylardır. Dolayısıyla bu olayları görmek kı-yametin yakın olduğunun habercisi olacaktır. Kuran’da olmayan izahların halka nasıl yutturulduğunu ve din adına uydurulan hurafeleri gösterebilmek için bu bölümde “ Kıyamet Alametlerini” işleye-ceğiz. Kıyamet alametlerini işlerken ilk önce Kuran’da hiç geçmemesine rağmen gerçekleşmesine inanmanın İslam’ın şartı, inanmamanın kafirlik olarak ilan edildiği konulardan 1- Mehdilik, 2- Deccaliyet, 3Hz. İsa’nın yeniden gelişini işleyeceğiz. Daha sonra ise Kuran’da bir iki ayette bahsedilen, fakat hadislerde yüzlerce yalanla şişirilen konulardan 4- Yecuc-Mecuc ve 5- Dabbe konularına değineceğiz.

MEHDİLİK VE DECCALİYET

Mehdi kıyamet alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis uydurulan ve en çok istismar edilen karakterdir. Hadisler kullanılarak oluşturulan bu karakterin kıyamete yakın dünyaya ge-leceğine, herkesi yenip dünyaya hakim olacağına, daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup dünyayı yöneteceğine, bunları gerçekleştirmek için ise Deccal ile savaşacağına inanılır. Hadislere göre Mehdi kadar, Mehdi’nin talebeleri de üstün yeteneklere sahip sıra dışı kişilerdir. Tüm bu yeteneklere sahip olabilmek, kendi şeyhinin, ken-di liderinin Mehdi olduğunu ispat edebilmek için binlerce hadis uydurulmuştur. Bu yüzden Mehdi’nin dış görünüşü hakkında, yapacakları hakkında, çıkacağı yer hakkında birbiriyle çelişen birçok ha-dis vardır. Mesela bir hadise göre Mehdi Şam’dan çıkacakken, di-ğerine göre Kufe’den, bir diğerine göre İstanbul’dan, bir başka hadise göreyse Medine’den çıkacaktır. İlk nesiller kendi şeyh ve liderini Mehdi çıkarmak için o kadar çok hadis uydurmuşlardır ki son-raki nesillerin hadis uydurmasına gerek kalmamıştır. Bu nesiller de kendi liderlerine uyan hadisleri doğru kabul etmiş, diğer hadisleri yorumla saptırmış veya yalanlamışlardır. Örneğin liderleri küçük burunluysa, “Mehdi küçük burunludur” hadisini kabul etmişler, Mehdi’nin gaga burunlu olduğuna dair hadisleri gözardı veya inkar etmişlerdir. Bu yüzden İslam aleminde Mehdi enflasyonu yaşan-mıştır. Şu anda Mehdi sanılan bir dîni grup lideri var mı diye sorulabilir. Buna cevabımız “Acaba hangi grup kendi liderini Mehdi sanmıyor ki!” şeklindedir.


HER TARAF MEHDİ KAYNIYOR

Gerek Türkiye’deki, gerek İslam alemindeki gelenekçi cemaatleri iyi tahlil etmemiz için Mehdilik olgusunu iyice kavramamız gerekmektedir. Biz Türkiye’deki bizce en büyük olan on geleneksel İslami cemaati bir kenara yazdık ve sonra bunların hangisinin şeyhini, liderini Mehdi zannettiğini araştırdık. Sonuçta tamama yakı-nının kendi şeyhini, liderini Mehdi sandığını gördük. Bu da gerçek manada İslami cemaatleri kavramak için Mehdiyet olayını bilmenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. (Unutmayın ki cemaatlerin büyük bir kısmı Mehdiyet konusunda açık konuşmaz. Bu konuyla ilgili bilgileri kendi içine girenlere bile hemen açıklamazlar.

Birçok cemaatte bu bilgileri açıklayan şeyhin kendisi değil, onun en yakın halkası olmaktadır.) Hadislerde Mehdi’nin kendisinin bile Mehdi olduğunu söylemeyeceği de nakil edilir. Cemaatler bu hadisi liderlerinin Mehdiyetini gizlice, kulaktan kulağa, basının ve diğer kuruluşların önünde belli etmeden yaymalarının daha iyi olduğuna işaret kabul ederler. Mehdiyet bir cemaate büyük bir kuvvet verir. Liderinin; 1400 yıl önce tarif edilen, bazı Peygamberlerle eşit üstünlükte olan, dünyaya hakim olacak kişi olması, liderin müritlerinde çok güçlü bir bağlılık oluşturur. Bu bağlılıkla müritler tüm enerjilerini, tüm paralarını, tüm olanaklarını şeyhin eline teslim ederler. Şeyhin hiçbir lafını tartışmayı bile düşünemezler. 1400 yıl önce hadislerle müjdelenmiş, dünyayı fethedecek Mehdi’ye karşı gelmek kimin haddine düşmüştür? Liderini Mehdi diye yüceltenler, Meh-di’nin talebeleri olma vasfıyla 1400 yıl önceki hadislerde müjdelendikleriyle uyutulurlar. Mehdi’nin halife olacağına dair izahlar, grup liderlerinin uzun vadeli ayaklanma, darbe gibi organizasyonlarla halifeliğe oturtulması gerektiğine dair planları da düşündürür. İslam tarihi kendini Mehdi sanıp ayaklanmalar çıkartmış ve yüzlerce kişinin ölümüne sebep olmuş şizofrenlerin örnekleriyle doludur. (Kubilay vakasında olduğu gibi)

HUMEYNİ’NİN MEHDİLİKTEN GELEN GÜCÜ

Şiilik’te Mehdilik konusu imanın şartlarındandır. Şiilik’teki bu konuya atfedilen önem [private] Sünniliğin de üstündedir. Mehdinin hicri 256’da doğan Hasan Askeri’nin oğlu Muhammed olduğu, ortadan kaybolduğu ve günü gelince meydana çıkıp vazifeyi alacağı inancı Şiiliğin temel inançlarındandır. Şu anda hicri 1400’lü yıllarda oldu-ğumuz düşünülürse Şiiler’in temel inancına göre Mehdi 1100 yıl-dan fazla bir süredir bizle saklambaç oynayan bir kişidir. Geleneksel İslamcılar içinde kalabalık bir kitleyi temsil eden Şiiler’in bu inancı geleneksel kitlelerin aklı nasıl bir kenara bırakıp, Kuran yerine mezheplere, hem de en saçma izahlarına rağmen tabi olabildiklerini göstermektedir. Şii yönetimleri ve İran devrimini tahlil etmek için de Mehdilik konusunun bilinmesi çok önemlidir. Şiiler’e göre Mehdi ortaya çıkıncaya kadar onun vekilleri hüküm sürecektir ve vekillere itaatsizlik, Mehdi’ye itaatsizliktir, Mehdi’ye itaatsizlik ise Allah’a isyandır. Ayetullah Humeyni de Mehdi’nin bir dönemdeki vekili kabul edilmekteydi. Böylece Ayetullah Humeyni halkı kontrol edecek ve yönlendirecek kuvveti Mehdi vekilliğinden alıyordu. Humeyni’ye itaat Şii inancında farzdı. İran devriminde halkın bölünmeden tek kaynaktan büyük bir bağlılıkla idare edilip ayaklanmasının altında da Mehdiyet inancı vardır. Yani yakın tarihte önemli yeri olan Şii- İran devrimini iyi anlamanın yolu da Mehdiyet konusunu iyi analiz etmekten geçmektedir. Şiilik’te, Sunni-lik’teki binlerce Mehdi’ye karşı tek bir saklambaç oynayan Mehdi vardır, fakat bu Mehdi’nin Humeyni gibi vekilleri bile sırf bu vekaletten dolayı ihtilal yapacak gücü ellerinde bulundurmuşlardır.

ÖLÜ DİRİLTEN DECCAL

Deccal ise Mehdi’nin savaşacağı kişidir. Şeyhini Mehdi ilan edenler şeyhine karşı çıkan veya şeyhin yaşadığı devirde karşı fikirlere sahip bir kişiyi Deccal ilan ediverirler. Böylece Mehdiyete hizmeti ibadet sananlar, Deccaliyetin ordu veya fikir sistemiyle savaşı da ibadet sayarlar. Hadislerde bir Mehdi, bir Deccal tarifi varken binlerce kişinin Mehdi ve onlara karşı binlerce kişinin Deccal ilan edilmesi konunun nasıl zıvanadan çıktığını gösterir. Deccal hakkın-daki hadislerde Deccal’in cenneti ve cehennemi olduğu, ölüleri di-rilttiği, alnında kafir yazdığı, kör olduğu, yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük fitne olduğu anlatılır.

Örneğin Türkiye’deki Nurculuğun kurucusu Said Nursi, kendisini Mehdi’nin öncüsü bir Mehdi olarak göstermektedir. Eserlerinde kendine ve yazdığı kitaplara Mehdiyet vazifesinin en önemli safhasını yükleyen Said Nursi, Deccal olaraksa Atatürk’ü gösterir. Kitabında uydurmalarla dolu hadisleri nasıl Atatürk’e uygun bir şekilde yorumladığına şahitlik edebilirsiniz. Hadiste “Deccal’in alnın-da kafir yazar.” denir. Said Nursi bununla şapka giyilmesini anlar. Hadiste uzun bir eşekten bahsedilir, Nursi bununla treni anlar. Deccal’in Cennet ve Cehenneminden ise Cumhuriyet döneminde tertiplenen eğlenceler ile cennet, muhalefetin hapse atılmasıyla, vb. Cehennem anlaşılır. (Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar, 5. Şua) Türkiye’deki en büyük Ehli Sünnet cemaatin lideri böylece Deccal’i bularak kendi Mehdi’liğini iyice tasdik eder. Said Nursi ölünce bölünen Nurcu cemaatlerin başına gelenlerin en önemlileri de bu cemaatlerdeki kimi şahıslarca Mehdi sanılmaktadırlar. Tür-kiye’nin ikinci büyük cemaati Süleymancılık da kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ı Mehdi kabul eder. Deccal hakkındaki görüşleri ise Nurcular ile aynıdır. Süleyman Hilmi Tunahan’ın mirasçısı da ayrıca Mehdi sanılır. Türkiye’deki en büyük tarikatların kurucuları ve sonraki birçok vekil için de manzara pek farklı değildir. Bu cemaatler değişik Mehdi alternatiflerine karşı Atatürk’ün Deccalli-ğinde neredeyse söz birliği yaparlar. Bunun en önemli sebebi Sun-niliğin en kutsal kurumu olduğuna inandıkları halifeliğin Atatürk tarafından kaldırılmasıdır. Oysa Kuran’da ne halifelik diye bir müessese anlatılır (30. Bölüm’ü okuyunuz), ne şapka giyenin kafir ol-duğu söylenir… Tüm bu Mehdi, Deccal çıkarımları ve bununla ilintili yorumların Kuran ile alakası yoktur.

Kuran’ın Mehdi ve Deccal hakkında ne dediğinin cevabı koca bir hiçtir. Yani Kuran’da tek bir ayette bile geçmeyen bu karakterler yüzünden binlerce Mehdilerin peşine düşülmüş, birçok gele-nekçiliğin düşmanı Deccal diye lanetlenmiştir. Binlerce kişinin kanı dökülmüş, adeta bir İslam mitolojisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Her devirde gelecekmiş gibi beklenen Mehdi kişileri tembelliğe itmiş, birçok Mehdi bekleyicisi kendi ürettikleriyle kurtuluşu araya-caklarına, kurtuluşu gelecek Mehdilerden ummuşlardır. Ayrıca mezhepçiler, içinde bulundukları zayıf, hükmedilen,bilimsel olarak geri durumun günahını da kendilerinde arayıp kendilerini düzelteceklerine, uydurma Deccallere suçu yükleyip kurtulmuşlardır.

HZ. İSA’NIN YENİDEN GELİŞİ İDDİASI

Kuran’da yer almamasına rağmen ortaya atılan iddialardan biri de Hz. İsa’nın kıyamette yeniden geleceğidir. Hadislerde Hz. İsa’nın Şam’ın doğusunda beyaz minareye geleceği, Mehdi ile buluşacağı, Deccali öldüreceği anlatılır. 12. bölümde bazı hadis uydurucuları anlatılırken geniş yer verdiğimiz Ebu Hureyre’nin, Buhari ve Müslim gibi gelenekçilerin en güvendikleri iki kaynaktaki bir hadisi şöyledir: “ Allah’a yemin ederim ki İsa’nın adil bir hakem olarak ara-nıza inmesi yakınlaşmıştır. O indiğinde haçları kırıp domuzları öldürür, cizyeyi kaldırıp maymunu öldürür ve İslam’dan başkasını kabul etmez.” Hıristiyanlık’tan ilk devirlerde dinimize geçenlerin yay-dığını sandığımız bu uydurma, Kuran ayetleriyle de uyuşmaz.

Allah şunu demişti: Ey İsa, seni vefat ettireceğim, seni ken-dime yükselteceğim, seni inkar edenlerden ayıracağım…

3- Ali İmran Suresi 55

Hüseyin Atay bu ayete göndermeler yaparak şu açıklamayı yapar: “ Hz. İsa hakkında Kuran-ı Kerim’in verdiği bilgi içinde onun öldü-ğü fakat öldürülmediği bilinmektedir. Bunlara göre Hz. İsa ölmüştür, hayatta değildir ve dünyaya dönmeyecektir. Hadislerle iman esasları sabit olmaz ve Kuran’a ilave yapılamaz. Hıristiyan kültünden ve kültüründen, Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam literatürüne geçen hikayelerden birinde; Hz. İsa’nın ölmediği, göğe çıkarıl-dığı ve kıyamet kopmadan dünyaya Şam’daki minareden ineceği an-latılmaya başlanmıştır. Hıristiyan mitolojisi İslamlaştırılarak Müslü-manlar’ın inançları arasına sokulmuştur. Öyle ki buna inanmayanlar, aklı başında sanılanlar tarafından bile kafirlikle itham edilmektedirler.” (Hüseyin Atay, Kuran’a Göre Araştırmalar, sayfa 53)

Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değil-dir. O Allah’ın elçisi ve Peygamberler’in sonuncusudur.

33-Ahzab Suresi 40

Ayetten Peygamberimiz’in son Peygamber olduğunu anlıyoruz. Kuran’da Hz. İsa’nın da Peygamber olduğu geçtiğine göre, Pey-gamberimiz’den sonra Hz. İsa’nın gelişi Kuran’ın bu ayetiyle çelişir.

Selam üzerimedir doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün.

19-Meryem Suresi 33

Meryem suresinde, Hz. İsa’nın ağzından nakledilen yukarıdaki sözlerde, Hz. İsa’nın üç önemli gününden bahsedilir. Görüldüğü gibi bu günler sayılırken Hz. İsa’nın kıyamette dünyaya yeniden ge-leceği şeklinde bir günden bahsedilmez. Eğer böyle bir gün olsaydı, elbette ki bu da yalanlarla dolu hadislere bırakılmadan, şüpheye yer bırakmayacak şekilde Kuran’da belirtilirdi.

Ne yazık ki Kuran’ın belirtmediği ve Kuran ile çelişen Hz. İsa’nın gelişi hikayesi, yüzlerce sahte İsa’nın çıkışına yol açmıştır. Sahte Mehdi enflasyonu gibi, sahte İsa enflasyonu da akıl hastanelerimizin önemli vakalarına baz teşkil etmiştir.

YECUC MECUC

Yecuc Mecuc, Kuran’da bahsedilen bir kavmin ismidir. Mehdiyet, Deccaliyet, Hz. İsa’nın yeniden dünyaya geleceği Kuran’da yer almamasına karşın kıyamet alametleri olarak anlatılırken, Yecuc Mecuc konusunda Kuran’da olmayan, Kuran’a uymayan saçma izahlar, Kuran’da geçen Yecuc Mecuc konusunu detaylandırmak için anlatılmıştır. Yecuc Mecuc, Kuran’da iki surede şu şekilde geçmektedir:

93-İki setin arasına kadar ulaştı, onların önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu.

94-Dediler ki “Ey Zulkarneyn, Yecuc Mecuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set inşa etmen için sana vergi verelim mi?”

95-Dedi ki “Rabbimin beni içinde tuttuğu imkan ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel güçle yardım edin de sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel yapayım.”

96-“Bana demir kütleleri getirin. İki ucu eşit düzeye gelince körükleyin.” dedi. Onu ateş haline getirince “Ba-na erimiş bakır getirin dökeyim” dedi.

97-Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler.

98-Dedi ki “ Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbi-min vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır.”

18- Kehf Suresi 93-98

96-Yecuc ve Mecuc’un önü açıldığı zaman onlar her tepeden akın ederler.

97-Gerçek olan vaat yaklaşmıştır. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. “ Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik.”

21-Enbiya Suresi 96-97

Yecuc Mecuc’un Kuran’da geçtiği ayetleri, bu konuya ilave ya-pılan uydurmalarla ayırt edebilmeniz için yazdık. Bir izaha göre Yecuc Mecuc Hz. Adem’in rüyalanması sonucu toprağa akan spermlerden oluşmuş bir millettir. Yecuc Mecuc’un toprağın altında bir karış boyunda bir millet olduğu, kıyamete yakın yeryüzüne çıkaca-ğı diğer bir açıklamadır. İbni Abbas’ın rivayetine dayanan bu son hadise karşı İbni Ebi Hatem Şueyh’in hadisi ise şöyledir: “ Onlar üç sınıftır. Birinci sınıf büyük ağaç gibidir. İkinci sınıf dört arşın uzunluk ve dört arşın da genişliktedir. Üçüncü sınıf da kulaklarından birini yatak edip ikincisini yorgan yapıyorlar.” Tüm bu birbirleriyle çelişkili nakillerinden daha ilginci ise Yecuc Mecuc’un Türkler olarak tarif edilmesidir. Yecuc Mecuc’u aşağılayan tüm hadislerin ara-sına Yecuc Mecuc’un Türkler olduğu izahının girmesi, Türk düşmanı Arap milliyetçiliğinin hadis uydurmada nasıl etkin olduğunu göstermektedir.

KURAN’DAKİ YECUC MECUC HAKKINDAKİ TAHMİNİMİZ

Yecuc Mecuc’un ne olabileceği hakkındaki tahminimiz şöyledir. Öncelikle şunu belirtelim ki bu tahminimiz sadece yukarıdaki ayetlerden neticeye gitme çabamızın bir sonucudur. Dünyadaki en önemli setsel yapı Çin Seddi’dir ve uzaydan bile görünmektedir.

Enbiya 96’da ise Yecuc Mecuc’un her tepeden akışının belirtilmesiyle kalabalıklığa işaret edilmiştir ki seddin bulunduğu bölgedeki Çin de gerçekten dünyanın en kalabalık ülkesidir. Ayrıca Allah’ın gönderdiği İslamiyet, Hıristiyanlık ve Musevilik gibi hak dinlerinin büyük bir yüzdeyle kabul edilmediği Çin, aynı zamanda ortak koş-manın en yaygın olduğu beldedir. Kehf 93, 94’te Yecuc Mecuc’un bozguncu tavrı geçer, ayrıca Zulkarneyn gibi inançlı bir kişinin on-ların karşı tarafında olması da hak bir dine mensup olmadıklarına işaret eder. Ayrıca Yecuc Mecuc’un Zulkarneyn dönemi gibi eski bir zamanda varolduğunun anlatılması ve kıyamete yakın dünyayı kaplayacaklarına işaret edilmesi, Yecuc ve Mecuc’un halihazırda mevcut bir kavim olduğunu gösterir. Çin ve etrafındaki ortak koşan milletler kadar hiçbir milletin Kuran’da geçen Yecuc ve Mecuc ile ilgili ayetlerle örtüşemeyeceği düşüncesindeyiz. 18 Kehf Suresi 93. ayetten Zulkarneyn’in seti yaptığı bölgeye geldiğinde daha evvel de aynı bölgede setler olduğunu anlıyoruz. Çin Seddi’nde de aynı şekilde ayrı dönemlerde yapılan ayrı setlerin varlığı bilinmektedir. (Eğer tahminimiz doğruysa bu setsel yapıların hangi bölümünün Zulkarneyn tarafından yapılmış olabileceğini araştırmak gerekir.) Ayrıca Çin ile ilgili hazırlanan yeni çalışmalar okunursa gerek nükleer gücü, gerek ekonomik olarak büyüme hızıyla Çin’in yakın bir gelecekte dünyada çok önemli bir rol oynaması beklenmektedir. Tüm bu bulguların eşiğinde set denince dünyada akla gelen tek yapı olan, binlerce yıllık Çin seddinin (ayetlerdeki diğer tanımlarla da örtüştüğü için) kıyamete yakın yıkılacağını ve bu yıkımın kıyametin yaklaştığının bir alameti(işareti) olacağını sanıyoruz. Dünyada Çin Seddi dışında hangi set yıkılırsa ses getirebilir? Çin Seddi haricinde insanların bildiği, kavimlerin korunması için yapılmış hangi set vardır? Üstelik bu set binlerce yıl önce inşa edilmiş olmasıyla ve ha-lihazırda mevcudiyetini devam ettirmesiyle de ayetlere uygun düşüyor. Allah’ın vaadi gelince bir setin yıkılışından bahsedilince; bu se-tin yıkılmasının, Dünyada önemli bir olay olmasını bekliyoruz. Çin Seddi dışında dünyada bilinen önemli bir set yoktur ki yıkılınca önemli bir olay gerçekleşmiş olsun. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Asıl konumuzdan daha fazla sapmamak için bu konuyu burada kesiyoruz. Dediğimiz gibi kıyamet alametleri ile ilgili bir tahmin yapılacaksa o tahmin sırf Kuran ayetlerine bakılarak yapılmalı ve uydurma hadisler göz önünde tutulmamalıdır.

DABBE

Kuran’da tek bir ayette geçen Dabbe aynı Yecuc ve Mecuc gibi uydurma, mitolojik hadislerle anlatılarak sunulmaya çalışılmış ve her seferinde olduğu gibi ortaya çıkan tablo rezillik olmuştur. Önce Kuran’da geçen dabbe ile ilgili ayeti görelim:

O söz başlarına geldiği zaman onlara yerden bir Dabbe çı-karırız. O da insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını söyler.

27- Neml Suresi 82

Bu tek ayete karşın geçen acayip hadislerden biriyse şöyledir: “Dabbe’nin başı öküz başı gibi, gözü domuz gözü gibi, kulağı fil kulağı gibi, boynuzu keçi boynuzu gibi, boynu deve kuşunun boynu gibi, göğsü aslan göğsü gibi, rengi kahverengi gibi, böğrü kedi böğ-rü gibi, kuyruğu koç kuyruğu gibi, ayakları deve ayağı gibidir.” Ay-rıca çok daha garip hadisler vardır ki bunlardan kimine göre Dab-be’nin başı gökte, kuyruğu kutupta, ayakları Arabistan yarımadasın-dadır. Kimine göreyse Dabbe’nin bir elinde Hz. Süleyman’ın mührü, diğer elinde Hz. Musa’nın asası vardır. Diğer tüm konularda gördüğümüz gibi Kuran dışında dîni kaynak arayanların karşılaşa-cakları izahlar bunların benzerleridir.

DABBE’NİN NE OLDUĞUNUN TAHMİNLERİ

Dabbe’nin ne olduğu tahmin edilecekse bu ayete bakılıp tahmin edilecektir. Bu konuda hiçbir tahminimiz yoktur. Fakat tahmini olan bazı kişiler de vardır. Örneğin Reşad Halife’ye göre Dabbe bilgisayar olabilir. Kuran’ın 19 mucizesinin bulunmasına yarayan bilgisayar insanların inançsızlıklarını çürütmektedir. Said Nursi’ye göre Dabbe dişten tırnağa yerleşecek virüs tipi bir canlı olabilir. Bu iki yazarın bu tahminlerini neye dayandırdıklarının ayrıntılarına girmiyoruz. Sadece Dabbe’nin ne olabileceğine dair farklı tahminler yapıldığını göstermek istedik. Belki de Dabbe’yi tahmin edememizin nedeni Dabbe’nin henüz çıkmamış oluşudur. Bu yazıda bizim yapmak istediğimiz de zaten Dabbe’yi tahmin etmek değildir. Mitolojik uydurmalara dönüşen kıyamet alametleri ve özellikle Mehdi, Deccal ve Hz. İsa’nın yeniden gelişi çerçevesindeki iddiaların sonucu tam bir rezalet, tam bir perişanlıktır. Yecuc ve Mecuc ile Dabbe konularıysa sadece ve sadece Kuran çerçevesinde ele alın-malı, gösterdiğimiz saçma hadisler yok sayılmalı, bir tahmin yapıla-caksa da böyle yapılmalıdır. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Yazının / Kitabın diğer bölümlerini Kurandaki Din sitesinden okuyabilirsiniz.

Sitemizde sık sık bölümlerini yayınladığımız Kuran’daki Din kitabını bu bağlantıyı kullanarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Kitabı Pdf formatında indirmek için tıklayın.

Bu yazı Kurandaki Din sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

22 thoughts on “Kıyamet alameti uydurmaları: İsa’lar, Mehdi’ler…

Add yours

  1. esra Diyor:
    01 May 2007 10:19 pm eslm ben bilim adamlarına sunu iletmek istiyorum bilim adamlrı kurandan cıkardıkları gercekleri kendince bilimsellestirip insanlara sunuyolar insanlarımız cahil oldugu için bunları yutuyolar bilim adamları biliyolar ki insanlarda yani kendi miilet lerinde gercekleri açıklasalar ne kadar karmasa olacagını bildikler, için neden se açıklayamıyolar ama eminim ki onlarda en gerce biliyolar onlar burda sizin aracılgınız la bi cagrı iiletmek istiyom geliin
    sizde islamın hak dini oldugunu ve kuranın son kitap olduu ve hz muhammed allahın elçisi oldugunu ve sizde kabullenin ve sizin gibi cahi insanlarınıza bunu acıklayın zaten kuranı okusalar belli olur hersey çünkü suan da küresel ısıma die bisey var kurandad aynısı geciyo ve sizler bunu yeni kesf ederken 100 yıllıardır kuranı kerimde bu var ve bunu asla ve aslaa kimse inkar edemezzzzzzzz ve biz müslümanlar olarak diyoruz ki cahilsiniz okdar arsatırma bos kuruna ı okyun gercekleri bilin ve sizlere inanan insanlara açıkca belirtin dünyada olup bitecek hersey kuranda var ve sizler bunu daha zaman la kesf edeceksiniz zaten kopya alıyonuz islamı kimse inkar edemez ve bizlere yobaz demek ten vaz gecein elbet bi gün hepimişz ölecez öbür dünya diye bi sey varm daha sölewmek istedigim cok sey var ama yorudum yazmakla bitmez……………………………………………………………………………..
    ABDÜL CELİL Diyor:
    03 May 2007 9:13 am evah vah dine inanmayana sölermisin kardeş ne dencek sizin bu safsatalarınıza inanan müslümanların vah haline hele sizin gibi dini kıyamete hurafe diyenlere Allah size yardım etsin
    alp Diyor:
    22 May 2007 6:30 pm eKardeş bu yazı tartışılır büyük ölçüde katılıyorum yalnız bu referans verdiğin siteyi pek sağlam bulmadım ve de yakıştıramadım ordan alıntı bir bölüm veriyorum kapanmayla ilgili:
    KURAN’DA BAŞI KAPAMAK GEÇMİYOR

    ”Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar”http://www.kurandakidin.com/bolumler/22basortusu.htm
    haşa Kuran da yukarda ki gibi bir ifadenin ne işi var? töbe töbe
    Bir ülkücü olarak bu ifadeyi ve bu siteyi kınıyorum.
    HAMZAT Diyor:
    10 Aug 2007 11:54 am eyukarıdaki şeyleri yazan gafil ve hangi internet sitesiyse nasıl dini bir siteyse kur’an-ı Kerimi anlayamamışlar. Kuranda Hz.isa (a.s)geleceğine dair açık ayetler vardır. nasıl olurda Kur’anda geçmez deniyor. Gerçek mehdi peygamberimiz (s.a.v) efendimizin soyundan gelecektir babasının ismi Abdullah olacaktır. bunlar haktır. İcma_i ümmet ile sabittir. Şeyhul islam ve alimlerin ve hadis aimlerinin açıklamaları budur. Bir bilim adamı kendini Allah dostundan yani Alimlerden, Kurandan üstünmü görüyorki. kafasına göre bu safsataları uyduruyor. bunların böyle yapması ancak küfürlerini arttırmaktadır. Bunları inkar etmek haşa Allah(c.c) ‘ın ezelde takdir etmiş olduğu şeyleri inkardır küfürdür. Allah (c.c)Kur’an’ı Kerimde şöyle buyuruyor.”Onu (Kur’an-ı)biz indirdik ve onu kıyamete kadar koruyacak olan bizleriz” Bu yüzden yukarıda yazılan şeylere müslüman kardeşlerim inanmasınlar. Önce Allah (c.c) kitabı Kur’an-ı Kerimin bi açıklamasını alıp okumalarını tavsiye ederim. hamzat-36@hotmail.com
    Ali Aksoy Diyor:
    10 Aug 2007 2:02 pm eSelam Hamzat;

    Size, sizden (ehli sünnet vel cemaat dediğiniz) biri cevap versin.

    Mehdi İnancı Nedir – Prof.Dr. Hayrettin Karaman
    HAMZAT Diyor:
    10 Aug 2007 2:45 pm eElhamdulillah bütün müslümanlar ehli sünnet vel cemaattir. açık açık kuranı inkar ediyorsunuz Hz. isanın geleceğini kuran açıkça bildiriyor ve bu hadislerlede sabittir.
    Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
    10 Aug 2007 5:40 pm eSelam HAmzat

    Bu açık ayetleri sunabilir misin bizlere???
    HAMZAT Diyor:
    14 Aug 2007 1:52 pm eZUHRUF SÜRESİ 61.AYET
    Gerçekten o (İsa) saat için bir ilimdir (kıyametin yaklaştığım gösteren bir bilgidir). Onun için sakın kıyametin geleceğinden şüpheye düşmeyin de bana uyun, işte tek doğru yol ancak budur.

    AL AYETİDE GÖZÜNE SOK. ÖNCE Bİ KURANI İYİCE AÇIN OKUYUN NE YAZMIŞ ONDAN SONRA ÖĞÜT VERİN.YETERLİMİ BU AYET.
    hamzat-36@hotmail.com
    Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
    14 Aug 2007 4:19 pm eNasıl bir ilim acaba? Bunun açıklaması da siz de var mı?
    Ali Aksoy Diyor:
    14 Aug 2007 4:40 pm eSelam Yunus kardeşim;

    Sana bir öğüt vereyim mi ?

    “1.
    Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;

    2.
    Yanına kör adam geldi diye.

    3.
    Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.

    4.
    Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.

    5.
    O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,

    6.
    Ki sen ona yöneliyorsun;

    7.
    Sana ne onun arınmasından!

    8.
    O, koşarak sana gelen var ya;

    9.
    Odur içine ürperti düşen.

    10.
    Sen ona aldırmazlık ediyorsun.

    11.
    Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür.

    12.
    Dileyen onu düşünüp öğüt alır.

    13.
    Kutsanan-bereketli sayfalardadır o.” Abese (1-13)

    Allah ne güzel söylemiş.

    Anlatma, öğrenme ve öğrendiğinden arınmayı dileyenedir. Mücadele için bekleyene değil.

    Allah yolundan ayırmasın.

    Selam ile…
    Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
    14 Aug 2007 4:50 pm eSelam Ali abi.

    Mesaj alınmıştır…
    HAMZAT Diyor:
    15 Aug 2007 9:17 am eZUHRUF SÜRESİ 61.AYET
    Gerçekten o (İsa) saat için bir ilimdir (kıyametin yaklaştığım gösteren bir bilgidir). Onun için sakın kıyametin geleceğinden şüpheye düşmeyin de bana uyun, işte tek doğru yol ancak budur.

    Yunus Emre Gündoğdumusun nesin. Sorduğun soruya bak. Nasıl bir ilim diye. Görmüyor musun orda parantez içinde ne yazıyor. (kıyametin yaklaştığım gösteren bir bilgidir). Madem ki dedin biz sadece Kurana uyarız. Kuranda Hz.İsanın (a.s)geleceğine dair bir ayet yoktur dedin. Bana Kuran dan ayet getir dedin. İşte getirdim. Daha neyin inadına düşüyorsun,daha niye anlamamazlıkta gaflete düşüp inad üzere gidiyorsun.
    hamzat-36@hotmail.com
    cihat Diyor:
    16 Aug 2007 6:21 am eisminizi ilk defa duyuyorum. arama motorundan tesadüfen buldum, bu yazınızın başlığını merka ettim ve okudum.mehdi ve deccal ile ilgili bir bölümde said nursi ile ilgili olarak, kitabında uydurmalarla dolu hadislerle gibi bir ifade kullanmışsınız . merak ettim siz bir bestekarsanız, aynı zamanda da bir din alimi iseniz, delilleri ile uydurma olan o hadisleri de belirtmeniz gerekmez miydi? aksi taktirde kendi alanınızda başarı basamaklarını tırmanan biri olmak yerine, ilmen hiçbir zaman yetişemeyeceğininz insanlara tabiri caizse çamur atmalar hiç hoş olmaz. sizin isminizi ilk defa duydum, oysa ben ilahi, ezgi, müzik alanındaki pek çok sanatçıyı ismen de olsa tanırım. peygamberin sözlerine uydurma derken, meşhur mu olmak istiyorsunuz? o sözlerin sahibinin sizden davacı olmayacağını mı sanıyorsunuz? bu konu hadis ilmine giriyor, bırakın da mevzu veya uydurma olan hadisleri muhaddisler belirlesinler. siz de en iyi yaptığınız şey ne ise onu yapın. beste yapın…

  2. ben Alfa ve Omegayim, dedi Tanri (Isa) Efendi;
    simdi var olan,
    ve ezelde var olmus olan,
    ve yakinda tekrar GELECEK olan. (Vahiy 1/8)

    ——————–

    iste o adam benim, Yuhanna, butun bu seyleri duymus
    ve isitmis olan,
    ve ben bunlari isittigim ve gordugum zaman,
    derhal bana bunlari gosteren Melegin ayaklarina kapanip
    tapinmaya basladim.
    fakat o Melek bana dedi: Yapma! ben sadece sizlerin,
    ve sizin kardesleriniz olan peygamberlerin,
    ve bu kitabin emirlerini gozeten diger butun kisilerin,
    basit bir kuluyum.
    o halde, sadece Tanri (Isa) ya kulluk edin.

    sonra o Melek bana soyle dedi: bu “vahiysel” kitabin sozlerini
    sakin muhurleme, cunki vadedilen zaman YAKINDIR.

    o halde, haydi kotu olanlar kotu hareket etsinler,
    pis olanlar pis hareket etsinler.

    fakat salih olanlar salih hareket etmeliler,
    ve kutsal olanlar kutsal hareket etmeliler.
    _______

    simdi dinleyin, ben (Isa) cok YAKINDA geliyorum.
    ben yanimda cezalandirma yetkisi ile geliyorum;
    ben herkese yaptiklari islere gore karsiliklarini verecegim.

    ben Alfa ve Omegayim;
    ezeli ve ebedi olan,
    basta var olmus olan ve sonda var olacak olan.

    o halde, bu Yasam Agacinin meyvasindan yemek
    ve Kutsal Sehre kapilarindan girebilmek icin
    elbiselerini yikayan butun insanlar kutlu olsunlar.
    bunun disinda kalanlar ise, ancak kopekler ve buyuculer
    ve zinakarlar ve katiller
    ve putperestler ve yalan soylemeyi seven ve adet
    edinen kisiler olacaklardir.

    ve iste ben, Isa, sana (ey Yuhanna) Melegimi gonderdim,
    ta ki sana Kilise icin buyurdugum butun bu beyanatimi acikca
    vahyetsin… (Vahiy 22/8-16)

    ********************

    yukarida hz. Isa (a.s.) adina –kendisi Allah tarafindan vefat ettirilip Onun katina alindiktan cok sonra– uydurulmus oldugunu idrak ettigimiz bu sahte sozlerin ve “VAHYIN” gercek kaynagini Kuran bize su sekilde bildiriyor olmalidir:

    iste biz boylece butun Peygamberler (hz. Isa dahil) icin
    cin ve insan seytanlarindan bazi dusmanlar kildik.
    bunlardan bazisi (cinler) diger bazisina (insanlar) guzel
    gorunumlu yalan sozler VAHYETMEKTE idiler, onlari aldatmak icin.
    eger Rabbin dilemis olsaydi, bunu asla yapamazlardi.
    o halde, sen onlari ve uydurduklari bu yalanlarini
    terket. (Enam 112)

    hatta bugun elimizde olan Incil’de dahi hz. Isa (a.s.) kendisi adina
    –kendisinden cok sonra– bu sekilde yalan sozler uretilip VAHYEDILEBILECEGINI aynen soyle haber vermis olmalidir:

    sahte habercilere karsi uyanik olun;
    onlar size koyun postuna burunmus sekilde geleceklerdir,
    (burada hz. Isanin Incil’de ozellikle “kuzu” lakabiyla anildigi
    gercegi de unutulmamalidir belki.)
    fakat onlar aslinda helak edici kurtlardir. (Incil, Matta 7/15)

    ********************

    evet, boylelikle hz. Isa (a.s.) adina uydurulmus oldugunu kesin olarak idrak ettigimiz bu tip yalan “VAHIYLERLE” ayni zamanda

    “hz. Isa (a.s.)in cok YAKINDA tekrar dunyaya geri donecegi”

    yalanini da uyduran
    ve malesef “sahte hadisler” kanaliyla bunu Islam dini icine enjekte etmeyi de basaran bu tip “aldanmis ve aldatan” bir takim munafik hristiyan fanatik grublara karsi yine en guzel cevabi

    once hz. Isa (a.s.) Incil’de ve sonra –bu Incil haberini ve vadini ilahi tebligi ile bizzat dogrulamis olarak– hz. Muhammed (a.s.) Kuran’da beraberce aynen su sekilde vermis & verecek olmalidirlar=

    ve o Tesellici (= hz. Muhammed) size geldigi zaman,
    o dunyayi gunah, dogruluk ve lanetlenme
    konusunda yargilayacaktir.

    …ve dogruluk konusunda= cunki ben simdi Rabbe gidiyorum,
    ve siz bir daha BENI asla GORMEYECEKSINIZ.
    (Incil, yuhanna 16/8,10)

    ———-

    O zaman, Allah soyle demisti: ey Isa, o halde Ben simdi
    seni VEFAT ETTIRIYORUM, ve seni Kendime yukseltiyorum…
    (Kuran, 3/55)

    …ve (hz. Isa Kiyamet Gununde) dedi: …ve ben onlarin arasinda
    kaldigim muddetce onlarin uzerine bir sahid (= tanik) oldum.
    fakat Sen beni VEFAT ETTIRDIGINDE (simdi konusmakta oldugu bu Kiyamet Gunune kadar) onlarin uzerinde artik sadece Sen bir Gozleyici olarak kaldin,
    ve suphesiz ki, ancak Sen herseyin uzerine sahid (= tanik) olansin. (Kuran, 5/117)

    bu buyuk ilahi gercegi

    –hz. Isa (a.s.)in Allah tarafindan kesin olarak “vefat ettirildigi” ve bundan sonra ancak Kiyamet Gununde kalkarak, kendisinin bizzat Allah tarafindan bu sekilde “vefat ettirildikten” sonra –bu Kiyamet Gunune kadar– bir daha insanlarla hicbir fiziksel irtibata gecmedigine, fakat sadece Allahi bundan sonra butun bu insanlarin uzerine tek Gozleyici ve tanik olarak biraktigina acik ve kesin olarak sahidlik edecegi gercegi–

    bize boylece “en net bir sekilde” –bu iki cok serefli Resulu vasitasiyla– bildiren yuce Allaha hamd olsun,
    ve Onun bu iki cok serefli Resulu, oncelikle hz. Muhammed (a.s.) ve sonra hz. Isa (a.s.), uzerine selam olsun.

    dogrularim Allah’tan, yanlislarim nefsimdendir.

    selamlarimla.

  3. hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra, Islama tabi olmus gibi gozuken bir takim hristiyan fanatikler ve bunlarla isbirligi icinde hareket etmis olabilecekleri acikca idrak edilen iktidarperest bazi emevi ve abbasi sultanlar, ve bunlarin ozel olarak kiralamis olabilecekleri sahte falcilar kanaliyla Islam dini icine sokulmus olabilecek olan “sahte mehdi ve isa inancini” burada bir miktar Kuran’in isiginda irdelemek istiyorum.

    hz. Muhammed (a.s.) Kuran ayetleri vasitasiyla bize, kendisinden sonra bu tip bazi bozuk kimselerin ortaya cikip Kuran’i ilgiden uzak (= mehcura) birakabileceklerini ve bu tip Kuran disi bazi batil “davranis ve soylemleri” ortaya atabileceklerini, yine Kuran ayetleri vasitasiyla bizlere –vakti geldiginde– acikca haber verip gozler onune serebilecegini de isaret etmis olmalidir, hic kuskusuz. (Neml 93) & (Furqan 25-30) & (Hac 75-76)

    o halde, burada bunu soylece, bir miktar, incelemeye baslayabiliriz belki:

    iste hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra uydurulan boyle bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:

    “Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa, Allah-u Teâlâ o günü uzatarak benim soyumdan bir kişi gönderecektir… (Ebu Davud, Tirmizî)

    “Mehdi’nin çıkışından önce, şarktan parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)

    “Mehdi’nin beş alâmeti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemâni, semâdan bir sayha, Beyda’da ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir.” (İmam-ı Suyûtî)

    “Bizim Mehdimiz için iki alâmet vardır ki, Allah semavat ve arzı yarattığından bu yana böyle bir şey vaki olmamıştır. Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır… (İmam-ı Suyûtî)

    Güneş alâmet olarak, doğmadıkça, Mehdi çıkmayacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)

    Beyda’da ordunun yere batırılışı Mehdi’nin çıkış alametidir.” (İmam-ı Suyûtî)

    hz. Muhammed (a.s.) ise –Kuranin bize rivayet ettigi– saglam bir hadisinde yukarida aktarilan tarzda uydurma hadislerle gayba dair mesajlar & alametler veren ve bunlara binaen kendilerini mehdiler olarak gormus & gorebilecek olan sapkin kimseleri onceden bizlere haber verebilmek icin soyle buyurmus olmalidir:

    ey Muhammed de ki: …ve ben gayb (alametlerini & haberlerini) bilmiyorum… suphesiz ki, ben sadece bana vahyolunani (=Kuran; 42/7) takib ediyorum… (Enam 50)

    yoksa gayb (haberleri & alametleri) onlarin yaninda midir; ki onlar boyle yazip duruyorlar? (Tur 41)

    …ve bunlardan bir kisminin uzerine de sapiklik hak oldu. cunki bunlar Allahin disinda kendilerine seytanlari (batil soz & alamet vahyeden cin ve insan seytanlari 6/112 & 16/100) rehberler edindiler, ve saniyorlar ki kendileri suphesiz mehdilerdir (= muhtedune). (Araf 30) (bu ayette “mehdi” kelimesi ile ayni kokten gelen ve ayni anlami tasiyan (= dogruya erenler & erdirenler) “muhtedune” kelimesinin kullanilmis olmasi suphesiz ki cok anlamli ve onemli bir isaret & mesaj veriyor olmalidir belki de bizlere bu konuda. (Neml 93 & Furqan 30)

    (not: Kuran yuce Allah tarafindan hz. Muhammed (a.s.) uzerine indirilen en guzel “hadis” (= dini soylem) olarak vasiflandirilmis olmalidir. (Zumer 23) ve yuce Allah hz. Muhammed (a.s.) uzerine Kuran disinda hicbir “hadis” (= dini soylem) indirmedigine de bizzat Kendisi sahitlik etmis, ve bunun aksini iddia edebilecek olan kimselerin (Kuran disinda Allah Resulune Kuranin bir misli kadar daha ekstra “hadis” (= dini soylem) indirilmis olabilecegini iddia eden bazi kimseler) ancak seytanin etkisi altina girmis “iftiraci ve gunahkarlar” olabilecegini de bize acikca isaret edip onceden haber vermis olmalidir. (Zumer 23 & Casiye 6-7) (Casiye 6-7 & Suara 221-222) bu acidan yukarida alintilanan son ayette gecen “seytanlari rehber edinme” hadisesi de bu bilgiden sonra daha bir “net anlasilir” olabilmelidir, Allahualem.

    yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan duzmece bir hadiste soyle deniliyor olmalidir:

    “…(Mehdi) yedi veya dokuz sene kalır. Mehdi’den sonra, artık hayat yaşamakta bir hayır yoktur.” (İmam-ı Suyûtî)

    halbuki hz. Muhammed (a.s.) ise –Kuran ayetlerini bize ileterek– hepimize soyle tavsiye etmis olmalidir:

    lakin o Resul (= hz. Muhammed) ve onunla birlikte iman edenler mallariyla ve canlariyla gayret gosterdiler. iste butun hayirlar onlar icin olacaktir, ve iste onlar kurtulusa erenlerden olacaklardir. (Tevbe 88)
    not: kendilerine sadece Kurani ve hz. Muhammedi (a.s.) –butun caglar ve her an icin– gercek bir Mehdi (= dogruya erdirici) edinenler (13/7 & 31/2-3) ise, Allaha kavusacaklari gune kadar –yukaridaki ayette tavsiye edildigi sekilde– bu hayatta ve yasamakta hayir kazanmak ve ileri gitmek icin hic yilmadan ve karamsarliga kapilmadan daima umit icinde yarismalidirlar. (Maide 48)

    yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan duzmece bir hadiste soyle deniliyor olmalidir:

    “Biz Abdülmuttalib oğullarıyız. Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben, Hamza, Ali, Câfer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi.” (Kütüb-ü sitte muhtasarı: c. 17, sh: 558)

    halbuki hz. Muhammed (a.s.) ise –Kuranin rivayet ettigi– saglam bir hadisinde yanindaki butun yakin akrabalarina ve bizlere hep birlikte soylece bildiriyor olmalidir:

    ey Muhammed de ki: …ve ben ne kendime ve ne de size ne yapilacagini bilemiyorum; ben sadece bana vahyolunani (Kuran; 42/7) takib ediyorum, ve ben sizin icin ancak (Allahin azabina karsi) apacik bir uyariciyim. (Ahkaf 9)

    yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:

    …İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına (Mehdi) koşarlar. Ve ona geldiklerinde onu (Mehdi) Kâbe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar.

    …Mehdi, Mekke’den çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medine’den kaçan bu insanlar Mekke’de onun etrafında toplanırlar.” (İmam-ı Suyûtî)

    …Beldeler onun (Mehdi) emrine girerler. Allah-u Teâlâ onun eliyle Konstantiniyye’nin fethini müyesser kılar.” (İmam-ı Suyûtî)

    (not: bu duzmece hadislerde ozellikle gorulmesi gereken bir husus, burada aslen Mekke ve Medine’de zuhur edecegi ve kendisine burada biat edilecegi bildirilen bu sozde mehdinin (= iktidar ve sohretperest bazi arap emevi ve abbasi sultanlar vs. gibi) bunu basardiktan hemen sonra, derhal ozellikle Konstantiniyye (Istanbul) sehrine karsi buyuk bir istah ve isgal etme arzusuna sevkedilmeye calisilmis olmasi hususu olabilir, Allahualem.
    elbette yuce Allahin bu iktidarperest arap emevi ve abbasi sultanlarin bu bos heveslerini ve duzmecelerini gercek kilmamis olmasi da, Ona ayrica minnettarlik duymamizi gerektiren baska bir Kurani lutuf ve nimet ve ilahi kesin bir tarihi gerceklik olarak gorulmelidir butun –su an bu topraklarda Kuran (= Allah ve Resulu) esasli olarak gercek Islami yasamaya calisan– salih inananlar tarafindan. (Enam 50 & Nisa 120)

    yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:

    “Süfyani Kûfe’ye ulaştığı ve ali Muhammed’in yardımcılarını öldürdüğü zaman Mehdi çıkar ve onun bayraktarı Şuayb bin Salih Temimi olur.” (İmam-ı Suyûtî)

    “Şuayb bin Salih Temimi orta boylu, esmer, hafif sakallı olup, elbiseleri beyaz ve bayrakları siyah olan dört bin askerle çıkar. Bunlar Mehdi’nin önünde olurlar ve karşılarına çıkan herkesi hezimete uğratırlar.” (İmam-ı Suyûtî)

    Cehcah denilen bir adam melik olmadıkça günlerle geceler gitmez.” (Müslim: 2911)

    “Mehdi’nin çıkış alâmetlerinden birisi de Batı’dan başlarında Kinde kabilesinden ayağı sakat bir adamın bulunduğu bayraklıların çıkmasıdır.” (İmam-ı Suyûtî)

    (not: bu duzmece hadislerde ozellikle gorulmesi gereken bir husus, bunlari
    -–muhtemelen emirleri altindaki kiralik falci ve kahinlere–- uydurtturan bu iktidarperest bazi arap emevi ve abbasi sultanlarin artik neredeyse tamamen ozel kabile ve sahis isimleri ve onlarla ilgili fiziksel tarifler verdirtip, boylelikle kendi muhaliflerini ve onlara destek olanlari acikca “sufyan & deccal,” kendilerini ve taraftarlarini ise acikca “mehdi & imam” olarak gostermeye calisacak kadar isin ucunu kacirmis olabileceklerini gostermis olmasi ihtimali olabilir, Allahualem.
    Allah butun salih muminleri bu tip politik hirs ve sehvet ugruna Allah ve Resulunun temiz isimlerini bu sekilde kullanma ve Allah ve Resulu adina bu tip yalanlar uretme rezilliginden & igrencliginden ebediyyen korusun. (Zumer 23 & Casiye 6-7) (Enam 93)

    yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:

    … Onun (Mehdi) kılıncı kardaşlarıdır. Kılıncından korktukları için ister istemez hâkimiyetine boyun eğecekler. Onun açık düşmanları fukaha olacak. Elinde kılıncı yani kardaşları olmasa idi katliyle fetva verirlerdi. Lâkin Cenâb-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek, onlar ona itaat edeceklerdir… (İmam-ı Suyûtî)

    … Ondan hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler.” (İmam-ı Suyûtî)

    …Hazreti Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulmü ve zalimlerin hepsini yok eder… (İmam-ı Suyûtî)

    …Hazreti Allah üç bin meleği Mehdi’ye yardım için gönderecek ve melekler O’na muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır… (İmam-ı Suyûti)

    …Bedir ehli sayısınca üçyüzonüç kadar, insanla birlikte zuhur eder. Onun ashabı gece abid, gündüz ise aslanlar gibidir… (İmam-ı Suyûtî)

    halbuki hz. Muhammed (a.s.) ise, bu duzmece hadisleri takip ederek yukarida anilan tipte -–ve bundan ote burada anilmayan nice tarzda–- butun zorbaliklari Allah adina -–kendi yanlis zihniyet ve davranislarini siddetle
    kinayip-yeren acik Kuransal hukumleri net bir sekilde beyan eden–- butun din adamlarina ve diger inananlara ve kendilerine muhalif olabilecek diger tum insanlara karsi uygulamaya calisacaklari bildirilen butun bu sahte mehdileri ve yandaslarini, ve bunlara vakitleri geldigi zaman dunyada ve daha sonra ahiret gununde yuce Allah ve melekleri tarafindan uygulanacak olan gercek muameleyi su sekilde bildirmis olmalidir:

    …ve bunlardan bir kisminin uzerine de sapiklik hak oldu. cunki bunlar Allahin disinda kendilerine seytanlari (= yukarida anilan tarzda butun sahte hadisleri ortaya koyacaklari onceden haber verilmis olan cin ve bunlarin etkisindeki insan seytanlari (6/112) & (45/6-7 & 26/221-222) rehberler edindiler, ve saniyorlar ki kendileri suphesiz mehdilerdir (= muhtedune). (Araf 30)

    suphesiz ki, yol ancak insanlara zorbalik yapan ve Hakkin (= Kuran ayetleri; 45/6) disinda olana (= bu tip duzmece Hadisler; 45/6-7) dayanarak yeryuzunde zorbalik eden kimselerin uzerine olacaktir. Iste bunlar icin elemli bir azab var olacaktir. (Sura 42)

    suphesiz ki, zakkum agaci bu “gunahkarlarin” (= Kuran disinda ortaya konulan bu tip duzmece hadislere inanan ve tatbik etmeye calisan kimseler; 45/6-7) yiyecegi olacaktir. Asid gibi karinlarinda kayanayacaktir; kaynar suyun kaynamasi gibi.
    (ey Melekler) simdi tutun onu (= sahte Mehdi; 7/30) ve atesin tam ortasina atin; sonra basinin ustunden kaynar sular dokun.
    tad bakalim simdi; suphesiz ki, sen (kendi batil inancina gore) onurlu ve “kerim” (= bu ifade Allah katinda makam sahibi olan salih kimseler icin kullanilan bir terim olmalidir Kitabta; 44/17) bir adamdin, oyle mi? (Duhan 43-49)

    yine hz. Muhammedin (a.s.) vefatindan cok sonra ortaya konulmus olan bazi duzmece hadislerde soyle deniliyor olmalidir:

    hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, çok sürmez Meryem oğlu İsa adil bir hakem olarak tekrar yeryuzune inecektir… (Buhâri, Tecrid-i sarih: 1018)

    “…Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği sıra, bir de bakarlar ki, İsa bin Meryem Aleyhisselâm sabah vaktinde inmiştir. Bu imam (Mehdi) İsa’yı öne geçirmek için arka arka çekilir. İsa Aleyhisselâm onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki: ‘Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirilmiştir.’ Bunun üzerine imamları (Mehdi) onlara namazı kıldırır.” (İbn-i Mace, Hâkim)

    buyuk ihtimalle, hz. Isanin (a.s.) tekrar yeryuzune fiziksel olarak geri donecegi yalanini -–bundan yaklasik 2000 yil once– uyduran birtakim hristiyan fanatik grublarla isbirligi icinde hareket ettikleri anlasilan
    bu bazi arap emevi ve abbasi sultanlar tarafindan, ve bunlarin gudumundeki kiralik falci ve kahinlerin eliyle, uydurtulmus oldugu idrak edilen bu duzmece hadislerin tamamen asilsiz oldugunu
    hz. Isa (a.s.) ve hz. Muhammed (a.s.) -–birbirlerine tam destek vererek– Incil ve Kuran’da, sirasiyla, bize acikca su sekilde beyan etmis olmalidirlar:

    ve o Tesellici (= hz. Muhammed) size geldigi zaman, o butun dunyayi gunah, dogruluk ve lanetlenme konusunda yargilayacaktir.

    …ve dogruluk konusunda= cunki ben simdi Rabbe gidiyorum, ve siz bir daha BENI asla GORMEYECEKSINIZ. (Incil, yuhanna 16/8,10)

    ———-

    O zaman, Allah soyle demisti: ey Isa, o halde Ben simdi seni VEFAT ETTIRIYORUM, ve seni Kendime yukseltiyorum… (Kuran, 3/55)

    …ve (hz. Isa Kiyamet Gununde) dedi: …ve ben onlarin arasinda kaldigim muddetce onlarin uzerine bir sahid (= tanik) oldum. fakat Sen beni VEFAT ETTIRDIGINDE (simdi konusmakta oldugu bu Kiyamet Gunune kadar) onlarin uzerinde artik sadece Sen bir Gozleyici olarak kaldin, ve suphesiz ki, ancak Sen herseyin uzerine sahid (= tanik) olansin. (Kuran, 5/117)

    ******************************

    o halde, butun bu ayetlerden ve uyarilardan sonra, kendilerine sadece bu Kurani ve hz. Muhammedi (a.s.) -–butun caglar ve her an icin–- gercek bir Mehdi (= dogruya erdiren) edinerek (13/7 & 31/2-3) boylelikle bu dunyada salih ve erdemli bir hayat surmeye gayret edecek olan butun inananlara selam olsun, diyerek simdilik bitirmek istiyorum. (Rad 13 & Lukman 2-3 & Maide 15-16…)

    butun dogrularim Allah’tan, yanlislarim nefsimdendir.

    selamlarimla.

  4. mahmut arkadas,

    verdigin linkleri biliyoruz. peki o linkler de bu siteyi ve bunun gibi sadece Kuran eksenli sitelerin linkini boyle sansursuz yayinlatirlar mi kendi sitelerinde? bir sor bakalim.
    buna “yurek” ister.
    o halde, hz. Peygamberin tek mirasi olan bu buyuk Kuran bize yeter.
    Kuranin onunde batilin hukmu biter,
    Gunesin onunde karanligin hukmu bittigi gibi…

  5. Nuri,kardaş sana bu yollunuzun çıkmazları üzerine sadece önemli bir örnek vermekle yetineceğim,lafı fazla dolandırmaya gerek yok. Kur’anda namaz kılın emri o kadar ayetlerle zikredildiği halde ve nasıl kılacağımız belirtilmemişse,demek ki açıklanması Efendimiz(s.a.s)in sünnetlerine havale edilmiştir.Yani SADECE Kur’an eksenli din yeterli değilmiş(nasıl kılınabileceğini,kaç rekettan ibaret olduğunu gösteren hiçbir ayet yoktur) bu da gösteriyor ki şiddetle savunduğunuz yol batıldır, İslamiyet’in diğer emir ve yasaklarını mübarrek kitabımızın arkasında yok etmekten başka birşey değil imiş.
    Bilmem anlatabildim mi?

  6. Selam Mahmut;

    Şu soruya bir cevabın var mı?

    Namazın nasıl kılınacağının izahı Peygamber’imize verilmiş ise neden abdestin nasıl alınacağı meselesi Kuran’da detaylıca açıklanıp, Peygamberimize bırakılmamış ?

    Halbuki birisi ibadet, diğeri sadece bir ibadetin öncesinde gerekli olan temizlik.

    Haydi bir cevap ver de ferahlat bizi…

  7. selam değerli kardeşlerim….

    Sayın mahmut kardeşim bu sitede olman,her türlü düşüncenin özgürce yayınlanabilmesi gerçekten bir renklilik..
    Ali aksoy kardeşime gösterdiği sabırdan ve anlayıştan dolayı teşekkür ediyorum..ki buda aslında onun ne kadar samimi ve bunu dini anlamaya çalıştığının bir kanıtıdır..

    Gelelim yazdıklarına;
    sana o kadar diğer konularda ayet yazdım kuranın yeterli olduğuna,sen halen sünnetten bahsediyorsun.!
    Birilerinede sürekli sataşıyorsun ve niyetlerini farklı kişilerle kategorize ediyorsun.!!!
    iftira ediyorsun bak dikkat et..!!!

    Kuran mubin(apaçık)mufassal(ayrıntılı),furkan(ayıredici),hüda(regber,ışık)tır…
    Şimdi sana tekrar söylüyorum rabbimiz bir çok ayette bu kitabın yeterli olduğunu ,öğüt içerdiğini,ve ondan sorumlu olduğumuzu söylediği halde sen neden yeterli görmüyorsun???
    Peygamberin yanındamıydın onları yaşamış gerçekmiş gibi anlatıyorsun???
    ALLAHTAN KORK MAHMUT KARDEŞİM..!!!

    Kuran tüm alemlere yegane kılavuzdur.!!Gerisi hikayedir…!!!

    Yok hadis ıstılahlarını biliyormusun,yok şu yok bu..!!
    sen çokmu iyi biliyorsun?????????

    Burası kuranı yeterli görenlerin ve onu anlamaya çalışanların olduğu bir sitedir…!

    Allah biz kitapta hiçbirşeyi eksik bırakmadık…başka yerdede bu dini tamamladık diyor sen halen yeterli değil diyorsun.!!!

    Sayın mahmut kardeşim,insanların bakış açısı yamuk olunca kusura bakma ama yorumlarıda yamuk oluyor.!!!

    Kurana tam inanan onu yeterli gören her kim olursa rabbim ona furkanı verecektir hiç merak etme sen.!

    Ben gerçekten samimi olduğuna inanıyorum ama önyargıyı dini ahmetten mehmetten kitaplardan vs okuduğun anladığın için kuranı anlayamıyorsun…!!

    İstersen bizleri art niyetli gör,hiçmi hiç önemi yok.!
    Bizi rabbimiz biliyor

    ALLAH KULUNA YETMEZMİ?(HATIRLADINMI MAHMUT?)

    SEN YETMEZ DİYORSAN SENİN BİLECEĞİN İŞ.!!

    SAYGILARIMLA

  8. Sayın Ali Aksoy
    Bir ibadette Kur’anda FAZLA DEĞİNİLMESİ o ibadetin önemi daha iyi belirtmek içindir.Yani namazın öneminin büyük olduğu anlaşılmalıdır.Namaz eğer tesfilatıyla Kur’anda açıklanmış olsaydı,namazda yapılması gereken hareketleri de göz önüne aldığımızda muhakkak sayfalarca olurdu.çünkü namazın sıhhati için birçok şartlar olmakla bu anlatım bir kaç misline ulaşırdı.Bu v.b ibadetlerinde açıklanışını gözönüne aldığımızda Kur’an birkaç katına ulaşırdı.Eğer bir ibadet Kur’anda açıklansa o ibadetle ilgili değinilen her kısım müslümanlar için farz olurdu.Artık müslümanlar bu en ufak rükunları da yapmasa hemen günahkar olurdu.Eksik yapmada namaz kabul olmazdı.Namazdaki Bu hareketleri hafife alan dinden de kolay çıkardı,çünkü farzdır.Öyleyse açıklanmasının Peygamber Efendimize vahyedilmesi müslümanlar için bir rahmet olarak bilinmelidir.Yani tam kılınmamasıyla sıhattine sebep verilmemiş olur.
    Abdest namaz gibi ayrıntılı olmadığı için bir ayetle açıklanmıştır.Biz dahi abdestte bu açıklanan kısımlardan birini yapmasak abdest kabul olmaz.

  9. mahmut arkadas,

    namazin vakitleri (4/103 & 2/238 & 11/114…), herbirinin en az kac rekat kilinmasi gerektigi (4/102), namazin icindeki onemli hareketler (4/102 & 22/26…) elbette Kuran’da butun salih ummeti Muhammede (a.s.) yeterince ve acikca isaret edilmis olmalidir.

    biz hz. Peygamberin (a.s.) bize miras biraktigi bu Kuran Namazini kilmaya calisiyoruz elimizden geldigince. (7/196 & 6/114, 162)

    fakat elbette oncelikle daha bu buyuk Kuranin –tum denizler murekkep olsa Sozlerini yeterince yazip-vurgulamaktan aciz kalacak olan & tum daglari parcalayacak agirlikta olan 18/109 & 59/21– kendisini yeterli bulmayan (hz. Peygamberin a.s. vefatindan cok sonra turemis) arap-emevi hiyanetcilerin –bunun yaninda Kuranin kac misli uyduruk hadisi ureterek– bu buyuk Kuran’da aciklanan ve bize hz. Peygamber (a.s.) tarafindan miras birakilan bu salih & dosdogru Namazi yeterli bulmasi beklenemezdi herhalde.

    bu konuda ayrica “Kim bu Allah Dostlari” bolumune girerek orada ozellikle Ahmet Mert arkadasin bu arap-emevi hiyanetcileri ve Kurana ve hz. Peygambere (a.s.)olan acik yalan ve hiyanetlerini Kuranin gaybi-mucizevi ayetleriyle desifre eden,
    ve yine Kuranin aciklamasinin hz. Peygambere (a.s.) ve ona hakkiyla uyan tum salih muminlere Kuran’da nasil yuce Allah tarafindan acikca ogretildigini & ogretilmeye devam edilecegini bildiren bazi temel Kuran ayetlerini belgeleyen bazi kritik yazilarinin mutlaka okunulmasini tavsiye ederim.

    Allah Resulunun (a.s.) bizlere biraktigi bu tek mirasi olan bu buyuk Kuran
    elbette yine onun bu mubarek & dosdogru Dini yoluna tabi olmak isteyen butun salih muminlere elbette ebediyen yeterli olmalidir & olacaktir, Allahin izniyle. (6/114-115 & 7/196)

  10. Selam Nuri
    Verdiğin ayetlere baktım namazın kaç rekat olduğu belirtilmemiş.Başka bir ayette değinilen namaz muharrebe zamanında kılınan namazdır bu da namazın savaşta dahi terkedilmemesi gerektiğine işarettir.Normal vakitlerde kıldığımız namazlardan cüzi bir farklılıkla kılınır.Burda da nasıl kılınması gerektiği açıklanmamış.
    Kur’anda namazın kılınış şekli-Kaç rekat olduğu,kılınması sırasında hangi hareketlerde bulunulacağı,nasıl namazdan çıkılacağı,rüku secde kıyamda nelerin nasıl yapılacağı buralarda hangi tesbihlerin okunacağı belli değilken sen bize işaretlerden bahsediyorsun.Nerde işaretler,siz kitaptan hüküm çıkarırken ebcded hesabına göre mi çıkarıyorsunuz anlaşılmış/aşılmış değidir.Ya da siz şifrelere göre mi hüküm çıkarıp namaz kılıyorsunuz.

    Bu düşüncelerdeki diğer insanlar eğer bu hesaplarla kılıyorlarsa Nuri kardeşime söyleyeyim bazıları şınav çeker gibi,bazıları şöyle böyle kılar o zaman namaz diye bir ibadetin anlamı kalmaz.
    Doğrusu namazı nasıl kıldığınız,namazı kaç rekat,ne gibi hareketlerde bulunduğunuz tartışma konusudur.

  11. Ayrıca bir başka önemli hususa değinilmekte fayda var.O peygamberin vefatından sonra arap emevi hıynetçileri dediğiniz insanlardan Allah razı olmuştur siz(ler) razı olmasanızda.Nasıl mı işte…

    “İslamı ilk önce ilk önce kabul eden muhhacirler ve ensar ile,iyilikle onlara uyanlar var ya(onlardan sonra gelen tabiine işaret ediliyor) Allah onlardan razı olmuş;onlar da Allah’tan razı olmuşlardır.Allah onlara içinden ırmaklar akan,içinde ebedi kalacakları cennetleri hazırlamıştır.İşte bu büyük başarıdır.”(TEVBE 100)
    Bu sürenin başka bir ayetinde

    “Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra,sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir.Evet,onların tövbelerini kabul etmiştir.”(TEVBE 117)

    “İman edip hicret eden ve Allah yollunda mallarıyla,canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındrıp( onlara) yardım edenler var ya,işte onlar birbirlerinin velileridir….”(ENFAL 72)

    “iman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve(muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya;işte onlar gerçek mü’minlerdir.Onlar için bir bağışlanma ve bol birrızık vardır.”(ENFAL 74)

    “Peygamber, mü’minlere kendi canların önce gelir.O’nun eşleri de mü’minlerin analarıdır.Aralarında akrabalık bağı olanlar,Allah’ın kitabına göre,(miras konusunda) birbirleri için(diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha öncelliklidirler.Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka.Bu hüküm (Kitap’ta) yazılıdır.”(AHZAB 6)(Bkz. sahabelerin ismi zikredilmiş.Burada önemli hususlara da değinilmiş.Biz Peygamberimizi canımızdan çok seveceğiz.)

    “Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar,hicret edenleri severler.Onlara verilenlerden dolayı içlerinden bir rahatsızlık duymazlar.Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onlaı kendilerine tercih ederler.Kim nefsinin cimriliğinden,hırsından korunursa,işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”(HAŞR 9)(ensar ve muhacirler övülüyor)

    Artık hakikat böyle ortada iken bu sahabeleri ırkçılıkla,onları Peygamberden sonra dini bozmakla tenkit etmek hakikatte göz yummak anlamına geliyor.Tevbe-100 ayetinde sadece Sahabeler değil onlardan sonra gelen ve onlara uyan Tabiin-i Kiram’dan bile Allah’ın razı olduğu apaçıktır.

    Hakikat bu iken Ahmet Mert’in yazılarına(!) hiç ihtiyacımız yoktur.Hakikat ayan beyan Rabbimin Kitabında ne güzel gözler önüne serilmiştir değil mi.

  12. Selam Mahmut kardeşim;

    “Namaz eğer tesfilatıyla Kur’anda açıklanmış olsaydı,namazda yapılması gereken hareketleri de göz önüne aldığımızda muhakkak sayfalarca olurdu.çünkü namazın sıhhati için birçok şartlar olmakla bu anlatım bir kaç misline ulaşırdı.Bu v.b ibadetlerinde açıklanışını gözönüne aldığımızda Kur’an birkaç katına ulaşırdı.” demişsiniz.

    Bu görüş hatalıdır. Zira, biliyorsun ayet var. Yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, yedi deniz kendisine bir misli daha eklenip mürekkep olsa yine de Allah’ın kelimeleri tükenmez. Allah lüzum arzeden herhangi bir şeyi açıklamaktan, söylemekten ne erinir, ne sakınır.

    Üstelik Allah, mesela Peygamber’in hanımlarından birinin bir diğerine gizli bir söz söylemesi meselesini, Ashab-ı Kehf’in mağarada hangi şekilde korunup uyudukarını, yanlarındaki paranın gümüş olduğunu vs. nice detaylı şeyi anlatırken yahut pek çok şeyi de tekrar tekrar anlatırken Kitab’ın hacmini düşünmedi de, namazın nasıl kılınacağın anlatırken mi Kuran’ın hacmen büyümesini istememiş olsun ? Bunun nezdinizde bir cevabı yoktur ve hiç olmayacaktır da…

    Ama sen; “Eğer bir ibadet Kur’anda açıklansa o ibadetle ilgili değinilen her kısım müslümanlar için farz olurdu.Artık müslümanlar bu en ufak rükunları da yapmasa hemen günahkar olurdu.Eksik yapmada namaz kabul olmazdı.Namazdaki Bu hareketleri hafife alan dinden de kolay çıkardı,çünkü farzdır.Öyleyse açıklanmasının Peygamber Efendimize vahyedilmesi müslümanlar için bir rahmet olarak bilinmelidir.Yani tam kılınmamasıyla sıhattine sebep verilmemiş olur.” demişsin.

    İşte bu doğrudur. Seni canı gönülden tebrik ediyorum.

    Bak Mahmut kardeşim;

    Kuran’ın en detaylı, tafsilatlı, en uzun suresi Bakara suresidir. Bakara, Buzağı / Sığır demektir. Yani Bakara suresi, Sığır / Buzağı suresidir.

    Bu sure bu ismi neden almıştır hiç düşündün mü ?

    Çünkü içerisinde Yahudilerin ne kadar detay ve ayrıntıya meraklı olduklarını anlatan bir Buzağı / Sığır meselesi geçmektedir.

    Allah önce müminlere açıklanınca hoşlarına gitmeyecek, zorlanacakları şeyleri Peygamber’e sormamalarını emretmektedir. Sonra da bu çok soru sorarak dini detaylandırmanın işi nerelere getireceğini de Yahudilere emredilen sığır kesme kıssasını zikrederek misal getirmektedir.

    Ve müminleri ihtar etmektedir: “Eğer Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır”

    İşte Allah böyle güzel vahyeder. Dikkat et ! “Kuran indirilirken” diyor. Yani, din adına sorulan ve sorulacak soruların cevabı ancak Kuran indirilirken verilebilir. Yani vahiy ile, yani Kuran ile, yani Allah tarafından. İşte biz bu nedenle Dinin ancak Allah tarafından belirlenebileceğini, Peygamber’in kendi içtihadı ile “din hükmü” buyuramayacağını söylüyoruz.

    Detay meselesine geri dönelim: Allah, Kuran’ın en detaylı, en tafsilatlı, en uzun suresinde detaylara takılmayı, onların sorulmasını yasaklıyor. Çünkü insanlar onları sorarsa ve bunlar da Kuran’da onlara açıklanırsa artık bunların hepsi dinin bir parçası olur ve uyulması zaruri hale gelir. Buradan hareketle, senin de ifadende değindiğin gibi Kuran’da olmayan hiç bir hükmün “farz olmadığını” söyleyebiliriz. Kuran’da olmayan bir şeyin farz kılınması, Kuran’da olmayan bir şeyin “din” olarak benimsenmesi olur. Halbuki Allah dini kendi tekeline almış ve dini yalnız Allah’a has kılarak yaşamayı emir buyurmuştur.

    Peygamber, din adına herhangi bir şeyi değiştiremeyeceği gibi arttırıp eksiltemez de. Ama atalar dinine göre, hadisler Kuran’ı nesh edip hükümden düşürebiliyor. Dine bakar mısın ?

    Yine bu atalar dininin mukaddes (!) kitaplarına göre; sahabe Allah’ın bu emrini duymamış, işitmemiş gibi durmadan Peygambere dine dair sorular sormuştur. Hadis kitapları da güya Peygamberimizin bu sorulara verdiği ve Kuran’da asla temeli bulunmayan cevaplarla doludur. Şu zikredilen ayetler çerçevesinde işin bu ayetin nüzulundan önceki kısmını saymazsak, ya sahabe ya Peygamber bu emre isyan etmiştir. Böyle bir şeyi kabul edebilir misin ?

    İşte Mahmut kardeşim iş böyle… Demek ki birbirimizi baştan topluca reddetmek doğru bir şey değildir. Bak, Kuran sana ne kadar doğru bir hüküm verdirdi. Zaten sen ancak Kuran’a bu gözle bakabilirsen, Kuran dininin neden kolaylık dini olduğunu kavrayabilirsin.

    Eğer, atalar dininin mukaddes kitaplarını din hükmü olarak benimsersen Allah’ın dini kolaylaştırmak şöyle dursun zorlaştırdıkça zorlaştırdığını, işi işin içinden çıkılamaz bir noktaya getirdiğini kabul etmek zorunda kalırsın. Öyleki bu din, insanın bir odaya hangi ayağıyla girip çıkacağından, kıyafetinin rengine, seveceği yemeğe şuna buna her şeye karışıp müdahale eden bir dindir. Hani Kuran kolaylık dileyen ve kolaylaştıran bir dindi ? Ya Allah -haşa- yalan söylüyor, yahut dini zorlaştıranlar…

    Selam ve muhabbetlerimle…

  13. mahmut arkadas,

    biz 4/102 ayetinde bahsedilen bu –savas esnasindaki– kisaltilmis namazdan burada her namazimizin en az iki rekat olmasi gerektigini acikca anlayabiliyoruz. fakat dileyen muminler her namazlarini eger istiyorlarsa yirmi & ikiyuz & ikibin… rekata da cikarabilirler, gucleri yettigi oranda. Allahin zikrine kim sinir koyabilir? (33/41 & 64/16…) Kuran’da gecen ruku ve secde gibi kelimelerin ne anlama geldikleri de zaten sozlukte & pratikte cok acik olmalidir. bu acidan telasa gerek yok, Kurana uyan hickimse normalde amuda kalakarak namaz kilmaz, bunlarin ne anlama geldiklerini acikca bilirler.
    Kuran’da –gercekten anlamak isteyenlere– boylelikle yeterince aciklanmis olan bu kolay, samimi ve husu icinde kilinan Namazimiz (2/150 & 4/102 & 22/26 & 23/2…) ayni zamanda bize hz. Peygamberin (a.s.) Kuran’da miras biraktigi salih Namazimiz olmalidir bizler icin. (7/196 & 6/162…) fakat sizler bunu eksik & kusurlu & yetersiz vs. bir Namaz olarak goruyorsaniz, kendi dilediginiz kimselerin ve rivayetcilerin Namazini kilabilirsiniz…
    bizim bu “Kuransal Muhammedi Namazimiz” (7/196 & 6/162) bize, sizin “Rivayetsel Arap-Emevi Namaziniz” size olsun…
    bize Allah ve Resulunun bu essiz Sozu ve tek Mirasi olan Yuce Kuran her Dini konuda gani gani yeterli olacak olmalidir kiyamet gunune, ve oradan ebede kadar, Allahin izniyle. (7/196 & 6/114-115 & 18/109…)

    Kuran’da bahsedilen ve kendilerinden Allahin razi oldugu bildirilen bazi ensar ve tabiin gercekte sadece hz. Peygamber (a.s.) henuz hayatta iken ona tam destek & yardim vermis bircok salih muminleri kastediyor olmali. elbette bu salih ensar ve tabiin aynen hz. Peygamber (a.s.) gibi kendilerine sadece bu buyuk Kitabi indiren yuce Allahi tek Rehber (= Veli) ve tek Hukum Verici (= Hakem) edinen yurekli & serefli & haysiyetli muminler olmaliydilar kuskusuz. (9/100 & 117) & (3/31 & 8/64)–(7/196 & 6/114…)

    hz. Peygamberin (a.s.) vefatindan cok sonra tureyip Allah Resulu (a.s.) uzerine
    –hasa– bu Kuranin bir misli kadar daha hadis verildigi yalanini uyduran –Kuranin buyuklugunden & yeterliliginden & agirligindan 18/109 & 6/115 & 59/21 suphe icinde olan– bazi Arap-Emevi munafik & marazli kimseler ise, elbette ancak Seytana ensar ve tabiin olmus “iftiraci gunahkarlar” olarak Kuran’da haber verilmis olmalidirlar bizlere acikca. (39/23 & 45/6-7 & 26/221-222)

    sizin bu –hz. Peygamberin (a.s.) vefatindan cok sonra turemis– temelde “ensar ve tabiine” dahi tabi olmus zannettiginiz & lanse etmeye calistiginiz bir kisim Arap-Emevi bu tip marazli kimseleri gercekte Allah Resulu (a.s.) Kuran’da mucizevi olarak nasil tarif edip bizlere haber vermis, bir bakalim:

    ——————————————————————————–
    ey Muhammed de ki: Ovgu Allah icindir; O size ileride “AYETLERINI” (= Kuranin hem gecmisi ve hem de gaybi bildirebilecek kudrette olan bu gibi bazi mucizevi AYETLERI) gosterecek ve siz de onlari taniyip-idrak edeceksiniz; cunki Rabbin sizin “YAPTIKLARINIZDAN & YAPACAKLARINIZDAN” habersiz degildir. (Neml 93) (Ayrica mutlaka bkz. 22/74-76)
    ——————————————————————————–

    ********************
    (ey Muhammed), Allah (sana) en guzel “HADISI” (= dini soz) iki yolu gosteren bir Kitab olarak indirdi.. (Zumer 23)

    (ey Muhammed), iste bunlar Allahin Ayetleridir, bunlari sana hak olarak okuyoruz.
    o halde, onlar Allah’tan ve Onun (bu) Ayetlerinden sonra hangi “HADISE” (= dini soz) iman ediyorlar?
    yaziklar olsun butun bu iftiraci gunahkarlara. (Casiye 6-7)
    ********************
    not: Ebu davud’da yer alan bir rivayete gore ise, Allah Resulune en az Kuranin bir misli kadar daha HADIS indirilmis…

    ********************
    (ey Muhammed), iste bunlar Allahin ayetleridir, bunlari sana hak olarak okuyoruz.
    o halde, onlar Allah’tan ve Onun (bu) ayetlerinden sonra hangi “hadise” (= dini soz) iman ediyorlar?
    yaziklar olsun butun bu IFTIRACI GUNAHKARLARA. (Casiye 6-7)

    ey Muhammed de ki: Ben size Seytanlarin kimlerin uzerine ineceklerini haber vereyim mi?
    onlar butun IFTIRACI GUNAHKARLARIN uzerine ineceklerdir. (Suara 221-222)
    ********************

    ********************
    ARAPLAR (= ela’raabu) kufur ve nifakta en siddetlidirler, ve Allahin Resulune indirdigi (KURAN) HUDUDLARINI GEREGINCE-BILMEMEYE en yatkin adamlardir. ve Allah en iyi Bilendir, en iyi Bilgedir. (Tevbe 97) (Ayrica bkz. 4/13…)

    ve (Muhammed) Resul –Kiyamet Gununde– dedi: ey Rabbim, suphesiz ki benim kavmim (ARAPLAR) bu Kurani TERKEDILMIS biraktilar. (Furkan 30)
    ********************

    o halde, bu buyuk Kurani gani gani yeterli bulan (6/115 & 18/109), sadece bu buyuk Kuranla hukmeden (6/114 & 4/105), sadece bu buyuk Kuranla amel eden (7/196 & 6/162),
    bu buyuk Kuranin yeterliligini & agirligini boylelikle gerektigi gibi takdir eden (18/109 & 59/21) ve bu vesileyle ona simsiki sarilip asla terketmeyen (35/29 & 7/170)
    oncelikle hz. Muhammed (a.s.) ve daha sonra onun bu yoluna gecmiste onun zamaninda hakkiyla tabi olmus olan & gelecekte onun zamanindan sonra hakkiyla tabi olmaya calismis & calisacak olan tum salih muminlere selam olsun. (3/31 & 8/64)–(7/196 & 6/114…)–(18/26 & 27/59)

  14. Peygamber temsil ve tebliğ ettiği din adına hüküm ortaya koyabilir.

    “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim.Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”(Al’i imran Süresi 50)

    “Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.”(Al’i İmran 132)

    “Kim Peygambere itaat ederse,Allah’a itaat etmiş olur.Kim yüz çevirirse(bilsin ki)onlara seni elçi göndermedik.(Allah’a itaat etmenin şartı Peygambere itaate bağlanmış)”(Nisa 80)
    Bu ayetlere rağmen Peygamber hüküm ortaya koyamaz kompleksinin arkasına sığınmazsın değil mi.Yoksa Peygambere itaat etmek ilk Müslümanlar’a mahsus olup da sizlere mi mahsus değil.Artık diğer Müslümanları, PEYGAMBERE itaat etti diye gericilikle suçlamazsınız herhalde.

  15. = hukum sadece Allahindir. (Yusuf 40)

    = Allah hukmune hickimseyi ortak etmez. (Kehf 26)

    = Peygamberler ancak Allahin Kitabiyla hukum verirler. (Nisa 105)

    = Peygamberler ancak Allahin Kitabiyla haram ya da helal kilarlar. (Enam 150)

    = Peygamberler Allahin Kitabi disinda ne kendilerine ne de baskalarina hicbir seyi helal ya da haram kilamazlar. (Tahrim 1-2)

    = Peygamberler sadece Allahin hukumlerini insanlara iletirler. bu hukumlere uyup riayet edenler Allaha ve Resule itaat etmis olurlar. (Maide 90-91)

    = bu konular “kim bu Allah dostlari” bolumundeki yazi ve yorumlarda daha detayli olarak ele alinmis olmali.

    saygilarimla.

  16. ali aksoy teşekkür ederim akımdaki tüm soruları yanıtladı kuranı kerimden başka rehber olamıyacagını gösterdi ALLAh(c.c) ondan razı olsun

  17. inanın bütün kardeşlerimin yorumlarını tüylerim ürpererek okuyorum.oysa ne çok bilmediklerim varmış.ilk yapacağım şey kuranın türkçesini okumak olacak.bilgim olmadan buraya birşey yazıp kimsenin kafasını karıştırmak istemiyorum.ama şunuda bilinki ali aksoyun yapmış olduğu hiç bir yoruma katılmıyorum.allah bizlere doğru yolu göstermeyi nasip etsin.Allaha emanet olun arkadaşlar.

  18. sayin ali bey maalesef inanilmaz TALİHSİZ aciklama yapmisiniz incil tahrif edildi de pekisen ayetler de vardir ki 2.1 milyar hristiyan isanin geleceyine +1.5 milyar da musluman yine de ona inanir etti size 3.6 milyar insan inandi da bir tek siz nedense burada KAHRAMANLİK yapiyorsunuz peygamber b=en son peygamber benim dedi zaten isa yeniden gelecek demiyor ki zühur edecek bu lafin anlamini iyi iyi anlayin zaten büyük islam alimleri de bu fikir de pekişiyor …

  19. Allah seni islah etsin.sizn gibilerin tek amacı insanların kafalarını karıştırmak.

  20. KURAN’DAKİ YECUC MECUC HAKKINDAKİ TAHMİNİMİZ
    derken pardon siz kimsiniz kuranı kendikendinize yorumluyorsunuz?
    SİZE UYANLAR GERÇEKTEN AHMAK
    ŞU BAŞLIKLARDAN BİLE ANLAR İNSAN TERS GİDEN BİRŞEYLER OLDUĞUNU…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: