Dabbet ül Arz nedir ?

DABBET-ÜN-MİN-EL-ARZ

Kur’an’da yer alan bu ifade, izlenme oranlarını arttırma peşinde olan medya tarafından mesele yapılarak eskiden beri zaman zaman gündeme getirilmektedir. Geçtiğimiz günlerde de yine ısıtılıp ortaya çıkarılan bu konu hakkında, her zaman olduğu gibi bilir bilmez bir çok kişi ahkâm yürütmüştür. Ancak görülmüştür ki, konu hakkında ahkâm yürüten ve taşıdıkları unvan itibariyle bilgi sahibi olması gereken zevat, hazırlanmadan, ayet üzerinde herhangi bir çalışma ve araştırma yapmadan konuya yaklaşmışlar, sadece gelenekçiliğin ve kulaktan dolma, mesnetsiz bilgilerin üzerlerinde bıraktığı sağlamasız bilgi ve anlayışlarını ortaya koymuşlardır. Başka bir ifade ile, bu işe karışan kişilerin, bu konu hakkında yüzeysel bilgi sahibi oldukları ve ayetlerdeki gerçekleri fark edemedikleri kendi sözleriyle açığa çıkmıştır. Bu durumda konunun doğru bir şekilde ortaya konması ve hurafelerden temizlenmesi hususlarında, bilgi sahibi her Müslüman gibi bu fakire de işe karışmak görevi düşmüştür.

Konunun açıklığa kavuşturulması için harcayacağımız çabada Yüce Allah’tan yardım ve tevfikini esirgememek suretiyle bizi desteklemesini diliyor ve Rabbimizin bize nasip ettiği bilgileri herkesle paylaşıyoruz.

“Dabbeh” nedir?

1) Sözcük anlamı:

“Dabbeh” sözcüğü, “debb” mastarından müştak (kökünden türemiş) ism-i fail kalıbında bir sözcüktür. Kök sözcük olan “debb”; “hafif yürüme, debelenme” anlamındadır. Bu sözcük genellikle vücuttaki bir çürüğün büyümesi, alkol veya uyuşturucunun bedene yayılması, manyetik yayılma, ışınım (radyasyon; bir kaynaktan çevreye parçacık akışı ya da dalga biçiminde enerji salınımı) gibi gözle takibi zor veya imkânsız olan hareketler ile haşerelerin, böceklerin hareketleri için kullanılır.

“Debb” kökünden türemiş olan “dabbeh” sözcüğü de ism-i fail kalıbıyla; “hafif hafif yürüyen, kıpırdayan (debelenen), gözle takip edilemeyecek kadar yavaş hareket eden veya hareketi gözle izlenemeyen şey” anlamına gelmektedir.

2) Kur’an’da “dabbeh”:

Bu sözcük Kur’an’da tekil ve çoğul olarak bir çok kez yer almıştır:

En’âm; 38: Ve yeryüzünde hiçbir dabbeh/ canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler (önderli topluluklar) olmasın. Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık. Sonra onlar Rabblerine toplanacaklardır.

Hud; 6: Ve yeryüzünde hiçbir dabbeh/ canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. (Allah) Onun yerleşik yerini de geçici bulunduğu yeri de bilir. Hepsi apaçık bir kitaptadır.

Hud; 56: Ben gerçekten, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. Onun, perçeminden yakalayıp denetlemediği hiçbir dabbeh/ canlı yoktur. Şüphesiz ki benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir.

Nahl; 49: Göklerde ve yerde olan dabbehden/ canlılardan ne varsa ve melekler Allah’a secde ederler (boyun eğerler) ve onlar büyüklük taslamazlar.

Nahl; 61: Eğer Allah zulümleri nedeniyle insanları sorgulayıp cezalandıracak olsaydı, onun üstünde dabbehden/ canlılardan hiçbir şey bırakmazdı. Velâkin onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince de ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.

Nur; 45: Allah her dabbehi/ canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimileri iki ayağı üzerinde yürümekte kimi de dört (ayak) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.

Ankebut; 60: Kendi rızkını taşıyamayan nice dabbeh/ canlı da vardır ki onları da, sizi de Allah rızıklandırır. Ve O, işitendir, bilendir.

Lokman; 10: (O), gökleri dayanak olmadan yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Yeryüzünde de, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve oralarda her dabbehden/ canlıdan türetip yayıverdi. Ve Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her kerim olan çiftten bir bitki bitirdik.

Fatır; 45: Ve eğer Allah, kazanmakta oldukları dolayısıyla insanları sorgulayıp cezalandıracak olsaydı, onun sırtında (yeryüzünde) hiçbir dabbehi/ canlıyı bırakmazdı, ancak onları, adı konmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Sonunda ecelleri geldiği zaman, artık şüphesiz Allah kendi kullarını görendir.

Şûra; 29: Göklerin ve yerin yaratılması ve onlarda (yerde ve gökte) her dabbehden/ canlıdan türetip yayması da O’nun ayetlerindendir. Ve O, dilediği zaman onların hepsini toplamaya güç yetirendir.

Casiye; 4: Ve sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı dabbehlerde/ canlılarda da kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.

Enfal; 22: Çünkü yeryüzünde devabbın/ canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır-dilsizlerdir.

Görüldüğü gibi bu ayetlerde “dabbeh” sözcüğü, [private] irili ufaklı tüm canlı yaratıklar için kullanılmıştır.

Sebe; 14: Ne zaman ki Biz onun ölümünü gerçekleştirdik, onun ölümüne onlara değneğini yiyen dabbetül arzdan (arz canlısından) başka hiçbir şey delâlet etmedi. (Onun öldüğünü onlara sadece değneğini yiyen dabbetül arz/ yer canlısı/ kurt bildirdi/ gösterdi, yani anlamalarına sebep oldu.) Ne zaman ki yüz üstü yere düştü ortaya çıktı ki: Cinler gaybı (Süleyman’ın bilmedikleri ölümünü) bilmiş olsalardı o alçaltıcı azap (hasret, gurbet esaret, ağır işler, zincire vurulmuşluk) içinde kalmazlardı.

Bu ayette ise “dabbeh” sözcüğü, diğerlerinden farklı olarak “dabbet-ül-arz” tamlaması hâlinde geçmektedir. Bu, farklı bir kullanım olup, “yer canlısı” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu ayetin, “dabbeh” sözcüğünün yine farklı bir tamlama içinde kullanıldığı Neml; 82 ayeti gibi, müstekıllen (bağımsız olarak) ele alınması ve incelenip açıklanması gerekir.

3) Hadislerde “dabbeh”:

“Sağlam” kabul edilen hadis kitabı yazarlarının bir çoğu, başta Buharî, bu “dabbeh” rivayetlerine (söylentilerine) itibar etmemişlerdir. Bunlar içinden Tirmizi ise, kitabının “Tefsir” bölümünde “dabbeh” hakkında Ebu Hüreyre’den şu rivayeti nakletmiştir:

Ebu Hüreyre’den nakledildi ki, O şöyle dedi: “Dabbeh beraberinde Musa’nın asası ve Süleyman’ın mühürü olduğu halde çıkar. Asa ile Mü’minlerin yüzünü cilalar, mührü ile de kâfirlerin burnuna basar. Öyle ki, sofra ehli toplanınca biri diğerine “Ey mü’min!” der, diğeri de “Ey kâfir!” der.”

İmam Tirmizi bu rivayeti Neml suresinin 82. ayetinin tefsiri (!) ile ilgili olarak açıklamaya çalışsa da, ayet incelendiğinde bu rivayetin ayetle uzaktan yakından bir münasebetinin olmadığı görülmektedir. Diğer taraftan bu rivayet, İmam Ahmed, Tayalisî, Nâım İbn hammad, Abd ibn Hâmid, Hasen, İbn Mâce, İbn Cerir, İbn Münzir, İbn Ebi Hatım, İbn Mevdüye, ve Beyhakî tarafından, hep kıyamet alâmetleri bahsinde konu edilmiştir.

İbni Cerir’in, Huzeyfe İbn Esid’den yaptığı rivayette ise bu dabbeh’in üç kere çıkacağı, çıkacağı yerler, ne zamanlar çıkacağı gibi hüccetsiz, mesnetsiz açıklamalar da bulunmaktadır.

Ayrıca, Müslim, Fitneler 118’de ve Ebu Davud, Melahim 12’de yer alan;

İbn-ü Amr İbn-ül-As anlatıyor: Rasülüllah buyurdular ki: “Çıkış itibariyle, kıyamet alâmetlerinden ilki güneşin battığı yerden doğması, kuşluk vakti insanlara dabbehin çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir.”

rivayeti de kıyamet alâmetlerini konu almaktadır ve Neml; 82 ayeti ile hiç alâkası yoktur.

Bir çok hadisçinin itibar etmediği bu rivayetler, cahil zümrelerce allanıp pullanıp çeşitli şekillere sokulmuştur. Allama pullama işlemlerinin ilki; rivayetlerdeki “dabbeh” sözcüğünün, rivayet asıllarında olmamasına rağmen tercümelerin hepsine “el-arz” eklemesi ile “dabbet-ül-arz” olarak geçirilmesidir. Sonraki allayıp pullamaların tümü de bu uydurulmuş “dabbet-ül-arz” ifadesi üzerinden yapılmıştır. Dolayısıyla bu açıklamaların tamamı mesnetsizdir ve yapanların kişisel anlayışını yansıtmaktadır; dinî değeri yoktur, olamaz.

“Dabbeh” kıyamet alâmetlerinden midir?

Bu sözcük tamamen kıyamet alâmetlerinden biri olarak bahse konu edilmiş ve hakkında hep bu yönde martavallar uydurulmuştur. Bu sebeple de sözcük, bu anlam ekseninde kabul edilmiştir.

Aslında Neml 82 ayetinin yanlış anlaşılmasında, “dabbeh” sözcüğünün yanlış anlamda kabulü kadar, yabancı kültürlerin de payı vardır. Meselâ; Yuhanna İncili’nin Vahy bölümünün 18. kısmı ve devamı, böyle bir yaratıktan (yerden çıkan canavar) bahsetmektedir. Diğer taraftan Yahudilikte de buna benzer bir inanç mevcuttur. Nitekim yukarıda örneklerini verdiğimiz türdeki rivayetleri Müslümanlar arasına sokanlar, Ebu Hüreyre ve Vehb ibn Münebbih gibi Yahudi kökenli kimselerdir.

Sebebi ne olursa olsun, sonuç olarak “dabbeh” sözcüğü gerçek anlamı dışında zorlama ve uydurma anlamlar kazanmış, hatta kişiselleştirilmiştir. İşte bazı örnekler:

Ragıb-el-İsfehanî’ye göre “Dabbetül arz”, hayvan kabul edilen şerli, zararlı kimselerdir. Bu görüşü benimseyenler, günün adamı Usame bin Laden’i “dabbeh” ilân etmişlerdir.

Bazılarına göre de “dabbeh”; “casus” demektir.

Ali’ye göre “dabbeh”; “sakalı olan bir adam”dır.

Hamdi Yazır’a göre “dabbeh”; “tren, otobüs, uçak ve araba” olabilir.

Fethullah Gülen’e göre “dabbeh”; “Aids virüsü” olabilir.

Said Nursî’ye göre “dabbeh”; “bit salgınıdır, çekirge, kurbağa istilasıdır.”

Yaşar Nuri Öztürk’e göre “dabbeh”; “S. W. Hawking” olabilir.

Hüseyin Hatemi’ye göre de “dabbeh”; “Yaşar Nuri Öztürk’ün taa kendisidir.”

Asıl konumuz; Neml; 82 ayetidir.

Neml; 82: Söz üzerlerine vaki olduğu/ gerçekleştiği zaman onlar için, insanların ayetlerimize gerektiği gibi inanmadıklarını onlara konuşan arzdan bir dabbeh de çıkardık.

Dikkat edilirse bu ayet bağımsız bir cümle olmayıp, bir paragrafın cümlelerinden birisidir. Yani ayetteki konunun, bu ayetten evvel ve sonra başka cümleleri de vardır. Bu ayet, konuyla ilgili diğer ayetler dikkate alınmadan tek başına değerlendirmeye alınırsa, ne zamirler mercilerine gönderilebilir, ne de ayetin ilk sözcüğü olan “vav-ı atıfe (ve bağlacı)” ilgili yere bağlanabilir. Bize göre şimdiye kadar yapılmış olan hatalar hep bu yüzden meydana gelmiştir. Dolayısıyla bu ayetin ve içinde geçen “dabbet-ün-min-el-arz” ifadesinin iyi anlaşılabilmesi için, ayetin içinde bulunduğu paragrafın tümünün (Neml; 67-85. ayetler) ele alınması gerekir:

Neml; 67-85: Ve şu inkâr edenler, “Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip çıkartılacağız. Ant olsun, bu (azap ve dirilme tehdidi), bize ve daha önce atalarımıza vadedilmişti. Bu, ancak geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir.” dediler.

De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçluların-günahkârların sonlarının nasıl olduğuna bir bakın.”

Sen onlara karşı hüzne de kapılma ve onların kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da sıkıntı içinde olma!

Ve: “Eğer doğruyu söyleyenler iseniz, bu vadedilen (azap) ne zaman?” diyorlar.

De ki: “Belki de çabuklaştırmakta olduğunuzun bir kısmı size yetişmiştir bile.”

ve hiç şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf sahibidir de, velâkin onların çoğu şükretmiyorlar.

Şüphesiz, senin Rabbin, onların sinelerinin gizli tutmakta olduklarını da, açığa vurduklarını da kesin olarak bilmektedir de.

Ve gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta olmasın.

Gerçek şu ki, bu Kur’an İsrailoğullarına, hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatmaktadır.

Ve gerçekten o (Kur’an), müminler için bir kılavuz ve bir rahmettir.

Şüphesiz senin Rabbin onların arasında kendi hükmü ile karar verir. O, üstün olandır, bilendir.

Öyleyse sen, Allah’a tevekkül et; şüphesiz sen apaçık olan hak üzerindesin.

Gerçekten sen, ölülere dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçtıkları zaman sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

Sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici de değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere -ki onlar teslim olanlardır- söz dinletebilirsin.

Söz üzerlerine vaki olduğu/ gerçekleştiği zaman onlar için, insanların ayetlerimize gerektiği gibi inanmadıklarını onlara konuşan arzdan bir dabbeh de çıkardık.

Ve her ümmetten (önderli topluluktan) ayetlerimizi yalan sayanlardan bir grup topladığımız gün, artık onlar tutuklanıp dağıtılırlar.

Ve geldikleri zaman, O (Allah) der ki: “Siz benim ayetlerimi, bilgi bakımından kavramadığınız hâlde yalanladınız mı? Ya da ne yapıyordunuz?”

Zulmetmelerine karşılık, SÖZ kendi aleyhlerine gerçekleşmiş bulunmaktadır, artık onlar konuşmazlar da.

Görüldüğü gibi bu paragrafta Yüce Allah bizleri uyarmak için mahşer ile ilgili ayrıntılar bildirmekte ve konumuz olan ayet de bu uyarı pasajının bir cümlesini teşkil etmektedir. Ancak, ayetin ve konunun anlaşılabilmesi için önceden öğrenilmesi lâzım gelen bir ifade vardır ki bu “SÖZ ifadesidir. Bu ifade Kur’an’ın başka ayetlerinde de geçmektedir:

Ya Sin; 7: Ant olsun, onların çoğu üzerine Söz hak olmuştur. Artık onlar inanmazlar.

Ya Sin; 70: Diri olanları uyarmak ve kâfirlerin üzerine Söz’ün hak olması için.

Neml suresinin 82. ve 85. ayetlerinde “gerçekleşmiş olan SÖZ” olarak vurgulanan “söz”ün ne olduğu ise yine Kur’an’dan öğrenilebilir:

Secde; 13: Ve eğer Biz dileseydik her nefse (kişiye) hidayetini verirdik. Velâkin Benden: “Bütün insanlar ve cinlerden (herkesten) cehennemi elbette tamamen dolduracağım.” sözü hak olmuştur.

Hud; 118-119: Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet (önderli topluluk) kılardı. Oysa onlar anlaşmazlığı sürdürmektedirler.

Rabbinin rahmet ettiği kişiler hariç. Onları işte bunun için yarattı. Ve Rabbinin Söz’ü; “ANDOLSUN, CEHENNEMİ CİNLERDEN VE İNSANLARDAN, ONLARIN TÜMÜNDEN DOLDURACAĞIM.” tamamlanmıştır.

Ayetlerden açıkça görülüyor ki Yüce Allah bir karar vermiş, bir takdirde bulunmuştur. Buna göre Rabbimiz; kâfirleri cezalandırılacak, cehennemi ins ve cinnden (herkesten) dolduracaktır. Bunun için de insanları mahşerde toplayıp onlardan hesap soracaktır. İşte ayette konu edilen “söz” budur, yoksa bir çok mealdeki gibi kıyamet falan değildir

Neml; 82 ayetinin tahlili:

Ayet “ve” bağlacıyla başlamaktadır. Bu ise, yukarıda vurguladığımız gibi, ayetin iptidaî bir kelâm olmayıp, bir konunun devamı olduğunu gösterir. Ama piyasadaki tefsir (!) ve meallerde bu husus maalesef hiç dikkate alınmamıştır.

Ayetteki “VAKAA” sözcüğü “fiil-i mazi”dir, yani geçmiş zaman kipindedir. Demek ki, kıyamet kopmuş, yeryüzü yok olmuştur. Zaman “haşr” zamanıdır, gün hesap verme günüdür. Suçlular, cehennemi doldurmak üzere hesaba çekilmektedir. Ayetteki ifadelerin, kıyametle veya kıyametin yaklaştığı bir zaman dilimiyle hiç mi hiç alâkası yoktur. Piyasalarda mevcut meal ve tefsirlerin (!), bu cümleyi İstikbal (gelecek zaman) kipiyle çevirmiş olanları kesinlikle yanlıştır. Zaten “dabbeh”i kıyamet alâmetlerinden sayan kabul de bu yanlıştan kaynaklanmaktadır.

Kur’an’da “dabbeh”in kıyamet alâmeti olduğuna dair hiçbir veri olmadığı gibi, “dabbeh”i kıyamet alâmeti olarak gösteren uyduruk kitap ve benzeri şeyler, bu asılsız iddialarına “sahih sünnet” denilen rivayetlerden bile bir destek bulamamışlardır; mesnetsizdirler. Kıyamet alâmetleri, yani kıyametin kopması sürecindeki olaylar Kur’an’da Kamer, Kıyamet, Tekvir, İnfitar, İnşikak, Ğaşiye ve Kaaria surelerinde bizzat Allah tarafından açıklanmıştır.

Neml suresinin 67-85. ayetlerinden oluşan paragrafta ise, “mahşerdeki hesap sorma ve hesap verme”den bahsedilmektedir. Bu ayetlerde mahşer anındaki olaylardan bir safha, insanlarca iyi anlaşılması için, temsilî bir anlatımla, sanki bir tiyatro sahnesi gibi gözler önüne sunulmuş, sergilenmiştir. Bilindiği gibi Yüce Allah, bizleri inzar/ uyarmak için mahşer sahnelerini oyuncularıyla, dekorlarıyla, aksesuarlarıyla ve de replikleriyle Kur’an’ın bir çok yerinde tekrarlamıştır. İşte iki örnek:

Fussılet; 19-25: Allah’ın düşmanlarının bir araya getirilip toplandıkları gün artık onlar, ateşe dağıtılırlar.

Sonunda oraya geldiklerinde, onların işitme, görme duyuları ve derileri yaptıkları şeyler ile ilgili kendi aleyhlerinde şahitlik ederler.

Ve onlar kendi derilerine, “Niye aleyhimize şahitlik ettiniz?” dediler. Dediler ki: “Her şeyi konuşturan Allah, bizi konuşturdu ve sizi ilk defa O yarattı ve ona döndürülmektesiniz.

Siz, işitme, görme duyularınız ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Velâkin yapmakta olduklarınızın bir çoğunu Allah’ın bilmeyeceğine inandınız.

İşte bu sizin inancınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz inancınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayanlardan oldunuz.”

Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer özür bildirmeye çalışsalar onlar özrü kabul edilecekler değildirler.

Biz onlara karinleri (bir takım yakınları/ İblislerini) kabuk gibi üzerlerine kaplattık, onlar da, önlerinde ve arkalarında olanları kendilerine süslü gösterdiler. Cinnlerden ve insanlardan (herkesten) kendilerinden önce gelip geçmiş ümmetlerde yürürlükte olan SÖZ onların üzerine hak oldu. Şüphesiz onlar, hüsrana uğrayanlar idiler.

Ya Sin; 63-65: İşte bu, size vadedilmiş olan cehennemdir.

İnkâr etmiş olduğunuz şeylere karşılık olmak üzere bugün oraya girin.

Bugün Biz onların ağızları üzerine mühür vururuz; Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere şahitlik eder.

Min-el arzı / yeryüzünden

Ayetteki bu ifadede “harf-i cerr” olan “min” edatı için gelenekçiler, “çıkardık” fiilini müteallek olarak kabul etmişler ve ifadeyi “Yeryüzünden bir dabbeh çıkardık” mealinde aktarmışlardır. Bize göre ayeti anlamaya engel yanlışların bir tanesi de budur. Çünkü, mahşer anında bizim bildiğimiz yeryüzü olmayacaktır ki ondan (yeryüzünden) “dabbeh” denilen şey çıkarılsın. Arapça dil bilgisi kuralları gereği her “harf-i cerr”e mutlaka bir müteallek gerektiğine göre, bizim düşüncemiz ifadedeki “min” “harf-i cerr”ine müteallek olarak mukadder “kaineten veya “mamuleten” mana fiillerinin öngörülmesi yolundadır. Bu takdirde ifade; “yeryüzünden yapılmış bir dabbeh” anlamına gelmektedir. Yani “dabbeh”, arz/ yeryüzü maddelerinden yapılmıştır; canlı (bazılarının ileri sürdüğü gibi “melek” cinsinden) değildir.

İnsanların Allah’ın ayetlerine gerektiği gibi inanmadıklarını” konuşur

Dikkat edilecek olursa “dabbeh”, insanlarla değil, insanlara konuşacaktır. Bu demektir ki, bu konuşma “dabbeh” tarafından tek taraflı yapılacaktır. Yani insanlarla karşılıklı bir diyalog söz konusu değildir. Bu konuşma da sadece, insanlara, Allah’ın ayetlerine gerektiği gibi inanmadıklarının duyurulmasından ibarettir.

Peki, bu “dabbeh” ne olabilir? Cansız maddelerden yapılmış, hareket eden, konuşan bir şey? Sanki bir teyp, televizyon, video, bilgisayar, robot … ya da günümüzden kıyamete kadar olan zamanda geliştirilecek başka bir cihaz?

Tefsirciler (!) arasında “dabbeh” üzerinde en fazla duran ve meseleyi önemseyen İbn-i Kesir’dir. Ama o da “dabbeh” sözcüğünü kıyamet alâmetleri sadedinde açıklamış, bu konudaki rivayetlere (söylentilere) geniş yer vermiş ve bu rivayetleri (söylentileri) aşamamıştır. Konunun sonunu da “Bütün bunlar tartışma götürür.” diye bitirmiştir.

Bir diğer tefsirci (!) İbn-i-Abbas ise, ayette geçen “tükellimühüm (onlara konuşur)” ifadesini iyi anlayamadığı için, işin içinden çıkamamış ve ifadeyi “tekellimühüm (onları yaralar)” şeklinde okumuştur. İbn-i-Abbas’ın ifadeyi bu şekilde okuması, tabiî ki onun yaşadığı çağda cansız maddelerden yapılmış bir aletin, bir makinenin konuşmasının, hareket etmesinin hayal bile edilememesinden kaynaklanmaktadır.

İlerdeki çağlarda, bugünkü bilgimizle yukarıda saydığımız duyuru cihazları mutlaka “ilkel” olarak nitelenecek ve o zaman “dabbeh” sözcüğünü, yine cansız maddelerden yapılmış ve insanlara duyuru yapan, ama o zamanki günün modern araçları ifade edecektir.

Sonuç olarak “dabbeh”, mahşerde ortaya çıkarılacak olan, yeryüzü maddelerinden mamul bir çeşit yayın aracıdır ki, kendisine yüklenmiş olanı (insanların Allah’ın ayetlerine gerektiği gibi inanmadıklarını) yayınlayacaktır/ anons edecektir.

İşte Neml suresinin 82. ayetinin orijinalinde anlatılan bunlardır. Bu vesile ile bizim en büyük sevincimiz, yazımızı okuyanların Kur’an ile bir nebze daha tanışmış, yakınlaşmış olmasıdır.

Artık, “gaimen bil gıst (etki altında kalmayan bilgin) ve mutahher (hurafelerden temizlenmiş)” olanların, din ve dil bilginlerinin kendilerini gösterme zamanı gelmiştir, geçmektedir! 25 10 2001

Hakkı YILMAZ

hakkiyilmaz@istekuran.com

www.istekuran.com

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Hakkı Yılmaz

[/private]

Reklamlar

14 thoughts on “Dabbet ül Arz nedir ?

Add yours

  1. Dabbet-ül Arz Kıyamet Alameti Değildir

    Bizlere öğretilen bilgi Dabbet-ül Arz’ın bir Kıyamet alameti olduğudur. Bakalım bu bilgi Kur’ana dayanmakta mıdır?

    Neml 82. O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar için bir dâbbe/debelenir gibi yürüyen bir canlı çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

    Neml 83. O gün her ümmetin içinden ayetlerimizi yalanlayanlardan bir zümre derleriz de onlar, toplu halde ortaya sürülürler.

    Neml 84. Geldiklerinde Allah onlara: “Ayetlerimizi, ilminiz onları kuşatmadığı halde inkâr mı ettiniz yoksa ne yapıyordunuz?” der.

    Neml 85. İşledikleri zulümler yüzünden o söz tepelerine inmiştir; artık tek kelime söyleyemezler.

    Neml 82,83,84 ve 85’i beraber okursak “o söz başlarına indiğinde” denilerek kıyamet öncesinden mi yoksa ahiret ortamından mı bahsedildiğini anlarız.

    O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler. (Neml Suresi, 82)

    Bu ayeti anlayabilmek için öncelikle ‘O söz başlarına geldiği zaman’ ile neyin kastedildiğine bakmamız gerekiyor.

    Acaba “o söz” kelimesi Kuran’da ne şekilde kullanılmıştır.

    İnternette birkaç yerde turladım ve şu bilgileri buldum. “Söz” kelimesinin Arapçadaki karşılığı “kavl”dir. Kur’anda bu kelime 4 farklı anlamda kullanılmıştır:

    1-) Müminlerin güzel ve maruf sözleri, insanlara yaptıkları tebliğ ve konuşmalar anlamında kullanılmıştır. (Bakara 263, Nisa 8 )

    2-) Kuran’ı -Allah’ın sözünü- tanımlamak adına kullanılmıştır. (Tarık 13, Tekvir 19,25, Muminun 68, Hakka 40-42)

    3-) Allah’ın sözünün -vaadinin- gerçekleşmesi olarak kullanılmaktadır. (Secde 13)

    “Söz” kelimesinin 3. anlamda kullanıldığı ayette görüldüğü gibi Allah’ın vaat ettiği sözü, cehennemin inkar eden insan ve cinlerle tamamen doldurulması, azabın insanlar üzerine hak olmasıdır. “O söz” gerçekleştiğinde inkar edenler sonsuz cehennem azabıyla karşılaşacaklardır.

    4-) Allah’ın yıkımı ve azabı olarak kullanılmıştır. (Saffat 31, İsra 16, Muminun 27, Kasas 63, Yasin 7,70, Fussilet 25, Ahkaf 18, Neml 85)

    “Söz” kelimesinin 4. anlamda kullanıldığı ayetlerde görüldüğü üzere Allah’ın sözü tüm inkar edenler için “büyük bir helak ve sonsuz bir azap”tır. Üzerine “söz hak olmuş” olan kimseler için bir kurtuluş, çıkış ya da kaçış yolu yoktur. Onlar hem dünyada hem de ahirette büyük bir azaba uğrayacak, bu azaptan hiçbir şekilde uzaklaşamayacaklardır. Çünkü bu, Allah’ın vaadidir ve Allah vaadinden dönmez.

    Şimdi gelelim bizim konumuza. “Söz” kelimesi dört farklı anlamda kullanılmıştır ama acaba Neml Suresi 82’de geçen “O söz” hangi anlamda kullanılmıştır. Bunu bulmak için Neml Suresindeki 82. ayetin devamına bakmamız gerekiyor.

    82. O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

    83. O gün her ümmetin içinden ayetlerimizi yalanlayanlardan bir zümre derleriz de onlar, toplu halde ortaya sürülürler.

    84. Geldiklerinde Allah onlara: “Ayetlerimizi, ilminiz onları kuşatmadığı halde inkâr mı ettiniz yoksa ne yapıyordunuz?” der.

    85. İşledikleri zulümler yüzünden o söz tepelerine inmiştir; artık tek kelime söyleyemezler

    Bu ayetlerden anlaşılıyor ki “ o söz tepelerine inmiştir “ denilerek ahiret alemine, mahşer meydanına, sonsuz azabın başlayışına, dolayısıyla kıyamet gününe işaret edilmiştir diyebiliriz. Demek ki üçüncü yada dördüncü anlam geçerli olabilir.

    İşte -yerden bir dabbe- bu kıyamet sonrası zamanda çıkarılacak ve “insanlara Allah’ın ayetlerine gereği gibi inanmadıklarını” söyleyecek. Dikkat edilirse sadece “söyleyecek”, tutup da bu ayetlerin tefsirini falan yapmayacak yada detaylı bir şekilde ayetlerle öğüt falan vermeyecek. Zaten iş işten geçmiş. Hesap bitmiş, kitap kapanmış. İnsanlara “yanıldıklarını” söylemek kalmış. Ayrıca bu “dabbet” ayetlerin yedi yada kırk farklı yorumu ile uydu üzerinden millete vaaz falan vermeyecek. Yada internet üzerinden yayın yaparak insanların Allah’ın ayetlerine gereği gibi inanmaları için faaliyette bulunmayacak. Ayetlerde bu konuda bir açıklama bulamadım ben. Bu benim gördüğüm, tabiki yanılıyor olabilirim. Ayrıca ayette Dabbe’nin ne olduğu değil ne yaptığı anlatılıyor. Dolayısıyla ne olduğuna dair tahminlerde bulunmak spekülasyon yapmaktan öteye geçmeyecektir. Hem eğer çok gerekli olsaydı Allah bu konuda detay verirdi.

    Burada çok önemli bir nokta daha var. 83. ayette “O gün her ümmetin içinden ayetlerimizi yalanlayanlardan bir zümre derleriz de onlar, toplu halde ortaya sürülürler.” deniliyor. Demek ki konu sadece ümmeti Muhammed ile alakalı değil. Her ümmetin içinden yalanlayıcılara seslenecek bu “DABBE”. Ve yine bu dabbe sadece belli bir zaman diliminde yaşayan örneğin biz ve bizden sonrakilere seslenmeyecek. Tüm ümmetler onun muhatabı olacak. Daha doğrusu 84. ayette söylendiği gibi -ayetleri “ilimleri onları kuşatmadığı halde” inkar eden- yalanlayıcı insanların tümünü muhatap alacak bu dabbet. Allah bu “dabbe” aracılığı ile o insanlara kelam edecek belki de. Direkt seslenmeyecek dabbe aracılığı ile bunu yapacak belki de. (En doğrusunu Allah bilir…)

    Burada tek sorun kalıyor. O da “Arz’dan bir Dabbe” konusu. Dabbe Arz’dan çıkarılacak. Acaba buradaki “Arz” ile dünyamız mı kastediliyor yoksa mahşer meydanı mı? Dünyamız kastediliyorsa başa dönmemiz gerekir değilse sorun yok. Ayetlerde mahşer meydanı için yada kıyamet sonrası toplanılacak mekan için “arz” kelimesi kullanılıyor mu acaba?

    Acaba Arz kelimesi hangi ayetlerde geçiyor? http://www.kurandaara.com isimli siteden yeryüzü=arz kelimelerini tarattım ve konuyla ilgili iki ayet buldum. Kur’an’da kıyamet sonrası toplanılacak mekan, hesaba çekileceğimiz ortam ve mahşer meydanı anlatılırken “ARZ” kelimesi kullanılıyor. Böylece, ahiret gününde -Dabbet’in ARZ’dan çıkarılması- hususu da netliğe kavuşmuş oldu kanaatindeyim.

    Buradan anlaşılıyor ki ‘dabbet’ ne dünya hayatıyla alakalı bir konu ne de bir kıyamet alameti.

    Yeryüzü (=ARZ) Rabbinin nuruyla parıldamış, Kitap ortaya konmuş, peygamberler, tanıklar getirilip aralarında hakla hüküm verilmiştir. Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar. (Zümer 69)

    Düşün o günü ki, dağları yürüteceğiz; yeryüzünü(=ARZ) çırıl çıplak göreceksin. Onları mahşer meydanına toplamışızdır, hiçbir kimseyi geride bırakmamışızdır. (Kehf 47)

    http://www.hanifdostlar.com/forum_posts.asp?TID=2384

  2. Alperen kardeşim / dostum… Hoş geldin… Bu kadar materyali takip etme konusunda senden iyisini görmedim.

    Allah razı olsun…

    Dua ile…

  3. Dabbenin hint dili kökenli bir kelime olduğuınu duymuştum .’örümcek ağı gibi yayılan’ manasına geliyormuş.Birde eğer kyamet alameti olarak kabul edersek,demekki geçmiş zamanda var olmayan ahir zamanda ortaya çıkan bir varlık olmalı diye düşünüyorum.Bu da teknolojik bir olaya işaret ediyor olabilir…

  4. Merhabalar Dostum

    “Kur’an Odaklı Müslümanlık” yegane gerçek ve tek geçerli Müslümanlıktır. İnsanımıza ve camianıza siteniz aracılığıyla bu hayati mesajı en güzel surette duyurduğunuza inanıyorum ve sizi yürekten kutluyorum.

    Muhabbetle, Alperen

  5. dabbe var yada yok tam olarak bilmiyorum. ama ilk izlediğim de gerçekten 1 ay boyunca lavoboya bile gidemedim o anlamda çok kork tum ama sonra geçti birde eyer varsa bu dabbe ler şöyle kıyamet kopacakmış. cuma günü 9 dan sonra sessizlik olduğu zaman insan lar duruşun ca o zaman dabbe ler yer altın dan çıkarak insan ları teker teker öldürecekmiş

  6. # eylül Diyor:
    18 Apr 2007 12:04 pm e

    ya ben anlamadım dabbe tam olarak ne demek acıklarsanız sewinirmmmmmmmmmmmmmmmm:((
    # oğuz Diyor:
    18 Apr 2007 1:52 pm e

    Dabbe diye birşey var olabilir ama dünya’ya gelmez ben de çoçuğum ama ben hiç etkilenmedim lütfen çoçukların aklına böyle sözler sokmayın çok ama çok saçma!!!
    # REYHAN Diyor:
    23 Apr 2007 6:26 am e

    ben dabbenin olup olmadığını anlamadım kısaca anlatır mısınız?rica ederim
    # zeynep Diyor:
    23 Apr 2007 6:30 am e

    anlatın dabbe var mı yok mu
    # mucahit Diyor:
    23 Apr 2007 9:15 pm e

    ya dayı öyle solemeyin dabbetül arz gerçek kıyamete yakın bir zamanda cıkacaktır..bu kurandada geçiyor allah tan daa ii mi bileceksiniz (töbe estağfirullah) neyse ama şu gerçek dabbetül arz var ve bir gün dünyaya gelecek ama filimindeki gibi email atarak deil tabiki bunu sakın unutmayın
    # mucahit Diyor:
    23 Apr 2007 9:18 pm e

    dabbe gerçektir bunun unutmayalım….bu kurandada geçmekterdir neml suresimi neydi 82 . ayet olması lazım bi bakın …ama şu bir gerçektir dabbetül arz bir gün dünyaya gelecektir …ama email atarak deil tabiki (filmindeki gibi ) AMA YİNE ÜSTÜNE BASARAK DİYORUM DABBETÜL ARAZ GERÇEKTİR ….!!!!
    # mucahit Diyor:
    23 Apr 2007 9:19 pm e

    dabbetül arz vardır ……
    # mucahit Diyor:
    23 Apr 2007 9:19 pm e

    neml suresi mi neydi ole bir sre ve o surenin 82 . ayeti size her şeyi açıklar
    # ali Diyor:
    24 Apr 2007 10:53 am e

    dabbe vardır topraktan çıkacaktır
    # osman Diyor:
    24 Apr 2007 10:56 am e

    dabbe kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacaktır cinler dabbenin emrine girecek…………………..
    # Ali Aksoy Diyor:
    24 Apr 2007 11:24 am e

    Selam….

    Yazının sahibi Kuran’dan konuşuyor, Alperen hariç yorumcular “göbekten” …

    Yorum yazın tabi, yazmayın demiyorum ama biraz da tutarlı olmasına dikkat edin arkadaşlar…

    Yazının yazarı Kuran’ı yorumlamakta yanılmış olabilir. Varsa bildiğiniz bunu ortaya koyun.

    Yine de görüşlerinizi bildirdiğiniz için teşekkürler.
    # firdevs Diyor:
    25 Apr 2007 1:33 pm e

    dabbetur arz nasıl biri?
    # hakan.. Diyor:
    27 Apr 2007 5:01 pm e

    27/82- *Ahd edilen/Emredilen/Söylenen başlarına geleceği/vuku bulacağı zaman, yerden/yeryüzünden/Arz’dan bir dâbbe çıkarırız ki; onlara insanların âyetlerimize TAM/Kesin iman etmemiş olduklarını söyler.
    *(قَوْلُ)Vâd/Ahd edilen/Emredilen/Söylenen ==> كلمة . أمر . نبأ . رسالة . القَوْل . وَعْد . عَهْد
    27/82. Ayette; Öncelikle bilinmesi gereken şudur ==> Allah’ın olacağını AHiD ettiği = insanların başlarına gelecek olan şey nedir? Ayeti en doğru şekilde anlamak için; *Siyak ve Sibakına bakalım:
    فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّكَ عَلَى الْحَقِّ الْمُبِينِ
    27/79- O halde sen Allah’a tevekkül et. Şüphesiz ki sen, apaçık bir hak üzerindesin.
    إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاءَ إِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ
    27/80- Şüphesiz ki sen, ölülere işittiremezsin, sırtını dönüp giden sağırlara da daveti işittiremezsin.
    وَمَا أَنْتَ بِهَادِي الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْ إِنْ تُسْمِعُ إِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ
    27/81- Sen körleri sapıklıklarından çevirip hidayete getirecek değilsin. Ancak kim âyetlerimize iman etmişse (onlara duyurabilirsin). Onlar müslümanlardır.
    وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ
    27/82- Ahd edilen/Emredilen/Söylenen başlarına geleceği/vuku bulacağı zaman, yerden/yeryüzünden/Arz’dan bir dâbbe çıkarırız ki; onlara insanların âyetlerimize TAM/Kesin iman etmemiş olduklarını söyler.
    وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ فَوْجًا مِمَّنْ يُكَذِّبُ بِآيَاتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ
    27/83- Ve her ümmetin âyetlerimizi yalan sayanları gurup gurup toplayacağımız mahşer gününde, artık onlar bir arada tutulup (hesap yerine) sevk edilirler.
    حَتَّى إِذَا جَاءُوا قَالَ أَكَذَّبْتُمْ بِآيَاتِي وَلَمْ تُحِيطُوا بِهَا عِلْمًا أَمْ مَاذَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
    27/84- Nihayet (oraya) geldikleri zaman (Allah) der ki: “Siz benim âyetlerimi, ilmen (ne olduğunu) kavramadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa yaptığınız başka neydi?”
    وَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا يَنْطِقُونَ
    27/85- Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz/ahd gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
    Buradan açık seçik anlaşılıyor ki bu qawl/söz/ahd…den kasıt, kıyametten başka şey değildir. Sıra geldi “Dabbet-ül Arz”ın Kur’an verisine göre nasıl anlaşılması gerektiğine. Yukarıda kelime anlamları itibarıyla hangi manalara geldiğini belirtmiştik. Asıl amacımız bu anlamlar arasında Kur’an en çok veya tamamen hangi anlamı ön plana çıkarmış, buna bakmak….
    وَفِي خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِنْ دَابَّةٍ ءَايَاتٌ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ
    45/4- Sizin yaratılmanızda ve yeryüzüne yaydığı dabbeden toplumlar için, TAM/Kesin ayetler/ibretler vardır.
    Bu ayette Allah açıkça insanları diğer canlılardan/dabbe den (omurgalı-omurgasız-tek hücreli..vs) ayırdığını görüyoruz. (Sizin…….dabbe……)

    وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌ أَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ
    6/38- Arz’daki dabbeden ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan hiç bir tanesi yok ki; sizin ümmet/topluluğunuz gibi emsal teşkil etmemiş olsun. Biz Kitap’ta tefrit (ölçüsünden eksik) olabilecek şeyden bırakmadık. Sonra hepsi toplanıp Rabb’lerine haşrolurlar.

    ….Topluluk/ümmet yönüyle SIZIN gibi dendiğine göre, yine Allah burada dabbe canlısı ile insanı ayırıyor.
    وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِنْ مَاءٍ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاءُ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
    24/45- Ve Allah tüm dabbeyi sudan yarattı. Kimileri karnı üstünde sürünür, kimleri iki ayağı üstünde yürür, kimileri ise dört ayağı üstünde yürür. Allah neyi dilerse (onu) yaratır. Kuşkusuz, Allah her şeye kadirdir.
    İnsanın yaratılışının çamur/topraktan (salsal) olduğunu biliyoruz. O halde Allah: …Allah tüm dabbeyi sudan yarattı….sözüyle insanları ile insan dışındaki yeryüzü canlılarını ayırdığını anlıyoruz.
    وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
    29/60- Kendi rızklarını yüklenemeyen/elde edemeyen nice dabbe vardır ki; Sizin de onların da rızkını Allah verir. Ve O, her şeyi işitir, her şeyi bilir.
    Keza burada da aynı ayrım var: …..nice dabbe vardır ki; Sizin……..
    فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَى مَوْتِهِ إِلَّا دَابَّةُ الْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَأَتَهُ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ أَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهِينِ
    34/14- Sonra onun ölümüne hükmettiğimizde, onlara onun ölümünü sezdiren olmadı, ancak, arzın/yerin dabbesi dayandığı asasını yiyordu. Bu sebeple yere yıkıldığında beyan/belli oldu ki; şayet cinler gaybı bilseler idi, alçaltıcı azapta bekleyip durmazlardı.
    Bu ayette de yerden bir canlının Hz. Süleyman’ın asasını kemirdiği/yediği (تَأْكُلُ مِنْسَأَتَهُ asasını yiyordu) açıkça anlaşılıyor
    # hakan.. Diyor:
    27 Apr 2007 5:26 pm e

    SİZ DAHA İNANMAYIN DURUN AMA BİR GÜN GELECEK VE SİZ İNANMAYANLAR İÇİN ÖYBİR KIYAMET GÜNÜ OLACAKKİ İŞTE O ZAMAN HER SEYİM ALLAH TAN OLDUĞUNA İNANACAKSINIZ FAKAT ARTIK GERCEKTEN GEC BİR VAKİT OLACAK…..
    DİNİZE İNANIN VE GERCEKLERİNEDE İNANMAK İSTERSENİZ ARASTIRIN VE BUNUN FARKINA VARACAKSINIZ….
    DABBE-TÜL-ARZ GERCEKTİR ALLAH’IN EMRİDİ…
    Dabbe perdeyi aralamış ve gerçekler ters-yüz olmaya başlamıştır. Kıyametin son alameti artık her yerdedir…
    # ipek kara Diyor:
    13 May 2007 3:59 pm e

    dabbe varmı bilmiyorum ama 3 harflinin insanlara gözükdügünü biliyorum.3 harfli ne diye soruyorsanız CİN sakın agzınıza almayınnnnnnnn evinize girerrrr…..
    # Selin Diyor:
    18 May 2007 11:52 am e

    DABBE-TÜL-ARZ die bişey var ve cinleri kullanarak insanlara eziyet edecek… kıyamete yakın bi zaman da ortaya çıkacak. bunu okuyan herkez ibadetlerini yerine getirsin ve allah’a bol bol dua edin bizi bi tek ALLAH koruyacak ondan başka inanacağımız kimse yok ne olur ALLAH’IN emir ve yasaklarını yerine getirinnn.. bilmiyorum ama allah yolundan olursak ibadetlerimizi tam tastik yerine getirirsek belki kıyamet gününde canımız fazla yanmaz ve bide bol bol selavat getirin ve peygamber efendimizin ruhuna gönderin. belki yardım ederler bize dabbe nin geldiğinde ve kıyamet gününde her kez ALLAHA EMANET OLSUN Aminnn…
    # sedat karamanlar Diyor:
    18 May 2007 4:05 pm e

    Yaşadığımız evren iç içegeçmiş boyutlardan oluşan sonsuz bir boşluk.Sogan gibi iç içe kabuksal geçmiş her boyutun kendine has bir dokusal,maddesel ve enerjetik yapısı var.Bizler şu an 3. evrim boyutunda yaşıyoruz.Ve 4. evrim boyutuna geçiş sürecimize çok az kaldı.Kutsal kitaplarda Kıyamet olarak sembolize edilen olay da bu sürecin başlangıcıdır.2012-2014 yıllarında bu süreç hissedilir derecede kendini gösterecek.Ve hücresel enerjisini 4. evrim boyutuna uygun seviyeye getirmiş ve yükselmiş olanlar kendilerini bir anda 4 evrim boyutunda bulacaklar.Bir zaman gelecek dünyada 3. evrim boyutunda yaşam süren kimse kalmayacak ve 4. evrim boyutu dünyaya tamamen açılacak.Dünyada şuan bizlerle birlikte ancak başka boyutta yaşamını idame ettiren AGARTHA uygarlığı kendini gösterecek ve 4. boyutla ilgili bilgiler verecek.Dabbe bu haberci varlıklar olabilir.
    # hakan_09 Diyor:
    20 May 2007 1:17 pm e

    ya arkadaşlar ben bu dabbeden hiç bişey anlamıyorum aceba dabbe varmı varsa nerde, ya bana dabbe hakkında bilgi verebilirmisini
    # hakan_09 Diyor:
    20 May 2007 1:21 pm e

    eğer kur-an-ı kerimde yazıyosa hangi ayetinde ya gerçekten ben bu işten korkmaya başladım
    # SUDE Diyor:
    23 Jun 2007 7:05 am e

    YA ABİ TMM OLABİLİR BOLE BİŞE AMA NİYE KENDİNİZİ BU KADAR KASIYOSUNUZKİ YAAA NASILSA GÜNÜN BİRİNDE KIYAMET KOPUCAK
    # burak Diyor:
    04 Jul 2007 12:54 pm e

    selam arkadas lar ben filimi izledim allah hepimizin yarslm clsl ol sun klyame gunun de alah bize merhamet etsin allahln izniy le kurtulu ruz ogüzel peygamberler mizin icin de yaşarlz

    allah bize ogun leri nasib eylesin allah yardlm clmlz olsun namazlnl ihmal etmeyin lutfen
    # muhammet Diyor:
    16 Jul 2007 12:29 pm e

    dabbe’yi tvde yeniden yayınlayınız. {Tarihi:20.tem.2007 KANAL D’de saat:20:00
    # tolgahan Diyor:
    25 Jul 2007 10:09 am e

    ARKADAŞLAR… DABBE FİLMİNİ ilk izlediğim zaman korkmuştummm!!! gerçekden DABBE diye bişey vardır^^^^’ KURAN-I KERİM de [ 82. ayet ] geçiyordur… inanmayanlar bakabilir… herkese selammlar bana ulaşmak isteyenler msn adresim: { intizar-firari@hotmail.com }
    # samet Diyor:
    28 Jul 2007 11:55 am e

    arkadaslar herkesın yorumunu okudumda bazıları cok guzel acıklamalar yapmıs bazıları ıse sacmalamıs ve kuranda yazanı ınkar bıle etmıs bu olay gosterıyorkı ne kadar cehalet yanı bılgıden mahrum ınsanlar olmamızdır allahın bız kullarına kuran-i kerim aracı ıle bılgılendırmesı yapmamız gerekenlerı solemesı ve bızı nasıl bır gelecek bekledını kuran-i kerımde belırtmıstır bazı arkadaslarda hala allahın bıze verdıklerı bılgıyı ınkar edıyorlar ve cok buyuk gunah ıslıyorlar bıraz arastırmacı bır toplum olsak boyle bazı arkadaslar gıbı sacma sapan yorumlar yapmazdık ve ınanınkı bır gun yaratanım yarabbım ıyınınde kotununde hakkını hak ettını verecektır ona kulluk etmek ona laık olabılmemız ıcın cabalamamız lazım o bıze can verendır bızı bu dunyaya sınamak ıcın yollamıstır bunu untmayalım ve allah yolundan sapmayalım
    # samet Diyor:
    28 Jul 2007 12:05 pm e

    bırde dıkkatımı ceken bır konu var yorum yapan kızların hepsı sacmalamıs demekkı erkekler bu konuda daha bılgılı demek ıstıyorumkı bırakın kım daha guzel kım rukus olaylarını kımle cıksam kıme asık olsam olaylarınıda bırazda allah ıcın yaradan rabbım allah ıcın bılgı edının ve yorum yaparken daha guzel yorumlar yapmaya gayret edın coguda fılımden ornek vermıs fılım sacma bazı yerlewrı harıc ınternetten yayılıyo secılmıs ınsanları alıyo felan ve bır cok sahne fılımde gordunuz gıbı deıl o olay lutfen fılımle kıyaslama yapmayın uzaktan yakından alakası yok merak edenler arastırsın ve orensın
    # sevgi Diyor:
    05 Aug 2007 5:24 pm e

    slm nbr en güzel kanal bu
    # serdar Diyor:
    10 Aug 2007 1:55 pm e

    saçma bu filmler arkadaşlar film saçma idi ama dabbe denilen bişey varmış bunlar ahiret gününde cıkacaklar
    # selva Diyor:
    11 Aug 2007 7:08 pm e

    ya arkadaşlar bakın bi Dabbe ayeti:
    Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir “dâbbe” çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmem
    Kuyruğu olan bir dâbbe değil, sakalı olan bir dâbbedir”, demiş bir erkek olduğuna işaret etmiştir. Fakat meşhur olan bir dâbbe olmasıdır. Şüphesiz Kur’ân’da denildiği için bir dâbbedir. Fakat erkek bir dâbbedir. “Onlara söyleyen dâbbe” denilmesi ise, bunun bir insan olmasını belirtmek için açık bir delildir. iş olduklarını söyler. ” (Neml Suresi 82) Resulullah (s.a.v) buyurmuştur ki:
    Dâbbetü’l-arz, Musa’nın âsası, Süleyman’ın mührü yanında olarak çıkacak, mühür ile müminin yüzünü parlatacak, âsa ile kâfirin burnunu kıracak, insanlar sofraya toplanacak, mümin ve kâfir tanınacak.”
    Bu hadise göre de, dâbbe, maddî ve manevî normalin üzerinde bir kuvvet ve saltanat ile ortaya çıkıp büyük bir İslâm devleti kuracak lider olmuş oluyor. Şüphe yok ki, Musa’nın asasına, Süleyman’ın mührüne sahip olan kimse, büyük bir şahsiyet olacaktır. Hem de kötülerden değil, iyi ve hayırlılardan olacak, bütün müminlerin yüzünü güldürecek, kâfirlerin burnunu kıracaktır. Âyette “Onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler” buyurulması da bunu gerektiriyor. Şu halde buna dâbbe ismi verilmesinin sebebi, onun kâfirlere karşı acımasız olacağını ve Allah Teâlâ’ya göre
    onun meydana çıkarılmasının zor bir şey değil, yerden normal bir dâbbe çıkarmak gibi kolay olduğunu anlatmaktır.
    ayrıca ali bey sende ayetleri değiştirip farklı şekilde sunma keşke sölediklerinin hepsiş yalan olsa yalan der gecerdik ama biraz doğru biraz yalan olunca insanların kafalarını karıiştırıosan vazgec bundan zaten senin neye inandığını bilioruz islamla uğraşmayı bırakkk.inziva_67@hotmail.com
    # şükran Diyor:
    11 Aug 2007 8:37 pm e

    dabbe kokmaz
    # mleih Diyor:
    12 Aug 2007 1:56 pm e

    valla ne bileyim dabbe nasıl bir can alıcı mı yoksa insanları kıyamet gününde öldürecek bir varlık mıdır yoksa yaratıkmıdır

  7. Simdi debbe elbette vardir . Debbenin anlami sudurki bu debbe bir topluluga denir . Bu topluluk hem hayvandan hemde bocek kurtlardan hemde insandan olusurlar . Bunlarin topuna debbetul arz denir .

    Bunun sebebi bu topluluk peygamberlerden olusmasidir . Evet yanlis duymadiniz bu topluluk peygamberlerden olusur ve diger hayvanlar bocekler ise onlarin sozune sadik takipcilerdirki bunlari kiyamet zamani allaha karsi zalim olanlarin ustune yollarlar .

    Iste hz ali geldiginde Bu debbul arzin lideri olacak , ve hz isa gokten cabrail olarak hz aliye yardim edecek .

    Haydiyin kurtulus alidedir .

    Sevgiler

  8. çok güzel olmuş desem yalan olur valla hiç okuyamadım bu kadarınıda biraz zor okurum siz boşuna yazmışsınız başka bişey demiyom hehe!!!!

  9. arkadaşlar bn bu yaşda 2yıldıl dabbe kul arssın varmı yokmu oldunu araştırıyorum yaşim 10 8yaşindan beri araştırmalarım sonucu buldum kuranda dappe geçiyo kura teker teker turkçeye çevirdim ve sonunda dap yazısınıbuldum dabbe kül arz diye bişey var ama onu allah ceza vermiş ve biyere kapatmış ordan insanların dünyasına gelemezmiş ve kıyamette gelip gelmediyi yazmıyo ama cennete gedecek insanlAR KİYEMETİ GOREMİCEKMİŞ TEK KİYAMETLE İLGİLİ BU YAZIYOR. İYİ GÜNLER BU GERÇEKDEN DOĞRU

  10. dabbetül arz–DNA,nın çözülmesi, inanç geninin ,başlarına yanı akıllarına gelip,buluşu yapılması,buda onun ortaya çıkışıdır,parmak izi nasıl konuşuyorsa, gende herkezin dilinde konuşur,konuşma manaların dile gelmesidir selametle …

  11. Dabbe ağı ki Dabbe Yeraltı örgütlenmesidir.Gizlidir sırlıdır ki Süleyman Hükümetinin dayanağı olan adaleti temsil eden Asasını kemirip nihayetinde ikilik çıkararak tarih sahnesinden silmiştir .Yer Halktır.Yerin içi ki halkın içidir.Halkla ,halkın içinde gizlenendir.

  12. bir evliyanın kitabında okumuştum dejenere olmamış gayet eski bir kaynaktı dabbe bir hayvan değil bilakis bizim gibi bir insandır büyük kıyamet alametlerindendir erkek bir dabbe olup evliyadır bütün evliyaların da başıdır peygamberimizin velisidir imtihanı en ağır kişidir eşsiz kalacak fazlasıyla acı ve sıkıntı çekecektir ecri en fazla kişidir allahın seslenip kurtaracağı bir seçkindir çoğu müslüman bilmez ama bilenler de var müslümanlar bu insanı beklemektedir iblisi de öldürecektir kafirlere karşı da acımasız olacaktır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: