Namazın kazası olmaz

KAZA NAMAZI

Kazanın tarifi :

“Herhangi bir mazeret dolayısıyla asıl vaktinde yapılamayan ibadetin, vakit çıktıktan sonra başka bir vakitte yapılmasıdır.”

İşte ibadetin kazasının tanımı bu. Peki vaktinde kılınmayan namazın kazası olur mu? Diğer bir anlatımla; geçmiş namazlar kaza edilir mi? İşte bu konu Müslümanlar arasında, İslam`ın tasvip etmediği tarzda yanlış inanç ve amellerin oluştuğu bir konudur. Din adına toplumdaki bu yanlışın dinimizdeki esas şeklini açıklamak istiyoruz. O nedenle dinimizin ana kaynağı Kur’ân ve onu en iyi anlayan ve uygulayan Peygamber efendimizi dikkate alacağız.

Kur’an’ı kerimde vaktinde kılınmamış namazların kazasına dair açık bir âyet olmadığı gibi buna işaret edecek hiçbir işaret de söz konusu değildir.

Ancak Nisa suresi, âyet 43 :

“Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız dışında- boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız ve yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv’dür, Gafür’dür.”

Allah-ü Teâla, görüldüğü gibi ‘Sarhoş iken ayılıncaya kadar namaza yaklaşmayın’ buyurur. Âyette geçen ’Sükâra’ sözcüğü sadece sarhoşluk anlamına olmayan, ‘bilincin, aklın bulanıklığı, uyuşukluğu’ anlamlarını da ihtiva eder. ’Bilinçli olmak’ ibadetin ana unsuru olduğundan, bilinçsiz iken namaza yaklaşmayın buyrulmaktadır. Bu nedenle namazı vaktinde kılmaya tek engel, bilinçsizliktir. Yani, uyku, unutmak, sarhoşluk, baygınlık, bunaklık ve deliliktir. Bunların dışında hiç bir koşulda namaz terk edilmez. Bu hallerden kurtulunduğu zaman kılınamamış namaz hemen kılınır. Aşağıda sünnet örneğine iyi dikkat edilmelidir.

Sünnet’te ise uykuda veya unutarak vaktinde kılınmamış namazın, uyanınca ve ya hatırlanınca, vaktin dışında hemen kaza edildiğini görüyoruz. Örnekler :

“Enes RA. anlatıyor: Rasulüllah As. buyurdular ki: Kim bir namazı unutacak olursa hatırlayınca onu hemen kılsın. Ona bundan başka keffaret yoktur.”

“Sizden biriniz namaz kılacak vakitte yatmış idiyse veya namaza karşı gaflet etmişse yani unutmuşsa, hatırlar hatırlamaz onu kılsın. Çünkü Allah, ‘Beni anmak için namaz kıl.’ (Ta ha Suresi âyet 14.) buyurmuştur.”

“Ebu Katade RA. anlatıyor: ‘Rasulüllah ile birlikte bir gece boyu yürüdük. Cemaattan bazıları:

“Ey Allah’ın Rasülü! Bize mola verseniz” diye istekte bulundu. Efendimiz:

“Namaz vaktine uyuyakalmanızdan korkuyorum” buyurdu. Bunun üzerine Bilal: ”Ben sizi uyandırırım” dedi. Böylece mola verildi ve herkes yattı. Nöbette kalan Bilal de sırtını devesine dayamıştı ki gözleri kapanıverdi, o da uyuyakaldı.

Güneşin doğmasıyla Rasulüllah uyandı ve :

“Ey Bilal! Sözün ne oldu? diye seslendi ve Bilal: “Üzerime böyle bir uyku hiç çökmedi” diyerek cevap verdi. Peygamber Efendimiz:

“Allah Teala Hazretleri, ruhlarınızı dilediği zaman kabzeder, dilediği zaman geri gönderir. Ey Bilal! Halka namaz için ezan oku” buyurdu. Sonra abdest aldı ve güneş yükselip beyazlaşınca kalktı, kafileye cemaatle namaz kıldırdı.”

Olay şudur:

Hayber’in fethinden Medine’ye dönen Müslüman kafilesi, yorgun ve uykusuzdur. Dinlenip biraz uyumak isterler. Uyanık durup da kafileyi uyandıracak nöbetçi de uyumuş olduğundan uyanıp sabah namazını vaktiyle kılamazlar. Sabah namazını kuşluk vakti kaza ederler.

Bu olay tüm sahih ve muteber hadis kitaplarında değişik rivâyet yoları ve ufak tefek farklılıklarla yer alır.

Bir başka örnek: [private] “Cabir RA. anlatıyor: ‘Ömer, Hendek savaşında bir keresinde güneş battıktan sonra geldi ve Kureyş kafirlerine sövmeye başladı ve bu meyanda: “Ey Allah’ın Rasulü dedi, güneş batmak üzereyken ikindi namazını kılabildim.” Rasulüllah:

“Vallahi ikindiyi ben de kılamadım.” dedi. Beraberce kalkıp Butha’ya gittik. Orada efendimiz abdest aldı, biz de abdest aldık. Güneş battıktan sonra ikindiyi kıldı, sonra da akşamı kıldı.”

Bu hadis de Kütübü Sitte dediğimiz sağlam ve muteber hadis kitaplarında değişik kişilerin rivâyetleriyle ve bazı ekleme ve çıkarmalarla yer alır. Ama işin özü bu.

“Nafi anlatıyor. Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bayılmış ve aklı gitmişti. Baygın iken kılamadığı namazı kaza etmedi.”

İmam Malik der ki: “Doğruyu Allah bilir ya, bana göre bu şundan ileri gelir: vakit çıkmıştır. Ama vakit içinde ayılan, o vaktin namazını kılar.”

“Yine Nafi anlatıyor :

“İbn-ü Ömer RA. dedi ki: ”Kim bir namazı unutur ve bunu imamın arkasında namaz kılarken hatırlarsa, imam selamı verince unutmuş olduğu namazı hemen kısın sonra da imamla kıldığı namazı yeniden kılsın.”

Son iki hadisi şerif, Kütübü Sitte’den Muvatta’da yer alır. İmam Şafii hariç tüm mezhep imamları da bu görüşü benimserler.

Sağlam kaynaklarda yer alan peygamberimize ait sözler ve uygulamalar bunlar. Efendimiz ve onun seçkin arkadaşlarının, keyfi olarak namaz kılmadıkları ve onları aylar, yıllar sonra kaza ederek ödedikleri vaki değildir. Bizlere düşen de onlara harfiyen uymaktır.

Bu konu, tüm din bilginlerince epey tartışılmış bir konudur. Bizim sunduğumuz görüş bu tartışmaların neticesi olmakla birlikte en sağlamının da olduğuna kâniyiz.

Konunun teknik açıklamalarına geçmeden, evvela biz kaza namazını kılacak Müslümanın da bir portresini çizelim:

Anadan doğma Müslüman, çoğu hacı – hoca çocuğu, sağlıklı, genç, dinamik, aklı başında, vakti bol, ama kırkına kadar namaz kılmamış, belki bayramdan bayrama veya cumadan cumaya kılmış. Şimdi geçmişteki kılmadıklarını kılmak istiyor veya kılıyor.”

Yukarıda kazanın tarifini verdiğimiz de ‘Bir mazeret nedeniyle’ ifadesine yer vermiştik. Kur’ân’ı kerime ve peygamberin sünnetine dikkat edilirse, akılsızlığın dışında namaz kılmamaya herhangi bir mazeret veya verilmiş bir ruhsat olmadığını görürüz. Halbuki oruç için ruhsat vardı. Mesela :

Bakara suresi, âyet 183-185 :

“Ey iman sahipleri! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.

Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta olursa ve ya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak, bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.

Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayırımıyla hidâyetten kanıtlar getiren Kur’an onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; o sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiği için Allah`ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulur.”

Dikkat edilirse orucun kazaya bırakılması ancak, hastalık ve yolculuk mazeretleri nedeniyle olabiliyor. Keyfi olarak vaktinde tutulmayanları da kaza etme ruhsatı verilmiyor. Mazeretsiz keyfi olarak bırakılan ibadetin kazası olmaz cezası olur. Bu suç da Allah ile kulu arasında olduğundan kulun Tevbe etmesi gerekir. Allah dilerse kabul eder dilerse red eder.

Kaza namazının olabileceğine inananlar bunu orucun kazasına GIYAS etmek suretiyle yapmaktadırlar. Halbuki oruç ve namaz birbirine gıyas edilemez. Mahiyetleri ve amaçları farklı farklı olması nedeniyle gıyasdaki ana neden, ortak illet burada söz konusu olamaz. Ayrıca ‘Gıyas’ kesinlik ifade etmez, Zanni bir delildir. Zannın ise dinde herhangi bir değeri yoktur. Zann üzerine İnanç ve amel kurulmaz. İşte Allah’ın beyanı :

Yunus suresi, âyet 36 :

“Onların çoğu zanndan başka bir şeyin ardından gitmiyor. Doğrusu da şu ki zann, hakktan hiç bir şey ifade etmez. Allah onların yaptıklarını iyice bilmektedir.”

Yine Yunus suresi, âyet 32 :

“İşte bu Allah’tır sizin Hak Rabbiniz. Hakk’tan sonra sapıklıktan başka ne vardır ki ? Peki nasıl oluyor da yüz geri döndürülüyorsunuz ?”

Maide suresi, âyet 77 :

“De ki: “Ey ehli kitap! Dininizde azgınlık edip Hakk dışına çıkarak aşırılığa gitmeyin. Daha önce sapmış, bir çoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından uzağa düşmüş bir topluluğun keyiflerine uymayın.”

Halbuki yukarıda da görüldüğü vechile oruç, hastalık ve yolculuk mazeretleriyle kazaya bırakılıyordu. Keyfiliğe hiç değinilmiyordu. Halbuki namaz öyle değil. Namaz hiçbir mazeret nedeniyle kazaya bırakılamaz. (Sadece ‘Uyku, Unutmak, bayılmak, sarhoşluk, bunamak, delirmek gibi yükümlülüğü düşüren mazeretler hariç.`) Bu mazeretler nedeniyle vaktinde kılınmayan namaz ise bu bilinçsizlik durumu geçer geçmez, yani ne yaptığını ve ne dediğini bilebilir duruma gelindiğinde hemen kılınır. Bu zihinsel özür kerahet vakti dediğimiz vakitlerde bile geçerse, kılamamış olduğu namazı hemen kılar.

Namazın önemini konu alan âyetlere dikkat edelim:

Bakara; 238, 239 :

Namazları ve vusta namazı koruyun. Tam bir saygıyla Allah’ın huzurunda kıyam edin.

Bir korku ve endişe duyarsanız yürüyerek veya binit üzerinde (kılın). Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı anın. “

Birinci âyette geçen “Vusta Namaz” ifadesi Müslümanlar arasında tartışılan bir ifadedir. Fıkıh ve tefsir (!) kitaplarına bakıldığında iyice anlaşılamamış bir mesele olduğunu görülür. Kimine göre sabah namazıdır, kimine göre ikindi namazıdır, kimine göre de öğle namazıdır. Bu konuya ait sitemizde özel bir makale bulunmaktadır. Lütfen onu okuyunuz.

Al-i İmran suresi, âyet 191:

“Aklı ve gönlü işletenler o kişilerdir ki, ayakta, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler. Ey rabbimiz! Sen bunu boşu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi.”

Nisa suresi, âyet 101-103 :

“Gaza niyetiyle yeryüzünde dolaştığınız zaman, küfre sapanların size tedirginlik vermelerinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şu bir gerçek ki, küfür içinde olanlar sizin için açık bir düşmandır.

Sen içlerinde olup onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir gurup seninle namaza dursun; silahlarını da alsınlar. Bunlar secdeye varınca, diğerleri arkalarında beklesinler. Sonra namaz kılmamış olan diğer gurup gelip seninle birlikte kılsınlar. Dikkatli olsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler isterler ki, silahlarınızdan ve teçhizatınızdan habersiz olasınız da üstünüze çullanıversinler. Eğer yağmurdan gelen bir sıkıntı varsa yahut hasta-yaralı iseniz silahlarınızı bırakmakta bir sakınca yoktur. Ama tedbirinizi alın, dikkatli olun. Allah, kafirler için rezil edici bir azap hazırlamıştır.

Korku halindeki namazı tamamlayınca, artık Allah’ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükunet bulduğunuzda, namazı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.”

Meryem suresi, âyet 59 :

“Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı yitirdiler, şehvetlerine uydular. Bunlar azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.”

Ta ha suresi, âyet 132 :

“ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç Takva’nındır.”

Nur suresi, âyet 37 :

“Öyle erkekler vardır ki, ne bir ticaret ne bir alış veriş onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gözlerin döneceği günden korkarlar.“

Yukarıda sunduğumuz âyetlerde görüyoruz ki, Müslüman her türlü koşullar içinde namazı vaktinde kılacak. Herhangi bir nedenle başka zamana bırakılmasına asla ve asla ruhsat yok. Yani namazı kılmaya hiçbir şey engel değil, namaz kılmamaya hiçbir şey mazeret değil:

Ne iş-güç, ne alış-veriş, ne işçilik-patronluk, ne yolculuk (yolcu kısaltabilir ama terk ya da te’hir edemez.) ne esirlik ne askerlik, ne savaş (cephede düşmanla yüz yüze iken bile), ne hastalık, ne hayız, ne nifas (kadınların kanamalı dönemleri), ne dermansızlık, ne ihtiyarlık, ne mal-mülk, ne çoluk-çocuk, ne abdest almak için suyun yokluğu (teyemmüm çare oluyor.) Kısaca hiçbir şey…

Sonuç şu dur ki, Mükellefiyeti düşüren sebepler (uyku, unutmak, bayılmak, bunamak, delirmek gibi zihinsel gerekçeler) olmadan, aklı başında olan hiçbir insan namazını kazaya bırakamaz. Bırakırsa keyfi olarak bırakılan namazın kazası olmaz cezası olur.

Namaz niçin bu kadar önemlidir ?

Bu sorunun cevabını verebilmemiz için önce insanı tanımamız lazım. Kendi gözlemlerimizin ötesinde, Allah’ın açıklamalarına yani Kur’ân’a başvuralım.

Nisa suresi, âyet 26-28 :

“Allah size açıklamalar sunmak istiyor. Sizi, sizden evvelkilerin yol ve yasalarından haberdar ediyor. Size tevbe nasip ediyor. Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlarsa sizin büyük bir sapışla sapmanızı isterler.

Allah size hafiflik getirmek istiyor. Çünkü insan çok zayıf yaratılmıştır.”

İbrahim suresi, âyet 34:

“Kendisinden istediğiniz her şeyden size bir parça verdi. Allah’ın nimetini saymaya kalksanız, sayıp bitiremezsiniz. Doğrusu şu ki insan gerçekten çok zalim, çok nankördür.”

Hud suresi, âyet 9,10 :

“İnsana bizden bir rahmet tattırıp sonra onu ondan çekip alsak, insan elbette çok ümitsiz, çok nankör bir hale düşer.

Ve eğer ona,kendisine gelip çatan bir zorluk ve kederden sonra bolluk ve nimet tattırsak, hiç kuşkusuz şöyle diyecektir: “Tüm sıkıntı ve kötülükler benden uzaklaşmıştır.” Bu durumda o, bir sevinç delisi, bir kendini beğenmiş olur.”

İsra suresi, âyet 67 :

“Denizde size bir zorluk dokunduğunda, O’nun dışındaki tüm yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Fakat o, sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. insan çok nankördür.”

Yine İsra suresi, âyet 100:

“De ki: ”Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da harcanır, biter korkusuyla cimri davranırdınız.”İnsan, çok cimridir.””

Nahl suresi, âyet 4 :

“İnsanı bir spermden yarattı. Bir de bakmışsın insan, açıkça kafa tutan bir hasım oluvermiştir.”

Rum suresi, âyet 54 :

“Allah O’dur ki, sizi bir güçsüzlükten yarattı. Sonra bu güçsüzlüğün arkasından bir kuvvet oluşturdu. Sonra o kuvvetin arkasından bir güçsüzlük ve ihtiyarlığa vücut verdi. Dilediğini yaratır. Alim’dir O, Kadir’di.”

Fussılet suresi, âyet 49 :

“İnsan, hayır istemekten bıkıp usanmaz. Kendine bir şer dokunmaya görsün; hemen ümidini keser, yıkılır.”

Meariç suresi, âyet 19 :

“İşin gerçeği şu ki insan; aceleci, hırslı, sabırsız, tahammülsüz yaratılmıştır.”

Adiyat suresi, âyet 6 :

“İnsan rabbine karşı gerçekten çok nankördür.”

Al-i İmran suresi âyet 14 :

Kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten oluşturulmuş yığınlara, salma atlara, davarlara ve ekinlere tutkunluk sevgisi, insanlar için süslenip püslenmiştir. Tüm bunlar geçici-iğreti hayatın nimetidir. Allah’a gelince, varılacak yerin en güzeli onun yanındadır.“

Gördüğümüz gibi, insan zalim, nankör, cimri, zayıf, aciz, hırslı, huysuz ve şehvet perest olarak yaratılmış. Allah`ın razı olmayacağı bu çirkinliklerden insanın arınması lazım geliyor. Onun için insan eğitilecek. İnsan bu mikroplardan temizlenecek. Ve erdemli birisi olarak yaşamını sürdürecek.

İnsanı mikroplardan arındıracak ilaç, manevi gelişmesini, sağlıklı beslenmesini sağlayacak gıda, iyi bir insan olmasını sağlayacak eğitim aracı namazdır.

Bunu da yine Kur’ân’dan inceleyelim.

Nur suresi, âyet 21 :

“Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, şeytan ona iğrençlikleri ve kötülüğü emreder. Allah’ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içinizden tek kişi bile sonsuza dek temize çıkamazdı. Ama Allah dilediğini arıtıp temizliyor. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyor.”

Hud suresi, âyet 114 :

“Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl. Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu Allah’ı ananlara bir öğüttür.“

Ankebut suresi, âyet 45 :

“Kitap’tan sana vahyedileni oku. Namazı da kıl. Çünkü namaz, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki Allah’ın anılması daha büyüktür. Allah neler yaptığınızı biliyor.”

Ahzap suresi, âyet 33 :

“Evlerinizde oturun. İlk cahiliye yürüyüşü gibi kendinizi teşhir ederek yürümeyin. Namazı kılın, zekatı verin, Allah`a ve Rasülüne itaaat edin. Allah sizden kiri-lekeyi gidermek istiyor ey ehli beyt, sizi tam bir biçimde temizlemek istiyor.”

Görüldüğü gibi namazın niçin farz edildiği, niçin namaz kılmamız lazım geldiği ve namazın ne işe yaradığı bu âyetlerden açıkça anlaşılıyor. Yani bizim eksiklerimizi tamamlayacak olan namazmış, bizim manevi dertlerimizin ilacı namazmış, manevi temizliğimizin sabunu, deterjanı, namazmış. Ve de manevi gelişmemizi sağlayan gıda da namazmış.

Namazın kazası niçin olmaz ?

Âyeti celilerden anlıyoruz ki, insanın bu ilaç ve gıdaya Müslümanlığa adım attığından itibaren gereksinimi vardır. Nasıl ki, maddi hayatlarında büyüme ve gelişme çağlarında yeterli, dengeli beslenmeyi yapamayanlar hastalıklı, cılız, güçsüz olurlar, manevi gıda ve ilaçlarını düzenli almayanlar da manevi açıdan sağlıksız olurlar. Yani, cahil, zalim, cimri, şehvet perest, nankör, aciz, hırslı, huysuz zayıf, egoist, tembel, vahşi, sadist ve diğer tüm kötü huyların sahibi olurlar.

Öyleyse maddi bedenin gelişmesi için günde üç öğün yemek yeniyorsa, manevi varlığın da gelişmesi için üç vakit namaz kılınması gerekiyor. Bu manevi gıda (Namaz) öğün/vakitlerinde alınmazsa/kılınmazsa insan sağlıksız olur.

İşte gıdasını zamanında düzenli almamış, hastalıklara karmış bir insana, yıllar sonra, vaktinde yemediği güçlü besinleri toptan yedirmek, üç öğün yerine mesela otuz üç öğün yemek yedirmek o insanı güçlü ve sağlıklı bir insan yapmıyorsa ve vaktinde almadığı ilaçlar yıllar sonra topluca kullanıldığında tedavi etmiyorsa, vaktinde mazeretsiz, keyfi olarak kılınmamış namazlar da daha sonra toptan kılınmasıyla insanın geçmişini temizlemez sağlıklı bir duruma getirmez.

Keyfi olarak vakitlerinde kılınmamış namazların kazası olmaz, cezası olur. Onun için tevbe edilmesi gerekir. Allah’tan afv ve mağfiret dilenmesi icap eder.

Kılınmamış namazları Allah’a ödenmemiş bir borç kabul edip sonra da topluca kılıverip, ‘ben namazlarımı kaza ettim, namaz borcum yok’ gibi ödeşme mantığı, namazın farz oluş gayesine terstir, namaz esprisine aykırıdır.

Namaz vaktinde kılınırsa hedefini bulur, gayesine ulaşır. İnsanı temizler, geliştirir, olgunlaştırır .

Bu açıklamalarımız yanlış anlaşılmamalı ve çarpıtılmamalıdır. İnsan çetele tutmadan, boş olduğu zamanlarda Allah’ın rızasını kazanmak ve onu memnun kılmak için (Borç alış verişi, ödeşme olmadan.) bol bol nafile namaz kılmalıdır. Vaktinde kılmadığı namazlar için ise Allah’a çok çok tevbe etmelidir.

Bakara suresi, âyet 275 :

“O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, ”alış-veriş de riba gibidir” demişlerdir. Oysa ki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’a kalmıştır. Kim ki yeniden dönerse, işte o dönenler ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.”

Hakkı Yılmaz

http://www.istekuran.com

hakkiyilmaz@istekuran.com

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

283 thoughts on “Namazın kazası olmaz

Add yours

  1. Namazın kazası niçin olmaz ?
    başlığı altındaki aşağıdaki paragrafta niçin namazan üç vakit olduğunnu yazıyorsunu? Beş vakit değilmi yoksa beş yazacağınıza üç vakit i sehven mi yazdınız? açıklamalarınızı bekliyorum. teşekkürler.
    Öyleyse maddi bedenin gelişmesi için günde üç öğün yemek yeniyorsa, manevi varlığın da gelişmesi için üç vakit namaz kılınması gerekiyor.

  2. herşey çok güzel anlatılmış anlayana teşekkür ederim gerçekten yazınız çok güzel

  3. Ya saatlerdir internette şu soruya cevap arıyorum, “Çalıştığım işyeri yüzünden öğle ve ikindi namazlarını kılamıyorum. Bunların kazası nasıl yapılır? Ne zman yapılır?” Bir sayfa dolusu ilgili ilgisiz şeyler yazılmış. Hiç biryerde herkesi anlayacağı dilden bir şey yazmıyor!!!

  4. Selam Murat, önce namazların kaç vakit olduğuna Kur’an’dan cevap ara istersen, sonra namazın gerçekte nasıl kılınacağını, hangi vakitlerde kılınabileceğini biraz araştırman gerekli…

    Burada zaten cevap verilmiş, vaktinde kılınmayan namazın kazası olmaz!!

  5. selam.bugün camilerin boş olmasının insanların namaz kılmamasının sebeplerinden birisi de namazın kazası var zihniyetidir. halbuki kuranı okuyan insan apaçık görecektir ki namaz korku sefer savaş halinde dahi terkedilemez.cehenneme girenlerin birinci sözü biz namaz kılanlardan değildik sözüdür. EY MÜSLÜMAN OLDUĞUNU BEYAN EDEN KARDEŞİM BAK DİNLE ALLAHTAN DAHA DOĞRU SÖZLÜ KİMSE YOKTUR.O HALDE NE DURUYORSUN ONA KOŞ SADECE ONUN SÖZÜNE İTİBAR ET .SECDE ET VE YAKLAŞ.

  6. Selamun Aleyküm Kardeşim

    Herkes kafasına göre işine gelgiği gibi yapıyor işyerinde öğle ve ikindi namazını kılamıyorum ne yapayım oh ne ala ya daha iyi bir yer bulmaya çalış yada namazını muhakkak kıl 5 vakit olarak 3 vakit işlerine gelmeyenlerin kolaylaştırdığı namazdan kaçtığı pısırıkların işidir yarın allah (c.c.) önünde nasıl hesap verir kul lütfen dikkat devekuşu olmayalım başımızı kumdan çıkaralık müslüman uyanık olmalı islam basitleştirilmeye ve hayatımızdan çıkarılmaya çalışılıyor biz insanlar bubnun aleti olmayalım beyinlerimizin yıkanmasına izin vermeyelim……..

    Madem hedef Kuran ve Allah (c.c.) ın ipine yapışmak o zaman kuran bize Peygambere uymamızı emrediyor O nasılsa onun gibi olmayı emrediyor O bize bir önderdir O olmadan İslamın nasıl hayatımıza geçeceğini nasıl anlarız Kuran’ kerimle biz bunu anlayamayız idrak edemeyiz açılımını yapamayız eğer ki Peygamber efendimiz olmasa, bu diğer nebi lerlede mümküm değil Hz. Muhammed (sav) bu çağın tüm insanlarına inmiştir bizlerde Ona ümmet olma yolundayız Elhamdulillah..diğer dört kitapta tabiki haktır ve Onunla bereber adları geçen peygamberlerde ama Kuran dan sonra onların kitap adına hükümleri kalkmıştır Nebi olarak ise yine yolları kuran’a çıkar, bır çoğunun ismi zikredilir çünkü Onlarda Allah ın olmasını istediği kullardandır ve görevleri vardır taki Kuran-ı Kerim ve Hz Muhammed gelene dek; ve artık hakiki kul olma yarışı başlamıştır Kuran’a yapışma Hz. Muhammed e (sav.) uyma yarışı başlamıştır Sahabilerin yolundan gitme yarışı başlamıştır Siz bu yarışın neresindesiniz bu yarıştaki izlenecek yolunun neresindesiniz …….vesselam

    Sizin bu tariflediğiniz Müslümanlık sadeleştirilmiş, ayrıntıları atılmış olmazsa olmazları olmayan sanki daha çok (zengin sınıfına hitap ediyor tabiri caizse) ve işini bırakıp ta namaza vakit bulamayan bulmak istemeyen, erteleyen, son vakite bırakan ,İslamın verdiği mesajı sadece yüzeysel olarak alan ufak deteyların bile insanda Ahlak değerlerinin arttırdığı anlayışını ve bu değerlerle kulun Allah la olan bağlılığı her türlü anında bile aklında allah olması, kalbin Allah ı zikretmesi dünyayı terketmesi , Allah’a olan yönelmeyle yapılan işin bir ibadet oluşu(çalışmakta bir ibadet diyoruz ya) vb. bu hakikatleri anlamak istemeyen nitelikte. selamun aleyküm

  7. Bakara 239. Eğer bir korku halinde iseniz, yaya veya binek üstünde giderken kılın. Güvenlik ortamını bulduğunuz vakit de böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi hemen Allah’ı zikredin. Selam kardeşim.yukarıdaki ayetten yola çıkarak senin sorununa çare bulunulabilir.namaz 3 vakittir diyenleri boşver .şimdi senin öğle ve ikindi namazlarına beraber çare bulalım.ben kendimden örnek vereyim.öğretmenim yıllardım sabahçı olduğumdan sorun yaşamıyordum.bu sene mecburen öğlenci olum.vakit namazlarında yine sorun yaşamıyorum.fakat cuma namazı vaktinde okulda olmak zorundayım.saatler geri alınıncaya kadar bu böyle olacak.2 ay var. martın sonudada ileri alınacak 3 ay orda var yani yılda 5 ay cuma namazı kılamayacağım.oda eder yılda 52 cumanın 20 si güme gitti.3 yol var 1.köye tayin istemek 2. normal öğretim yapan okula tayin istemek ilk ikisi şu anda gerçekleşmediğine göre bak bu hafta ne yaptım güzelce abdest aldım dersime girdim okula 100 m uzaktaki camiye dönerek içimden onlara yöneldim. cuma müslümanların birliğini temsil ettiğine ve farz olduğuna ve asla terkedilemeyeceğine göre herşeyi bilen herşeyden haberdar olan Allaha yönelip ona sığınıp yardım diledim af diledim. ve zil çalar çalmaz okulun gözlerden uzak bir köşesine çekilip namazı kıldım.bedenim camide değildi ama ruhumla okulda kıldığım namazla cumaya iştirak ettim.Allah affetsin kabul etsin .işte yukarıdaki ayetten yola çıktığımızda bir sürü yol bulunabilir.Allahın yaya olarak namaz kılınabileceğinden bahsetmesi bu kolaylıklara bir işarettir. sende iş yerinde rahatlıkla bunu yapabilirsin. abdestini alır çalışırken namazını bir şekilde kılar secdeyi kalbinle yapar işten çıkıp eve gittiğinde Güvenlik ortamını bulduğunuz vakit de böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi hemen Allah’ı zikredin. ayetinin gereğini yerine getirirsin. diğer konuya gelince inan bende senin gibi düşünüyordum. taki 3 sene önce kuranla tanışıncaya kadar.neticede Kuran Allah tarafından peygamberimize 23 yılda olaylara binayen parça parça indirilmiş bir kitaptır.Kuranı incelediğinde sende göreceksin ki biz yalnız ondan sorumluyuz ve Peygamberimizde ancak ona tabi olmuş yalnız onu uygulamıştır ve uygulama örnekleride Kuranda açık bir şekilde vardır.deki diye başlayan ayetlerle Allah Peygamberimize kavmine söyleyeceği sözleri bile ayetler şeklinde vahyetmiştir.Ona atfedilen hadislere gelince çoğunun uydurma olduğunu herkes kabul ediyor. emin ol Kurana aykırı olmayanları duyduğumda yinede es geçmiyorum.fakat onun Resule ait olduğunu bilmiyorumki. Kuranı koruma altına alan Allahın hadisleri koruma altına almamasının hiKmetini düşünmek lazım. kendi sağlığında Kurana karışmasın diye onu yazdırmamış 50-60 yıl sonra yazıya geçilmiş eklemeler yapılmış uydurmalar yapılmış vesaire…… NETİCEDE KARDEŞİM SEN BÜTÜN SÖYLENENLERDEN SIYRIL OKU EMRİ HİKMETİNCE KURANA YÖNEL ONU OKU VE KARARINI ONA GÖRE VER HERŞEY KURAN GERİSİ YALAN SELAMLAR………

  8. şunu söyleyebilirim ki. bayraktar bayraklı hocadan da dinledim geçen televizyonda bu konuyu ama çevremde kime sorduysam kesinlikle namazın kazasının olamayacağının yanlış olduğunu sölüyorlar. sizin yazınıda da ben okuyunca dedim ki evet namazaın kazası yoktrur. namaz zamanında olmalıymış. bu yazılamlara kesin inanabiliriz değilmi?

  9. Selam;

    Kesin inanılabilecek şey Kuran-ı Kerim’dir. Yukarıdaki yazıyı okudunuz. Kuran’da açıkça “Namazın kazası olmaz” diye bir şey yazmaz. Bu sonuç, Kuran’ın diğer ayetlerinden ve özellikle, Allah’ın oruç ibadetinin kazasından bahsetmesine rağmen namazın nasıl kaza edileceğinden bahsetmemiş olmasından, her hal ve şartta (Savaşta, korku halinde, yolculukta, su bulunamadığında ki abdest namazın bir şartıdır ) namazın nasıl eda edileceğini bildirmiş olmasından çıkarılmaktadır.

    Muhakkak ki hiç bir hüküm kişinin Rabbini namazla yahut başka bir suretle anmasına mani değildir.

    Kişisel görüşüm, kişinin kaçırdığı bir namaz sebebi ile üzüntüsünün ve pişmanlığının bir ifadesi / göstergesi olarak kaza niyetiyle namaz kılmasında bir SAKINCA olmasa gerektir. Fark şudur; kişi ben filan namazımı “kaza ettim” yüküm düştü şeklinde düşünmemeli, vaktinde kılamadığı namaz için yazarın da pek yerinde bir isabetle belirttiği gibi tevbe etmelidir.

    Nihayetinde dua ve ibadetleri kabul işi Allah’a aittir. Allah, hiç bir emeği zayi etmez.

  10. Selam..

    Bence kaza niyetiyle değil de “tevbe” ve “bağışlanma” niyetiyle nafile olarak namaz/lar kılınması daha doğru olur gibi geliyor bana…

  11. selamlar..
    şu namaz var diyenlere bazı sorularım olcak;
    1-NİÇİN KURANDA SALATI İKAME EDİN DİYORDA SALAVATI İKAME EDİN HİÇ GEÇMİYOR?????

    2-DEVAMLI ZEKATI İTA EDİNİZ DİYORDA NİÇİN ZEKATLARI İTA EDİNİZ DEMİYOR?????HALBUKİ MADDİ VERGİ OLAN SADAKA KELİMESİNİN ÇOĞULU OLAN SADAKAT KELİMESİ KULLANILIYOR???EĞER ZEKAT ARINMADIR DİYORSANIZ ONUN NİÇİN ÇOĞULU KULLANILMIYOR DİYORSANIZ NİİÇİN İKAME SALATTAN SONRA YER ALIYOR???????NEDEN BERABER KULLANILIYOR?????NİÇİN SALATTAN SONRA ORUÇ TUTUN DEMİYOR?????ORUÇ BEDENİ BİR İBADET OLARAK NAMAZDA ÖYLE OLDUĞUNA GÖRE NAMAZDAN SONRA ORUÇ TUTUNUZ EMRİ YER ALMIYOR????

    3-ŞUAYBIN NAMAZI PUTLARA İLAHLARA TAPMAYI VE MALLARINI NASIL HARCAYACAKLARINI EMREDEBİLİRMİ???EMRETMEK BUYURMAKSA?????

    4-EĞER NAMAZ İBRAHİMİN BİR UYGULAMASI İSE ONDAN ÖNCEKİ NUHTAN İBRAHİME KADARKİ ÖNEMLİ OLAN BİR İBADETİ ONLARDAN NEDEN ESİRGEDİ?????

    5-HAC KAVRAMINI NEDEN İSADADA GÖREMİYORUZ???ALLAH HER MİLLETE AYRI BİR İBADET TARZIMI BELİRLEMİŞ YOKSA????

    6-(29:45)….SANA VAHYEDİLENİ OKU VE SALATI İCRA ET.CÜMLE PEYGAMBERİMİZDEN ONA İNDİRİLENİ OKUMASINI VE SALAT YAPMASINI İSTEMEKTEDİR.SALATINDA İNDİRİLENLERİ OKUMASINI İSTEMEMEKTEDİR.AKSİNİ İDDİA EDİYORSANIZ BUYRUNUZ?????

    7-(3:96-97).AYETLERDE ….ORAYA GİREN EMNİYETTE OLUR.’DİYOR KENDİNE BİLE FAYDASI OLMAYAN(!)MEKKEDEKİ YAPININ İNSANLAR İÇİN GÜVENLİ BİR YER OLDUĞU DÜŞÜNÜLEMEZ.BU GÜVENCE ANCAK BEYT KELİMESİNİ MECAZİ OLARAK DÜŞÜNÜRSEK DAHA İYİ ANLAYABİLİRİZ.ALLAHIN SİSTEMİNE GİRENLER GÜVENE KAVUŞACAKLARDIR.!!!YOKSA ORASI YAPI OLARKMI GÜVENLİ?????

    8-İBRAHİMİN MAKAMI ‘ALLAHA ŞİRK KOŞMAMAK İBRAHİM VE BİZİM TEMİZ TUTMAMIZ GEREKEN SİSTEMMİDİR???YOKSA BAŞKA BİŞEYMİ???

    9-(22:27).AYETTE ”Bİ”İLE KELİMESİ ATLANMIŞ MEALLERDE GENELDE.”BİL HACCİ”HAC İLE DEMEKTİR.AYET İBRAHİME HİTAP EDİYOR İBRAHİMDEN TARTIŞMA İLE BİR ŞEYİ İLAN ETMESİ İSTENİYOR,PEKİ BU ŞEY NEYDİ?BİR ÖNCEKİ AYET BU SORUYU YANITLIYOR.SİSTEMİ İNSANLIĞA BİLDİRECEKTİ.(22:27).AYETTE GİDİLECEK BİR BİNA YOK AYETTE SANA GELSİNLER DİYOR BU MÜMKÜNMÜ???MEKKEYE MÜSLÜMANLAR İBRAHİM İÇİNMİ GİTMEKTEDİR???BİZE GÖRE BURADA İBRAHİMİN İNANÇ SİSTEMİNDEN BAHSEDİLİYOR.BİR SONRAKİ AYET TARTIŞMANIN GAYESİNE AÇIKLIK GETİRİYOR.(22:28-29)TARTIŞMANIN AMACI ALLAHIN SİSTEMİNİN FARKINA VARMAK.YEDİKLERİMİZ İLE ALLAHI ANMAK BUNLARLA FAKİRİ DOYURMAK VE GÖREVLERİMİZİ YERİNE GETİRMEKTİR.BU AYET İBRAHİME HİTAP ETTİĞİNDEN BAHSEDİLEN ”ESKİ EVİN’3:96. AYETİNDE EV OLDUĞUNU ÇIKARABİLİRİZ.22:30-31- VE 32.AYETLER TARTIŞMANIN EN ÖNEMLİ KISMINA DİKKAT ÇEKİYOR,YASAKLARA İTAAT…! (22:34.)AYET İSE HER ÜMMET İÇİN BELİRLENEN İBADET BİÇİMİNİ ANLATIYOR.BUDA ESKİ SİSTEM KELİMESİNİ AÇIKLIĞA KAVUŞTURUYOR…!!!

    10-KURAN NEREDE ALLAHI ULULAMAK İÇİN FİZİKSEL BİR OBJE YAPMANIN DOĞRU OLDUĞUNU YAZAR????????

    11-ALLAH KESİN OLARAK DİYORKİ…..!NAMAZ FAHŞA VE MÜNKERİ ENGELLER /YASAKLAR.NAMAZ KILANLARIN NAMAZI ONLARI BU FAHŞA VE MÜNKERDEN ALIKOYUYORMU???ALIKOYMADIĞINA GÖRE ALLAH YALANCI KONUMUNA DÜŞMÜYORMU???HALBUKİ SALAT/KURAN BİLİNCİ/İMAN/KURANLA BÜTÜNLEŞME/BİRLİKTELİK OLARAK ANLARSAK O ZAMAN FAHŞAYI VE MÜNKERİ ENGELLER.İMANIN GÜCÜ VARDIR AMA NAMAZIN GÜCÜ YOKTUR.İMAN HAREKETE DÖNÜŞÜR NAMAZ ZATEN HAREKETTİR BAŞKA BİR HAREKETE DÖNÜŞMEZ.!!!!!!YOKSA DÖNÜŞÜYORDA BİZMİ GÖREMİYORUZ??????

    12-(4:142) BU AYETTE NAMAZA KALKTIKLARINDA TEMBEL TEMBEL/ÜŞENE ÜŞENE KALKARLAR,İNSANLARA İYAKAR DAVRANIRLAR DİYOR.(İZA KAMU İLESSALATİNİN)GERÇEK ANLAMI SALATA GİTTİKLERİ ZAMANDIR.KALKTIKLARI ZAMAN DEĞİLDİR.(İLE)İLE BİRLİKTE GİTMEYİ İFADE EDER.NAMAZA KENDİ BAŞINA OLAN BİR MÜNAFIK (DİYELİMKİ EVİNDE)NAMAZA ÜŞE ÜŞENE KALKARMI???MÜNAFIK İNANMAYAN OLDUĞUNA GÖRE!!!SİZ OLSANIZ MESELA SABAH NAMAZINA VEYA DİĞER NAMAZLARA KALKARMISINIZ?KALKARSANIZ İNSANLARA NASIL GÖSTERİŞ YAPARSINIZ?????AYRICA BU KONUYU KAVRAMAK İÇİN (9:54)BAKILABİLİR.

    13-(19:59)SALATLA İRTİBATI KOPARDILAR DEMEKTİR.(SALAT KENDİSİNE UYULAN BİR SİSTEM DEĞİLSE)NİÇİN ONU BIRAKIP ŞEHVETLERE UYDULAR DİYOR????

    14-(20:14)MUSA VAHYİ İLK ALDIĞINDA MUSAYA BANA KULLUK ET VE BENİ ANMAK İÇİN NAMAZ KIL DİYOR.ALLAHTAN İLK VAHYİ ALANIN GÖREVİ ONU HATIRLAMASI İÇİN NAMAZ KILMASIMIDIR????

    15-(14:27)İBRAHİM ZÜRRİYETİNİ NAMAZ KILMAK İÇİN HİÇKİMSENİN BULUNMADIĞI VERİMSİZ BİR VADİYEMİ YERLEŞTİRMESİ GEREKİRDİ???BU AYETTE GEÇEN BEYTİ HARAMIN YANINDA İFADESİNİN ANLAMI NEDİR?????BU VERİMSİZ VADİDE KİMSESİZ YERDE TEK BAŞINA NEDEN BULUNUYOR?????KABE ONLARA NAMAZMI KILDIRACAK????ONUN İÇİNMİ KABENİN YANINA ONLARI YERLEŞTİRDİ?????

    16-(2:143/150.)AYETLER ARASINDA GEÇEN KIBLELERDEN VE MESCİDİ HARAMDAN NE ANLIYORSUNUZ????ÜZERİNDE BULUNDUĞUN KIBLE DİYOR!!!AMA YÖNELDİĞİN KIBLE DEMİYOR????KIBLE ALLAHIN HİDAYET ETTİKLERİNDEN BAŞKASINA AĞIR GELİR DİYOR.BİR KIBLEDEN BAŞKA BİR KIBLEYE DÖNMEK NASIL AĞIR GELİR????MÜNAFIKLARI GERÇEK MÜMİNLERDEN AYIRMAK İÇİN KIBLE DEĞİŞİKLİĞİNEMİ İHTİYAÇ DUYDU ALLAH???EHLİ HİTABA HER TÜRLÜ KANITI VERSENDE ONLAR SENİN KIBLENE TABİ OLMAYACAKLAR DİYOR.DÖNMEZLER DEMESİ GEREKMEZMİYDİ???EĞER DEDİĞİNİZ GİBİYSE????SENDE ONLARIN KIBLESİNE UYMAYACAKSIN VE ONLARDA BİRBİRLERİNİN KIBLESİNE UYMAZLAR DEDİĞİ ONLARIN KIBLESİ NEDİR?????????NASARA VE YAHUDANIN KIBLELERİ NERELERİDİR??????SEN ONLARIN KIBLESİNE UYMAZSIN DEDİĞİNE GÖRE YAHUDİLERİN KIBLESİ OLAN KUDÜSTEKİ BEYTİL MAKDİSE DOĞRU NAMAZ KILDIĞINI AYLARCA DOĞRU KABUL EDERSEK BU ÇELİŞKİ OLMAZMI?????MADEMKİ UYMAYACAKTI DAHA ÖNCE NEDEN MÜSAADE ETTİ????144.AYETTE KİTAP VERİLENLER ONUN KABENİN RABLERİNDEN BİR HAK OLDUĞUNU BİLİYORLAR DEDİĞİNE GÖRE BUNU EHLİ KİTABIN BU ŞEKİLDE BİLGİSİNİ KURANIN NERESİNDEN HANGİ AYETLERİ BUNA İŞARET EDİYOR????DEMEKKİ KIBLELERİ DAHA ÖNCE KABEYMİŞŞ!!!NİÇİN VE NE ZAMAN KUDÜSE DÖNDÜLER???NEREDEN ÇIKARSAN ÇIK…VE NEREDE OLURSANIZ OLUN YERYÜZÜNÜ MESCİDİ HARAMA DOĞRU ÇEVİRİN.BURDAN ANLADIĞIMIZA GÖRE VE NAMAZDADA ÇEVİRİN DEMEDİĞİNE GÖRE HER ZAMAN VE HERYERDE YÜZÜNÜZÜ MESCİDİ HARAMA ÇEVİRMENİZ GEREKİR.BU MÜMKÜNMÜDÜR???DEĞİLSE İZAHINI YAPARMISINIZ??????AYRICA MESCİDİ HARAM RABBİNDEN HAKKIN KENDİSİDİR DİYOR.MESCİDİ HARAMIN HAK OLMASI NE DEMEKTİR?????

  12. SALATIN KURANDA GEÇTİĞİ TÜM AYETLERİ İNCELEDİĞİMİZDE BİR KAÇ AYET ÖNCESİNDE KİTAP VURGUSU HEMEN HEMEN HEPSİNDE MEVCUTTUR!
    ANLAŞILAN O Kİ SALAT ALLAHIN KİTABINA BAĞLILIK; ONU İKAME ETMEKSE ORDAKİ HÜKÜMLERİ ALLAHTAN İNDİRİLDİĞİ GİBİ HAYATA GEÇİRMEK,YERİNE GETİRMEK VE TAHRİFLERDEN KORUMAKTIR…(!!!)
    NE MUTLU ALLAHIN KİTABINI YALNIZ BİRİCİK TEK KAYNAK OLARAK GÖRÜP HAYATININ HER ALANINA TAŞIYANLARA…

    KURANIN GENELİNDE GEÇEN AYETLERDE ALLAHA İMAN AHİRETE İMAN VE SALİH AMEL İŞLEMEK=SALATI İKAME ETMEK TİR.!
    SALİH AMELLERDE DÜZELTİCİLİK VARDIR HEMEN 11:87 DEKİ ŞUAYBIN SALATININ EMRETMESİ Nİ HATIRLAYIN ORDA ENGELLENEN ŞEYLER BELLİDİR YANİ DÜZELTİCİLİK GİRİYOR MALLARININ NASIL TASARRUF EDİLECEĞİNE BİLE KARIŞIYOR(!)İŞTE 29:45 TEKİ SALATIN TÜM KÖTÜ ŞEYLERDEN ALIKOYMASI OLAYIDA BUDUR…!!!
    KURANIN GENELİYLE BAĞLANTI KURULDUĞUNDA GÖRÜLECEKTİRKİ ŞEKİLSEL BİR SALAT VARDIR(!)AMA BU SALAT EĞİLİP KAKLMAK DEĞİL TÜM OLUMSUZ ŞEYLERE MÜDAHALE ETMEKTİR…!
    BUDA AMELİ SALİHTİR=SALATI İKAME ETMEK TİR
    KURAN HAYATIMIZIN HER ALANINA MÜDAHALE EDER…!!!!
    AMA ŞEKİLSEL NAMAZ ETMEZ SEVGİLİ KARDEŞLERİM….!!!
    ALLAHIN EMANETİ İLE OLUNUZ

  13. selam.konu namazın kazası olmaz fakat toprakerdem toptan namazı safdışı etmiş.kuranda en çok bahsedilen konuyu kuranda bulamamak .pes doğrusu.kuranda ezandan abdestten mescitten bahsediyor. herhalde iş olsun diye değil.vakitli farz namazlardan gece namazlarından .kimlerin namazı sevmediğinden.namazı nasıl kılmamız gerektiğinden.her şart altında namaz kılınması gerektiğinden.hepsini buraya yazmak uzun iş .kısaca kuranda namazın her yönünden bahsetmekte.bu konuda kurana bakmak yeterli.fakat toprakerdem olayı biraz karıştırmış.ayetler gayetaçık ve net.sanki ayetlerde çelişki var gibi yazmışsın sonra sadece kuran diyorsun istersen bir karar ver hangisi..sen herhalde bu işte yenisin.onun için kuranla daha çok haşir neşir ol.onda şüphe çelişki yok. şüphe ve çelişki senin kafanın içinde. önce onu at.birde yazına namaz var diyenlere sorular var diyorsun sonra yazını şekilsel salat vardır eğilip kalkmak değildir diyorsun.namazı eğilip kalkmak olarak gören sensin .fakat tabii kastettiğin namazda ruku ve secde hali .Allahın yapın dediğini küçümseme. .Alahın ayetlerini hükmünü inkar ve iptal etmek KAFİRLİKTİR.selamlar

  14. Toprakerdem’in dediğine göre, demekki Kur’an’a bağlılık şu vakitler de olacak;

    “Gündüzün iki tarafı ve gecenin zülefinde”

    E o zaman diğer vakitlerde istediğin kadar sapkınlık yapabilir misin?

  15. Selam Toprak Erdem kardeşim;

    Bu bakış açısı altında “Namaz müminler için vakti belirlenmiş bir farz olmuştur” Nisa,103 ayetini tasıl tevil ediyorsunuz ?

    Allah’a, ahirete iman ve salih amel işlemenin belirlenmiş vakti nedir ?

    Bu vakitler haricinde bu inançlar ve iyi işler hakkında ne yapmak gerekir ?

    Nisa,101 de savaş halinde namazın kısaltılması nasıl olur ? Allah’a, ahirete iman ve iyi işler yapmak nasıl kısaltılır ?

    Bunun silahlı ve silahsız hali nedir ? Yağmur, Allah’a ve ahirete iman ve iyi işler yapmak şeklindeki namaza nasıl mani olur ?

    Maide,6 da anlatılan abdest işi bu bakış açısından nasıl izah edilir ? Allah’a ve aihiret gününe iman ile salih amel şeklindeki namaz için “maddi / bedeni” temizliğin gereği nedir ? Ve bu arada su bulunamadığı zaman “teyemmüm” meselesi de izah edilmelidir.

    Maide,106 da vasiyet eden kişiye şahit olacakların namazdan sonra alıkonulması nasıl olur ?

  16. Namaz niyaz demektir niyazda selamat demektir . Bunun toplamina ibadet denir . Sekillenme yanlistir .

    Namazin kazasi olmaz ama en makbulu evde yapilan ibadettir bakin namaz demiyorum ibadet . Yani camilere yiginla dolup allah namazimi niyazimi kabul etsin degil . Evdekinde asil ibadet kabul sayilir. Cami kaynasma bulusma mekanidir ama ev ibadet yeridir .

    Alinin ogretisine gelin bu ogreti ogle bir ogretiki tum hucrelerinizi konusturur .

    Sevgiler

  17. ben 5 vakit namaz kıyordum ama yaklaşık bikaçgün önce bıraktım şuan bıraktığım için çok pişmanım ama bunu anneme nasıl söliyeceğimi bilemiyorum bıraktığımda çok üzülmüştü ya bana bu iş oyuncakmı dersediye korkuyorum zaten kılsam bile öğle namazını kılmayacağım çünkü okuldan çıkar çıkmaz izmire gidiyorum ve saat yaklaşık akşam beş buçukta falan eve geliyorum namazın kazası yoksa yeniden başlamayı düşünüyorum ama ben napıcam

  18. Selam Busenur;

    Allah Hz. Musa’ya şöyle söyledi: “Beni anmak için namaz kıl”

    Şu halde namazını annenden çekindiğin için değil, Rabbini anmak için kıl. Rabbini anmak nasıl hoşuna gidiyorsa öylece an.

    Namazın her yanında, rüku ederken, yahut secdelerinde “manasını bilmediğin” şeylerle değil, Rabbin için içinden geçirdiğin, hissettiğin kelime ve övgülerle Rabbini an.

    Eğer bunu Kuran’da sana Rabbinin öğrettiği övgü ve duaların anlamları ile yaparsan ne güzel ! Yok eğer bunları bilmiyor isen, bildiğin ile Aziz ve Rahim olan Rabbini an.

    Her rüku ve secdende şunu düşün. Rabbine mi, Kabeye mi eğiliyorsun ? Unutma ki, O daima diridir. Açıkladığını da gizlediğini de bilir.

    Ve O, her hamde / övgüye layıktır.

    Özellikle secde ederken iyice belle ki, Allah Peygamberine; “Secde et, yaklaş” buyurdu. Bak bakalım, sen kime yaklaşacaksın ?

    Bu gün bunu bir imama sorsan sana “senin namazın olmamış” der. Bilmez ki, en hakiki namaz budur. İzinden gittiğini sandığı Peygamberinin namazı da budur.

    Desen ki, “Yahu imam efendi, mesela ben rükudan doğrulunca şöyle ellerimi açıp bir güzel dua etmek, Rabbimden dilemek istiyorum” Sana olmaz diyecektir.

    Bir de, takipçisi olduğu hadis kitaplarına baksın bakalım, Peygamberi nasıl namaz kılarmış ?

    Nasıl mı namaz kılarmış ?

    Aziz ve Rahim’in indirdiği üzerine / indirdiği gibi, O’nu anmak için namaz kılarmış.

    Allah, “Sabırla ve birde namazla Allah’tan yardım isteyin” deyince O, namazında Rabbine el açarmış…

    Bundan daha doğal, bundan daha güzel nasıl namaz kılınabilir ki?

    Selam ve muhabbetle…

  19. Selamlar.
    Herkesin yazısını okudum. Herkes kendi anladıgını uyguladıgı surece ve sadece Kuran’a baglı kaldıgı surece sorun yok. Başka birşey hakkında yazacagım ama namaz konusunu anlayamayısımızla ilgili … İşte sebebi

    Başta toprakerdem ve diğer dostlara.
    Bakın çok çok açık bir şekilde MEALBAZLAR yuzunden din konusu APAÇIKlığını kaybetmiş karmakarısık bir hal almıstır. Allah’ın ipini düğüm düğüm yapmıslardır. Kuran halbuki apaçıktır. Sorun İSPAT istememiz.
    İspatlı çeviri istemeli ve bundada diretmeliyiz.

    Ayrıca Kuran’da bir kelime söz konusu ÇEVİRİ ise sadece ve sadece bir anlamda kullanılır ve apaçıktır. Misalleri butune bakarak insanlar direk anlıyabilir ve uygulayabilir. İşte yabancı dil eğitimi alanlar ne dediğimi bilirler. Burda önemli olan bunun bir BEŞER sözü olmadıgını unutmamak ve kıyaslarımızı ona göre yapmaktır.
    Kuran’da bir kelime bir ayete dahi olsa yuklediginiz anlam oturmuyorsa ozaman o anlama gelmez!!!
    İspatlı çeviri şarttır. Göstere göstere takı takı kelime kelime aça aça çeviri yapmak zorundadırlar! Bilen arkadaslar varsa yapsınlar yoksa Allah ömür güç ve yardım versin beni bekliyeceksiniz. Umarım bu konuda azimli arkadaslar cıkarda şunu yaparlar.

    MEALBAZLARIN KEYFİYATI İLE dininizi şekillendirmeyin dostlarım.
    Size örnek vereyim belki dusunursunuz.
    Bir cumlede 2 tane kelime geciyor olsun ki bunlar Kuran’ın baska yerlerinde 4 er değişik anlamda kullanılıyor olsun. Ozaman bu cumle 16 şekilde tercume edilebilir ki ozaman 16 ÇEVİRİ çıkar ( bakın anlam demiyorum )
    İşte bunun 3 kelime oldugunu dusunun … Sırf zikir kelimesini kaç şekilde çeviriyorlar haberiniz var mı!!!
    Halbuki herbir kelime sadece bir şekilde çevrilebilir. İki kelime kullan bir anlam ile çevir! Anlayıs değişmez kelimeler değişir. Kuran’da gecen her kelimenin her dilde bir tam karsılıgı kesin vardır!
    MEALBAZLARIN KEYFİYATINA İZİN VERMEYİN
    Ne biliyorsanız çöpe atın Kuran’dan öğrenerek yaşayın.
    İmkanınız yoksa şimdilik farz bildiklerinizden ayrılmayın taki İSPATLI şekilde TAM anlamı ile KURAN’DAN öğrenene kadar …

    İslam öncesi bozulmuş dinin mensuplarından farkınız yok suanda. Kitabınız için İSPATLI çeviri isteyin … Herkesin ayrı meali herkesin ayrı keyfiyatı oldugu surece arapçası bozulmamışda siz bilmiyorsanız ozaman durumuz ne olur … Allah koruyor bu kitap apaçık çeviride İSPAT isteyin.

  20. Selam selam…

    Bu yazıya da yorum şart oldu…

    Sevgili kardeşim, Rabbim yolunu, yolumuzu açık etsin. Allah namazlarını kabul etsin. Lütfen bizim için de dua et. İslam adına, din adına yapılan zulüm bu şekilde sona erecektir.

    Sadece 5 vakitte değil, her an Rabbimizi analım…

    Güneşi verip dünyamızı aydınlattığı, ısıttığı için,
    Geceyi verip tüm yarattıklarının dinlenmesine olanak verdiği için,
    Hayatı ve ölümü verdiği için…

    Yemek yemeyi nasıl unutmuyorsak, uyumayı nasıl ertelemiyorsak, bizi yaratan ve bize sonsuz nimetler bahşeden Allah için, bizi bağışlaması ve rızasını kazanmamız için onu kuvvetle analım… Kıble’ye değil Allah’a secde edelim. Allah’ın bize öğrettiği şekilde onu analım. ‘babalarımızı andığımız gibi, hatta daha kuvvetli bir şekilde’… ‘tavuğun yemlenmesi gibi değil’ insan olmanın şerefiyle rabbimize secde edelim. Gözyaşlarının ıslattığı yer yüzüne baş koyup, acizliğimizi, güçsüzlüğümüzü itiraf edip, rabbimizi ‘tespih ve takdis’ edelim.

    selam ve dua ile
    kadir

  21. merhabalar…
    körü körüne red mantığıyla bu foruma yöneltiğim sorular geçiştirilemez…!!! sorularımı art niyetli görmeyip samimi olarak okusaydınız ve onlara göre soru yöneltmiş olsaydınız çok daha güzel olurdu!!!ama neyse genel düşünceler hemen red böyle bişey yok dmektedirler..
    eğer içinizden gerçekten ilmine güvenen kimseler varsa ve samimiyseniz üstteki sorularıma tek tek cevap verin???beni art niyetli göstermekle ben art niyetli olmuyorum.ben tek tek inceledim ve sorular hazırladım ama siz toptan red ediyorsunuz hadi bakalım cevaplarınızı bekliyorummm
    gelelim yöneltilen vakit konusu ile ilgili soruya;

    HUD 114 TEKI SALAT VAKITLERI TOPLANTI SALATLARIDIR,İNCELEYELIM:

    SÖYLEV/ZİKİR TOPLANTISI ANLAMINDAKİ SALAT AYETLERİ

    Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.

    Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu’ati fes’av ila zikrillahi ve zerulbey’a zalikum hayrun lekum in kuntum ta’lemune.

    YEVM GELIMESI BELLİ BİR GUN DEĞİLDIR.CUMA TOPLANTIDIR,ARAPÇADA CUMA DIYE GUN YOK ARUBE GUNU VARDIR.ZATEN HAFTADA 1 KEZ TOPLANMAK YETERSIZ VE KOPUK BİR CEMAAT OLUR.

    BU TOPLANTININ SADECE ÖGLE VAKTINDE YAPILDIĞINA İLİŞKİN BİR AYET YOKTUR,SADECE VARSAYIMDIR.

    BU TOPLANTILARDA PEYGAMBERIMIZ AYETLERI OKUYUP,İNSANLARA ANLATARAK,İZAH EDER TEBLİĞ YAPAR,ALLAHIN ZIKRI KURANDAN INEN AYETLER OKUNUR KAPLERE YERLESIRDI,SALAT GERCEKLEŞMIŞ OLURDU.

    Ey iman edenler!toplantı zamanı salata çağırıldığınızda, hemen Allah’ı anmaya/zikrine koşun ve acele edın,alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.

    HUD 111,112,113,114,115,116

    Şüphesiz Rabbin, onların her birinin amellerinin karşılığını onlara tam olarak verecektir. Çünkü Rabbin, onların yapmakta olduklarından haberdardır.

    O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir

    Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz!

    Gündüzün iki ucunda, gecenin gunduze yakın saatlerinde salat et.Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.

    Diyanet Açıklamalı (Ey Muhammed!) Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.

    Sizden önceki asırlarda yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır (bunlar görevlerini yaptılar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler.

    GÖRULDUĞU GIBI AYETLERI TOPLU OKURSAK YANI SIYAK VRE SIBAK İLE PEYGAMBERIN YAPTIĞI SALAT(AYETLERIN OKUNDUĞU ZIKIR TOPLANTISI,SÖYLEV,ALLAH YOLUNDA DESTEK) VE BU SALLATTAN ÖGUT ALANLAR OLDUĞU 114 TE AÇIK.114 TE HITAP SADECE PEYGAMBERE YANI SALATI,SÖYLEVİ O YAPIYOR DUZENLIYOR,MUMINLER ÖGUT ALIYOR.

    SALATI DUZENLEYEN İKAME EDIP GERÇEKLEŞTIREN PEYGAMBER,YANI BURDA ZATEN EY MUMINLER HITABIYLA SALATI IKAME EDIN EMRI YOK.DEVAMINDAKI AYETLERDEDE BU SALATTAN DOLAYI PEYGAMBERIN MUKAFATLANDIRILACAĞI VE ONDAN ÖNCEKI ASIRLARDADA HZ MUHAMMED GIBI INSANLARI TOPLAYIP ÖGUT VEREN FAZILETLI KİMSELERIN VARLIĞINDAN BAHSEDILIYOR.

  22. Vakitli salatın taa en başından incelemeye bakalım ve görelim olayın aslı ne imiş

    Nisa 95 Ya eyyühellezine amenu iza darabtüm fi sebilillahi fe tebeyyenu ve la tekulu li men elka ileykümüs selame leste mü’mina tebteğune aradal hayatid dünya fe indellahi meğanimü kesirah kezalike küntüm min kablü fe mennellahü aleyküm fe tebeyyenu innellahe kane bi ma ta’melune habira

    Gelin beraber çevire çevire gidelim;

    4:94 Ey o tüm emin olanlar/iman edenler Allah yolunda seyahat ederseniz/Allah mesajını iletirseniz daha sonra iyi araştırın/iyi anlayın ve selam/barış/huzur diyene dünya hayatının menfaatleri için sen iman etmemişsin demeyin zira Allah indinde ganimet bol, evvelden siz de öyleydiniz, Allah cömertlik etti de sizi emin kıldı, bundan dolayı iyi araştırın,gerçekten Allah ne ederseniz haberdardır.

    Görüldüğü gibi olayın taa başında zulme uğrayan ya da gerçeğin farkına varan insanlardan oluşan peygamber ve çevresi Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırmak için seyahate çıkıyorlar. Öyle ki bu ulaştırma hizmeti için Allah’ın sünneti budur ki her elçiyle beraber olanlardan alınmıştır bu ancak çoğunluk bu hizmeti engellemiştir…Şöyle ki;

    2:27 Ellezine yenkudune ahdellahi mim ba’di misakih, ve yaktaune ma emerallahü bihi ey yusale ve yüfsidune fil ard, ülaike hümül hasirun

    27. Ki antlaşmadan(misak) sonra Allah’a verdikleri sözü/sundukları bağlılığı tutmazlar/bozarlar ayrıca Allah’ın ulaşmasını emrettiğini alıkoyarlar/durdururlar ve yerde bozukluk/huzursuzluk yaparlar; işte kaybedenler onlardır.

    bu ayetlerde de görüldüğü gibi Allah müminlere bu kutsal iletiyi yeryüzüne iletmeleri için emir vermiş ve karşılığı olarak ta güzel ödüllerin(ecir) vaadi verilmiştir. İşte bu kişiler bu iletilmesi emredilen şeyi iletmek üzerine yeryüzünde seyahate çıktıklarında, dere tepe geçtiklerinde karşılaştıkları insanlar hakkında ön yargılı olmamaları istenmiştir. Barış sözcüğünü kullananların gayri mümin olarak adlandırılmamasını istemiştir. Çünkü o kişinin daha sonradan iman edip etmeyeceğini ancak Allah bilir. Kişi zalimlik yapmıyorsa yani barış içinde yaşamayı emrediyorsa bu kişi gayri mümin ilan edilmemiştir. Öyle ki bu yolculuk sadece iletiyiiletmek için değil zalimlere karşı savaşmak için de olabilir. Gelelim bir sonraki ayete;

    4: 95 La yestevil kaidune minel mü’minine ğayru ülid darari vel mücahidune fi sebilillahi bi emvalihim ve enfüsihim feddalellahül mücahidine bi emvalihim ve enfüsihim alel kaidine deraceh ve küllev veadellahül husna ve feddalellahül mücahidine alel kaidine ecran aziyma

    4:95 İman edenlerden özürü olmamasına rağmen oturanlar Allah yolunda malları ve benlikleri ile çaba gösterenler ile bir olmaz, zira Allah malları ve benlikleri ile gayret gösterenleri/zorluklara direnenleri oturanlardan derece bakımından üstün tutar, öyleki Allah tümüne güzellik vaad eder ancak çaba gösterenlerin ödülü oturanlardan daha üstündür.

    Görüldüğü gibi cihadın tanımı da ayetlerde anlatılmıştır. Cihad insanlara yaratılışta verilen sağlıklı(fıtri) yapının korunması için gayret göstermek ve zorluklara karşı direnmektir. Bu bedensel ve ruhsal sağlık için sağlığı korumak olabileceği gibi, otoriter firavnların zulmüne karşı savaşarak toplumsal sağlık için de olabileceği gibi, yerküre sağlığının örneğin ormanların yok oluşunu engellemek için de olabilir. Bunun için Allah’ın bu yeryüzündeki bozukluğun(fitne) giderilmesi konusunda gönderdiği emir ve öğütler iletilmek zorundadır. Müminler bu görevi üstlenmekte ve Allah ile antlaşma(misak) yapmaktadırlar. Allah yolunda gayret gösterenlerin, zorluklara direnenlerin ödülleri ise bir sonraki ayette belirtilmiştir.

    4:96 Ondan dereceler, bağışlanma, rahmet(şevkat); öyle ya Allah bağışlayan ve rahimdir.

    Daha sonra

    4:97 İnnellezine teveffahümül melaiketü zalimi enfüsihim kalu fime küntüm kalu künna müstad’afine fil ard kalu e lem tekün erdullahi vasiaten fe tühaciru fiha fe ülaike me’vahüm cehennem ve saet mesiyra

    Gerçektir ki melekler onlar nefslerine(benliklerine) zulmederken ruhlarını aldıklarında/vefa ettiklerinde/üstten baktıklarında derler: -ne içindesiniz?-, derler ki: -biz yerde eziliyorduk/çaresizdik-, derler: Allah’ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya oralara. İşte bunların barınağı cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o.

    4:98 İllel müstad’afine miner ricali ven nisai vel vildani la yestetiy’une hiyletev ve la yehtedune sebila

    4:98 Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan çareye gücü olmayan ve yol(Allah yolu) bulamayanlar müstesnadır.

    4:99 Fe ülaike asellahü ey ya’füve anhüm ve kanellahü afüvven ğafura

    4:99 Ki işte ümit edilir Allah onları affeder öyle ki Allah affeder, bağışlar

    4:100 Ve mey yühacir fi sebilillahi yecid fil erdi mürağamen kesirav veseah ve mey yahruc mim beytihi mühaciran ilellahi ve rasulihi sümme yüdrikhül mevtü fe ad vekaa ercuhu alellah ve kanellahü ğafurar rahiyma

    4:100 Ayrıca kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkân da bulur. Ve her kim, evinden/beytinden Allah’a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah’a düşer. Allah Gafûr’dur,Rahîm’dir.

    4.101 Ve iza darabtüm fil erdi fe leyse aleyküm cünahun en taksuru mines salah in hiftüm ey yeftinekümüllezine keferu innel kafirune kanu leküm adüvvem mübina

    4:101 Ve yerde yolculuğa çıkarsanız sonra nankörlerin/kafirlerin size fitne/bozukluk/tuzak kurmalarından endişe ederseniz salattan/söylevden kısmanızda size bir günah yoktur, gerçekten nankörler/kafirler sizin apaçık düşmanınızdırlar

    Bu noktaya gelindiğinde salatın iletilmesi gereken bir şeyin insanlara duyurulduğu bir eylem olduğunu anlarız. İletilen şey müminlerin söz verdikleri kafirlerinse bu iletilmesi gereken şeyin iletilmesini engellemke için her türlü pisliği yaptığı şeydir. Nedir sizce bu? Tabi ki insanlara gerçekleri anlatmaktır ve insanlara topluca durumlarını açıklamak, uyarmak, nutuk çekmektir. Ancak bu söylevi bozmak için nankörler/kafirler hazır beklemektedirler. Bunun için Allah bu eylemi kısaltmanızda size bir zarar yoktur demektedir. Size güncel örnek verelim, Atatürk 19 Mayıs harekatı ile çeşitli illerde kongreler yapmıştır ancak yakalanma korkusu ile bunu yapmıştır. Bu durumu aynen buna benzetebilirsiniz.

    4:102 Ve iza künte fihim fe ekamte lehümüs salate feltekum taifetüm minhüm meake vel ye’huzu eslihatehümv fe iza secedu felyekunu miv veraikümv velte’ti taifetün uhra lem yüsallu fel yüsallu meake vel ye’huzu hizrahüm ve eslihatehüm veddellezine keferu lev tağfülune an eslihatiküm ve emtiatiküm fe yemilune aleyküm meyletev vahidehv ve la cünüha aleyküm in kane bi küm ezem mim metarin ev küntüm merda en tedau eslihateküm ve huzu hizrakümv innellahe eadde lil kafirine azabem mühina

    4:102 Ve sen içlerindeysen sonra söylevi/bağlılığı sunma merasimini(biat etme) yerine getir, onlardan bir taife seninle dursun ve silahlarını da edinsinler sonra onlar secde ederken/itaatlarini taktim ederken(yani; biz işittik inandık sen resulsün, artık sizinleyiz…) diğerleri arkanızda beklesinler. Sonra henüz bağlılıklarını sunmayanlar gelsin ve seninle bağlıklarını sunsunlar onlarda temkinli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Nankörler öyle arzu ederler ki emtianızdan ve silahlarınızdan gafil olasınız da aniden baskın yapsınlar. Eğer yağan yağmur veya hastalık durumu eziyet olursa silahlarınızı bırakmanızda bir günah(zarar) yoktur. Ancak yine de alarmda(hızır) olun, gerçekten Allah nankörler için rezil edici bir ceza hazırlar.

    4:103 Fe iza kadaytümüs salate fezkürullahe kiyamev ve kuudev ve ala cünubiküm fe izatme’nentüm fe ekiymüs salah innes salate kanet alel mü’minine kitabem mevkuta

    4:104 Ki salatı/zikr toplantısı/ söylevi yapmanızın ardından Allah’ı anın ayakta ve otururken ve yanlarınız üzere sonra rahata ermenizin ardından salatı ikame edin/zıkr toplantısı/söylevi yerine getirin gerçekten salat müminlere belirli bir zaman aralığı yazılmıştır.

    Waw-Qaf-Ta = zaman olarak belirlenmiş/belirtilmiş/sınırları belirlenmiş bir şey, zaman-süre-vakit atamak tayin etmek, zaman/vakit ölçüsü (örneğin, mevsim). Lexicon Arabic

    İşte yapılması gereken eylem belirli vakitlerde değil, süresi kısaltılan bu eylem rahata erildildiğinde tam süresi boyunca yapılacaktır. Yani kısaltılan eylem gerçek süresine uzatılacaktır.

    İnsanlar bu süre boyunca peygamberden Allah yolunda gayretin nasıl yapılacağını öğrenmektedirler. Toplumsal sağlığı bozan fitneci nankörleri kovalamaktadırlar. O zalimlerin tepesine binmek için peygamber emirleri anlatmakta müminlerin misakını almaktadır…Fıtrat(sağlık-istenen standart) çizgisine teğetlenmek için gereken kulluk görevlerini öğrenmektedirler…

    Ve sonraki ayetlerde bu durum nankörler, içlerinden benliklerine uyanların durumu,ihanet edenlerin durumu v.s anlatılmaktadır.

    Salat toplantıları fecr ve işa yapıldı yani sabah akşam ve bu zıkr toplantılarında Muhasmmed ayetleri tebliğetti,şura yapıldı,biat yani bağlılıkalındı,savaş ve devlet komutanıda olan nebıyl beraber itaatler yani secdeler sunuldu.

    Dua ederken,dilerken,Allaha niyazda bulunurken,Kuran okurken öğüdü anlamak misak için ilk şarttır,ne dediğini bilmeden arapça kelımeler söylemek sağlıksız bir diyalogtur, af buyrun ama Papua Yenigıneye telefon açıp ordaki yerel halktan biriyle lisan konuşmaya benzer,Allahın dili ise yoktur,her kavme değişik dillerde bir çok tebliğ,ayet gelmiştir.

    Kuranda ismiyle sadece fecr ve işa salatları geçer,Muhammed ayetleri tebliğ ederek öğüt veren görevli bir elçi idi,Hud 114 gıbı ayetler incelenirse salatı duzenleme emri bize değil Muhammededir,dolayısıyla şu an şahsına inen diğer asyetler gıbı hukmu yoktur.bu salatlarda Muhammed mumınleri toplamış,tebliğ yapmıştır,ayetleri okumuştur,bu teslimıyet,bağlılık için biat alınan salat toplantılarıdır.Cuma gunu araplarda yoktur,arube gunu vardır,yevm Kuranda gun dışında zaman anlamı ilede geçer.

    Salat, sally kökunden gelir,peşınden gitmek,takip etmek anlamı taşır,elçinin tebliğine uyulucak ,islam evinde bir aıle yapısı gıbı sıkı bir bağlılıkla peşinden gıdılecek,bağlılık,misak ayakta tutularak,öğüt icra edılecektır.

    Bu savaş,daha doğrusu bu seyahat”ler,islamın tanıtım ve tebliği için,islamın ilk yıllarında Hz.Muhammed ve arkadaşlarının Mekke”nın mahallelerinde,Mekkenin çevresindeki yerleşim yerlerinde yaptıkları bir tanıtım ve davet çalışmasıdır.Günümüz tabiri ile,yasa dışı gösterilerdir.

    Mekke ve çevresine hakim siyasi otoritenin engellemelerine rağmen,peygamber ve arkadaşlarının yaptığı tanıtım ve davet çalışmalarıdır.Peygamberin yaptığı bu çalışmaların,Mekkeli müşrikler ve Mekke”ye hakim siyasi otorite tarafından engellenip,yasaklandığını Alak suresinden açıkca anlıyoruz.Alak Suresinden,ilk zamanlar bu davetleri Hz.Muhammed”in tek başına yaptığını ve Muhammed”in bu çalışmalarını engellemek için,Mekke meclisinin karar çıkarttığını ve çıkarttıkları kararın uygulamaya konduğunu,gene Alak Suresinden anlıyoruz.

    Gene ayni Sureden,meclisin kararına rağmen,Hz.Muhammed”in çikan karara itaat etmediğini,secde”ye,yani görevini yapmaya devam ettiğini de,açıkca anlıyoruz.

    Muhammedın namazı engellenemez,bir şekılde 4 duvar arasında kılar ama yaptığı tebliğ ve elçilik vazifesi,bağlılığı,misakı icra engellenir.Bu engelleyen meclis Mekkedeki mecıdı haram yani haram meclistir,müşrıklerın meclisi,şura topluluığudur.Bu meclis Allah adınna hukum verıp,dın uydurmaktadır,onlarda Allaha ınanmakta sadece aracı koymaktadırlar,kutsal kurban taşları ıle rıtueller yapmakltadırlar,baş putları dogurganlık iftıra ettıklerı Allahın dişil yazılışı Allattır.

    Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü? Sen, salatı ikame ederken kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?

    12. Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah’a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!?

    13. Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?

    14. O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?

    15, 16. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.

    17. Haydi, taraftarlarını çağırsın.

    18. Biz de zebânileri çağıracağız.

    19. Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et(itaat et,uy) ve Rabbine yaklaş.

    Ben,bu sureden ve bu surenin tasvir ettiği olaylardan,Hz.Muhammed”in bu çalışmalarına devam ettiğini ve kısa süre içinde kendisine bir çok insanın inanıp,katıldığını ve böylece hareketin güç kazandığını anlıyorum.

    Yukarıdada bahsettiğim üzere bu salatlar Muhammedin ayetleri,tebliğ attiği ,misak(bağlılık) anlamında biat aldığı,Allahın anıldığı,öğüdünün anlatıldığı salatlardır,salat bıtıncede Allahı zıkretmeye yatarkende devam edın dıyerek ilgili ayet bu salatın zikr,söylev toplantısı olduğunu açıklıyor,cuma salatı ıle ılgılı verdiğim bılgılerde fecer ve işa yani sabah ve akşam Muhammedın toplantı (cumua) salatları duzenlediğini ortaya koyuyor.Salat yani Muhammedın tebliği,Kuran tefekkürü,toplantı zikri bitincede yani tum gun Allahın öğütlerini hatırlamalı,haramı helali bılmeli,öğütlerini icra yani bağlılığıu ikame etmeliyiz,salatı dosdoğru ıkame budur,kitaba sımsıkı sarılarak olur.Secde yani itaat, kutsal kurban taşı önunde 5 vakıt yere kapanarak değil,Allah kelamının öğütlerine itaat ederek olur.

    Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz

    Mevcut meallerden en aydını Yasar Nuri meali bile dolu hatalarla doludur ve sunni anlayış ile Kuran yorumlanmıştır.Kuran sözlüğü bu konuda araştırmacı muslumanların en buyuk yardımcısıdır.İlgili kavram geçtiği tum ayetlerde kök ve turevlerıyle bakıldığında anlamı ortaya çıkar ayrıca emevi yozlaşmasından etkılenmemiş eski arapça sözlukler ve internetteki aramice,nebatice sözluıkler Kuranın ılk o saf anlamına ulaşmak için bize yardımcı olabılır.

    SALAT YANİ BAĞLILIK DOSDOĞRU NASIL İKAME(İCRA) EDİLİR?

    Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz

    AYETE GÖRE BU KURANA SIMSIKI SARILIP ÖĞÜTLERINI HAYATA GEÇİREREK,İCRA EDEREK OLUR,ESKİ ARAP PUTPERSTLERI GIBI KABEYE SECDE EDEREK DEĞİL…

    KABE ESKİ PUTPEREST İNANÇTA LAT TANRIÇASIDIR VE HACER TASIDA UREME ORGANINI SEMBOLIZE EDER.

    http://19.org/forum/index.php/mv/msg/6577/0/40/1140/

    KİTAPTAKİ KAVRAMLARI TAHRIF EDEN ULEMA TAKIMI HEP OLACAKTIR,BİR ÖNCEKİ AYETE BAKALIM:

    Araf 169:Onların ardından da (âyetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp, nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek Kitab’a vâris olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, Kitap’ta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap’takini okumamışlar mıydı? Âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâla aklınız ermiyor mu?

    6:116 Şimdi, eğer yeryüzünde (yaşamakta) olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allahın yolundan saptırırlar: onlar ancak (başkalarının) zanlarına tâbi olurlar ve kendileri hiçbir şey yapmayıp sadece tahmin yürütürler.

  23. teyemmümle ilgili soruya cevaptır:

    ALLAHIN İMAN EDENLERE VERDİĞİ ÖĞÜT ABDEST

    Cunuplukten temızlenme, aklın örtülu olduğu halın bıtmesıdır yanı sehvet halının.Tum vucut yıkama abdesti sunnılerın Emevı zamanı yozlaştırdığı abdesttir.Gelenekçi anlayışda sarhoş kişi duada okur,sacma mantıksız dıleklerde bulunabılır Allaha olan bu duasında ve ayrıca Kuranı sarhoş yada sehvet halınde ıken okuyup mısakta yanlış yorumlar yapabılır.

    Kişi eger su bulamanışsa elbette temiz bir toprakla elını dırsegını sıvazlama seklınde yıkama yapacaktır.Ayrıca tuvalet kelımesınden namazı bozan hallerı çıkarmak sadece zorlama yorumdur.Mesela Edip Yuksel’e ve bazı mezheplere göre göre yellenme,kan ve cırılplak olarak namaz kılma, namaz bozmazken,baska mealcıye göre bozar.

    Oysa Allah nımetı tamamlamak istıyor,mısakta yanı ayetlerın okunmasında zıhın açıklığı istıyor,sız sarhoş bırıyle antlaşma yaparmısınız?Ertesi gun sözlerını hatırlamaz…

    (SÂD suresi 29. ayet) Bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.

    04:43 Ey iman edenler, sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de -yolcu olmanız hariç- guslünüzü edinceye kadar salata yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunmuş da(şehvet sarhoşluğu) su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin; niyetle yüzünüze ve ellerinize sürün. Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

    04:44-45-46 Kendilerine Kitap’tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar.Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.Yahudilerden bir kısmı, (Allah’ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, «Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)» diyorlar. Halbuki onlar, «İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak» deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.

    Abdest ayeti ile peygamberin Kuran’ı tebliğ ve müminlere öğüt için düzenlediği salatlara ( Hud 114 te anlatılan fecr ve işa toplantı salatları)söylev / bağlantı için iştirak kuralları verilmiştir. Allah söyleve katılanların temiz olmasını ve ne dediği bilir durumda olmasını istemektedir. Çünkü sarhoş olarak söyleve katılan kişi Allah’ın sözlerini,okunan ayetleri anlamakta güçlük çekebilir veya onları alaya alabilir,yanlış yorumluyabılır,kelımelerı kaydırabilir. Bu hadiseden önce elleri, yüzü, vs… yıkamak da zihni açmak ve algılamayı kolaylaştırmak içindir,teyemmum şartı da elektıriği atmaya,bılınci açmaya yönelıktır, yoksa kişinin ne dediğini bile bilmeden papağan gibi tekrarlayacağı birkaç dua için böyle bir şeyin istenmiş olmasının elle tutulur bir yanı yoktur.Zaten devamındaki 4:44-45-46 ayetlerde kitabın sözlerıyle alay eden,kelımelerın yerlerını kaydıran örtulu zıhnıyetlere dıkkat çeker.

    Bir başka dikkat edilecek husus ayetin “sarhoşken namaz kılmayın” değil “namaza yaklaşmayın” demesidir…

    KAF suresi 19. ayet) Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.

    Âyette geçen “Sükârâ” ifadesi, sadece alkol türü nesnelerle sarhoşluğu kapsamaz. “Sukr” terimi, geniş anlamıyla insanın zihinsel melekelerini tam olarak kullanmaktan alıkoyan herhangi bir zihinsel uyuşukluk durumunu ifade eder. Yani bu, aynı zamanda uyuşturucu kullanma veya sersemleme yahut şehvet yoluyla aklın geçici olarak dumanlanması ve mecazi olarak ‘uyku sersemliği’ şeklinde tanımlanan durumlar için de geçerlidir. Açıkça normal muhakemenin şaştığı veya ortadan kalktığı her türlü durum demektir.

    Sarhoşluğun (zihin bulanıklığının) nedeni sadece içki değildir. Bir çok nedenle insanın aklı başından gider, kontrolu kaybeder. Kur’ân’ı Kerim’de bunun örnekleri verilmiştir. Mesela:

    Âşagıdaki ayette bahsedilen sarhoşluğun nedeni ölüm korkusudur, içki değildir.

    Hıcr suresi âyet 14, 15:“Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı kesinlikle şöyle diyeceklerdi: “Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarpıtılmış bir toplumuz.”

    Mesela Musa ve buyuculerle ılgılı ayette bahsedilen gözlerinin sarhoşluğunun nedeni sihir, göz boyamadır, içki sarhoşluğu değildir..

    Hıcr suresi âyet 72:“Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.”

    Bu ayette konu edilen sarhoşluğun nedeni içki, uyuşturucu değil şehvettir. (Konu Lut kavminin sapıklığıdır.

    Hacc suresi âyet 1, 2:

    “Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Çünkü kıyamet saatinin zelzelesi gerçekten çok büyük bir şeydir.Onu göreceğiniz gün her emzikli kadın emzirdiğinden vazgeçer ve her gebe kadın taşıdığını düşürür. Sen o gün insanları sarhoşlar halinde görürsün; oysaki onlar sarhoş değillerdir, Ama Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”.

    Buradaki sarhoşluğun nedeni de kıyamet depreminin meydana getirdiği korkudur.Sarhoşluk/zihin bulanıklığı sadece içki içmekle olmuyor, başka nedenlerle de oluyor. Yukarıda sunduğumuz Maide suresinin 43. âyetinde “Sarhoşluk/zihin bulanıklığı” herhangi bir kayda bağlanmadan mutlak olarak “sarhoşluk/zihin bulanıklığı” olarak ifade edilmiştir. Bizlerin bu mutlak ifadeyi, sadece içki sarhoşluğu olarak anlayıp ona göre amel etmemiz gerçeğe aykırıdır.Sarhoşluk halı aklı ve ıradeyı örten durumlar için kullanılmıştır.Aklı örten ,dua ve Allah ıle olan her türlü baglanıtıda,salatta,duada kişiyi hataya açık hale getıreceği için Allah tarafından bu durumdan kurtulduktan sonra salata yaklaşmamız emredılmıştır.Cunuplukten temizlenme ihtılam halınden kurtulmaktır.Cunupken yanı ıhtılam halındeyken veya bu duruma yakın bır haldeyken,kışının aklı örtuludur,dua etme,Kuran okuma bunlardan uzak durulmalıdır.Su ıle elıyuzu yıkayıp elektiriği atma,kendıne gelme en hızlı çözumdur,verilen öğüt budur.

    05:06 Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

    Allah gunahtır,haramdır dememiş,zorluk istemıyorum ama uzerınızdeki nımetımı tamamlıyayım şeklınde ögut vermiş,dua ederken,Kuran ayetlerını anlayıp,yorumlarken bılincın açılması,elektrığın atılması ve temiz olunmasıyla elbetteki Kuran okuma daha saglıklı ve daha verımlı olacak nımet tamamlanacaktır.Her an Allah ıle baglantı halındeyız ve huzurundayız,O Semidir,Basirdir,salat insanın tum yasamıdır,yasam içerisınde temız olmak Allahın ılkel çöl araplarına ve bizlere ögududur.

    Su hem temızler,elektrığı atar aynı toprakla teyemmumde olduğu gıbı,hemde bılıncın açılmasına yardımcı olur.Temizlik imandan gelir.Mesela adetten temizlenmek yani tahır olamak,adet halının bıtmesıdır,5:06 da geçen cunuplukten temızlenmekte cunupluk halının bıtmesı,su veya toprak yardımıyla elektrığin atılıp, kışının aklının örtülu olduğu sarhoşluk durumundan çıkması ve zıhnın açılmasıdır.

    05:06 Ey iman edenler, salata kalkıtığınızda , yüzlerinizi, dirseklere kadar; ellerinizi yıkayın; başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedın. Eğer cünüpseniz iyice temizlenin(bu halden kurtulun). Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz hacet yerinden gelmişse ya da ihtılam olup(şehvet sarhoşluğu) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, niyetle o topraktan ellerinize ve yüzlerinize sürun.Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

    05:07 Allah’ın size olan nimetini, “Duyduk ve kabul ettik” dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O’na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.

    Aynı şekılde 05:07 de Kitap mısakına ve ayetleri dinleyenlerin duyduk ve kabul ettık dıyerek verdıklerı mısaka dıkkat çeker,mumınler Allah kelamını,mısakı dınlerken,kabul ederken açık bır zıhınle doğru anlamalı ve yorumlamalıdır.Kişi eger cünüpse ve aklı örtuluyse su ıle elektrığını atmak ve bılıncını yerıne getırmek için ıyıce temızlenecektır.

    NUR 41 E lem tera ennellahe yüsebbihu lehu men fis semavati vel erdi vet tayru saffat küllün kad alime salatehu ve tesbihah vallahü alimüm bima yef’alun
    Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi salatını ve tesbihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bilir.

    Esasen salata yöneldığinizde demek hayata yaşantıya girdiğiinizde demekti,hayat vahyi ikame,fıılıyata gecırmedir..Müminin sabah kalkması salata kalkmasıdır, bu da sabah veya her yataktan / oturmaktan kalkışta olur.Her kalkış salatadır,önce zihnen sonra bedenen her yönden tamamen önce sen temiz olmalısın mesela bir tebliğde bulunacaksan,güzel ve hayırlı bir işe girişeceksen eger.İman eden kişinin yaşantısı,her anı zaten salattır.Tuvalet,lavabo …vs temizlik imandan gelir.

    BURDAKİ SALATI NAMAZ DIYE YORUMLAYANLARA SORUYORUM:

    SARHOŞKEN KURAN OKUNUR MU? YADA OKUNAN BİR TOPLANTIYA KATILIP AYETLER ÜZERİNE YORUM YAPILIR MI?

    NE DEDİĞİNİ BİLMEZ HALDEYKEN DUA EDILIR MI?

    Abdest ayeti Maide suresinde gelmiştir. Namazın farziyeti ise en açık şekilde Nisa suresinde geçer, nüzul sırası bakımından Maide suresi Nisa suresinden sonra gelir. Bundan önce peygamberimiz namazı abdestsiz mi kılmış ya da kıldırmıştır?? Eğer abdest ve alınış şekli biliniyorsa bu konuda ayette açık tarife gerek yoktur.Ancak ayette abdest alırken hangi uzuvların yıkanacağı da açıklanmıştır??????

    Salatı namaz algılayanlar,sarhoşken Kuran okumayada açık kapı bırakırlar.Oysa bu ayetteki salat,dua,Kuran okuma,toplantı söylevlerınde ayetlerı dınleme hepsını kapsar.Allah bılnç açıklığı istemektedır.El yuz yıkama,teyemmum ıle elektrığı atma açıktır.
    Ordaki salatı ıkame namazdır diyerek sarhoşken Kuran okunur,ayetler yorumlanır,Allaha sarhoşken sacmalayarak dua edılıre açık kapı bırakabılırmiyiz?

    SALATI NAMAZ ANLAYANLARA BİR SORU DAHA SIZCE NAMAZ KILINMIYACAKSA KIŞI TUVALETTEN SONRA SU BULAMAMIŞSA TOPRAKLA TEYEMMUM SEKLINDE ELINI DIRSEĞİNİ YIKAMASIN MI?TABIKI HAYIR BURDAKİ SALAT YASAMIN KENDISIDIR,KURAN BİR ÖĞÜTTÜR.

  24. Selam toprakerdem.

    İşte ben de bunları açıklayasınız diye size vakitlerle ilgili bir soru yöneltmiştim. Açıklamalarınız benim açımdan tatminkar, fakat satır aralarında kafama takılan sorular da olmadı değil. Yazdığınız yazı, konu ile ilgili tam olarak yeterli olmamasında rağmen benim takıldığım birçok konuya ışık tuttu diyebilirim.

    Devamlı tartışmalarda ” siz sadece Kur’an diyorsunuz ama Kur’an’da namazın nasıl kılınacağı yazmıyor” şeklinde sorulara hepimiz muhattap olmuşuzdur. Genelde hep “Kıyam, Rüku ve Secdeye, bir de Kur’an’dan okumaya” bağlarız namazı, yani o şekilde bir bütünlük kurmaya çalışırız. Ve cevapları bu şekilde veriririz, aslında ayetlerde tam bir bağ olmamasına rağmen..

    Kur’an’da miras, evlilik, boşanma, oruç, hac, haramlar ve helaller, borçların yazılması ve daha bir çok konu detaylıca açıklanmışken, şu an bilinen namazın da, aslında başka birşey olduğu ve gerçek adıyla “salatın” en ince detayıyla nasıl yapılacağının anlatıldığını, hadislerden, yanlış meallerden ve tefsırlerden sıyrılarak öğreneceğimizi görmüş oldum. Fakat nasıl yapılacağı konusunda kafam karışırık durumda. Eğer bu konuyu daha detaylıca açıklayabilirseniz memnun olurum. Ya da herhangi bir kaynak da önerebilirsiniz.

    Ayrıca yine yazımda belirttiğim şekilde satır aralarında kafama takılan soruları size yönelteceğim fakat, şu an için buna vaktim olmadığından uygun bir vakitte sorularımla siz meşgul edibileceğimden haberinizin olmasını istiyorum.. 😀

    Selametle…

  25. SELAMLAR SEVGİLİ YUNUS EMRE GÜNDOĞDU KARDEŞİM…
    AÇIKLAMALARIMI TATMİNKAR BULMAN BENİ SEVİNDİRMİŞTİR.UZUN ZAMANDAN BERİ BİLGİSAYAR BAŞINDA OLAMADIĞIMDAN KARADENİZ TURUMUZDAN DOLAYI BURALARIDA TAKİP EDEMEDİM VE CEVAP YAZAMADIM..
    ASLINDA YUNUS KARDEŞ YAZILACAK ÖYLE ÇOK ŞEYLER VARKİ HANGİ BİR TANESİNİ YAZAYIM AMA EN AZINDAN İNSANLARI AZDA OLSA DÜŞÜNMEYE SEVK EDEBİLİYORSAK NE MUTLU BİZLERE.BEN BURAYA EMAİLİMİ YAZIYORUM EĞER ÖZEL OLARAK YAZMAK İSTEYEN KARDEŞLER OLURSADA GÖRÜŞEBİLİRİZ…SİZDEN TEK RİCAM EĞER İNANCINIZDA SAMİMİYSENİZ KİM OLURSA OLSUN O FİKRİ SORGULAYINIZ VE KURANIN TERAZİSİNE VURUNUZ..!! ŞUNU NET OLARAK GÖRECEKSİNİZKİ BİZE ANLATILANLAR ATALAR DİNİNDEN BAŞKA BİŞEY DEĞİL KURANDAKİ DİN HER HUSUTA FARKLI ŞEYLER YAZIYOR SÖYLÜYOR BEN YALNIZ VE YALNIZ KURAN DİYORUM…UYDURULMUŞ TAHRİF EDİLMİŞ VE ÖNÜME SUNALAN MASALLARI RED EDİYORUM…
    NE MUTLU O KURAN ERLERİNE SELAM OLSUN O ERLERE
    ALLAHIN EMANETİ İLE OLUNUZ

    toprakerdem2005@hotmail.com

    yeni yazıları en kısa zamanda burada göreceksiniz inşaallah

  26. selamlar sevgili kardeşler

    bakın o kadar soru sormama rağmen bir cevap yazılmış değil
    inanılan ve bunun gereği olarak savunulan inanç sistemlerinin çökmesi tabiki doğal olarak herkesi şoke etmiş durumda…!!!

    cevaplar anlaşılan yazılamıyacak sorularıma bu yüzden kardeşleri yukarıdaki sorularla samimi olarak başbaşa bırakıyorum ve muhasebeye davet ediyorum…

    salat kıble hac vs. diğerleri ile ilgili konular yazılcaktır

  27. merhaba arkadaşlar
    bir süredir hadisler konusunda kafam gerçekten karışık..rabbim elbette doğru olanı bize gösterecektir!
    kadınların hayız halinde ibadete yaklaşmamaları konusunda Kuran da bir emir yok baktığım kadarıyla fakat hadislerde bu ifadeye çok rastlanmış ve şuanda kadınlar bu sürelerde kuran a bile el sürmemekte hatta bunu günah olarak görmekteler eğer bu konuda bilgisi olan varsa lütfen paylaşsın!hasta sınıfına girebilir fakat savaşta bile bırakılmayan namaz böyle ufak ve devamlı bir rahatsızlıkta bırakılmalı mıdır???bunun bir izin olarak yorumlanması açıkçası beni tatmin etmedi abdest konusu ise tartışmalı kanın abdesti bozması mezheplere göre değişkenlik gösteriyor ve EĞER BÖYLE BİR YASAKLAMA YOKSA kadınların bu kadar süre ibadetten mahrum bırakılması gerçekten çok büyük bir vebal.. bildiklerinizi ve fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim!

  28. selam. bende bu konuyu fazlasıyla merak ediyorum ve çok tedirginim. hem namazdan hem kuran dan ayrı kalıyoruz. kılayım diyorum bu seferde içim rahat etmiyo kendimi veremiyorum namaza. ne yapacağımı şaşırdım.

    96/Alak 9,10,11 Gördün mü, şu engelleyeni: Namaz kılarken bir kulu? Hiç düşündün mü o doğru yolda mıdır,

    ( bu ayetlerle cesaret alıyorum fakat alttaki ayetteki ^^temizlenene kadar^^ kısmı yani hastalıktan kurtulma anlamındamı yoksa temiz olmadığımız anlamındamı burada ikilemde kaldım. aslında abdesti bozan hallerde kan geçmiyor. namaz kılınmayacak hallerde de bu durum yok ama yinede insanın içinde şüphe kalıyor.

    2/Bakara 222 Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki: “O bir ezadır”. Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size buyurduğu yoldan yaklaşın. Allah şüphesiz daima tövbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.

    doyurucu bir bilgiye ihtiyacım var. yardımcı olursanız sevinirim. Allah ilmimizi artırsın..

  29. Selam Arzu;

    Temiz elma, temiz hava, temiz insan… Hepsi temiz. Ama, biri yemek için, biri solumak için, biri arkadaşlık yapmak, yahut evlenmek için… Örnekler çoğaltılabilir.

    Biz, temiz elma, temiz hava, temiz insan dediğimizde siz aynı şeyi aynı temizliği mi anlarsınız ?

    Gayet güzel olarak ayet meali vermişsiniz. Orada, temizliğin hangi amaca hizmet ettiği, ne işe yaradığı anlatılıyor.

    Onlar temizlensinler de namaz kılsınlar demiyor.

    Şimdi Allah, müşrikleri “necis / pis” olarak tanımlamıştır. Peki bir müşrik abdest alırsa “temiz” olur mu? Elbette olmaz. Zira, müşrik için kullanılan “pislik” kelimesi maddi bir pisliği anlatmaz. Bu pislik yıkanmakla, keselenmekle geçmez.

    Sonuç olarak, Allah’ın söylemediği şeyi ona söyletme çabasından vazgeçmeliyiz. Allah, bahsi geçen ayette kadınların ne için temizlenmesi gerektiğini, bunun sonucunda neyin yapılabilir hale geldiğini açıklamıştır.

    Hem Allah, namaz gibi en temel bir ibadet hususunda toplumun yarısını oluşturan kadınların her ay uğradıkları bir eziyetin hükmünü neden dolambaşlı yollarla açıklasın ki?

    Açıklanan şey işte ortada duruyor. Hemde sebebi ile birlikte açıklanmış.

    Benim görüşüm budur. Üstelik ben, adına “din alimi” denen pek çoklarının görüşüne itibar etmiyorum.

    Neden mi?

    Çünkü onlar sizin doğru olarak verdiğiniz meali, ” o bir ezadır” yerine “o bir pisliktir” diye çeviriyorlar, yahut böyle çeviri yapanlara hiç itiraz etmiyorlardı. Bu düşüncedeki insanlar benim “din ilmi” öğrenme adına başvuracağım en son kaynaktır.

    Yalancı, iki yüzlü, Allah’a ve Peygamberine hiç utanmadan sıkılmadan iftira eden insanlardan mı din öreneceğim ???

    Selam ve muhabbetle…

  30. çok teşekkür ederim. bende aynı görüşleri paylaşıyordum fakat kabul edersinizki sizden başka herkez farklı şeyler söylüyo.insanın kafasında soru işaretleri oluşuyor ve kendinizi namaza veremiyorsunuz bu tedirginlik yüzünden. ama artık rahatça kılarım
    tekrar teşekkürler. bir sorum daha olacak. ben Türkçe kılıyorum namazımı.yani kurandaki dua ayetlerinin türkçe anlamlarıyla kılıyorum. peki kurandaki dualarla değilde onların yanında kendi dualarımla kılsam bi sakıncası olurmu? bilgilerinizle bizi aydınlattığınız için teşekkürler. Allah ailmimizi artırsın .Allah razı olsun

  31. Selam Arzu;

    Allah; “Beni anmak için namaz kıl” buyurdu.

    Bir de; “Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” diye buyurdu.

    Buradan şu sonucu çıkarırız. Sarhoş olmuş bir kişi, namaza yaklaşmak için neyi gözetleyecek ? Sarhoşluğun bittiğini nasıl anlayacağız ? Burada verilen ölçü, “ne söylediğini bilmek”… Demek ki, namaz ne söylediğini bilerek yapılan bir ibadettir. Aynı bütün ibadetlerde olduğu gibi. İşin aslına bakarsanız dinin aslı, esası da budur.

    Düşünsenize, müslüman olmayan bir adam, arapça da bilmiyor. Bir turist düşün. Aldın adamı kandırdın, punduna getirdin de ona kelime-i şahadeti söylettin. Adam ne söylediğinden haberi yok. Arapça olarak dedi ki, Allah birdir, O’ndan başka ilah yoktur. Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir.

    Şimdi; Türklere namazı arapça kıldıran aklı evvel kardeşlerimize soruyorum: Ne söylediğini bilmeden kelime-i şahadeti söyleyen bu turist kardeşimiz “müslüman” olmuş mudur ? Elbette olmamıştır. Yakınından bile geçmemiştir.

    Siz hem “ameller niyetlere göredir” diyecek ve ameli “niyet” adı verilen bir kasta bağlayacaksınız, hemde namazda insanlara gerçekte hiç kastetmediği şeyleri söyletip, “ne kadar güzel söyledin” diyeceksiniz !!!

    Yuh olsun size de ilminize de !!!

    Kimisi de diyor ki; “efendim namazda en az bir ayetin okunması farzdır”

    Nerede yazıyor bu ? Bak; Yaşar Nuri Öztürk’ün size güzel bir sorusu var.

    Diyor ki; madem siz namazda en az bir ayetin okunmasını kafi görenlerdensiniz, söyleyin bakalım, bir kişi namazda sadece şu ayeti okusa nasıl olur ?

    “Firavun dedi ki; Ben sizin en büyük Rabbinizim”

    Nasıl, güzel mi ? Şimdi bunu söyleyen kişi ayetin emri üzerine Rabbini anmış oldu mu? 🙂

    Arzu hanım, eğer kitapçılardan bulabilirseniz, Yaşar Nuri Öztürk’ün “Ana dilde ibadet” diye bir kitabı var. Bu kitapta bu mesele en detaylı yönleri ile ele alınmış. Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

    Namazı, kendi dilinizde Allah’ın insanlara öğrettiği cümle kalıpları ve övgü yöntemleri ile kılmanız daha güzel olur. Fakat eğer bu hususta bir müşkilat / zorluk varsa, Sizi Rabbinizi anmaktan hangi densiz men edebilir ?

    Selam ve muhabbetle…

  32. Şükürler olsun ,artık sadece içimden geldiğince , gönül rahatlığıyla, bilerek Rabbime ibadet edeceğim. size çok teşekkür ederim.üzerimden çok büyük bir yükü kaldırdınız.Allah yolunuzu açık etsin.

    selam ve muhabbetle……

  33. Arzu can bak onlar senin uzerinde buyuk bir yuku kaldirdi ama ben sana cok buyuk bir yuk yukleyecegimki tasimasi pek guc . Hoo hoo hoooo Sevgiler .

    Bak bunlar allaha inanmayanlar .

    [1] Dini yalanlayanı gördün mü?

    [2] İşte o, yetimi itip kakar;

    [3] Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;

    [4-5] Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.

    [6-7] Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.

    Bak bunlarda allaha hakiketten inanlar.

    Onlar Allaha oyle inanan insanlardirki otururken , yanlari uzerine yatarken , yururken , toplum icindeyken allahinin ve yarattiginin hakkinda derin dusunenlerdir , ananlardir .

    Sevgiler 12 imamlar a gonul baglayin bilgilenin nurlanin yupppiiii .

  34. Gerçekten teşekkür ederim yorumlarınız için… bir kadının her ay yaşadığı bir eza nedeniyle bir vebalı gibi ibadete yaklaştırılmaması ve hatta camiye bile yaklaşmaması gerektiğini düşünenlerin çağlara seslenen alimler oluşu gerçekten çok acı!

  35. MAUN SÜRESİNİN ÇEVİRİSİ

    Esirgeyen ve bağışlayan Allahın tanımlamasıyla,

    1=Gördünmü şu dini(borcu,ahireti) yalanlayanları,
    2=Onlar yetimle,garibanla ilgilenmezler,
    3=Yoksulu,muhtacı doyurmaya yanaşmazlar,
    4=Yazıklar olsun şu yöneldim Allah’a diyenlere,
    5=Kİ,onların yönelmeleri bilinçsizcedir,
    6=Ve ikiyüzlülük,riyakarlık taşımaktadır,
    7=(Çünkü insana)zırnık bile vermeye engel olurlar.

    Kadın hayızlıyken Allah’a yönelemez mi? Bu yönelişin nasıl kazası olabilir? 2. ve 3. ayetler de nasıl musalli olunacağına dair örnekler vermiş Allah. Yoksulu doyurmak, yetimle garibanla ilgilenmek…

  36. Selam müminlerin emiri rumuzlu kardeşim;

    Demek sen insanların sırtına Maun suresinde anlatılan vecibeleri yükleyecek, bunu tavsiye edecek, sonra da alay ederek “hooo hooo” mu diyeceksin ?

    Dil sürçmesi ise, özür dilemen gerekir.

    Değilse !

    “Hoo hoo hoooo”

  37. KURANDA NAMAZ YOKTUR,NASIL KILINDIĞI,KAÇ REKAT KILINDIĞI,KAZASININ OLUP OLMADIĞI,HASTALIK HALİ ,BOZAN KURALLAR,HANGİ DİLDE NE OKUNACAĞI,İMAM,MUEZZIN,KAÇ VAKIT 2,3,5….VS BUNLAR TAHMINI VE ZORLAMADIR,KURAN EKSIK DEGILDIR.

    Salat,İslam beytine yani İslam ailesine girenlerin,bildiğimiz bir aile yapısı ve bağları gibi Allahı ve birbirlerini sevmeleri,destek vermeleri,bağlılık,yükümlülük göstermeleri,irtibat halinde olmalarıdır,hayra barışa çalışmalarıdır. Müminler birbirinin kardeşidir..İslam ailesine girenlerin göstermesi gereken bağlılık,misak yani salat dosdoğru Kuran ögudunu icra ederek ,sımsıkı sarılarak,hayata geçirerek olur.İlkel bir kabile için bile salat kavramı aslında basittir.

    Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı(bağlılığı) dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz

    KURANA SIMSIKI SARILIP ÖĞÜTLERINI HAYATA GEÇİREREK,İCRA EDEREK OLUR…

    Secde itaat etmektir,hiç bir ayette yere kapanma anlaında değildir,hıç bir ayette salatın parcası olarak gecmez,hep ayrı fııller olarak gecer.Kutsal kurban tasının,arapların bas putu Allatın önunde yere kapandığında Allahın önunde yere kapandığının delılın nedır,eskı putperstlerde aynı şeyı yapıyordu,uyan Allah sekıl değil,sah damarından yakın,sekılsel olmayan bir varlığın önü,arkası olmaz,ancak sembol tas koyarsın,buda zaten putperstliktir.

    SECDE:İtaat etme,uyma,kabul etme

    KIYAM:Ayağa kalkma,Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme,Allah için başkaldırma

    RUKU: tevazü etmek,Alçak gönulluk göstermek

    SALAT :Risalet,vahiy,öğüt,bağlılık,sevgi ile destek,irtibat

    İKAME ETMEK: Ayağa kaldırmak , yeniden diriltmek , icra etmek

    SALATI İKAME ETMEK: Bağlılığı,desteği,öğüdü icra etmek

  38. Risalat, mealcılerce vahiy,öğüt olarak çevırılmiş:

    A’RAF suresi 62. ayet) Übelliğuküm risalati rabbi ve ensahu leküm ve a’lemü minellahi ma la ta’lemun

    Diyanet Açıklamalı Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’tan (gelen vahiy ile) biliyorum.

    (A’RAF suresi 68. ayet) Übelliğuküm risalati rabbi ve ene leküm nasihun emin

    Diyanet Vakfı Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.

    (A’RAF suresi 93. ayet) Fe tevella anhüm ve akle ya kavmi le kad eblağtüküm risalati rabbi ve nesahtü leküm fe keyfe asa ala kavmin kafirin

    Diyanet Açıklamalı (Şuayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: “Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım!”

    (A’RAF suresi 144. ayet) Kale ya musa innistafeytüke alen nasi bi risalati ve bi kelami fe huz ma ateytüke ve küm mineş şakirin
    Diyanet Vakfı (Allah) Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle (sana verdiğim görevlerle) ve sözlerimle seni insanların başına seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol

    (AHZÂB suresi 39. ayet) İllezine yübelliğune risalatillahi ve yahşevnehu ve la yahşevne ehaden ilellah ve kefa billahi hasiba

    Diyanet Açıklamalı (Benim yaptığım) ancak Allah katından olanı, O’nun gönderdiklerini tebliğdir. Artık kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.

    (CİN suresi 23. ayet) İlla belağan minallahi ve risalatihi ve men ya’sillahe ve resulehu feinne lehu nare cehenneme halidiyne
    fiyha ebeden.

    Elmalılı Sade. 1 Onlar ki, Allah’ın risaletlerini (mesajlarını) tebliğ eder ve O’ndan korkarlar; Allah’tan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak da Allah yeter!

    (CİN suresi 28. ayet) Liya’leme en kad ebleğu risalati rabbuhim ve ebata bima lediyhim ve ahsa kulle şey’in ‘adeden.

    Diyanet Açıklamalı Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).

    Salatı ikamenın,bağlılığı,öğüdü,mısakı yani vahyi icra,ikame,fıılıyata dökme,ayakta tutma,Allah kelamını tefekkür edip hayata geçirme olduğu bu çevırılerdende açıktır…

    Mealcıler ve gelenekçi tefsır salat yada salatı ıkame olsun olmasın her yere bolca namaz serpiştırmışlerdır.Oysa salat genış manada olup Allah yolunda verılen her turlu destek,ugraş,ibadettır.İkamede bunu fıılıyata dökmektir.

    1 Kuranda oruç ibadeti anlatılırken Ey müminler oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizede farz kılındı der,ama namaz için böyle bir ayet yoktur.Siz hangi ayetten bu emri alıyorsunuz?

    2 Rekat sayısı,okunacak dualar,ana dilde ıbadet,kazası varmı, uyku,bozan haller,kurallar,secde,ruku,kıyam nasıl olur sırası nedır,hasta,yaşlı,genç kimler yükümlü,cami adabı,imam, muezzın,kamet,pusula,yürürken namaz nasıl kılınır,eller kollar,dızler,tekbir,selamlama,Ekber niye Allahın ismi degıl,,vakitleri 2,3,5…vs kısacası namaz ıle ılgılı her ayrıntı olmalı Kuranda ,eger eksık olmadığına iman edıyorsak bu konularda dayandığımız ayetler nelerdir?

    MÜŞRİKLERDE KABENİN ÖNUNDE YERE KAPANIYORDU,BİZİM ONLARDAN NE FARKIMIZ VAR?

    ALİ BULAÇ:ARAF 138 İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa’ya dediler ki: «Ey Musa, onların ilahları gibi sen de bize bir ilah yap.» O: «Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz» dedi.

    EGILIP BUKULMEK İÇİN MUSANIN KAVMİ PUT İSTEMEKTE,ESKİ ÖRFLERINDEN KOPAMAMAKTADIR.ŞAH DAMARINDAN YAKIN HER YERDE OLAN ALLAHI PUTLARLA SOMUTLAŞTIRIP SEMBOL EDINIP ÖNUNDE YERE KAPANMAK İSTIYORLAR,el surmek,7 kez dönmek,uyduruk rıtuel,merasımler…vs
    .

    Samiriler’in ibadet şekilleri müslümanlara çok benzemektedir.abdest alma şekilleri müslümanlarınınkinin aynısıdır.abdest esnasında tevrattan bir parça okurlar,ibadet dilleri aramca’dır.İbadet yerleri müslümanların camisine benzemektedir,İbadetlerinde müslümanların ibadeti olan namazda vardır ve namazlarında müslümanlarınki gibi rüku ve secde de bulunmaktadır.şu an sadece israil ve filistinde yaşayan samirilerin nüfusu çok az olmakla beraber 1000 kişi kadar bir nüfusa sahiplerdir.

    Ancak şekılsel bır varlığın önunde yere kapanarak sekılsel secde yapılır.Buda araya sembol yada Kabe gıbı bır putta Allahın sekılsel olmayan varlığını somutlaştırarak olur.Putperstlık zaten sembol ıle yaradanı somutlaştırmaktır ıbadetlerde ve eskı putperest arap örfudur.Namaz kelımesının etımılojık köku nameste putperest Mecusılerden bir rıtuel ismi olarak geçmektedir,herkes akıl edıp namazın etimolojık kökunu arastırdığında bu gerçeği görecektir.SÂBİÎLER:
    Aya ve yıldızlarada Allah ile beraber tapan ve ay,güneş i,çin dıkı pıut yapan kimseler. yahûdîlik, hıristiyanlık ve mecûsîlik gibi çeşitli dinlerden bâzı inanışları alarak bir din meydana getirmişlerdir.Araplar çoğu Sabiiydi,güneş ve aya secde ediyordu.

    Ekber kelimesi Allahın isimlerınden değildir.Ekber kelımesınde karşılaştırma vardır aracı ve alt ılahlarla,Kebir gıbı değildir.Bu Kurandan olmayan isim bile bizi eski putperestlerin rıtuelı olup olmadığı konusunda arastırmaya itmelidir.

    MUŞRIKLER KENDISINI TEKTANRICI SANIR:

    ENAM 23 Elmalılı Sade. 1 Sonra başka çare bulamayacaklar ve sadece şöyle diyecekler: «Rabbimiz Allah’a yemin ederiz ki, vAllahi bizler Allah’a şirk koşanlar değildik.»

    Zumer 3 Dikkat et, hâlis din yalnız Allah’ındır. O’nun berısınden(dunıllahı) kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.

    ARAF 138 İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa’ya dediler ki: «Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi sen de bize bir ilah yap.» O: «Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz» dedi.

    Allah Semi ve Basirdir,her an huzurundayız,namazda Allahın huzuruna çıkıldığı ıddası yıne delılsızdır,ayetlerde Allah huzurumdasınız dememıştır.

    ALLAH ADINA İBADET DİYE UYDURULUP ARACI KONAN HER TÜRLÜ RITUEL ŞİRKTİR.DIKILI TASI 7 KEZ DÖNME,TARIKATLADAKİ KAFA SALLAYIP DANS ETMELER,BİR PUTA DÖNUP YAPILAN EGILIP BUKULMELER,DEĞİŞİK MERASIMLER…

    Namaz Kuranda anlatılmadığı gıbı hadıslerde,rivayetlerde çelişki içindedir.Bir tane namazı bastan sona anlatan hadıs yoktur,hepsı kılınışı farklı anlatır,farklı kurallar belırler.Mezhep alımleri abdestın bozulmasında bıle uzlaşmaya varamamıştır,hepsı kendıne göre uyduruk hadıslerı paylaşmıştır.Namazın çıkışı Kabeyi aracı koyan putperest örften gelır ve bu amacı mesrulaştırma için uydurulan hadıslerde peygamberımız hacerul esvedi öpmuşturde…

    Bir putperest(nesnelerle ıbadet) rıtuelı olarak namaste mecusılerden gelır,onlarda aracı nesne olarak ateşi kullanıyorlardı ve rıtuel uydurmuşlardı.Allah adına uydurulan ve dualarda,irtıbatta aracı konan rıtuellerden biridir aynı dıkılı tas etrafında 7 kez dönme gıbı ve şirk unsurudur.Allah her yerdedır,önunde yere kapanma ancak bir nesne ıle olur oda putperstlıktır,sözluklerden putperstliğin tanımına bakınız.

    (HAC suresi 17. ayet) İman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecusîler ve şirke sapanlar arasında Allah, kıyamet günü ayrım yapacaktır. Allah, her şey üzerine Şehîd’dir, tanıktır.

    Allah ıse sah damarından yakındır ve her yerdedır,madde yada sekıl degıldırkı önunde yere kapanalım helede bunu araya sembol koyarak yapmak sadece arap örfune uymaktır,Kurana değil.İnsanlar salatı ıkame etmeyı yat kalkta arayarak esas guzel fııler ışlemeyı unutmuşlardır.Toplum yararına fayda,Allah yolunda bır yetım,dul,yaslı,ögrenci…vs yardım mı,yoksa tum gun dört duvar arasına kapanıp yat kalk yapmak mı?İkame fıılıyattır,hangısının faydası var?İslam camıası neden bu halde?

    Turbeye gıdenlerde hiç bir zaman aracı koyduklarını kabul etmezler hep Allaha dua ettık derler,yalnız Allaha ınandıklarını söyleyıp Kurandan delıl isterler.Oysa şirkın tanımı açıktır.Sah damarından yakın Allahı bellı kalıplara rıtuellere sıkıştırılar ve bunu yaparkende sectıklerı her nesne,insan puttur.Namazın Allahın huzuruna çıkmak olduğu delılsız bır yalandır, hiç bir ayette Allah Kuranda benım huzurumdasınız dememıştır,çunku salatı ıkame namaz değildir…

    PUTA DÖNUP YER EKAPANMA RITUELI MECUSİLERDE VE SABİİLERDE VARDI.

    HIÇ BİR PUTPEREST TAPINMAK ISLIK ÇALIP EL ÇIRPMAZ,

    AYETTE ANLATILAN MÜŞRİKLERİN GURULTU ÇIKARARAK, HACCDA YANİ DINI KANIT TARTIŞMASI,HANİF İSLAMA DAVETTE KURAN AYETLERI OKUNURKEN,DINLENMEMESINI SAGLAMAKTIR.

    ONLARIN ALLAHA OLAN DESTEĞİ AYETLER TEBLİĞ EDILIRKEN GURULTÜ ÇIKARMAKTAN İBARETTİR.

    GURULTU ILE NAMAZ ENGELLENMEZ ANCAK TEBLIĞ YAPAN,AYET OKUYUP MÜŞRIKLERE ANLATAN KİŞİNİN SESİ GÜRÜLTÜDE BASTIRILIR,ENGELLENİR.

    Okunuş Ve ma kane salatühüm indel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun

    enfal 75 Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kâfirler!) İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!

    (FUSSİLET suresi 26. ayet) İnkâr edenler dediler ki: “Şu Kur’an’ı dinlemeyin! O okunurken yaygara koparın ki, galip gelesiniz

    Secde ıtaat etmektır,Ademe yapılan secde, guneşin ve ayın Yusufa secdesı,ulkenın kapılarından gırerken secde ederek gırmek yanı ıtaat ederek gırmek bu anlamdadır.

    Ruku alçak gönulluluk,tevazu göstermek, kıyam ise bir işe girişmek,tesebbus etmek,ayaga kalkmak,Allah yolunda bas kaldırmaktır.

    Secde ,ruku,kıyam farklı fııler olup salatı ıkameyle beraber toplu gecılıp NAMAZIN BIR PARÇASI GIBI anlatıldığı ayet yoktur.

    Bakara 239 Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın). Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah’ın size öğrettiği şekilde O’nu anın (namaz kılın).

    Yürür ıken namaz kılınacagını ıdda eden mealcıler zaten namazı ınkar etmış olurlar.

  39. SALAT KAVRAMININ KURANDA KULLANIMI

    Salat Kuran’ın en temel kavramlarından biridir. İnananların temel özelliği olarak anlatılmaktadır.

    23/1-4 , Felaha ulaştı o müminler ki onlar salatlarında itaatkardırlar. Onlar boş şeylerden yüz çevirirler. onlar arınıp yücelmek için yaparlar. (zekatı verirler)

    22/35 , Onlar öyle kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz şeylerden harcarlar.

    24/37 , Onlar ne ticaretin ne de alışverişin kendilerini Allah’ın zikrinden , salatı ikame etmekten ve zekat vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar ,kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

    35/29 , Allah’ın kitabını okuyanlar ,salatı ikame edenler, ve kendilerine verdiğimiz rızıkdan gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacakları bir ticaret umarlar.

    98/5 , Oysa kendilerine dini yalnız Allah’a halis kılarak , Allah’ı birleyenler olarak ona kulluk etmeleri,salatı ikame etmeleri, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.

    Salatı ikame etmeyenlerin durumu ise şöyle özetleniyor.

    19/59 , Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki salatı zayi ettiler , şehvetlerine uydular. Azgınlıklarının cezasını çekecekler.

    74/41-47 , Suçlulardan sorarlar sizi yakıcı ateşe ne sürükledi? Derler ki : Biz salat edenlerden olmadık,yoksula da yedirmezdik, ceza gününü yalanlardık, sonunda bu haldeyken ölüm bize gelip çattı.

    75/31-32 , Ne doğruladı , ne de salat etti. Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.

    NE DOĞRULADI NEDE SALAT ETTİ DERKEN DOĞRULAMA KELIMESININ ZITTI SALAT OLARAK GEÇİYOR,BURAYA BAĞLILIK,DESTEK YERINE NAMAZ KELIMESİ KONULDUĞUNDA CUMLE YAPISINDA ANLAM BOZULMASI OLUYOR…

    AYETLERDE CEHENNEME GÖTUREN SEBEB NAMAZ KILMAMAK DEĞİLDİR,BU SUNNİ ANLAYIŞIN ÇARPITMASIDIR

    MUDESSİR SURESİ:

    Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!
    20.Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!
    21.Sonra (Kur’an hakkında) derin derin düşündü.
    22.Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.
    23, 24.Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: “Bu ancak nakledilegelen bir sihirdir.”
    25.”Bu, ancak insan sözüdür.”
    26.Ben onu “Sekar”a (cehenneme) sokacağım.

    Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”

    Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik

    Şimdi suçluları, Allahın indirdiğine inanmayanları, ateşe sokan sebep namaz kılmamalarıymış. ?? çok ilginç bir önceki ayetlerde o ölçtü biçti dudak büktü ve kabul etmedi diyor, yani kitaba bakıp ölçüp biçmesinin sebebi namaz kılmayı kabul etmemesi mi yoksa kuran,ı gelen ilahi hükmü kabul etmemesi mi. kesinlikle namaz değil burada dudağını eğip büktükten sonra kuranı kabul etmiyor, Allahın düzenini kabul etmiyor ve şirkinde devam ediyor böylelikle cehenneme düşüyor ve soruyorlar neden cehennemdesiniz çünkü biz Allahın indirdiğine inanmamıştık doğrulamamış ve ona göre yaşamamıştık.
    Bu düşünceyi doğrulayan ayetler devamında salatın ne olduğunu ayetler açıklıyor,risalattır yani risaleti,vahyi,ögudu ikame,icradır,hayır barıştır.

    44.”Yoksula yedirmezdik.”
    45.”Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.”
    46.”Ceza gününü de yalanlıyorduk.”
    evet burda söylenen salatın gerekleri şunlar…
    yoksula yedirmek
    batıla dalmamak
    ceza gününü inkar etmemek
    ________________________________________

  40. Kurandaki salat ve salatı ıkame namazmı?
    ________________________________________
    Allah’ın bu kadar önem verdiği salat ve salatı ikame etmek kavramları ne manaya geliyor? Kavramlar önce kelime manaları ile kullanılıp daha sonra kavramlaştıklarında kelime manaları unutularak yeni manalar yüklenebilmektedir. Kuran indiği dönemde kelime manasıyla anlaşılan ve Kuranın yüklediği mana ile kavramlaşan sözler daha sonra dar kalıplara sıkıştırılmak suretiyle gerçek manalarından soyutlanabilmektedir. Kuran ışığında salat kavramını incelerken de dar kalıplar,dogmalar ile meseleye yaklaşmamak için salatın kelime manasına ve bu manaların Kuran’da kullanılma örneklerine bir göz atalım.

    Salat : Arkasından gitmek, arka çıkmak, destek olmak,bağlılık, dua etmek (çağırmak) manalarına gelmektedir.

    İkame etmek : Ayağa kaldırmak , yeniden diriltmek , icra etmek,ayakta tutmak demektir.

    33/56 , Allah ve melekler resule salat ederler (arka çıkar, destek olurlar) ey müminler siz de ona salat edin (arka çıkın destek olun) selam edin (güvenliğini sağlayın)

    33/43 , O (Allah) sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için salat etmektedir (destek olmakta, yardım etmektedir) , melekler de. O (Allah) müminlere rahmet eder.

    9/103 , Onların mallarından bir miktar sadaka al ki onları temizleyesin , arıtasın ve onlara salat et.(destek ol,arka çık) Senin salatın (desteğin) onları yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.

    11/87 , Ey Şuayip dediler senin salatın mı (arkasından gittiğin, arka çıktığın şeymi) sana babalarımızın kulluk ettiklerinden yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor. Oysa sen yumuşak huylu ve akıllısın.

    20/14 , Muhakkak ki ben ben Allah’ım benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et benim zikrim için salatı ikame et. (desteğini ayaklandır )

    29/45 , Kitaptan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et . (Onun arkasından giderek ona desteğini ayaklandır.) Çünkü salat ( vahyin arkasından giderek ona destek olmak ) kötü ve çirkin şeylerden alıkoyar. Allah’ın zikri (Kuran) elbette en büyüktür.

    3/38-39 , Orada Zekeriya rabbine dua etmişti. Rabbim demişti bana katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin.Zekeriya mihrapta kalkmış salat (dua ) ederken melekler nida etti “Allah sana Allah’dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve Salihlerden bir nebi olarak Yahya’yı müjdeler.

    Yukarıdaki ayetlerin üzerine biraz düşünelim. ( 47/2 Onlar Kuran’ı düşünmüyorlar mı?Yoksa kalpleri kilitli midir?)

    33:56. Allah ve melekleri, resule çok salat ederler. Ey müminler! Sizde ona salat edin selam edin

    Allah’ın resulü Hz. Muhammet kendisine indirilen vahyi insanlara duyurmaya ve Allah’ın dinini yaymaya başladıktan sonra gerek müşrikler gerek münafıklar ona karşı savaş açmışlar ve onunla mücadeleye girmişlerdir.

    22:72. Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar.

    68:51. O inkâr edenler Zikri (Kuran’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da “Hiç şüphe yok o bir delidir” derler.

    41:26. İnkâr edenler: Bu Kuran’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız dediler.

    Böyle bir ortam var ve Allah ile melekler resule salat ediyorlar. Ve müminlerde resule salat ederek onu Esenlik,güvenlik altına alıyorlar. Aynı zamanda Allah müminlere de salat ediyor.

    33/43 , O (Allah) sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için salat etmektedir (destek olmakta, yardım etmektedir) , melekler de. O (Allah) müminlere rahmet eder.

    Şimdi bu salatın bir tezahürünü Kurandan nakledelim.

    8:9. Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben peş peşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurdu.

    8:10. Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı.Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.

    8:11. O zaman katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu; sizi temizlemek,şeytanın pisliğini (verdiği vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve savaşta sebat ettirmek için üzerinize gökten bir su (yağmur) indiriyordu.

    8:l2. Hani Rabbin meleklere: “Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu

    Resulün sağlığında müminlerin ona salat ve selam etmeleri ona arka çıkmak destek olmak ve onu güvenlik altına almak olarak anladık . Peki şimdi resule salat ve selam etmek nasıl olacak diye bir soru akla gelebilir. Hz. Muhammet’e saldırılar, onu olduğundan farklı gösterme eğilimleri devam etmiyor mu? Onun adını kullanarak din tahrif edilmiyor mu? Öyleyse onun risaletine sahip çıkarsak ve onun ahlakıyla ahlaklanırsak ancak böylelikle ona salat etmiş oluruz diye düşünüyorum. Onun risaleti: Kuran, ahlakı ise kuran ahlakı idi.

    9:103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. ve onlara salat et . Çünkü senin salatın onları yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.

    Allah’ın resulü Hz. Muhammet müminler ile daima dayanışma içinde olmuştur. Her konuda onlarla istişare etmiş onlara destek olmuş yani salat etmiştir. Allah’ın resulünün desteğini arkasında gören bir mümin için bunun ne kadar önemli olduğu tartışmasızdır. Her insan gibi Allah’ın resulü de ölmüştür. (21:34-35) Onun salatını kazanmak için onun risaletine (Kuran’a ) tabi olmak ona salat etmek yani arkasından gitmek gereklidir.

    11:87. Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın kulluk ettiklerini, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana salatın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

    Ayette geçen hadiseyi şöyle bir gözümüzde canlandıralım. Şuayip AS. Allah’ın kendisine vahyettiklerini toplumuna iletiyor. Onlara babalarınızın kulluk ettiği tabi olduğu şeylerden vazgeçin ölçü ve tartıda hile yapmayın. Öksüzün, yetimin, yoksulun hakkını yemeyin . Allah’a kulluk edin .Allah’ın vahyine tabi olun diyor. Toplumun ileri gelenleri şaşkın ey Şuayip diyorlar sen halim selim bir insandın bizim işlerimize karışmazdın sana ne oldu da böyle oldun sana salatın mı böyle yapmanı bizim düzenimizle uğraşmanı emrediyor? diyorlar. Dikkat edersek burada salat din anlamını çağrıştırmaktadır. Şuayip AS.ın Arkasından gittiği, arka çıktığı destek olduğu Allah’ın emirleri, Allah’ın düzenidir. Yani onun dinidir.

    20:14. Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; benim zikrim için salatı ikame et.?

    Allah’ın zikri için salatı ikame etmek(öğüdü icra etmek) emrediliyor.Allah’ın zikri öğüt olan Kurandır.

    54:17-22-32-40. Andolsun biz Kuran’ı öğüt (zikir) alınsın diye kolaylaştırdık. öğüt (zikir) alan yok mu?

    36:69. Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. O sadece bir öğüt (zikir)ve apaçık okunandır.

    Zikir öğüt manasına geliyor. Allah’ın öğüdü yani kurandır.

    15:9. Zikri (Kuran’ı) kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
    Allah’ın zikri: Kuran olduğuna göre kuran için salat etmek nasıl olacaktır? Elbette ki Kurana tabi olmak, hükümlerini yerine getirmek ve onun için mücadele etmek ile Allah’ın zikri için salat edilmiş olacaktır.

    Allah’ın her şeye gücü yeter. O ol dediği zaman her şey olur. Öyleyse onun kitabının, onun değerlerinin destek olmaya, arka çıkmaya ihtiyacı da yoktur. Ancak insanların imtihan için dünyaya gönderilmeleri uygun görülmüştür. Salatı ikame etmeleri, zekatı vermeleri, karşılaştıkları müşküllere sabretmeleri imtihanı kazanmak için yapmaları emredilen şeylerdendir.

    29:2. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?

    29:3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.

    29:45 Kitab’dan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et.(onun arkasından giderek ona desteğini ayaklandır.) Muhakkak ki, salat, ( vahyin arkasından gitmek ) hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri elbette en büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilir.

    Allah’ın zikri için salat etmeyi emreden Allah bunun nasıl olması gerektiğini de tarif ediyor. “Kitaptan sana vahyedileni oku !” Kitabı bilmeyen ,onunla donanmayan bir insan nasıl onun için salat edecek? İnanan bir insan kendisini vahiy ile muhatap kabul eder ve onun arkasından giderse bu yaptığı eylem ona hayasızlık ve kötü işler yapmaya müsaade eder mi? Kuran “103:1-2-3- Asra and olsun ki İnsan hüsrandadır , ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hak ile ve sabır ile tavsiye edenler müstesnadır.” diyecek ve ona tabi olan mümin iyi ameller yerine kötü ve çirkin işler yapacak mümkün mü?

    43:36-37-38Kim Rahmân’ın zikrinden: Kuran’dan gafil olursa ona bir saptırıcıyı musallat ederiz. Artık o onun arkadaşı olur. O saptırıcılar bunları yoldan çıkardıkları halde bunlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
    Kişi Kuran’ı okurken dahi ondan gafil, habersiz olabilir. Eğer düşünerek, anlayarak ve öğüt alarak okumuyorsa…

    3:38. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.
    ________________________________________

  41. Kurandaki salat ve salatı ıkame namazmı?
    ________________________________________
    3:39. Zekeriyya mihrapta kalkmış salat (dua) ederken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime’yi tasdik edici, efendi, iffetli ve Sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler.

    Şu ana kadar salat kavramının arka çıkmak arkasından gitmek destek olmak manalarının üzerine vurgu yapıldığını gördük. Salatın birde dua manası vardır. Dua genel manada çağırmak, davet etmek anlamına özelde Allah’ın yardımını çağırmak, Allah’a niyaz etmek anlamına gelir. Zekeriya AS. Mihrapta salat ederken melekler ona nida ediyorlar. Burada Zekeriya AS. niyaz halinde olduğu anlaşılıyor.

    7:55. Rabbinize boyun bükerek gizlice dua edin . O haddi aşanları sevmez.

    25:77. De ki: duanız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Yalanladınız onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!

    2:186. Kullarım sana, beni sorarsa : Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.
    Salatı ikame etmek nasıl mümkün olur?

    16:89. Sana bu kitabı , her şeyi açıklayan , Müslümanlara yol gösterici rahmet ve müjde olarak indirdik.

    6:105. Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, “Sen ders almışsın” desinler de biz de anlayan toplum için Kuran’ı iyice açıklayalım.

    Öncelikle her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici olan Kuran’ın eğitimini almamız gerekir. Bu eğitim aklederek, düşünerek, özümseyerek Kuran’ı okumamız ve onun furkan özelliğini kazanma gayretlerimiz ile oluşacaktır. Allah’ın bize gönderdiği mesajı öğrenmeden onun emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürdürmemiz,salatı ikame etmemiz nasıl mümkün olabilir?

    21:45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zamanbu çağrıyı duymazlar.

    6:19. Bu Kurdan bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu.

    25:1. Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren, Allah, yüceler yücesidir.

    8:29. Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız O, size furkan var eder. (iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir), suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.

  42. NİSA 103 TEKİ;
    Kitaben mevkuten olayına gelince. Bu durum elçinin “zaman ayarlı” ya da “geçici olarak” eminleri yanına alması manasına gelebilir. Yani elçi zulmü engelleyen bu kitabı yeryüzüne yayarken ona hizmetlerini sunan kişiler ile beraber adam toplamaya bu yaşam tarzına katılacak kişileri toplamaya gidiyor. İleride ise bu adam toplama olayına gerek kalmayacak. Çünkü insanlar hacca akın akın gelecekler. Güvenlik sorunu olmayacak. Bu nedenle buradaki mevkuten sözcüğü bana göre “geçicidir” manasındadır. Müslümanlar ümitlidir çünkü zafer onların olacaktır. Zafer onların olunca seferlere gerek kalmayacaktır. Fetih ve Allah’ın yardımı geldiğinde(ümit edttirilene ulaştırıldıklarında) Hacc yapılacaktır. İnsanlar kendi ayakları ile bu akıma katılmak için akın akın geleceklerdir. Yoksa ki buradaki vakitlice belirli saatlerde salat etmek yazılmıştır denilse bu vakitlerin dışında uygun olacak vakitlerde bu adamlar salat etmeyecekler mi? Belirtilen vakitlerin bir özelliği olmalı ki eminlere yararı olsun. Nankörlerin köşelerine çekildiği ya da uykuda oldukları vakitler olmasın bunlar sakin?. Ki ben bura ile o salatların da pek fazla bir ilgisinin olacağını sanmıyorum. Çünkü sefere çıkıyorlar, insanlara haber ediyorlar ne zaman uygun ise o vakit salatlarını gerçekleştirirler. Eğer o bölgenin yaşamında sabah ve akşam uygun vakitler ise elçi ve beraberindekiler bu olayın başlangıcını o vakitlerde yaparlar. Gizlilik esas olmalı kanımca… Sabah akşam salat edildiğini bilen nankörler direkt o vakitlerde saldırırlar bunlara. Ama sıkıyosa hacc meydanında saldırsınlar. Sadece kuru gürültü yaparlar. Peygamberin yanında Allah’ın yardımı ve bu yaşam tarzına katılan bir sürü mürrüvvet(merve) ve içtenlik sahibi(safa) eminlerin destekleri vardır. Bu sefer olayında ise sayıları azdır, mahzundurlar elemleri,kaygıları vardır ancak Allah onlara ümit aşılamakta ve iblisin(ümit kesenin) gücünü yok etmektedir. Böylece kitaben mevkute olarak salat gerçekleşmiş oluyor. Yani vakitlice arınmak için salat şarttır. İnsanlara ayetler okunuyor her ne zaman ise o zaman aralıkları. Ve insanlar arınıyorlar.كتابا “kitaben”in bir anlamı da expurgate yani arıtmak, temizlemek, sansürden geçirmektir. Öyleyse bu belirli zaman dilimlerinde arınmak için yapılan bir olay bu. Öyleyse namazın insanları arıtması gerekiyor. Arıtan namaz mı yoksa Allah’tan gelen iletiler mi?
    مؤقتاً = temporarily, provisionally, geçici olarak, şimdilik
    مؤقتا = pro term, for the time being., şimdilik, şimdiki şartlara göre
    موقوت = timed – ayarlamak, kurmak, zamanlama yapmak, saat tutmak, süre tutmak, zamanlamak, temposunu belirlemek, tempo tutmak
    مَّوْقُوتًا = gelenekteki yazılışı

    Bu anlamlardan nasıl belirli vakitlerde anlamı çıkartılıyor? Burada bence vakit belirli bir zaman aralığını belirtiyor. Bu bir kaç saat boyunca da olabilir. Bir kaç ay boyunca da olabilir. Bir kaç yıl boyunca da olabilir. Ve belirli bir sebebi olmadan bu ayarlamanın olması da mümkün değildir. Bazı şartlara göre bu vakitlemenin yapılması gerektiği açıktır. O andaki şartlar neyi gerektiriyorsa odur.

  43. KA’BE NEDİR?

    Öncelikle Kuranda anlatılan ka’be mekkedeki küp yapı değildir.Mekkedeki siyah örtülü küp El Lat’tır.

    KA’B: (Ar.) Er. 1. Topuk kemiği, aşık kemiği anlamında. 2. (Mecazen): Şeref, şan, onur anlamında kullanılır. 3. Ka’b b. Züheyr (Vll.yy.): Sahabedendir. Rasulullah için okuduğu Kaside-i Bürde çok meşhurdur. Birçok dillere çevirisi yapıldı.

    http://www.sevde.de/Isim_Sozlugu/Isim_Sozlugu.htm

    Etimolojik olarak ka’be ;Yükselen,nam yapan şeydir.Nitekim genç kızın memesı tomurcuklanıp biraz büyüdüğü zaman o kıza , Ka’ibun ve ke’abun denir.İnsanın topuğunada bacaktan taştığı için el ke’bu diye adlandırılmıştır.Bundan ötürü araplar işi büyüyen namı artan için fulanun a’la Ke’buhu ” falancanın topuğu yükseldi “derler.Kabe, aynı zamanda oradaki kalabalığı oluşturan en alt maddi seviyedeki(topuk seviyesindeki) fakir kesimi ifade eder.

    şimdi maide 97 ye bakalım”جَعَلَ اللَّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ وَالْقَلَائِدَ ذَلِكَ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

    “”ALLAH, Kabeyi, beyti haramı o haram ayı, hediyeyi ve onları işaretleyen çelenkleri, insanlar için kendisi ile ayakta durulan birşey yaptı. Bilesiniz ki ALLAH göklerde ve yerde olanları biliyor. ALLAH her şeyi Bilir.”

    KABE, ŞAN VE NAM SALARAK BÜYÜYEN,TAŞAN ALT FAKİR KESİMDEN OLUŞAN KALABALIK MANASINDADIR.KURBANLAR KESİLİR,İHTİYAÇ GİDERİLİR.HARAM AYLARDA MEKKEDEKİ İNSAN KALABALIĞINI ANLATIYOR.MEKKE PAGAN DINI MERKEZİYDI,BU KALABALIK HEM TICARET HEM IBADET YAPAR,MEKKE VE BU FAKİRLER İÇİN AYAKTA DURMAYI SAĞLAYAN BİR GEÇİM KAYNAĞI OLURDU.BU BARIŞ ORTAMI AYNI ZAMANDA HANİF İSLAMA TEBLİĞ İMKANI SUNDU VE DİN AYAĞA KALKTI.

    SAFA (IHTIYAÇ GIDERME,RAHAT ETTIRME,MISAFIRPERVERLIK) İLE MERVE(CÖMERTLIK) IBRAHIMIN BU IKI KARAKTERISTIK NİŞANI NASIL IKI DIKILI TAŞ OLMUŞSA KABE KAVRAMIDA YOZLAŞMIŞTIR, EL LAT YANI KURANDA İLK SIRADA GEÇEN EN BUYUK PUTLARI ALLAH’IN DİŞİL YAZILIŞI ALLAT’A KABE DENMIŞTIR VE ALLAHIN EVİ OLMUŞTUR.

    mürüvvet
    is. Ar.

    1. Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri gibi olaylardan duyulan mutluluk, sevinç

    2. esk. Yiğitlik, mertlik

    3. İyilikseverlik, cömertlik:

    ”MERVE” İLE YAKIN ”MERDİYYE ” HOŞNUT ETMEK OLARAK MEALCILERCE ÇEVIRIMIŞ.

    89:28 İrci’ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten

    Muhammed Esed 89:28 “Rabbine O’ndan hoşnut kalmış ve (O’nu) hoşnut etmiş olarak dön

    ALLAT, ALLAH’IN DİŞİL YAZILIŞIDIR, ALLAH’A DOĞURGANLIK İFTİRA EDEN PUTTUR, HACERUL ESVED ÜREME ORGANIDIR. UZZA, MENAT KIZLARIDIR.

    (İLAH=TANRI) (İLAT=TANRIÇA) şeklinde Allah’a cinsiyet iftirası ve doğurganlık verilmiştir.BU ŞİRKTİR TEK İLAH VARDIR ALLAHTIR.

    ALLAH= EL İLAH YANİ TEK,ORTAKSIZ,EŞSİZ İLAHTIR,DENGİ YOKTUR.

    Nas 3 İnsanların ilahına/tanrısına sığınırım.

    Saffaf 149 Putperestlere sor: Kızlar Rabbinin de erkekler onların mı?

    Saffaf 150 Yoksa biz melekleri onların gözü önünde kız olarak mı yarattık?

    Saffaf (151-152) Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup söylüyorlar; «Allah doğurdu» diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

    İhlas (1-4) De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.

    Necm (19-20) Siz Lât’ı ve Uzzâ’yı gördünüz mü? Diğer üçüncü olan Menât’ı da (gördünüz mü?)

    Necm (21-22) Sizin için erkek de O’nun için dişi mi? Bu, o halde âdilâne olmayan bir taksim

    Necm 23 Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

    “Lat” adlı tanrının adının artikel/harf-i tarif ile yazılışı “Al-Lat” sözcüğünün yazılışında sonundaki t ت harfinin Sami dilleri’ndeki h ه harfine dönüşen t ة harfi olarak yazılışı sanılmasıdır. Buna göre “Al-Lat” ile “Al-Lah” sözcüğü ayni sözcük olur. Öte yandan gene bu; h ه harfine dönüşen bu t ت harfi, Sami dilleri’nde “dişilik eki”dir.Al-lah ise, Ay Tanrısı Sin’in Arap versiyonudur.Al-lah kelimesi, eril bir kelimedir.. Bu kelimenn dişili AL-LAT dır..Eski Arap mitolojisine göre, Ay Tanrısı olan Allah, Güneş Tanrıçası ile evlenir ve çocukları olur.Bunların da adları, Menat ve Uzza dır..Lat, Menat, Uzza; hepinizin bildiği gibi Necm suresinde adları geçen Arap putlarıdır..(Necm de yıldız demektir)

    Arkeolojik araştırmalara göre, Kabe, Ay Tanrısı olan Allah’a tapınmak için yapılmıştır.Lat putu güneş için yapılmış bir bereket tarıçasıdır,El Lat Allahın dişili olarak doğurganlığı vardır ve üreme organı Hacerul Esved bu doğurganlığı simgeler.

    02:08-09 İnsanlar içinden bazıları vardır, “Allah’a ve âhiret gününe inandık” derler ama onlar inanmış değillerdir. Allah’ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler. Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.

    (BAKARA suresi 75. ayet) Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların içlerinden bir fırka vardı ki, Allah’ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, kavramalarının ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı.

    (ÂLİ IMRÂN suresi 78. ayet) Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap’tan olmayan birşeyi siz Kitap’tan sanasınız diye, dillerini Kitap’la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, “Bu, Allah katındandır.” derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.

    (EN’ÂM suresi 116. ayet) Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

    Araplar, Arap olmayan müslümanları kandırarak küp şeklindeki putlarına taptırmayı başarmışlardır. Arabistan’ın çoğu yerinde Mekke’deki Kabe’den daha büyük bir çok kübikyapıya rastlamak mümkün. Bu tapınakların çoğunun üzerinde “Zu Eş-Şera” yazısı bulunur.

    Bunların bazıları ise şu anda Kabe’nin üstünü örten “kisve” gibi bir takım örtülerle kaplanmış görünümündedir. Petra’dan bir taş yapı “Zu Eş-Şera” (Dağın Tanrısı), Nabatiler’in başkentleri olan Petra’da tapılan tanrının adıydı. Bu tanrı, yaklaşık 1.2 metre boyunda ve 61 santim ene sahip olan dörtgen bir taşla sembolize ediliyordu. Kurbanların kanı üstüne akıtılırdı. Daha da ilginci 4. yüzyıldan kalma Salamis’in piskoposu Epiphanius’un bir metinde “Zu Eş-Şera” (Rumca Dusares)’nın doğum törenleri anlatılıyor ve metne göre bu kutlamalar, yer altından çıkarılan erkek çocuk idolünün tapınağın iç kısımlarında 7 kere dolaştırılmasıyla sona eriyordu.

    Hadislerin yardımıyla daha sonra bu gelenek de İslam’a girdi ve Mekke pagan tanrıya yapılan yolculuğun merkezi haline geldi.

    HARAM AYLARDA PAGAN DININE ÖZGU OLARAK,MÜŞRIK KAVIMLERIN SAVAŞMAYIP AY VE GUNEŞİN BELLİ FAZLARI İÇİN IBADET ETMELERI MEKKEDEKİ BARIŞ VE TİCARET,PANAYIR ORTAMINI YANİ TAŞAN KALABALIĞI ALLAH HANİF İSLAMA GİRMELERİ İÇİN,DINDE KALKIŞ ARACI KILMIŞTIR.BU FIRSAT ILE HUDEYBIYE ANT SONRASI MEKKEYE YAPILAN HACCLAR İLE MEKKE DIRENÇSIZ FETHEDILMIŞTIR.

    Câhiliye devrinde Araplar arasında iç savaşlar eksik olmazdı. Yalnız haram aylarda savaş yapılmazdı. Bu aylarda panayırlar kurulur, şiir yarışmaları yapılır; yahudiler, hristiyanlar ve puta tapıcılar dinlerini yayarlardı. Eğer bu barış aylarında savaş olursa, yasak çiğnendiği için “Ficâr savaşı” denirdi.

    Gelenekçi bir siteden alıntı:

    http://www.sevde.de/islam_Ans/E/eshurul.htm

  44. selam;
    sayın toprak erdem ; ilk önce kuranın eksiksiz olduğunda sizinle hemfikirim.ancak namazın olmaması yani sizin tabirinizle namazın şeklen değilde insanların birbirini sevmesi destek vermesi irtibat halinde olmaları ve barışa çağırmaları gibi anlama geldiği konusunda tamamen zıt düşüncedeyiz. bunlar güzel dilekler tabii ama kuranda geçen şu ayetlerde Allah silahları yanlarına alsınlar dediğinde orada peygamber ve yanındakiler birbirlerini ne kadar sevdiklerini söyleyip barışa çağrımı yapıyorlardı sizce? yoksa bir kısmı namaz kılıyor diğerleride düşman tahdidiyle silahlarıyla bekliyorlarmıydı?

    Nisa suresi, âyet 101-103 :

    “Gaza niyetiyle yeryüzünde dolaştığınız zaman, küfre sapanların size tedirginlik vermelerinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şu bir gerçek ki, küfür içinde olanlar sizin için açık bir düşmandır.

    Sen içlerinde olup onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir gurup seninle namaza dursun; silahlarını da alsınlar. Bunlar secdeye varınca, diğerleri arkalarında beklesinler. Sonra namaz kılmamış olan diğer gurup gelip seninle birlikte kılsınlar. Dikkatli olsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler isterler ki, silahlarınızdan ve teçhizatınızdan habersiz olasınız da üstünüze çullanıversinler. Eğer yağmurdan gelen bir sıkıntı varsa yahut hasta-yaralı iseniz silahlarınızı bırakmakta bir sakınca yoktur. Ama tedbirinizi alın, dikkatli olun. Allah, kafirler için rezil edici bir azap hazırlamıştır.

    Korku halindeki namazı tamamlayınca, artık Allah’ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükunet bulduğunuzda, namazı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.”

    Ayetlerin gayet açık olduğu kanaatindeyim. yoruma yer bırakmıyor kanımca.
    selam…

  45. NISA 102 DEKİ YÜSALLU DİĞER HİÇ BİR AYETTE NAMAZ DEĞİL Kİ BURADA NAMAZ OLSUN??

    Kuranda rekat kavramı yoktur,secde,ruku,salatın parçaları olarak değil hep dışında salattan bagımsız fııller olarak geçer,ayette secde edenler içinde Muhammed yok,sadece öğüde itaat edip ve savaş öncesi direktıflerı alıp misaka biat eden grup,secde itaat etmek,biat göstermektir,salatta bu baglılığı,misakı icra etmek,ayakta tutmaktır.Eger namaz olsaydı Muhammed ve mumınler toplu secde etmesı gerekırdı oysa sadece biat eden grup secde edıyor.

    Salat, sally kökunden gelir,peşınden gitmek,takip etmek anlamı taşır,elçinin tebliğine uyulucak ,islam evinde bir aıle yapısı gıbı sıkı bir bağlılıkla peşinden gıdılecek,bağlılık,misak ayakta tutularak,öğüt icra edılecektır.

    Ayetlerin savaş anında indiği apaçıktır.Nebi müminlere tebliğ ederek bilgilendiriyor ve onları savaşa hazırlamaktadır.Bu tebliğ’in savaş anlarında kısa tutulabileceği ayette açıklanmıştır.Ve ayette mazereti olanların bırakabileceği şey silahtır..

    KİTABEN AYNI ZAMANDA KURAN OLARAKTA ÇEVIRILIR 46:30 DAKI GİBİ YANİ KISACA VAKITLI OLAN KURANDIR OKUNANDIR YANİ PEYGAMBERIN TEBLİĞİDİR.

    Yaşar Nuri Öztürk 46:30 Dediler ki: “Ey toplumumuz! Biz; Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ileten bir Kitap dinledik.”
    Transliterasyon 46:30 Kalu ya kevmena inna semı’na kitaben ünzile min ba’di musa müsaddikal lima beyne yedeyhi yehdı ilel hakk

    Bu ayet savaşmak ve sefer hali içindir.Barış zamanı da savaş zamanı da resulün tebliğ ettiğini dinlemek müminlerin üzerine yazılmıştır.Müminlere vakitli yazılan da sabah öğle akşam değil Allah’ın vaktini belirlediği zamanlarda bu tedbirlere uymaktır.Diyanette ve diğer tum çevirmenlerde sılahlarını alacak olanların namaz kılanlar olduğunu söyluyor.Yani salatı ıkame edecek olanlar sılahlarını alarak ıkame edecekler sefer yukumluluklerını yerıne getırecekler.Tevbe 122 de sefere çıkarken bır grubun arkada kalması gerektığını anlatıyor ve bu ayetlerde esas anlatılanla paralel.

    NISA 102 DEKİ YÜSALLU DİĞER HİÇ BİR AYETTE NAMAZ DEĞİL Kİ BURADA NAMAZ OLSUN??

  46. sevgili kardeşim arzu hanımefendi;

    SİZ REKATI (4:102)’DEN ÇIKARDINIZ.REKAT KURANDA HİÇ GEÇMEZ.REKATIN NE OLDUĞU TARİF ETMEDİĞİNE GÖRE SİZ REKATIN RESMİNİ NERDEN ÇIKARDINIZ???(ONLAR SECDE ETTİ)İFADESİ MUHATAP PEYGAMBER OLDUĞU HALDE ONU İÇİNE ALMIYOR.DOLAYISIYLA SECDE EDEN PEYGAMBER DEĞİLDİR.EĞER PEYGAMBERDE ONLARLA BİRLİKTE SECDE ETMİŞ OLSAYDI (SECEDTÜM)SİZ SECDE ETTİĞİNİZDE OLMASI GEREKİRDİ.!!!

    ‘ve sen onların içinde olduğunda ve onlara salatı ikame ettiğinde(din ve iman dersi)onlardan bir grup seninle birlikte bulunsun ve silahlarınıda alsınlar.secde edince(kavrayıp itaat edince)ötenizde anlayıp olsunlar ve seninle bağlantı kurmamış diğer grup gelsin seninle beraber bağlantı kursunlar(ders yapsınlar) ve dikkatli olup silahlarını alsınlar.çünkü kafirler sizin silahlarınızdan ve malzemelerinizden gafil olmanızı isterlerki size bir saldırıda bulunup işinizi bitirsinler.'(4:102)

  47. taksuru: uzak durmak,el çekmek,terk etmek,alıkoymak,v kısaltmak anlamı vardır.
    esas manada kısaltmak ğadada dır.—24:30-31——49:3—–31:19 bu ayetleri iyi incele
    eğer taksuru kısaltmak ise aşağıdaki ayetlerde kısaltma manası nerede???????
    4:101
    7:202
    37:48
    38:52
    55:56
    55:72
    48:27
    22:45
    7:74
    77:32
    halen rekatı nerden çıkardığınızı anlamadım?çünkü çıkaramazsınız(!)çünkü yok(!)

  48. amacım saf dinin ortaya çıkmasını sağlamak için fikirlerimi paylaşmak!!eğer bu düşüncelerimin aksini iddia ediyorsanız lütfen beni ikna edin!!
    sevgili dostlar;

    ben 16 yıldır bu işere kafa yoran bir insanım bu işlere yeni başlamadım mealcide değilim!!!20 yıldır namaz kılan bir insandım ama bıraktım!namaz kılmak bana ağır gelmez ben araştırmalarım neticesinde bu fikirlere sahip oldum!!!kimseyi bişeyle itham etmek gibi bir düşüncemde yoktur.eğer samimiyseniz ki hiç şüphem yok bunda,gelin bu işi dahada ayrıntılı araştıralım!!öncelikle en son sorduğum sorularla başlayabilirsiniz..!!!hepinize selamlar saygılar

  49. özellikle site yöneticilerine yazıların yayınlanmasına tepki göstermeyerek özgürce bu forumda tartışılmasını sağladıkları için çok teşekkür ediyorum…

    ”allah akıllarını kullanmayanların üzerine pislik bırakır.”(yunus:100)

    sizi allahın kitabını tekrar okumaya ve anlamaya davet ediyorum.
    allahın emaneti ile olunuz…

  50. sayın toprakerdem gördüğün gibi kimse seni muhatap alıp cevap vermiyor.bence çokta iyi yapıyorlar. bak biz yaşadığımız mezhepçi ve gelenekçi düşünceden kuranla tanışınca vazgeçtik.asla sabit fikirli değişmez hatalarından dönmez insanlar değiliz. yazık ki sen sabit fikirli ve ilmi kendisini helaka doğru sürükleyen insanlar cinsindensin.Allah seni ıslah etsin.Allahın kitabını ayetlerini okuyupta nasıl böyle düşüncelere sahip olabiliyorsun.nefsin ve gururun seni bu kadar mı etkisine aldı. insan kuranı okuyupta nasıl rabbinin huzurunda secdeye kapanmazda kapananları namaz kılanları putpereslikle suçlar.evet bu site özgür yazıların yazılabildiği bir site .doğru.fakat bu sana namaz kılanlara hakaret hakkını vermez.senin dinin sana bizim ki bize. Allah kıyamette aramızdaki hükmü versin sen mi haklıyız biz mi yeter artık Allahın kitabını kendi sabit ilahlaştırdığın fikirlerine alet etme. tartışalım diyorsun.neyi rabbimizin hak olarak gönderdiği apaçık anlaşılır olan hak olan kitabı ve ayetlerini mi tartışacağız. hadi ordan.bu sitede namazın kazası olmaz deniyor .sen namaz yok ki diyorsun.o zaman ne işin var bu sitede .fitne için mi geldin. BU ÇAĞRI TOPRAKERDEM SANA ALLAH İÇİN YAPILAN BİR ÇAĞRIDIR.BU SİTEDE BİR DAHA YAZI YAZMA.O SABİT FİKİRLERİNDEN NE ZAMAN VAZGEÇERSEN NE ZAMAN TEVBE EDER ALLAHIN DİNİNE DÖNERSEN O ZAMAN GEL BEKLİYORUZ. KARDEŞİMİZ OLURSUN. MERYEM SURESİ 58. İşte bunlar, Allah’ın nimetine mazhar olmuş olan bu zatlar, Âdem neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın evlatlarından, İbrâhim ve İsrailin nesillerinden ve hidâyete erdirip seçtiğimiz kimselerdendir. Onlar Rahman’ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.

    59. Kendilerinden sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki namazı zâyi ettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.

  51. Selam Önder Özveren

    demişsin ki; ” neyi rabbimizin hak olarak gönderdiği apaçık anlaşılır olan hak olan kitabı ve ayetlerini mi tartışacağız. ”

    Bunda hemfikiriz,

    Allah diyor ki; ” Biz bu Kitap’da hiçbirşeyi eksik bırakmadık.”

    Bunda da hemfikir miyiz? Hemfikirsek, o zaman namazın nasıl kılınacağına dair Kur’an’dan ayet ve açıklamalar getirebilir misin?

    Allah bizden oruç tutmamızı istemiştir ( Bakara 183-187 ). Orucun ne olduğunu, orucu hangi ayda tutacağımızı, oruçluyken ne yapıp yapmayacağımızı açıklamış. Borç verirken neler yapacağımızı yine açıklamış, hem de upuzun bir ayet ile ( Bakara 282 ). Ve daha birçok yapmak ve yapmamakla yükümlü olduğumuz hususları Kur’an’da detaylı bir şekilde anlatmış.

    Kuran Müslümanı.com’da rekat sayısı ile ilgili bir yazı var. Orada yazıyı yazan kişinin vurgulayarak üzerinde durduğu bir konu var. “Kur’an bilmece bulmaca kitabı değildir” diyor. Bunda çok haklı eğer Allah bizden – eğer namaz diye adlandırılmış bir ritüeli yerine getirmemizi isteseydi- namazı nasıl ifa edeceğimizi de anlatırdı. Fakat görüyoruz ki Kur’an’da bildiğimiz namaz hiç anlatılmıyor. TAbi ki bildiğimiz namazın ritüeli içerisinde tanıdık, yani Kur’an’da da geçen “kıyam, rüku ve secde” kelimeleri var. Bunun olması birçok kişiyi yanılgıya düşürebilir, düşürmüştür de. Fakat belirttiğim gibi Kur’an’da namaz diye bir ritüel anlatılmaz. Anlatılmadığı için de mezhep takipçileri boş yere ” Kur’an’da namaz anlatılmıyor, sadece namaz kılın deniyor, Peygamber bize nasıl kılınacağını öğretmeseydi/anlatmasaydı, ya da hadisler olmasaydı, sen nasıl namaz kılacaktın?” gibi sorular soruyorlar.

    Sen de bu görüşte misin?

  52. önder özveren demiş:
    sayın toprakerdem gördüğün gibi kimse seni muhatap alıp cevap vermiyor.
    toprakerdem:
    ACABA KİMSE BENİ MUHATAP ALMADIĞI İÇİNMİ CEVAP VERMİYOR YOKSA CEVAP VEREMEDİĞİ İÇİNMİ???(!)
    HEM SEN BU FORUMDAKİ İNSANLAR ADINA KONUŞAMAZSIN
    SANA BU HAKKI KİMSE VERMİYOR(!!!)BANA YAZI YAZIP YAZAMIYACAĞIMI ANCAK BU SİTENİN ADMİNİ KİMSE O KARAR VERİR.2.OLARAK TA UZUN UZUN YAZI YAZMIŞSIN AMA SAMİMİ OLARAK YÖNELTİĞİM SORULARA,İDDİALARA 1 CEVAP BİLE YAZMAMIŞSIN YAZAMASSIN ZATEN SENDE O KAPASİTE YOK!!!
    İNSANLARA SALDIRMAK BAZI ŞEYLERLE İTHAM ETMEK ERDEMLİ OLMAYA SIĞMAZ SAYIN ÖNDER ÖZVEREN!!!

    BİRDE DİYORSUNKİ;Allahın kitabını ayetlerini okuyupta nasıl böyle düşüncelere sahip olabiliyorsun.nefsin ve gururun seni bu kadar mı etkisine aldı.
    BEN ALLAHIN KİTABINI YALNIZ TEK REHBER EDİNDİNİYORUM.BİR TAKIM KİTAPLARA İHTİYACIMDA YOK KURANI ANLAMAK İÇİN….
    EĞER KURAN PERVER BİR İNSANSAN FORUMDA SORDUĞUM SORULARA YUKARDA VAR ZATEN ONLARA BİR BİR CEVAP VERİRSİN…HADİ BAKALIM SAMİMİYSEN SALDIRACAĞINA CEVAPLA BENİ İKNA ET BEN ÖNYARGILI BİRİ DEĞİLİM!!!BEN KURAN OKUYUP BU DÜŞÜNCELERE SAHİP OLDUM.AKLIMI İŞLETTİM DÜŞÜNDÜM AYETLER ARASINDAKİ BAĞLANTILARI GÖRDÜM VE SONUÇ OLARAK BU ÇIKTI..

    BİRDE BEN NAMAZ KILANLARA HAKARET EDİYORMUŞUM…
    İFTİRA EDİYORSUN NEREDE O CÜMLEM GETİR BAKALIM
    AZ AKLINI KULLANSAN SENDE GÖRECEKSİN
    AMA GAYRET YOKSA SONUÇTA YOK UNUTMA
    GELENEĞİN AVUKATLIĞINI YAPMA TAKLİTTEN TAHKİKE GEÇ

  53. SALATLA İLGİLİ TÜM AYETLER İNCELENDİĞİNDE SİYAK VE SİBAKINA BAKILIRSA GÖRÜLECEKTİRKİ KİTAP BAĞLANTISI VARDIR.
    SAYIN ÖNDER ÖZVERENİN DE YAZISINDAKİ VERMİŞ OLDUĞU MERYEM-19/59 AYETİDE İNCELENİRSE ORDAKİ ZAYİ EDİLEN ŞEYİN HAKKI YILMAZDA GÜZEL AÇIKLAMIŞ ORAYI;
    Bu ayet gurubunda, Allah’ın nimetler verdiği o salih kişilerden sonra gelen yoz kuşakların; imanı, salihatı işlemeyi, salatı / sosyal desteği hayatlarından çıkarıp attıkları ve tutkularının esiri oldukları, bu sebeple de ceza gördükleri ve görecekleri vurgulanmakta, ayrıca da yanlıştan dönenlere cennetin verileceği bildirilmektedir.
    Buradaki “salatın / sosyal desteğin kaybedilmesi” ifadesi çoğu zaman yanlış anlaşılmış ve bir vakit namazı bile geçiren kişiler, cahiller tarafından bu ifadeye dayanarak cehennem ile tehdit edilmişlerdir. (!) Hâlbuki ayette “Zayi ettiler” buyrulmuştur ve “zayi’” sözcüğü; “bir şeyin elden, çıkması, kaybetme” demektir. Bu sözcüğün ise, “geçirmek” anlamında olan “fevt” sözcüğü ile hiç alâkası yoktur.
    Buna göre salatın zayi edilmesi, onun hayattan çıkarılıp atılması anlamına gelir ki bu davranış da kâfirliktir. Nitekim 60. ayette “Bundan dolayı tövbe eden ve iman eden ve salihi işleyenler hariç” denilerek, salatı hayatlarından çıkarıp atanların tövbe etmeleri, imana gelmeleri ve salihi işlemeleri istenmiştir. İmana davet ise ancak kâfirler için söz konusu edilebilir olup, mümin bir kişinin imana davet edilmesi anlamsızdır. Dolayısıyla burada imana davet edilenler, namaz vaktini geçiren müminler değil, salatı hayatlarından çıkarıp atmış olan kâfirlerdir. Eğer bu konuda yapılan hata (salatın zayi edilmesinin, namazın vaktinin geçirilmesi olarak anlaşılması ve çevrilmesi), namazı vaktinde kılamayan Müslümanları korkutmak, onları daha duyarlı olmaya teşvik amacıyla, bilerek yapılıyorsa bu, kaş yaparken göz çıkarmak demektir. Çünkü yapılan, tam anlamıyla; ayetin anlamını bozmaktır.

    Bu ayet grubunda kastedilenler gibi, önceleri inanmış ve salihat işleyen durumda iken, sonradan değişime uğrayarak kâfirleşmiş toplumların durumu, Hadid suresinde de belirtilmiştir:

    Hadid; 16: İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah’ı anmak ve Hakk’tan gelen için ürpersin de, daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş, dolayısıyla kalpleri katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu da yoldan çıkmıştır.

    62. ayette geçen “sabah akşam” deyimi, daha önce de belirttiğimiz gibi “bir sabah bir akşam” anlamında olmayıp, “daima, her zaman” anlamındadır.

  54. SELAM ARKADAŞLAR

    Kuranda mescid kelimesi Alalhın indirdiği güzel öğütleri, emirleri ve yasakları hayatmızda uygula hali yani itaat manasında kullanılmaktadır. şayet aksi olsa çok büyük fecaatler ortaya çıkıyor. şimdi birlikte inceleyelim…

    Bakara 142: Se yekulüs süfehaü minen nasi ma vellahüm an kibletihimülleti nasi ma vellahüm an kibletihimülleti kanu aleyha, kul lillahil meşriku vel mağrib, yehdi mey yeşaü ila siratim müstekiym
    İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.
    Ayette bir noktaya yönelip ibadet etmenin gerekliliğini savunanlara Allah beyinsiz diyor ve bakalım ilerleyen ayetlerde nereye yöneleceğiz Allah bunu gösterecektir..

    Bakara143 Ve kezalike cealnakmüm ümmetev vesetal li tekunu şühedae alen nasi ve yekuner rasulü aleyküm şehida, ve ma cealnel kibletelleti künte aleyha illa li na’leme mey yettebiur rasule mimmey yenkalibü ala akibeyh, ve in kanet le kebiraten illa alellezine hedellah, ve ma kanellahü li yüdiy’a imaneküm, innellahe bin nasi le raufür rahiym
    İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl’ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin yöneldiğini biz ancak Elçi’ye uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için yöneliş yaptık. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.

    bir taşa yönelmek kime ağır gelir ki, peki öyleyse ağır gelen nedir? Ağır gelen Allahın kitabında indirelen sisteme/yöne uymaktır. Burda Elçinin yöneldiği Allahın kitabıdır. Ve Allah bu yönü bize indirdi ki uyanlarla, gerisin geriye dönüp kaçanlar tesbit edilsin. iş bir taşla olsaydı kime ağır gelirdi ki. şimdi devam edelim.

    Bakara 144: Kad nera tekallübe vechike fis semai fe lenüvelliyenneke kibleten terdaha, fevelli vcheke şatnal mescidil haram, ve haysü ma küntüm fevellu vücuheküm şatrah, ve innellezine utül kitabe le ya’lemune ennehül hakku mir rabbihim, vemallahü bi ğafilin amma ya’melun

    Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir yöne döndürüyoruz. Artık yüzünü hürmet edilmesi gereken sisteme çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.

    Bu ayeti dikkatle okursanız herşey açığa çıkacaktır.Bir Elçi nedee yüzünü göğe çevirir? vahiy meleğini beklemek için. Vahiy meleği gelince ne getiriyor? uyulması gereken kuralları getirir. Bu kurallar geldikten sonra sistemin ana hatları belli olur ki bunlar hürmet etmemiz gereken yasalardır. Ve çok önemli “Siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin” yerken içerken gezerken ticaret yaparken arkadaşlık dostluk kurarken evlenirken boşanırken sokakta bahçede işyerinde evde nerede olursak olalım o sistemin yasalarına uygun yaşamamız emrediliyor. deseydiki salatı yaparken yüzünüzü oraya çevirin derdik ki evet Allah gerçekten bizden bir yöne yönelip tapınmamızı istiyor. ama nerede olursanız diyor. Ayet devam ediyor diyor ki “Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler” dünyadaki hangi yahudi, hristiyan taş tuğla yığını kabenin Allah tarafından bir gerçek olduğunu biliyor.Kastedilen nedir o halde Allahın yasalarının Allahtan geldiğini tüm ehli kitap biliyor ama kibirlerine uyupta kabul edemiyorlar, aynı burada Allahın ayetlerini açıklamamız ve Kurandan delil getirmemize rağmen bunu kibirlerine yedirip “işittik ve itaat ettik” demyenler gibi. ha bire Kuran eksikmiş gibi çeşit çeşit kuran dışı bilgiler/kaynaklar getiriyorlar.

    Bakara145 Ve le in eteytellezine utül kitabe bi külli ayetim ma tebiu kibletek, ve ma ba’duhüm bi tabiin kiblete ba’d, ve leinitteba’te ehvaehüm mim ba’di ma caeke minel ilmi inneke izel le minez zalimin

    Yemin olsun ki sen ehl-i kitaba her türlü âyeti getirsen yine de onlar senin yönüne yönelmezler. Sen de onların yönüne dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin yönüne de dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun.

    bu ayette Elçi uyulması gereken sistemi insanlara deklare ediyor. hani nerde olursak nasıl davranacığımızı bize öğütleyen sistemi ama o inkarcılar uymuyorlar her türlü ayetin gelmesine rağmen. sende onarın sistmine uyma diyor yüze Rabbimiz. Allah Elçiye kabeye uyma ilmini mi getiriyor yoksa sistmein kuralları ilmini mi getiriyor Kuranda? “Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun” açıkca Elçinin neye uyacağı be neye yöneleceği belirtilmiyo mu ayette?

    Bakara146:Ellezine ateynahümül kitabe ya’rifunehu kema ya’rifune ebnaehüm, ve inne ferikam minhüm le yektümunel hakka ve hüm ya’lemun

    Kendilerine kitap verdiklerimiz onu , öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.

    Dünyada kabeyi öz oğlu gibi tanıyan kaçtane ehli kitap var. ya nedir kasdedilen? Allahın bize yönelmemiz/uymamız için gönderdiği sistem. İşte ehli kitap bunların Alalh tarafından olduğunu kendi öz oğullarını bildiği gibi tanıdığını fakat yinede inkar yolunu seçtiklerine vurgu yapıyor. Devam edelim

    Bakara147:Elhakku mir rabbike fe la tekunenne minel mümterin
    O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakın
    Kabe konusunda mı şüpheye düşmeyeceğiz yoksa Allahın ayetleri/sistemi/yasaları konusunda mı?

    Bakara148Ve li külliv vichetün hüve müvelliha festebikul hayrat, eyne ma tekunu ye’ti bikümüllahü cemia, innellahe ala külli şey’in kadir

    Herkesin uduğu bir sistemi vardır. Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
    Dünyada herkes bir sisteme mi uyuyor yoksa bir taştan tuğladan yapılma evlere mi?

    Bakara149: Ve min haysü haracte fevelli vecheke şatral mescidil haram, ve innehu lel hakku mir rabbik, ve mallahü bi ğafilin amma ta’melun

    Nereden yola çıkarsan çık yüzünü Allah’ın hürmet edilemsi gereken sistemine çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
    Evden çıktığımızda mescidi haram eğer kıbleyse hep kabeye bakarak mı gideceği işyerlerimize? yada yolculuğa çıktığımızda yolculuk boyunca otubuste camdan hep kabe tarafına mı bakacağız. öyle değilse ne demek isteniyor? Tüm hayatımız boyunca her işimizde eylemimizde Allahın yasalarına uygun yaşayacağız.Ayrıca ayette nerede namaz kelimesi ? nedense meallerde hep parantes kelimesi açar hem namazı hem kabeyi eklerler bu Allaha iftira değil mi?

    Bakara150:Ve min haysü haracte fevelli vecheke şatral mescidil haram, ve haysü ma küntüm fe vellu vücuheküm şatrahu li ella yekune linnasi aleyküm hucceh, ilellezine zalemu minhüm fe la tahşevhüm vahşevni ve li ütimme ni’meti aleyküm ve lealleküm tehtedun

    Nereden yola çıkarsan çık yüzünü hürmet edilmesi gereken sisteme doğru çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o sisteme çevirin ki, aralarından haksızlık edenler müstesna, insanların aleyhinizde bir delili bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Yalnız benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız

    burayada yine namaz ve kabe kelimesini ekliyor mealler hani nerede salat kelimesi nerede kabe kelimesi. yine bu ayettede ısrarla Allah bize nerde olursak olalım ne şartta olursak olalım Kuranın huzur adelet ve esenlik kaynağı yasalarına uymamızı emrediyor. Ve bizi Allahın yasalarına uyarken buna karşı olanlar konusunda korkmamamızı dirençli olmamızı öğütlüyor.

    bakara151: Kema erselna fiküm rasulem minküm yetlu aleyküm ayatina ve yüzekkiküm ve yüallimükümül kitabv vel hikmete ve yüallimüküm ma lem tekunu ta’lemun

    Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti anlatan bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.

    Ayetin devamındada görüldüğü üzere vurgulanan taş tuğla bina değil Allahın kitabıdır. Kuran bu kadar açıkken hala taşa tuğlaya mı yöneleceğiz. Yoksa insanlara kurtuluş, şefkat ve huzur kaynağı olarak indirilen Allahın kitabına mı? zaten Allah bildiğimiz maddi yön olan doğu batı yönlerine yönelmeyi iyilik olarak nitelendirmiyor. bakalım ayete
    Bakara 177: İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve hizmetçilere sevdiği maldan harcar,bağlılığını yerine getirir, dürüstlüğün lehinde olur. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. sakınanlar ancak onlardır!

    Bakara 142-151 arasında bahsedilen bildiğimiz taş tuğla kabe olsaydı hiç Allah bakara 177 de iyiliğin belli bir pusula yönüne yönelmek değilde yukarıda ayette tek tek sayılan erdemli işleri yapmamız gerektiğini söylermiydi hiç?

  55. SELAM ARKADAŞLAR…
    Kuranda mescid kelimesi Alalhın indirdiği güzel öğütleri, emirleri ve yasakları hayatmızda uygula hali yani itaat manasında kullanılmaktadır. şayet aksi olsa çok büyük fecaatler ortaya çıkıyor. şimdi birlikte inceleyelim…

    Bakara 142: Se yekulüs süfehaü minen nasi ma vellahüm an kibletihimülleti nasi ma vellahüm an kibletihimülleti kanu aleyha, kul lillahil meşriku vel mağrib, yehdi mey yeşaü ila siratim müstekiym
    İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.
    Ayette bir noktaya yönelip ibadet etmenin gerekliliğini savunanlara Allah beyinsiz diyor ve bakalım ilerleyen ayetlerde nereye yöneleceğiz Allah bunu gösterecektir..

    Bakara143 Ve kezalike cealnakmüm ümmetev vesetal li tekunu şühedae alen nasi ve yekuner rasulü aleyküm şehida, ve ma cealnel kibletelleti künte aleyha illa li na’leme mey yettebiur rasule mimmey yenkalibü ala akibeyh, ve in kanet le kebiraten illa alellezine hedellah, ve ma kanellahü li yüdiy’a imaneküm, innellahe bin nasi le raufür rahiym
    İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl’ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin yöneldiğini biz ancak Elçi’ye uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için yöneliş yaptık. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.

    bir taşa yönelmek kime ağır gelir ki, peki öyleyse ağır gelen nedir? Ağır gelen Allahın kitabında indirelen sisteme/yöne uymaktır. Burda Elçinin yöneldiği Allahın kitabıdır. Ve Allah bu yönü bize indirdi ki uyanlarla, gerisin geriye dönüp kaçanlar tesbit edilsin. iş bir taşla olsaydı kime ağır gelirdi ki.

  56. şimdi devam edelim.

    Bakara 144: Kad nera tekallübe vechike fis semai fe lenüvelliyenneke kibleten terdaha, fevelli vcheke şatnal mescidil haram, ve haysü ma küntüm fevellu vücuheküm şatrah, ve innellezine utül kitabe le ya’lemune ennehül hakku mir rabbihim, vemallahü bi ğafilin amma ya’melun

    Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir yöne döndürüyoruz. Artık yüzünü hürmet edilmesi gereken sisteme çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.

    Bu ayeti dikkatle okursanız herşey açığa çıkacaktır.Bir Elçi nedee yüzünü göğe çevirir? vahiy meleğini beklemek için. Vahiy meleği gelince ne getiriyor? uyulması gereken kuralları getirir. Bu kurallar geldikten sonra sistemin ana hatları belli olur ki bunlar hürmet etmemiz gereken yasalardır. Ve çok önemli “Siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin” yerken içerken gezerken ticaret yaparken arkadaşlık dostluk kurarken evlenirken boşanırken sokakta bahçede işyerinde evde nerede olursak olalım o sistemin yasalarına uygun yaşamamız emrediliyor. deseydiki salatı yaparken yüzünüzü oraya çevirin derdik ki evet Allah gerçekten bizden bir yöne yönelip tapınmamızı istiyor. ama nerede olursanız diyor. Ayet devam ediyor diyor ki “Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler” dünyadaki hangi yahudi, hristiyan taş tuğla yığını kabenin Allah tarafından bir gerçek olduğunu biliyor.Kastedilen nedir o halde Allahın yasalarının Allahtan geldiğini tüm ehli kitap biliyor ama kibirlerine uyupta kabul edemiyorlar, aynı burada Allahın ayetlerini açıklamamız ve Kurandan delil getirmemize rağmen bunu kibirlerine yedirip “işittik ve itaat ettik” demyenler gibi. ha bire Kuran eksikmiş gibi çeşit çeşit kuran dışı bilgiler/kaynaklar getiriyorlar.

    Bakara145 Ve le in eteytellezine utül kitabe bi külli ayetim ma tebiu kibletek, ve ma ba’duhüm bi tabiin kiblete ba’d, ve leinitteba’te ehvaehüm mim ba’di ma caeke minel ilmi inneke izel le minez zalimin

    Yemin olsun ki sen ehl-i kitaba her türlü âyeti getirsen yine de onlar senin yönüne yönelmezler. Sen de onların yönüne dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin yönüne de dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun.

    bu ayette Elçi uyulması gereken sistemi insanlara deklare ediyor. hani nerde olursak nasıl davranacığımızı bize öğütleyen sistemi ama o inkarcılar uymuyorlar her türlü ayetin gelmesine rağmen. sende onarın sistmine uyma diyor yüze Rabbimiz. Allah Elçiye kabeye uyma ilmini mi getiriyor yoksa sistmein kuralları ilmini mi getiriyor Kuranda? “Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun” açıkca Elçinin neye uyacağı be neye yöneleceği belirtilmiyo mu ayette?

    Bakara146:Ellezine ateynahümül kitabe ya’rifunehu kema ya’rifune ebnaehüm, ve inne ferikam minhüm le yektümunel hakka ve hüm ya’lemun

    Kendilerine kitap verdiklerimiz onu , öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.

    Dünyada kabeyi öz oğlu gibi tanıyan kaçtane ehli kitap var. ya nedir kasdedilen? Allahın bize yönelmemiz/uymamız için gönderdiği sistem. İşte ehli kitap bunların Alalh tarafından olduğunu kendi öz oğullarını bildiği gibi tanıdığını fakat yinede inkar yolunu seçtiklerine vurgu yapıyor. Devam edelim

    Bakara147:Elhakku mir rabbike fe la tekunenne minel mümterin
    O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakın
    Kabe konusunda mı şüpheye düşmeyeceğiz yoksa Allahın ayetleri/sistemi/yasaları konusunda mı?

    Bakara148Ve li külliv vichetün hüve müvelliha festebikul hayrat, eyne ma tekunu ye’ti bikümüllahü cemia, innellahe ala külli şey’in kadir

    Herkesin uduğu bir sistemi vardır. Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
    Dünyada herkes bir sisteme mi uyuyor yoksa bir taştan tuğladan yapılma evlere mi?

    Bakara149: Ve min haysü haracte fevelli vecheke şatral mescidil haram, ve innehu lel hakku mir rabbik, ve mallahü bi ğafilin amma ta’melun

    Nereden yola çıkarsan çık yüzünü Allah’ın hürmet edilemsi gereken sistemine çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
    Evden çıktığımızda mescidi haram eğer kıbleyse hep kabeye bakarak mı gideceği işyerlerimize? yada yolculuğa çıktığımızda yolculuk boyunca otubuste camdan hep kabe tarafına mı bakacağız. öyle değilse ne demek isteniyor? Tüm hayatımız boyunca her işimizde eylemimizde Allahın yasalarına uygun yaşayacağız.Ayrıca ayette nerede namaz kelimesi ? nedense meallerde hep parantes kelimesi açar hem namazı hem kabeyi eklerler bu Allaha iftira değil mi?

    Bakara150:Ve min haysü haracte fevelli vecheke şatral mescidil haram, ve haysü ma küntüm fe vellu vücuheküm şatrahu li ella yekune linnasi aleyküm hucceh, ilellezine zalemu minhüm fe la tahşevhüm vahşevni ve li ütimme ni’meti aleyküm ve lealleküm tehtedun

    Nereden yola çıkarsan çık yüzünü hürmet edilmesi gereken sisteme doğru çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o sisteme çevirin ki, aralarından haksızlık edenler müstesna, insanların aleyhinizde bir delili bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Yalnız benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız

    burayada yine namaz ve kabe kelimesini ekliyor mealler hani nerede salat kelimesi nerede kabe kelimesi. yine bu ayettede ısrarla Allah bize nerde olursak olalım ne şartta olursak olalım Kuranın huzur adelet ve esenlik kaynağı yasalarına uymamızı emrediyor. Ve bizi Allahın yasalarına uyarken buna karşı olanlar konusunda korkmamamızı dirençli olmamızı öğütlüyor.

    bakara151: Kema erselna fiküm rasulem minküm yetlu aleyküm ayatina ve yüzekkiküm ve yüallimükümül kitabv vel hikmete ve yüallimüküm ma lem tekunu ta’lemun

    Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti anlatan bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.

    Ayetin devamındada görüldüğü üzere vurgulanan taş tuğla bina değil Allahın kitabıdır. Kuran bu kadar açıkken hala taşa tuğlaya mı yöneleceğiz. Yoksa insanlara kurtuluş, şefkat ve huzur kaynağı olarak indirilen Allahın kitabına mı? zaten Allah bildiğimiz maddi yön olan doğu batı yönlerine yönelmeyi iyilik olarak nitelendirmiyor. bakalım ayete
    Bakara 177: İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve hizmetçilere sevdiği maldan harcar,bağlılığını yerine getirir, dürüstlüğün lehinde olur. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. sakınanlar ancak onlardır!

    Bakara 142-151 arasında bahsedilen bildiğimiz taş tuğla kabe olsaydı hiç Allah bakara 177 de iyiliğin belli bir pusula yönüne yönelmek değilde yukarıda ayette tek tek sayılan erdemli işleri yapmamız gerektiğini söylermiydi hiç?

    —DOĞRULUK SONSUZLUĞUN GÜNEŞİDİR.NASIL OLSA DOĞAR—-

  57. selam.sayın Yunus Emre Gündoğdu hanif dostlar sitesinde adminin buna benzer bir soruya verdiği cevap son cümlesi hariç çünkü kurandan namazı 5 vakit olarak çıkaranlarda var benim senin soruna cevabımdır………………. Bizler “Yalnız Kur’an” derken kaynak olarak sadece Kur’anı kastetmiyoruz. Evet yegane mutlak kaynak Kur’andır ama diğer bilgi kaynaklarından da Kur’anla sağlaması yapılarak faydalanılmalıdır. Bu yüzden Kur’an Furkandır, ölçüttür.
    Toptancı bir yaklaşımla devraldığımız bilgilerin hepsini çöpe atmak suretiyle Kur’ana yaklaşmıyoruz. Kur’anı mutlak ölçüt olarak belirledikten sonra devraldığımız bilgilerden Kur’ana ters olanları elimine ederek doğru-yanlış cetveli oluşturuyoruz.
    Kur’anın konumu ile diğer bilgi kaynaklarının konumunu birbirine karıştırmıyoruz. Hüküm belirleme anlamında biricik kaynak tabiki Kur’andır. Diğer hiçbir kaynak ne Kur’ana eşittir ne de onu tamamlar.
    Din ayrıdır, diyanet ayrıdır. İslam ayrıdır, Müslümanlık ayrıdır. İdeal olan ile onun pratize edilmiş hali ve paket anlayışlarla kitlelerin yaşantısına girmiş şekli birbirine karıştırılmamalıdır. Dinin mutlak anlamda kaynağı Kur’andır, Diyanetin ise kaynağı yorumlardır.
    Biricik Hüküm kaynağı olan Kur’anı anlama ve yaşama hususunda ise üretilen tüm değerler mutlaka dikkate alınmalıdır. (Burada kendi aramızda birbirimizin yorumlarını dikkate alan bizler neden sair yorumları da dikkate almayalım?) Bu hususta tabiki ilk elden değerlendireceğimiz bilgi kaynağı sünnettir. Sevgili peygamberimiz haliyle kendisine inzal edilen kitabı Allah’ın özel yardımıyla en güzel şekilde anlayan ve yaşayan bireydir. Onun dini pratize ediş şekli bizim için kıstas anlamında önemlidir.
    Hz. Muhammed’in sünneti Kur’andı. Yani o canlı bir Kur’andı. Kur’anı anlama ve yaşama bağlamında örneğimiz odur. O hayatı boyunca güzel bir örneklik sergiledi ve nice hikmetli açıklamalarla Allah’ın Kur’andaki dinini tebliğ etti. Fakat onun vefatından sonra diğer dinlerin başına gelen şey İslamın da başına geldi. Diğer ümmetler gibi bizler de fırkalara bölündük, Mezheplerimizi dinleştirdik ve Kutsal Kitabın yanında başka kaynakları da hüküm kaynağı olarak belirledik, Kitabımızın sözlerini değil ama anlamını tahrif ettik. Haliyle bu hengamede tahrifat Son Resulumüzün Sünnetinde=örnekliğinde ve Güzel Sözlerinde de oldu. Bu yüzden Kur’anı Yegane Furkan=Biricik Ölçüt olarak belirleyerek, hiçbir kitabı ona denk ve eşit tutmayarak, hüküm belirleme kaynağı anlamında diğer bilgi kaynaklarını ona ortak koşmayarak bizlere nakledilen bilgileri değerlendirme zarureti doğdu.
    Kur’anı daha iyi anlama ve yaşama hususunda tabiki peygamberimize isnad edilen (hüküm içermeyen) sözlerden=hadislerden, canlı sünnet olarak bize kadar ulaşan uygulama ve açıklamalardan, sair kişilerin üretmiş olduğu değerlerden mümkünse elbette yararlanılmalı. Tekraren, bu hususta dikkat edilecek nokta bu yan bilgilerin hüküm içermemesi, Kur’anın genel çerçevesine ve ruhunu ters olmamasıdır.
    Namazın varlığını ve nasıl kılınması gerektiğini devraldığımız bilgi kaynaklarından öğreniyoruz. Açıkçası atalarımızdan nasıl görmüşsek öyle kılıyoruz. Namazla alakalı olarak devraldığımız bu bilgilerden Kur’ana ters olanlar varsa onları elimine ediyoruz. Ancak Kur’anın genel çerçevesine ve ruhuna ters olmayanları uyguluyoruz. Örneğin atalarımızdan devraldığımız bilgilere göre namaz beş vakit ise fakat Kur’ana göre ise üç vakitse bu durumda atalarımızı değil Kur’anı referans alıyoruz.

  58. selam…
    toprak erdemin yazdıklarını okudum gerçekten çok güzel şeylere değinmiş kendisini tebrik ediyorum.
    benimde dikkatimi bir yazı çekti sizinle paylaşmak istedim.

    Kabe’nin icinde duvara asilmis Zuhair’in siiri (The Poem of Zuhair ) baslikli olaninda soyle gecer:

    “Then I swear by the temple, round which walk the men
    who built it from the tribes of Quraysh and Turhum.

    “Kureys ve Turhum kabilelerinin diktigi ve insanlarin etrafinda döndüğü mabede andolsun ki” diye cevrilebilir.

    Bu siir islamiyet oncesinden. Dinlerle alakali olmadigi icin saklanmis. Kabe icinde asili siirlerden biri. Demekki Mekkeliler Islamiyet ortaya cikmadan once de Kabe’nin etrafinda tavaf ediyorlarmis,zaten islamıyet öncesi Kabeyi tavaf hadıslerdede gecer.Araplarin pagan dinlerinden bir kalinti olduğu açıktır.

    http://www.sacred-texts.com/isl/hanged/hanged3.htm

  59. selam…

    Beni, bulunduğum her yerde kutsal ve bereketli kıldı. Yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı emretti. (19:31)

    İsa’nın şekilsel namaz kıldığına dair herhangi bir rivayet, İncillerde bir delil bulunamaz.

    İSA YAŞAMI BOYUNCA NE YAPTIYSA, ALLAH’IN KENDİSİNE EMRETTİĞİ SALAT OYDU!

  60. selam….

    toprak erdem 3 güzel soru sormuş gerçekten ilginç sorular üzerinde düşünülmesi gerekir.

    ŞUAYBIN NAMAZI PUTLARA İLAHLARA TAPMAYI VE MALLARINI NASIL HARCAYACAKLARINI EMREDEBİLİRMİ???EMRETMEK BUYURMAKSA?????

    4-EĞER NAMAZ İBRAHİMİN BİR UYGULAMASI İSE ONDAN ÖNCEKİ NUHTAN İBRAHİME KADARKİ ÖNEMLİ OLAN BİR İBADETİ ONLARDAN NEDEN ESİRGEDİ?????

    5-HAC KAVRAMINI NEDEN İSA VE MUSADADA GÖREMİYORUZ???ALLAH HER MİLLETE AYRI BİR İBADET TARZIMI BELİRLEMİŞ YOKSA????

    ELLERİNE SAĞLIK TOPRAK ERDEM

  61. SELAM…

    Aslında 16 soru sormuş hepside çok güzel sorular.başka çalışmaların varsa mutlaka yaz toprak erdem…

    kucak dolusu sevgiler toprak

  62. Merhabalar Sayın Arkadaşlar;

    ONU İNSAN YÜKLENDİ

    Namaz vakti girdiğinde Hz.Ali titrer ve yüzünün rengi değişirdi.

    Kendisine sebebi sorulduğunda:

    ” Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi, o cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor.”( Ahzab Suresi, ayet 72) mealindeki ayet-i kerimeyi imada bulunarak: ” Bu anın Allahü Teala’ nın göklere ve yere teklif edip de onların bunu yüklenmekten kaçındıkları, ama benim yüklendiğim emaneti yerine teslim etme vakti olduğunu bilmiyor musunuz? Yüklendiğim bu vazifenin icabını yerine güzelce getirebilecek miyim, bilmiyorum.” der..

    Sizlerle paylaşmak istedim…

    Selam ve saygılarımla,
    Asude

  63. Toprak Erdem’e
    merhaba toprak öncelikle paylaştığın bilgiler için teşekkürler ancak benim asıl merak ettiğim bu araştırmayı yaparken tercüme ve kelime anlamı bakımından nasıl bir yol izledin?bunu soruyorum çünkü bir kelimenin anlamını tam manasıyla anlamak ve yorumlamak için eserin yazıldığı/indirildiği dönemin diline ve kültürüne tam anlamıyla hakim olman gerekir öyle ki dil sürekli gelişip değişen bir canlı gibi sen bu ölçütleri gözönüne alarak mı bu yorumlar yaptın sadece bunu merak ediyorum!çünkü ben bunu yapmaya kalkıştığımda senin de söylediklerinin yanısıra başka anlamlara da rastladım..
    salatı kendi adına istediğin şekilde yorumlamakta elbetteki özgürsün kimbilir belki de senin dediğin gibidir tam araştırmaya giremediğim için bu konuda yorum yapamam fakat şunu da unutma ki Kuran yalnızca kelimelerden oluşan bir kitap değil kendi adıma söylüyorum ben salatı vakit ölçütlerine uyarak ve ritüel şeklinde ifa ederken aynı zamanda nefsimi de bir nevi terbiyeye sokuyorum ve onda aldığım hazzı başka şekillerde anarken alamıyorum namaz yalnızca ezberlenmiş surelerin tekrarı değil aynı zamanda ruhu olgunluğa eriştiren bir yöntem benim için!
    bu konuda elbette Kuran belirleyici tek ölçüt fakat insanların yorumlarını görmezden gelerek tek başına yapılan yorumlar kimi zaman nefsimizin bizi yönetmesiyle sonuçlanıyor!insanlar yanılıyor ve salat senin dediğin şekildeyse namaz kılmak ta senden hiçbirşey eksiltmeyecek ancak tam tersiyse kaybedilecek çok şey var bunu gerçekten düşünmeni istiyorum…Allah’a emanet ol!

  64. selam arkadaşlar..
    merhaba yolcu kardeş eğer yazılarımı dikkatli okumuş olsaydın yukarıda yazmış olduğun soruları sormak zorunda kalmazdın.
    Gelelim söylediklerine sevgili yolcu
    biz kuranı tek rehber olarak görmekteyiz ve rabbimizin bizi doğru yola ilettiği rehberini sürekli okuyup araştırmalar yapıp üzerinde derin düşünüp arkadaşlarla mütaalalar yapıyoruz ve yaparkende eski dönemlerde yazılmış olan lisanul arab olsun ragıp müfredatı olsun vs bunlarda kelime çalışması yapıyoruz ve bir çok konuda farklı anlamlarla karşılaşıyoruz bunların biride salat,secde,kıble,kabe gibi ehem arzeden kelimeler var.
    kuranın bütünlüğü içerisinde değerlendirdiğimizde bize anlatılan bir çok şeyin gelenekçi mezhepçi düşünce tarafından saptırıldığını görüyoruz hemde bariz bir şekilde(!)
    sevgili yolcu kardeşim sana tavsiyem yazdıklarımı en üstten başlamak üzere yeniden okumandır.okuduktan sonra kuran bütünlüğü içerisinde sana çelişkili gelen bir anlam yüklemesi olduysa lütfen bizi uyar.
    istersen biraz zihin jimnastiği yapalım;
    1—mesela 11/87 deki şuyabın namazının emretmesi olayına bak!!!!!!!!!!
    düşün biraz mesela ben namaz kılsam ve kıldığım namazla sana nasıl emredecem emretmek buyurmaksa eğer namaz esnasında nasıl buyuracam?????sana mallarını nasıl tasarruf edewceğini vs.namaz esnasında nasıl emredecem???
    2—-HAC KAVRAMINI NEDEN İSA ve musada DADA GÖREMİYORUZ???ALLAH HER MİLLETE AYRI BİR İBADET TARZIMI BELİRLEMİŞ YOKSA????
    hangi bir tanesini yazayım kardeş yukarda yazmış bulunduğum sorulardan yola çıkarak cevaplar ara kendine paylaş bizimle öğrendiklerini….

  65. selam sevgili arkadaşlar
    yolcu kardeş salatla ilgili tüm ayetleri incele hepsinde kitap bağlantısı vardır.kaybedilen şey şekilsel salat değil ritüeller değil bilakis allahın öğüdüdür yani vahyidir.zaten hatırlarsan eğer kuranda bir ayet var diyorki;”siz ondan sorguya çekileceksiniz”
    ayet gayet net ve açık değilmi(!!!)
    diğer ayette geçen edaussalat ayeti ise hatırlanacağı üzere salatı yitirdiler şehvetlerine uydular diyor.uyulacak şey nedir sevgili yolcu kardeş????

    tabiki kuran !!!
    yalnız kuran başka bişey değil!!!
    sağlıcakla kalın

    Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.

  66. slm, cümleten,
    sayin kardesim toprak erdem,cok önemli seylere bas vurmussun, Rabbim ilmini artirsin Insallah, nefsimize bagimliligimizi bizlerden korusun.
    Asagidaki mealler de hep namaz diye gecer. Dogrusu kafama takilan yer,
    mademki sizin belirttiginiz gibi(yukaridaki yazilariniz da)
    SECDE:İtaat etme,uyma,kabul etme

    KIYAM:Ayağa kalkma,Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme,Allah için başkaldırma

    RUKU: tevazü etmek,Alçak gönulluk göstermek

    SALAT :Risalet,vahiy,öğüt,bağlılık,sevgi ile destek,irtibat

    İKAME ETMEK: Ayağa kaldırmak , yeniden diriltmek , icra etmek

    SALATI İKAME ETMEK: Bağlılığı,desteği,öğüdü icra etmek

    Ben sahsen bir türlü bag kuramiyorum, yardimci olursaniz, memnun olurum.

    Simdi asagidaki ayetlerde salat fecr ve isa, salat in anlamlarini yerlestirdikmi
    nasil seyler ortaya cikiyor?

    24:58 Ey inananlar, yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için elbisenizi çıkardığınız zaman ve Akşam namazından sonra… Bunlar, sizin özel üç vaktinizdir. Bunların dışında, birbirinizin yanına girip çıkmakta bir sakınca yoktur. ALLAH ayetleri size böyle açıklar. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
    (edip yüksel meali)
    24:58 Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla,erginlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç durumda izin istesinler: Sabah namazından önce, öğlen vaktinde elbisenizi çıkardığınızda, yatsı namazından sonra… Kaygılanacağınız üç vakittir bunlar. Bunlar dışında size de onlara da bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. Allah Alim’dir,Hakim’dir.
    (Muhammed esed meali)
    24:58 Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla,erginlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç durumda izin istesinler: Sabah namazından önce, öğlen vaktinde elbisenizi çıkardığınızda, yatsı namazından sonra… Kaygılanacağınız üç vakittir bunlar. Bunlar dışında size de onlara da bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. Allah Alim’dir,Hakim’dir.
    (yasar nuri öztürkün meali)

  67. selam muhsin kardeş..

    Ayette sabah söylevinden önce ve akşam söylevinden ki bunlar 11/114 ve 17/78 de geçiyor.sonra yaşı küçük olanların yetişkinlerin odalarına girerken izin istemeleri gerektiği emrediliyor.

    11/114 ve 17/78 de zaten yukarıda ayrıntılı açıklanmış bulunmaktadır tekrar yazmaya gerek yoktur diye düşünüyorum

    esenlikle kal..

  68. sevgili muhsin

    Gündüzün iki ucunda, gecenin gunduze yakın saatlerinde salat et.Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.

    Diyanet Açıklamalı (Ey Muhammed!) Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.

    Sizden önceki asırlarda yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır (bunlar görevlerini yaptılar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler.

    GÖRULDUĞU GIBI AYETLERI TOPLU OKURSAK YANI SIYAK VRE SIBAK İLE PEYGAMBERIN YAPTIĞI SALAT(AYETLERIN OKUNDUĞU ZIKIR TOPLANTISI,SÖYLEV,ALLAH YOLUNDA DESTEK) VE BU SALLATTAN ÖGUT ALANLAR OLDUĞU 114 TE AÇIK.114 TE HITAP SADECE PEYGAMBERE YANI SALATI,SÖYLEVİ O YAPIYOR DUZENLIYOR,MUMINLER ÖGUT ALIYOR.

    SALATI DUZENLEYEN İKAME EDIP GERÇEKLEŞTIREN PEYGAMBER,YANI BURDA ZATEN EY MUMINLER HITABIYLA SALATI IKAME EDIN EMRI YOK.DEVAMINDAKI AYETLERDEDE BU SALATTAN DOLAYI PEYGAMBERIN MUKAFATLANDIRILACAĞI VE ONDAN ÖNCEKI ASIRLARDADA HZ MUHAMMED GIBI INSANLARI TOPLAYIP ÖGUT VEREN FAZILETLI KİMSELERIN VARLIĞINDAN BAHSEDILIYOR.

  69. TOPRAKERDEM:

    selam muhsin kardeş..

    Ayette sabah söylevinden önce ve akşam söylevinden ki bunlar 11/114 ve 17/78 de geçiyor.sonra yaşı küçük olanların yetişkinlerin odalarına girerken izin istemeleri gerektiği emrediliyor.
    Aleyküm selam, kardesim,
    yasi kücük olanlarin izin istemesi, ev icinde olan drumlar dir diye düsünüyorum,ama,SÖYLEV,in nasil olmasi gerek, sizce?Yoksa burda kasd edilen Dua etmek mi,Sabah ve Aksam,?tabiki dua ederken insanin rahatsiz edilmemesini düsünüyorum,ama Insan kücük cocugunu alir yanina dua etmesini ögretebilir,bunda bir sakinca görmüyorum.
    öglen elbise cikardiginiz da= ki buzamanlarda cok az bulunur,öglen elbise cikaranlar diye düsünüyorum.(ki Ozamanin sartlari belki öyle idi)
    Ama Ayet tüm inananlari kapsadigi icin, bizler icinde gercerlidir.

    Senin yazilarindan anladigima göre namazin olmadigini anlamakdayim,lakin kafama bir türlü yerlesmiyor.
    mademki yok, sabah aksam, nicin söylev yapalim,kime yapalim?
    kusurlarima bakma,lütfen, hatasiz ve kusursuz olan bir tek Rabbimiz dir.
    selametle kaliniz.
    muhsin.aydin@hotmail.de

  70. selam,kardesim erdemtoprak,
    sad/ 24. Davûd dedi ki: “Vallahi, senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hakka ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır.” Davûd, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi; rükû ederek yerlere eğildi ve Allah’a yöneldi.
    3/43 “Ey Meryem, Rabbinin huzurunda saygıyla el bağla.Secdeye kapan ve rüku edenlerle birlikte rüku et.”
    3/43 “Meryem, Rabbine teslim ol, secdeye kapan, eğilenlerle birlikte eğil.”

    Bu ayetleri nasil anlamamiz gerekir,diye size sorsam? net bir sekilde, aciklik getireceginizi ve bizlerinde bilginizden yararlanabilecegimizi,
    umarak, Allah in rizasini gözeterek,ilminizden faydalanmak isteriz.

    saygi ve selamlarim ile.

  71. SELAM SEVGİLİ MUHSİN KARDEŞİM GÜZEL SORULARIN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER.EVVELA SECDE VE RÜKUNUN NE OLDUĞUNU ORTAYA KOYMAK LAZIM DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

    SECDE VE RÜKÛ

    Bu iki kelimenin de anlamları uydurulan ibadete uyması için çarptırılmıştır. Secde ve rükû Kuran’da boyun eğmek, saygı göstermek, teslim olmak, zihnen secde etme olarak kullanılmıştır. Gelenekçiler de bunun doğru olduğunu ama insanlar ile ilgili ayetlerin fiziksel bir secde veya rüku olduğunu söylüyorlar! Kuran’da secde ve rükûnun fiziksel olduğuna dair hiçbir delil mevcut değildir.

    س جد : mütevazı, itaatkar; duyup itaat etmek; yere doğru eğilmek; kafayı alçaltmak; methetmek; saygı göstermek

  72. Aşagıdaki ayette geçen secde Muhammed Esad ve Edip Yüksel tarafından tevazü,alçakgönullük olarak çevirilmiş inceleyelim:

    Edip Yüksel 4:154 Kendilerinden söz alırken Sina Dağını üzerlerine yükselttik. Onlara, “Kapıdan alçak gönüllü olarak girin,” dedik. Onlara, “Cumartesi yasağını çiğnemeyin,” dedik; onlardan sağlam bir söz aldık.

    Muhammed Esed 4:154 ve Sina Dağını verdikleri sözün delili olarak üzerlerinde yükseltmiştik. Onlara “kapıdan tevazu içinde girin” demiş ve “Sebt Kanununu ihlal etmeyin!” diye uyarmıştık ve kendilerinden sağlam bir taahhüt almıştık.

    Transliterasyon 4:154 Ve rafa’na fevkahümüt tura bi mısakıhim ve kulna lehümüdhulül babe sücedev ve kulna lehüm la ta’du fis sebti ve ehazna minhüm mısakan ğalıza

    Diğer ayetlere bakalım:

    55:03-07 İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti. Güneş ve Ay BİR HESABA GÖRE (HAREKET ETMEKTE) DİR. BİTKİLER VE AĞAÇLAR SECDE EDERLER. Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu.

    22:18 GÖRMEZ MİSİN Kİ, GÖKLERDE OLANLAR VE YERDE OLANLAR, GÜNEŞ, AY, YILDIZLAR, DAĞLAR, AĞAÇLAR, HAYVANLAR VE İNSANLARIN BİRÇOĞU ALLAH’A SECDE EDİYOR; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.

    “Görmez misin” sözü göklerde ve yerde olanların secdelerinin görünür olduğu vurgulamaktadır. Eğer insanların secdesi fizikselse mantık olarak diğerlerinin de secde ettiğini görüyor olmamız gerekirdi. Peki neden Güneş’in veya Ay’ın secde ettiğini göremiyoruz? Gözlerimizde mi sorun var? Cevap basit; bu ayetler Allah’ın yarattığı her şeyin O’nun iradesine teslim olduğundan, O’na saygı gösterdiğinden bahsetmektedirler.

    16:48-50 Allah’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? ONUN GÖLGELERİ, küçülerek ve Allah’a SECDE EDEREK sağa sola döner. GÖKLERDE BULUNANLAR, YERDEKİ CANLILAR VE BÜTÜN MELEKLER, BÜYÜKLÜK TASLAMADAN ALLAH’A SECDE EDERLER. ONLAR, ÜSTLERİNDEKİ RABLERİNDEN KORKARLAR VE KENDİLERİNE NE EMROLUNURSA ONU YAPARLAR

    SECDE YANİ İTAAT AYETE GÖRE SAĞA SOLA DÖNEREK OLUYOR YERE KAPANARAK DEĞİL, KUSURSUZ BİR DUZEN İÇERSINDE GUNEŞ VE DUNYANIN HAREKETIYLE OLUYOR.PAGAN DINI GUNEŞ VE AYA BAZI KUTSALLIKLAR YAKIŞTIRIRDI,ALLAHIN GUNEŞ VE AYIN KENDISINE ITAAT ETTIĞINE ILİŞKİN ÖRNEK VERMESI ÇOK NORMALDIR..

    Melekler Allah’a fiziksel olarak secde etmiyorlar, ayetten de anlaşılabileceği gibi emirlerine uyarak teslim oluyorlar. Aynı şey nesnelerin gölgeleri için de geçerli.

    84:21 Böyleyken onlar acaba neden imana gelmezler? Onlar kendilerine KURAN OKUNUNCA SECDE DE ETMEZLER. AKSİNE, KÂFİRLER YALANLIYORLAR.

    Kuran her okunduğunda karşıdaki kişinin secde etmesi amacıyla mı inmiştir? Ayette “secde etmek” (saygı göstermek) yalanlamanın zıttına konmuş.

    32:15 Bizim ayetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, BUNLARLA KENDİLERİNE ÖĞÜT VERİLDİĞİNDE, BÜYÜKLÜK TASLAMADAN SECDEYE KAPANIRLAR ve Rablerine hamd ile şükrederler.

    Örneğin bir sebepten dolayı benimle alay eden veya gülen birine inananların birbirlerini alaya almamalarını tembihleyen ayeti (49:11) hatırlatırsam karşımdaki kişi önümde secde mi eder yoksa Kuran’ın ayetlerine boyun eğip saygı mı gösterir?

    03:113 Hepsi bir değildir; Ehli Kitap içinde istikamet sahibi bir toplum vardır ki, gece saatlerinde SECDEYE KAPANARAK ALLAH’IN AYETLERİNİ OKURLAR.

    Ayetten okuma eyleminin secdede iken gerçekleştiği anlaşılmaktadır, ondan sonra değil. Secdeye kapanarak kitap okuyabilen biri var mıdır? Hıristiyan ve Yahudiler de Müslümanlar gibi secdeye mi kapanmaktadır?

    07:161 Onlara denildi ki: Şu şehire (Kudüs’te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yeyin, “bağışlanmak istiyoruz” deyin ve KAPIDAN SECDE EDEREK GİRİN ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız.

    Yahudiler kapıdan secde ederek mi girdiler yoksa teslim olarak, boyun eğerek mi?

    12:04 Bir zamanlar Yusuf, babasına (Yakub’a) demişti ki: Babacığım BEN RÜYAMDA ON BİR YILDIZLA, GÜNEŞ VE AY’I BANA SECDE EDERLERKEN GÖRDÜM.

    Güneş ve Ay fiziksel olarak Yusuf’a secde mi etmiştir yoksa emirlerine uyarak ona teslim mi olmuştur?

    13:15 Göklerde ve yerde bulunanlarda onların gölgeleri de sabah akşam İSTER İSTEMEZ SADECE ALLAH’A SECDE EDERLER.

    Secdeyi fiziksel olarak kabul edersek istemeden olan secdeyi nasıl açıklayabiliriz? Aynı şekilde rükûnun da bildiğimiz rükû olduğuna dair Kuran’da hiçbir delil yoktur. Rükûnun anlamı alçak gönüllü olmak, tevazu gösterip kendini küçültmektir. Kuran’da inanan kişilerin belli saatlerde rükû yapması gerektiğine dair hiçbir ayet yoktur.

    رك ع : eğilmek; alçakgönüllülük, tevazu; alçalmak, tevazu göstermek, boyun eğmek.

    77:47-48 O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! Onlar, kendilerine rükû edin denildiği zaman etmezler.

    03:43 Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti. Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, rüku edenlerle birlikte sen de et.

    SORULAR
    1. 68:43. ayette inkar edenlerin dirildikleri zaman secde etmeye çağrılıcakları ve bunu yapamayacakları belirtilir, peki secde fiziksel değilse niye yapamıyorlar?

    68:42-43 Saktan keşfolunacağı (gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya konulup iş büyümeye başladığı) gün secdeye davet edililirler, ama artık güçleri yetmez. Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur. Oysa onlar, o secdeye sağ salim iken davet ediliyorlardı.

    Verdiğiniz ayet daha çok secdenin fiziksel olmadığını kanıtladı çünkü inkarcılar secde etmedikleri için değil (ki belki putlara ediyorlardı bu bilinmez) Allah’a ve hükümlerine saygı göstermediği için tıpkı ödevini yapmadan okula gelmiş ve öğretmeninin karşısında utanç içinde dikilen bir çocuk gibi yere bakıp, zillet içine düşecekler.

    2. 27:24. ayetteki Güneş’e ve Ay’a secde etmeyi nasıl açıklıyorsunuz?

    Ayetteki secdenin fiziksel olup olmadığı “vecedtü” (buldum) kelimesinden anlaşılmaktadır. Eğer secde fiziksel bir secde olsaydı “buldum” değil, “gördüm” denirdi. Dahası ayette geçen “min duni” (-den başka, -in yanında) Güneş ile birlikte Allah’a da secde edildiğini gösteriyor. Bu da savunulacak bir izah değil.

    3. Secde genelde düşmek anlamına gelen “KHarra” ile kullanılıyor, bu secdeyi fiziksel yapmaz mı?

    Secdeye düşmek bir deyimdir, bunun delili Kuran’ın tam kendisidir…

    32:15 Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar (KHARRU SÜCEDEN) ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler.

    25:73 Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, kör ve sağırlar gibi onlar üzerine düşmezler / kapanmazlar (LEM YEKHIRRU).

    İki ayeti karşılaştırdığımızda “secdeye düşmenin”, “Allah’ın ayetlerine karşı kör ve sağır kesilmemekle” aynı manada kullanıldığını görebiliriz.

    Yasin 7) Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

    Yasin 8) Biz onların boyunlarına halkalar geçirdik. Çenelere kadar dayanan o halkalar yüzünden kafaları kalkıktır.

    Acaba şimdiye kadar hangi gerizekalı, inkarcı olduğu belli olsun diye çenesine halka dayayıp o halkalar yüzünden kafaları kalkık bir şekilde dolaşmaktadır??

    Oysaki bu ayette inkarcıların portresi çizilmektedir ki oda Allahın ayetlerine karşı kibirlenmiş bir durumda olduklarıdır.Siz burnubüyük ifadesinden herhalde patlıcan gibi burunlu olanlar anlamıyorsunuz herhalde değilmi.yani kibirli insanlar olduğunu değilmi ?

    İşte aynen bunun gibi çenelerin havaya kalkık olması nasıl inkarcıların Allahın ayetlerine karşı kibirini anlatan bir tasvir ise, çenelerin düşük olarak secde etmeside müminlerin Allahın ayetlerine karşı tevazuunu, alçak gönüllüğünü anlatan bir deyimdir.

    Secdeyi özel bir tapınma türü olarak almak, kuranın secde ile ilgili diğer ayetlerine de ters düşmektedir

    Ve meleklere: “Adem’e secde edin” dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu. (BAKARA SURESİ / 34)

    Bu ayette görüldüğü gibi secdenin zıddı olan kibirlenme durumu vardır

    Melekler ademe secde emri ile ,insanlara hem bu dünyada hemde ahirette hizmet etmekle görevlendirildier.Bu hizmetleri, Allahın vahiylerini insanlara ulaştırmak,inananlara dünya hayatında inkarcılara karşı korumak,doğa yasalarının işlemesini sağlamak ve cennette inananlara Allahın ikram ettiklerini ulaştırmak olarak özetleyebiliriz

    Eger meleklere emredilen secde günümüzde uygulandıgı gibi basit bir yete kapanma olsaydı iblis bundan kacınmaz yerine getirirdi.Oysaki o bu secdenin cok uzun süreli bir hizmet etmek oldugunu biliyordu.Buda işine gelmediği için secde emrine karşı geldi.

    Hani Yusuf babasına: “Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, güneşi ve ayı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm” demişti. (YUSUF SURESİ / 4)

    Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secde ettiler. Dedi ki: “Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O’dur.” (YUSUF SURESİ / 100)

    Yusufun anne babasının ve kardeşlerinin secdeside onun iktidarını onaylamak ve hizmetine girmek anlamındadır

    12:100 Ana ve babasını taht üzerine çıkardı, hepsi Yusuf için secdeye kapandılar (VEKHARRU LEHU)…

    4. Yusuf’un ana ve babası tahttayken nasıl olur da secdeye düşmüşlerdir?

    4. 17. Surede ağlayarak çeneleri üstüne secde ederler diyor, bunu nasıl anlamalıyız? İlginçtir ki ümmi (kutsal kitaplardan haberi olmayan) peygambere secde emri geliyor fakat secdenin nasıl yapılacağını dair hiçbir ayet inmiyor. Örneğin bazı kültlerde saygı göstermek için göbek üstü secde edilir. Kuran’da geçen secdeye yorumlanacak ayet ise mezhepçileri üzecek türden. Bu ayete göre alın bölgesi değil, çenenin üstüne “düşmek” gerekir.

    Kul aminu bihı ev la tü’minu innellezıne utül ılem min kablihı iza yütla aleyhim yehırrune lil ezkani sücceda

    17:107 De ki: “İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar.”

    Ve yehırrune lil ezkani yebkune ve yezıdühüm huşua

    17:109 Ağlayarak çeneleri üstü düşerler; o onların huşûunu arttırır.

    Kuran deyimsel ifadelerle doludur (kulaklarında ağırlık, kalplerinde örtüler…). Olan bu vakayı ancak çenenin vücudun belli bir bölgesine düşmesi olarak yorumlayabiliriz. Ayette “yer, zemin” gibi kelimeler yok, sadece “çenelerinin üstüne düşerler” geçiyor.

    Örneğin başını eğip ağlayan birinin çenesi göğsünün üzerine düşer.

    5. 17:79’da geçen teheccüd namazı nedir?

    17:79 Ve minel leyli fe tehecced bihi nafiletel leke asa ey yeb’aseke rabbüke mekamem mahmuda
    17:79’da namaz (salat) diye bir kelime geçmez, “tehecced”’in kökü ھجد “uyanık olmak, geceyi yatmadan geçirmek” anlamlarına gelir. Ayetin daha doğru çevirisi şöyle olmalı:

    17:79 Ve gecenin bir kısmında sana özgü olmak üzere ONUNLA (KURAN’LA) uyanık olacaksın. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.

    6. 2:238’de geçen kıyam kelimesi nedir?…ve kumu lillahi kanitın

    Ve Allah için / Allah’a bağlı olarak dikilin / ayakta durun. Kimse namazında çakı gibi

  73. Aşağıda çevirmenlerin salat konusunda nasıl köşeye sıkıştığını ve cümlelerin anlam bütünlüğünü bozmamak için nasıl daldan dala sıçradıklarına tanık olacaksınız:

    Kelime Tezahür Çevirisi

    Salla 75:31 ve 96:10. ayetlerde geçen kelimeler namaz olarak
    çevrilmiş.

    Fesalla 87:15’de geçen kelime “namaz kıl” diye çevrilmiş.

    Yusale 2:27, 13:21 ve 13:25’de geçen kelimeler “birleştirmek, bağlamak” olarak çevrilmiş.

    Tusalli 9:103 ayetinde geçen kelime “dua et” olarak çevrilmiş.

    Fesalli 2:108’de geçen kelime “namaz kıl” olarak çevrilmiş,
    halbuki “ikâme” fiili yok ayette.

    Yusalli 33:43 ayeti “Allah ve melekleri insanlara destek veriyor”diye çevrilirken 3:39’da Zekeriya “namaz kılıyor.”

    Sallu 33:56 da geçen kelime “Peygambere destek olun / yüceltin”olarak çevrilmiş.

    Yusallu(n) 33:56’da Allah ve melekleri Peygambere“destek olurken”,4:102’de müminler seferde(!) “namaz kılıyor.”

    Musalla (tekil) 2:125 ayetinde “namaz kılınan yer” olarak çevrilmiş!

    Musallin (çoğul) 70:22, 74:43 ve 107:4 ayetlerinde “namaz yerleri” olarak değil “namaz kılan insanlar” olarak çevrilmiş.

    Salatu 62:9’da “namaz” olarak çevrilmiş.

    Salateke 9:103 ayetinde geçen kelime “duan” olarak çevrilmiş.

    Salatuke 11:87’de “namazın” diye çevrilen kelime her ne hikmetse insanların paralarıyla istedikleriniyapıp yapamamalarını bile etkilemektedir.

    Salatehu 24:41’de kuşlar “dua” etmeyi öğrenmiştir.

    Salatihim 5 6:92, 23:2, 70:23, 70:34 ve 107:5 ayetlerinde kelimeler“namazları” olarak çevrilmiş.

    Salatühüm 1 8:35 ayetinde geçmiş ve “namazları” olarak çevrilmiş.

    Salavati 2 9:99 ve 2:238 ayetlerinde geçen kelimeler “namazlar” veya “dualar” diye çevrilmiş.

    Salevatun 2 2:157 ve 22:40 ayetlerinde geçmiş.

    2:157’de “bereketler” olarak çevrilirken, 22:40’da “sinagoglar” olarak çevrilmiş!

  74. SEVGİLİ KARDEŞLER TEKRAR MERHABA…

    MUHSİN KARDEŞ BU SORULAR ÜZERİNDE LÜTFEN DÜŞÜN VE CEVAPLAR ARAMAYA ÇALIŞ…

    NAMAZ ILE ILGILI SORGULANMASI GEREKEN BİR KISIM NOKTALAR

    1.Sadece Kuran okuyarak namaz kılmayı öğrenen kimse varmıdır?Arap kulturune ve örfune uzak 6 mılyar ınsan mesela bir japon,eskımo,afrıkalı için hukum nedır?

    2.Yururken namaz kılınır demek zaten rıtuel inkarıdır,mealcıler nmzı ınkar mı etmış?

    3.Madem namaz çok ıyı korunarak ulaştı,peygambere kımse soru sormadı,peygamber abdestsız mı namaz kıldı abdest ayetıne kadar?Abdest ayeti maıde 110 ınış sırası,nısa yanı vakıtlı nmz farzıyetı 98 olmasıyla abdest açıklanmadan namaz farz olmuştur,bu çelışkı nedır?

    4.Namaz İbrahım (M.Ö 2000)tarafından ögretıldıyse,ARADAKİ 2500 SENED HİÇ YOZLAŞMADI MI?MUMINLER NIYE PEYGAMBERE EN UFAK ŞEYI SORARAKEN BU KONUDA SORU GETIRMEDI?Kuranda oruç ibadeti anlatılırken Ey müminler oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizede farz kılındı der,ama namaz için böyle bir ayet yoktur.Siz hangi ayetten bu emri alıyorsunuz?

    5.Allahın peygambere salat etmesi nasıl olur,Allahtamı nmz kılmıştır?

    6.PEYGAMBERIMIZ VE MUMINLER MEKKE ALINMADAN EVVEL YAPTIKLARI HACCLARDA IÇI PUT DOLU KABENIN ETRAFINDAMI 7 KEZ DÖNDU,AYRICA NAMAZLARDA ONUNDE YERE KAPANDI,BUNU NASIL YAKIŞTIRIRIZ?Ki hadislere göre hacerul esvedıde öpmustur,peygambermızı kendı putperst örflerıne uyarladıkları çok açık degıl mı Musanın kavmı gıbı?Huylu huyundan vazgecer mı?

    7.ALLAHIN ISMİ OLARAK KURANDA GECMEYEN EKBER KELIMESI SIZI SUPHELENDIR MIYOR MU?99 İSİM VARKEN,KURAN DIŞI EKBER SECILMIŞ,EKBER KARSILAŞTIRMA İÇERIR ALT ILAH VE ARACILARLA,KEBİRDEN FARKLIDIR.EGER BİR MUSLUMAN KABEDEN SEFAAT ISTEYIP EL SURUYORSA VE NAMAZDAKİ SEMBOL BAKIŞI BU ANLAM UZERINE İSE CAHILIYE DÖNEMINDEKİ NAMAZDAN FARKI NEDİR?

    8. Namazın etımolojık kökunu hiç arastırmadınızmı?İ.NAMAZ İÇİN ALLAH BENIM HUZURUMA ÇIKYORSUNUZ DIYE AYET VERMEMİŞTİR, DELILINIZ NEDIR?KURAN AYETLERİ NAMAZDA TEKRAR ALLAH’A GERİ OKUMAK İÇİN Mİ İNMİŞTİR?

    9. Salat secde ,ruku ayetlerde hep ayrı fııller olarak gecer ve kullanım sekılsel bir rıtuel değildir.AYRICA NAMAZDAKİ OTURUŞ RITUELI NEDEN YOKTUR?Yoksa bunun için Emevi zamanı çarpıtılacak kavrammı bulamamışlardır?Bağlılık gunde fecr 20 dak işa 20 dak toplam 40 dak için mi olmalıdır yoksa her an mı olmalıdır?.Yusufun zınadan sakınmasıda Allaha olan baglılığı ıle mi olmuştur,namaz vaktı geldığını hatırladığı için midir?

    10. Namaz hadıslerde bıle bastan sona tek bir hadıste kılınışı anlatılmaz,yoktur,anlatılanlar bırbırlerıyle çelışkilidir,mezhep alımlerının zanlarına uyulur.Hem Kuran eksık değıl dıyecez hemde mezhep alımlerinden namaz ögrencez.İşte bir kısım diğer ayrıntılar:

    Rekat sayısı,okunacak dualar,ana dilde ıbadet,kazası varmı,tesbih,seccade,bozan haller,hasta,yaşlı,genç kimler yükümlü,cami adabı,imam, muezzın,kamet,pusula,yürürken namaz nasıl kılınır,eller kollar,dızler,tekbir,selamlama,oturuş,Ekber niye Allahın ismi degıl,,vakitleri 2,3,5…vs kısacası namaz ıle ılgılı her ayrıntı olmalı Kuranda eger eksık olmadığına iman edıyorsak ve sizin bu konularda dayandığınız ayetler nelerdir?

  75. Selamin en güzeli sizlerin üzerine olsun,kardeslerim
    tahminen cogunuz da okuyorsunuzdur yazilanlari,her türlü sorulara cevap bulmak amaci ile,rabbim,aklimizi iyi kullanabilen kullarndan eylsein insallah.
    sayin degerli erdemtoprak,kardesim,
    kafama söyle seylerde takilmiyor degil:
    1.Kuran apraca inmisdir,arapca bir topluman, kuran dan böyle anliyorum ben.
    2.peki bu Arpalar,neden Namaz kiliyor?bunlar arapcayi bimiyor mu,ayni bizim anadilimiz gibi?
    Yoksa ozaman konusulan arapca ile buzamanin icindeki arapcayla,dil,okadar gelismisde, bizlerin ve araplarin, haberimi yok?
    3.Yoksa bu Namaz eskilerden beri gelenek halinde gelmis vede insanlarca devam ettirilmis mi?
    mademki Namaz yok diyorsunuz:neden ellerimizi yüzümüzü kolllarimizi dirseklere kadar yikiyoruz,bas ve ayaklarimizi mesh,ediyoruz?
    Namaz yoksa, yikanmanin ne anlami var sence?

    kafamdaki sorularimi mazur görmeyiniz lütfen,cevap bulmak ve aramak amacimdir.
    Selametle kaliniz.
    Allah yar ve yardimcimiz olsun.

  76. SELAMLAR KARDEŞLER…

    MUHSİN AYDIN KARDEŞİM SANIRIM YAZDIKLARIMI EN BAŞINDAN BERİ OKUMUYORSUN FORUMUN EN BAŞINDAN YAZILANLARI OKURSAN KAFANA TAKILAN BİR ÇOK MESELEYİDE HALLETMİŞ OLCAKSIN…
    BU ABDEST KONUSUDA YUKARIDA YAZILI OLMASINA RAĞMEN TEKRAR AŞAĞIDA YAYINLIYORUZ;

    ALLAHIN İMAN EDENLERE VERDİĞİ ÖĞÜT ABDEST

    Cunuplukten temızlenme, aklın örtülu olduğu halın bıtmesıdır yanı sehvet halının.Tum vucut yıkama abdesti sunnılerın Emevı zamanı yozlaştırdığı abdesttir.Gelenekçi anlayışda sarhoş kişi duada okur,sacma mantıksız dıleklerde bulunabılır Allaha olan bu duasında ve ayrıca Kuranı sarhoş yada sehvet halınde ıken okuyup mısakta yanlış yorumlar yapabılır.

    Kişi eger su bulamanışsa elbette temiz bir toprakla elını dırsegını sıvazlama seklınde yıkama yapacaktır.Ayrıca tuvalet kelımesınden namazı bozan hallerı çıkarmak sadece zorlama yorumdur.Mesela Edip Yuksel’e ve bazı mezheplere göre göre yellenme,kan ve cırılplak olarak namaz kılma, namaz bozmazken,baska mealcıye göre bozar.

    Oysa Allah nımetı tamamlamak istıyor,mısakta yanı ayetlerın okunmasında zıhın açıklığı istıyor,sız sarhoş bırıyle antlaşma yaparmısınız?Ertesi gun sözlerını hatırlamaz…

    (SÂD suresi 29. ayet) Bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.

    04:43 Ey iman edenler, sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de -yolcu olmanız hariç- guslünüzü edinceye kadar salata yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunmuş da(şehvet sarhoşluğu) su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin; niyetle yüzünüze ve ellerinize sürün. Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

    04:44-45-46 Kendilerine Kitap’tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar.Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.Yahudilerden bir kısmı, (Allah’ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, «Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)» diyorlar. Halbuki onlar, «İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak» deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.

    Abdest ayeti ile peygamberin Kuran’ı tebliğ ve müminlere öğüt için düzenlediği salatlara ( Hud 114 te anlatılan fecr ve işa toplantı salatları)söylev / bağlantı için iştirak kuralları verilmiştir. Allah söyleve katılanların temiz olmasını ve ne dediği bilir durumda olmasını istemektedir. Çünkü sarhoş olarak söyleve katılan kişi Allah’ın sözlerini,okunan ayetleri anlamakta güçlük çekebilir veya onları alaya alabilir,yanlış yorumluyabılır,kelımelerı kaydırabilir. Bu hadiseden önce elleri, yüzü, vs… yıkamak da zihni açmak ve algılamayı kolaylaştırmak içindir,teyemmum şartı da elektıriği atmaya,bılınci açmaya yönelıktır, yoksa kişinin ne dediğini bile bilmeden papağan gibi tekrarlayacağı birkaç dua için böyle bir şeyin istenmiş olmasının elle tutulur bir yanı yoktur.Zaten devamındaki 4:44-45-46 ayetlerde kitabın sözlerıyle alay eden,kelımelerın yerlerını kaydıran örtulu zıhnıyetlere dıkkat çeker.

    Bir başka dikkat edilecek husus ayetin “sarhoşken namaz kılmayın” değil “namaza yaklaşmayın” demesidir…

    KAF suresi 19. ayet) Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.

    Âyette geçen “Sükârâ” ifadesi, sadece alkol türü nesnelerle sarhoşluğu kapsamaz. “Sukr” terimi, geniş anlamıyla insanın zihinsel melekelerini tam olarak kullanmaktan alıkoyan herhangi bir zihinsel uyuşukluk durumunu ifade eder. Yani bu, aynı zamanda uyuşturucu kullanma veya sersemleme yahut şehvet yoluyla aklın geçici olarak dumanlanması ve mecazi olarak ‘uyku sersemliği’ şeklinde tanımlanan durumlar için de geçerlidir. Açıkça normal muhakemenin şaştığı veya ortadan kalktığı her türlü durum demektir.

    Sarhoşluğun (zihin bulanıklığının) nedeni sadece içki değildir. Bir çok nedenle insanın aklı başından gider, kontrolu kaybeder. Kur’ân’ı Kerim’de bunun örnekleri verilmiştir. Mesela:

    Âşagıdaki ayette bahsedilen sarhoşluğun nedeni ölüm korkusudur, içki değildir.

    Hıcr suresi âyet 14, 15:“Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı kesinlikle şöyle diyeceklerdi: “Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarpıtılmış bir toplumuz.”

    Mesela Musa ve buyuculerle ılgılı ayette bahsedilen gözlerinin sarhoşluğunun nedeni sihir, göz boyamadır, içki sarhoşluğu değildir..

    Hıcr suresi âyet 72:“Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.”

    Bu ayette konu edilen sarhoşluğun nedeni içki, uyuşturucu değil şehvettir. (Konu Lut kavminin sapıklığıdır.

    Hacc suresi âyet 1, 2:

    “Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Çünkü kıyamet saatinin zelzelesi gerçekten çok büyük bir şeydir.Onu göreceğiniz gün her emzikli kadın emzirdiğinden vazgeçer ve her gebe kadın taşıdığını düşürür. Sen o gün insanları sarhoşlar halinde görürsün; oysaki onlar sarhoş değillerdir, Ama Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”.

    Buradaki sarhoşluğun nedeni de kıyamet depreminin meydana getirdiği korkudur.Sarhoşluk/zihin bulanıklığı sadece içki içmekle olmuyor, başka nedenlerle de oluyor. Yukarıda sunduğumuz Maide suresinin 43. âyetinde “Sarhoşluk/zihin bulanıklığı” herhangi bir kayda bağlanmadan mutlak olarak “sarhoşluk/zihin bulanıklığı” olarak ifade edilmiştir. Bizlerin bu mutlak ifadeyi, sadece içki sarhoşluğu olarak anlayıp ona göre amel etmemiz gerçeğe aykırıdır.Sarhoşluk halı aklı ve ıradeyı örten durumlar için kullanılmıştır.Aklı örten ,dua ve Allah ıle olan her türlü baglanıtıda,salatta,duada kişiyi hataya açık hale getıreceği için Allah tarafından bu durumdan kurtulduktan sonra salata yaklaşmamız emredılmıştır.Cunuplukten temizlenme ihtılam halınden kurtulmaktır.Cunupken yanı ıhtılam halındeyken veya bu duruma yakın bır haldeyken,kışının aklı örtuludur,dua etme,Kuran okuma bunlardan uzak durulmalıdır.Su ıle elıyuzu yıkayıp elektiriği atma,kendıne gelme en hızlı çözumdur,verilen öğüt budur.

    05:06 Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

    Allah gunahtır,haramdır dememiş,zorluk istemıyorum ama uzerınızdeki nımetımı tamamlıyayım şeklınde ögut vermiş,dua ederken,Kuran ayetlerını anlayıp,yorumlarken bılincın açılması,elektrığın atılması ve temiz olunmasıyla elbetteki Kuran okuma daha saglıklı ve daha verımlı olacak nımet tamamlanacaktır.Her an Allah ıle baglantı halındeyız ve huzurundayız,O Semidir,Basirdir,salat insanın tum yasamıdır,yasam içerisınde temız olmak Allahın ılkel çöl araplarına ve bizlere ögududur.

    Su hem temızler,elektrığı atar aynı toprakla teyemmumde olduğu gıbı,hemde bılıncın açılmasına yardımcı olur.Temizlik imandan gelir.Mesela adetten temizlenmek yani tahır olamak,adet halının bıtmesıdır,5:06 da geçen cunuplukten temızlenmekte cunupluk halının bıtmesı,su veya toprak yardımıyla elektrığin atılıp, kışının aklının örtülu olduğu sarhoşluk durumundan çıkması ve zıhnın açılmasıdır.

    05:06 Ey iman edenler, salata kalkıtığınızda , yüzlerinizi, dirseklere kadar; ellerinizi yıkayın; başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedın. Eğer cünüpseniz iyice temizlenin(bu halden kurtulun). Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz hacet yerinden gelmişse ya da ihtılam olup(şehvet sarhoşluğu) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, niyetle o topraktan ellerinize ve yüzlerinize sürun.Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

    05:07 Allah’ın size olan nimetini, “Duyduk ve kabul ettik” dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O’na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.

    Aynı şekılde 05:07 de Kitap mısakına ve ayetleri dinleyenlerin duyduk ve kabul ettık dıyerek verdıklerı mısaka dıkkat çeker,mumınler Allah kelamını,mısakı dınlerken,kabul ederken açık bır zıhınle doğru anlamalı ve yorumlamalıdır.Kişi eger cünüpse ve aklı örtuluyse su ıle elektrığını atmak ve bılıncını yerıne getırmek için ıyıce temızlenecektır.

    NUR 41 E lem tera ennellahe yüsebbihu lehu men fis semavati vel erdi vet tayru saffat küllün kad alime salatehu ve tesbihah vallahü alimüm bima yef’alun
    Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi salatını ve tesbihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bilir.

    Esasen salata yöneldığinizde demek hayata yaşantıya girdiğiinizde demekti,hayat vahyi ikame,fıılıyata gecırmedir..Müminin sabah kalkması salata kalkmasıdır, bu da sabah veya her yataktan / oturmaktan kalkışta olur.Her kalkış salatadır,önce zihnen sonra bedenen her yönden tamamen önce sen temiz olmalısın mesela bir tebliğde bulunacaksan,güzel ve hayırlı bir işe girişeceksen eger.İman eden kişinin yaşantısı,her anı zaten salattır.Tuvalet,lavabo …vs temizlik imandan gelir.

    BURDAKİ SALATI NAMAZ DIYE YORUMLAYANLARA SORUYORUM:

    SARHOŞKEN KURAN OKUNUR MU? YADA OKUNAN BİR TOPLANTIYA KATILIP AYETLER ÜZERİNE YORUM YAPILIR MI?

    NE DEDİĞİNİ BİLMEZ HALDEYKEN DUA EDILIR MI?

    Abdest ayeti Maide suresinde gelmiştir. Namazın farziyeti ise en açık şekilde Nisa suresinde geçer, nüzul sırası bakımından Maide suresi Nisa suresinden sonra gelir. Bundan önce peygamberimiz namazı abdestsiz mi kılmış ya da kıldırmıştır?? Eğer abdest ve alınış şekli biliniyorsa bu konuda ayette açık tarife gerek yoktur.Ancak ayette abdest alırken hangi uzuvların yıkanacağı da açıklanmıştır??????

    Salatı namaz algılayanlar,sarhoşken Kuran okumayada açık kapı bırakırlar.Oysa bu ayetteki salat,dua,Kuran okuma,toplantı söylevlerınde ayetlerı dınleme hepsını kapsar.Allah bılnç açıklığı istemektedır.El yuz yıkama,teyemmum ıle elektrığı atma açıktır.
    Ordaki salatı ıkame namazdır diyerek sarhoşken Kuran okunur,ayetler yorumlanır,Allaha sarhoşken sacmalayarak dua edılıre açık kapı bırakabılırmiyiz?

    SALATI NAMAZ ANLAYANLARA BİR SORU DAHA SIZCE NAMAZ KILINMIYACAKSA KIŞI TUVALETTEN SONRA SU BULAMAMIŞSA TOPRAKLA TEYEMMUM SEKLINDE ELINI DIRSEĞİNİ YIKAMASIN MI?TABIKI HAYIR BURDAKİ SALAT YASAMIN KENDISIDIR,KURAN BİR ÖĞÜTTÜR

  77. SELAM ARKADAŞLAR…
    MUHSİN BEY KARDEŞİM GELEN HER MESAJ KENDİ DİLİYLE İNSANLARI UYARMAK İÇİN MÜJDELEMEK VE KORKUTMAK İÇİN TOPLUMUN KENDİ DİLİYLE İNMİŞTİR BAŞKA DİLDE İNECEK DEĞİLDİYA :))))

    PEYGAMBERDEN SONRAKİ NESİL KURANIN GERÇEK TEMEL ESPRİSİNİ UNUTTURDULAR RİTÜELLER LE DİNİ ZORLAŞTIRDILAR ESKİ PAGAN KÜLTÜRÜNÜ TEKRAR İSLAMA SOKTULAR(!!!)…

    YAHUDİ VE HRİSTİYANLARDAN İSLAMA GİRENLERDE İSLAMA KENDİ TAHRİFLERİNİ SOKTULAR SONUÇ OLARAKTA TABİKİ GÜNÜMÜZE KADAR GELEN İSLAM ORJINAL OLARAK GELMEDİ

  78. slm,degeri Kardesim,Erdemtoprak.
    2.No lu sorumun cevabini beklerim, Insallah.
    bir de sizden ricam olur,egerki kücük harflerle yazarsaniz sevinirim.

    selametle kaliniz.

  79. 238. Namazları/duaları ve orta namazı/orta duayı koruyun. Tam bir saygıyla Allah’ın huzurunda kıyam edin.
    239. Bir korku ve endişe duyarsanız yürüyerek veya binit üzerinde kılın. Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı zikredin.(yasar nuri öztürk)

    Simdi kardesim, ya tefsir/meallerde bir eksiklik/anlasmazlik var,yada bizler tam bir net sekilde, Kurani anlayamiyoruz.
    Piyasada bir sürü meal 7tefsir bulunmakda,insanlar/inanlar gercekden kendi kendilerine sormakda,hangisi daha yakin dogru diye.
    bence Kuran=kuran ile tefsir olursa, hersey yerine oturur düsüncesindeyim.
    Rabbimiz’den bizleri en güzel bir sekilde Kurani anlama cabasi gayretinde bulunanlarin zümtresine dahil etmesini niyaz ederim.
    Selametle kaliniz.

  80. Selam, degerli kardeslerim
    “tekbir” Allahü ekber
    bu,kelime isra suresi ayet 111 de gecen, vetekbirhü tekbira,gecmis olmasi
    muhtemelmidir?
    Ayrica,bilgilerimizi tazelemek amaci ile,prof.Bayraktar Bayraklı’dan, şunları nakletmek de yarar görmekteyim, amacim sadece paylasmak.
    14. CİLTTE ‘ANKEBÛT SÛRESİ’NDEN BİR ÖRNEK:
    KUR’ÂN’IN YETERLİLİĞİ

    اَوَلَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّآ اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرٰى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟
    51. “Kendilerine okuduğun kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Çünkü bunda inanacak bir toplum için kesinlikle rahmet ve öğüt vardır.”

    Bu âyeti bir Hz. Peygamber döneminde yaşayan kitap ehli, bir de günümüzle alakalı olarak yorumlamak istiyoruz. Başka bir ifadeyle bir tarihsel, bir de evrensel boyutta açıklamayı düşünüyoruz.
    a) Bu âyet, Hz. Peygamber’e mucizelerin verilmesini isteyen kitap ehline bir cevap niteliği taşımaktadır.
    Bu âyetin nüzul sebebini, âlimler bazı hadislere dayandırarak şöyle anlatmaktadırlar: İbn ‘Uyeyne şöyle demiştir: Hz. Peygambere üzerinde yazı bulunan bir kol kemiği getirildi; o da şöyle dedi: “Peygamberlerinin getirdiğinden yüz çevirip başka bir peygamberin getirdiklerine yahut kendi kitaplarından başka bir kitaba yönelmek bir topluma sapıklık olarak yeter.” Bunun üzerine Yüce Allah: اَوَلَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّآ اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْۜ “Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” âyetini indirdi (Dârimî, Sünen, I, 134). Buna benzer bir olay hakkında Hz. Peygamber, Hz. Ömer’e şöyle demiştir: “Kur’ân ile teğannî etmeyen bizden değildir” (Buhârî, Tevhîd, 44; Ebû Dâvûd, Vitir, 20; Dârimî, Salât, 171). Buradaki teğanni kelimesinden hareketle ifade, “Kur’ân ile yetinerek başka bir şeye ihtiyaç duymayacak hale gelmeyen bizden değildir” anlamına gelmektedir.
    Bundan anlıyoruz ki kitap ehlinin ve diğer insanların o dönemde getirmesini istedikleri mucizeyi Kur’ân’ın şahsında bulmaları gerekiyor. Mucize olarak Kur’ân yeterlidir. Diğer peygamberlere verilen mucizeler geçici olmuş, sadece gören insanları ilgilendirmiştir. Kur’ân mucizesinin ise kıyamete kadar kalıcı olması, onlardan farklı olduğunu ifade etmektedir. Kur’ân’ın içeriği, dilindeki edebî boyut ve özünde yatan gerçekler anlaşıldığında başka bir mucize aramanın yersiz olduğu farkedilecektir.

    b) Âyetin içeriğini tarihsel boyuta hapsetmek doğru değildir. Tarihsel boyutu günümüze ve geleceğe taşımak zorundayız. Yukarıda Buhârî ve diğerlerinden naklettiğimiz hadise dayanarak, âyeti günümüze taşımak istiyoruz. “Kur’ân ile yetinmeyen, başka bir şeye ihtiyaç duyan bizden değildir” şeklindeki Hz. Peygamber’in yorumuna ne kadar ihtiyacımız var. Günümüzün ilâhiyatçılarından bir kısmı din adına Kur’ân’ı yeterli görmemekte, din için verecekleri fetvaları başka yerde aramakta, Kur’ân’ın dışındaki görüşleri din olarak okutup fetva vermektedirler. Bu yanlıştan dönmenin yolu şudur: Mâide 3’e göre, Yüce Allah, Kur’ân’ı tamamladı, dinini de tamamladı. Kur’ân’ın dışında kalan her şey beşerî boyutlu olduğundan dini kültüre girer, dinin kendisidir diye tanıtılamaz. O zaman konuyu bir “din”, bir de “din kültürü” diye ikiye ayırmamız gerekiyor. Din adına ne varsa Kur’ân’da vardır ve bu da yeterlidir. Derslerde okutulan; “Kur’ân’da olmayanı sünnette, sünnette olmayanı icma‘da, onlarda olmayanı ictihatta aramak gerekiyor” öğretisi, baştan aşağı yanlıştır ve Kur’ân’a hakarettir. Bu ne anlama gelir? “Kur’ân eksiktir, yetersiz kalmaktadır; din adına ihtiyaçları cevaplandırmamaktadır. Sünnet daha yeterlidir. Sünnet de eksik kalmakta, icma ve ictihatlar, onların eksiklerini tamamlamaktadır” anlamına gelir. Bu iddianın ucu tehlikeli yerlere gider. Allah, “ben tamamladım” diyor, biz “tamam değil, başka şeylere ihtiyaç vardır, eksiklerini onlarla doldurmalıyız” diyoruz. Şimdi bu ifade hakaret değil midir? Din adına Kur’ân’ı anlamayanların eksikliğini Kur’ân’a atmaları, ona iftira etmelerinden başka bir şey değildir. Bu tür ifadeler veya yaklaşımlar, اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰىٓ اِلَيَّۚ اِنّ۪يٓ اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ “Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabb’ime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım” (Yûnus 10/15) dedirten Yüce Allah’a ters düşmek değil midir? Demek ki, Hz. Peygamber’in uyduğu ilâhî vahy yetersiz miydi? O zaman Hz. Peygamber, eksik kulluk etmiş, eksik bir dine tâbi olmuş, eksik bir din ile muamele etmiş olmaz mı?
    Dikkat edersek, Yüce Allah âyetin sonunda Hz. Peygamber’e vahyettiğinden başka bir şeye tâbi olmayı isyan olarak nitelendirmektedir.

    c) اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرٰى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ “Çünkü bunda inananacak bir toplum için kesinlikle rahmet ve öğüt vardır.”
    Yüce Allah, Kur’ân’ı rahmetinin ve merhametinin tezahürü olarak göndermiştir. İnsanlara acıdığı ve onlara merhamet etmek için göndermiştir. Bir taraftan onlara merhamet, bir taraftan da öğüt vermek için göndermiştir. Kur’ân’da sadece inanmış bir topluma değil de, aynı zamanda inanmaya müsait olan, yani inanacak bir topluma rahmet ve öğüt vardır. İnanmış toplum zaten rahmet ve öğüdünü almıştır.

    52. قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ شَه۪يدًاۚ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
    “De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.”

    a) Âyette geçen بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ “benimle sizin aranızda” ifadesi kiminle alakalıdır? Bir tarafta Hz. Peygamber, diğer tarafta kitap ehli vardır. Ama yorumunu yapmakta olduğumuz ‘Ankebût 52’ye göre, bunlar kâfir olmuş kitap ehlidir.
    b) كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ شَه۪يدًاۚ “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter.” Kitap ehli ile olan tartışma, iyi netice vermeyince yapılacak iş, Allah’ı şahit koşmaktır. Çünkü Hz. Peygamber’in müracaat edeceği daha üst bir makam yoktur. Referans olarak Yüce Allah’ı göstermek mecburiyetindedir. Bunu böyle yapmasını Yüce Allah ona emretmektedir.
    c) يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ “O, göklerde ve yerde ne varsa bilir.”
    Neden, Yüce Allah şahit olarak yeterlidir? Her şeyin görüntüsünü ve içsel yapısını tam anlamı ile bilen O olduğu içinşahit olarak Yüce Allah yeterlidir. Bilmek, yani bilgi yeterlilik demektir. Sonsuz bilgiye sahip olan, her şeyi bilen şahit olmaya da yeterlidir.
    d) وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ “Bâtıla inanıp Allah’ı inkâr edenler varya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.”
    Buradaki bâtıl kelimesi, “sahte tanrılar, geçersiz ve uydurma şeyler ve fikirler” anlamlarına gelmektedir. Bakara 256’ya göre Tâğût, yani insanı Allah’tan uzaklaştıran her şey bâtıldır, Tâğût’tur. Geçersiz, sahte olanlara tanrı gibi inanıp Allah’ı tanımayanlar manen iflas etmişlerdir. Çünkü كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُۜ “Allah’ın zâtı hariç, her şey helâk olacaktır” (Kasas 28/88) ilkesini bir tarafa atıp sahte tanrılara ve fikirlere tapmak gerçekten iflastır.
    Netice olarak diyebiliriz ki, Yüce Allah, ‘Ankebût 46-52. âyetleri arasında dünya ilâhiyatçılarına ve ilâhiyat bilimine çok şey kazandırmaktadır. Öncelikle kiminle, nasıl tartışılacağına açıklık getirip metot koymaktadır. Kendi âyetlerini kimlerin bile bile inkâr edeceğine cevap vermektedir. Kur’ân’ı Hz. Peygamber’in yazmadığına delil getirmekte ve Kur’ân’ın yeterliliğini vurgulamaktadır.
    Hz. Peygamber’den mucize isteyenlere, mucize olarak Kur’ân’ın yeteceğine dikkat çekmektedir. Kur’ân âyetlerinin, tarafsız bilim adamlarının gönlüne nüfuz edeceğini, Kur’ân’ın rahmet ve öğüt dolu olduğunu vurgulamaktadır. Din adına Kur’ân’ın yeterliliğine işaret etmekte ve kimlerin manen iflasta olduklarını da öğretmektedir. Tartışanların arasına şahit olarak Allah’ın yeteceğini söylerken müslümanlara bir yığın öğüt vermiş olmaktadır. (Tefsîr XIV, 495-498).
    saygi ve selamlarim ile.

  81. Sayin degerli kardesim, erdemtoprak,
    yukaridaki yazilari siz de okudunuz ve biliyorsunuz sanirim.
    Namaz yokdur diye,düsüncelerinizi,asagidaki yazili email e,aktarmanizi
    rica ederim,bakalim nasil bir cavap alacagiz.
    Selam ve saygilarim ile,
    En dogrusunu O bilir.
    bayraktar@bayraktarbayrakli.com

  82. SELAM MUHSİN BEY KARDEŞİM..

    Araplar neden namaz kılıyor diye soru sormuşsun.
    Araplar geleneğe saplanıp kalmışlardır aklı işletemediklerinden üzerlerine yunus/100. ayetindede söylendiği gibi allah akıllarını kullanmayanların üzerine rics bırakır.
    Var artık sen düşün
    zaten bayraktar hocada kurana vurgu yapıyor bir çok konuda güzel çalışmaları vardır ama oda kendini maalesef gelenkçi düşünceden tam anlamıyla soyutluyamamıştır.
    ben 30 ‘ a yakın soruyu tüm tanıdık alim ilahiyatçı vs kimselere gönderdim ama maalesef cevap alamadım.
    bayraktar hocayada göndereceğim inşaallah…

  83. selam sevgili arkadaşlar..

    Muhsin kardeş sana tavsiyem tefsirlerle kuranı anlamaya çalışma evvela kuran üzerinde sürekli çalışmalar yap kelimeler kavramlar üzerinde titizce dur kendin bağ kurmaya çalış daha önceki tefsir yazan kimselerde bir çok konuda farklı görüşlere sahiptirler yani herkes aynı söylemiyor birçok konuda…Biz aklımızı kiraya vermeyelim!!!!
    onlara olağanüstü insanlar tartışılmayacak la yüsal kimseler değillerdir.
    Ben seni ve ulaşabildiğim herkesi evvela kuran üzerinde düşünmeye davet ediyorum…
    Ben şimdiye kadar insanlar böyle inandı diye öyle inanamam aklımı işletirim zaten kuranda temiz akıl sahiplerine hitap ediyor…!!!
    Önyargılı olmamalıyız kuran islam vs bunlar kimsenin tapulu malıda değildir!!!
    Her türlü fikre saygılı olmak mecburiyetindeyiz.

    ŞU AYETLER ÜZERİNDE LÜTFEN DÜŞÜNELİM

    And olsun ki biz Kuran’ı öğüt almanız için kolaylaştırdık. öğüt alacak yok mu?

    54 Kamer Suresi 17,22,32,40

    Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik..

    16 Nahl Suresi 89

    Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur.

    18 Kehf Suresi 26,27

    Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım?

    6 Enam Suresi 114

    Sen de aralarında, Allah’ ın indirdiğiyle hükmet.

    5Maide Suresi 49

    De ki ” Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.”

    21 Enbiya Suresi 45

    Böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik.

    13 Rad Suresi 30

    Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu.

    6Enam Suresi 19

    Peygamber’in vazifesi kendisine vahiy olarak gelen Kuran’ı okumaktır. Peygamber’e uymak; Kuran’a uymak, Kuran’ın sistemine göre inanmak, hareket etmek ve yaşamaktır. Peygamber’imiz Kuran’da en çok “Resul” kelimesiyle tanıtılır. Resul Türkçe’de “elçi” kelimesinin karşılığıdır ki Allah bu kelimeyle, Peygamberimiz’in vazifesi olan Allah’tan aldığı mesajı insanlara iletmeyi vurgular. Ayetlerden gördüğümüz gibi bu mesaj Kuran’dır. Başka hiçbir kaynağa, hiçbir kitaba gönderme yoktur. Allah, Kuran dışında başka uyulması gereken vahiyler, kaynaklar olsaydı, onları da belirtir, onlara da uymamızı isterdi.

  84. slm,degerli kardesim, cabalarindan dolayi, Allah razi olsun senden.
    O belirtiklerin seyleri ben zaten sabahlara kadar inceliyorum,ayni sekillerde bende sorularimi, ilahiyatcilara görderdim,diyanet dahil.
    su ana kadar beklemekdeyim,bekleyelim,sabrin sonu Insallah selamet
    olacakdir. yeterki bizler nefislerimizin cesitli boyutlarina esir olmamaya gayret gösterlim.Ki biliyorsun, seytanin “ben senin “dosdogru yolunun” üzerine oturacagim”demesi, düsündürücü.(kisa anlatim yaptim)
    O yüzden bin defa düsünüp bir defa hareket etmek, daha iyi olur,hepbirlikde,cümlemize,tüm müslümanlara ve insanliga.
    Insan mutlaka arastirmali,kafasina takilanlari.Bu da hakki dir bence.
    Hatasiz ve kusursuz Bir tek Rabbimiz dir.
    Simdilik selametle kaliniz, Allah a emanet olunuz cümleten.

  85. ibrahim 35. Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.”

    36. “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.”

    37. “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”

    38. “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”

    39. “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.”

    40. “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”

    41. “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.”
    bakara 125. Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”

    126. Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.

    127. Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.

    128. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”

    129. “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
    ŞİMDİ SAKİN KAFAYLA DÜŞÜNELİM.Allahın kuranda en çok bahsettiği dostum dediği bir peygamber dua ediyor ve eminiz ki kabul edildi.eğer namazı inkar edenlerin daha doğrusu sekilsel salatı inkar edenlerin dediği doğru olsaydı bu gün ona dair işaretler alabilirdik.eğer ibrahimin uygulamaları ve duası namazsız bir salat olsaydı mutlaka ona dair bir uygulama süregelir ufakta olsa bir işaret alırdık.hazreti peygamber vefat ettiğinde islam geniş coğrafyalara girme eğilimi ğöstermiş kısa sürede çok uzak yerlere yayılmış. fakat hepside kurandan namazı çıkarmış almış ve uygulamış.aradan 1400 yıl geçmiş bakıyoruz belki müslümanlar 40 parçaya bölündü.fakat hepsinde şekilsel salat var. hem de aynı ritüeller şeklinde.Evet belki ümmetin namaz bilinci noksan .Onu kuranla bütünlemede problem yaşıyor.fakat namaz kurandan onu anlama ve yaşama iradesinden bağımsız değildir.namaz kılan mümin Allahın kitabını namazında okur dua eder teslim olur ve arınır.neticede namaz kılanlar Allah için onu razı etmek için AllahıAllah kabul ve makbul etsin emri ğereği kılıyorlar.

  86. Selam…

    Muhsin Aydın kardeşimizin verdiği Bakara;
    238. Namazları/duaları ve orta namazı/orta duayı koruyun. Tam bir saygıyla Allah’ın huzurunda kıyam edin.
    239. Bir korku ve endişe duyarsanız yürüyerek veya binit üzerinde kılın. Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı zikredin.(yasar nuri öztürk)

    .. ayetler beni şu konuda düşündürüyor. Ayetlerin siyakına ve sibakına baktığımda tamamen bambaşka..
    Şöyle izah edebilirsem.

    Bakara Suresi 221. ayette kimlerle evlenmemiz gerektiği..
    222. ayette Kadınların ay hali ile ilgili soru..
    223. ayette kadınların değeri…
    224. yemin hususu..
    225. yemin hususu..
    226. kadınlara yaklaşmamaya edilen yemin hakkında izah/boşanma ile ilgili izahlar..
    227. Aynı izah devam ediyor( 226.ile 227 birbirine bağlantılı ) boşanma ile ilgili izahlar..
    228. Boşanmış kadınların durumu/ boşanma ile ilgili izahlar…
    229. Boşanma ile ilgili izahlar…
    230. Boşanma ile ilgili izahlar…
    231. Boşanma ile ilgili izahlar…
    232. Boşanma ile ilgili izahlar…
    233. Boşanma ile ilgili izahlar…
    234. Kocası ölen/dul kalan kadının durumu üzerine izahlar..
    235. Dul kadının durumu ve evlenmesi vs. üzerine izahlar..
    236. Boşanma ile ilgili izahlar…
    237. Boşanma ile ilgili izahlar…
    238. Namaz?
    239. namaz?
    240. Dul kalan kadına erkeğin vasiyeti ile ilgili izahlar…
    241. Boşanmış kadınların durumu…

    Bu siyak sibaka göre Kadın ve erkek ilişkilerini izah eden, anlatan, neler yapılıp neler yapılmaması gerektiğini açıklayan Allah, araya neden namaz gibi bir ritüeli sıkıştırsın?

    Ayrıca bir başka blogda değindiğim şu yazımı da paylaşmak istiyorum;

    “Hac 26. ayete dayanarak rüku ve secdenin manazın içinde bir eylem olduğunu iddaa edenler, acaba Tevbe Suresi 112. ayete göre Oruçtada mı rüku ve secde var?

    Tevbe Suresi
    (112) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.

    Hac Suresi
    (26) Hani biz İbrahim’e, Ev’in yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.

    İddaalara göre demek ki var.. O zaman siz neden şafağın aydınlığından gecenin karanlığına kadar rüku ve secde yapmıyorsunuz?”

    Ayrıyetten sayın Toprak Erdem kardeşim şu ayetlere kafam takıldı, açıklayabilir misiniz…

    İnsan Suresi
    (26) Gecenin bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et.

    Zümer Suresi
    (9) (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.

  87. selam.iyide sayın Yunus Emre Bey yanlışınız var.tevbe suresi 112 de oruçta ruku ve secde var demiyor.ikisini bir tutmamış.ayeti tekrar okuyun.
    112. O tevbe edenler, o ibadet edenler, o hamdedenler, o oruç tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırı koruyanlar… Müjdele o mü’minleri! görüldüğü gibi herşey açık ve net. diğer bahsettiğiniz konularda bende araştırma yapmıştım.inanım benimde aklıma gelmişti bakara 238-239 ayetlerde bir konudan bahsederken namazdan bahsetme mevzusu.onlarca sebep sıralanabilir ve hepside doğru olabilir.neticede hepsi Allahın ayetleri olduguna göre onları doğru anlamaya çalışmak en güzeli bence.namazı müminlerin hayatından silmeye çalışanlar nasıl bir vebal altına girdiklerini iyi düşünsünler.eğer Allah kemale erdirdiği ve tamamladığı kendi katında tek geçerli din olan islamı bu kadar yanlış anlaşılmış bir şekilde gönderdiğini iddaa ediyorsanız gidin tavana ip bağlayında kendinizi asın.Allah namaz yok diyenlerin delilini indirmemiştir ve bu konuda asla Allaha yol bulamayacaksınız.hala aynı teraneyi söyleyenler 1400 yıl boyunca yaşayan Allah için namaz kılan müminleri töhmet altında bırakanlara yazıklar olsun………

  88. Selam Önder özveren..

    Hac 26 ile Tevbe 112 arasında ne fark var?

    Tevbe Suresi
    (112) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.

    Hac Suresi
    (26) Hani biz İbrahim’e, Ev’in yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.

    Ayrıca namazın kılınışını bana Kur’an’dan ayetler ile anlatabilir misiniz?

  89. Selam Yunus Emre Bey aşağıda namazın nasıl kılınacağına dair kurandan ayet örnekleri ve yine kurana dayanan sabah namazının örneğini göreceksin.şunu ifade edeyim ki bu yazıyı oluşturmada her ne kadar üyesi olmasamda HANİF DOSTLAR SİTESİNDEN faydalandım. kendilerine çok teşekkür ederim . üye olmamamın sebebi onlar biraz üst perdeden düşünüp yazıyorlar .ilmim ve seviyem o düzeyde olmadığı için onları sadece izliyor okuyor ve takdir ediyorum.yazı çok uzun olduğu için sorunuzla direk bağlantısı olmayanları ve yazıyı yazanın şahsi görüşü olup benim kabul etmediklerimi çıkardım ve kendi kabullerimi yazdım. gelelim şimdi sorunuzun cevabına genel anlamıyla baktığımızda, Salat(sala) kelimesi; hem dua hem namaz hem de destek anlamlarını içerir. Fakat Yüce Allah, vakte bağlı farz namazlarından bahsederken dua ile ayrımı bilinsin diye, “sala” kelimesini “ikame” fiiliyle birlikte kullanır. Yani Türkçe anlamıyla “salayı ikame etmek” anlamına gelir. Sadece “sala”, yani dua için, ikame/yerine getirme fiiline gerek yoktur. Yani hiç bir fiil/hareket gerçekleştirmeden kalben de Allah’a dua edebiliriz. Ama salayı ikame etmek deyince bunun fiili bir hareket olduğu anlaşılır. Bu yüzden ben şahsen, salayı ikameyi, Allah’a beden dili ile dua etmek olarak nitelendiriyorum. Rüku ile O’na boyun eğmek, secde ile O’nu Yücelterek tenzih ettiğimizi beden dili ile tasdik etmektir. Bu benim şahsi tanımlamamdır katılan olur katılmayan olur bu önemli değil. Şimdi demek ki: Kur’an-ı Hakimde sala kelimesi ikame ile birlikte kullanıldığında biz bunun bizlere belirli vakitlerde yapmamız gereken NAMAZ olduğunu anlıyoruz. Şimdi salayı ikame geçen ayetlerden bir kaç örnek verelim:
    2 /3 Onlar ki gayba inanırlar. Namazı kılarlar (salayı ikame ederler) ve kendilerine rızk olarak verdiğimiz şeylerden de infak ederler.

    2/43 Ve namazı kılınız (salayı ikame edin), zekâtı da veriniz ve rüku’ edenler ile beraber rüku’ ediniz.
    2/110 Namazı kılın (Salayı ikame edin), zekâtı verin, kendi hesabınıza önceden gönderdiğiniz her iyiliği Allah katında bulursunuz. Hiç şüphesiz Allah yaptıklarınızı görür.

    5/55 Sizin velîniz ancak Allah’tır. Ve O’nun Resulüdür ve imân edenlerdir. O imân edenler ki, namazı kılarlar (salayı ikame ederler) ve zekâtı verirler ve onlar rükua varanlardır.

    2/110 Namazı kılın (Salayı ikame edin), zekâtı verin, kendi hesabınıza önceden gönderdiğiniz her iyiliği Allah katında bulursunuz. Hiç şüphesiz Allah yaptıklarınızı görür.
    21/73 Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.
    Kur’anda diğer elçiler için salat-ı ikame tabiri bulunmaz. Sadece SECDE kelimesi geçer. Salat-ı ikame İbrahim (AS) ile anılmaya başlar. Rabb’imiz namazı Hz. İbrahim’e öğretmiş ve bu namaz kılma uygulaması nesiller boyu tevatüren gelmiştir. Yani bu uygulama zaten devam ede geldiğinden Kur’an sil baştan/sıfırdan namaz tarifi yapmamıştır. Bu bağlamda şu ayetlere bakacak olur isek:

    3/43 Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et.

    9/112 Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah’ın koyduğu sınırları gözetenlerdir. Mü’minleri müjdele!

    22/77 Ey iman edenler; rüku edin, secde edin, Rabb’inize kulluk edin ve hayırlı fiiller işleyin ki kurtuluşa eresiniz.

    25/64 Ve onlar ki Rableri için secde edenler ve kıyamda bulunanlar olarak gecelerler

    48/29 Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vaat etmiştir.
    “Rüku edenler birlikte rüku, secde edenler birlikte secde ediniz!” Demek ki süregelen bir uyguluma var ki böyle deniyor. Ve böyle yapmaya devam edin diyor Allah. Şayet bilinmemiş/tamamen unutulmuş uygulama olsa idi, bunun öce ayrıntılı tanımı yapılırdı. Lakin gerek görülmemiş. Ama Allah bu konuda olmazsa olmaz kuralları vermiş. Nedir bu kurallar:

    1- Kıyam – Rüku – Secde

    2- Kur’andan ayet/ler okumak.

    Demek namazdaki diğer ince ayrıntılarda gelenek olan değişen/yanlış olan bir şey yoktu. Yalnız 2. maddeye dikkat ederseniz: Namaz içinde mutlaka Kur’andan ayetler okunacak. Risalet öncesi ortada henüz Kur’an yok!!! mevcut olanlar ise Muharref!!! Bilenenler ise Allah’ın ismi, Sıfatlarından bir kısmı, ve Tekbir…..vs gibi. Bu sebepten İbrahim (AS)dan geleneksel babadan oğula görsel/uygulama olarak devam eden salat-ı iqame uygulamasında “Rüku&secde edenlerle birlikte…..ediniz” diyerek devamını emretmiş ek olarak artık Kur’an indiğinden dolayı, salat-ı iqame içinde KUR’AN AYETLERI OKUNMASIna dikkat çekilmiştir.

    Ehli Sünnetçiler veya sünneti/hadisi din sayan çoğunluğa şu ayetleri okuduğumuzda:

    17/41 Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran’da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.

    17/89 And olsun ki, biz Kuran’da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler.

    18/54 And olsun ki, Biz bu Kuran’da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.

    54/22 And olsun ki, Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

    39/27Yemin ederim ki bu Kur’anda insanlar için her türlüsünden temsil getirdik, gerek ki iyi düşünsünler

    54/17 And olsun ki Kuran’ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

    21/10 Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki. bütün şanınız ondadır; hala akıllanmayacak mısınız?

    17/41 Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran’da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.

    39/23 Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitab’ı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rabb’lerinden korkanların bu Kitap’dan derileri ürperir; sonra hem derileri hem de kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın doğruluk rehberidir; O’nunla dilediğini doğru yola iletir. Allah kimi de saptırırsa, onu doğru yola eriştirecek kimse bulunmaz.

    ….Evet bu ayetleri onlara okuduğumuzda “Amenna” dedikleri halde, Amerika’da, Almanya’da, Hollanda’da yaşayan Müslümanlarımızdan tutunda tâ Türkiye’de yaşayanlara kadar, anlaşmışçasına hep aynı soruyu sorarlar:

    “İyi diyonda kardeşim, hani Kur’anda Namazı nasıl kılacağımız yazıyor mu?”

    “Kur’anda Hac uygulaması anlatılıyor mu?” “……………………..vs.”

    Tabi bu soruların altındaki mantık şudur: Kur’anda her şey yok, hadisler olmazsa Kur’an tek başına asla yeterli değil” Hani yukarıdaki ayetlerde Allah : “Biz bu kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık” derken “Amenna” diyordunuz. Ardından bu kıvırma niçin? Tabi hadislerdeki Namaz tasvirini bekledikleri için bunu Kur’anda asla bulamayacaklar. Çünkü Kur’an gerçekten Aktif olan/Çalışan Akla hitap eder. Bir de Gönülleri/Vicdanları Temiz olanlara. Neyse bu iddia sahiplerine “bana öyle bir hadis getir ki; namazın nasıl kılındığını başından sonuna kadar anlatmış olsun” Fakat, böyle bir hadis getiremediler, getiremezler de. Çünkü bu ehli sünnetçilerin kendileri de biliyor ki; hiç biri namaz kılmayı hadislere bakarak öğrenmediler. Namazı Kılanlardan (anne-baba-hoca-imam/atalar) öğrendiler. Ya da ilmihalden öğrenildi ki; ilmihalde anlatılan da yine gelenekten gelen uygulamalardan müteşkkil tasvirdir.

    Bizler de diyoruz ki; kardeşler! işte aynen böyle bu uygulama İbrahim (AS)’dan bu yana uygulamalı olarak bizlere kadar gelmiştir. Fark sadece şudur: Son Elçi Hz. Muhammed (SAV)’e elçilik verilmeden önce az sayıdaki hanifler bu namaz uygulamasını devam ettiriyordu. Bu yüzden Kur’anda: “Rüku edenlerle rüku, secde edenlerle birlikte secde edin” diyor yani bu uygulamayı devam ettirin ama artık Kur’an indiğinden dolayı, namazda “KUR’ANDAN (AYET/LER) OKUYUN” diyor Yüce Allah. Ve hem de “Kolayınıza Geleni” Yani işi en baştan özetleyecek olur isek:

    İbrahim (AS) dan bize kadar gelen ve BILINEN bu uygulamayı, zaten bilinip uygulandığından, sil baştan bir tarifi ön görmemiş Yüce Allah……Devam edin diyor ve bizlere bu uygulamanın olmazsa olmazlarını veriyor. =>Kıyam-Rüku-Secde, =>ve kurandan ayetler
    : (Örnek: Sabah Namazı)
    Abdesti alıyorum. Yönümü kıbleye döndükten sonra:
    Niyyet ettim sabah namazının farzını kılmaya diyorum.
    Allah-u Ekber diyorum ==>74/3, 87/15 ellerimi bağlıyorum.sübhanekeyi okuyorum.
    Sonra Euzu-Besmele çekiyorum. Özellikle Euzu… okunmalı! ==> 16/98
    Sonra fatihayı ve dilediğim sureyi/ayeti okuyorum. İşim varsa kısa, yoksa uzun sureleri TERCIH ediyorum.
    Sonra Rükuya varıp Subhane Rabb’iyel Azim Diyorum(Kaç defa tekrar edeceğiniz size kalmış ister 1 ister 100 kez)==> 7/206
    Rükudan Kıyama doğru durduktan hemen sonra secdeye varıyor ve Subhane Rabb’iyel Âla we BiHamdihi diyorum==> 7/206, 15/98, 25/58, 32/15 (yine kaç defa tekrar edeceğiniz size kalmış) sonra amener resulü ve bakara 201.ayeti okuyorum.
    . Sonra sağıma ve soluma “SELAM!” vererek namazı tamamlıyorum. burada tek rekat anlatıldı uzun olmasın diye anlayacağınız bildiğiniz 2 rekatklık sabah namazı farzını eda ediyorum. Şimdi tam bu kısımda bilmeyen/yeni arkadaşlar namazdan sonra tesbih var mı? diye sorabilirler. Böyle bir emir yoktur fakat, Şu ayete birlikte bakalım:
    50/40 Geceleyin de onu tesbih et, secdelerin ardından da.
    Ayete baktığımızda bu emrin, Efendimize ait/özel olduğunu görürüz. Fakat yine başka bir ayette Efendimizle birlikte bir topluluğunda gece namazına devam ettiğini bildirmektedir. Bu emir olmamasına rağmen Allah’ın ayetlerde zaman zaman bahsettiği “Sakınanlar/ittika edenler” yani Takva ehlinin devam ettirdiği bir ibadettir. Çünkü Namaz’ın Allah’a yaklaştırıcı özelliği vardır:
    96/19 Hayır! Ona boyun eğme! Rabbine secde et, O’na yaklaş.

  90. selam arkadaşlar..

    sayın önder özveren ikide bir saldıracağınıza kendi aklınızı az işletseniz sizde göreceksiniz.!!!
    hanif dostlar sitesinde beni iyi tanırlar o sitede büyük tartışmalarım vardı nedense bir türlü işin içinden çıkamadılar ve sonunda pes ettiler sen pes eden insanların yazılarını kopyalayıp yapıştırmısşsın eline ne geçti bana ve yunusa cevapmı şimdi yazdıkların….

    yazık çok yazık bu kadarda geleneksel düşüncenin avukatlığı yapılmaz halen yazdıklarının konuyla alakası yok mesela rekatı nerden çıkardın önder???????????

    ???????

  91. Salat secde ,ruku ayetlerde hep ayrı fııller olarak gecer ve kullanım sekılsel bir rıtuel değildir.AYRICA NAMAZDAKİ OTURUŞ RITUELI NEDEN YOKTUR?Yoksa bunun için Emevi zamanı çarpıtılacak kavrammı bulamamışlardır?Bağlılık gunde fecr 20 dak işa 20 dak toplam 40 dak için mi olmalıdır yoksa her an mı olmalıdır?.Yusufun zınadan sakınmasıda Allaha olan baglılığı ıle mi olmuştur,namaz vaktı geldığını hatırladığı için midir?
    Namaz hadıslerde bıle bastan sona tek bir hadıste kılınışı anlatılmaz,yoktur,anlatılanlar bırbırlerıyle çelışkilidir,mezhep alımlerının zanlarına uyulur.Hem Kuran eksık değıl dıyecez hemde mezhep alımlerinden namaz ögrencez.
    Rekat sayısı,okunacak dualar,ana dilde ıbadet,kazası varmı,tesbih,seccade,bozan haller,hasta,yaşlı,genç kimler yükümlü,cami adabı,imam, muezzın,kamet,pusula,yürürken namaz nasıl kılınır,eller kollar,dızler,tekbir,selamlama,oturuş,Ekber niye Allahın ismi degıl,,vakitleri 2,3,5…vs kısacası namaz ıle ılgılı her ayrıntı olmalı Kuranda eger eksık olmadığına iman edıyorsak ve sizin bu konularda dayandığınız ayetler nelerdir

  92. hadi bakalım önder cevap bekliyorummmmm

    -(14:27)İBRAHİM ZÜRRİYETİNİ NAMAZ KILMAK İÇİN HİÇKİMSENİN BULUNMADIĞI VERİMSİZ BİR VADİYEMİ YERLEŞTİRMESİ GEREKİRDİ???BU AYETTE GEÇEN BEYTİ HARAMIN YANINDA İFADESİNİN ANLAMI NEDİR?????BU VERİMSİZ VADİDE KİMSESİZ YERDE TEK BAŞINA NEDEN BULUNUYOR?????KABE ONLARA NAMAZMI KILDIRACAK????ONUN İÇİNMİ KABENİN YANINA ONLARI YERLEŞTİRDİ?????

    -(2:143/150.)AYETLER ARASINDA GEÇEN KIBLELERDEN VE MESCİDİ HARAMDAN NE ANLIYORSUNUZ????ÜZERİNDE BULUNDUĞUN KIBLE DİYOR!!!AMA YÖNELDİĞİN KIBLE DEMİYOR????KIBLE ALLAHIN HİDAYET ETTİKLERİNDEN BAŞKASINA AĞIR GELİR DİYOR.BİR KIBLEDEN BAŞKA BİR KIBLEYE DÖNMEK NASIL AĞIR GELİR????MÜNAFIKLARI GERÇEK MÜMİNLERDEN AYIRMAK İÇİN KIBLE DEĞİŞİKLİĞİNEMİ İHTİYAÇ DUYDU ALLAH???EHLİ HİTABA HER TÜRLÜ KANITI VERSENDE ONLAR SENİN KIBLENE TABİ OLMAYACAKLAR DİYOR.DÖNMEZLER DEMESİ GEREKMEZMİYDİ???EĞER DEDİĞİNİZ GİBİYSE????SENDE ONLARIN KIBLESİNE UYMAYACAKSIN VE ONLARDA BİRBİRLERİNİN KIBLESİNE UYMAZLAR DEDİĞİ ONLARIN KIBLESİ NEDİR?????????NASARA VE YAHUDANIN KIBLELERİ NERELERİDİR??????SEN ONLARIN KIBLESİNE UYMAZSIN DEDİĞİNE GÖRE YAHUDİLERİN KIBLESİ OLAN KUDÜSTEKİ BEYTİL MAKDİSE DOĞRU NAMAZ KILDIĞINI AYLARCA DOĞRU KABUL EDERSEK BU ÇELİŞKİ OLMAZMI?????MADEMKİ UYMAYACAKTI DAHA ÖNCE NEDEN MÜSAADE ETTİ????144.AYETTE KİTAP VERİLENLER ONUN KABENİN RABLERİNDEN BİR HAK OLDUĞUNU BİLİYORLAR DEDİĞİNE GÖRE BUNU EHLİ KİTABIN BU ŞEKİLDE BİLGİSİNİ KURANIN NERESİNDEN HANGİ AYETLERİ BUNA İŞARET EDİYOR????DEMEKKİ KIBLELERİ DAHA ÖNCE KABEYMİŞŞ!!!NİÇİN VE NE ZAMAN KUDÜSE DÖNDÜLER???NEREDEN ÇIKARSAN ÇIK…VE NEREDE OLURSANIZ OLUN YERYÜZÜNÜ MESCİDİ HARAMA DOĞRU ÇEVİRİN.BURDAN ANLADIĞIMIZA GÖRE VE NAMAZDADA ÇEVİRİN DEMEDİĞİNE GÖRE HER ZAMAN VE HERYERDE YÜZÜNÜZÜ MESCİDİ HARAMA ÇEVİRMENİZ GEREKİR.BU MÜMKÜNMÜDÜR???DEĞİLSE İZAHINI YAPARMISINIZ??????AYRICA MESCİDİ HARAM RABBİNDEN HAKKIN KENDİSİDİR DİYOR.MESCİDİ HARAMIN HAK OLMASI NE DEMEKTİR?????

    29:45)….SANA VAHYEDİLENİ OKU VE SALATI İCRA ET.CÜMLE PEYGAMBERİMİZDEN ONA İNDİRİLENİ OKUMASINI VE SALAT YAPMASINI İSTEMEKTEDİR.SALATINDA İNDİRİLENLERİ OKUMASINI İSTEMEMEKTEDİR.AKSİNİ İDDİA EDİYORSANIZ BUYRUNUZ?????

    EĞER NAMAZ İBRAHİMİN BİR UYGULAMASI İSE ONDAN ÖNCEKİ NUHTAN İBRAHİME KADARKİ ÖNEMLİ OLAN BİR İBADETİ ONLARDAN NEDEN ESİRGEDİ?????

    HAC KAVRAMINI NEDEN İSADADA GÖREMİYORUZ???ALLAH HER MİLLETE AYRI BİR İBADET TARZIMI BELİRLEMİŞ YOKSA????

  93. selam.sayın toprakerdem inanın sizin sorularınızın hepsine tek tek ve mantıklı cevaplar verebilirim.hanif dostlar sitesindekileri pes ettirip ettirmediğinizi bilmem.benimle ilgili bir konu değil.onların yazısını kopyalayıp yapıştırdığımı peşinen söyledim.herkesin hakkını teslim etmek gerek.ben ilim seviyemi yukarıda açıkladım.fakat sizin yaptığınız bana göre çok farklı bir şey.ilim seviyenizi bilemem.bütün bu değerlendirmeleri neye göre yapıyorsunuz.arapça biliyor musunuz.yoksa motomot meali alıpta mı değerlendirme yapıyorsunuz.ben size cevap vermeye hazırım.fakat sizin sallamadığınızı nereden bileceğim.eğer arapça bilmiyor ve meale göre ahkam kesiyorsanız unutmayın ki meal kuranın birebir karşılığı değildir.sen nerden biliyorsunuz derseniz arapça bilip çeviri yapanlar bunu güzel örneklerle açıklarlar.kuran ölü bir metin değildir.indirildiği andan kıyamete kadar geçerli ve her zamana ve mekana hitap eden bir kitaptır.dolayısıyla herkes kendisine lazım geleni ondan alabilir.samimiysen cevap verirsin demişsin evet samimiyim kuranın Allahın kitabı olduğu ve Allahtan başka ilah olmadığı konusunda samimiyim.hele hele kesinlikle karşı olduğum geleneksel düşüncenin avukatlığını yapma suçlaması varya beni deli ediyor.dediğim gibi size cevap vermeye hazırım verebilirim de .önce beni ikna edeceksiniz ilminiz bilginiz bu ahkamları kesmek için yeterli mi.yoksa sallıyor musunuz.eminim cevabınız hazırdır.yok kaçamak cevap veriyorsun. aslında birşey bilmiyorsun ben bilirim.ben doğruyum.bak hemen kıvırdın. sorularıma cevap versene. gibi….benim için istediğinizi söyleyebilirsiniz inanın alınmam asla alınganlık göstermem.kendini beğenmiş kibirli birisi değilim.sadece haketmediğim şekilde değerlendirilmek beni üzüyor.bütün bunlardan öte Allahın bizlerden razı olup olmadığı veya ahiretteki durumumuz beni düşündürüyor.Allahın kitabına inanan bir mümin olarak samimi birisi olarak size şunu soruyorum.biz Allahın ayetlerime inanın hükmü gereği inanmakta ve bunun gereklerini yerine getirmekteyiz.eğer namazı ikame etme kuranda olmasaydı kurana inanan mümin olarak namazla ne işimiz olurdu.siz kuranda namaz yok diyenler yeryüzünde 3-5 kişisiniz.diyelim ki haklısınız.biran bunun doğru olduğunu düşünelim.ne çıkar ortaya hiç düşündünüz mü.bize ne sayısal kalabalıklar önemli değil .hristiyanlar daha fazla diyebilirsiniz. kastettiğim o değil.kastettiğim insan fıtratına uygun olan bu dinin 1400 yılda gerçekleştirdiği ve kıyamete kadar gerçekleştireceği güzellikler .tekrar ediyorum. Allah resulünü alemlere rahmet olarak göndermiş bu dini bütün dinlere üstün kılmış ve müslümana ayrı bir değer vermiştir.mustafa islamoğlunun bahsettigine göre Allah kuranda 800 yerde akletmek ve düşünmekten bahsetmektedir.evet düşünmek ve akletmek.Allahın ayetlerine kafa yormak ve tefekkür etmek .ayetlerin ışığı altında geçmişe bakmak günümüzü yaşamak ve geleceğe ebede yürümek.neyse fazla uatmaya gerek yok. ruh halimin kabarıklığından yazarken daldan dala atladım. belkide bazısına göre hiçbir şey yazmadım.boşverin.içimi döktüm işte.selametle

  94. evet namazı bu dinden çıkarmak tekrar tekrar düşündüm.kendi kendime bir soru sordum 2 saat düşündüm kendime sesli cevap veriyorum. .nihayetinde bu kuranın bütünsel anlamına terstir.yaşanmış ve doğru yanlış rivayetlerlede olsa bize ulaşmış siyere terstir.1400 yıllık yaşanmışlığa kültürümüze tarihimize terstir.bunun geleneğe tabi olmakla alakası yoktur.siz geçmişi yok sayamazsınız.bir de arapları suçlamayı bırakmak lazım.yok olmayan namazı dine sokmuşlar.uydurmuşlar gibi suçlamalar.Allah 1400 yıl önce kuranı indirmiş ve istiraate çekilmiş değildir.Allah şah damarımızdan daha yakın zerreden daha küçüğünü dahi yaratan heran yaratma halinde olan geçmişimizi ve geleceğimizi dahi bilen ve herşeyi çepeçevre kuşatandir.onun için müslüman boyun eğen ve teslim olan demektir. kendi ifadesiyle mükemmel olan bu dini gönderen Allah ayetleri apaçık ayrıntılı gönderdim diyen Allah haşa yanılmış mıdır da 1400 yıldır insanlar kuranıyanlış anlayarak bir uygulama sergilemişlerdir.evet kim ne derse desin namaz kuranda kesinlikle var .bunu yanlış anlayanlar kavramların içini boşaltıp kelime ve anlam oyunları ile olayı başka mecraalara çekmeye çalışarak kendi kafalarında geliştirdikleri fikirlere kılıf aramaktadırlar.insanlar 1400yıldır apaçık anlaşılır kuranıokudular ve namazıkıldılar.milyarlarca müslüman apaçık anlaşılır kuranı okudu namazı kıldı.1400 yıl sonra 3-5 kişi apaçık anlaşılır ve ayrıntılı olan kuranı okudu ve kurana göre namaz yok dedi.şimdi sizce bu işte bir tezat yok mu.madem kuran apaçık anlaşılır ve ayrıntılı bir şekilde indirilmiş bu kadar insanın bunu yanlış anlama ihtimali var mıdır.bu kitap için hayatını feda eden milyonlarca belki milyarlarca belkide daha fazlası şimdi toprak altında yatıyor.hepsi kuranın anlaşılması için ömürlerini tüketti.kimide bu din yayılsın diye hayatını feda etti.şehit oldu.Allah için ölen bu insanlar boşunamı öldü. evet Allaha ve kitabına iman eden bir mümin olarak doğruda yanlışta olsa bunları düşündüm ve yazdım.son söz olarak yazımı tevbe suresi 129.ayetle bitiriyorum.Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arşın sahibidir.”

  95. selamlar arkadaşlar..

    sevgili kardeşim önder özveren önceki uslubundan dolayı ben savunmaya geçtim ister istemez bende bişeyler yazmak zorunda kaldım.Aslında siz çok samimi bir insansınız bundan şüphem yok eğer uslubumda sizi kıracak incitecek bişeyler varsa lütfen beni bağışlayın.Aslında ben çok halim bir insanım kimseyi kırmam ve uslubumda her zaman güzeldir…
    neyse gelelim yazdıklarınıza mesela;
    yazmış olduğun

    madem kuran apaçık anlaşılır ve ayrıntılı bir şekilde indirilmiş bu kadar insanın bunu yanlış anlama ihtimali var mıdır.

    el cevab:
    vardır kardeşim öylede vardırki!!!
    namaz konusunu bir tarafa bırakalım geleneksel mezhepçi anlayışın fikirlerini mesela kurana göre değerlendirelim
    gelenekçi görüşe göre;
    şefaatin olması,isanın tekrar yeryüzüne dönmesi,peygamberin ümmilik meselesi,salavat konusu,kabir azabı meselesi,cin kavramı,melek kavramı,şeytan kavramı,gayb meselesi, vs. gibi daha çok yazacağımız ve sizinde az çok bilgi sahibi olduğunuz şeylerdir bunlar..!!!

    şimdi tekrar gelelim başa en baştan kuran indiği dönemlerde peygamber kuranın zıttınımı söylüyordu? tabiki hayır diyeceksiniz peki o dönemde ve sonraki oluşan dönemlerde bir çok konuda kuran dışı şeyler söylenmiş yazılmış çizilmiş şerhler açılmışmışdır onada evet diyeceksiniz siz demeseniz bile ali aksoy ağabeyim bu sitede bir çok konuyu tartışmaya açmış öylemidir???tabiki öyledir peki bunlar önceden böylemi biliniyordu hayır geleneksel düşüncenin eleştirisi bile yapılamıyordu öylemidir???tabiki herkesin bildiği gibi öyledir…

    şimdi sevgili önder özveren ağabeyim bunlar öyledirde salat,kıble,hac,mescidi haram vs konuları neden düşündüğümüz gibi olmasın!!!

    ben sevgili önder abi ben hayatımın her alanında kuran vardır yanımdan hiç ayırmam onunla yatarım onunla kalkarın sürekli sorgulayan biriyim ve kendimi allahta biliyorki samimi biri ve bu dini net olarak saf bir şekilde çıkmasını sağlamak istiyorum.
    arapça bilgim kuranı anlamama yetecek kadar vardır.sadece arapça bilmekte yetmiyorki sevgili önder eski kuran lügat sözlüklerini iyi incelemekte gerekiyor.

    benim burda yapmak istediğim bu dini bozmak dejenere etmek değil bilakis insanları düşünmeye davat etmek ve kuranla başbaşa bırakmaktır..!!

    insanlar özgür iradeleriyle nasıl düşünüyorlarsa kabulleniyorlarsa öyle yapsınlar kimseye biz pranga vurmayalım düşüncelerinin önüne geçmeyelim bu aklı sürekli işletelim tüm insanlığa faydalı olalım..

  96. sevgili önder kardeş

    önyargı zehirli bir oktur insanı öldürür…

    tüm salat ayetlerini çıkar bak ben yukardada bulabilirsin salat türevleri hangi surelerde hangi ayetlerde hangi geçiş formlarıyla olduklarını bildirdim ve bu meal yazanlarda arapça bildikleri halde(!) nedense birbirleriyle çelişen şeyler yazıyorlar bak gördünmü bunlarda arapça biliyor aslında arapça bilmek olmazsa olmazlardanda değil !!!

    sen tekrar düşün ve inşallah cevaplar bulur bizimgibi ilim fakiri kardeşinizide sevindirirsiniz…

    haa bu arada birde diyosunki sallayıp sallamadığınızı nerden bilecez ya muberek bilgisi olan anlar zaten sallayıp sallamadığımı(!)
    !!!!!!!
    saygı ve selamlarımla
    doğruluk sonsuzluğun güneşidir nasıl olsa doğar.!!!!

    hiç bir şey göründüğü gibi değildir!!!!!

    allah akıllarını kullanmayanların üzerine pislik bırakır.10/100

  97. sevgili önder kardeşim

    peygambere kuranda malumu aliniz olduğu üzere sana şundan soruyolar bundan soruyolar vs gibi ifadeler mevcuttur..kuran hayatın her alanını kapsayacak düzenleyecek bilgiyi insana vermiştir.kitap eksik değildir mirastantan tut a dan z ye kadar bir çok konu ayrıntılı nedense bu dinin direği olan namazda ayrıntı yok en baştan başlayalım kardeş

    rekatı nerden çıkarıyosun????????????

    ben tüm ayetleri inceliyorum cevaplar yazıyorum sende az gayret göster abi hadi bakalım inşallah bişeyler yazarsın

  98. mesela önder kardeş

    hac kavramı ibrahimden sonraki peygamberlerde neden yok
    kuranda en çok kıssası anlatılan peygamberlerden olan musa ve isa da göremiyoruz

    onlarda neden yokkkkkk?????

    birde allah aşkına bana şu 11/87 deki şuaybın namazının emretmesi oalyını anlat

  99. selam sevgili dostlar….

    NAMAZ KILMAYANLAR GÜNAHKÂR MI?

    Gelenekçi Müslümanlar 74:43 numaralı ayete dayanarak 5 vakit namaz kılmamanın günah olduğunu ve kılmayanların cehenneme gireceğini iddia ediyorlar.

    74:41-43 Günahkârların (mücrimîn) durumunu: “Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?” diye sorarlar. Onlar şöyle cevap verir: “Biz namaz kılanlardan değildik”…

    Mücrim kelimesinin tüm kullanıldığı ayetleri çıkarırsak Kuran’da kimlere mücrim dendiğini şöyle özetleyebiliriz:

    1. Peygamberleri yalanlayanlara:

    Eğer seni yalanlarlarsa de ki: “Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O’nun azabı, suçlular (mücrimîn) topluluğundan uzaklaştırılamaz. (06:147)

    2. Ayetleri yalanlayanlara:

    Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir. Suçluları (mücrimîn) işte biz böyle cezalandırırız. (07:40)

    3. Dinden çıkanlara:

    (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile, bir gruba da suçlu (mücrim) olduklarından dolayı azap edeceğiz. (09:66)

    4. Allah’a karşı yalan uyduranlara:

    Öyleyse kim Allah’a karşı yalan uydurandan veya onun ayetlerini yalanlayandan daha zalimdir! Bilesiniz ki, suçlular (mücrimîn) asla iflah olmazlar. (10:17)

    5. Refah içinde nefsine uyanlara:

    Sizlerden önceki asırlarda yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır. Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr (mücrim) idiler. (11:116)

    6. Peygamberlerin düşmanlarına:

    (Resûlüm!) İşte biz böylece her peygamber için suçlulardan (mücrimîn) düşmanlar peydâ ettik. Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter. (25:31)

    7. Allah’ın ayetleri hatırlatıldığında yüz çevirenlere:

    Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara (mücrimîn), layık olduğu cezaları veririz. (32:22)

    8. Kuran’a ve daha önceki kitaplara inanmayanlara:

    Kâfir olanlar dediler ki: “Biz hiçbir zaman bu Kuran’a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacağız.” Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: “Siz olamasaydınız elbette biz inanan insanlar olurduk,” derler. Büyüklük taslayanlar, zayıf sayılanlara (kıyamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç işliyordunuz.” derler. (34:30-31)

    9. Teslimiyet göstermeyenlere:

    Öyle ya, (Allah’a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkârlarla (mücrimîn) bir tutar mıyız hiç? (68:35)

    10. Lut, Hud, Firavun ve diğer yok edilen kavimlere.

    Özetten de anlaşıldığı üzere mücrimîn kelimesi hiçbir ayette inanan kimseler için kullanılmamıştır. Salat kimlere farzdır?

    …çünkü salat müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır. (04:103)

    Salat yalnızca müminlere farz olduğu halde neden bu kişiler “biz namaz kılmıyorduk” desin ki? Böyle bir şeyi inananların demesi gerekmiyor mu?

  100. Sayın arkadaşlar,

    Namaz konusundaki karşılıklı olan konuşmalarınızı okuduktan sonra oldukça üzüldüm….

    Ortada iki taraf oluşmuş ve fikirler zorla birbirine kabul ettirilmeye çalışılıyor….

    Dinde zorlama asla yoktur…Ortada kanıtlar vardır, Yüce Yaradan’ın bize vermiş olduğu en büyük servet olan aklımızı kullanarak o kanıtlardan sonuca ulaşırızve doğru olanı buluruz… Bulmalıyız…

    Yine O’nun izniyle….

    Aşağıda Hasenat Kur’an programından yaptığım araştırmanın neticesidir…
    Allah Rahmet eylesin, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Orijinal) Çevirisi içinde 78 ayette namaz geçiyor….

    Sizlerle paylaşmak istedim…
    Selam ve saygılarımla,

    Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Orijinal) Çevirisi içinde ara: “namaz” (78 sonuç)

    ——————————————————————————–

    (BAKARA suresi 3. ayet)

    Elmalılı Orijinal onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden infak ederler

    (BAKARA suresi 43. ayet)

    Elmalılı Orijinal hem namazı dürüst kılın ve zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin

    (BAKARA suresi 83. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve bir vakit İsrail oğullarının şöyle misakını aldık: Allahdan başkasına tapmıyacaksınız; ebeveyne ihsan, yakınlığı olanlara da, öksüzlere de, biçarelere de; nasa güzellik söyleyin; namazı kılın; zekâtı verin; sonra pek azınız müstesna sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz

    (BAKARA suresi 110. ayet)

    Elmalılı Orijinal hem namazı doğru kılın ve zekâtı verin, nefsileriniz için her ne hayır da takdim ederseniz Allah yanında onu bulursunuz, her halde Allah bütün yaptıklarınızı görüyor

    (BAKARA suresi 125. ayet)

    Elmalılı Orijinal ve o vakit beyti şerifi insanlar için dönüp varılacak bir sevabgâh ve bir darüleman kıldık -siz de makamı İbrahimden kendinize bir namazgâh edinin- ve İbrahim ve İsmaile şöyle âhd verdik: Beytimi hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem rükü ve sücude varanlar için tertemiz bulundurun

    (BAKARA suresi 177. ayet)

    Elmalılı Orijinal Erginlik değil: yüzlerinizi kâh gün doğu tarafına çevirmeniz kâh batı, ve lâkin eren o kimsedir ki Allaha, Ahıret gününe, Melâikeye, Kitaba ve bütün Peygamberlere iman edip karabeti olanlara, öksüzlere, bîçarelere yolda kalmışa, dilenenlere ve esirler uğrunda seve seve mal vermekte, hem namazı kılmakta hem zekâtı vermekte, bir de andlaştıkları vakit ahidlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık hallerinde ve harbin şiddeti zamanında sabr-ü sebat edenler işte bunlardır o sadıklar ve işte bunlardır o korunan müttekiler

    (BAKARA suresi 238. ayet)

    Elmalılı Orijinal namazlara dıkkat edin hele orta namaza, ve kalkın Allah için dıvan durun

    (BAKARA suresi 277. ayet)

    Elmalılı Orijinal İman edib eyi işler yapan ve namaz kılıb zekât veren kimselerin Rabları ındinde ecirleri şüphesiz kendilerinindir ve onlara bir korku yoktur ve mahzun olacak değildir onlar

    (ÂLİ IMRÂN suresi 39. ayet)

    Elmalılı Orijinal Derken Melâikeler kendisine nida’ ettiler, o kalkmış mihrabda namaz kılıyordu: Haberin olsun Allah sana Yahyayı müjdeliyor: Allahdan bir kelimeyi tasdik edecek, hem bir efendi, hem gayez zahid, ve bir Peygamber, salihînden

    (NİSA suresi 43. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ey o bütün iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın: Söylediğinizi bilinceye kadar, cünüb iken de -yoldan geçmeniz başka- guslünüzü edinceye kadar, ve eğer hasta olur veya seferde bulunursanız veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursanız da suya güç yetiremezseniz o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin: Niyyetle yüzünüze ve ellerinize mesheyleyin, cidden Allah afvi çok bir gafur bulunuyor

    (NİSA suresi 77. ayet)

    Elmalılı Orijinal Bakmaz mısın o: kendilerine ellerinizi çekin ve namaz kılın, zekât verin denilmiş olan kimselere? şimdi üzerlerine kıtal yazılınca insanlardan Allahdan korkarcasına veya daha bile ziyade korkuyorlar, ve şöyle dediler: «Ey bizim rabbımız! niçin üzerimize bu kitali yazdın! nolordu bizi yakın bir ecele tehir edeydin? de ki: Dünya zevkı ne olsa azdır Ahıret ise Allahdan korkanlar için sırf hayırdır hem kıl kadar hakkınız yenmez

    (NİSA suresi 102. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve o vakıt sen içlerinde olub da onlara nemaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silâhlarını da yanlarına alsınlar, bunlar secdeye vardıklarında diğer kısım arkanızda beklesinler, sonra o nemaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar ve silâhlarını yanlarına alsınlar, kâfirler arzu ederler ki silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil bulunsanız da size birdenbire bir basgın bassalar, eğer yağan yağmurdan bir eziyyet varsa veya hasta iseniz silâhları bırakmanızda beis yoktur, bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın çünkü Allah kâfirler için mühiyn bir azab hazırlamıştır

    (NİSA suresi 103. ayet)

    Elmalılı Orijinal O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta ve gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allahı zikredin, derken korkudan ıtmi’nan buldunuz mu o vakıt namazı tam erkâniyle eda edin çünkü namaz mü’minler üzerine muayyen vakıtlarla yazılı bir farz bulunuyor

    (NİSA suresi 142. ayet)

    Elmalılı Orijinal her halde münafıklar Allaha hud’a yapmağa çalışırlar, Allah da hud’alarını başlarına geçirir, namaza kalktıkları vakıt da üşene üşene kalkarlar, halka gösteriş yaparlar, yoksa Allahı pek az hatıra getirirler

    (NİSA suresi 162. ayet)

    Elmalılı Orijinal Lâkin içlerinden ilimde rüsûhu olanlarla mü’minler senden evvel indirilenle beraber sana indirilene de iyman ediyorlar, hele o namaza devam eden kullarıma bak, onlar ve zekât verenler, Allaha ve Âhıret gününe inanan bütün mü’minler işte hep bunlara yarın azîm bir ecir vereceğiz

    (MÂİDE suresi 6. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ey o bütün iyman edenler! Namaza kalkacağınız vakit yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi ve başlarınıza mesh edib her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın, cünübseniz tas tamam yıkanın, eğer hasta veya seferde olursunuz veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursunuz da suya gücünüz yetmezse o vakit de temiz bir toprağa teyemmüm edin: niyyetle ondan yüzlerinize ve ellerinize mesh eyleyin, Allahın muradı sizi sıkıntıya koşmak değil ve lâkin o sizi pam pâk etmek ve üzerinizdeki ni’metini tamamlamak istiyor ki şükredesiniz

    (MÂİDE suresi 12. ayet)

    Elmalılı Orijinal Celâli hakkı için ki Allah Beni İsrailden misak almıştı ve içlerinden on iki nakıb göndermiştik ve Allah buyurmuştu: haberiniz olsun ben sizinle beraberim, celâlim hakkı için eğer siz namazı kılar, zekâtı verir ve Rasullerime inanır, kendilerine kuvvetle yardım eder ve Allaha karzı hasenle ıkraz muamelesi yaparsanız elbette tarafınızdan kabahatlarınızı keffaretlerim ve mutlak sizi altından nehirler akar Cennetlere korum, bundan sonra da içinizden her kim nankörlük eder küfre saparsa artık düz yolun ortasında sapmış, kendini zayi’ etmiş olur

    (MÂİDE suresi 55. ayet)

    Elmalılı Orijinal Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû’ halinde zekât verirler

    (MÂİDE suresi 58. ayet)

    Elmalılı Orijinal Namaza ezan okuduğunuz zaman onu bir eğlence ve oyun yerine koyuyorlar, bu işte onların akılları ermez bir güruh olmalarından

    (MÂİDE suresi 91. ayet)

    Elmalılı Orijinal İçki ile kumarda Şeytan sırf aranıza adavet ve kin düşürmeyi ve Sizi Allahı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymayı ister, artık vaz geçiyorsunuz değil mi?

    (EN’ÂM suresi 72. ayet)

    Elmalılı Orijinal Hem namazı kılın ve ondan korkun, haşrolunub varcağınız o

    (EN’ÂM suresi 92. ayet)

    Elmalılı Orijinal İşte bu da bizim indirdiğimiz bir kitab, feyz-u bereketi Dünyayı tutacak, evvelki kitablar bu tasdık etmedikçe mu’teber olmıyacak, bir de ümmülkurayı ve hem bütün çevresindekileri inzar edesin diye ki Âhıreti te’min edecekler buna iyman ederler ve onlar namazlarının üzerine muhafız olurlar

    (EN’ÂM suresi 162. ayet)

    Elmalılı Orijinal Benim, de: cidden namazım, ıbadetlerim, hayatım, mematım hep rabbül’âlemîn olan Allâh içindir

    (A’RAF suresi 170. ayet)

    Elmalılı Orijinal Kitâba sarılanlar ve namazı ikame etmekte bulunanlar ise o muhsinlerin ecrini biz hiç bir zaman zayi’ etmeyiz

    (ENFÂL suresi 35. ayet)

    Elmalılı Orijinal Beytin huzurunda namazları ise ıslık çalıb el çırpmaktan başka bir şey değil, o halde küfr-ü küfranınızdan dolayı tadın azâbı

    (TEVBE suresi 5. ayet)

    Elmalılı Orijinal O haram olan aylar çıktımı artık o bir müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, habsedin ve bütün geçid başlarını tutun, eğer tevbe ederler ve namaz kılıb zekâtı verirlerse sebillerini tahliye edin, çünkü Allah gafur, rahîmdir

    (TEVBE suresi 18. ayet)

    Elmalılı Orijinal Allahın mescidlerini ancak Allaha ve Âhıret gününe inanan, namaza devam eden, zekâtı veren ve Allahdan başkasından korkmıyan kimseler ma’mur eder, işte bunların muvaffak olmaları me’muldür

    (TEVBE suresi 54. ayet)

    Elmalılı Orijinal Kendilerinden nefakalarının kabul olunmasına mani’ olan da sırf şudur: çünkü bunlar Allaha ve Resulüne küfrettiler ve namaza ancak üşene üşene geliyorlar, verdiklerinide ancak istemiyerek veriyorlar

    (TEVBE suresi 71. ayet)

    Elmalılı Orijinal Erkek, dişi bütün Mü’minler ise birbirlerinin velileridirler: ma’rufu emir, münkerden nehyederler, namazı dürüst kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat eylerler, işte bunları Allah yarın rahmetiyle yargılayacak, çünkü Allah azîz, hakîmdir

    (TEVBE suresi 84. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve içlerinde ölen birinin ebedâ namazını kılma ve kabrinin üzerinde durma, çünkü onlar Allahı ve Resulünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler

    (TEVBE suresi 108. ayet)

    Elmalılı Orijinal Onun için ebedâ namaza durma, tâ ilk günden temeli takva üzerine kurulan mescid, içinde kıyamına elbette daha lâyık ve müstahıktır, onun içerisinde öyle rical var ki çok temizlenmeyi severler, Allah da çok temizlenenleri sever

    (YÛNUS suresi 87. ayet)

    Elmalılı Orijinal Biz ise Musâya ve kardeşine şu vahyi verdik: kavminiz için Mısırda bir takım evler ihzar edin, ve evlerinizi kıble tarafına yapın ve namaz kılın, hem de mü’minleri tebşir eyle

    (HÛD suresi 87. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ya Şuayb, dediler: atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmamızı sana namazını emrediyor? Her halde sen, çok uslu akıllısın

    (HÛD suresi 114. ayet)

    Elmalılı Orijinal Hem namaz kıl gündüzün taraflarından ikisinde ve gecenin gündüze yakın saatlerinde, çünkü hasenat, seyyiatı giderir, bu, idrâki olanlara bir öğüddür

    (RA’D suresi 22. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve onlar ki Mevlâlarının rızasına ermek için sabretmekte, namazı dürüst kılmakda, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli açık infak eylemektedirler, ve seyyieyi hasene ile defederler, işte bunlar, Dünya yurdunun ukbası onlara

    (İBRÂHİM suresi 31. ayet)

    Elmalılı Orijinal Söyle: o iyman etmiş olan kullarıma: namazı kılsınlar ve kendilerini merzuk kıldığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler, öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk

    (İBRÂHİM suresi 37. ayet)

    Elmalılı Orijinal Yarabbenâ! Ben, zürriyyetimden ba’zısını senin beyti muharreminin yanında, ekin bitmez bir vâdide iskân ettim, yarabbenâ! namazı ikame etsinler diye, bundan böyle insanlardan bir takım gönülleri onlara doğru akıt, ve onları hasılâttan merzuk buyur, gerek ki şükrederler

    (İBRÂHİM suresi 40. ayet)

    Elmalılı Orijinal Rabbım! Beni namaza müdavim kıl, zürriyyetimden de, yarabbenâ! hem duâmı kabul buyur

    (İSRÂ suresi 78. ayet)

    Elmalılı Orijinal Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl, bir de kıraetiyle mümtaz olan sabah namazını, zira sabah Kur’anı hakıkaten meşhuddur (şühuda mazhardır)

    (İSRÂ suresi 79. ayet)

    Elmalılı Orijinal Geceden de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur’an ile teheccüd kıl, yakındır ki rabbın seni bir makamı mahmuda ba’sede

    (KEHF suresi 41. ayet)

    Elmalılı Orijinal Yahûd suyu çekiliverir de bir daha onu aramakla bulunamazsın

    (MERYEM suresi 31. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı ve berhayat olduğum müddetçe bana namaz ve zekât tavsıye buyurdu

    (MERYEM suresi 55. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve hanedanına namaz ve zekât ile emrederdi ve rabbının ındinde merdıyy idi

    (MERYEM suresi 59. ayet)

    Elmalılı Orijinal Sonra arkalarından bozuk bir güruh halef oldu, namazı zayi’ ettiler ve şehvetleri ardına düştüler, bunlar da «Gayya» yı boylıyacaklar

    (TÂHÂ suresi 14. ayet)

    Elmalılı Orijinal Hakıkaten benim ben Allah, benden başka ilâh yok. Onun için bana ıbadet et ve zikrim için namaz kıl.

    (TÂHÂ suresi 132. ayet)

    Elmalılı Orijinal Hem ehline de namaz ile emret hem de kendin ona sabrile devam eyle, biz senden bir rızk istemiyoruz. Biz seni merzuk ederiz ve âkıbet takvânındır

    (ENBİYÂ suresi 73. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve hepsini emrimizle yol göteren imamlar ettik ve kendilerine hayırlar işlemeği, namaz kılmayı zekât vermeyi, vahyeyledik ve hep bize âbid idiler

    (HAC suresi 35. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ki Allah anıldığı vakıt kalbleri oynar, ve kendilerine isabet edene sabırlı ve namaza devamlıdırlar ve kısmet ettiğimiz şeylerden infak da ederler

    (HAC suresi 41. ayet)

    Elmalılı Orijinal Onlar ki şayed kendilerini Arzda makamı iktıdara getirirsek namazı kılarlar, zekâtı verirler, ma’ruf ile emir ve Münkerden nehiy ederler bütün umurun akıbeti de sırf Allaha aiddir

    (HAC suresi 78. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve Allah uğruna hak cihâdiyle mücahede eyleyin, sizi o seçti, üzerinize dinde bir harec de yükletmedi, haydin babanız İbrahimin milletine, bundan evvel ve bunda size müsliman ismini o – Allah – taktı, ki Peygamber size karşı şâhid olsun, siz de bütün insanlara karşı şâhidler olasınız, haydin namazı kılın zekâtı verin, ve Allaha sıkı tutunun ki mevlânız odur, artık ne güzel mevlâ, ne güzel nasîr

    (MÜ’MİNÛN suresi 2. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ki onlar namazlarında huşu’ludurlar

    (MÜ’MİNÛN suresi 9. ayet)

    Elmalılı Orijinal Onlar ki namazlarının üzerine muhafızlık ederler

    (NÛR suresi 37. ayet)

    Elmalılı Orijinal Nice erler ki ne ticaret ne beyi’ kendilerini zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoymaz, kalblerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar

    (NÛR suresi 56. ayet)

    Elmalılı Orijinal Hem namazı kılın, zekâtı verin ve Peygambere itaat edin ki rahmete irdirilesiniz

    (NÛR suresi 58. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ey o bütün iyman edenler! ellerinizdeki memlûkleriniz ve sizden henüz bülûğa irmiyenler üç vakıt size istiyzan etsinler: sabah namazından evvel ve öğle sıcağından elbisenizi çıkardığınız sırada, bir de yatsu namazından sonra ki sizin üç eksikli vaktınızdır, bunların maadasında ne size ne onlara günah yoktur, üzerinize dolaşırlar, birbirinize bakarsınız, işte böyle size Allah âyetleri beyan ediyor, ve Allah alîmdir, hakîmdir

    (NEML suresi 3. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ki namazı dürüst kılarlar ve zekâtı verirler, Âhırette de onlar yakîn edinirler

    (ANKEBÛT suresi 45. ayet)

    Elmalılı Orijinal Sana vahyolunan kitabı güzel güzel oku ve namazı kıl, sahih namaz edepsizlikten ve uygunsuzluktan nehyeder ve her halde Allahın zikri en büyük iştir ve Allah her ne işlerseniz bilir

    (RÛM suresi 31. ayet)

    Elmalılı Orijinal Başkasından geçerek hep ona gönül verin ve ona korunun ve namaza devam edin de müşriklerden olmayın

    (LOKMAN suresi 4. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ki namazı kılarlar ve zekâtı verirler, Âhırete de onlar yakîn edinirler

    (LOKMAN suresi 17. ayet)

    Elmalılı Orijinal Yavrum! namazı kıl, ma’rufu emir ve münkerden nehiy ve başına gelene sabr et, çünkü bunlar azmolunacak işlerdendir

    (AHZÂB suresi 33. ayet)

    Elmalılı Orijinal Hem vekalarınızla evleriniz de durun da evvelki cahiliyyet çıkışı gibi süslenib çıkmayın, namaz kılın, zekât verin, Allah ve Resulüne itaat edin, Allah sâde şunu istiyor: sizden kiri uzaklaştırsın da ey ehli beyt sizi tertemiz, pampâk etsin!

    (FATIR suresi 18. ayet)

    Elmalılı Orijinal Hem günah çeken bir nefis, başkasının günahını çekmiyecek, yükü ağır basan onun yükletilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmiyecek, isterse bir yakını olsun, fakat sen ancak o kimseleri sakındırırsın ki gaybde rablarının haşyetini duyarlar, namazı dürüst kılarlar, temizlenen de sırf kendisi için temizlenir, nihayet gidiş Allahadır

    (FATIR suresi 29. ayet)

    Elmalılı Orijinal O Allahın kitabını okur, ardınca gider olanlar ve namazı kılıp kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden gizli ve açık infak etmekte bulunanlar her halde öyle bir ticaret umarlar ki hiç batmak ihtimali yoktur

    (ŞÛRÂ suresi 38. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve onlar ki rabları için da’vete icâbet etmekte ve namazı kılmaktadırlar, buyurukları da aralarında şurâdır (danışıklıdır), kendilerine kısmet ettiğimiz rızıklardan onlar masraf da verirler

    (MÜCÂDİLE suresi 13. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ya!.. Fısıltınızdan önce sadakalar takdim etmekten korktunuz mu? Mâdemki yapmadınız Allah da size tevbe lûtfetti artık namaza devam edin ve zekâtı verin ve Allah ve Resulüne itaat edin ki Allah habîrdir her ne yaparsanız

    (CUMUA suresi 9. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ey o bütün iyman edenler! Cum’a günü namaz için nida olunduğunda hemen Allahın zikrine koşun ve alım satımı bırakın, o sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz

    (CUMUA suresi 10. ayet)

    Elmalılı Orijinal Sonra da namaz kılındımı Yer yüzünde dağılın da Allahın fazlından nasîb arayın ve Allahı çok zikredin ki felâh bulabilesiniz

    (MEÂRİC suresi 22. ayet)

    Elmalılı Orijinal Onlar ki namazlarına müdavimdirler

    (MEÂRİC suresi 33. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve onlarki namazları üzerine

    (MÜZZEMMİL suresi 20. ayet)

    Elmalılı Orijinal Filhakıka rabbın biliyor ki sen muhakkak gece üçte ikisine yakın ve yarısı ve üçte biri kalkıyorsun beraberindekilerden de bir tâife, halbuki geceyi gündüzü Allah takdir eder, bildi ki siz onu bundan öte başaramazsınız, onun için size lutf ile ircaı nazar buyurdu, bundan böyle Kur’andan ne kolay gelirse okuyun, bildi ki içinizden hastalar olacak, diğer bir takımları Allahın fazlından bir kâr aramak üzere Yer yüzünde yol tepecekler, diğer bir takımları da Allah yolunda çarpışacaklar, o halde ondan ne kolay gelirse okuyun ve namazı kılın ve zekâtı verin ve Allaha karzı hasen takdim edin, kendilerinizin hisabına hayr olarak her nede takdim ederseniz onu Allah yanında daha hayırlı ve ecirce daha büyük bulacaksınız, hem de Allaha istiğfar edin, şübhesiz ki Allah gafurdur rahîmdir

    (MÜDDESSİR suresi 43. ayet)

    Elmalılı Orijinal Derler: biz namaz kılanlardan değildik

    (KIYÂMET suresi 31. ayet)

    Elmalılı Orijinal Fakat o ne sadaka verdi ne namaz kıldı

    (A’LÂ suresi 15. ayet)

    Elmalılı Orijinal Ve rabbının ismini anıp da namaz kılan

    (ALAK suresi 10. ayet)

    Elmalılı Orijinal Bir kulu namaz kıldığında

    (BEYYİNE suresi 5. ayet)

    Elmalılı Orijinal Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hak perest müvahhid (hanîfler) olarak dîni Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekâtı versinler, ve odur «dîni kayyime»

    (MÂÛN suresi 4. ayet)

    Elmalılı Orijinal Fakat veyl o namaz kılanlara ki

    (MÂÛN suresi 5. ayet)

    Elmalılı Orijinal Namazlarından yanılmaktadırlar

    (KEVSER suresi 2. ayet)

    Elmalılı Orijinal Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban kesiver

  101. selam sevgili asude kardeşim…

    elmalılı kuranı anlamada ölçü değildir!!!!!

    bir çok meal ve tefsire bakıldığında görülecektirki arasında bir çok konuda farklılıklar vardır.

    salat(namaz?) ayetlerini üzerinde düşünerek çalışma yapılmasını daha uygun görüyorum

    kimsenin kimsenin inancını ortadan kaldırmak gibi bir amacı yok!!!

    şu forumda allah aşkına asude kardeşim o kadar tartışma yapıldı bir kaç istisna dışında nedense namaz vardır ve sen art niyetlisin vs gibi cevaplarla karşı karşıya kaldım

    benim tüm inananlardan isteğim forumda defatlen belirttiğim üzere düşünmek, akletmek, sorgulamak vs gibi sözlerdir.

    tekrarlıyorum arkadaşlar lütfen mealleri karşılaştırınız kavramlar üzerinde çalışmalar yapınız sizde göreceksiniz bazı şeyleri

    bakmak ve görmek aynı şeyler değildir herkes bakar ama herkes göremez!!!!!!!!!

    sağlıcakla kalınız…

    doğruluk sonsuzluğun güneşidir nasıl olsa doğar.!!!

    hiç birşey göründüğü gibi değildir.!!!

    allah akıllarını kullanmayanların üzerine pislik bırakır.10/100

  102. selam arkadaşlar..

    sevgili asude hanımefendi biz ölçü olarak elmalı vs gibilerinimi kuranı anlamada ölçü almalıyız???

    tüm meal tefsirler incelendiğinde bile aralarındaki farklılıklar gözle görülür bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

    size tavsiyem kavram çalışması üzerinde durmanızdır

  103. selam sevgili dostlar….

    Salat Kuran’ın en temel kavramlarından biridir. İnananların temel özelliği olarak anlatılmaktadır.
    23/1-4 , Felaha ulaştı o müminler ki onlar salatlarında itaatkardırlar. Onlar boş şeylerden yüz çevirirler. onlar arınıp yücelmek için yaparlar. (zekatı verirler)
    22/35 , Onlar öyle kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz şeylerden harcarlar.
    24/37 , Onlar ne ticaretin ne de alışverişin kendilerini Allah’ın zikrinden , salatı ikame etmekten ve zekat vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar ,kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.
    35/29 , Allah’ın kitabını okuyanlar ,salatı ikame edenler, ve kendilerine verdiğimiz rızıkdan gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacakları bir ticaret umarlar.
    98/5 , Oysa kendilerine dini yalnız Allah’a halis kılarak , Allah’ı birleyenler olarak ona kulluk etmeleri,salatı ikame etmeleri, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.
    Salatı ikame etmeyenlerin durumu ise şöyle özetleniyor.
    19/59 , Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki salatı zayi ettiler , şehvetlerine uydular. Azgınlıklarının cezasını çekecekler.
    74/41-47 , Suçlulardan sorarlar sizi yakıcı ateşe ne sürükledi? Derler ki : Biz salat edenlerden olmadık,yoksula da yedirmezdik, ceza gününü yalanlardık, sonunda bu haldeyken ölüm bize gelip çattı.
    75/31-32 , Ne doğruladı , ne de salat etti. Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.
    Allah’ın bu kadar önem verdiği salat ve salatı ikame etmek kavramları ne manaya geliyor? Kavramlar önce kelime manaları ile kullanılıp daha sonra kavramlaştıklarında kelime manaları unutularak yeni manalar yüklenebilmektedir. Kuran indiği dönemde kelime manasıyla anlaşılan ve Kuranın yüklediği mana ile kavramlaşan sözler daha sonra dar kalıplara sıkıştırılmak suretiyle gerçek manalarından soyutlanabilmektedir. Kuran ışığında salat kavramını incelerken de dar kalıplar,dogmalar ile meseleye yaklaşmamak için salatın kelime manasına ve bu manaların Kuran’da kullanılma örneklerine bir göz atalım.

  104. sevgili dostlar çalışmanın devamıdır;

    Salat : Arkasından gitmek, arka çıkmak, destek olmak, dua etmek (çağırmak) manalarına gelmektedir.
    İkame etmek : Ayağa kaldırmak , yeniden diriltmek , icra etmek demektir.
    33/56 , Allah ve melekler resule salat ederler (arka çıkar, destek olurlar) ey müminler siz de ona salat edin (arka çıkın destek olun) selam edin (güvenliğini sağlayın)
    33/43 , O (Allah) sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için salat etmektedir (destek olmakta, yardım etmektedir) , melekler de. O (Allah) müminlere rahmet eder.
    9/103 , Onların mallarından bir miktar sadaka al ki onları temizleyesin , arıtasın ve onlara salat et.(destek ol,arka çık) Senin salatın (desteğin) onları yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.
    11/87 , Ey Şuayip dediler senin salatın mı (arkasından gittiğin, arka çıktığın şeymi) sana babalarımızın kulluk ettiklerinden yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor. Oysa sen yumuşak huylu ve akıllısın.
    20/14 , Muhakkak ki ben ben Allah’ım benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et benim zikrim için salatı ikame et. (desteğini ayaklandır )
    29/45 , Kitaptan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et . (Onun arkasından giderek ona desteğini ayaklandır.) Çünkü salat ( vahyin arkasından giderek ona destek olmak ) kötü ve çirkin şeylerden alıkoyar. Allah’ın zikri (Kuran) elbette en büyüktür.
    3/38-39 , Orada Zekeriya rabbine dua etmişti. Rabbim demişti bana katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin.Zekeriya mihrapta kalkmış salat (dua ) ederken melekler nida etti “Allah sana Allah’dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve Salihlerden bir nebi olarak Yahya’yı müjdeler.
    Yukarıdaki ayetlerin üzerine biraz düşünelim. ( 47/2 Onlar Kuran’ı düşünmüyorlar mı?Yoksa kalpleri kilitli midir?)
    33:56. Allah ve melekleri, resule çok salat ederler. Ey müminler! Sizde ona salat edin selam edin
    Allah’ın resulü Hz. Muhammet kendisine indirilen vahyi insanlara duyurmaya ve Allah’ın dinini yaymaya başladıktan sonra gerek müşrikler gerek münafıklar ona karşı savaş açmışlar ve onunla mücadeleye girmişlerdir.

  105. selam dostlar çalışmanın devamıdır (3);

    22:72. Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar.
    68:51. O inkâr edenler Zikri (Kuran’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da “Hiç şüphe yok o bir delidir” derler.
    41:26. İnkâr edenler: Bu Kuran’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız dediler.
    Allah resulü bir konuda karar verdiğinde ona muhalefet ederek fitne oluşturmaya çalışan münafıklar var. Hatta bunlar bir mescit kurarak fitneyi yaymaya çalışıyorlar.
    9:107. (Münafıklar arasında) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakkı) inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karşı savaşmış olan adamı beklemek için bir mescit kuranlar ve: (Bununla) iyilikten başka bir şey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
    Böyle bir ortam var ve Allah ile melekler resule salat ediyorlar. Ve müminlerde resule salat ederek onu Esenlik,güvenlik altına alıyorlar. Aynı zamanda Allah müminlere de salat ediyor.
    33/43 , O (Allah) sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için salat etmektedir (destek olmakta, yardım etmektedir) , melekler de. O (Allah) müminlere rahmet eder.
    Şimdi bu salatın bir tezahürünü Kurandan nakledelim.
    8:9. Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben peş peşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurdu.
    8:10. Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı.Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
    8:11. O zaman katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu; sizi temizlemek,şeytanın pisliğini (verdiği vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve savaşta sebat ettirmek için üzerinize gökten bir su (yağmur) indiriyordu.
    8:l2. Hani Rabbin meleklere: “Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu
    Resulün sağlığında müminlerin ona salat ve selam etmeleri ona arka çıkmak destek olmak ve onu güvenlik altına almak olarak anladık . Peki şimdi resule salat ve selam etmek nasıl olacak diye bir soru akla gelebilir. Hz. Muhammet’e saldırılar, onu olduğundan farklı gösterme eğilimleri devam etmiyor mu? Onun adını kullanarak din tahrif edilmiyor mu? Öyleyse onun risaletine sahip çıkarsak ve onun ahlakıyla ahlaklanırsak ancak böylelikle ona salat etmiş oluruz diye düşünüyorum. Onun risaleti: Kuran, ahlakı ise kuran ahlakı idi.

  106. çalışmanın devamı (4);

    9:103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. ve onlara salat et . Çünkü senin salatın onları yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.
    Allah’ın resulü Hz. Muhammet müminler ile daima dayanışma içinde olmuştur. Her konuda onlarla istişare etmiş onlara destek olmuş yani salat etmiştir. Allah’ın resulünün desteğini arkasında gören bir mümin için bunun ne kadar önemli olduğu tartışmasızdır. Her insan gibi Allah’ın resulü de ölmüştür. (21:34-35) Onun salatını kazanmak için onun risaletine (Kuran’a ) tabi olmak ona salat etmek yani arkasından gitmek gereklidir.
    11:87. Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın kulluk ettiklerini, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana salatın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!
    Ayette geçen hadiseyi şöyle bir gözümüzde canlandıralım. Şuayip AS. Allah’ın kendisine vahyettiklerini toplumuna iletiyor. Onlara babalarınızın kulluk ettiği tabi olduğu şeylerden vazgeçin ölçü ve tartıda hile yapmayın. Öksüzün, yetimin, yoksulun hakkını yemeyin . Allah’a kulluk edin .Allah’ın vahyine tabi olun diyor. Toplumun ileri gelenleri şaşkın ey Şuayip diyorlar sen halim selim bir insandın bizim işlerimize karışmazdın sana ne oldu da böyle oldun sana salatın mı böyle yapmanı bizim düzenimizle uğraşmanı emrediyor? diyorlar. Dikkat edersek burada salat din anlamını çağrıştırmaktadır. Şuayip AS.ın Arkasından gittiği, arka çıktığı destek olduğu Allah’ın emirleri, Allah’ın düzenidir. Yani onun dinidir.
    20:14. Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; benim zikrim için salatı ikame et.?
    Allah’ın zikri için salatı ikame etmek emrediliyor. Peki Allah’ın zikri nedir
    54:17-22-32-40. Andolsun biz Kuran’ı öğüt (zikir) alınsın diye kolaylaştırdık. öğüt (zikir) alan yok mu?
    36:69. Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. O sadece bir öğüt (zikir)ve apaçık okunandır.
    Zikir öğüt manasına geliyor. Allah’ın öğüdü yani kurandır.
    15:9. Zikri (Kuran’ı) kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
    Allah’ın zikri: Kuran olduğuna göre kuran için salat etmek nasıl olacaktır? Elbette ki Kurana tabi olmak, hükümlerini yerine getirmek ve onun için mücadele etmek ile Allah’ın zikri için salat edilmiş olacaktır.
    Allah’ın her şeye gücü yeter. O ol dediği zaman her şey olur. Öyleyse onun kitabının, onun değerlerinin destek olmaya, arka çıkmaya ihtiyacı da yoktur. Ancak insanların imtihan için dünyaya gönderilmeleri uygun görülmüştür. Salatı ikame etmeleri, zekatı vermeleri, karşılaştıkları müşküllere sabretmeleri imtihanı kazanmak için yapmaları emredilen şeylerdendir.
    29:2. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
    29:3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
    29:45 Kitab’dan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et.(onun arkasından giderek ona desteğini ayaklandır.) Muhakkak ki, salat, ( vahyin arkasından gitmek ) hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri elbette en büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilir.
    Allah’ın zikri için salat etmeyi emreden Allah bunun nasıl olması gerektiğini de tarif ediyor. “Kitaptan sana vahyedileni oku !” Kitabı bilmeyen ,onunla donanmayan bir insan nasıl onun için salat edecek? İnanan bir insan kendisini vahiy ile muhatap kabul eder ve onun arkasından giderse bu yaptığı eylem ona hayasızlık ve kötü işler yapmaya müsaade eder mi? Kuran “103:1-2-3- Asra and olsun ki İnsan hüsrandadır , ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hak ile ve sabır ile tavsiye edenler müstesnadır.” diyecek ve ona tabi olan mümin iyi ameller yerine kötü ve çirkin işler yapacak mümkün mü?
    43:36-37-38Kim Rahmân’ın zikrinden: Kuran’dan gafil olursa ona bir saptırıcıyı musallat ederiz. Artık o onun arkadaşı olur. O saptırıcılar bunları yoldan çıkardıkları halde bunlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
    Kişi Kuran’ı okurken dahi ondan gafil, habersiz olabilir. Eğer düşünerek, anlayarak ve öğüt alarak okumuyorsa
    3:38. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.
    3:39. Zekeriyya mihrapta kalkmış salat (dua) ederken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime’yi tasdik edici, efendi, iffetli ve Sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler.
    Şu ana kadar salat kavramının arka çıkmak arkasından gitmek destek olmak manalarının üzerine vurgu yapıldığını gördük. Salatın birde dua manası vardır. Dua genel manada çağırmak, davet etmek anlamına özelde Allah’ın yardımını çağırmak, Allah’a niyaz etmek anlamına gelir. Zekeriya AS. Mihrapta salat ederken melekler ona nida ediyorlar. Burada Zekeriya AS. niyaz halinde olduğu anlaşılıyor.
    7:55. Rabbinize boyun bükerek gizlice dua edin . O haddi aşanları sevmez.
    25:77. De ki: duanız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Yalanladınız onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!
    2:186. Kullarım sana, beni sorarsa : Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.
    Salatı ikame etmek nasıl mümkün olur?
    16:89. Sana bu kitabı , her şeyi açıklayan , Müslümanlara yol gösterici rahmet ve müjde olarak indirdik.
    6:105. Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, “Sen ders almışsın” desinler de biz de anlayan toplum için Kuran’ı iyice açıklayalım.
    Öncelikle her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici olan Kuran’ın eğitimini almamız gerekir. Bu eğitim aklederek, düşünerek, özümseyerek Kuran’ı okumamız ve onun furkan özelliğini kazanma gayretlerimiz ile oluşacaktır. Allah’ın bize gönderdiği mesajı öğrenmeden onun emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürdürmemiz,salatı ikame etmemiz nasıl mümkün olabilir?
    21:45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zamanbu çağrıyı duymazlar.
    6:19. Bu Kurdan bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu.
    25:1. Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren, Allah, yüceler yücesidir.
    8:29. Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız O, size furkan var eder. (iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir), suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.
    Yukarda salatı ikame etmek için bir eğitimin gerekliliğinden bahsetmiştik. Bu eğitimin iki boyutu vardır. Birincisi ilim, ikincisi tatbikat . günümüzde işin ilim kısmını halletmek nispeten kolay . Kuran tasnif edilmiş bir kitap olarak elimizde , çoğumuz okuma yazma biliyor, kendi lisanımızda bir Kuran meali temin ederek Allah’ın mesajını öğrenebiliriz. Birde Kuran’ın indiği yılları gözümüzün önüne getirelim. Allah resulü vasıtası ile bir din gönderiyor,Resulün sağlığında ayetler inmeye devam ediyor, inananların elinde tasnif edilmiş bir kitap yok ve Allah zikrim ( Kuran ) için salatı ikame edin , onunla uyarın, onunla hayatınıza yön verin buyuruyor. Kuranı nasıl öğrenecek ve öğretecekler? Birde toplumun yapısına bakalım. Köleliğin ve feodal yapının hakim olduğu bir toplum. İnsanlar birbirlerine kulluk ediyor, rüku (boyun eğmek) ve secde (itaat etmek) ediyor, el etek öpüyor. Allah’ın resulü ve Kuran ise kula kulluğu kaldırmak için gönderiliyor.

  107. çalışmanın devamı (5);

    Müslümanlar kuranı düşünerek, öğüt alarak okumayı, onun terbiyesine girmeyi ihmal edince, zikrim (Kuran) için salatı ikame edin emrini unutunca namaz da özünü kaybederek sadece bazı şekillerden ibaret bir tatmin aracı haline geldi. İman iddiasında bulunan insanlar Allah resulü gibi Kurana tabi olmadıkça iman etmiş olmayacaklarını bilmeli, salatı ikame ederken (genel manada ) salat etmeliler. (özel manada)
    49:14. Bedevîler “İnandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama “Boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    49:15. Müminler ancak Allah’a ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.
    29:45. Kitaptan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et. Çünkü salat kötü ve çirkin şeylerden alıkoyar. Allah’ın zikri (öğüdü) elbette en büyüktür. Allah ne yaptığınızı bilir.
    Günümüzde Müslümanların durumu genellikle bedeviliktir. Bedevilikten kurtulmadıkça gerçek manada Salatı ikame edemeyeceğimizin şuurunda olmalıyız.
    Kendi durumumuzun sağlamasını yapmak için ise salatın bizi kötü ve çirkin şeylerden alı koyup koymadığına bakmalıyız.
    Bazı ayetler ve düşündürdükleri
    107:1. Dini yalanlayanı gördün mü?
    107:2. İşte o, yetimi itip kakar;
    107:3. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
    107:4. Yazıklar olsun o salat edenlere ki,
    107:5. Onlar salatlarından gafildirler. Onlar yanlış salatta ısrar ediyorlar.
    107:6. Onlar gösteriş yapanlardır,
    107:7.Ve hayra da mâni olurlar. Bağlılıktan alıkoyarlar.
    Dikkat edersek dini yalanlayanın salatından bahsediyor. Kuran’ın indiği yıllarda ayetin muhatabı olan Mekkeli müşriklerin salat ettiğini anlıyoruz. Allah bizi salat eden müşrik olmaktan korusun.
    Buradaki salat öncelikle batıl olan atalarının dinine arka çıkmak yanlış olduğunu idrak etse de atalarından kendisine miras kalanı savunmak sonrada onun fenomenlerini yerine getirmek anlamlarına gelmektedir.
    2:170. Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun” dense “hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız derler.
    8:35. Onların Beyt yanındaki salatları ıslık çalıp el çırpmaktan ibaretti şimdi azabı tadın!
    Ayette onlar diye mescidi haramın koruyucusu olduklarını söylen, hacılara su veren, Kabe yi temizleyen, Allah’a inanan, hz. İbrahim’in salatını sürdürdüklerini iddia eden insanlardan söz ediliyor. Günümüze uyarlarsak yetim hakkı yiyen, insanlara zulmeden , Allah’ın zikrinden “Kuran’dan” gafil yaşayan, din ile dünyayı ayıran sonrada namaz kılan insanlar için “Onların salatları yatıp kalkmaktan ibarettir.” diyebiliriz. Tabi ki bütün hayatında salatı ikame eden , dine arka çıkan , Kuran’ın arkasından giden sonrada namaz kılan müminleri kastetmiyorum.
    17:110. De ki: “İster Allah diye çağırın(davet edin), ister Rahman diye çağırın(davet edin). Hangisiyle çağırırsanız nihayet en güzel isimler onundur. Salatında bağırma onda sesini fazla da kısma ; ikisinin arası bir yol tut.
    Ayette kastedilen namaz ise namazlarda sesiz okumak suretiyle bu emir tamamen çiğneniyor demektir. Eğer geniş manada salat kastediliyorsa dine davette salattır ve ayette de davetin şekli anlatılmaktadır.
    31:17. (Lokman As. ın vasiyeti ) Yavrum! Salatı ikame et, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.
    31:18. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.
    31:19. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.
    Lokman As. oğluna salatı ikame etmesini (Allah’ın emirlerini, dinini ayağa kaldırmasını) vasiyet ederken dikkat etmesi gereken şeyleri de anlatıyor. Salatı ikame ederken iyiliği emredip kötülükten vazgeçirecek, başına gelenlere sabredecek, insanlara yanağını bükmeyecek, bağırıp çağırmayacak. “17:10. Salatında bağırma” ayeti ile birlikte düşünelim.

  108. çalışmanın devamı (6);

    10:87. Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi kıble yapın,(yönelinecek yerler yapın)salatı ikame edin. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.
    Musa As. Firavuna gönderiliyor, Firavun yalanlıyor. Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir gurup gençten başkası Musa’ya iman etmiyor.(10:83.) : “Allah’a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!”(10:85.). Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!” diye dua ediyorlar.(10:86) Bunun üzerine Musa ve kardeşine : Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi kıble yapın,(yönelinecek yerler yapın)salatı ikame edin.” emri geliyor. Evlerine yönelen (evlerinde organize olan ) bu müminler ne yapmakla salatı ikame etmiş olacaklar?
    14:37. “Ey Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını senin Beyt-i Harem’inin (Kâbe’nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz salatı ikame etsinler diye. Sen de birtakım gönülleri onları sever yap ve onları çeşitli meyvelerle besle ki şükretsinler.
    2:125. Biz, Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir salat yeri edinin İbrahim ve İsmail’e: Tavaf edenler, akifler, rükû ve secde edenler için evim’i temiz tutun, diye emretmiştik
    Hz. İbrahim Beytullah’ı inşa ediyor. Niye? Toplantı ve güven yeri olsun diye. Zürriyetinden bir kısmını bu bölgeye yerleştiriyor. Niye? Salatı ikame etsinler diye. Toplantı ve güven yeri olan Beytullah ve çevresinde salatı ikame etmenin ve haccın manası nedir? Bir sultanın saltanat sürdüğü, beytül malın Allah’ın rızası doğrultusunda kullanılmadığı, Müslümanların kongrelerini gerçekleştiremedikleri, kıyam etmedikleri müddetçe Müslümanlar salatı ikame etmiş, haccetmiş olurlar mı?

  109. elmalılı kuranı anlamada ölçü değildir!!!!!

    bir çok meal ve tefsire bakıldığında görülecektirki arasında bir çok konuda farklılıklar vardır.

    salat(namaz?) ayetlerini üzerinde düşünerek çalışma yapılmasını daha uygun görüyorum

    kimsenin kimsenin inancını ortadan kaldırmak gibi bir amacı yok!!!

    şu forumda allah aşkına asude kardeşim o kadar tartışma yapıldı bir kaç istisna dışında nedense namaz vardır ve sen art niyetlisin vs gibi cevaplarla karşı karşıya kaldım

    benim tüm inananlardan isteğim forumda defatlen belirttiğim üzere düşünmek, akletmek, sorgulamak vs gibi sözlerdir.

    tekrarlıyorum arkadaşlar lütfen mealleri karşılaştırınız kavramlar üzerinde çalışmalar yapınız sizde göreceksiniz bazı şeyleri

    bakmak ve görmek aynı şeyler değildir herkes bakar ama herkes göremez!!!!!!!!!

    sağlıcakla kalınız…

    doğruluk sonsuzluğun güneşidir nasıl olsa doğar.!!!

    hiç birşey göründüğü gibi değildir.!!!

    allah akıllarını kullanmayanların üzerine pislik bırakır.10/100

    —————————————————————————

    Merhaba Sayın Toprakerdem,

    Yapmış olduğunuz açıklamalar için çok teşekkür ederim…
    Son derece açık ve nezaket kurallarına uygun olarak kalp kırmadan yapılmış.tekrar teşekkürler..

    Ben , sizin de belirtmiş olduğunuz gibi” bir çok meal ve tefsire bakıldığında görülecektir ki arasında bir çok konuda farklılıklar vardır.” Sözüne kesinlikle katılıyorum…

    Hasenat Çalışmasında da aynı şekilde Kur’an meallerinin diğerlerini de içine katmış olsaydım 93 ayrı yerde ”namaz” geçiyordu…

    Sonuç itibariyle kavram incelemelerini de yaptıktan sonra benim kendi anladığım, ”namaz” Yüce Allah’a karşı; kendini her anlamda temizleyip sunmaktır…Ondan niyaz dilemek için bir fırsattır, vasıtadır…

    Allah O’na karşı açılan temiz kalpli gönüllerden çıkan duaları ve yapılan hareketleri geri çevirmez…Mutlak olarak bunu yapan kullarını ayrı bir yerde değerlendirir…Tam emin olarak o kulunu görmek isityor…

    Sadece hadi vakit geldi namaza durayım sonrada ne istersem yapayım.. Bu emredilmiş bir görevdir deyip te işin içinden çıkmaya çalışmakta değil tabi…

    Burası Sayın Ali Aksoy’un Temeli Kur’an olan çalışmalar neticesinde biz ziyaretçilerine açmış olduğu bir site…

    Ve biz de burada karşılıklı olarak fikir telakkisinde bulunuyor,Kur’an ışığı altında Kur’andan…

    Bilmediklerimizi( yine Kur’an kaynaklı olarak), gerek yazılanlardan ve gerekse yorumlarıyla katkıda bulunan arkadaşlardan öğreniyor bildiklerimizi pekiştiriyor ve kendimize yeni ufuklar açıyoruz…

    ”Lokman As. ın vasiyeti ) Yavrum! Salatı ikame et, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.”

    Allah resulü vasıtası ile bir din gönderiyor,Resulün sağlığında ayetler inmeye devam ediyor, inananların elinde tasnif edilmiş bir kitap yok ve Allah zikrim ( Kuran ) için salatı ikame edin , onunla uyarın, onunla hayatınıza yön verin buyuruyor. Kuranı nasıl öğrenecek ve öğretecekler? Birde toplumun yapısına bakalım. Köleliğin ve feodal yapının hakim olduğu bir toplum.

    İnsanlar birbirlerine kulluk ediyor, rüku (boyun eğmek) ve secde (itaat etmek) ediyor, el etek öpüyor. Allah’ın resulü ve Kuran ise kula kulluğu kaldırmak için gönderiliyor.( Kesinlikle katılıyorum)

    Önemli olan herşeyde niyettir…
    Allah hepimizi iyi niyetli kullarından eylesin…Aklımızı kullanırken iyiye ve güzele yönlendirsin…

    Sayın Toprakerdem sanırım derdimi azda olsa anlatabildim…

    Selam ve saygılarımla…

  110. SLM, En güzel FETVAYI RABBIMIZ verir:(aklimizi calistiralim)Ayetler okadar net ve aciklanmiski, MIRAS ile ilgili bir kac ayeti sunmakda yararli olacagina,inaniyorum.
    Nisa 11 Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah’tan bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

    Nisa12 Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden herbirine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah”tan bir öneridir bu. Allah Alîm’dir, Halîm’dir.

    Nisa 176 Fetva istiyorlar senden. De ki: “Allah size, ana-babasız ve çocuksuz kişi hakkında şöyle fetva veriyor: ”Çocuğu olmayan, bir kız kardeşi bulunan kişi öldüğünde, onun terekesinin yarısı kız kardeşindir. Böyle bir kişi, çocuğu olmayan kız kardeşi öldüğünde, onun terekesinin tamamına mirasçı olur. Eğer ölenin iki kız kardeşi varsa terekenin üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçılar, kadın-erkek, birçok kardeşlerse bu durumda erkek kardeşe, iki kız kardeşin payı kadar verilir.” Allah size açık-seçik bildiriyor ki sapmayasınız. Allah, her şeyi gereğince
    bilmektedir.
    4de1ri 8de1ri 6tida1ri 3te 1e ,ortaklar,,
    Simdi namaz rekatlari icin, neden böyle bir aciklama yok?
    Sabah4,öglen10,ikindi8Aksam 5,Yatsi13(farz yada sünnetler?

    BIR BILEN VARSA ARTIK ALLAH RIZASI ICIN ACIKLASIN!!!!!!!!

    Rabbimiz yar ve yardimcimiz olsun,insallah.

    Hatasiz ve kusursuz olan Bir TEK O dur.

    Sevgi ve selamlarim ile.

  111. Ahzâb 35

    35 Allah şu kişiler için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü-sözü doğru erkekler, özü-sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla ürperen erkekler, Allah korkusuyla ürperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah’ı çok anan erkekler, Allah’ı çok anan kadınlar.

    Ahzâb 36

    36 Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah’a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir.

    Ayetler acik ve net.
    Selametle kaliniz.

  112. SLM,kardeslerim,….

    En güzel Fetvayi Rabbimiz, verir,söyle bir Kuran da aradim,hersey acik ve anlasilir,misal verecek olursam,MIRAS,en uygunu oldugunu düsünmekdeyim:

    Nisa 11 Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah’tan bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

    Nisa12 Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden herbirine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah”tan bir öneridir bu. Allah Alîm’dir, Halîm’dir.

    Nisa 176 Fetva istiyorlar senden. De ki: “Allah size, ana-babasız ve çocuksuz kişi hakkında şöyle fetva veriyor: ”Çocuğu olmayan, bir kız kardeşi bulunan kişi öldüğünde, onun terekesinin yarısı kız kardeşindir. Böyle bir kişi, çocuğu olmayan kız kardeşi öldüğünde, onun terekesinin tamamına mirasçı olur. Eğer ölenin iki kız kardeşi varsa terekenin üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçılar, kadın-erkek, birçok kardeşlerse bu durumda erkek kardeşe, iki kız kardeşin payı kadar verilir.” Allah size ACIK-SECIK bildiriyor ki sapmayasınız. Allah, her şeyi gereğince bilmektedir.

    Simdi sayilar ve rakamlar, tam net olarak acikmi degilmi?ACIK

    kafami kurcalayan soru:namaz vakitlerinde,rekat,sayilarini,herkez yaklasik,Hocalarindan, atalarindan,Ögrendi.(ben)Sabah4,öglen10,ikindi8Aksam 5,Yatsi13

    (Kendimizi biraz da Peygamber efendimizin Zamanina dogru düsünmeyi tesfik etmeye calisirsak,sanirim, daha net bilgilere ulasabilecegiz,insallah.)

    bence burda sorun var,sorun Kurani en mükemmel bir sekilde anlayamamak,(yada anlayanlar varki,acikca,ortaya koymuyorlar.)

    Rabbimiz yar ve yardimcimiz olsun,insallah.

    Hatasiz ve kusursuz olan Bir TEK O dur.

    Sevgi ve selamlarim ile.

  113. Merhaba ;

    Kaza namazı yokturu anlatırken bşr örnek vermişsiniz çok güzel bir örnek vücudun ihtiyacı olan yiyecek zamanında alınmadığı zaman yıllar sonra alınca o besinin bedene bi faydası olur mu eksikliği giderir mi ? Bu örnek güzel bir örnek ama duruma uygub değil şöyle düşünülim sizin birisine borcunuz var belki cahilliğinizden belki de yokluktan dolayı o parayı iade edemediniz ama daha sonra pişman oldunuz o zaman bu parayı vermeyecekmisiniz.

    Alemlerin Rabbi olan Allah yıllarca küfürde olan bir insanı kamil bir tevbeyle huzuruna alıyor ve onu yüksek mertebelere çıkarıyor.
    Bişr Hazretleri bir alkoliktir takvası yoktur ancak bir gün gelir ve herşeyi anlar ve hidayet yoluna erer ve takva olarak bir çok kişinin önüne geçer ve Allah’ın salih kullarından biri olur.

    Sizin dediğinize göre 24 yaşına gelmiş bir gevur sonra Müslüman olmayı seçerse bu kişi hidayete eremeyecektir çünkü ey gafil bu kadar sene ne yaptın denmeli. Tabiki bu soru sorulacaktır fakat bu faziletli davranışı da ödülsüz bırakılmayacaktır.

    Hadiste de dediği gibi “Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Buhârî, İlm, 12” Siz bu davravışınızla Allah yolunda salih kullarında olma yolunda olan kişileri ümitsizliğe sevk ediyorsunuz. Çok büyük günahları affeden Allah bizim kılamadığımız namazlarımızın bir nevi tevbesi olan kazalarımızı kabul etmez.

    Allah dinimiz hakkında hata yapmaktan bizi alıkoysun ve kullarının kafasını karıştıran, aklına fesat sokanlara da engel olsun!

  114. slm,kardesim bu yazi sana ait:Çok büyük günahları affeden Allah bizim kılamadığımız namazlarımızın bir nevi tevbesi olan kazalarımızı kabul etmez.

    Nerden cikardin simdi bunu???bizim kılamadığımız namazlarımızın bir nevi tevbesi olan kazalarımızı kabul etmez.

    Yazdiklarimiza lüften dikkat edelim.

    Zuhruf:36:”Kim Rahman’ın Zikri’ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur.”

    En dogrusunu Rabbimiz bilir.
    Selametle kaliniz.

  115. Selamlar sevgili arkadaşlar…

    Daha önceleri namaz konusunda Ali umuç a bir kaç kez sorular yöneltmiştim.Kendisinin siteside mevcuttur kendi çalışmalarıda vardır.Bana sorduğu sorulara vermiş olduğum cevapları sizinle paylaşmayı uygun gördüm.

    S.a ali bey…

    Evvela şunu söylememiz gerekirki,içeriği çelişkili olan bir bilgi kesinlikle dinin delili olamaz.Bu cümleden hareketle hadis ve sünnet öğretisini dikkate aldığımızda din dediğimiz olgunun delilinin olamadığı aşikarlaşıyor.Siz ise hala bu çamurlu yolda tekerleği patanaj yaptıralım diyorsunuz oysaki bu şekilde arabanın oradan çıkması mümkün değil.Bu düşünceye ilişkin kurana yöneldiğimizde 5/101 gayet açık bir mesaj veriyor bizlere; 5/101 Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur’an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafûr’dur, Halîm’dir.
    ilavetende ;5/3; Şunlar size haram kılınmıştır: Boğazlanmayarak ölmüş hayvanın eti, kan, domuz eti, üzerine Allah’tan başkasının adı anılmış, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, canı üzerineyken yetişip kestikleriniz müstesna olmak üzere canavar tarafından yırtılmış ve dikili adak taşları üzerinde boğazlanmış hayvanlar ve bir de fal oklarıyla kısmet paylaşmanız… Bütün bunlar birer sapıştır. Küfre batmış olanlar bugün dininizden ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı/Allah’a teslim olmayı seçtim. Şu da var ki, her kim ciddi bir açlıkla yüz yüze gelir de günaha kaçmak maksadı olmaksızın onlardan yemek zorunda kalırsa, elbette Allah Gafûr ve Rahîm’dir.

    Anlaşılıyorki ilk verilen ayeti kerimede kuranın inzalı tamamlandıktan sonra hiçbir sorunun din adına manasının olmadığı dinin tamamlandığı ise bir sonraki ayette netleşiyor.

    Cevap olarak vermiş olduğunuz yazı içerisinde Allah resulünün yanında olanlarla bizim aramızda fark olduğunu söylüyorsunuz.Sizce kuranı anlama noktasında Allah onlara torpilmi geçti?
    Allah adil değilmi?

    Yine yazınız içerisinde namazın sadece şekilselliğe büründüğünü içeriğini kaybettiğini ifade ediyorsunuz siz doğrumu kılıyorsunuz_??sizin gibi ne kadar insan var?

    Yine bir başka iddianızda namazın kuranda tam bir şekilde açıklanmayışını ve akabinde peygamber dönemindeki şekilselliğe bağlayarak namazın açıklık kazandığını iddia ediyorsunuz.Bu perspektiften baktığımızda keşke diğer konularda tam açıklanmasaydıda onlarıda bu bilgi (hadis ve sünnet)vasıtasıyla öğrenseydik diye hiç düşündünüz mü???

    2/239 ‘u namazın özel pozisyonuna ilişkin cevap diye vermişsiniz.Oysaki kuranı bir bütün olarak değerlendiğinizde salat kavramını tevhidi bir anlayışla yorumladığınızda bu ayetin sizin anladığınız manada hiçbirşey anlatmadığını göreceksiniz.Konunun hacc kavramıyla içili dışlı olduğunu anlayacaksınız.

    Başka bir iddianızda kuranda bir kelimenin bir kaç manaya gelebileceğini veya birkaç kelimenin bir manaya gelebileceği düşüncesine varırken kuranda ne denli faydalandınız???

    31/27: Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, deniz de arkasında yedi deniz daha katılarak yardımcı olsa, Allah’ın kelimeleri tükenmez. Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.
    Bu ayeti kerime üzerinde hiç düşündünüzmü?eğer düşündüyseniz cevabınız nedir?

    Abdest konusuna gelince maide suresi ve nisa suresi nuzul sıralamasına göre sonlarda yer alan iki suredir.Acaba o zamana kadar peygamber ve arkadaşları abdestsizmi namaz kıldılar sorusu doğal olarak insanın aklına geliyor sizin cevabınız nedir?

    Biz zaten dua konusunda dua ile salat kavramını birbirine karıştırmıyoruz.Siz ise tam tersi sentezleştirmeye çalışıyorsunuz.Duayı iki kategoride değerlendiriyorsunuz.Namazdaki dua ile harici dua arasında ki farkıda izah edermisiniz?Hangisi daha makbuldür?

    Yine namaz konusunda tevatüre ilişkin vermiş olduğunuz bilgi ham ve eksik..!!!
    Ben size sorayım şia ve sünni mezhepleri örnek vererek teferruatta farklılık olduğunu ama ikisinde şekilsel namazın varlığını söylüyornuz ve diğer mezheplerin tamamında şekilsel namazın varlığını iddia ediyorsunuz.Mutezile denince ne düşünüyorsunuz?
    Neden mutezile düşüncesine ilişkin kitaplar mevcut değil?Acaba tarih içerisinde bu görüş namazı şekilsel algılayanları rahatsız ettiği için ortadan kaldırıldılarmı?Sünni ulema sıkıştığı zaman konulara cevap verme noktasında onlardan görüş aktarıyor.Neden onların hiçbir kitabı mevcut değil?

    4/102’ye ilişkin düşüncenize cevabende;
    (ONLAR SECDE ETTİ)İFADESİ MUHATAP PEYGAMBER OLDUĞU HALDE ONU İÇİNE ALMIYOR.DOLAYISIYLA SECDE EDEN PEYGAMBER DEĞİLDİR.EĞER PEYGAMBERDE ONLARLA BİRLİKTE SECDE ETMİŞ OLSAYDI (SECEDTÜM)SİZ SECDE ETTİĞİNİZDE OLMASI GEREKİRDİ.!!!

    ‘ve sen onların içinde olduğunda ve onlara salatı ikame ettiğinde(din ve iman dersi)onlardan bir grup seninle birlikte bulunsun ve silahlarınıda alsınlar.secde edince(kavrayıp itaat edince)ötenizde anlayıp olsunlar ve seninle bağlantı kurmamış diğer grup gelsin seninle beraber bağlantı kursunlar(ders yapsınlar) ve dikkatli olup silahlarını alsınlar.çünkü kafirler sizin silahlarınızdan ve malzemelerinizden gafil olmanızı isterlerki size bir saldırıda bulunup işinizi bitirsinler.'(4:102)

    Kal sağlıcakla

  116. Ali aumuç a verilen bir diğer cevap…

    Kuranda hz.musa ve hz.harun örneğini lütfen hatırlayın!!!Hani 30+10 gün sözleştiklerinde musa ile rabbimiz kavmine döndüğünde samirinin icraatlarını görmüştü ve sinirlenmişti..!!!Üstelik hz.harun kavminin yanıbaşında olmasına rağmen samiri o topluluğu saptırmıştı düşünebiliyormusunuz 2 peygamber daha ölmeden vahiyde saptırma var…!!!!Kuran bu örneği boşuna bize vermiyor sevgili ali beyHer toplum bozulmaya elverişlidir doğasında maalesef bu vardır….!!!onlarda olacakta bizde olmayacak herkes şekilsel namaz kıldı diye veya bazı ritüeller çıkardılar diye bunlar islamın özünde var diyecez öylemi????

    Hristyanların hepside haçı kabul ediyor olmassa olmazlardan dinin temeli görüyorlar tıpkı bizim namazı gördüğümüz gibi şimdi onların durumu nedir nasılsa öyle geldi öylemidir diycez??????

  117. SELAM DEĞERLİ ARKADAŞLAR…
    ALİ UMUÇLA YAZIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR ONA VERİLEN DİĞER CEVAPLARDAN BİRİ

    Selam sayın hocaların hocası

    Göndermiş olduğunuz cevabın ilk paragrafında çok güldürdünüz beni.Bakış açınız yamuk olduğu için doğru olan her şeyide yamuk görüyorsunuz.Ameli tevatürlere hadise bağlantısını kopardınız aklınız sıra kurana yamamaya çalışıyorsunuz.Ey hocaların hocası kuran iddia ettiğiniz ameli tevatürleri içermez.Amerikan başkanından örnek vererek çocukların bile güleceği iddiada bulunuyorsunuz.Amerikan başkanını redetmiyoruzki.Amerikan başkanına ilişkin iftiraları redediyoruz.Bu sefer anlamıştırsınız inşallah.(Anlayacağınızı zanetmiyorum ama)
    Yeri gelmişken size bir soru sorayım.Yahudilerin ağlama duvarı önündeki şekilsel ibadetleri tevatüren devam eden bir hal.Sizce odamı doğru???
    Tevatüren atalardan nakil edilerek gelen yamalı bohçayı kurana yapıştırmayın lütfen.

    Kendinizi Sünni anlayıştan beri tutarak eleştirimizin önünden kaçıyorsunuz.Maşallah manevranızda güzel.Allah aşkına söyleyin siz Sünni misiniz değimlisiniz?

    5/3’TE DİNİN TAMAMLANDIĞINI SENDE KABUL EDİYORSUN.Bu konuyla yakından alakalı olan 5/101-102 incelendiğinde konu daha bir netleşiyor.İnşallah yine anlamışsındır.(sizden yana anlamıyacağınıza ilişkin düşüncem devam ediyor.)

    Ey hocaların hocası alınmayın ama siz çok inatsınız.Din adamlığı kimliği ile ortaya çıkmış kişilerin kuran çevirilerinde hadis ve sünnet olgusunu (çelişkiler koleksiyonu)çeviri noktasında dikkate almalarından dolayı sürekli yanlış çeviri yapıyorlar.Zaten birçoğu sırf rant adına bu işi gerçekleştiriyor.Dolayısıyla bu toplumun dili Arapça olmadığından kuranın mesajını algılamaya çalışan vatandaş ahmette yanlış bir şekilde Sünnilik kokan çeviriyi doğru olduğuna inanıyor.
    Esasen yine söylüyorum Allah adildir ve sahabelerle bizim aramızda kendisine kul olma noktasında ayırım yapmamaıştır.Mesajı algılama noktasında ise yine öyledir.(lakin kusura bakmayın senide dahil edeceğim)Sünni ve şii zihniyetin evlatları mesajı hep değiştirmişlerdir.Kuranda ehli kitabın yanlış hasletlerinden bahsederken her halde tarihi bilgimiz olsun diye değil öğüt için Allahın mesajını nasıl değiştirdiklerini teferruatlı bir şekilde anlatılmıştır.
    Soruyorum size hocaların hocası anlattığım ehli kitabın bu düşünceye sahip olan kişileri ile Sünni ve şii düşüncenin arasında bir fark varmı?Manevra yapmadan söylermisiniz?(Kanaatim halen değişmedi)

    Yine manevra yaparak şekilsel namazınızı (yamalı bohçanızı)bana inandıracağınızı söylüyorsunuz.Kusura bakmayında siz Sünni düşüncenin en zekisimisiniz???()

    Yine başka bir ifadenizde şekilsel namazı savunmak adına siz elma ile armudu karıştırmakla kalmamışsınız baklagilleride dahil etmişsiniz.()
    Ey hocaların hocası çocuğunuzdan örnek veriyorsunuz ve şekli gördüğünü dolayısıyla ayakta durduğunu yalnız okuduğunuzun ne olduğunu sorabileceğini söylüyorsunuz.Niye okuduğunuzu duymuyormuki?Eğer işitme problemi varsa kbb uzmanına götürün.

    2/239 a ilişkin yapılan tartışmada kusura bakmayın ama hiçbirşey anlamamışsınız.Sizin bilgileriniz sıradan bir imam hatip mezunu bir sünninin din bilgisinden bir arpa boyu ancak fazla.
    Yahu güldürmeyin beni hac ziyarettir diyorsunuz.Lütfen hac kelimesinin geçtiği yerleri tarayın da hac kelimesini tekrardan anlayın.Söylüyorum size hac konusuna tekrar bakın
    Soruyorum size tartışma anlamına sahip olan hac ne zamandan beri ziyaret oldu??Hz.musa ve isa ne zaman hac ettiler??Kabenin etrafında döndülermi??Şeytan taşlayıp kurban kestilermi??MANEVRA YAPMADAN CEVAP İSTİYORUM.

    Farklı kelimelerin ayne anlama taşıyan ey hocaların hocası siz halen tekerleğinizi çamur içerisinde patanaja devam ettiriyorsunuz.Kelimelerin neticeye ilişkin işaretleri aynı olsa dahi manaları birbirinden farklıdır.
    Örneğin:cehennemlikler kimler diye bir soruya cevap verecek olsak kafir,fasık,zalim diyebiliriz.Yani bunlar cehennem ashabıdır.Lakin içerik olarak birbirinden farklı anlam taşıyan kelimelerdir.(Kanaatim halen değişmedi)

    Abdest konusuna ilişkin olarak vermiş olduğunuz cevapta manevracılığınız çok belirgin.Ey hocaların hocası bizim sorumuzu niye bize soruyorsun??Bak biz manevra yapmadan cevap veriyoruz.Salat öncesi temizlik rabbe olan bağlılığın ön şartıdır.Yani uyku haricindeki bütün zamanlarda kişinin şahsi temizliklere (zorunluluk haricinde)azami derecede dikkat etmesi gerektiğini öğütler.Abdestle ilgili olan iki ayeti bütün olarak alırsak ve kuran bütünlüğünde düşünürsek bunun böyle olduğunu anlayacaksınız.(Anlamak istememe hususundaki inadınızın hala değişeceğine kanaat etmiş değilim.)

    Salat ve dua kavramlarını ifade etme hususnda ilahiyat fak. Öğrencilerine bile başlıbaşına bir ders olabilecek tez niteliğinde cevap vermişsiniz
    Ey hocaların hocası namazı tekbir,tenzih,zikir,ve hamd içerikli bir duadır diyorsunuz.Yahu Allah aşkına söyleyin bakalım otururken,ayakta iken yada yatarken tekbir,tenzih,zikir,hamd ederek yapamazmıyız???
    İnsaf et ey hocaların hocası…(Kanaatim değiştiğinde size bilgi vereceğim)

    Ey hocaların hocası mutezile hususuna gelince bilgileriniz Hayri kırbaşoğlunun anlattıklarıyla ve Hüseyin hansunun yazdıkları ile sınırlı olduğunu üstü kapalı olarak ifade ediyorsunuz.Yahu Allah aşkına ben size mutezile ulemasının hiçbirinin mevcut eseri olmadığını söylüyorum siz ise Mehmet yaşar soyalanın delilleriyle her fırsatta tuş ettiği Hayri kırbaşoğlu hocanın görüşlerini savunuyorsunuz.(vahiy savunması m.yaşar soyalan a bakılabilir.)
    Sayın hocaların hocası Hüseyin hansunun mutezile ve hadis adlı kitabını söylüyorsun.Allah aşkına biz sana mutezileye ait kitabı soruyoruz sen ise Hüseyin hansuyu mutezile diye yutturmaya çalışıyorsunuz.Mutezile alimlere ait bir kitap söylermisiniz??Okuduysan lütfen bana anlat?

    4/102’ye ilişkin iddianızda bana atfen nüzul ortamının ne olduğunu söylüyorsunuzda yoksa siz o gurubun içerisindemi yer alıyordunuz.Silahlı bir mücadelenin ve kafirlerle birebir temasın olduğu bir ortamın öncesinde savaş taktiği ve konuşlanmaya ilişkin bir konuşmanın olmadığını hangi düşenceyle izah edeceksiniz??
    Demek oluyorki (savaş taktiğide dinin içerisindedir)savaş öncesindeki metoda ilişkin konuşma salat yani der imiş..

    Sağlıcakla kal

  118. SELAM DEĞERLİ ARKADAŞLAR…

    KURAN’DA SALAT NAMAZMIDIR?

    Kuranda salat namaz ise,bunu kuranda arayıp bulalım.Bakalım kuran bize namazın fotoğrafını çizecekmi…!

    Bu fotoğrafın temel organlarını sayıp,bunları kurandan bulalım.

    (1)KIBLE (2/142-143-144-145)ayetlerinde 6 kez geçmektedir,ama salat kelimesi hiç yer almamaktadır.Merak edenler 2/142-150’arası ayetleri çok dikkatli bir şekilde defalarca okumalarını tavsiye ederiz.Kıble mekkedeki,kabe denilen dört duvardan oluşan yapı ise,ve diğer bir adıda mescidi haram ise,mescidi harama(dönün…nerede olursanız…nereden çıkarsanız…ona dönün)emirlerini ne zaman nasıl yerine getireceğiz.Çünkü namazda dönün demiyor,acaba Allah defalarca mescidi harama dönün derken namazda dönün demeyi unutmuşmudur??alimler,fakihler onu (içinde ve dışında ekleyerek)ona hatırlatma gereğini duyuyorlar.!!!!
    (2)İFTİTAH TEKBİRİ: (ALLAHU EKBER)CÜMLESİ OLUP kendisiyle namaza başlandığı için,bu ad verilmiştir.Allahu ekber sözü kuranda hiç yer almamaktadır.!!!
    (3)KIYAM:Namazda ayakta durmak anlamında kullanılmıştır.Buda salatın geçtiği ayetlerde,salatla birlikte yer almamaktadır,bir istisna ile oda şudur(4/103).ayet meal olarak,salatı bitirdiğinizde,allahı ayakta,oturarak ve yanlarınız üzerinde zikredin.(buradada gördüğünüz gibi kıyam namaz bittikten sonra yer aldığına göre,namazın bir rüknü olmadığı son derece açıktır.
    (4)RUKU:Ruku masdar olup,baş eğmek mecaz olarak kabul etmek,inanmak,teslim olmak,itaat etmek anlamındadır.Gerçi (ruku’)kelimesi’de kuranda hiç yer almamaktadır.Türevleri olan,fiil ve isimler salat kavramı ile birlikte,tek istisna ile,yan yana yer almamaktadır.O istisna ettiğimiz ayet 2/43’te:namazı kılın,zekatı verin,rüku edenlerle beraber eğilin(s.ateş)görüldüğü gibi,ruku edin namazdanda sonra değil,zekattan sonra yer almaktadır.Eğer birinin rüknü sayılacaksa,zekatın rüknü olması daha makuldur.Ama onunda bir rüknü değildir.Kaldıki zekatta,herkesin bildiği zekat hiç değildir.
    (5)SECDE: Secde masdarıda kuranda bu şekliyle hiç geçmemektedir.Bununla birlikte,masdar olarak anlamı,ruku ile eş anlamlıdır.Kuranda secdenin türevleri olan,fiil,isim ve sıfatlar,yine bir istisna dışında,salat kavramı ile birlikte,hiçbir ayette yer almamaktadır.o istisna ayet ise 4/102 dir.Burdada birinci grup için secde ettiklerinde,ötenizde olsunlar…Eğer secde ettilerdeki (secdeyi)namazın bir rüknü olarak kabul edersek,başka hiçbir rüknünede yer verilmediğine göre bu ayette,namaz tek secdeden ibarettir.(yanlış anlaşılmasın kuranda namaz yoktur diyoruz ,dolayısyla namaz secdeden ibarettir görüşünde değiliz.Ancak okuyucunun dikkatini çekiyoruz,bu ayette peygamberin secdesinden söz edilmektedir.!!!hitap peygambere olduğu halde (secde ettiğinizde)değilde,(secde ettiklerinde) denmesi calibi dikkattir,düşünmeye değerdir.

    Kuranda fiil olarak 75/31-32’de(fela saddaka vela salla.velakin kezzeba ve tevella) klasik meallere göre ayetin anlamı şöyledir:ne doğruladı,nede namaz kıldı.Fakat yalanladı ve döndü..ALLAH BU AYETLERDE (4)KAVRAM VERMİŞTİR.31.AYETTEKİ (SADDAKA)’NIN ZIDDINI 32.AYETTE (KEZZEBE),YİNE 31.AYETTEKİ (SALLA)NIN ZIDDINI İSE 32.AYETTE(TEVELLA)OLARAK VERİLMİŞTİR.
    SALLA NAMAZ KILDI OLURSA,TEVELLA DÖNDÜ,YÜZ ÇEVİRDİ(SALLANIN ZIDDI OLMUYOR).!!AMA DEDİĞİMİZ GİBİ SALLA,(BAĞLANTI KURDU/İLGİ ALAKA DUYDU/İRTİBAT SAĞLADI ANLAMINDA KULLANILMIŞ OLUP TEVELLA FİİLİ,SALLA’NIN ZIDDI OLARAK DÖNDÜ/YÜZ ÇEVİRDİ/YANİ İRTİBAT KURMADI/DİNLEMEDİ DEMEKTİR.

    Namazın bir rüknü,kabul ettikleri ‘’ruku’’nun anlamı 77/50’de net olarak inanmak ,boyun eğmek,kabul etmek, olduğu ortaya çıkıyor.(her ne kadar bu kelime kuranda yer almıyorsada…) Kuran’da 77/48’de (ve iza qilelehum irkeuu la yerkeun—onlara ruku edin,yani baş eğin dendiğinde,ruku etmezler,baş eğmezler.)nakarat olarak surede yer alan(veylun yevmeizin lilmukezzibin)49.ayetini hesaba katmassak,48’in devamı ,50.ayet (fe bieyyi hadisin ba’dehu yuminun—peki bundan böyle hangi hadise,söze inanacaklar.)GÖRÜLÜYORKİ RUKU ETMEK’İN EŞ ANLAMLISI İMAN ETMEk olarak verilmiştir.
    BAŞ EĞMEK KABUL,YALANLALAMKTA KABUL ETMEMEK ANLAMINDADIR.

    Sırası gelmişken,namazın olmasa olmazı olan,en önemli rüknü,secdeninde anlamını kurandan görelim.
    84/21-22(ve iza qurie aleyhimulkuranu la yescudun.belillezine keferuv yukezzibun.—kendilerine kuran okunduğu zaman secde etmiyorlar/boyun eğmiyorlar…aksine kafirler yalanlıyorlar .)görüldüğü gibi secdenin zıddı,yalanlamak olarak verilmiştir.

    KURANDA SALAT VE ZEKAT, BİRLİKTE PEŞPEŞE 25 CİVARINDA YER ALMAKTADIR.BUNLARI BİRBİRİNDEN AYIRMAK ADETA İMKANSIZDIR.BUNLAR ET VE KEMİK GİBİDİR.SALAT YOKSA,ZEKAT YOKTUR.
    BİZE GÖRE,KURANDAN ANLADIĞIMIZ,SALAT VE ZEKAT DİNİN HEPSİDİR..!!!!
    BÜTÜN PEYGAMBERLER SALAT VE ZEKATLA GÖREVLENDİRİLMİŞLERDİR.!!!
    DİĞER BİR İFADE ŞEKLİ (EMRUN BİL MARUF VE NEHYUN ANİL MUNKER)DİR.!!!
    BİR BAŞKA İFADEYLE (AMENU VE AMİLUSSALİHATTIR).!!!
    SALAT VE ZEKATI İCRA EDENLERE KURAN MUSLİH VE MUHSİN (YANİ ISLAH EDEN VE EN İYİSİNİ YAPAN)DEMEKTEDİR.
    SALAT VE ZEKAT ‘I GÜNCELLEŞTİRİRSEK,BİZE GÖRE KURAN EĞİTİMİ VE ÖĞRETİMİDİR,BU OLMASSA OLMAZDIR…BİR ÇOK AYETTE KARŞIMIZA SALAT ,KURAN DERSİ OLARAK ÇIKIYOR.ÖRNEK 2/101-102-103
    ZEKATTA İKAMEİ SALATIN SONUCU OLUP ŞİRKİN PİSLİKLERİNDEN ÖĞRENDİĞİMİZ AYETLERLE ARINMAKTIR..!!!

    İKAMEİ SALAT VE İTAİ ZEKATI ŞÖYLE ÇEVİRMEK BİZCE EN UYGUNUDUR:SALATI (DİNE,İMANA,KİTABA,DOLAYISIYLA ALLAHA DEVAMLI BAĞLILIĞI AYAKTA TUTMAK/HAYATTA TUTARAK ŞİRKİN BÜTÜN PİSLİKLERİNDEN TEMİZLENMEYİ GERÇEKLEŞTİRMEKTİR.!!!

    toprakerdem2005@hotmail.com

  119. Selam Ali Aksoy

    İnançlarınızı basite alma gibi bir lüksüm yok ve olamaz da.Daha önce söylenilmiştir sadece Kur’an eksenli dinin olamayacağını;ama siz böyle diyen insanları Kur’anı tam anlamamakla suçladınız,böyle diyenleri Kur’anı terk eden bir kavim olarak itham ettiniz.

    Daha önce denilmiştir Kur’andan hüküm çıkarmak basit bir iş olmadığı.Çünkü bu mübarrek kitabın hükümleri ondört asır önceki insanların her türlü ihtiyaçlarına cevap verdiği gibi kıyamete kadar gelecek insanların da ihtiyaçlarını karşılayacak niteliktedir.Bu nedenle bu Kitaptan hüküm çıkarmak(Dikkat ediniz anlamak demiyorum) ancak bu alanda ihtisas yapmış bir kişinin işi olmalıdır diye düşünülmelidir.Mesela basit bir örnek vereyim bir eseri bir dilden başka bir dile çevrilişi esnasında nasıl ki o eserin vukuu bulduğu zamanki şartların bilinmesi o eseri anlamak açısından önemli olduğu gibi bu eserin çevirisi sırasında orijinaliğiyle çevirisi arasındaki uçurumu koruması açısından da önemlidir.Buradan anlaşılıyor ki o ,bu ,şu her istediği ayete kafasına göre hüküm giydirirse işte yukarıdaki yorumcular arasındaki gibi uçurumsal yorumlar çıkar.

    Yukarıda bazı yorumlar yapan bir şahıs onbeş küsür yıldır Kur’an’la içli dışlı olduğunu söylerken Kur’an’daki “salat” kelimesine mecazi anlam damgasını vuruyor ve namazın kılınması farziyetini inkar ediyor.Bir başka şahıs üç vakit olduğunu söylüyor biri başka diyor diğeri başka…Diğeri -haşa-namazı eda etmeyi pustperestlikle eş değer tutuyor…Bunlar arasında ortak bir nokta varsa da o da uçurumsal farklılıktır üstelik kılınması gerektiği onlarca ayette geçtiği halde.

    Sayın Ali Aksoy sizce dinde bir bütünlük olması gerekmez mi.Bu arkadaşlardan biri sadece Kur’anı baz alarak dese ki ben şınav çeker gibi namaz kılıyorum,diğeri ben şu bu şekilde kılıyorum dese sanıyorum bunlara fazla birşey denilmiş olmaz.Çünkü nasıl kılındığı açık değil.Sadece namaz konusu değil Kur’anda yoruma açık her konuyu gözönüne alabilirsiniz.Bu arkadaşlardan biri mealcilerin meallerine bakılmaması gerektiğini savunur niçinmiş efendim farklı farklı anlamlar yüklüyor diye.Sayın Ali aksoy meallerde cüzi anlam farklılıkları oluşur uçurumsal değil.Bu arkadaşların sayısı göz önüne alındığında herbirinin birbirinden farklı ibadeti anlama şekli ortaya çıkar,o anlamlara göre hareket ederler.Demekki herbir insanın Kur’andan anladığına göre hareket etmesi anormal boyutlara varabiliyor.

    Sayın Ali AKSOY Kur’anda namaz kılın,bu ibadeti yapın diye bir emir varsa ve nasıl yapıldığına açıklanma getirilmemişse muhakkak izahı Allah(c.c) tarafından Efendimizin(s.a.s) açıklamasına havale edilmiştir.Artık yapılması gereken sünnete yapışmaktır.Dinimizin ikinci senedi olan sünnetlere uymakla din bozulmaz,hatta dinde bir bütünlük oluşur.Onun içindir ki en uzak ülkedeki bir müslümanın kıldığı namaz ile burdaki müslümanın kıldığıyla aynıdır böylece dine fırsatçıların bahaneleri karıştırılmamış olur.

    Sayın Ali Aksoy bu mevzuyu özellikle size anlatmam,sizin bu sitede aktif admin olmanız yani sitenin sahibi sizlerin olmasıdır.Buraya kadar yazdıklarıma siz de kendi objektif pencerenizden bakabilirseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

    Selametle kalın.

  120. Selam değerli dostlar…

    Sayın mahmut demişki;Yukarıda bazı yorumlar yapan bir şahıs onbeş küsür yıldır Kur’an’la içli dışlı olduğunu söylerken Kur’an’daki “salat” kelimesine mecazi anlam damgasını vuruyor ve namazın kılınması farziyetini inkar ediyor…

    YAV MAHMUT ALLAH AŞKINA BİZİ ÇÜRÜTMEYE YÖNELİK SÖZLERİNDE HALEN BİR İLMİ DERİNLİK SEZEMEDİM..!!!
    NEYMİŞ EFENDİM MECAZMIŞ SALAT YORUMU..!!!SEN DAHA OKUDUĞUNU ANLAMAMIŞSIN NE DEDİĞİNİN FARKINDA DEĞİLSİN.!!BU SİTEDE 170’E YAKIN YAZIM YAYINLANDI HANGİ BİR TANESİNDE,BOL İŞKEMBEDEN SALLAMIŞIM??HEPSİNİ TEK TEK KURAN BÜTÜNLÜĞÜ İÇERİSİNDE ELE ALIP DELİLLERİYLE AÇIKLAMIŞIM VE HALENDE MAALESEF BENİ ÇÜRÜTECEK BİR ARKADAŞTA BU SİTEDE VE DİĞER SİTELERDE RASTLAYAMADIM.!!BEN ÖNYARGILI BİR İNSAN DEĞİLİM.AKLIMI KİRAYA VERMİYORUM.İNSANLARI KUTSALLAŞTIRMIYORUM.!KURANI ANLAMADA SAHABE NEYSE KENDİMİZİDE,KURANI ANLAMADA AYNI GÖRÜYORUM.ALLAH ADİLDİR.!!ONLARA AYRI ÖZELLİK VERİLMEMİŞTİR KURANI ANLAMA YOLUNDA.!!!

    ŞİMDİ SEN BENİM YAPTIĞIM YORUMLARI TEK TEK BİR İNCELEDE BİR ZAHMET,ONDAN SONRA KURAN DIŞI NELERMİŞ YAZ TEK TEK DELİLLERİYLE ÖYLE KONUŞALIM..
    BEN BU İŞİN MÜTEHASSISIYIM MERAK ETME HER TÜRLÜ SORUYU YAZ GÖNDER??
    ARAPÇAYSA ARAPÇA ÜZERİNDEN TARTIŞALIM???KURANSA KURAN ÜZERİNDEN TARTIŞALIM???HADİ BAKALIM GÖSTER İLMİ KİMLİĞİNİ????

    BEN KURANI MEALLERDEN ANLAMIYORUM.!! PEKİ YA SEN?????????????

    BAK MAHMUT BANA CEVAP VERECEKSEN BU FORUMDAKİ EN ÜSTTEKİ YAZILARDAN 16 SORU SORMUŞTUM ONLARI CEVAPLAMAKLA İŞE BAŞLAYABİLİRSİN??????????????

    BEN YİNEDE BURAYA TEKRAR ASIYORUM;
    1-NİÇİN KURANDA SALATI İKAME EDİN DİYORDA SALAVATI İKAME EDİN HİÇ GEÇMİYOR?????

    2-DEVAMLI ZEKATI İTA EDİNİZ DİYORDA NİÇİN ZEKATLARI İTA EDİNİZ DEMİYOR?????HALBUKİ MADDİ VERGİ OLAN SADAKA KELİMESİNİN ÇOĞULU OLAN SADAKAT KELİMESİ KULLANILIYOR???EĞER ZEKAT ARINMADIR DİYORSANIZ ONUN NİÇİN ÇOĞULU KULLANILMIYOR DİYORSANIZ NİİÇİN İKAME SALATTAN SONRA YER ALIYOR???????NEDEN BERABER KULLANILIYOR?????NİÇİN SALATTAN SONRA ORUÇ TUTUN DEMİYOR?????ORUÇ BEDENİ BİR İBADET OLARAK NAMAZDA ÖYLE OLDUĞUNA GÖRE NAMAZDAN SONRA ORUÇ TUTUNUZ EMRİ YER ALMIYOR????

    3-ŞUAYBIN NAMAZI PUTLARA İLAHLARA TAPMAYI VE MALLARINI NASIL HARCAYACAKLARINI EMREDEBİLİRMİ???EMRETMEK BUYURMAKSA?????

    4-EĞER NAMAZ İBRAHİMİN BİR UYGULAMASI İSE ONDAN ÖNCEKİ NUHTAN İBRAHİME KADARKİ ÖNEMLİ OLAN BİR İBADETİ ONLARDAN NEDEN ESİRGEDİ?????

    5-HAC KAVRAMINI NEDEN İSADADA GÖREMİYORUZ???ALLAH HER MİLLETE AYRI BİR İBADET TARZIMI BELİRLEMİŞ YOKSA????

    6-(29:45)….SANA VAHYEDİLENİ OKU VE SALATI İCRA ET.CÜMLE PEYGAMBERİMİZDEN ONA İNDİRİLENİ OKUMASINI VE SALAT YAPMASINI İSTEMEKTEDİR.SALATINDA İNDİRİLENLERİ OKUMASINI İSTEMEMEKTEDİR.AKSİNİ İDDİA EDİYORSANIZ BUYRUNUZ?????

    7-(3:96-97).AYETLERDE ….ORAYA GİREN EMNİYETTE OLUR.’DİYOR KENDİNE BİLE FAYDASI OLMAYAN(!)MEKKEDEKİ YAPININ İNSANLAR İÇİN GÜVENLİ BİR YER OLDUĞU DÜŞÜNÜLEMEZ.BU GÜVENCE ANCAK BEYT KELİMESİNİ MECAZİ OLARAK DÜŞÜNÜRSEK DAHA İYİ ANLAYABİLİRİZ.ALLAHIN SİSTEMİNE GİRENLER GÜVENE KAVUŞACAKLARDIR.!!!YOKSA ORASI YAPI OLARKMI GÜVENLİ?????

    8-İBRAHİMİN MAKAMI ‘ALLAHA ŞİRK KOŞMAMAK İBRAHİM VE BİZİM TEMİZ TUTMAMIZ GEREKEN SİSTEMMİDİR???YOKSA BAŞKA BİŞEYMİ???

    9-(22:27).AYETTE ”Bİ”İLE KELİMESİ ATLANMIŞ MEALLERDE GENELDE.”BİL HACCİ”HAC İLE DEMEKTİR.AYET İBRAHİME HİTAP EDİYOR İBRAHİMDEN TARTIŞMA İLE BİR ŞEYİ İLAN ETMESİ İSTENİYOR,PEKİ BU ŞEY NEYDİ?BİR ÖNCEKİ AYET BU SORUYU YANITLIYOR.SİSTEMİ İNSANLIĞA BİLDİRECEKTİ.(22:27).AYETTE GİDİLECEK BİR BİNA YOK AYETTE SANA GELSİNLER DİYOR BU MÜMKÜNMÜ???MEKKEYE MÜSLÜMANLAR İBRAHİM İÇİNMİ GİTMEKTEDİR???BİZE GÖRE BURADA İBRAHİMİN İNANÇ SİSTEMİNDEN BAHSEDİLİYOR.BİR SONRAKİ AYET TARTIŞMANIN GAYESİNE AÇIKLIK GETİRİYOR.(22:28-29)TARTIŞMANIN AMACI ALLAHIN SİSTEMİNİN FARKINA VARMAK.YEDİKLERİMİZ İLE ALLAHI ANMAK BUNLARLA FAKİRİ DOYURMAK VE GÖREVLERİMİZİ YERİNE GETİRMEKTİR.BU AYET İBRAHİME HİTAP ETTİĞİNDEN BAHSEDİLEN ”ESKİ EVİN’3:96. AYETİNDE EV OLDUĞUNU ÇIKARABİLİRİZ.22:30-31- VE 32.AYETLER TARTIŞMANIN EN ÖNEMLİ KISMINA DİKKAT ÇEKİYOR,YASAKLARA İTAAT…! (22:34.)AYET İSE HER ÜMMET İÇİN BELİRLENEN İBADET BİÇİMİNİ ANLATIYOR.BUDA ESKİ SİSTEM KELİMESİNİ AÇIKLIĞA KAVUŞTURUYOR…!!!

    10-KURAN NEREDE ALLAHI ULULAMAK İÇİN FİZİKSEL BİR OBJE YAPMANIN DOĞRU OLDUĞUNU YAZAR????????

    11-ALLAH KESİN OLARAK DİYORKİ…..!NAMAZ FAHŞA VE MÜNKERİ ENGELLER /YASAKLAR.NAMAZ KILANLARIN NAMAZI ONLARI BU FAHŞA VE MÜNKERDEN ALIKOYUYORMU???ALIKOYMADIĞINA GÖRE ALLAH YALANCI KONUMUNA DÜŞMÜYORMU???HALBUKİ SALAT/KURAN BİLİNCİ/İMAN/KURANLA BÜTÜNLEŞME/BİRLİKTELİK OLARAK ANLARSAK O ZAMAN FAHŞAYI VE MÜNKERİ ENGELLER.İMANIN GÜCÜ VARDIR AMA NAMAZIN GÜCÜ YOKTUR.İMAN HAREKETE DÖNÜŞÜR NAMAZ ZATEN HAREKETTİR BAŞKA BİR HAREKETE DÖNÜŞMEZ.!!!!!!YOKSA DÖNÜŞÜYORDA BİZMİ GÖREMİYORUZ??????

    12-(4:142) BU AYETTE NAMAZA KALKTIKLARINDA TEMBEL TEMBEL/ÜŞENE ÜŞENE KALKARLAR,İNSANLARA İYAKAR DAVRANIRLAR DİYOR.(İZA KAMU İLESSALATİNİN)GERÇEK ANLAMI SALATA GİTTİKLERİ ZAMANDIR.KALKTIKLARI ZAMAN DEĞİLDİR.(İLE)İLE BİRLİKTE GİTMEYİ İFADE EDER.NAMAZA KENDİ BAŞINA OLAN BİR MÜNAFIK (DİYELİMKİ EVİNDE)NAMAZA ÜŞE ÜŞENE KALKARMI???MÜNAFIK İNANMAYAN OLDUĞUNA GÖRE!!!SİZ OLSANIZ MESELA SABAH NAMAZINA VEYA DİĞER NAMAZLARA KALKARMISINIZ?KALKARSANIZ İNSANLARA NASIL GÖSTERİŞ YAPARSINIZ?????AYRICA BU KONUYU KAVRAMAK İÇİN (9:54)BAKILABİLİR.

    13-(19:59)SALATLA İRTİBATI KOPARDILAR DEMEKTİR.(SALAT KENDİSİNE UYULAN BİR SİSTEM DEĞİLSE)NİÇİN ONU BIRAKIP ŞEHVETLERE UYDULAR DİYOR????

    14-(20:14)MUSA VAHYİ İLK ALDIĞINDA MUSAYA BANA KULLUK ET VE BENİ ANMAK İÇİN NAMAZ KIL DİYOR.ALLAHTAN İLK VAHYİ ALANIN GÖREVİ ONU HATIRLAMASI İÇİN NAMAZ KILMASIMIDIR????

    15-(14:27)İBRAHİM ZÜRRİYETİNİ NAMAZ KILMAK İÇİN HİÇKİMSENİN BULUNMADIĞI VERİMSİZ BİR VADİYEMİ YERLEŞTİRMESİ GEREKİRDİ???BU AYETTE GEÇEN BEYTİ HARAMIN YANINDA İFADESİNİN ANLAMI NEDİR?????BU VERİMSİZ VADİDE KİMSESİZ YERDE TEK BAŞINA NEDEN BULUNUYOR?????KABE ONLARA NAMAZMI KILDIRACAK????ONUN İÇİNMİ KABENİN YANINA ONLARI YERLEŞTİRDİ?????

    16-(2:143/150.)AYETLER ARASINDA GEÇEN KIBLELERDEN VE MESCİDİ HARAMDAN NE ANLIYORSUNUZ????ÜZERİNDE BULUNDUĞUN KIBLE DİYOR!!!AMA YÖNELDİĞİN KIBLE DEMİYOR????KIBLE ALLAHIN HİDAYET ETTİKLERİNDEN BAŞKASINA AĞIR GELİR DİYOR.BİR KIBLEDEN BAŞKA BİR KIBLEYE DÖNMEK NASIL AĞIR GELİR????MÜNAFIKLARI GERÇEK MÜMİNLERDEN AYIRMAK İÇİN KIBLE DEĞİŞİKLİĞİNEMİ İHTİYAÇ DUYDU ALLAH???EHLİ HİTABA HER TÜRLÜ KANITI VERSENDE ONLAR SENİN KIBLENE TABİ OLMAYACAKLAR DİYOR.DÖNMEZLER DEMESİ GEREKMEZMİYDİ???EĞER DEDİĞİNİZ GİBİYSE????SENDE ONLARIN KIBLESİNE UYMAYACAKSIN VE ONLARDA BİRBİRLERİNİN KIBLESİNE UYMAZLAR DEDİĞİ ONLARIN KIBLESİ NEDİR?????????NASARA VE YAHUDANIN KIBLELERİ NERELERİDİR??????SEN ONLARIN KIBLESİNE UYMAZSIN DEDİĞİNE GÖRE YAHUDİLERİN KIBLESİ OLAN KUDÜSTEKİ BEYTİL MAKDİSE DOĞRU NAMAZ KILDIĞINI AYLARCA DOĞRU KABUL EDERSEK BU ÇELİŞKİ OLMAZMI?????MADEMKİ UYMAYACAKTI DAHA ÖNCE NEDEN MÜSAADE ETTİ????144.AYETTE KİTAP VERİLENLER ONUN KABENİN RABLERİNDEN BİR HAK OLDUĞUNU BİLİYORLAR DEDİĞİNE GÖRE BUNU EHLİ KİTABIN BU ŞEKİLDE BİLGİSİNİ KURANIN NERESİNDEN HANGİ AYETLERİ BUNA İŞARET EDİYOR????DEMEKKİ KIBLELERİ DAHA ÖNCE KABEYMİŞŞ!!!NİÇİN VE NE ZAMAN KUDÜSE DÖNDÜLER???NEREDEN ÇIKARSAN ÇIK…VE NEREDE OLURSANIZ OLUN YERYÜZÜNÜ MESCİDİ HARAMA DOĞRU ÇEVİRİN.BURDAN ANLADIĞIMIZA GÖRE VE NAMAZDADA ÇEVİRİN DEMEDİĞİNE GÖRE HER ZAMAN VE HERYERDE YÜZÜNÜZÜ MESCİDİ HARAMA ÇEVİRMENİZ GEREKİR.BU MÜMKÜNMÜDÜR???DEĞİLSE İZAHINI YAPARMISINIZ??????AYRICA MESCİDİ HARAM RABBİNDEN HAKKIN KENDİSİDİR DİYOR.MESCİDİ HARAMIN HAK OLMASI NE DEMEKTİR?????

  121. SELAM MAHMUT…

    Aklıma gelmişken bunuda yazayım dedim..
    Sen namaz kılma diyorsun,kılmak sözcüğü ikamedirmi diyorsun????

    EĞER NAMAZDA İKAME FİİLİNİ KILMAK OLARAK ALIRSAK(18/77)BURDA SALİH KULUN YIKILMAKTA OLAN DUVARI İKAME ETME OLAYI VAR!!BURDA DUVARIMI KILIYOR???????????

    (5/66)EHLİ KİTAP KENDİLERİNDEN RABLERİNE İNDİRİLENİ İKAME ETMELERİ MEVZUSU GEÇİYOR.(İSTENEN NEDİR????)

    (10/105)EQİM GEÇER.KENDİNİ İKAME ETMEK EMİRDİR.!

    (30/30)BURDADA EQİM GEÇER(FEEQİM VECHEKE LİDDİYNİ HANİYFE)

    (7/29)VE EQİMUV VUCUHEKUM İNDE KULLİ MESCİDİN VA’DEHU MUHLİSİNE LEHUDDİN.(???)

    (42/13)EQİMUDDİN(DİNİ İKAME)EDİN BÖLÜNMEYİN..???

    EVVLE YUKARDAKİ BİR ÖNCEKİ EMAİLDEKİ 16 SORUYU CEVAPLA ??SONRA BURADAKİLERİ???

  122. artık biliyorum ki, salat ile namaz örtüşen kavramlar değil.
    hatta tam zıttı. çünkü Kur’an’daki egıymus’salat sonrası zekat için biriken, paylaşılması gereken mahsul oluşuyor. oysa namaz yat-kalk o’kadar.neyini kiminle paylaşacaksın. ancak oluşabilen ter sıvısı’dır.

  123. SELAM ARKADAŞLAR…

    ALİ UMUÇLA YAZIŞMALAR DEVAM EDİYOR.EN SON VERDİĞİM CEVAPLAR VE SORULAR.!!!

    Selamlar…

    Kuran merkezli ameli tevatür dediğiniz ameller nelerdir???
    Örneğin:Herkesin duyunca kafasında şekillendirdiği,kıbleye(güneye)dönerek,Allahu ekberle başlayıp kıyam,kıraat,ruku,secde ve sonunda oturup,sağa sola selam vererek bitirilen,(yani ayakta başlayıp oturarak biten,eylem/namaz)kuran merkezlimidir?????????????

    2.Örnek:Namazla bağlantılı olduğu için özellikle bu örneğide veriyorum.Zekat kelimesi(isim,masdar)kuranda 32 defa geçmektedir.Bunların 29’u marife 3 ‘üde nekra olarak kullanılmıştır.Bu 29’un 27’si”essalat”la birlikte ve ondan hemen sonra ilgili ayetlerde yerini almıştır.!!!İşte bu(ita)fiiliyle kuranda 27 ayette yer alan çevirilerde”zekat”diye çevirilen bu zekat,kuran merkezlimidir???????

    Namaza dönersek,ki size göre namaz,kuran merkezli yaygın uygulamadır.Kuranda salat kelimesi (5’i çoğul,11’i muzaf olmak üzere)toplam 83 kez yer almaktadır.Meallerde ise ‘namaz’kelimesi ortalama 90 kez yer almaktadır.Örneğin edip yükselin meali.Diğerlerinde ise 1 aşağı bir yukarı aynı sayıyı vereceklerdir.

    Namazın,rükünleri/farzları/şartları/(içindeki farzlar)olmasa olmazı olan bu farzlar kuran merkezlimidir??????????İftitah tekbiri,kıyam,kıraat,rüku,secde ve kadei ahirenin hangisi kuran merkezlidir????????Bunların kuran merkezli olduğuna inandığınızdan hiçbir şüphem yoktur.!!Lütfen ilgili ayetleri tek tek delil göstererek cevap verin?!
    ”Kuran merkezli”t.y.uygulamalar diyip geçiştirmeyin lütfen.!!Mutlaka kurandan delillerinizi serdedinki bizde bu konuda dahasomut olarak kuran merkezli eleştirilerimizi yapabilelim.!!!

    Bir yerde diyorsunuzki:Benim inançla,ahlakla,amelle alakalı görüşlerimmi sünni görüş diyorsunuz.
    Yaptığınız değerlendirme kuran merkezlimidir?Yoksa sünni(geleneksel)midir? Siz bu tabirleri kurandanmı çıkardınız?yoksa geleneksel fıkıh kitaplarındanmı öğrendiniz?
    Bu kitaplar önce ikiye ayrılıyorlar,itikadi ,ameli diye,sonrada ameli olanıda 2,3,4’e ayırıyorlar;ibadat,muamelat,ukubat…gibi.
    Ben ise kuran merkezli düşüncemle tek kelime ile sadece ibadet(kulluk)diyorum.
    Görüşlerini üçe bölerek ifade etmeniz(ki bu ayırım sana ait değildir)senin Sünni(gelenekçi)görüşe mensub olduğunun ispatı için yeterli delil.Ama yinede senin onlardan farklı olduğunu kabul edip muhatap olmaya değer buluyorum.

    Soruyorsun benim görüşlerim,ehli sünnet velammeyemi benziyor,yoksa ehli sünnet velhasseyemi.
    Namazınızı nasıl kıldığınızı anlatmadığınız için detaya giremiyorum.Ancak %50 farklı kıldığınızı söylüyorsunuz.Bu %50’i açıklamamışsınızki aralarındaki isabet derecesiniz değerlendirelim.
    (amm)’ın kıldığından farklı hassınızdan sözetmişsin.’Namazda Türkçe okuduğun)Buda tek başına senin namaz görüşünde ehli sünnet velhassaya dahil etmeye yeterli olmasa gerek!!!Önemlide değildir.Türkçe okumuşsunuz yada Arapça.Allah her dili biliyor diyorsun galiba…Namazda okumanda kuran merkezlimidir????Namaza yaklaşmayın,ne dediğinizi bilinceye kadar’çevirili ayetemi dayandırıyorsunuz???Yoksa zaman zaman gündeme giren geçmişte bu alim denilen zevatın konuştuğu dilde namaz görüşlerindenmi esinlendin bilemem.???

    İnternette onlarca meal var,yarlarının bir çoğuda rant için yazmıyor ve Sünnilik takıntısıda yok diyorsunuz.
    Bu meal ve yazarlardan önemli bulduklarının adlarını verirseniz bu mealleri ve çvirmenleri hakkında görüş beyanında bulunulmasınıda kolaylaştırmış olursunuz.Bu meallerin diğerlerinden farklı önemli bulduğunuz çevirileri nelerdir????Bir kaç önemli bulduğun örnek verirmisin????
    Senin kurani anlayışın sadece güvendiğin meal(bütünüylede olmasa)meallerdenmi kaynaklanıyor???
    Arapça kurandan okuduğunu anlayabiliyormusun???% kaçını anlayabiliyorsun??(takriben)?
    Örneğin;(eğer anlıyorsan)okuduğun bütün meallerde yanlış bulduğun,farklı anladığın ve farklı çevirisini yaptığın örnek teşkil edecek ayet/ayetler varmıdır???varsa bunları bizimle /başkalarıyla paylaşırmısın?Sizde beni bu sorduklarıma muhatap kabul edip bana aynı sorularıda sorabilirsin.Eğer sen bilgini benimle paylaşırsan bende farklı anladığım konuları seninle paylaşırım inşallah.Benim kuran çevirilerinin hemen hemen hepsinde,tamamen yanlış hatta kuranla çelişkili bulduğum konu veya ayet çevirileri bir hayli fazladır.Sırası geldiğinde seninle vede kuran okuyucularıyla paylaşacağım inşallah.

    Son olarak şu soruları da sorayım:
    (1)Namaz hangi peygamberden beri kılına gelmektedir???
    (2)Peygamberlere göre namazın farklı kılınış şekilleri varmıdır?olabilirmi???
    (3)Kuranda niçin namazın kılınışı hiç yer verilmemeiştir???????
    (4)Namaz şekli bir ibadetse oruç gibi,kuranda neden namaz(90)kez tekrarlanma gereği duyulmuştur???(kuranın her tarafında mekki-medeni tüm surelerde)kılınış şekli,vakitleri,rekat,ruku ve secde sayılarına hiçmi hiç yer verilmemiştir???(!)Oruçta neden tekrara gerek görülmemiştir????????????????????????Niçin namaz zekatla birlikte ‘27’kez yer verilme gereği duyulmuştur??????Zekatın namazla organik bağı nedir?????????Zekat’ta niçin tek bir ayrıntıya yer verilmemiştir???????????Zekat nedir???Mali vergiyse,kimden kime,ne kadar,nasıl alınıp verilecek???????????????Lütfen sizden mantıklı cevaplar bekliyorum.!Kuran merkezli cevaplar verebilirseniz çok daha güçlü cevaplar vermiş olacaksınız elbette…!!!
    (5)’’Oruç sizden öncekilere farz kılındı.’’dendiği halde oruçta teferruat vardır da,neden böyle bir ifade kullanılmadığı halde namazda niçin ayrıntı yoktur?????????????????
    (6)Acaba hep namazı kılın,zekatı verin,şeklinde namaz ve zekat tabirleri kılma fiiliyle birlikte hep tekil olarak geliyor.??Neden namazlar/namazlarınızı kılınız,zekatları/zekatlarınızı veriniz şeklinde çoğul sıyğası kullanılmıyor??????Hiç düşündünüzmü?????
    (7)Zekat denilen mali vergi medinede farz kılınmışken neden mekki ayetlerde de yer alıyor?????????Hiç inceledinizmi/araştırdınızmı???????????
    (8)Bir rivayete göre miracta,diğer bir rivayete göre de medinede 2.yılda namaz farz kılınmıştır.Neden kuranda ilk vahiylerden son vahiylere kadar surelerin pek çoğunda yer almıştır???Mekki-medeni farkı gözetilmeden????Hiç araştırdınızmı??????
    (9)Siz mekki-medeni ayetler taksimini benimsiyormusunuz??Benimsemiyorsanız niçin besimsemediğinizi lütfen açıklayınız?????Mesela ben şahsen benimsiyorum bu taksimi.!Sizin cevaplarınızdan sonra sormanız halinde kuran merkezli cevaplayabilirim.Bu kanaatlerimide ve namaz vs hakkındaki görüşlerimide.!!!
    (Önemli)iddianız ve cevabı
    Rivayetler arasında niçin peygamberin namaz kılmadığına dair hiçbir rivayet yoktur diye soruyorsunuz.
    Siz kurandaki salatı ‘namaz’olarak biliyorsunuz.İşte yanılgı buradadır.Biz kuranda salat yoktur demiyoruzki,kuranda namaz yoktur diyoruz.!!!!Var diyen beri gelsinde ispatlasın diyoruz.!!!Siz namazı kurana sokuyorsunuz sonrada ameli tevatürle izah ediyorsunuz.İşin garabeti buradadır.!!!Bu akdar tekrara yer veren Allah nasıl kılınacağına dair tek söz etmezmi?????Salatın namaz olmadığı,ne olduğu her ayetinde açıktır.!!!!Tevilede gerek yoktur.Gerçi sizin bildiğiniz te’vilde kuranı yorumlama anlamında değildir.!!!!
    Namaz pratiği hangi peygambere aittir???????Biliyorsanız lütfen…………???

    ‘Ceale’ile eş veya müteradıf anlamlımıdır???
    ‘’Ekamenin’’’Ceale’’anlamı varmıdır?????
    Örneğin kuranda geçtiği için bu örenekleri veriyorum:
    a)Duvarı kıldı
    b)Şehadeti kıldı
    c)Teraziyi kıldı
    d)Dini kıldı
    e)Tevrat ve incili kıldı
    f)Kendilerine indirilen ayetleri kıldı
    g)Yüzünü dine kıldı
    h)Yüzünüzü her mescidin yanında kıldı.cümlelerindeki’’kıldı’’fiili tam bir hüküm ifade ediyorlarmı sizce??????????????????????????????Ne kıldı?sorusunun cevabını içeriyormu bu cümleler????????????????????
    ‘’Ceale’’fiilinin geçtiği cümlelere bakın neyi ne kıldığı birlikte cümlede yer alır.Yani ‘ceale’’kıldı’fiili tek mefulle yetinmez.İikinci bir meful daha çıkar.Eğer ‘kıldı’anlamında kullanılmışsa örneğin:’ceale—(fiil)allahu—(fail) el ka’bete elbeyte el harame—(1.meful) kıyamen—(2.meful) linnasi.

    ‘ve iz cealne—(fiil-fail)elbeyte—(1.meful) mesabeten—(2.meful) linnasi ve emnen—(2.meful)
    Allah ‘’biz beyti kıldık’’devamını zikretmeye gerek yok.Verilmek istenen hüküm verilmiş olurmu???????’’Beyti kıldı’’ da ne kıldı????????????????sorusunu sorma ihtiyacında bırakıyor muhatabını.!!!!

    Bakın meal/çeviriler ‘salla=namaz kıldı,’’salli’’ye namaz kıl,’’yusalluna=namaz kılıyorlar anlamını vermişler.’’Salla-yusalli-salli-kipleri namaz kılmayı karşılıyorsa ‘’eqame essalateke’’’’yuqimune-yukimu/essalate’’eqim/eqimuuessalate’’demeye ne gerek var??????????????Allah neden bu ayrı iki ifadeyi kullansınki??????ikiside aynı şeyi ifade ediyorsa????????Lütfen fıkhı tevatür(yaygın anlayış)demeyin????

    Neden Allah şu namazı,bu namazı(sabah,öğlen,akşam,ikindi,yatsı,Cuma,sünnet,nafile,farz)2-3-5 vakit namaz kılın hiç demiyor?????????????????????????????????????????????
    Kimilerinin yaptığı gibi sizde namaz vakitlerini kimi ayetlerden çıkaranlardanmısınız??????????Siz günün hangi saatlerinde namazlarınızı kılıyorsunuz??Neye dayanarak???(Gerçi eğer kurandan çıkaranlara katılmıyorsanız ameli tevatürle meşhur 5 vakit demenizi bekliyorum.)
    Örneğin:11/114 ile 17/78-79 ayetlerinden 5 vakit çıkaranların görüşüne katılıyormusunuz bu ayetlerden???2-3-5 vakit çıkarılabilirmi???????çıkarılırsa doğru bulurmusunuz???????????

    (KURAN MERKEZLİ)Amel-i tevatür olan namazla ilgili en önemli sorum:
    Soru:Peygamber namaz kılmaya başladığı günden itibaren namazı hep aynı davranışları sergileyerek mi kıldı???Yani rekat diye ifade edilen her rekatı aynımı kıldı gayrımı?????????Kaç vakit,hangi hareketleri değişti???hangileri aynıydı hep??????Kaçar rekat olarak???2-3-5 farklı sayıdaki rekatlı namazlar hakkındaki görüşünüz nedir????????????????Sen namazları kaçar rekat kılıyorsun???????NİİÇİN?????

    SAYGILARIMLA

  124. SELAM SİZ GÜZEL KULLARI ÜZERİNE OLSUN…

    “KURANDA SALAT NAMAZMIDIR” BAŞLIKLI YAZIMIZA EKTİR:
    ÖNCEKİ YAZIMIZDA BELİRTTİĞİMİZ HUSUSLARI SALATI KURANIN BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE DEĞERLENDİREREK YAZDIM.SALATIN NE OLDUĞUNU BÜTÜN İLGİLİ AYETLERİ DEFALARCA OKUMUŞ YANYANA,ÜSTÜSTE KOYUP DÜŞÜNMÜŞ VE İNCELEMİŞİMDİR SADECE ONLARI DEĞİL,DOLAYLI,DOLAYSIZ İLGİLİ KAVRAMLARIDA.
    BİR KARDEŞİMİZİN “KIBLE VE SALAT SADECE 2/142-150 DE GEÇMİYOR,10/ 87DE DE KIBLE SALATLA BİRLİKTE YER ALIYOR.ONUN İÇİN BİR KONUYU ELE ALIRKEN KURANDAKİ İLGİLİ TÜM AYETLERİ İNCELEDİKTEN SONRA YAZMALI,UYARISINDA BULUNUYOR BUNDAN DOLAYIDA KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM.DEĞERLENDİRMELERİM,yıllardır kuranı kurandan öğrenmem için yaptığım çok ciddi çalışmalarımın bir semeresidir. Bu böyle biline.
    Ben bir konuda fikir beyan ederken,ilgili konuyu kuranın bütünlüğü içerisinde ele alıyorum. sadece bir veya birkaç ayetten hareketle bir fikir oluşturmuyorum. bazı ayetleri zikredip,diğerlerinden söz etmemiş olmam,bunlardan habersiz olduğum,bunları göz ardı ettiğim anlamına gelmemelidir.
    Önceki yazımda,2/142-143… de geçen “kıble”nin namazla bir ilişkisinin olmadığını söylemeye çalıştım.
    ”Kıble”nin asıl anlamı:üzerinde bulunulan hal,yol,istikamettir.Kıble daha sonra Mekke’deki meşhur yapıya özel isim olmuştur.Kuran işte bu Kıbleden hiç söz etmemektedir.İlgili ayetlerde bir kıbleden başka bir kıbleye,yani bir hal üzere olmaktan başka bir hal üzere olmaya,bir yol üzere bulunmaktan başka bir yol üzere üzerinde bulunmaya dönüşü anlatmaktadır diğer bir ifade ile kısaca,şirk üzere olmayı terk edip İslam üzere olmayı benimsemektir yani müminlerin,atalarının üzerinde bulunduğu şirk dinini (kıblelerini) terk edip Allah resülunun üzerinde bulunduğu dine (kıbleye) dönüşü ve Medine’ye hicreti ve Medine’deki Ehl-i kitap ve munafıkların onları nasıl karşılayacaklarını anlattığı gibi,zımnen DE ehl-i kitabın ve munafıkların başlarına çok geçmeden neler geleceğini;yani evlerinden bağ ve bahçelerinden sürülüp yerlerine alay ettikleri bu şerefli mumimlerin yerleşeceğini de ima ile anlatmaktadır.
    10/87: “biz Musa ve kardeşine :halkınız için şehirde birkaç ev oluşturun!(BU) evlerinizi kıble edip salatı ikame edin (“halkın vahiy ile bağlantılarını sağlayın kuran dersi yaparak)inananları müjdeleyin.!” bu ayette ki kıble muminlerin ders görecekleri kuran dersi alacakları belirlenen evlerdir. salat ise vahiye bağlılıktır.İkame-i salat’da ,inancı ayakta tutmaktır.
    Çok iyi bilinmeli ki , bütün peygamberlerin bir tek görevi vardır oda salat ve zekat görevidir 19/30-33:” Dedi ki şüphesiz ben Allah’ın kuluyum,bana Kitap-ı vererek beni peygamber kıldı.Ve olacağım her yerde beni mübarek(öğretmen) kılıp yaşadığım sürece salat ve zekatla beni görevlendirdi.” diyen İsa’nın örneğinde olduğu gibi.
    Kuranda “el-zekat” kavramı geçtiği bütün ayetlerde Vahiyin/Kitabın/Dinin yaklaşık 55 ayrı isimlerindenden biridir.zekat , asıl anlamı saf,temiz,doğru,dürüst… anlamına gelir. “ Zekatı vermek”, saf,temiz,doğru,dürüst olan vahiyi vermektir yani vahiy olduğu gibi hiç birşeyi başkasına ait hiçbir sözü(Peygamberde dahil) karıştırmadan,bulaştırmadan olduğu gibi sunmaktır.

    SAYGILARIMLA..

  125. Selam dostlar..
    Aşağıdaki yazı,daha önce yazdıklarımla ilgili,hem okuyucuların sorularına cevap teşkil etsin,hemde daha detaylı bir şekilde,salatı anlamalarını sağlamak için yazılmıştır.

    Evvela şunu iyi kavramak lazım:
    İkame(ekame-yukimu-ikameten)fiilinin–’’kılmak,yapmak,etmek’’ gibi bir anlamı yoktur.Zaten kuranda geçtiği hiçbir ayette bu anlamda kullanılmamıştır.Bu anlamda (ceale)fiili kullanılmıştır.
    Örnek: 2/143—‘’ cealnakmüm-(fiil-fail-meful) ümmetev-(meful)- vesetal(sıfat)’’cümlesi –‘’Biz sizi üstün bir toplum kıldık.’’ Ceale fiili genelde iki mefule gereksinim duyar.Yukarıdaki cümlede de 1.meful’’sizi’’ 2.mefulde’’ümmettir’’.’’vasaten’’de sıfatıdır 2.mefulun.

    ‘İkame fiili’ sadece ‘Essalat’ile kullanılmamış.Ali umuça yönelik cevabı yazımda belirttiğim gibi,(18/7):’Duvarı ikame etti’—(5/66):’Tevratı,incili yani kendilerine indirileni’’İkame etselerdi’’.Yine (5/67):’Siz bir şey üzere değilsiniz,tevratı ve incili ikame etmeyinceye kadar’’

    Ayrıca(2/229-230,18/105,10/105,30/30,30/34,7/29,42/13,55/9,65/2, ayetlerine bakın.!!!!
    Tevratı,incili,ayetleri ikameden ne anlıyorsan,salatı ikame etmekten onu anlamalısın.Yine kendini(yüzünü diye çevirdikleri)Din’e ikameden ne anlıyorsan(ki,kendini dine uyarla,onu doğrult)demektir.!!!

    Diğer bir ifade ile(Dini kendine uydurma)anlamınıda zımnen içermektedir.
    Kuranda salat namaz değildir diyoruz.Kuranda namaz yoktur veya vardır diyenin bunu kurandan ispatını yapması gerekir.İspat vardır iddiasında bulunana düşer.Yok diyenden ispat istenmez.Çünkü yokun ispatı yapılamaz.Örneğin ‘Allah yoktur’’diyenden ispat et hadi denmez.Vardır diyenin ispat etmesi gerekir.Yine,’’ben çalmadım’’diyene,sen çalmadıysan ispat et öyleyse denemez.’’sen çaldın diyenin ispat etmesi gerekir.Düşüne biliyormusunuz hakim böyle bir metodla sorgularsa zanlıyı,durum facia olur.Sokakta yakalanıp hakim huzuruna çıkarılan herkes,bu sorgulama sonunda mahkum olması kaçınılmazdır.Bunu tek yolu vardır.Suçsuzluğunu ispat için oda gerçek suçluyu bulmasıdır.
    Bugün fotoğrafını,çok net kılmakla çizdiğimiz namazı,kuran ya bütün çizgileriyle net bir şekilde çizerek ortaya koyar,sonrada işte namaz budur der;yada kurandan önceki vahiylerde bu namazın fotoğrafı çizilmiştir de,muhatapları tarafından bilindiği için,yeniden anlatmayı fuzuli bulur.
    Bugün görsel olarak herkesin gördüğü,şekli bütün çizgileritle belli olan namazı,hiçbir allahın kulu,kurandan çıkaramaz.Eğer kafasında bu şekil olmadan kuranı binlerce defa okusada namazın esamesinin yanındanda geçemez,bu böyle biline…!!!

    İkincisine gelince,kurandan önceki vahiylerden de böyle şekilli bir namazdan hiç söz edilmiyor.Ne ibrahimin,ne şuaybın,ne musanın,nede isanın namazını kuranda göremediğimiz gibi,muharref Tevrat ve incilde de rastlayamıyoruz.Salatın sözlük anlamı önemlidir.(75/31)de (Fela saddeka ve la salla.) 32.de’’Ve lakin kezzebe ve tevella’’—(Tasdik etmedi,salatada bulunmadı.Ama yalanladı ve sırt çevirdi.)Bu ayetlerde’’saddaka’’nın karşııtı’’kezzebe’’,’’sallanın’’zıddıda ‘’tevelladır’’.Tevellanın anlamı ne ise ‘’salla’’onun zıddıdır.
    Burada ‘’la salla’’olumsuz kullanılmıştır.Böylece ‘’tevella’’ ile eş anlamlıdır.’’Tevella’’ yüz çevirdi,döndü,sırt çevirdi,karşı çıktı,bağlantı kurmadı,ilgilenmedi,reddetti,kısaca dinleyip iman etmedi demektir.
    ‘’salla’’da kısaca dinledi,doğruladı/iman etti demektir.
    (33/57) de:’’Allah ve melekleri nebiye salat ederler(yani vahiy ederek onunla bağlantıya geçerler.)Ey mü’minler sizde ona salat edin(yani onunla vahiyle bağlantıya geçin demektir.Ondan Allahın ona vahyettiklerini dinleyin onlara iman edin demektir.)

    (9/84)de:( Münafıklarla ilgilidir)’’onlardan ölen biriyle salata bulunma,yani kabri üzerinde durma’’derken,münafıklarla bütün ilişkinin kesilmesi istenmektedir.Ölüsündende ilişkiyi kopar diyerek,onlarla olan tüm bağların kopmasını istemektedir ayet.Çünkü onlar Allaha ,resulüne küfr etmiş ve dinden,imandan çıkmış ölmüşlerdir.

    (9/103)te de:münafıklara aldanıp onlarla beraber savaşa gitmemiş(bahane uydurup) kimi hatalı mü’minlerin hatalarını anlayıp,pişman olmuşlar ve kendilerini affettirmek için gece gündüz Allaha yalvarmışlardı.Çünkü münafıklarla birlikte bunlarlada resul ve mü’minler bağlarını koparmışlardır.Allah bunların tevbesini kabul edip,peygambere hitaben (9/192 ve 193)te’’Allah onların tevbesini kabul etti.Onların mallarından,onunla onları iyice temizleyip arındırman için,bir vergi al(sadaka)ve onlara salata bulun.(yani yeniden onlarla bağlantıyı sağla).Çünkü senin onlara salatın(bağlantın/ilgi alakan)onlara huzur verecektir.Ayetten şunları anlıyoruz,onların verdikleri sadakalarını,yeniden kabul etmekle Allah resulü onlarla kopardığı bağı tekrar bağlamış ve onların iman üzere oldukları yeniden onaylamış olmakla,onların diğer münafıklar gibi tamamen dinin dışına çıkmadıklarını,aralarına yeniden kabul edildiklerini,onlara söylemiş oldu.Böylece bizde kafir olduk,helak olduk sıkıntısından kurtuldular,huzura kavuştular.

    Şimdi salatın kuran dersi olduğunu destekleyen kuran ayetleri üzerinde duralım:
    (4/101-103)te anlatılan salatın,çok net olarak kuran dersi olduğu ortaya konmaktadır,şöyleki:güvenlik açısından rasül,beraberindeki mü’minleri iki grup halinde derse alıyor.Birinci grup dersteyken ikinci grup nöbet bekliyor.Birinci grup peygamber tarafından kendilerine öğretilen kuran ayetlerini,anlayıp,kavrayıp kabullendiklerinde(fesecedu)ikinci grupla yer değişiyorlar.İkinci grupta aynı derse tabi tutuluyor ve ayet böylece sona eriyor.İkinci grubun secdesinden söz edilmiyor ama anlıyoruzki,onlarda aynı dersi,kavrayıp kabul ettikten sonra,ders sona eriyor.
    Dikkat edilmesi gereken bir husus (4/101)ayette,muhatap mü’minlerdir:’’Ey mü’minler,eğer kafirlerin size bir baskında bulunacağı duyumunu alırsanız,sefere çıktığınızda (aranızda peygamber olmadan)salattan,geri kalmanızda size bir vebal yoktur.(Buradaki salattan kasıt,resule gelecek vahiyleri öğrenmekten geri kalmaları endişesi taşıdıkalrı için böyle bir uyarı yapılmıştır.)
    (4/102)ayette ise muhatap doğrudan resul olup’’sen içlerinde bulunursan…’’şeklinde başlıyor ve onlara salatı(kuran dersini)nasıl icra edeceği,(güvenliği elden bırakmadan)öğretiliyor.Her iki gurubada silahlarını yanlarından ayırmamalarını ve devamlı teyekkuz halde bulunmaları uyarısıda,defaatlen yapılıyor.
    Dikkatlerinizi önemli bir hususa daha çekmek istiyorum: (4/102).ayette,yine peygambere hitaben:’’…onlar secde ettiklerinde öteye geçsinler…’’derken peygamberin secdesini,içine katmıyor.Yani ‘’…secde ettiğinizde….’’demiyor.Peygamberinde onlarla birlikte secde etmesi,söz konusu değildir.Çünkü öğretmen,öğrencilerine ders verirken;anladınızmı,kabul ettinizmi?diye sorar,onlarda evet anladık ve kabul ettik diyerek secde etmiş olurlar.Öğretmeninde onlarla beraber,(anladım,kabul ettim)demesi son derece abes olur.
    (4/103)ayette ise’’salatı(dersi)bitirdiğinizde(yani ders sona erdiğinde)Allahı(öğrendiklerinizi)ister ayakta olun,ister oturmuş,ister uzanmış olun,zikredin/tekrarlayın,unutmayın.Yani bulunduğunuz her durumda.!Burada bitirilenin ders olduğu,namaz olduğu,aklını kullananlar anlarlar.(zamanla anlayacaklar)!Namaz zaten allahı zikir değilmidirki,(namazdan sonra allahı zikr edin)densin?!Kaldıki kısaltılmış bir namaz için cemaati iki guruba ayırmaya bile gerek yoktur.Çünkü namaz en kısa şekliyle kılıncaktır.Etrafa birkaç gözcü(önemli noktalara)dikerek hep birlikte namaz kılınabilir.Yada,mademki olağanüstü hal vardır,askerlere denilirki herkes ferden ferda yada guruplar halinde en kısa zamanda,en çabuk şekilde namazlarınızı kılın.!Namaz ferden kılınabilen bir eylem değimlidir?!Mademki öğretmek ve öğrenmek söz konusu değildir,yapılması gereken namaz bu olmalıdır.Ama salat öğretim işi olunca,ne kadar süreceğini önceden kestirmek mümkün değildir.Bunu süresi öğretilecek dersin uzunluğuna,kolay veya zorluğuna birde öğrencilerin geç veya erken anlamalarına bağlıdır.Ders uzun olabileceği gibi daha iyi kavratmak için çok tekrarda gerektirebilir.Onun içindirki,olağanüstü halde öğrenciler,iki sınıfa ayırmak suretiyle ders yapılmaktadır.!!!

    (62/10):’’Salat bitince işinize dağılın…!’’ayetindeki salatın,kuran öğrenimi olduğunu akıl sahipleri anlarlar.!!Hem namaz için ne diye insanları topluyorsunuzki herkes bulunduğu yerde,namazını kılamazmı????Beraber eğilip,kalkmalarında ne hikmet vardır???!Örneğin:Hep beraber yemişiz yada aynı yemeği ayrı ayrı yemişiz ne fark eder.?önemli olan karın doyurmak değimlidir???!!!!

    (46/29)ayetindeki’’…biten’’şeyde kuran dersidir,kuran okumasıdır.Medineden gelen (cin)denilen gurup peygamberden,kuran dinliyor,öğrenme işi bitincede halklarına birer uyarıcı olarak dönüyorlar.

    (17/110)da’’Salatında sesini çok yükseltme,onu gizleme de ,ikisi arası bir yol izle.’’ayetindeki salat,namazmıdır??????!!Namaz ise neden sesini yükseltmeyecek yada alçatmayacaksın???Namazında muhatabın kimdir?elbette Allah.Allah yüksek sesten rahatsızmı oluyor,alçak seside duymuyormu??????!!!Yoksa bu uyarı senin açındanmı gereklidir???Sen yüksek sesle yada alçak sesle,okuduğunda ne okuduğunu bilmiyormusun???Ondanmı sana bu uyarı yapılıyor???Bunun bir ders olduğunu anlamak için daha ne diyelim.!!!!!!!!!!!!!!Burada bir okuyan(öğreten)birde dinleyen(öğrenen)vardır.Onun için ses ayarı önemlidir.!!Derstekilerin rahat duyabileceği,yumuşak ,tatlı bir ses tonu ile,okumalı sesi dışarıya taşıracak kadar/duyuracak kadar yükseltmemeli.!!!Bu ayar bunu içindir.!!!

    (2/238-239)ayetlerini,çok dikkatli okuyup anlamalıyız.!
    Ayet şöyle’’Salatlara devam edin,yani en iyi şekilde salata devam edin.Allahın dediklerine,içtenlikle kulak verin.Eğer bir çekinceniz varsa,yayan yada binek üzerinde salatta bulunun.Allahı zikredin nitekim o,size bilmediklerinizi öğretmiştir.’’Bu ayet salata katılanlara,(konuşmayın,susun,dinleyin)diyor.Çünkü münafıklarda derste olup birbirleriyle konuşup kuranı dinlememektedirler.
    Nitekim (7/204)te bu duruma değinilmektedir:’’Kuran okunduğunda onu dinleyin ve susun…’’uyarısı yapılıyor.!!

    (4/142)ve (9/154)te münafıkların salata istemiyerek gidip geldikleri,ele alınıyor.Buralarda eğer salat namaz ise ki namaz evdede kılınır!Ne diye istemeye istemeye namaza gitsinlerki???!!(4/142)’’ İnnel münafikiyne yühadiunellahe ve hüve hadiuhüm ve iza kamu iles salati kamu küsala yüraunen nase ve la yezkürunellahe illa kalila ‘’ayetindeki (kamu ila )kalkmak olmayıp,gitmek anlamındadır.Salat peygamberin bulunduğu yerde icra edilmektedir.Onun için Münafıklar,kerhende olsa gitmek zorunda sayıyorlar kendilerini.!!!Ama gitmeklede amaçları mü’minleri aldatmaktır.Ayetin başında Allah mü’minlere yönelik aldatmayı nefsine yapılmş bir aldatma olarak ele alır.

    Namazın olmasa olmazları rüku ve secdedir.Yani biri belden eğilmek diğeride yere kapanmaktır.Rüku ve secde’nin geçtiği ayetlerin hiçbirinde bu anlam da kullanılmamıştır.Rüku, (77/48-ve 50.)ayetlerde secdede (84/21-22.)ayetlerinde ne anlama geldikleri zıtları yada müteradifleri birlikte verilerek açıklanmıştır.

    Salat vahye bağlılıktır,dindir,imandır.Bunu sağlanmasının tek yoluda öğretmek ve öğrenmekten geçer.Aksi takdirde kuranla bağlantı kurulmamaış olur.!!!Kuran ile bağlantıyı kurmakta tek başına yeterli olmayıp bunu devamlı kılmakta gereklidir.!!Şirk batağından çıkmak ve bir dahada düşmemek için salatın sürekli olması gerekir.Salattan kopulduğunda müşrik olmak,kaçınılmazdır.!
    (30/31)de:’’Salatı ikame edinde müşrüklerden olmayın’’ayetini iyi düşünmek gerek.!!!!!!!!!!!!

    Namaz insanı şirkten koruyabilirmi?Belki gerçek namaz koruyabilir diyebilirsiniz.Ama,gerçek namazın ne olduğunu açıklayabilene rastlayamadım.!Herkes namazının gerçek namaz olduğu kanısındadır.!!!Hangi gerçek namaz size Şirki ,fahşayı ve münkeri anlatıyor???Size bunları tanıma bilinci aşılıoyr???Namazın böyle bir gücünün olduğu düşünülebilirmi???Ancak ayakta dimdik tutulan hayatın içinde canlı bulundurulan din-iman,kuran bilinci öylemidir???!!(İman gücü)özdeyişini düşün.!!!Ne yazıkki din-iman namaza dönüştürülmüştür.Onun için namazcıların kahhar ekseriyetinin,şirkinden fuhşundan ve kerahatından geçilmiyor.!!!!!!

    (8/35)deki (Ve ma kane salatühüm indel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun)elmalı örjinal mealinden veriyorum örnek olarak: Beytin huzurunda namazları ise ıslık çalıb el çırpmaktan başka bir şey değil, o halde küfr-ü küfranınızdan dolayı tadın azâbı’’
    Birde mevdudi den aynı ayeti yorumuna bakalım:’’ Onların, Beyt(-i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. Artık küfretmekte olduklarınız dolayısıyla tadın azabı.’’
    Edip yükselin mealine bakalım:’’Kabedeki namazları hile ve men etmekten başka bir şey değil,inkarınızdan dolayı azabı tadın.’’
    Bütün mealler aşağı yukarı aynı anlamı vermişler.(EL-BEYTE)Ka’be demişler,müşriklerin namazından bahisle,ıslık ve alkıştır demişler edipin dışında.!!!Edip ise ıslık ve alkış yerine hile ve men etme diyerek ipin ucunu yakalamış ancak (el-beyte)ka’be diyerek de ipin ucunu yeniden kaybetmiştir.!!! )))
    Bütün mealciler bu ayetin vermek istediğini,anlamamışlar semtine bile uğramamışlardır.!!!B meallerdeki anlama baktığımızda acaba Allah ne demek istiyor??!!demekten alamıyor kendini.!!!!!
    Namazı alkış ve ıslıktan bilen müşrikleri,namaza gelin dediğiniz zaman ıslıklamaya,alkışlamaya gelin demek olmuyormu????!!!
    (8/35)in bizce doğru anlamı şudur:’’Onların elbeyt le bağlantıları ıslık,ve alkışla onu protesto edip engellemekten başkası değildir.’’Bu ayeti biraz açalım.!!Ayetteki(el-beyt)ev,vahyin evi olup,resulü ,resuldeki vahiy için kullanılmıştır.!!!’’ Müka’’ ve ‘’tasdiye’’ifadeleri engelleme anlamında kullanılmıştır.!Tasdiye,alkış anlamı yanında engelleme,taarruz(saldırı)anlamlarınıda içerir.Resül,ne zaman vahyi okusa/iletse/beyan etse üzerine çullanırlardı.!!!!!!!!Onu engellemek için…!!!Islık ve alkış engellemeden kinayedir.!!!Yani peygamberi konuşturmuyorlar,başkalarınında onu dinlemerine engel oluyorlardı.Mekkenin azılı müşrikleri.!!!!!Eğer meallerin çevirdiği gibi(el-beyt)mekkedeki ka’be dedikleri yapı,ise Namaz sadece ka’bede kılınabilir.!!!Ayetten bu anlaşılır.İsterseniz ibrahimin zürriyetinden bir kısmını,’’namaz kılmak için Allahın beytinin yanına yerleştirdiği….’’ayet meali ile bağlantı kurun bakın benim dediğim çıkmıyormu???!!!

    (5/55-58)arasındaki ayetleri çok dikkatli okunmasını tavsiye ediyorum sayın okuyucularıma.!!(55.)ayette sizin veliniz(müttefikiniz)Allah,resulü ve salatı(dini-imanı-kuran ile bağlantıyı)icra eden ve böylece zekatı (saf,temiz,katıksız,doğru dürüst islamı)verenlerdir ancak.Kendileride,boyun eğdikleri,inandıkları halde.( ve hüm rakiun)Dikkat edin salat ve zekat görevini icra eden müminlerin hepsi olmayıp onlardan bununla görevli özel yetişmiş mü’minlerdir.!!!Her mü’min salatı ikame edemez.!!!!!!!!!!!!!(57.)ayette’’’…dininizi/inancınızı hafife/dalgaya alanları veli/müttefik edinmeyin.’’(58.)de ise’’’salata(dine,imana)çağırdığınız zaman,onu(salaltı)dalgaya aldılar.’’’Dikkat edin bu ayetlerde dalgaya aldıkları biri (ed-din)diğeride(essalat)dır.Buda bize es-salat ile ed-dinin aynı olduğunu gösterir.
    (6/162).ayetindeki (Salat)ında Din olduğunu biraz edersek anlarız.!!!Bu ayetin birkaç ayet öncesinden konu bağlantısını koparmamak için okumakta fayda vardır.!!Yani (159-163 e kadar)
    6/162’nin anlamı:’’’ Kul inne salati ve nüsüki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil alemin’’’ Deki:Benim salatım(dinim-inancım)ve nüsukum(bağlı olduğum ilkeler),hayatım ve ölümüm(hepsi)insanların rabbi Allaha aittir.’’’Klasik meal kitaplarında ise,bu ayetin anlamı şöyle verilmiştir.Örnek olarak Elmalılı meali verelim ‘’’ Benim, de: cidden namazım, ıbadetlerim, hayatım, mematım hep rabbül’âlemîn olan Allâh içindir.’’’
    Tüm meallerin verdikleri bir aşağı bir yukarı buna benzerdir.Biraz düşünelim!!!Allahın senin namazına,ibadetlerine,hayatına ve ölümüne ne ihtiyacı olabilirki?????????!!!!!Halbuki ayet şunu söylüyor.BENİM BU İNANCIM ALLAHA AİTTİR,BU İNANCI BANA O VERMİŞTİR.
    Uymam gereken kurallarda ona aittir.Hayatım ve ölümümde aynen ona ait olduğu gibi.Ayrıca zımnende şunu söylüyor.Kimse beni bundan alıkoyamaz koyamıyacaktırda.!!!!!!!!!!Engel olamaz olamıyacaktır.!!!Allah bu görevi sonuna ulaştırıncaya kadar beni yaşatacaktır.Kimse Allahın dinini yarıda kesmek üzere beni öldüremiyecektir.!!!!!!!!!!!!!
    ‘’Benim namazım Allah içindir.Ben Allah için namaz kılıyorum…’’demek ne kadar gülünçtür.!!!Allahın,senin namazına ne gibi ihtiyacı vardır???!!!

    Vesselamu ala menittebeal HÜDA.Dedikten sonra salatın iki anlamını Arapça olarak verip ehlinin anlayışına bırakalım.!!!!!!!!
    a)Essala(masdar)çoğulu salavat ve Asla’:vesatuzzahri minelinsani ve min kulli zi erbain.
    b)Essalat-çoğulu salavat ev essalat(bilvavi):İrtifaul akli ilallahi likeynescude lehu ve neşkurehu ve natlube maunetehu.

  126. selam ali aksoy…
    Her nekadar hanif dostlarda bunu yazmış olsamda cevap olarak bazı kardeşlerimizinde faydalanmasını istediğimden burayada asıyorum

    Abdest ayeti dediğiniz ayet medenidir.Hernekadar siz ayırım gözetmiyorsanızda.!Üstelik en son inen surelerden maide suresinde yer almaktadır.Bu ayet mü’minlerin özellikle maddi manevi temizliğe riayet etmiyenlerin münafıklar gibi.!!Temizlenerek salata gelmelerini emretmektedir.Her mü’minin her salata gelişinde abdest almasını önermiyor bizce!!!Bunuda 22 yıldan beri mekkede ve medinede icra edilen abdestsiz salattan anlıyoruz.Ayrıca ibrahim,musa,isa ….vs peygamberlerin abdestindende hiç sözetmemesinden!!!!Mekkede oluşan çekirdek islam toplumu(mü’min tolumu )her yönüyle son derece temiz berrak olduklarından onlara böyle bir uyarıda bulunma gereği duyulmamaıştır!!Ancak medinede müslümanlar özellikle fetihten sonra imanın tadına varmadan kitleler halinde teslim olmuş ve üzerlerindeki maddi kafalarındaki manevi kkirleriyle salata gelmişlerdir.Bu uyarı bunlaradır.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!Şuna diikkatinizi çekmek istiyoruz.Kuranda sık sık kullanılan(vech,vücuh ile eydi:yüz,yüzler ve eller ifadeleri organ anlamında kullanılmaktadır.Allahın yüzü kendisi!!İnsanın yüzü kendisi,insanın elleri (çoğul)olarak yine kendisi demektir.Bu kelimelerin geçtiği ayetleri okurken bunu göz önünde bulundurmak lazım.Daha iyi anlamak için.!!!

    Kuranda vusta,evsat ,vasat ifadeleri seçkin hayırlı üstün en iyi anlamlarında kullanılmıştır.ilgili ayetlere bakıla…!!!!

    Kuranda kitaben mevkuta ve salatil fecri ile salatul işa dışındaki zaman bildiren tüm ayetler mekke döneminde inmiştir.Bu ayetlerde geçen (güneş doğmadan önce),(güneş batmadan önce),güneşin batışından,gece karanlığına dek,gündüzün etrafında(saatlerinde)gecenin anlarında,gündüzün iki ucunda ve gecenin zülüflerinde,şeklindeki tüm ifadeler gece ve gündüzü içermektedir.Güneş doğmadan önce geceyi,batmadan öncede gündüzü kastetmektedir.Kuranda zıt iki uç devamlı hepsi anlamındadır.Mesela bizdede sabah akşam dediğimizdede her zamanı kastettiğimiz gibi.

    Medinede kontrol(hakimiyet)artık müslümanlarda olduğu için salatlar belli vakitlere bağlanmış olma ihtimali büyüktür.!!!Salatul fecr ve salatul işa dan bunu anlayabiliriz.Birincisi günün ilk salatının ikinciside yatmadan önce son salata isim olmuştur.Bu ikisi arasında başka salatlarda yok demek değildir.!!!

    Sure ve ayetlerin mekki ve medeni oluşlarını işledikleri konulardan anlayabilmekteyiz.!!Örneğin (cin)ifadesi medeni surelerde hiç kullanılmamaıştır.!Çünkü mekkeliler mekkeli olmayanlara cin diyordu.!Peygamberle görüşen cin denilen insanlar medineli yahudi ve araplardı.!!!İkinci örenk;sadaka ve sadakat ifadeleri hepsi medeni surelerde yer almaktadır.Çünkü maliş vergi oaln sadaka(vergi) medinede konmuştur.Ama zekat kavramı iddia edildiği gibi mali bir vergi olmayıp vahyin diğer bir ifade şekli olduğundan hem mekki hemde medeni ayetlerde sıkça yer almaktadır salatla birlikte.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!Başka örnekleride vardır buna benzer.!!!

    Muhabbetle ali aksoy kardeşim

  127. Sayın Toprakerdem Beyfendi
    Merhabalar,

    Size bir soru…
    İslam dini nasıl yaşanmalı ve bu dinin temel çerçevesi içerisinde köşeleri sağlamlaştırmak için kullanılan harç malzemeleri neler olmalı…

    Selam ve saygılarımla..

  128. Selam Asude hanım…

    (2/125),Allah beyti(dini)insanlar için sığınak ve güvence yaptığını,İbrahim ve ismailden beytini(dinini)gelecek içinde yer alacak,kabul edip itaat edecek (ruku-secde edecek)ler için tertemiz tutmaları sözünü aldığını söylüyor.Bizdende ibrahimin makamı(konumu)ile bağlantıya geçmemizi istiyor.İbrahimden dolayısıyla da bizden istenen Allahın dinine şirki bulaştırmamaktır.Bunu elbette hiçbir resul-nebi yapmaz/yapamaz.Ancak bu dine gelecek/gireceklerin şirkine dikkat çekiliyor;onların şirkini bu tertemiz inanca karıştırmamamız isteniyor bizden.Günümüze gelene dek imamların(!)alimlerin(!)mezheplerin,tarikatların,meşayihin,üstadların ,rivayetlerin oluşturduğu anlayışları(fıkıh-hadis adı altında)size verdiğim tertemiz inancıma bulaştırmayın diyor bize göre..!!!!

    Sayın asude hanım islam dinine bence bu pencereden bakarsak tüm soru işaretleride kalkacaktır.
    saygılarımla

  129. SELAM ARKADAŞLAR….

    13/15 DEKİ;

    (YESCUD)İFADESİ,YARATILANLARIN ALLAHIN İRADESİNE,YANİ ONUN KENDİ BÜNYELERİNDE VE İÇİNDE YER ALDIKLARI ÇEVREDE,ALEMDE,GEÇERLİ KILDIĞI TABİİ İLKE VE YASALARA MUTLAK MANADA BAĞLI OLDUKLARINI DİLE GETİREN MECAZİ BİR İFADEDİR.

    16/48 DEKİ;SECDE YARATILMIŞ CANLI CANSIZ HERŞEYİN ALLAHA KARŞI YADA ALLAHIN KOYDUĞU DOĞAL YASALARA KARŞI FITRİ,İÇSEL BOYUN EĞMİŞLİĞİNİ DİLE GETİREN SEMBOLİK BİR İFADEDİR.

    22/18 DEKİ SECDE İSE;EVRENDE VAR OLAN HERŞEYİN/HERKESİN İSTEYEREK YADA ZORUNLU OLARAK ALLAHIN KUDRET VE YÜCELİĞİ ÖNÜNDE SECDE ETMESİNE RAĞMEN,İNSANLARIN HEPSİNİN BU EYLEMİ BİLİNÇLİ OLARAK YAPMADIĞI HUSUSUDUR.!!!

    48/29 DEKİ SÜCUD;BURADA İNANCIN KALBEN İFASINI TEMSİL EDERKEN SECDE”İZLERİ”,İMANIN İNANANLARIN HAYAT TARZINDAKİ VE HATTA DIŞ GÖRÜNÜŞÜNDEKİ YANSIMASINI GÖSTERİR.”YÜZ”İNSAN KİŞİLİĞİNİN EN ANLAMLI PARÇASI OLDUĞUNDAN,KURANDA ÇOĞU KEZ KİŞİNİN”TÜM BENLİĞ”ANLAMINDA KULLANILMIŞTIR.!!!!

    84/21: Böyleyken onlar acaba neden imana gelmezler? Onlar kendilerine KURAN OKUNUNCA SECDE DE ETMEZLER. AKSİNE, KÂFİRLER YALANLIYORLAR.

    Kuran her okunduğunda muhatabın secde etmesi için mi inmiştir? Ayette “secde etmek”(saygı göstermek) yalanlamanın zıttına konmuş.!!!

  130. Sayın Toprakerdem Beyfendi;

    Merhaba

    Size yöneltmiş olduğum soruya vermiş olduğunuz cevap için öncelikle teşekkür etmek isterim…
    Cevap verirken kullanmış olduğunuz üslup için ayrıca teşekkür ederim…

    Anlattıklarınıza katılıyorum ve hertürlü şirkten Rabbim bizleri uzak tutsun ve o günahla bilerek ya da bilmeyerek bulaştığımız yollar olmuşsa bizleri affetsin demek istiyorum…

    Sayın ToprakErdem bey,
    Yazılarınızı dikkatle takip ediyor ve belirttiğiniz ölçülere kavram çalışmalarının açıklamalarını da katarak Rabbim’in benden istediklerini zihnimi bulandırmadan yapmaya gayret ediyorum…!!!

    Saygılarımla,

  131. Selam kardeşler…

    En çok yanlış çevirilen ayetlerden biride bize göre 22/39-40’dır.

    Ayeti daha anlaşılır anlamıyla çeviriyorum.Bir önceki ayet 22/39-40:’’Zulme uğramış olmaları sebebiyle kendilerine savaş açılanlara savaşma izni verilmiştir.Ve muhakkak Allah onlara yardım edecektir.Bunlar rabbimiz yalnız Allahtır dedikleri için haksız şekilde yurtlarından çaıkarılanlardır.Eğer Allah kimi insanlarla,kimilerini devre dışı bırakmasaydı Allahın içinde çok anıldığı/anılacağı savami,biya,salavat,ve mescid yıkılırdı/enkaza dönerdi.’’

    Bu ayetlerden kuran bütünlüğünde anladığım şudur:

    Mü’minler,sadece Allah dedikleri yani yalnız Allaha,Allahın dediğine inanıp davet ettikleri,soydaşları olan müşrikler gibi Allahla birlikte diğer ilahlarını/atalarının söylemlerini de kabul etmediklerinden ,yurtlarından çıkarılmışlar,Allah da mü’minleri güçlendirmiş,onları imanları gereği yüreklendirmiş(onlara yardım etmiş ve imanları üzere kaldıkları sürecede yardım edeceğine söz vererek zalim kafirlerle savaşmalarını istemiştir.

    İşte bu mü’minlerin eliyle Allah,bu zalim müşrikleri devre dışı bırakacağını söylüyor.Onlar vasıtasıyla mescidslerin harabeye dönüşmesini önlüyor.

    Benim kişisel anlayışım,ayette söz edilen,’’savami’’,’’biya’’,’’salavat’’ve ‘’mesacid’’ tabirlerinin dördününde anlamı bir olup bundan kasıt,her devirde inanmış ataların inancını terk etmiş yalnız Allaha çağırmış mü’minlerin kalbleridir/mü’minlerdir.

    Eğer Allah,inananlara savaşma izni verip,onlara yardım edip bu saldırgan zalimleri defetmezse inanacak kimse olmaz,bütün kalpler enkaza döner.!!!!!!!!

    Eğer diğerleri gibi anlarsam,Allahı,yalancı çıkarmış olurum.Çünkü her inancın mensupları,diğer inançtakilerin mabetlerini yıkmışlar/yıkıyorlar/yıkacaklarda..!!!

    Günümüzde de bunu gözlerimizle hep müşahade etmekteyiz.Tarihtede bu böyle olmuştur.Üstelik aynı inanca sahip olduklarını iddia eden farklı mezhep mensupları dahi birbirlerinin camilerini(mescidlerini)yıkmışlardır tarihte,(şafi ve Hanefilerin yaptıklarını hatırlayalım)Günümüzde de Sünni ve Şiilerin birbirlerinin camilerini yıktıkları gibi.!!!Irak şehrinde bunların görüntülerini hergün izlemiyormuyuz??Amerikalıların(hristiyanların)yıktıkları şurda dursun.!!

    Gerçekte bu mabetlerde,çokça Allahın adı(otoritesi)mi anılıyor??,yoksa tağutun adımı??Allah aşkına ‘’Allah Allah demekle Allahmı zikrediliyor

  132. SeLAM Asude Hanım…

    Asıl ben size önyargılarınızdan kurtularak okuyup,değerlendirip öyle soru sorduğunuz için teşekkür ediyorum..

    sağlıcakla ve esenlikle kalın

  133. selam değerli arkadaşlar…

    KIBLE DEĞİŞİKLİĞİ DİN DEĞİŞİKLİĞİ, SALÂT DA DİNDİR!

    Sevgili Kur’ân inananları; ben Kur’ân’ ı tek başına yeterli buluyorum. Ancak anlamada kendi payıma aynı derecede yeterli bulmuyorum. Çünkü bire bir aradaki uzun zaman, mekân ve dil buna engel olmaktadır. Bu nedenle Kur’ân’ la anlamada güçlük çektiğim âyetleri anlamak için başta lügatler ( Arapça-Türkçe ) olmak üzere imkan dahilinde Arapça – Türkçe tefsirlerden de yararlanıyorum. Genelde Kur’ân’ daki tekrarlar anlamada büyük rol oynuyor; ancak kimi âyetlerde de bazı kelimeler Kur’ân’ da sadece bir defa geçtiğinden onları Kur’ân’ dan anlamaya zaman zaman güçlük çekiyorum. Âyetlerin Mekkî – Medenîa oluşuna da önem veriyorum. Bu tesbite de çok az farkla katılıyorum. Çünkü vahiyler devamlı hayatın içine iniyordu. Mekke’ de inen âyetler; mü’minleri imanla donatan âyetlerdir. Farklı algılayan mü’minler Mekke’ de yoktur. Mekke’ de oluşan çekirdek mü’min grup Allah tarafından seçilmiş önemli şahsiyetlerden oluşmuştur. Allah bunları diğer insanlara şüheda olsunlar diye üstün bir ümmet yaptığını birkaç kez Kur’ân’ da zikretmiştir. “ Küntüm hayra ümmetin”, “ Ve ce’alnâküm ümmeten vasaten” gibi…

    Çok ilginçtir namazın, hadis külliyatında da nasıl kılınacağı anlatılmamıştır. En meşhur hadis “ Namazı benim namaz kıldığımı gördüğünüz gibi kılın” hadisidir. Namazcılar delil olarak hep bu hadisi sunarlar. İyi de devamlı kendisiyle kılanlara bunu neden desin ki ! herhâlde bunu benim için söylememiştir. Ben onun namaz kıldığını nasıl görebilirim. Namazın kılınışı daha sonraki fıkıh ve ilmihal kitaplarında yer almıştır.

    Namazcılar, namazın ne zaman farz kılındığı konusunda dahi görüş birliğine varmış değillerdir. Çoğunluk Medine döneminin ikinci senesinde farz kılındığına, önemli bir kısmı Mekke’ de miraçta farz kılındığına inanmaktadır. Âyetlerin meâl ve tefsirlerine bakılırsa vahiyle birlikte farz kılındığı görülmesi gerekir, eğer salât namazsa.

    Tekrar söylüyorum Kur’ân’ da namazın yokluğunu iddiâ ettiğim için bunun isbâtı benden istenemez. “İsbât vardır, iddia edenedir.” Çünkü “varın” isbâtı vardır, yokun ise isbâtı yoktur da ondan. Ama zaten salâtın ne olduğunu hep söylüyoruz. Bunun isbâtını Kur’ân’ dan farklı âyet gruplarıyla da anlatmaya çalışıyoruz.

    Namaz için vakit tâyini, günde kaç kez kılınacağı sınırlandırması, rekât sayısının belirlenmesi gereksizdir. Allah abesle iştigâl etmez. Kişi istediği kadar, istediği zaman namazını uzatabilir, rüku ve secdelerini çoğaltabilir özgürlüğüne sahip olması gerekir; çünkü bugünkü namaz şeklinde olduğu gibi bunu kendisi ayarlıyor. Şâyet Allah zaman, rekât, rüku ve secde sayılarını kendisi tayin etmişse bunun vakitlerini ve isimlerini nasıl kılınacağını da kesin bir dille belirlerdi ki daha sonra tefrikalara, hiziplere meydan vermemiş olsun. Allah mezhepler arasındaki bu korkunç ihtilafların oluşacağını bilmiyor muydu ?!

    Namazdaki farklılıklar, tek başına inananların bölünmelerine yeterlidir. Devamlı mü’minlerin birlik olmalarını isteyen Allah namaza herkesin aynı şekilde algılayacağı bir açıklama getirmez miydi ?! Allah 42/13’ te şöyle diyor: “ O, size Nuh’a emrettiği dini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim’ e, Musa’ ya ve İsa’ ya emrettiğimizi kanun yaptık : Dini ikâme edin (ayakta tutun) de onda tefrikaya düşmeyin. Sizin ona davet ettiğiniz bu din müşriklere ağır gelmiştir…”

    Kur’ân’ da üç şey müşriklere, Allah’ tan çekinenlerin ve Allah’ın doğru yola ilettiklerinden başkalarına ağır / zor geldiğine dikkat çekilmiştir. Biri bu âyette sözü edilen “ED-DİN” (iman), diğeri 2/45’ te geçen “ES-SALAT”, üçüncüsü de 2/143’ teki “EL-KIBLE” dir. 2/45’teki salâtı 42/13’teki din ile karşılaştıralım; çakıştıklarını göreceğiz.

    “Allah sabırla; yani salâtla (Kur’ân’ a bağlılıkla) yardım talep edin (yardımı hak edin). Çünkü bu (salât) Allah’tan çekinenlerin dışında kalanlara ağır/ zor gelmektedir.” Buradaki salât din-imandır. Vahye bağlılıktır.

    Ataların dinini terk etmek, Allah’ın dışındaki yeryüzündeki tüm ilahlara hayır demek öyle kolay olmasa gerek; ama namaz öyle midir!?

    2/145’teki “Kıble” de Dindir. Din bir yaşam biçimidir. Kıble değişikliği, üzerinde bulunduğun yaşam tarzını tamamen terk etmendir. Atalarının üzerinde bulunduğu değer ve ilkeleri bütünüyle terk etmendir. Bu da öyle kolay olmasa gerek. Yüzünü sağa- sola, doğuya- batıya, kuzeye-güneye çevirmenin nasıl bir zorluğu olabilir ki. Kıblelerinden dönmek; dokunulmazlığı olan atalara, kutsal ilahlara en büyük hakareti yapmaktır. İlahların hışmına uğramak kolay olmasa gerek. Kişi kıble değiştirmekle sahip olduğu (onunla kazandığı şerefe karşın) her şeyini kaybedeceğinin bilincindedir. Başta en yakınları olmak üzere herkes ona düşman kesilecektir. Kıble değişikliği; evini- barkını, bağını-bahçesini, varını-yoğunu elden çıkarmaktır. Bunları terk edip benimsediği kıblesine hicret etmektir. 2/143’ teki Kıble Mekke’ deki hayatı bırakıp Medine’ deki İslamî hayata göçtür.

    Bir okuyucunun 2/142 ve 144’ ün klasik meallerden anlamını yazıp sormuş: “Bu ayetlerden ne anlıyorsun? Sen önce bana söyle de ben de ona göre söyleyeceklerimi söyleyeyim” demişti.

    Bu okuyucuya hem cevap olsun hem de değerli Ali AKSOY’ un isteğini yerine getirmek üzere 2/142-144 ayetlerinin doğru anlamını veriyorum:

    “ Aklı ermeyenler diyecekler ki ‘Bunları üzerinde bulundukları kıblelerinden uzaklaştıran/geri çeviren nedir?’ Deki: doğu da batı da (Mekke’ de Yesrib’ de- her yer) Allah’ındır. O dilediğini Doğru Yola sevk eder. İşte biz bununla/böylece Rasul size şehid (gözcü) olsun siz de insanlara şühedâ (gözcüler) olasınız diye sizi üstün/hayırlı bir ümmet (grup) yaptık. Senin üzerinde bulunduğun Kıbleyi de –ki bu Kıble Allah’ tan çekinenlerin dışındakilere çok çok ağır gelmektedir- Rasul’ ü izleyenleri gerisin geri döneceklerden mutlaka ayırd edelim için oluşturduk. Ama biz sizin bu inancınızı (inancınız uğruna katlandıklarınızı) boşa çıkarmayacağız. Çünkü Allah (inanmış) insanlara çok ğafur ve çok rahimdir. Biz senin boşlukta dolandığının – gidip geldiğinin- farkındayız. Seni mutlaka (yakında) razı olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Sen kendini Doğru Yola – vahye; yani mescid-i harama = saygın itaata yönlendir. Siz de bizzat ona yöneliniz. Şu bir gerçek ki daha önce Kitap (Vahiy) verilenler, onun Rablerinden gelmiş “Hak” ın ta kendisi olduğunu çok iyi anlıyorlar. Allah da onların bu yaptıklarına ilgisiz kalmayacaktır (cezalarını verecektir).”

    “Tekallüb fî” nin anlamı “gidip gelmek, dolaşmak”tır. Kur’an’da kullanıldığı her yerde aynı anlamı taşır. Farklı anlamlar verilemez. Bu ayetteki “Tekallüb fî” yi 3/196, 26/19, 16/46, 40/4 ayettekilerle karşılaştırınız!

    Bu ayetler zımnen bize şunları anlatmaktadır: Mekke’ de yaşadıkları çetin hayatın son bulduğunu, daha rahat olacakları Medine’ deki hayata başlayacaklarını, orada ileriyi göremeyen Yahudi ve Münafıkların “ Bunları kıblelerinden (Mekke’ deki hayatlarından) uzaklaştıran nedir?” deyip istihza edeceklerini; ancak çok geçmeden bu istihzacıların Medine’ den sürülecekleri ve onların yerine bu çok şerefli mü’min grubun yerleşeceklerini, Mekke’ de terk etmek zorunda kaldıkları evlerine karşılık bunların ev, bağ ve bahçelerine konaklanacaklarını… Hatta Mekke’nin de tekrar Müslümanların eline geçeceği zımnen ifham ettiriyor desek yanlış algılamış olmayız.

    Daha önceki bir yazımın sonuna Arapça metin olarak koyduğum salâtın iki tanımını buraya tekrar alıp Türkçe’ye çevirme gereğini duydum.

    “Muncid” adlı Arapça sözlüğün salât maddesinde salâtın şu anlamlarına da yer verilmiştir:

    1-Es-salâ: “Vesatü’z-zahri mine’l insani ve min kulli zi erbain.”

    Anlamı: Salât; insan ve dört ayaklı hayvanların sırtının ortasıdır.

    Araplar omuriliğe salat demişlerdir. Omurilikte ki bir kopukluk yada arıza bütün vücudu felç eder.

    2-Es-Salât : “İrtifâü’l akli ilallahi likey nescüde lehu ve neşkurehu ve netlube maunetehu.”

    Anlamı: Salât; O’na secde etmemiz (dinleyip, kabul edip teslim olmamız), O’na şükretmemiz (davetine karşılık vermemiz) ve O’na imdat etmemiz için aklın Allah’a (doğru) yükselmesidir.

    Bu tanım dehşet bir tanımdır. Salâtın önemini en güzel şekilde anlatan bir tanımdır. Kur’ân’ la bağlantıyı, Allah’a bağlılığı ne kadar güzel tarif etmiştir. Salât Kur’ân’la birliktelik, Onunla bütünleşmedir. Diğer bir deyişle Allah’la beraber olmadır. O’ndan bir an bile ayrılmak müşrik olmak için yeterlidir.

  134. NAMAZ KILMAK İSTİYORUM DİNİ AÇIDAN DA BİR SÜR BİLGİYE SAHİBİM AMA KÖR OLASI NEFSİMİ YENİPDE NAMAZIMI KILAMIYORUM.GÜNAH İŞLAMAKTEN KENDİMİ ALIKOYAMIYORUM.PİŞMANLIK ATEŞİ YAKIP KAVURURKEN BİLE BENİ NAMAZIMI EDA EDEMİYORUM.KENDİMDEN NEFRET EDİYORUM.HEPİNİZDEN DUA İSTİYORUM NE OLUR SELAMETLE

  135. Toprak Erdem, sen kim oluyorsunda bu kadar irdeleyip elştirebiliyosun.senin sonun bizi neden yarattın olacak.şirk içindesin.peygamberimizin ilahi içtihatları ile kendi içtihatlarını vede hadislerini ii oku
    yoksa peygamber gişbi davranıp gerçeği bu diyemzssin.byyy
    xxx
    Admin: Yorum düzeltilerek yayınlanmıştır.

  136. Değerli arkadaşlar…

    Bu görüşlerime şiddetle karşı çıkacakların olacağını da biliyorum.İnançlarının katılığı,onların söylemlerine şüphesiz yansıyacaktır.Bu söylemlerin nasıl olacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok.Hiç bir insan,büyük beklentiler içinde olduğu inancın
    sarsılmasını hazdemez.Hele hele inanç kaynaklarından beslenen ve bunu bir
    gelir kapısı haline getirip,sektör haline getirenlerin tepkisi çok daha büyük olacaktır.Hem inançlarını korumak hemde bu konu ile ilgili gelirlerinde azalma olacağını düşünecekler ve halk üzerinde inanç yönünden egemenlik kuranların tepkileri çok daha fazla ve büyük olacaktır.

    Kendimle ilgili çok büyük iftiralar atılacağından da adım kadar eminim.Bekleyip göreceğiz.

  137. Selam değerli arkadaşlar…

    BU YAZI FEVZİ VE FEVZİ GİBİ DÜŞÜNEN KİŞİLER İÇİNDİR.

    Yasaklar ve zorlamalar insan özgürlükleri açısından en önemli kırılma noktalarıdır.. ister din olsun, ister bilim, ister akıl… her ne olursa olsun bütün baskı ve zorlamalar, bütün dayatmalar insan özüne ve değerlerine yapılmış tecavüzdür… bu taciz ancak ve ancak insanlığın ortak direnişi ile bertaraf edilebilir.. Geleneklerimizden kaynaklanan her türlü gayri medeni ve gayri insani tutum ve davranış ortak düşman kabul edilmedikçe de insanlık değerleri açısından bir arpa boyu yol katedemeyiz…
    Ben Allahın sözlerinden, insanlık tarihini okuduğum zaman bu öğretiyi çıkarıyorum, böyle anlıyorum..
    İnsanlığın tarihsel akışını seyrettiğimiz zaman, bu akışın önünde hiç bir geleneğin ve tabunun duramadığını da görüyorum…

    Selam hüdaya tabi olanlara olsun…

  138. Selam değerli dostlar…

    Sevgili Ali aksoy kardeşimizin hanif dostlar sitesinde önceden yazmış olduğu bir yazısını paylaşmak istedim siz değerli kardeşlerimle…

    Selam;

    İnanılmaz derecede zor bir konu bu… İman etmek gerçekten zor bir şey.

    Özellikle, iman etmen gereken şey atalarından gördüğünden çok başka bir şey söylüyorsa hem nasıl zor…

    Düşünsene, ataların yapıp ettiklerine bir kılıf bulmuş yaşayıp gidiyor. Sonra, bakıyorsun Kuran başka şeyler söylüyor. Atalarından gördüğünün bir kısmını reddediyorsun. Sana “Allah yoktur” demişsin gibi bakıyorlar.

    Öyle değil mi, mesela Mustafa İslamoğlu ve arkadaşları mezhepleri, nasih-mensuh saçmalığını yumuşak bir dille reddediyorlar ama hala hadislere dayalı bir düzen emrediyorlar. Atalarımın / İnsanların çoğu onlara dinden çıkmış olarak bakıyor.

    Sonra bir kısmı, mesela Kuran İslamı sitesi yazarları perdeyi biraz daha aralıyor. Bu defa, ilk reddedilenler de bunlara başka bir gözle bakıyor.

    Sonra hanif dostların müdavimleri hadislerin tamamının şüpheli olduğunu söylüyor ve dinlerini Kuran’a dayandırmaya çalışıyor. Sonra, ilkin reddedilenler, afaroz edilenler bunları reddediyor.

    Sonra, bu hanifler içinden bir grup bakıyor ve diyor ki,

    “Yahu arkadaşlar bu namaz işi bu kılıfa sığmıyor. Bak, bu meselelerde tuhaf şeyler söyleyen ayetler var, biz hala gelenek dininin gözlüğünden bakıyoruz. Kuran, başka şeyler söylüyor”

    Haydi… Bu defa, bunlar Şeytan’ın dostları oluyor.

    Üstelik, bu kimseleri Allah’a secde etmemekte “kibirlenen” kimseler olarak gören bir kısım arkadaşlarımızın getirdikleri deliller, tartışmayı taa en başa götürüyor.

    Bu konular açıldı açılalı forumdaki benzer başlıkları tarıyorum.

    Enteresan şeyler gördüm. Mesela “tevatür” …

    Çok düşünülecek bir savunma aracıdır “tevatür”.

    Eğer tevatür, namazın şekilsel bir ibadet olduğunun delili ise, aynı tevatür;

    Namazı 5 vakit kıldırıyor, üstelik neresinde ne okunacağını anlatıyor, bilinen anlamda Peygamber’e salavat getirtiyor, kandil geceleri kutluyor, şeytan taşlatıyor, camilere Muhammed adını yazdırıyor, tahiyyatta bir şeyler okutturuyor, insanları mezheplere bölüyor, yeni yeni haramlar, helaller çıkarıyor, sünnet ettiriyor, baş bağlatıyor… Daha saymaya lüzum varmı ?

    Hele Ehli Kitap olsun olmasın diğer dinlerin tevatürlerini düşünmek bile istemiyorum.

    Sorulan sorulara açık açık, sırasıyla cevap vermek yerine, doğrudan doğruya inkar yaklaşımı size bir şeyler hatırlatıyor mu?

    Adam soruyor: Kuran her konuda detaylı bir kitap ta salat konusuna gelince mi sus pus kesilmiş…

    Yaşar Nuri diyor ki; salat Peygamber’in sünneti ile belirlenmiştir.

    İçimizden kimimiz, salat zaten müşriklerce biliniyordu, hanif dinin kalıntıları vardı, Kuran veya Peygamber bunu düzeltti diyor.

    Adam soruyor: Müşriklerin nasıl namaz kıldıkları hususundaki deliliniz nedir ? Kuran’dan misal getiriyor: Islık çalmak, el çırpmak… Bunu mu biliyordu Peygamber ? Bu mu düzeltilip bu günkü hale sokuldu ?

    Ben daha net sorayım:

    Kıblenin neresi veya ne olduğu,
    İftitah tekbirinin nasıl alınacağı,
    Kıyamda, rükuda, secdede nelerin okunacağı,
    Namazların kaç rekat olduğu,
    Oturuşta nelerin okunacağı,
    Namazın nasıl bitirileceği…

    Tüm bu hususlarda müşrikler neler yapıyordu da yaptıklarının nereleri kim tarafından düzeltilip, ne hale getirildi ?

    Peki ben Kuran’a dayanarak / ondan cesaret alarak şunu sorarsam;

    Müşrikler namaz kılarken veya Peygamber de bu namazı devam ettirirken yahut düzeltirken sizler oradamıydınız ?

    Adam soruyor: Allah bu kavme önceden bir Peygamber gönderilmemiş olduğunu söylüyor. Siz hangi İbrahim namazından bahsediyorsunuz ?

    DÜZELTME: Hacc Suresi 78. ayete göre Hz. İbrahim Kuran’ın indirildiği toplumun atasıdır. Daha önceden dikkatimden kaçan ve uyarılmadığım bu hususu dikkatinize sunuyorum. 14.02.2008

    Cevap yok, yakıştırma / aşağılama çok…

    Üstelik hani Allah Kuran’ı detaylandırılmış kılmıştı…

    Dikkat edelim Salattan bahsediyoruz. Salatın Kuran’ın en temel kavramı olduğu, dinin direği olduğu nihayet pek mühim bir mesele olduğu hususunda tartışmanın gelenekçiler dahil tüm tarafları hem fikirdir.

    Peki nedir bu salat, nerde nasıl anlatılmış.

    Kuran’dan misaller sunuluyor:

    Bu Kuran’da;

    Yolculuk halinde vasiyette bulunacak kimsenin kimleri nasıl şahit tutacağı, bu kimselerin “ne söyleyerek” yemin edecekleri, bunlardan şüphe duyulması halinde yerlerine kimlerin getirileceği, onların “ne söyleyerek” yemin edecekleri,

    Ashab-ı Kehf’in kaç kişi olduğu hususunda yapılan tartışmalar, kimin “ne dediği”, Peygamber’in buna karşın “ne demesi” gerektiği, bunların mağarada nasıl korundukları, nasıl evrilip çevrildikleri, köpeklerinin “ne şekilde ve nereye” uzanmış olduğu, “kaç sene” uyutuldukları, uyanınca birbirlerine “ne söyledikleri”, yanlarındaki paranın mahiyeti, hakikatin ortaya çıkmasından sonra ahalinin onlar hakkındaki münakaşası,

    En detaylı bir şekilde miras hükümleri, miras dağıtımı / vasiyetin açılması sırasında hazır olan fakirlere nasıl muamele edilmesi gerektiği,

    Evlatlıkların hanımları ile ilişkisini kesmesi durumunda kişinin bu boşanan hanımla evlenebileceğinin nasıl hükme bağlandığı,

    Yusuf’un zindan arkadaşlarının rüyaları ve bunların tabiri,

    Artık saymayacağım… Bu kitap mı, gerçekten bu kitap mı salatın ne olduğu hususunda beni müşriklerin sünnetine yahut beşerin rivayetine mecbur kılacak ?

    Çok zaman düşünüyorum. Allah ne diye Peygambere sürekli “Hak Rabbindendir, sakın şüphecilerden olma” demiş diye…

    İşte atalar dini öyle işliyor ki insanın beynine, ruhuna bırak şüpheyi, şüphe içinde şüpheye düşüyorsun.

    Allah’ın indirdiği mi, atalarımdan “tevatür” (!) yoluyla gördüklerim mi ?

    Yoksa ben Şeytan’a mı uyuyorum ? Sahi ben kibirimden mi bunları söylüyorum ?

    Heyhat… Kolaylıkla Atalar dinine uyup kabul görmek varken için için kendimi yiyerek / tüketerek, uykularım kaçıp dünyam yıkılarak yalnızca Kuran’a tabi olmamı mı emrediyor Şeytan ?

    Bu ne kolay bir itham böyle…

    Neyse ki, İbrahim’in Rabbini arayışı yahut Kuran’ın tedricen indirilişi gibi bir anda olup bitmiyor, iş tekamül içerisinde yürüyor ki, insan kanıksıyor.

    Evet sevgili kardeşlerim. Hepimiz aynı Allah’a iman ediyoruz. Aynı Kitab’a bağlıyız. Hepimiz birbirimizin kardeşiyiz. Birbirimizi şeytanlıkla itham etmek yerine neden sorulan sorulara teker teker, açık açık cevaplar vermiyoruz ?

    Sizler Kuran’a yönelip Atalar dininin bir kısmını inkar ederken samimiydiniz de, şekilsel salatın Kuran’da olup olmadığını sorgulayanlar mı samimiyetsiz ?

    Sizler, diğer dediklerinizi Kuran’a dayandırırken iyi de, iş salatın ne olduğuna gelince neden “tevatür” delil oluyor ?

    Biz, tarihi bir hadisenin nasıl olduğundan bahsetmiyoruz. Kuran’da en çok anılan bir emrin “nasıl” ifa edileceğinden bahsediyoruz.

    Sonra şu söyleniyor: Bunlar namazı (yani gelenek namazını) iptal ettiklerinde yerine bir şey koyamıyorlar, diğer konuları izah edemiyorlar. Bak bu tartışılır. Ama bu durum, onların size karşı getirdikleri ve Kuran’a dayanan misallleri / soruları elinizin tersiyle iterek onları bir şeylerle itham etmenize haklılık yahut meşruiyyet kazandırmaz.

    İlim hususunda gerçekten kaçma / olasılıklardan korkma yoluyla din inşa edilmez.

    Adam soruyor: Kıblenin anlatıldığı ayetlerde neden bir defa bile “salat” kelimesi geçmiyor ? Nerden çıkarsak çıkalım Mescid-i Haram’a nasıl yöneleceğiz ?

    Ve… Daha pek çok şey soruyor.

    Burası bir ilim meclisi, buyrun cevaba…

    Muhabbetlerimle…

  139. Selam toprakerdem.
    Sen Peygamber ve Ashabı yollunda yürüyenlerin dinine ataların dini demişsin öyle mi.Biliyor musun senin Kur’an arkasına sığınarak uyduğun yol belirlediğin düşünce kimin yolu ve düşüncesidir.Oryantalist Müsteşriklerin yolludur.İstersen bunlarla ne denli düşüncelerinizin örtüştüğünü gör bir ilim adamı sıfatın olarak araştırmasını sana havale ediyorum;ama ben sadece bunların isimlerini vermekle yetineceğim:Goldzhier,Baidullah,Reyyan,Ebu Reyye,Cemaleddin-i Efgani,Abduh vb.

  140. selam hüdaya tabi olanlara olsun

    30/RUM: 29,34

    VE

    28/ KASAS: 85-88 AYETLERİNİN

    DAHA DOĞRU BİR TERCÜMESİ

    30/29-34: Hayır! Azılı kafirler, bir bilgiye (vahye) dayanmaksızın kendi arzularına uyarlar. Allah’ın saptırdığı kimseye kim doğruyu gösterebilir ki? Kimse onlara yardım edemez. -onları dalaletten kurtaramaz.- Sen kimseye eğilmeden sadece O’na iltifat ederek kendini Din’e; insanları ona uygun yarattığı Allah’ın fıtratına doğrult. Allah’ın yaratmasında – Din’inde- hiçbir değişiklik yoktur. (Yani Allah’ın Din’ini şirke dönüştürme!) Ancak insanların çoğu (bunu) anlamıyorlar. (Siz de ey insanlar!) Bütün benliğinizle O’na sığınıp salatı ikame edin ve müşriklerden olmayın! Dinlerini parçalamış, partizanlar olmuş, her birinin yanındaki (dini) ile övündüğü müşrikler… Ve (bu nedenle) bu insanlara bir kötülük dokununca (başlarına bir felaket gelince) rablerine dönüp ona yalvarırlar. Sonrada Allah kendinden bir rahmet tattırınca da hemen onlardan bir gurup döner rablerine ortak koşarlar, Onlara verdiğimizi (vahyi) umursamazlar. Zevkini çıkarın bakalım… Sonra anlayacaksınız!

    28/85-88: Kesinlikle sana bu Kur’an’ı iraden dışında yükleyen (seni bu mesajla zorunlu görevli kılan Allah) kesinlikle seni hedefe ulaştıracaktır. De ki; Rabbim, kimin doğruya geleceğini kimin de kesin kez sapıklığın içinde kalacağını daha iyi bilir.Sen sana bu kitabın Rabbinden bir yol gösterici olarak verileceğini beklemiyordun. Azılı inkarcılara arka çıkma sana indirildikten (konuşlandırıldıktan) sonra Allah’ın ayetlerinden seni geri çevirmesinler! Rabbine davet et ve müşriklerden olma. Allah ile beraber diğer bir ilaha da davet etme! O’ndan başka ilah yoktur! Kendisinden başka her şey yok olmaya mahkumdur. Yargılayacak O’dur ve dönüşünüz O’nadır (unutma)!

    Yukarıdaki ayetleri dikkatli bir şekilde okuyup karşılaştırırsak bu ayetlerin rabbi , muhattabı olan insanları sürekli uyarıyor; başlarına geleceklere karşı, kendi yaptıkları sebebiyle çekecekleri sıkıntılara, felaketlere, sosyal patlamalara karşı içinden çıkılmaz sorunlara karşı… hep uyarıyor.

    Allah, insanlara öğüt veriyor, azılılarını tehdit ediyor bu ayetlerle. Allah’ın birilerinin namazına, niyazına ihtiyacı mı var? Allah Ğanî’dir.

    NOT.: İki ayet grubunda kırmızı ile gösterdiğimiz ifadelerin verdiği mesaj bir biri ile örtüşmektedir

  141. selam..

    Quranoloji sitesinden bir tartışma

    ey_vatan yazdı:

    “Merhaba,

    Putdusmanı; işi çıkmaz sokaklara çekmeyi, edebiyat yapmayı ve börtü böcek-sevgi destek muhabbeti bırak.

    Tek tek meseleleri ele alalım. Şimdi bana aşağıdaki ayetlerde “namaz” anlamı verilen ifadeleri senin kafa yapına göre bi çevir, niye öyle çevirdiği kısaca açıkla. Ayetlerin öncesi, sonrası ve bağlam içindeki konumu itabariyle diğer ayetlerle mantıklı bir şekilde ilişkilendirerek anlat.

    Anlatırken lafı eğip bükme, gereksiz bir sürü alıntı/açıklama yapma. Lafı geveleyip durma ve net bir şekilde anlamları ortaya koy.

    Buyur bekliyorum;

    4/43
    5/6
    11/114
    4/101

    Selam ve dua ile…
    _________________
    Be hey Yunus sana söyleme derler
    Ya ben öleyim mi söylemeyince”

    Not: Değerli Site Üyeleri, başka bir sitede sorulan bir soruya verdiğim cevabı burada da sizinle paylaşmak istedim.

    Selam ey_vatan,

    Putdüşmanı rumuzlu arkadaştan meallendirilmesini istediğin ayetlerin 4/43 , 5/6, 11/114 , 4/101 meallerini ben vereceğim; ancak bu ayetlerin meallerini mevcut meallerden örneğin Edip YÜKSEL’ den alıntılayıp onlarla ilgili önce birkaç soru soracağım sana ve senin düşünceni paylaşanlara:

    Edip Yüksel
    4:43 İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar,18 yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar namaza durmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse,19 yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa dokunup yüzünüze ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. ALLAH Affeder, Bağışlar.

    Edip Yüksel
    5:6 İnananlar! Namaza kalktığınız zaman yıkayın: (1) yüzünüzü, (2) dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayın: (3) başınızı, (4) ve topuklara kadar ayaklarınızı da.4 Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanınız. Hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve kollarınızı onunla sıvazlayın. ALLAH size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz.

    Edip Yüksel
    4:101 Yeryüzünde savaş için yolculuğa çıktığınız zaman inkarcıların size saldırmasından korkuyorsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkarcılar sizin açık düşmanınızdır.

    Edip Yüksel
    112. Emredildiğin gibi dosdoğru ol, seninle beraber yönelmiş olanlarla birlikte… Aşma ve azgınlaşma. O, sizin yaptıklarınızı Görendir.
    113. Zalimlere sakın sempati duymayın, onları desteklemeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin ALLAH’ tan başka dostlarınız yoktur, sonra
    114. Gündüzün iki ucunda, gecenin yakın kısmında namazı gözet. İyilikler kötülükleri silip götürür. Bu, öğüt alacak olanlara bir öğüttür.

    YUKARIDAKİ AYETLERLE İLGİLİ BAZI SORULAR:

    (Bu sorularım aslında size yönelik olmayıp şahsınızda meal sahiplerine ve ulemayadır.)

    a) 4/43 , 5/6 İLE İLGİLİ SORULAR:

    1) ”Vücuh”,”eydii””ruus””ercül” kelimelerine yüz,el,baş ve ayaklar kastedilmiştir diyorsanız,

    El neden bileklere yada omuza kadar değil de dirseklere kadar yıkanmalıdır?

    2)Başın ne kadarı, hangi sebepten dolayı, ne ile ve niçin mesh edilecek?

    3)Ayak yıkanacaksa nereden başlayarak topuklara kadar yıkanacak?Yok mesh edilecekse nereden nereye kadar ve nasıl mesh edilecektir?

    4)Def-i hacetinizi yaptınız (affedersiniz) k…..nızı yıkayacak su bulamadınız,temiz toprağı k…..nıza süreceğiniz yerde ellerinize ve yüzlerinize sürdünüz. “…Allah sizi temizlemek istiyor…” Nasıl? Yüzünüze toprak sürdürerek mi? Bunun mantığını anlatabilir misiniz? Bunun mantığı izah edilebilirse pek çok müminin kafasına takılan ilgili sorular cevaplanmış ve inandıkları kitaplarına güvenleri artmış olacaktır.

    5) Niçin ”namaza yaklaşmayın”ifadesi yerine ”namaz kılmayın” demiyor?

    6) Siz, ne dediğini anlamayacak kadar zil zurna sarhoş olana, ”namaza yaklaşmayın”der misiniz? demezsiniz. O halde Allah ve resulü sizin kadarda mı akletmiyor?

    7) ”Âbiri sebil” ile “alâ seferin” ifadelerin ikisi de “yolcu…” anlamında mıdır? Melaller genellikle aynı kaydetmişlerdir.

    8) ”Cünüb” ile “mulamesetünnisa” ifadeleri aynı anlama mı geliyor?

    9) “Cünüp olma” oruca engel değil de neden namaza engel olabilmektedir? Bunun bir mantığı yok mudur?

    4/101 İLE İLGİLİ SORULAR:

    1) Namazın uzunluğu ne kadardır ve bu namazdan ne kadar kısaltacaksınız?

    2) Allah niçin namazın kılınışını anlatmamış? Namaz kılmanın şeklini size mi bıraktı? “Kılın da nasıl kılarsanız kılın; ama kısadan uzun olsun” mu dedi?

    3) İlk muhatapları, namazın nasıl, ne şekilde, ne kadar kılacaklarını ve kıldıkları bu hazardaki namazlarından seferde ne kadarını kısaltmaları gerektiğini Rab’lerine sormadılar?

    4) Normal namazı herkes kendi başına kılabildiği halde bu kısaltılmış namazı Allah, niçin Resul’e kıldırıyor? Buradan ferdi namazın varlığını da anlayabilir misiniz?

    5) Ve bu kısaltılmış namaz niçin sadece bir tek secdeden ibaret olmuştur?

    11/112-115 İLE İLGİLİ SORULAR:

    1)Günün iki ucu / tarafı günün hangi saatleridir? Çünkü ulema bu konuda iki gruba ayrılmışlardır : Bir grup “sabah – akşam”, diğer bir grup da “öğlen-ikindi” diyor.

    2) Ayetteki “dosdoğru”dan kasıt dosdoğru namaz mıdır?

    3) Ayetteki ”hasenat” ile neler kastedilmiştir? Ulema (!) namazlar diyor!

    4) ”Hasenat yani namazlar ,”Kötülükleri yok edebilir mi? Nasıl?” Namaz paspas ya da silgi midir ki …?

    5) Allah sabr, ”sabret”derken neye sabredeceksin? Namaz kılmaya mı?

    6) ”Muhsinler”kimlerdir? Namaz kılanlar mı?

    Gelelim benim bu ayetlere verdiğim meallere:

    4/43:

    “Ey inananlar (münafıklar inananlara dahildir)! Salat’a / Kur’an’a /Vahye yani Kur’an dersine, kendinizi kapatarak/kilitleyerek ve ne dediğinizi anlamaz halde/ ondan uzak durarak /ona teslim olmamış halde (cünüben) yıkanıp iyice arınıncaya kadar yaklaşmayın! ( şirkten) Boydan boya bir yolu katedenler / sınavı geçenler müstesna…’’

    5/6:

    ’’Ey inananlar (münafıklar inananlara dahildir)! Salata /Kur’an’a (Kur’an dersine) gittiğinizde yüzlerinizi ve ellerinizi/yani kendinizi iyice yıkayınız/temizleyiniz/arındırınız (şirkten, nifaktan ) ve (yani) başınızı ve ayaklarınızı / baştan tabana her tarafınızı siliniz (küfür ve nifaktan). Eğer cünüpseniz / itaatten uzaksanız, iyice temizlenin!..”

    11/112-115:

    “Sen ve senin yanında yer almış olup (şirkten dönüş yapmış olanlar emrolunduğun gibi dimdik durun. Taşkınlık yapmayın; çünkü O yaptıklarınızı görüyor. Kafirlere dayanıp, güvenmeyin. O taktirde sizi ateş sarar. Allah’tan başka dayanağınız olmaz. Size hiç kimse de yardım edemez. Günün iki ucunda (gündüzün) ve gecenin bölümlerinde (geceleyin) Kur’an dersini ve Kur’an’la birlikteliği (salatı) devamlı kıl. Çünkü hasenat (öğrenilen ayetler) kötülükleri / kötü hasletleri yok eder. Bu, ders alacaklar için bir öğüttür. Sabret / her zorluğa dayan. Kesinlikle Allah iyilerin mükafatını zayi etmez.”

    Allah muradını daha iyi bilir…

    __________________
    Selam Hüdâ’ ya tâbi olanlara…

  142. Selam Mustafa kardeş

    Senin yazı uslubun bana biri anımsattı yoksa sen benim tanıdığım mustafamısın??

    :))))))))

  143. Haktansapmaz(!)

    Yerinizde olsaydım insanları daha fazla kafirliğe davet etmemek ve de onların günahlarına ortak olmamak için bu ismi,gerçek yüzümü saklayan bir maske gibi üzerimden atardım da kendime yakışan daha makul bir isim alırdım.Kardeş siz tam kuş görünümlü şahinmişsiniz de haberimiz yokmuş.İyi ki kendini hatırlattın.

    Kardeş bu ne küfür,bu ne mülhidlik,bu ne zındıklık,bu ne mason Abduhculuk,mason Efganicilik.Dileyen arkadaşlar bu vesikalı masonların tefsirlerini okuyabilir,senin yapmış olduğun karmaçorba,belli-belirsiz tefsirlerinle karşılaştırabilir,aranızdaki benzer numuneleri fark edebilirler.

    Dileyen arkadaşlar vesikalı mason olan Abduh’un Fil Süresindeki tefsirini okuyabilir.Benzer düşüncelerinizi farkedebilir.Kardeş sen olsa olsa “önlüksüz mason” sun.Bu düşüncelerle Kur’an’a hala sahip çıktığını iddia etmen malum,timsah gözyaşlarını hatırlatıyor.Kardeş valla sen ne namaz kılıyorsun,ne abtest alıyorsun,ne Allah’ın bir ömür boyunca bir kere farz kıldığı hacca gidiyorsun ve -en önemlisi de-ne de Peygamberimiz Hz.Muhammed Aleyhiselam Efendimiz’i anlamışsın ne de ayet-i kerimelerde belirttiği gibi O’na(s.a.s) tabi olmuşsun.Aklının almadığı bütün ayetlere mecaz demişsin.Mecaz dünyasında mı yaşıyoruz ey mülhid,Allah aşkına kimbilir daha kaç ayete mecaz deyip inkar edersin.Vallahi ben buna ayetleri örtülü bir biçimde imha etmek diyorum.Açık açık böyle yapamazsın ya nasıl olsa siyah maskenin düşmemesi gerekir,ilerde sana lazım olur.

    Dileyen Arkdaşlar M.Sıddık Gümüş’ün kaleme aldığı “BİR İNGİLİZ CASUSUNUN İTİRAFLARI ve İngilizlerin İslam Düşmanlığı” isimli kitaba müracaat edebilir,İngiliz casus HEMPHER’in İslamiyet’i yok etmek için Londradaki müstemlekeler nezaretiyle hazırlamış olduğu maddelere bakabilirler.Bu kitapta casus Hempher’in avladığı Necdli Muhammed’le birlikte Kur’an’da bahsi geçen emir ve yasakları ve bu ibadetlerin mahiyetini nasıl saptırdığına şahit olabilir,elde ettiğiniz bilgileri sapmam diyen bu arkadaşınızın düşünceleriyle karşılaştırabilirsiniz.

    Münafıkları inanaların gürubuna alan zihniyete bir bakın.Yahu neredeyse bunları cennete koyacaksın,cennet senin tekelinde mi ki bu lanetlileri mü’minlerle eşit tuttuyorsun.Bu zihniyetin Yahudi ve Hristiyanları kendince cennete koymaya çalışan falan ilahiyatçının düşüncelerine benziyor.Münafık=Kafirlerden daha olan aşağı kimseler.Münafıkların inanmadığı gün gibi aşikar…

    “Onlara,’İnsanların inandıkları gibi siz de inanın’denildiğinde ise,’Biz akılsızlar gibi iman mı edelim?’ derler.İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir,fakat bilmezler.”((2/13))

    Sarhoşluğu haram göstermeyen düşünce sistemine bir bakın.Bir de Teyyemüm abdestini iptal eden mantığa…Haklı görünmek için nasıl toprağı yüzünüze mi süreceksiniz diyor.İşte mason İlhan Arsel mantığı ben buna derim.Peygamberimizin(s.a.s) uygulamasına,O’nun Allah katındaki Kur’anı yorumlayış biçimine ve İslam tarihine ait hiçbir bilgisi olmadığından kafasında sorular oluşmakta,ayetleri-haşa- imha etmemek için se mason Abduh’un ayetlerin deve mantığıyla yorumlama şeklini sunmakta.Bu psikolojinin sebebi;

    “Kur’anı insanlara açıklayasın diye indirdik.”(Nahl 44)

    İlgili ayette açıklamak; açık getirmek,yorumlamak anlamındadır.Ayetleri açıklayan Peygamber eksenli bir islamiyet kabul edilmedikçe,müsteşrik ve mason zihniyetli bir Kur’an tefsirini kabul etmemiz kaçınılmazdır.Her neyse… Aynı surenin başka bir ayetinde;

    “Biz bu Kitab’ı hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.”(NAHL 64)

    Demeki belli bir metod olmadan Kur’an’ın ayetlerinden hüküm çıkarmak insanlar arasında ihtilaf oluşturacağı yukarıda bir gerçektir yukarıdaki Abduhçu düşünce sistemi gözönüne alındığında.Peki kabul etmemiz gereken metod nedir,işte bunu Yukarıda, Yüce Allah’ın bildirdiği Peygamber Efendimiz’in(s.a.s) Kur’an tefsiri dediğimiz mübarrek söz ve uygulamalarıdır.
    Dilerseniz (33/21)ayetine bakılabilir.
    Teyyemüm abdesti, cünüp olan ya da vakit namazını kılacak bir kimse yıkanacak su bulamazsa kısa bir süreliğine de olsa vakit namazlarını kılmak için bulunduğu yerde,niçin teyyemüm abdestini alacaksa ona niyyet eder kuru toprağa veya toprak cinsi bir maddeye avuç içlerini değdirir,sonra avuçlarını birbirlerine vurur ki avuçta toz bulunmasın.Bununla önce yüzünü mesheder,sonra aynı şekilde avuçlarını toprağa değdirip sonra bununla aynı şekilde kollarını mesheder.Yoksa Abduhçuların anladığı gibi toprak banyosu yapılmaz.

    (4/102) ayetinde savaş esnasında kılınan namaz dikkata alındığında namazın sadece Allah’ı anmaktan ibaret olmadığı ve namazın,tevazuu…vs gibi mecazi kavramları çağrıştırmadığı ve kavramlarların ‘k’sı ile alakası olmadığı görülecektir.Bir de diyor ki ayetlerde anlatılan namaz gerçek namaz mıdır.Evet hem de yüzde yüz gerçek namazdır;lakin bunu anlamamak için kaynak olarak reformist denilen türlere başvuruyorsun ya.

    Başka bir ifadesinde de namaz nasıl kötülükleri yok ediyor -haşa- paspas mı diyor.Vay reformistlerin kuklası durumuna düşen zavallı…Burda kastedilen maddi kir değil ki sen böyle bir DE… mantığını yürütüyorsun.Kastedilen manevi kirlerden olan,kibir,haset,nifak…gibi hastalıklardır.Aslında bakılırsa sadece namazı inkar etmiyorsun.Zekatı,haccı,Güslü,…gibi ibadetleri de inkar ediyorsun.Bu yüzden itikadın bozuktur küfürdesin,itikadın bozuk olduğu için de hiçbir ibadetin kabul olmaz.Çünkü sen daha KUR’AN-I KERİM’deki birçok ayeti tersten anlıyosun,mecazlarla iptal ediyorsun ya.şuanda ölürsen imansız gitmenden korkulur.

    Diyor ki niçin “namaza yaklaşmayın” ifadesi yerine “namaz kılmayın” demiyor.Ey gafil burda “namaza yaklaşmayın” ifadesinden kasıt sarhoşların namazın kılındığı cami ve namazgah’a girmeyiniz buyuruyor.Dolayısıyla burda sarhoşluğun haram olduğuna delalet ediliyor.Tabi sen namazı tersten anladığına göre sarhoşluğu şirk olarak alırsın ve DE…mantığınca gerçek sarhoşları namaza alırsın.işte bu denli yamuksal düşünceler ve düşler.

    Bir başka yerde ilk muhataplar nasıl ne şekilde namaz kılacaklarını ve seferde ne kadar kısaltacakları ile ilgili hususları niçin Rabblerine sormadılar.Sormaya gerek yok kardeşim ayetlerde “Peygamberde sizin için güzel örnekler vardır”,Peygambere itaat eden bana itaat etmiş olur””Peygamber size ne emrettiyse onu alın neyden sakındırmışsa ondan kaçının” Yüce Allah(c.c) diyor ya.

    Aslında sorduğun soruların cevabı Yüce Allah bu şekilde Kur’an’da veriyor;ama siz şüphecilik hastalığınızdan dolayı bir türlü kabullenemiyorsunuz.

  144. #
    Mustafa:

    islam tarihinde mezheplerin nasıl ortaya çıktığını anlamak için:sizlere yaninizda okunup duran Kuran yetmiyormu derim.
    Ahkâf 9
    De ki: “Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.

    Cum’a 2
    O Allah’tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah’ın -ayetlerini okur-, onları arıtıp temizler, onlara Kitap’ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.

    selametle.

  145. Kamer
    40 Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
    Hadîd 9
    Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna- apaçık ayetler- indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
    Hadîd 17
    Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzünü canlandırıyor. Düşünesiniz diye gerçekten, size ayetleri açıkladık.

    En’âm 116
    Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tabi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler.

    selam, insan düsündükce,arastirdikca,bilgi ve ilim topladikca ve Rabbimizden,Allahim ilmimizi artirmani niyaz ediyorum,diye ictenlikle dua ederse……..sabr ve salat ile,Allah dilerse,dogrulara kavusacakdir,Insallah.
    bu benim kendi görüsüm
    hatasiz ve kusursuz olan Rabbimize siginirim.
    Selametle.

  146. Mustafa..(!)

    ”Bu Kitabın ilminin sahibi Allah benimle senin aranda şehîd^olarak yeter”

  147. Selam hüdaya tabi olanlara olsun…

    Bu asmış olduğumuz yazı quranoloji sitesinden ey_vatan rumuzlu şahsın eleştirilerine karşı yazılmıştır.

    Sevgili kardeşim ey_vatan!
    Sana kardeşim diyorum çünkü hatalı da olsan seni samimi bir müslüman olarak görüyorum. Seninle aynı üslubu kullanmayacağım. Sana hakaret etmekten, küçük düşürücü sözler sarf etmekten sarf-ı nazar edeceğim. Zaten bu bana yakışmaz, kaldı ki sana da yakışmaz. Çoğu kaçamak cevaplar, mantık oyunları…. Hakaret, istihza ve istikbardan şiddetle kaçınmalısın. Yanlışları daha güzel bir dille eleştirebilirsin bu sana bir şey kaybettirmez, seni yüceltir, saygınlığını arttırır.
    Yanlışta ısrar eden anladığında hatadan dönmeyen biri değilim.Namazı yanlış bulduğum için, 40 yıl kıldıktan sonra ondan döndüm. Eğer ikna olursam yine namaza dönerim. Yeter ki kitaba dayalı, mantıklı izahlarla karşı karşıya kalayım. Namaz kılmak bana kılmamaktan daha zor değildir. Kolay mı, hem mü’min’im, müslümanım diyorsun 40 yıl kıldığın namazı yok deyip atıyorsun. Bu nedenle çevrende ki bütün dost ve yakınlarını kaybediyorsun bütün namaz kılanlar sana ateş püskürüyor. İnsanların namaz kılmayanları sana karşı onlardan da şedid oluyor. Bulunduğun eski dost-akraba ortamında senin yeni halini bilmeyenler namaz vakti girince “kalk bize imam ol da beraber bir namaz kılalım” diyorlar da sen “ben namaz kılmıyorum, namazı bıraktım” diyorsun. Kolay mı?
    Ben molla/müderris bir aileden geliyorum. Babam, dedem, büyük dedem hep müderrislerdi. Bunun yanında ben İ.H.L., Y.İ.E. mezunuyum. 7 ay namaz imamlığı yaptım. 27 yıl da sözüm ona din-iman (!) öğretmenliği yaptım.
    Şimdi yaptığın eleştirilerinden fazla alıntı yapmadan bazılarına dokunmak istiyorum.
    1- Ben ineği kesmek istemeyenlerden olmadığım gibi hedefim namazı yok etmekte değildir.Zaten buna kimsenin gücü yetmez. Amacım salatin hakkettiği yerini almasıdır. Salata namaz dediğim zaman Allah’ı yalancı durumuna düşürüyorum. Çünkü namaz hiçbir kötülüğü önleyemez. Namazın böyle bir yaptırım gücü yoktur. Ben namaza gıcık değilim. Salat dindir, imandır. Onu namaza dönüştürmüşler ve topluca cenaze namazını kılıp defnetmişlerdir. İşte ben buna gıcığım.
    Sana sorduğum sorularla namazın kur’an’da salata biçilen değeri yansıtamayacağını anlatmaya çalıştım.Kur’an’da salata biçilen elbisenin namaza çok bol geldiğini ifade etmeye çalıştım.
    2- “Ayaklarını yıka” deyip “topuklara kadar” demeseydi sen sadece parmak uçlarını mı yıkayacaktın. Hemen ısınıyorsun hararet basıyor, çünkü namaz için abdestin mantığını izah edemiyorsun. Edemeyince de hakaret ediyorsun. Zihinsel özürlü olsaydım bunları akledemezdim. Niçin ğaslin ve taharetin seninde değindiğin gibi zihinsel temizliği kast ettiği mecaz anlamıyla olmasın. “Beyinlerdeki, kalplerdeki kini, nefreti, nifakı, peşin kabul etmemeyi, münafıklığı atmadan bütün benliğinizi fitne- fesattan,nifaktan arındırmadan gelmeyin/yaklaşmayın kur’an’a imana.“
    3- Abdest aynı anda namaza hem fiziksel hem de zihinsel hazırlığı içermez. Abdest ayeti denilen ayet illaki fiziksel bir temizliği ifade ediyorsa bu temizlik baştan ayağa beden temizliği olması gerektir. Eller ayaklar ve baş vücudun uçları olup bütün vücudu kapsar.
    Münafıkların kaypaklığını göz ardı etmememiz lazım. İlgili surelerde kur’an münafıkları uzun uzun defaatle teşhir etmektedir. Bunların asla iman etmeyeceğini,kalpten bağlanmayacaklarını anlatmaktadır. İçlerindeki ile ağızlarındakinin aynı olmadığını ortaya koymaktadır. Salat’a istemeyerek kerhen gidip geldiklerini söylüyor bize kur’an. Bunlar peygamberin vahiy derslerine içlerindeki ve üstlerindeki kirleri ile (küfürleri ile) gidip gelmekteler, vahyi dinlememekteler, hatta peygamber konuşurken biri diğeri ile konuşmaktadırlar.
    2/238 Ayeti bunu ifade etmektedir. Ne olduğu belirsiz orta namazı değil. “vekumu lillahi qanitin” “Allah’a tam bir teslimiyetle boyun eğin, itaat edin” ifadesi ile de bunu vurguluyor.
    4- Kur’an’da eller ve yüzler (eydî ve vucuh) kelimeleri kaç kere bizim bildiğimiz el ve yüzler anlamında kullanılmıştır. Bunlar genellikle her dilde kişilerin kendilerini temsil ederler.
    “iki hırsızın ellerini koparın/kesin” derken kaç ellerini koparacaksınız: 1+1=2 mi? 2+2=4 mü? Dikkat et “feqtaû eydiyehuma” diyor,”…yedeyhimâ” demiyor.
    Salat’ın bir iman eylemi Kur’an’a bağlılık Kur’an’la bütünleşme eylemi olabileceğini hiç düşündünüz mü;? “iqame-i Salat”in gerçekten “namaz kılmak” olduğuna inanıyor musun? O takdirde “iqame-i din”, “iqame-i tevrat ve incil”, yani “iqame-i mâunzile ileyhim min rabbihim”, “iqame-i duvar”, “iqame-i şahadet”, iqame-i vezn”, “iqame-i vech/vucuh” a nasıl mana vereceksin. Lütfen buralardaki ikamelere ne mana vereceksen aynısını “salat”la kullanışa da ver. Oralarda ki “iqame”lere “kılmak” diyebiliyorsan “salat” için de diyebilirsin. Ama onlar başka “salat” başka diyorsan o zaman sen yamukluk yapıyorsun derim.
    Şu ayetin mealindeki yamukluğu, çarpıklığı görebiliyor musun:
    4/63
    Arapça Metin أُولَئِكَ الَّذِينَ يَعْلَمُ اللَّهُ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ فِي أَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَلِيغًا

    Abdülbaki Gölpınarlı Onlar, öyle kişilerdir ki Allah bilir kalplerinde olanı, yüz çevir onlardan, öğüt ver onlara, kendi hallerine dair tesirli, dokunaklı sözler söyle onlara.
    Ali Bulaç Meali İşte bunların, Allah kalplerinde olanı bilir. O halde sen, onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara nefislerine ilişkin açık ve etkileyici söz söyle.
    Diyanet İşleri Meali(Eski) İşte bunlarin kalblerinde olanı Allah bilir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver, kendilerine tesirli sözler söyle.
    Diyanet İşleri Meali(Yeni) Onlar, Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.
    Diyanet Vakfı Meali Onlar Allah’ın, kalplerindekini bildiği kimselerdir; onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında tesirli söz söyle.
    Edip Yüksel Meali ALLAH onların kalplerindekini bilir. Onlardan yüz çevir, onları aydınlat, ve kişiliklerini etkileyecek güzel sözler söyle.
    Elmalılı Hamdi Yazır Onlar, Allah’ın kalblerindekini bildiği kimselerdir; Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine tesir edecek güzel söz söyle!
    Elmalılı Meali (Orjinal) Onlar öyle kimseler ki kalblerinde olanı Allah bilir, onun için sen onlara aldırma da kendilerine va’zet ve nefisleri hakkında kendilerine beliğ müessir söz söyle
    Ömer Nasuhi Bilmen Onlar o kimselerdir ki, Allah Teâlâ onların kalplerinde ne olduğunu bilir. Artık onlardan çekin ve onlara öğüt ver ve onlara nefisleri hakkında müessir söz söyle.
    Muhammed Esed Ama Allah onların kalplerindeki her şeyi bilir; o halde kendi hallerine bırak onları, öğüt ver ve onlarla durumları hakkında etraflıca konuş:
    Suat Yıldırım Allah onların kalplerinde ne var, ne yok pek iyi biliyor. Onun için sen onlara aldırma, fakat kendilerine öğüt ver ve onlara kendilerine dair, içlerine işleyecek beliğ sözler söyle.
    Süleyman Ateş Meali Allah onların kalblerinde olanı bilir. Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine işleyecek güzel söz seyle!
    Şaban Piriş Meali İşte bunlar, Allah’ın kalplerinde ne olduğunu bildiği kimselerdir. Öyleyse, onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara içlerinde olanla ilgili açık ve etkileyici söz söyle.
    Ümit Şimşek Meali Onların kalplerinde olanı Allah biliyor. Sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve kendileri hakkında, durumlarına uygun ve anlayabilecekleri şekilde etkili söz söyle.
    Yaşar Nuri Öztürk Allah bunların kalplerindekini biliyor. Artık aldırma onlara; öğüt ver kendilerine ve öz benlikleri hakkında etkili sözler söyle onlara.
    Eğer şimdiye kadar bu ayetin çevirisinde oluşan tezatları görememişsen bir daha dikkatlice oku. Meal kendi içinde kendisi ile çelişmiyor mu? Önce “yüz çevir” sonra “öğüt ver” sonra da “etkili söz söyle”… Bunlar çelişki değil mi? Eğer bu meallendirmeler doğru ise kur’an çelişkilidir. Ne dersin?
    Bu ayet sadece kendi kendisi ile çelişmekle kalmıyor kur’an’lada tamamen çelişmektedir. Bunu da dikkatli incelediğinizde görürsünüz. yüz çevirdikten sonra öğüt verilir mi? Çünkü Kur’an’da “a’rid a’n” Kur’an ın her yerinde ve bütün sözlüklerde uzaklaşmayı terk etmeyi vazgeçmeyi yüz çevirmeyi anlatmaktadır. Dolayısıyla uzaklaştıktan veya terk ettikten sonra öğüdün abes olduğunu herkes bilir. Kaldı ki münafıklar hiç öğütten anlamazlar. Bir de bunun üzarine “Onlara güzel söz söyle” demezler mi? Bu hem çelişkiyi hem de Allah’a ve Resul’üne hakareti içeriyor. Demez mi ” Rabbim daha tesirli söyle de ben de daha tesirli söyleyeyim. Ben onlara kendimden birşey mi diyorum Sen ne diyorsan onları söylüyorum.”
    Şimdi bunu herkes böyle anladı ve böyle çevirdi diye aynen kabül mü edeceğiz? Yamuk değildir. Çelişki yoktur mu diyeceğiz? Yamukluğunu, çelişkisini göremeyince ortadaki yamukluk, çelişki ortadan kalkıyor mu?
    Kur’an gerçekten akıl sahiplerine hitap ediyormuş
    5-“…çünkü, zaten namazın nasıl kılınacağını biliyorlardı…” diyorsun. Buna inanarak mı söylüyorsun? Bu iddiana elle tutulur bir dayanağın var mıdır? Aşağıdaki ayetleri bu görüşüne referans göstermişsin:21/73, 2/135, 22/26-27, 19/31 ,54-55, 11/87, 20/14, 3/43 ve 2/38 şimdi bunları tek tek ele alalım.
    21/73: Ayet,“namaz kılarlar zekat verirler” mi diyor? Gerçi diyeceksin kel başa şimşir tarağa ne gerek. “fi’lel hayrat” ın anlamı “bana göre ayetlerin gereklerini yapmaktır. “iqame-i salat ve ita-i zekat” ve “onlar bize kulluk edenler oldular” ifadeleri de birbirlerini açan ve pekiştiren ifadelerdir.
    Ayet baştan sona kulluğu anlatıyor. Kul efendisini dinleyendir, itaat edendir her zaman ve her yerde. Allah’ın kulu her zaman O’nun huzurunda olduğunun bilincindedir. Huzurundan çıkmış gibi huzuruna girince saygı duruşuna durmaz çünkü o O’na saygıda kusur etmez. İtaatsizliğe meyl edeceği zaman hatırlar ve hemen döner.
    Kur’an’daki “sabah-akşam”, “gece-gündüz”, “gündüz saatlerinde-gece vakitlerinde (ânâel leyli ve etrâfennehâr)”, “sabaha çıkarken-akşama varırken (hine tumsune vehine tısbihun)”, “güneş doğmadan önce ve batmadan önce (qable tulûişşemsi ve qablel ğurub)” … Bütün bunlar belli vakitleri mi ifade ediyor yoksa bütün zamanları mı?
    Hem Allah gereksiz fazla söz söylemez, akıllı olan anlar diyorlar hemde bütün bunlardan namaz vakitlerini çıkartıyorlar. Allah kur’an’da namazla ilgili bu kadar tekrar yapacağına bir rekkat ise bir, iki rekkat ise iki, üç….., dört…..; namazların sayısı için iki namaz,üç,dört,beş namaz diyemez miydi? Eğer sadece kur’anı baz alırsanız ve iki ya da üçtür deyip biline gelen geleneğin beşini kabul etmez iseniz o zaman siz namazın fiziksel kılınış şeklini de izah edemezsiniz onu da Kur’an dan çıkarmanız gerekecek.
    Çünkü, eğer varsa, peygamberin kıldığı ve kıldırdığı değişmeyen bir namazının olduğu gerekliliğidir.
    Eğer Allah gerekli olan –ki bizce gereklidir- namaz ile ilgili ayrıntıları yapsaydı en azından bu konuda bugün seninle tartışmazdık.
    2/135: Ayeti ile ne demek istediğini anlayamadım. Çünkü bu ayette salat geçmiyor. Ancak “namaz kıldılar ve müşriklerden olmadılar…”, “siz de namaz kılın ki müşriklerden olmayasınız” mı demek istedin? Bana bu ayeti çağrıştırdı da?
    22/26-27: Allah bu ayette ki “qâimîn,râkiîn-sâcidîn” ile namazdaki kıyam,ruku-secde’yi mi anlatıyor? Peki “el-beyt” ile neyi kast ediyor? “evimi tavaf edenler için temiz tut” buyurmakla İbrahim’den ne yapmasını istedi? “evim” dediği evden kasıt mekke’deki kabe dedikleri ev midir? Lütfen açıklarsan beni de aydınlatmış olursun.
    Bu ayette ki “qâimîn,râkiîn-sâcidîn”: ile “ayakta dikil sonra belden eğil sonrada yere yüzü koyun kapan”ı mı anlatıyor. Bu kadar kolay mıdır salat? Namaz’ın hangi ağır tarafı vardır? inananları inanmayanlardan ayırt edici ne özelliği vardır? Namaz kılanı kim namazından alı koymuştur? Hele sizin iddaa ettiğiniz namazdan kim alıkoyabilir ki?
    Salat ve zekata bir de benim penceremden baksan: (belki bana sen de aynısını söyleyeceksin ama daha önce de söylediğim gibi ben 40 yıl senin gibi baktım)
    2/40-47 ayetlerini bir daha düşünerek okumanızı özellikle 42,43,44’le bağlantıyı koparmadan 45’i düşünün. Salatın kimlere ağır gelmediğini,diğer bir deyişle, kimlere ağır, altından kalkılamaz geldiğini görün ve 2/143 teki “Kıble değiştirmenin ağırlığı” ile 42/13 teki “müşriklere ağır gelen Din (iman)” la karşılaştırarak bir daha düşünün.
    5/91: deki salatın, eğer biraz dikkat ederseniz, “zikrullah (kur’an)”la ve 92’deki “Allah’a ve Resul’e itaat” la özdeş olduğunu görürsün. Bu ayetteki “yesuddu” maddesini 4/55, 16/94, 34/32, 27/24, 29/38, 4/167, 9/9, 16/88, 47/1-32-34, 58/16, 63/2 , 5/2, 48/25, 3/99, 7/86, 14/10, 34/43, 20/16, 28/87, 43/62, 8/36, 4/61, 7/45, 8/34, 8/47, 9/34, 11/19, 14/3, 22/25, 63/5, 43/57, 43/37, 40/37, 13/33, 2/217, 4/160 ayetlerdeki “sadde” maddesinin geçtiği tüm ayetlerle karşılaştırmalı okuyunuz. Bu ayetlerde, engellenenler nelerdir veya kimlerdir göreceksiniz. Bunların arasında namaza benzer bir şey bulabilecek misiniz? Düşmanları, onların bağlı oldukları, tehlikeli gördükleri görüş (din) ve kişilerden hep alıkoyarlar. Namazdan, oruçtan,şuna buna eğilmekten,şu putun bu putun önünde dikilip dua etmekten, yalvarmaktan alıkoyan var mıdır? Mekke’deki kabe’ye saygıdan ona yönelmekten kim alıkoymuştur. Aksine o tarzda binlerce belki milyonlarca putlar üretmektedirler dünyanın dört köşesinde.
    19/31: bilmem dikkat ettiniz mi bu ayette İsa resul “Allah beni yaşadığım sürece salat ve zekatla görevli kıldı” diyor. Başka da hiçbir şey demiyor. Neden? Çünkü salat ve zekat Dinin hepsidir de ondan. Yoksa hayat boyu (istirahat etmeyecek,uyumayacak,yemeyecek, içmeyecek,beşeri ihtiyaçlarını görmeyecek demek istemiyorum) namaz kılıp arkasında zekat mı verecek. Ayrıca zekat vermekten de ne anladığınızı merak ediyorum.

    19/54-55 te İsmail Resul tabilerine İmanı ve arınmayı öneriyor.
    11/87: Şuayb’ın salatı,dini İmanıdır.
    20/14: “Zikr”in, Kur’an / vahiy olduğunun unutmayalım. ” Zikr’imin salatını iqame et” derken, “Zikr’ime imanı ayakta tut” diyor.
    3/43’ün namazla bir ilgisi yoktur. Meryem’e ; Durumu kabullen, isyan etme, boyun eğ, teslim ol diyor.
    238’daki “Sibğatullah” Allah’ın dinidir. “Biz O’na kulluk edenleriz” demekle O’nun dininden başka bir din kabul etmiyoruz,sadece O’na teslim oluyoruz demektir.

    Allaha emanet ol. Muhabbetlerimle.

  148. Selam hüdaya tabi olanlara…

    Hanif dostlarda bir kardeşimizin sormuş olduğu soralar nedeniyle bu yazı yazılmıştır.Fayda mülahaza ettiğimizden burayada asıyoruz.Kur’an okuyucularına faydalı olacağı düşüncesiyle astık.

    Selam sevgili kardeşim…
    Namaz/Salat, Abdest ile ilgili takıntılarına şunları söyleyebilirim:
    Ben salata namaz demiyorum ayrıca namaz vardırda demiyorum.Yazdığım bütün yazılarda bunu hep vurguladım.Ayrıca salata dua da demedim.Kur’andaki dua bizim bildiğimiz dua değildir.Kimi yerde dindir,kimi yerde davettir.Bununda üç boyutu vardır:Allah’ın daveti,bizim onun davetine icap etmemiz,onun yardımını taleb etmemiz,onu yardımna çağırmamız.Dolayısıyla abdest ayetleri dedikleri ayette geçen ‘’ğasl’’,’’tathir’’,’’mesh’’ fiillerinin anlamları maddi anlamda yıkamak,temizlemek,sıvazlamak değildir.Bu fiiller baştan ayağa bütün ard(kötü)düşüncelerden arınmayı,temizlenmeyi,silinmeyi ifade ediyorlar.Orada geçen ‘’vücuh’’,’’eydi’’kişiye yöneliktir,kişinin kendisidir.Başınızı meshedin,ayaklarınızıda derken baştan ayağa,tepeden tırnağa,baştan aşağı,bütün münafıklığınızdan silinin demektir.
    Kur’anın hiçbir yerinde taharet maddesinden türetilen kelimeler yıkama,yıkanma anlamında hiç kullanılmamıştır.Bunların hepsi manevi arınma ve temizlenme anlamındadır.
    Bu ayet ve ‘’ya eyyuhellezine amenu’’şeklinde başlayan bir çok medine dönemi ayetlerde genel olarak bütün mü’minlere özel olarakta münafıklara hitap vardır.Münafıkların olumsuzluklarından dolayı uyarılar içermektedir.İşte bu abdest ayeti dedikleride bunlardan biridir.Salatı iyi anlayabilmek için Kur’anda çok geniş yer alan münafıkları iyi tanımak gerek.Bunun için özellikle Tevbe,Maide,Enfal,Nisa,Bakara,Ali-imran,Tahrim,Münafikun,Fetih,Maun surelerini okurken münafıklarla ilgili bölümlere ve buralardaki ilgili salatlara dikkat etmek lazım.Örneğin;Tamamen münafıklarla ilgilidir.
    Mescidi Haram ile ilgili sorunuza gelince;Mescid kelimesinin arapçada üç anlamı vardır.Bir masdar olarak;İtaat etmek,boyun eğmek,kabul etmek,iman etmek…
    2)Mekan adı olarak;İtaat yeri,mabet,mescid,cami
    3)Zaman ismi olarak;İtaat zamanı…
    2/142-150 arasında geçen (Mescidi haram)terkibindeki mescid kelimesi,masdar olarak ele alıyoruz.Yani yer ismi olarak anlamıyoruz.Yani Mekkedeki kabe denilen yapının özel bir ismi değildir.’’Mescidi haram’’,’’Es-sebil’’,’’Sıratılmustaqim’’,’’Elhaq’’,’’El huda’’,’’Ezzikir’’,’’El hamd’’….gibi Allah’ın dininin,kitabının,vahyinin bir adıdır.!!Kutsal saygın itaati,teslimiyeti ifade etmektedir.!!!
    ”vücuh”,”eydi”,”ruus”, Kavramlarının sözlük anlamlarını (ARAPÇA-TÜRKÇE SÖZLÜK serdar mutçalı-Dağarcık yayınları ist.Sözlüğünden aktarıyorum;
    A)”Vech”ç:vücuh:Yüz,başın ön tarafı,ön taraf,cephe,dış yüz,yüzey,(saatın kadranı);(metal parada)tura,resimli yüz;önemli,mühim,seçkin,güzide kişi,şahsiyet;görüntü,görünüş,taraf,yan,yön,cihat, niyet,kasıt,amaç,temel prensip,ilke;yol,yöntem,metod;sebep,neden;mana,anl am;(muayyen bir sürenin)başlangıç,evvel;(ç:vücuh ve evcuh);görüş,bakış açısı,yaklaşım.(vücuh”ay için”)evre;faz ELK.
    1)Zarf olarak kullanım:’’vechen’’Apaçık görünecek şekilde;’’bivechin’’,’’vechen li vechin’’,karşılıklı,yüz yüze,bizzat,şahsen;’’vechen minel vücuh’’(öncesinde olumsuz ifade ile hiçbir şekilde,asla;’’bi vech’ il icmâl’’genel olarak’’bi vech it takrib’’,’’ala vech ib takrib’’kabaca,yaklaşık olarak,:’’bi vechin xassın’’,’’ala vechin xassın’’özel olarak,’’bi vechin ma’’herhangi bir şekilde,’’bi duni vechin hakkun’’en ufak bir hakkı bulunmaksızın,’’ala vechihi’’doğru bir şekilde,haklı olarak,’’ala ğayri vechihi’’yanlış bir şekilde,’’ala hazal vech’’,bu şekilde,’’ala vechittali’’aşağıdaki gibi,’’ala vechil hasr’’özel olarak,’’ala vechil umum’genel olarak,’’ala vechil yakin’’kesin olarak,’’fi vechihi’’huzurunda,yüzüne karşı,’’li vechillah’’Allah rızası için,’’min kulli vechin’’her açıdan,’’min vucuhin kesiratin’’çok yönden,’’min bazıl vücuh’’birkaç yönden,’’min kulli vechin’her açıdan.

    2)Fiil ile birlikte kullanım:’’ebyaza vechuhu’’iyi/öğülecek bir iş yapıp adı duyuldu.’’isvedde vechuhu’’kötü bir iş yapıp itibarını saygınlığını yitirdi,’’exaza vechen’’itibar kazanmak,’’exaze vechel aruseti’’evlilik yaptı,’’exazehu fi vechihi’’yüzüne hakaret etti,’’beyyaza vechuhu’’temize çıkardı/akladı,’’sevvede vechehu’’şerefine kara leke çaldı’’şevvehe vechel hakikati’’gerçeği saptırdı,’’darabe vechel emri ve aynehu’’can alıcı noktaya değendi/turnayı gözünden vurdu,’’qame fi vechi fülanin’’ayak diretti/karşı durdu,’’herabe min vechi fülanin’’…den kaçtı,

    3)İsimler ile birlikte kullanım:’’vechul hal’’içinde bulunulan durum,’’vech uş-şibh’benzer yan,ortak nokta,’’vechen nehar’’gündüz vakti,gündüzün,’’kelamu zu vecheyn’’iki anlamlı söz,’’evcuhul kamer’’ayın evreleri,’’vücuhun nas’’önde gelen kişiler,büyükler,’’la veche li’’….için herhangi bir neden yok,…yapmanın,….yapmasının alemi yok,’’la veche lehu minessıhhati’’bunda en ufak bir gerçeklik payı yok.

    B)’’Yed’’ç:’’eydin’’,’’eyadin’’:El;sap;(hayvanda)ö n ayak;nüfuz,güç,otorite;yardım,destek,sahiplik.İSL. HUK.fayda,yarar.
    1)Ön edatlar ile kullanım:’’yeden bi yedin’’elden ele,bizzat,şahsen,’’beynel yedey’’…in önünde,’’beyne yedeyhi’’onun önünde,huzurunda,kontrolünde,elinin altında,’’bi yedina’’(ç:beyne eydina’’kendi elimizde/isteğimizle,)’’el kelamu beyne eydikum’’söz sizin(şimdi),’’ma beyne eydina’’elde bulunan-(lar),’’tahtel yed’’elde edilebilir’’tahte yedihi’’tamamen kontrolünde,elinde,’’ala yedi’’ … in elinde,’’ala yedihi’’(ç) :an yedihi’’onun yardımı ile,onun sayesinde,’’ala eydinnas’’insanların elinde,başkalarının yardımıyla,’’fil yed’’elde var,mevcut.
    2)Terkip halinde kullanım:’’la efaluhu yed –ed-dar’’bunu asla yapmam,’’yedul mazille’’şemsiye sapı,’’zül yed’’güçlü,nüfuz sahibi,’’sebi-tul yed’’cömert,’’sıfr-ul –yed’’eli boş,elde sıfır,hiçbir sonuç elde edememiş,sıfır elde sıfır.
    3)Diğer kullanımlar:’’yed -ül-beyza’’(ç):’’eyad-ul beyza’’fayda,yarar,menfaat,kabiliyet,yeterlilik,’’ yedun beyza fi’’…de deneyimli,şu konuda deneyimli,eli yatkın,’’yedül mubtileti’’batıl hak iddiası,yedu muhiqqa’’haklı sahip iddiası,’’zehebu eydi(veya eyadi)’’dört bir yana dağılmak,suqita fi yedihi’’şaşırıp kaldı,’’şedde yedehu ala’’sıkıca kavradı,’talebe yedel mer’eti’’kadına evlenme teklif etti(dest-i izdivacını taleb etti),’’ea’ta şeyen anzahri yedin’’karşılıksız verdi,’’el yedul amile’’iş gücü,’’lehu indi yedun’’ona yardım etmek zorundayım,’’lehu yedun fi’’onun katkısı var,’’lehul yeduttula’’…in üzerinde büyük etkisi var’’lehu indennasi yedun’’onun insanlar üzerinde büyük etkisi var,insanlar onun sözünü dinler,’’mâ li bi zalike yedani’’bu benim elimde değil,’’medde yedel avn(veya …yedel mauneti)’’yardım elini uzattı.’’hum yedun vahidetun aleyye’’onların hepsi bana karşı,’’vezea yedehu ala’’…i sahiplendi,ele geçirdi,el koydu,’’yedehu kasiretun’’onun gücü (buna)yetmez,onu aşar.

    Dikkat ettiyseniz ‘’yed’’çoğulu ‘’eydi’’;vech çoğulu vücuh kavramları genelde mecaz anlamda kullanılıyorlar.Genellikle şahısları temsilen cümlede yer alıyorlar.Bunun dillerde örnekliğine çokça rastlanır.Türkçede de bunun örnekleri çoktur.O nedenle bu iki organ Allah içinde Kur’anda sıkça yer verilmiştir.

    C)’’Ra’s’’(erkek ve dişi için aynıdır)(ç):’’ruûs’’,’’er’us:baş,kafa;şef,başkan,l ider;üst kısım/bölüm,uç;zirve,en üst kısım;tepe;sınır,had;burun,çıkıntı,coğrafya;ana bölüm/kısım;başlangıç
    ‘’Ra’sen’’doğrudan,aniden,apansız,’’bi ra’sihi’’kendi kendine,bağımsız,’’alime bi ra’sihi’’kendi kendine öğrendi,’’ra’sun bi ra’sin’’benzer şekilde,eşit olarak,farksız;
    ‘’… ala ra’si’’(tamlama halinde)başında,ucunda,… dan önce,evvel,’’ala ra’si velayni’’başüstüne,nasıl isterseniz,canı gönülden,’’ala ruusil eşhâd’’alenen,açıkça,herkesin gözü önünde,’’ra’sen ala aqbin’’tepe taklak,baş aşağı,’’qalebehu ra’sen ala aqbin’’… i tepe taklak etti,baş aşağı çevirdi,’’minel ra’si ilel qadem’’veya ‘’miner ra’si ila exmas’’tepeden tırnağa ,’’rafae bihi ra’sen’’dikkatini … e yöneltmek,çevirmek,’’ra’sel afat’’kötülüklerin anası,başı,’’ra’su hamiyetin’’çabuk öfkelenen kişi ,’’ra’su seneti’’yılbaşı,’’ra’sul kitab’’(mektupta)başlık,’ra’su malin’’(ç)’’ra’sun emvalin’’kapital,ana para,’’elbeledu ra’s’’başkent,’’ruusul esabih’’ayak ucu.

    ‘’CÜNUB’’ Maddesi: (El-Muncid Fi-lu-Ğatuti ve-l –Edebi ve –l-Ulum)dan çeviri:

    El-cunub:’’el beîd ‘’:Uzak;’’ellezi la yenqâdu’’baş eğmeyen,itaat etmeyen,teslim olmayan;’’el ğarib’’:yabancı

  149. İftiracı Mustafa !
    Vay bee…Bak sen şu işe… Palavra ve kübralama gördüm de bu kadarını hiç görmemiştim

    Sen ve senin gibilerinin din anlayışı bu kadar olur. Bunun gibi örneklere daha çok rastlarız.Yazını şaşkınlıkla ve esefle okudum.Sen ve senin gibiler Allah’ın biricik kitabını yeterli görmediklerinden tabi oldukları abilerinin(!)kuklası durumuna düşmüş ve bireysel özgür düşünce muhakemesini yitirmiş bunu neticesindede saldırgan,iftiracı ve basit cümlelerle Kur’an gönüllüsü insanları bu söylemlerinizle karalıyacağınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz yaptığınız her söylem bizi dahada güçlendirecek ve tüm toplumda duyurulmasını ve sorgulanmasını sağlayacaktır.Bunun neticesindede özlenen toplum inşaallah geri gelecektir.Ancak sığ düşündüğünüzden bu tespitleri yapabiliyorsunuz ve çözüm üretemiyorsunuz.

    Sizin giblerinin amaç gerçekleri öğrenmek değil, fırsatını bulduğu yerde şahıslara saldırmaktır.

    Senin bize karşı yönelttiğin iftiralar,dereceye girecek saçmalıklardan biri olarak görüyorum.İnsan ancak bir öğreti hakkında bu kadar kinli bu kadar önyargılı olabilir.

    İftiracı mustafa iftira,saldırganlık,kin kusmak ve saçmalamış olmakla itham etmek dışında bir maharetiniz varmı????

    Neden cevap veremiyeceğiniz durumlarda tartışma adabına uymayacak haller içine giriyorsunuz?

    Sizi zifiri karanlık dünyanızla basbasa bırakıyorum! Bu sorulara bu sekil cevap verebilmek icin, insanın hayatı boyunca zifiri bir karanlık icinde yasam sürdürmesi gerekir.

    Sizin sarayınız su üzerinde her an batabilir. Düsüncenizde ki masal kahramanı sizi teselli ediyor. İnsan, bildigi andan itibaren inancı yok olur. Bir cocuga anlatılan masal, cocuk icin ne kadar gercekse, inancta odur. Bütün mesele cocugun büyüyüp büyümemesidir. Suna emin olun su anda ben ve benim gibiler sizden yıldızlar kadar uzak. Siz köhnemis araclarınızla kesinlike bize ulasamassınız. Bizi anlıyamassınız. Biz sizden cok uzaklastık. Biz lazeri icad edip metal kesiyoruz. Siz hala makas kullanıyorsunuz. ve bize siz neden makas kullanmıyorsunuz demektesiniz.

    Kur’andaki dini yeterli görmek istemeyenlere saraydaki padisahın, karıncalara baktıgı gibi bakıyorum. Ne kadar kendinizi zorlasanızda sarayın ne oldugunu anlamayacak, gerceklerden haberiniz olmıyacak(!)

    Seni Allaha havale ediyorum iftiracı mustafa

    Not:Sayın Ali aksoyun bu iftiracı söylem karşısında kalması bizi çok üzmüştür.

  150. Selam Toprak Erdem kardeşim;

    İftira ve hakarete maruz kalma konusunda yalnız olmadığını pek iyi bilirsin. Hatta bunun Allah’ın sünneti olduğunu da…

    Bu yazıya onay vermeden önce düşündüm. Gözden kaçmış bir iş değildir. İstedim ki, bu tartışmaları okuyan insanlar senin sorduğun sorulara cevap verilemediğini, verilen en makul cevabın işte yayınlanmasına onay verilen yazıdan ibaret olduğunu görsünler.

    Sanmasınlar ki, onlara cevap verildi de biz yayınlamıyoruz. Sanmasınlar ki biz gerçeği örtüp saklıyoruz. Biz, haddi daha fazla aşmamak üzere “cevap” adı altında verilen bu incitici şeyleri yayınlıyoruz ki Kuran’dan başkasına yönelen her kimsenin acziyeti apaçık belli olsun.

    Yoksa sen öyle çarçabuk cennete girivereceğini mi sandın ?

    Muhabbetlerimle…

  151. Selam sevgili Ali aksoy kardeşim…

    Mesele çarçabuk cennete girmek meselesi değil,yapılan iftira niteliği taşıyan yazıları uyarı babından azda olsa birşeylerin yazılmasıdır.Bu forum Allah’ın biricik kitabını yeterli görenlerin buluşma yeri olduğundan herkim tarafından yapılırsa yapılsın iftiralar kabul edilemez ve uyarılır ilgili kişiler.

    Biz bu kafa yapısının yeni olamdığını,evvelkilerde daha şiddetli zorluklarla karşı karşıya kalınıldığını çok iyi biliyoruz ve içimiz bu yüzdende çok rahattır.Tarih boyunca yapılan tevhid mücadelesinde inananlar,yurtlarından sürülmüşler malları elllerinden alınmış,kimileri bu yolda öldürülmüş ve akla hayale gelmiyecek türlü türlü şeylerle karşı karşıya kalınmıştır.
    Önceki yazılarımdada kendi şahsımdan örneklerde vermiştim.Bırakın yabancı insanları evvela kendi öz ailem tarafından dışlanmış ve yakın arkadaş gurubum benden ayrılmışlardır.Allah’ın kitabını yeterli görmek her nedense bir çok kişi tarafından peygamberi inkarla eş tutuluyor ve çeşitli tavırlar gösteriliyor.Dün söylediğim gibi bugünde haykırmak istiyorum;ben Allah’ın biricik kitabını yeterli görüyorum ve hayatımı yalnızca o değerler bütününe göre düzenleyeceğim bu konuda her kim olursa olsun isterse yalnız kalmış olayım umurumda bile değil.

    Allah kuluna yetmezmi diyor

    Yeter rabbim öylede yetersinki

    Bu can sana feda,yoluna feda,gerçek anlamda Kur’ana inanan kişilerin yoluna paspas olsun.

  152. toprakerdem,yazdi:
    Allah’ın biricik kitabını yeterli görüyorum ve hayatımı yalnızca o değerler bütününe göre düzenleyeceğim.
    Selam, kardesim, zaten tüm mesele deburda..Kuran yeterli diyenler de cok,cogalamaya baslamisdir,devam edecekdir insallah.
    Yillardan beri bizlere anlatilan bildiklerimiz ve okuduklarimizi,artik arastirip apacik görmeye baslamamizin sonuclaridir bunlar.Insan ister istemez aklini calistirip düsünüyor zuhruf44,Dogrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
    benide sahsen bu ayet yillar önce herseyi Kuran dan ögrenmeye baslamama neden olmusdur,ve böylede devam edecekdir insallah.
    Elbetteki zorluklarla karsi karsiya kaliyorum,ama yilmayip devam edecegim,insallah.
    dönüsümüz rabbimize,hesab günü,bu kuran sana yetmedimi…gibi SORULABILECEK sorulara kendimi hazir tutmam gerekdigini düsünüyorum.
    ki “O”gün,nezaman olacaginida sade Rabbimiz bilir.
    Hata ve kusurlarimizi Rabbimiz insallah affeder ümidi ile,
    selametle kaliniz.

  153. Merhaba

    İnternetten sörf yaparken bu yazılara denk geldim.Gerçekten çok ilginç yazılardı bir solukta okudum.

    Ama kafam gerçekten çok karıştı

    Şimdi namaz yokmu yani?

    Biz yıllarca boşunamı namaz kıldık?

    Site sahibi sanırım namaz kılan birisi yazılarından öyle anlaşılıyor
    Peki kendisi namaz kolıyormu?kılıyorsa nasıl kılıyor? çok merak ediyorum

  154. Selam dilaver ergüneş
    KARDEŞİM bu siteye aldanırsan İNAN Kİ namazı da orucu da haccı da abdesti de…herşeyi unutursun.Kardeşim vallahi anneniz,babanız ve mübarek dedeleriniz doğru olan namazı kılarlar/kılarlardı.Bu siteyi savunanların hemen hepsi namaz kılmıyor.Kılanlar da namazı nasıl kılacaklarını bilmiyorlar.Çünkü Kur’an’da namazın kılınış şekli ve namaza dair ayrıntılar olmadığından bunların içine düştüğü bu çelişki gayet normaldir.Bu siteye aldanırsan ailenden ve arkadaşlarından ayrılıp onlara lanet okursun.AMAN DİKKAT!!!

  155. #
    mesut:

    Selam dilaver ergüneş
    KARDEŞİM bu siteye aldanırsan İNAN Kİ namazı da orucu da haccı da abdesti de…herşeyi unutursun.Kardeşim vallahi anneniz,babanız ve mübarek dedeleriniz doğru olan namazı kılarlar/kılarlardı.Bu siteyi savunanların hemen hepsi namaz kılmıyor.Kılanlar da namazı nasıl kılacaklarını bilmiyorlar.Çünkü Kur’an’da namazın kılınış şekli ve namaza dair ayrıntılar olmadığından bunların içine düştüğü bu çelişki gayet normaldir.Bu siteye aldanırsan ailenden ve arkadaşlarından ayrılıp onlara lanet okursun.AMAN DİKKAT!!!
    5 Mart 2008, 1:30 am
    SlM, kardesim, bol bol kesenden atacagina,bizlere KURAN dan apacik ayetleri sunmani isterdim,
    mademki israr ediyorsun, buyur kanitla, KURANDAN, yoksa sence Rabbimiz KURANDA eksik birseyler mi birakmis(hasa)!?
    zuhruf44,Dogrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
    tüm Kuran ayetlerini rabbimiz “laf” olsun diye indirmemisdir,üzerinde düsünüp akletmek gerekiyor,bunu yillar sonra anlamis olsam da,ben Kuran hükümlerinden disari cikmamaya gayret ediyorum,nedenmi derseniz:zuhruf44 iyi anlamaya calisin,yeter.
    Selamelte kaliniz,Insallah,yüce rabbimiz tüm (gercekden)teslim olanlarive olamaya calisanlari dosdogru yoluna iletecekdir.

  156. Selam Mesut..

    Allah Orucu, Haccı, Boşanmayı, Borçlanmayı, Evlenmeyi, vs. Kur’an’da anlatmış da şu sizin kıldığınız namazı neden anlatmamış? Allah’ın kelimeleri tükenmez değil mi? O zaman o sevgili namazınızı neden anlatmamış? Hani dininizin direği olan namazı? Oysa salat ( dine-İslam’a bağlılık, irtibat kurma, sosyal maddi-manevi destek ) ‘ten başka birşey değil.

  157. Selam Arkadaşlar…

    Mesut’a göre ataları kıldığı için bizlerde kılmalıymışız!Kur’anın söylediği salat önemli değil ataların sözü daha önemli!

    Mesut’a göre Kur’an yeterli değil hadisler(!)Alimler(!)vb şeylerle Kur’an anlaşılmalı.!

    Çünkü kendileride biliyorki Kur’anda namaz uygulaması yok.Bu yüzden çelişkiler yumağı yamalı bohçaları(hadis-sünnet) imdadına yetişiyor.

    Geçen sefer Mesut efendi uzun bir yazı buraya asmıştı bizde gereken şeyleri kendisine söyledik.

    Mesut efendi madem bu kadar bilgiliydiniz neden cevap vermediniz bir taş attınız kuyuya hemen kaçtınız?!

    Sen ve senin gibi profösör hacivat efendiler ancak niyet okur ve saldırırlar.

    Mesut efendi senin mantığınla gidersek o zaman varsayalımki ben bir hiristiyanım ve teslis inancını savunuyorum çünkü bu bir hiristiyan için olmazsa olmazdır.!Şimdi bu mantıkla ben atalarım hep böyle algıladılar bunlar çok mübarek insanlardı ve bunların yaptıkları doğruydu mu diyeceğiz???

    Eğer benim inancım Dini Yalnızca Allah’a özgülemeyi gerektiriyorsa hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmem.Herzaman olduğu gibi bugünde gerçekleri haykırmaya devam edeceğim.

    Piyasada malum eser sahibi kişilerin birçoğuyla yazışma fırsatımız oldu ama maalesef işin işinden bir türlü çıkamadılar ve tevatüre sarıldılar.Çünkü kur’an sizin bildiğiniz uygulamadan bahsetmiyor.

    Salat dinin olmazise olmazlarındandır buda vahyi yaşam içerisinde her daim canlı tutmaktır!!!!!!

    Dilaver kardeşede bu vesileyle birşey söylemek istiyorum.Benim söylediklerim önemli değil alinin velinin söylemleri ile dini anlamaya çalışma YALNIZ VE YALNIZ SÖYLENEN SÖZYLEMLERİ kUR’ANA VUR VE ÖYLE ANLAMAYA ÇALIŞ.

  158. Selam arkadaşlar…

    Kendilerince Namazı yok diyen bir sitenin Dalgacı alaycı yazarlarına verdiğim cevaplardan biridir.

    Ey namazcılar!

    Namazınız ve abdestinizle ilgili olarak onlarca soru sorduk,hiçbirine

    cevap veremediniz.
    Şimdi soruları ben soracağım ve sizin adınıza ben cevaplayacağım:
    1)Namazınızı ve abdestinizi yalnız”Kuran’dediğinizdenmi öğrendiniz?
    cevap:Namaz’ı hayır,abdesti evet.!!
    2)Peki 1 rekat ,2 rekat(kıyam+rüku+secde)ın kılınışını nerden öğrendiniz?
    Cecap:Beğenmediğiniz babalarınızdan..(sakın zaten biliniyordu da onun

    için Allah anlatmadı demeyin)Çünkü Allah’ı amuda kaldırmadan soruların

    altından kalkamazsınız.Taklitçilikte üzerinize yoktur.Siz bu konuda

    tavuğun suyunun,suyu bile değilsiniz,olsa olsa bulaşığı olursunuz.
    Namazınız ve abdestiniz dahi ısmarlama.”kıl”ına kadar

    mukallidsiniz.Banamı öğreteceksiniz namazınızı abdestinizi??
    3)Söyleyin bakalım,Namazınızı dayattığınız İBRAHİM’İN NAMAZI NASILDI??Kaç

    rekat kıldığını,nasıl kıldığını sormayacağım sizin deyiminizle ZATEN

    BİLİNİYORDU,bilinmeyen şeyi Allah anlatırdı.Şunu soracağım:Namazı

    abdestlimi kılıyordu,abdestsiz mi kılıyordu??
    Cevap:Abdestsiz
    Soru: neden?
    Cevap:Çünkü Kur’anda anlatılıyor abdest.Abdestli kılsaydı Allah bunu

    tekrar anlatmaya gerek duymayacaktı.Zaten öteden beri alına gelen abdesti

    Allah ne diye anlatsın?!
    4)Kur’an Nuh’un namazından bahsetmiyor.Sahi Nuh namaz kılıyormuydu??
    Cevap: Hayır
    Soru:Allah’ın aklı sonradan mı başına gelmiş?(Rabbim sen sinelerdekini

    bilensin bu yüzden içim çok rahat)

    Biz kelimeleri amuda kaldırtıyoruz,siz ise Allah’ı amuda kaldırıyorsunuz

    sayın cumhur ve yağdanlığı ey_vatan!

    5)Söyleyin kaç rekat namaz kılıyorsunuz??Rekatın ne olduğunu nerden

    öğrendiniz??
    Cevap:Kısasını (1),uzununu (2) rekat
    Rekatın ne olduğunu,öteden beri kılına geldikleri beğenmediğiniz

    babalarınızdan.
    soru:Kur’andan derseniz ben size sorarım:Nerden çıkardınız 1 ve 2 yi??
    Cevap:Nisa/101-102 den
    Soru:Peki ”kısa”dan ”uzun”çıkarmı???
    Cevap:Nice ana-babalar biliriz çocukları onlardan uzundur.Demekki çıkar.
    SORU:Peki İbrahimden Muhammede dek kısa namaz yokmuydu??Onlar hep

    uzununumu kılıyordu?Yoksa onlar sefere çıkmıyorlarmıydı???Onlar hiç

    korkmuyorlarmıydı???(korku namazı)
    Cevap:Olsaydı ,Allah ne diye anlatsın!

    ŞUNU SÖYLESENİZE,NAMAZ İMANDIR.UZUNU KISASI OLMAZ.”1”SE BİRDİR ”2”İSE

    İKİDİR,”3”İSE ÜÇTÜR,”4”İSE DÖRTTÜR,KAÇ İSE O KADARDIR.
    PEYGANBER NASIL KILDI ONU SÖYLEYİN SİZ.ABDESTİ BOZAN BOZMAYAN/VEYA

    GEREKTİREN-GEREKTİRMEYENLER NELERDİ??ONU SÖYLEYİN SİZ.

    Şafiye,Hanefiye,Malikiye,Hanbeliye,Caferiye,Aleviye gelinceye kadar

    peygamber nasıl kıldı???
    Hadis küllüyatı olmasaydı,şafii dini yeniden tedvin etmeseydi siz bu

    namazınızı nereden bulup çıkaracaktınız???
    Kur’anda,namaz yok,abdest yok,rüku yok,secde yok,kıyam yok,yok yok yok…

    NAMAZIN DEDİĞİNİZ YERDE KIYAM YOK,KIYAMIN OLDUĞU YERDE NAMAZ YOK!!!
    NAMAZIN OLDUĞU YERDE RUKU YOK,RUKUUN OLDUĞU YERDE NAMAZ YOK!!
    SECDENİN OLDUĞU YERDE NAMAZ YOK,NAMAZIN OLDUĞU YERDE SECDE YOK!!!

    Bu (4)’ü (namaz,kıyam,ruku,secde)Kur’anda,bir arada hiç

    bulunmuyorlar.Sahi siz bunları nasıl bir araya getiriyorsunuz????????????
    İbrahim teyemmüm yapıyormuydu???Nasıl yapıyordu???
    Abdesti olmayanın teyemmümü sorulurmu????????

    İBRAHİM’İN HER BİRİNİ BİR DAĞIN BAŞINA KOYUP ÇAĞIRDIĞI GİBİMİ

    YAPIYORSUNUZ???? 🙂 🙂

    HADİ ORDANNN
    KILINIZA KADAR MUKALLİTSİNİZ SİZ!!!

    Siz kim namazı kur’andan çıkarmak neyin nesi???

  159. HANİF DOSTLARIN DİN ANLAYIŞI

    Hanif dostlar(!)ın din anlayışı=Meali Farklı farklı yorumlayabilme anlayışı=Kişisel görüşlü din anlayışı=Kişi adedince din anlayışı=Çok dinlilik=Muazzam bölünme olayı Ve nihayet dinsizliğe geçiş formu.

    Aynen sizi temsil eden kabataslak formül budur.
    Bu din mensuplarına göre Hz.Muhammed(Sallallahü aleyhi vesselem) hanif dininin bir uygulamasıcıymış.Yani Kendisine Kur’an’dan başka birşey verilmemiş.Sadece görevi Kur’an-ı tebliğ etmek imiş.Şimdi ben bir hanif dosta(!) sorsam siz Peygamber kadar Kur’anı yorumlayabilir misin.% DE % (yÜZDE YÜZ) evet diyecek.Çünkü kendi düşünce sistemlerine göre Peygamber ayetlere açıklık getirmemiş ve kendisine indirileni aynen tebliğ etmiş ve dolayısıyla biz de olsaydık bunu becerebilirdik der.İşte böyle bir düşünce sistemi.((Nahl 44,64) ayetlerin hükümlerini ortadan kaldırma yöntemi)

    Bunlara şu soruyu sormak lazım.Eğer sizin dediğiniz gibiyse niçin Peygamber gönderildi zaten herkes aynı biçimde indirilen ayetlerden faydalanamaz mıydı?

    Bir de Hz.ibrahim’in(A.S) dinine mensup olduklarını söylüyorlar.Sanki Hz.Muhammed(S.A.S) Efendimiz’le yeni bir din gelmemiştir,örnek olarak da birkaç ayeti gösterirler.Gerçi ilgili ayetleri vermeyeceğim nasıl olsa yalan yanlış yorumlarıyla mana verdikleri bu ayetleri daha biliyorlar;ama ben sadece ilgili ayetlerin ne manaya geldiğini ve bu sapık dostların(!) yanılgılarının ne derece büyük olduğunu sadece sağduyulu arkadaşlar için vereceğim.

    Hz.Muhammed Hanif dininin uygulayıcısı mı ona bakalım:
    Bunu anlamak için öncellikle yeni gelen ilahi bir dinin bir öncekini nesh ettiğini bilmek lazımdır.(A’li imran 50),(En’am 146).Fakat bu, kesinlikle,önceki ilahi dini tamamıyla reddetmek anlamına gelmediğini belirtmek gerekir.Zira bütün semavi dinler Hak katında aynıdır.Yeni bir semavi dinin gönderilmesiyle,bir önceki dinin sadece belirli bazı ibadetleri neshedilir.(ilgili ayetlerde belirtildiği gibi).Çünkü toplumlar gitgide büyür,yaşam tarzları değişir. buna bağlı olarak da önceden mensup oldukları dinin ibadet şekli ve kısımları bu toplulukların ihtiyaçlarına artık cevap veremez duruma gelir.
    Semavi dinlerde değişmeyense itikadi konulardır.Allaha,meleklerine,Peygamberlerine,Ahiret gününe,Öldükten sonra mutlak surette dirilmeye,kaza kader hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak…. gibi inanılması zaruri olan konulardır.

    Bu nedenlerle her Peygamber kendinden önceki bütün peygamberleri doğrular,bir önceki dinin itikadi konularını güçlendirir. (Nahl 89)

    İslamiyetten önce Arabistan’da çeşiti dinlere mensup birçok insan vardı.Müşriklerin birçoğu aya,yıldızlara,güneşe tapar bunlardan bazıları da elleriyle yaptıkları putlara taparlardı.Ehli kitaptan olan Hristiyanlar,ilahi kitabı olan incili tahrif etmiş,birçok uydurma İncil’ler oluşturmuşlardı.Bu topluluk,haşa,Mesih Allah’ın oğludur diyecek kadar küfürde ileri gitmişlerdi.

    Yahudiler’in durumu bunlarınkinden farklı değildi.Onlar da kitaplarını tahrif etmiş,Hristiyan’ların Mesih(A.S) e olan bu sapık inançlarına benzer inanış bunlarda da vardı ve aynı şeyi Üzeyr(A.s) için söylerlerdi.Böylece müşrik konumuna düşüyorlardı.Bu din mensupları kendilerine gönderilen Peygamberler dışında diğer Peygamberlere de inanmazlardı.Bunların arasındaki tek benzerlik her iki grubun da Hanif Dininin temsilcileri olduğunu iddia etmeleriydi.

    Bu toplumda bir gürup vardı ki azınlıkta olup,Hanif Dinin’in gerçek temsilcileri konumundaydılar.İtikadlarına şirk bulaştırmamış olan bu insanların bağlı olduğu din Hz.İbrahim(A.s) in tevhid inancının devamı idi.Hz.Peygamber’de(Aleyhi selatü vesselam) bu mübarek din üzereydi ve günlük İbadetlerini bu dine göre yapardı.
    Bu bilgilerden sonra Kur’an-ı Kerim ayetlerinde belirtilen Hanif dinine uymakla neyin kastedildiği açıkça görülecektir.

    1-)İslamiyet’in gelmesiyle hanif dininin temsilcileri olduklarını söyleyen Hristiyan ve Yahudilere bu ayetlerle gereken cevap verilmiş oluyordu.Aslında bu yönüyle ayetler onları hanif dininin İTİKADİ yönden tamamlayıcısı konumunda olan İslam dinine davet etmiş olur
    2-)Hristiyan ve Yahudiler Peygamberlerini ilah edindiklerinden dolayı müşrik olmuşlardı;fakat müşriklerin bu mübarrek dini temsil etmeleri imkansızdı.ONUN İÇİN BİRÇOK AYETTE “O Müşriklerden değildi” buyuruluyor.

    3-)Allah’ü Teala ayetlerde, başka ilahi dinleri misal verebilirdi.Lakin demin belirtiğimiz gibi bunlara şirk ve küfür karıştırılmış,nihayetin de ise bozulmuşlardı.

    İşte kendilerine “Hanif Dostlar” diyen bu guruh,ilahi dinler arasındaki inceliği kavrayamadıklarından,arapları İslam dinini parçalamakla suçluyor(Allah aşkına Kur’anın neresinde bu bilgi var.Birçok ayette sahabe ve tabiin övülmüyor mu?)ve iSLAMİYETTEN önceki Hanif dinine dönmeyi planlıyorlar.(Ali aksoy’un görüşü)

    Sözün özünü söylemek gerekirse İslam diniyle beraber Hanif dini neshedilip bu dinin itikat esasları esas alınmış ve bu esaslar övülmüştür.Yoksa bu dinin ibadetleri neshedildiğinden alınamaz.

  160. Selam Ali aksoy

    İşte siz ayetleri farklı farklı anlıyorsunuz.Biraz tarihten bilginiz olsa idi bu tür yanılgılara düşmez o kadar masum insanı da peşinden sürüklemezdin.

    Bundan sonra istediğin kadar ayetlerin anlamlarını saptır ve masum insanlara yükle.

  161. Selam Mesut;

    1) Başka başka isimler altında yazarak kalabalık gözükmeye mi çalışıyorsun ?

    2) Demişsin ki; “… ve iSLAMİYETTEN önceki Hanif dinine dönmeyi planlıyorlar.(Ali aksoy’un görüşü)” İyi, güzel, fikirlerini, düşündüklerini, delillerini yaz da terbiyesizliğin alemi yok. Benim ve arkadaşlarımın böyle bir görüşü yok ve hiç bir zaman olmadı.

    Yazdığın yazıda bahsettiği her hususa bu sitede cevap verilmiştir.

    Sana bir soru sorayım;

    Yazının içerisinde bir ayete değinmişsin.

    “Apaçık mucizeler ve kitaplarla. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur’an’ı indirdik.” Nahl,44

    Sence bu ayetten Peygamberimize mucize verildiğini anlayabilir miyiz ?

    Muhabbetlerimle…

  162. Selam Toprak Erdem
    -Sana birkaç şey söyleyeceğim.
    -Sana desem ki sen Sahabe misin?
    -Evet diyeceksin.(Adım gibi eminim bundan.)
    -Desem ki sahabeler Kur’an’da övülüyor örneğin (Fetih 18,19) ayetinde ve daha birçok ayette -tarihi kaynaklarda belirtilen 1300 den fazla sahabi Peygamberimize burda biat etti-Allah onlardan ve daha birçoklarından razı olduğunu ve onların da Allah’tan razı olduğunu söylüyor.Hatta bir kuşak sonra gelen ve onlara tabi olanlardan da razı olduğunu söylüyor ve inananları onlara uymaya teşvik ediyor.Ve bizde sahabilere uyan tabiine uysak ve bunlardan üstün olanları kendimize rehber yapsak hata etmiş olabilir miyiz acaba.Yani bunlardan birine uymak mezhebiyle(içtihadıyla) amel etmek suç mu yani.Yoksa Allah’ü teala kanaatinizce yalnız Kur’an’ı referans alan ve Allah’ın razı olduğu sahabilere -haşa- kafir damgasını vurmaktan kaçınmayan ve Hz.Ali’yi şehit eden Mutezile,Harici,vahhabi,Cehmiye zihniyetine sahip olanları mı sence ilgili ayetlerde övmüş.Bu olabilir mi.

    -Desem ki sahabiler o kadar şerefli insanlardır ki daha önce Tevrat ve İncil de bile bu yüksek insanlara misal verilmiş.Sen nasıl bunlardan üstün olabilirsin.(Ayetlerde belirtiliyor)niçin bu yüksek insanları İslamiyet’i bozmakla suçluyorsunuz.Delilliniz var mı.
    -O halde sana ne oluyor ki kendini Bunlar’la eşit görüyorsun.Ya da bunun başka bir mantıklı açıklaması olabilir mi sence.

    -Desem ki kanaatinizce bütün insanlar madem Kur’andan eşit şekilde istifade edip anlayabiliyor o zaman Peygamber(A.S) niçin gönderildi.Hani insanlar arasında ayetlerin anlaşılmamasıyla ilgili ihtilaflar çıkmayacaktı.(Nahl 44,64 ve ayrıca bknz Peygamberlerin gönderiliş hikmetleri).Bu konuda -haşa-ayetler sana göre yanlış mı söylüyor.

  163. Bak Ali aksoy,ben ne sana ne de arkadaşlarına iftira etmişim.Sana iftira etmediğimi aşağıda vareceğim linke ve oradan da “İBADETİN ŞEKLİ” bölümüne bakarsan anlarsın.Vereceğim link bütün delillerimi ortaya koyacaktır bu mu terbiyesizlik.İyi ya sitelerinde yazdıklarını/alıntı kısımlarını sana aktarıyorum.Bundan doğal birşey olamaz.

    Ben yazımın içinde bir ayetin değil beş adet ayetin numarasını verdim ki itiraz etmeyesin.Bana, (Nahl-44) ayetinde Peygambere mucize verildiği anlaşılıyor mu demişsin.Farzet ki ben,bu ayette Peygamberimize mu’cize verilmediğini söylesem,sen, ha öyleyse ben de Peygamber kadar Kur’an’dan anlıyorum,bunu mu diyeceksin.Ya da aksini iddia etsem pireyi deve yapan mantığınla beni küçük mü düşüreceksin.İlla ki mu’cize verildiğine dair ayet mi istiyorsun.(Kabul etmesen de Kamer Süresi-1 bakabilirsin)

    “Andolsun,onları(Peygamberleri),bir bilgi üzerine(dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.”(DUHAN_32)
    Neymiş Ali Aksoy,demek ki Peygamberimizin bu üstünlüğü kiyamete kadar devam edecektir,bazıları anlamak istemese de.Demek ki,Peygamberimiz’İ(Sünneti) es geçmemeliyiz.

    Ali Aksoy,üç-dört aydır hanif dostlarınızı inceliyorum.Hemen hepsi İslamiyet’en önceki hanif dinini referans almamız gerektiğni söylüyor.Güya Hz.Muhammed(s.a.s) hanif dininin uygulacısıymış.Hatta bir dostun “Eğer Kur’an’da Hz.Peygamber’in sünnetini almamıza ilişkin ayet olsa idi mutlaka Hz.İbrahim’in sünnetini almamız gerektiğine öncellik verilirdi” yazısını okudum.

    http://www.aliaksoy.net/2007/04/18/hadis-ve-sunnet-gercegi/

  164. Selam Mesut
    Ben sahabe değilim bu birrr
    Kur’anda sahabilerin yaptığı beyattan hoşnut olduğunumu yoksa her yaptığı fiillerden hoşnut olduğunumu söylüyor?

    Allah peygamberleri örnek gösteriyor ama hatalarındanda bahsediyor.!!!

    Allah’ın onlardan razı olduğunu hatta bir kuşak sonrasındanda razı olduğunu söylüyorsun.(!)bir kuşak sonrasından razı olduğunuda nereden çıkarttın?Madem Allah onlardan razı olmuş o razı olduklarının aktrardıkları Kur’an ile çelişen binlerce çelişkili rivayetler nasıl ortaya çıkmış??Sahabilermi onları uydurdu yoksa peygamberden çok sonraları yaşamış emevi ve Abbasi tarafından saltanatlarını güçlü tutmak için ortada dolaşan hadis uydurukçuları tarafındanmı???Peygamber döneminde yazılmış tek bir hadis kitabı varmı??Dört halife döneminde yazılmış tek bir hadis kitabı varmı???Kur’anın geneline baktığımızda yeterli olduğuna dair onlarca ayet var ve bu sitenin değişik bölümlerinde kardeşimiz Ali Aksoy tarafından konular ayrıntılı bir şekilde işlenmiş,Kur’anı yeterli gören kardeşler tarafından yorumlar yapılmıştır.Eğer sen Allahın biricik kitabını yeterli görmüyorsan ve ben illada çelişkiler koleksiyonu yamalı bohça (hadis ve sünnet)ile bu dini anlamak istiyorum diyorsan sana söyleyeceğimiz bir şey yok.Allah yolunu açık etsin..

    Biz din adına ortayan atılan safsataları Kur’ana götürerek sorgulamalarda bulunuyoruz.Din adına yapılan söylemleri ortaya koyup değerlendirmeyelimmi??Bizim amacımız peygamberi devre dışı bırakmak değildir bilakis ona atılan iftiraları temizlemektir.Kur’anı insanlara ileten peygamber kur’an dışında bir kaynağı sunmamıştır.
    Sayın mesut bey önceden söylediğim sözümü şimdi yeniden söylüyorum Allah Kur’anı anlama noktasında ayırımcılık yapmaz!Aklını kullanıp sözün en güzeline uyan kişileri rabbim temizleyecek ve Kitabını anlama noktasında kuluna yardım edecektir.
    Kur’an dinin kaynağı olarak neyi sunuyor??Kendisinimi???yoksa çelişkiler koleksiyonunumu???Nahl suresinin 89.ayetinde rabbim bu kitabı sana her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı doğru yola iletici diye açıklamıyormu???Kur’an her şeyi açıklamıştır ve din peygamber ölmeden kemale ermiştir.!Ama maalesef gelenekçi kişiler tarafından Allah’ın kitabını sanki çelişkiliymiş gibi nasih-mensuh dalaveralarıyla değiştirmeye kalkmışlardır,hemde enam suresinin 115.ci ayetine rağmen!!!!!!!

    Her ne hikmetse Onca ayet olmasına rağmen bir türlü kur’an size yetmiyor!Bir takım sözleri kur’anın önüne geçirdiğinizden bakışlarınızda yamukluk oluyor ve yaptığınız yorumlarda dolayısıyla yamuk oluyor.!!!

    Kur’an kendini anlama noktasında yine kendi üzerine almıştır.(ahsenu tefisr)!Yani sonradan uydurulan yamalı bohçaya muhtaç etmeyeceğini buradan öğrenebiliriz.!Ama siz ne yapıyorsunuz Allahım sen yeteri kadar açıklamadın bunlar daha iyi açıklıyor diyorsun!Mantığın bunu gösteriyor!

    Kur’an yeterlidir ve asla çelişkiler koleksiyonu yamalı bohça dinin kaynağı değildir.!

    İstediğiniz kadar kavramları yamultmaya kalkın Allah öyle bir güzellikle kitabını tahriflere karşı örmüşkü anında alarm çalıyor yani zararlı virüslere karşı uyarıyor.!!!!

  165. Selam Mesut

    Ayetleri öyle yontmuşsunki örnek verdiğin duhan44/32-33 ayetini yorumlamandan belli.!
    şimdi ayete bakalım;
    44/32- Andolsun, biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.
    44/33- Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.

    Burada anlatılan ilimden maksat kendilerine gelen vahiylerdir.zaten ayetin devamında ve bağlacı ilk cümleyi pekiştiriyor.Yani ilimden maksat kendilerine verilen ayetlerdir o ayetlere uyanların üstün olduğunu açıklıyor.Peygamber kendisine gelen vahiyle ve ulaştırdığı kimselerin bunları hayatında uyguladıkları(ikame-i-din)-(ikame-i-salat)takdirde bir üstünlük olabilir.

    Mucizeye örnek vermiş olduğun kamer/1 ayetindende gelenekçi kesimin dillendirdiği şeyi anlatıyorsun.

    Bu konuyu güzel açıkladığına inandığım Hakkı Yılmazın yorumunu vermekle yetiniyorum;
    Ayetlerin tahlili

    1, 2. Ayetler:

    O saat yaklaştı. Ve Ay yarıldı / Ay yarılacak / Ay doğdu (her şey açığa çıkarıldı).

    Ve onlar bir ayet görseler hemen yüz çeviriyorlar ve “devam edip giden bir büyüdür” diyorlar.

    “O saat yaklaştı. Ve Ay yarıldı” ifadesi, rivayet toz dumanı içinde kalmış olan dirayetsiz açıklayıcılar tarafından, Kur`an ayetlerinden (dolayısıyla Rabbimizden) onay almayan bir takım kabullere dayandırılarak açıklanmış, böylece bugüne kadar doğru anlaşılamamıştır.

    Rivayetlere göre olay:

    Rivayetler, Hicret`ten beş sene evvel Mekke`de bir akşam vakti dolunay hâlindeki Ay`ın ikiye bölündüğünü, parçaların birisinin dağın üstünde, diğerinin de dağın önünde bir müddet durduğunu, sonra iki parçanın birleştiğini ve Ay`ın tekrar eski hâline döndüğünü bildirmektedirler. Olayın özeti böyle olmakla birlikte bazı rivayetçiler uydurmacılıkta bir hayli ileri gitmişler ve olayı akıl almaz ayrıntılarla süslemişlerdir. Meselâ, peygamberimizin bir parmağını Ay`a doğru uzattığını ve Ay`ın ikiye bölündüğünü, parçalardan birisinin peygamberimizin abasının (ceketinin) yakasından girip kolundan çıktığını ileri süren rivayetler vardır. Maalesef “din kitabı” adı ile Müslümanların arasına sokulan bu zırvalar sadece bu noktalarda da kalmamış, Esma bint-i Amis rivayeti ile Hayber`de ikindi namazını geçiren Ali`nin, namazını vaktinde kılması için batmış olan Güneş`i bile geri getirmek suretiyle zirvelere ulaşmıştır. (Güneş`in geri gelme rivayetini inşallah Sad suresi 33. ayetin tahlilinde açıklayacağız.) Ancak biz, bu konudaki rivayetlerin uydurma olduklarını göstermek için, avcı hikâyelerine taş çıkartacak kadar uydurma olanlarına değil de, en muteber kabul edilen Sahih-i Buhari`ye bakmayı yeterli görmekteyiz. Buhari, bu olayla ilgili rivayetlere, kitabının “Tefsir”, “Peygamberin Alâmetleri”, “Menkıbeler” ve “Ensarın Menkıbeleri” bölümlerinde tekrar tekrar yer vermiştir. Bizim aldığımız örnekler Tefsir Kitabı bölümündedir:

    Rivayet 385:

    …İbn-i Mes`ud şöyle demiştir. Rasülüllah zamanında ay, iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın üstünde, bir parçası da önünde idi. Bunun üzerine Rasülüllah Sa. “ŞAHİT OLUNUZ” buyurdu.

    Rivayet 386:

    Yine Abdullah ibn-i Mes`ud (R ) şöyle demiştir. Biz peygamberin beraberinde idik. Ay iki parça oldu. Bunun üzerine Peygamber ( S ) bize “ŞAHİT OLUNUZ, ŞAHİT OLUNUZ” buyurdu.

    Rivayet 387:

    …..İbn-i Abbas (R ): Peygamber zamanında ay yarıldı, demiştir.

    Rivayet 388:

    …Bize Şeyban, Katade`den tahdis etti ki, Enes ibn-i Malik (R): Mekke ahâlisi peygamberden kendilerine bir mucize göstermesini istediler. Peygamber de onlara Ay`ın yarılmasını gösterdi, demiştir.

    Rivayet 389:

    ……buradaki senette de Enes (R ): Ay iki parçaya ayrıldı, demiştir.

    Gerek yukarıda naklettiğimiz rivayetler gerekse diğer hadis kitaplarındaki rivayetler, olayın İbn Mes`ud, Enes b. Malik, Abdullah b. Ömer, Cübeyr b. Mut`im, Abdullah b. Abbas ve Ali tarafından anlatıldığını bildirmektedir. Fakat olayın vuku bulduğu tarihte (Hicret`ten beş şene önce), bu kişilerden Abdullah b. Ömer altı-yedi yaşlarında idi, Enes b. Malik ve Abdullah b. Abbas ise henüz doğmamışlardı. O yıllarda Ali`nin de çocuk yaşta olduğu hatırlanacak olursa, sadece İbn-i Mes`ud`un reşit yaşta olarak olayı görmesi mümkündür. Yani İbn-i Mes`ud bir tarafa bırakılacak olursa, böyle ciddî bir konu bizlere, o tarihte anasından doğmamış, veya beş-altı yaşlarında olan çocukların anlatımları ile aktarılmış olmaktadır. Üstelik biz biliyoruz ki, peygamberimize Kur`an dışında bir mucize verilmemiştir. Zaten, eğer kendisine böyle bir mucize verilseydi, peygamberimizin tüm Mekkelileri çağırıp, mucizesini herkese göstermesi gerekirdi. Çünkü verilen mucizenin gereği ancak böyle yerine getirilebilirdi. Gece gündüz peygamberimizin yanından hiç ayrılmamış olan yetişkin, aklı başında sahabeden hiç birinin adı ile bu konuda bir nakil mevcut değildir.

    Diğer taraftan, tarih kitaplarında da, Ay`ın ikiye ayrıldığını görüp de İslâm`a giren ya da gördüğü hâlde inanmayan hiçbir akıllı kimsenin adı geçmemektedir. Kaldı ki, böyle bir olay meydana gelseydi, dünyanın her tarafından izlenmesi gerekirdi ve bu konuda başka görgü tanıkları da olurdu.

    Esasen, yukarıdaki gibi bir kaç kişinin verdiği haberlere dayanan ve Usul ilminde “Haber-i Vahid” ve “Haber-i Meşhur” denilen haberler, imana ait konularda ve haram-helal konularında delil olarak kullanılamazlar. Yani, sağlam delillere dayanması gereken inanç, “Haber-i Mütevatir” olmayan haberlerle oluşturulamaz.

    Sonuç olarak bu yanlış inancın hadis kaynağı ÇÜRÜK ve TEMELSİZdir. Aslında biz, yukarıda adı geçen kişilerin böyle bir açıklama yaptıklarını da kabul etmiyor, olayların sonradan uydurulup onlara fatura edildiğini düşünüyoruz. Bu uydurmalara burada yer vermemizin sebebi ise tamamen teşhire yöneliktir.

    Kur`an`a göre olay:

    Yukarıdaki rivayetlere göre olay, Mekke halkının mucize görmek istemesi üzerine gerçekleşmiştir (!). Ama, Ay`ın ikiye bölünmesi olayının, müşriklerin mucize isteklerine verilmiş bir cevap olduğunu söylemek, Kur`an ayetlerinin apaçık anlamlarına ters düşmektedir. Diğer taraftan peygamberimizin böyle bir mucize gerçekleştirdiğini söylemek, Allah`ın son peygamberi için belirlediği görevin “sadece tebliğ” olduğunu bildiren ayetlerle çelişmektedir. Yani, rahmeti gereği Rabbimizin somut mucize vermek istemediğini bildiren Kur`an ayetleri, bu iddianın kuyruklu bir yalan olduğunu âdeta iftiracıların suratlarına vurmaktadır:

    İsra; 59: Ve Bizi, ayetleri (mucizeleri) göndermekten ancak öncekilerin onları yalanlamış olmaları alıkoydu. Ve Semud`a, açık, gözle görülebilir biçimde o dişi deveyi vermiştik de onunla zulmetmişlerdi. Ve Biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

    Enbiya; 5, 6: Bilakis onlar: “Bunlar karmakarışık düşlerdir; yok yok, onu kendisi uydurdu; yok yok o bir şairdir. Hadi öyleyse öncekilerin gönderildiği gibi bize bir mucize getirsin” dediler.

    Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir karye (memleket) iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Yukarıdaki ayetlerden anlaşıldığına göre eski toplumlar kendilerine gösterilen somut mucizelere rağmen yalanlamaya devam etmişler ve helâk edilmişlerdir. Rabbimiz de insanların geçmişte ortaya koydukları bu tutumlarını tekrarlayacaklarını bildiğinden, her meydan okuyuşa somut mucize ile cevap vermek istemediğini bildirmektedir. Böylece inanmayanlara bu dünyadaki hayatlarının sonuna kadar, tövbe ederek inanma fırsatı da verilmiş olmaktadır. Zaten peygamberimizin de, Allah`ın bu bildirisine rağmen müşriklerin ısrarlı taleplerine karşı onlara mucize gösterme arzusu içinde olması mümkün değildir:

    Rad; 38: Ant olsun ki, Biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve zürriyet (nesil; oğlan-kız çocuklar) verdik. Hiçbir peygamber için Allah`ın izni olmadan herhangi bir ayet getirmek de yoktur. Her ecel için bir yazı vardır.

    Ankebut; 50: Ve, “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” dediler. De ki: “Mucizeler ancak Allah`ın katındadır. Ve ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”

    Ama müşriklerin somut mucize istekleri gerçekten ısrarlı ve abartılı olduğuda bir gerçektir:

    İsra; 90-93: Ve, “Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız. Yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarında şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi göğü parçalar hâlinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah`ı ve melekleri karşımıza getirmelisin. Yahut senin altın süslemeli bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin. Ancak, senin yükselişine, okuyacağımız bir kitabı bize indirmene kadar, asla inanmayız.” dediler. De ki: “Rabbimin şanı yücedir. Ben beşer bir elçiden başka bir şey miyim ki?!”

    Müşriklerin, somut bir mucize göstermesine yönelik ısrarlı ve abartılı taleplerine karşılık peygamberimizin, Allah`ın talimatları doğrultusunda onlara, mucize göstermenin görev sınırları dışında kaldığından, mucizelerin sadece Allah katında olduğundan ve kendisinin de sadece beşer (insan kökenli) bir Allah elçisi olduğundan başka bir şekilde cevap vermesi ise mümükün değildir.

    Müşriklerin ısrarlı ve abartılı talepleri ise Rabbimiz tarafından, Kur`an`ın tek ve yeterli bir mucize olduğunun bildirilmesi suretiyle cevaplandırılmıştır:

    Ankebut; 51: Kendilerine okunan Kitap`ı, Bizim kesinlikle sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    Demek oluyor ki, Rabbimizin peygamberimize verdiği mucize müşriklerin bekledikleri türden bir mucize değil, mucizelerin en büyüğüdür; anlık bir görüntü, bir olay olmayan ama kıyamete kadar herkesi acz içinde bırakan ebedî bir mucizedir, Kur`an`dır.

    Bazı Müslümanlar, bunca Kur`an ayetine rağmen, uydurulmuş rivayetlerin karanlığında “Allah isterse neden olmasın?” yaklaşımıyla, yalanlara inanmayı cahilce sürdürmektedirler. Fakat buradaki konu, Allah`ın böyle bir olaya güç yetirip yetiremeyeceği konusu değildir. Çünkü Allah`ın her şeye kadir olduğunda hiç şüphe yoktur. Buradaki konu, böyle bir olayın gerçekten olup olmadığı ve bu olayın Kur`an`dan ve akıldan onay alıp almadığıdır. İnananların yapacakları şey, her konuda olduğu gibi bu konuda da sadece Rabbimizin mesajlarını dikkate almaktır. Aksi takdirde, Allah`ın sonsuz kudretini düşünerek herkesin kendi kafasına göre çeşit çeşit mucize uydurması söz konusu olur ki, böyle bir davranışın İslâmî anlayış ile bağdaşması mümkün değildir.

    Netice olarak Ay`ın yarılması hikâyesi, Kur`an açısından da ÇÜRÜK VE TEMELSİZ olup sadece, peygamberimize “sihirbaz” diyenlerin kullanacağı bir malzemedir.

    Rivayetlerde nasıl çarpıtıldığını gördükten sonra 1, 2. ayetlerin tahliline dönebiliriz.

    Bu sure, Tarık suresinin devamı mahiyetindedir. Kur`an`ın mushaf hâline getirilişi sırasında ayrı sureler olarak adlandırılarak aralarına duvar örülmüş olsa da, ayetlerdeki konular ve bağlaçlar bu duvarları aşmaktadır. Meselâ 2. ayetin başındaki “vav” bağlacı, Tarık suresinin 15. ayetindeki “yekidune” fiili üzerine matuf olup, aradaki parantez içi ifadeler kaldırıldığında cümle şu şekilde olmaktadır: “Şüphesiz onlar oldukça tuzak kuruyorlar -……- ve bir ayet görseler hemen yüz çeviriyorlar ve `devam edip giden bir büyüdür` diyorlar.”

    Bu durumda 2. ayetteki “onlar” zamiri ile kastedilenlerin, Tarık suresinin 15. ayetindeki “onlar” zamiri ile kastedilenlerle aynı olduğu, yani Beled suresinin 19. ayetinde bildirilen “ashab-ı meş`eme” olduğu anlaşılmaktadır.

    O saat yaklaştı

    Burada yaklaştığı bildirilen “السّاعة saat”; kıyamet saatidir. Yani “o saat”; kıyametin koptuğu, herkesin öldüğü kıyamet gününün birinci evresidir. “Saat” sözcüğü Kur`an`da hep bu anlamda kullanılmıştır.

    Ve Ay yarıldı.

    Rabbimizin mesajının doğru anlaşılması ve rivayetlerde olduğu gibi hurafelere sapılmaması için bu cümle üzerinde önemle durulması gerekmektedir.

    İnşikak (Yarılma)

    “انشقاق İnşikak” sözcüğü, “شقّ şakk” sözcüğünün “إنفعال infial” babındandır ve mutavaat (etkilenerek uyma) anlamı içerir. Yani “inşikak” sözcüğü ile ifade edilen yarılma, maruz kalınan bir etkiye karşı konmadan, direnç göstermeden, uyum sağlayarak meydana gelen yarılmadır. Bu sebeple önce “şakk” sözcüğü tahlil edilmelidir:

    “Şakk” sözcüğü, elde ve yüzde soğuk veya herhangi bir nedenle oluşmuş olan çatlaklara ad olan “شقاق şikak” sözcüğünden gelmiştir. Araplar hayvanların tırnaklarında ve bileklerindeki çatlamaya (hastalığa) “şikak” derledi. Daha sonraları da ciltte her türlü çatlak oluşturan hastalığa “şikak” demişlerdir.

    “شقاق Şikak” mecazî olarak da; “ayrılıkçı, tefrika çıkaran, normal düzeni bozan” anlamlarında kullanılır.

    “Şakk” ise; “Sad-ı bain (ayırıcı çatlak)” demektir. Otun topraktan çıkışı, çocuğun dişinin çıkışı “şakk” sözcüğüyle ifade edilir.

    “Şakk”, “طلوع tulû (doğuş)” anlamındadır. Sabahın oluşuna da “شقّ الصّبح şakk-ı subh” denir. Çünkü sabah da karanlıkları çatlatmakta, gündüz ile geceyi ayırmaktadır. (Lisan ül Arab c: 5, s: 107)

    Ragıb el İsfehani ise şöyle açıklamıştır: “Şakk”, “Herhangi bir şeyde meydana gelmiş çatlak”tır. … Denilmiştir ki, “Ayın inşikakı peygamber zamanındadır. Ve yine denilmiştir ki “ayın inşikakı, kıyametin kopacağı vakit ortaya çıkacak yarılmadır. Ve yine denilmiştir ki, bunun manası “işin açığa çıkmasıdır.” (el Müfredat s: 264, “şakk” maddesi)

    Yukarıdaki her iki sözlükte verilen açıklamalara göre “şakk” sözcüğü, bir elmayı böler gibi bir şeyin ikiye, üçe bölünerek ayrılması anlamına değil, bir şeyin üzerinde yarıkların, çatlakların oluşması anlamına gelmektedir. Nitekim, Bakara; 74, Meryem; 90, Rahman; 37, Hakkah; 16, Abese; 26 ve İnşikak; 1. ayetlerde de “şakk” sözcüğü, bir şeyin üzerinde veya bünyesinde oluşan yarılmaları, çatlamaları ifade etmek için kullanılmıştır.

    “Şakk” sözcüğünün bu anlamına göre “Ay yarıldı” ifadesi, Ay üzerinde bir takım yarılmalar, çatlamalar olduğu anlamına gelir ki, Ay`a gidildiği dönemde (1969), orada ayak izlerinin oluşması ve Ay yüzeyinden parça koparılması sebebiyle, bu ayetin gerçekleşmiş olduğu ileri sürülmüştür.

    Sözlüklerde “şakk” sözcüğünün karşılığı olarak verilen anlamlara rağmen, “Ay yarıldı” ifedesinin, Ay`ın iki parçaya ayrıldığı anlamına geldiğini ileri süren bazı kimseler, sadece yukarıda naklettiğimiz zayıf ve uydurma hadislerden destek alan bu görüşlerine, ayetteki fiilin geçmiş zaman kipi ile kullanılmasını delil göstermişlerdir. Gerçekten de Rabbimiz, ahiret ve kıyamet sahnelerini, fiilleri geçmiş zaman kipinde kullanarak anlatmış ve böylece kıyamet ve ahiretin mutlaka gerçekleşeceğini vurgulamıştır. Bu ifade tarzı günlük hayatta da kullanılmakta, meselâ kişi, yapmaya kesin kararlı olduğu bir işi yapacağını ifade etmek için “o iş bitti, yaptım bile” şeklinde konuşmaktadır. Bu ifade tarzının Kur`an`da daha bir çok örneği vardır:

    Nahl; 1: Allah`ın emri geldi. Onunla yüz yüze gelmekte acele etmeyin. O tüm varlığın tesbih ettiğidir. Onların şirk koştuklarından arınmıştır.

    Ayrıca; Rahman; 37, Hakkah; 14-16, İnşikak; 1-5, İnfitar; 1-4, Tekvir; 1-14, A`râf; 38-50, Zümer; 68-74. ayetlere de bakılabilir.

    Bu yaklaşımla, konumuz olan ayetin anlamı; “Kıyamet yaklaştığında Ay mutlaka yarılacaktır.” demek olup, Hasan-ı Basri, Ebussuud, Osman b. Ata, Nesefî gibi bilginler ve tüm çağdaş bilginler bu anlamı tercih etmişlerdir.

    “Şakk” sözcüğünün “tulû (doğuş)” anlamında oluşu

    Sözcüğün bu anlamı dikkate alındığında ise “Ay yarıldı” ifadesinden; “Ay`ın doğup ortaya çıktığı ve karanlığı çatlattığı” manası ortaya çıkmaktadır. Şems suresinde “Güneş`i takip eden Ay” ifadesinin; “Kur`an`ı izleyen peygamber” anlamına geldiği hakkındaki saptamamız hatırlanacak olursa, burada da aynı anlamdan hareketle “Ay yarıldı” ifadesinin; “Peygamberin gönderildiği ve açığa çıktığı, onunla da iyi ile kötünün, iman ile küfrün, hidayet ile dalâletin; hepsinin açıklığa kavuşturulduğu” anlamına geldiği söylenebilir. Bir başka ifade ile Ay`ın yarılması; Ay doğduğu esnada karanlığın yarılmasıdır ve bu deyimin manası “durum aydınlandı, ortaya çıktı” demektir. Nitekim Araplar, açık olan, belirgin olan şeyleri ifade etmek için ata sözlerinde “Ay” sözcüğünü kullanmaktadırlar.

    Bu yaklaşımla ve “انشقّت inşekkat” sözcüğünün mutavaat anlamı itibariyle 1, 2. ayetler şu anlama gelmektedir:

    Saat (Kıyamet) yaklaştı. Ve her şey Allah tarafından açıklığa kavuşturuldu.

    Ve onlar bir ayet görseler hemen yüz çeviriyorlar ve “devam edip giden bir büyüdür” diyorlar.

    Yani, saat yaklaşıp Ay yarıldığı, her şey açıklığa kavuşturulduğu hâlde, gördükleri mucizelerden yüz çeviriyorlar, olacak olmadan, başlarına belâ gelmeden akıllanmıyorlar, akıbeti düşünmüyorlar. Gördükleri ayetlerden ibret alacakları yerde “süregelen bir sihirdir” diyerek yüz çeviriyorlar.

    Buradaki “اية ayet” sözcüğü; “hayret verici alâmet, olağanüstü durum, mucize” anlamına gelmektedir. Kural olarak şart cümlesinde yer alan nekreler, olumsuz cümlelerdeki nekreler gibi umumî (genel) mana ifade ettikleri için buradaki “ayet” herhangi bir mucize anlamındadır ama, her türlü mucizeyi de içine almaktadır.

    Bu durumda “Öteden beri süregelen bir sihirdir” diyen müşriklerin, gördükleri hiçbir ayeti, hiçbir delili, hiçbir mucizeyi dikkate almadıkları vurgulanmış olmaktadır. Kur`an`dan başka bir mucize görmedikleri için, müşriklerin gördüğü söylenen ve dikkate almadıkları mucizeler; Kur`an ayetleridir. Hatırlanacak olursa müşriklerin bu tavrı daha evvel Müddessir suresinde konu edilmişti:

    Müddessir; 24: Şöyle dedi: “Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka bir şey değil.”

    Burada “süregelen” olarak çevirdiğimiz sözcüğün orijinali “مستمرّ müstemir” olup, sözcük birden çok anlama gelmektedir:

    – Sözcük; “Devam eden” anlamına gelir ki, zaten gelen vahyler ve yapılan tebliğler kesintisizdir, süreklidir, devam etmektedir.

    – Sözcük, “المرّة el-mirretu” sözcüğünden türemiş olup; “güçlü” manasına gelir.

    – Sözcük, “المرارة el-miraretu” kökünden türemiş olup “öd kesesi” manasına gelir. Buna göre ifade; “Bu, acı, tadı bozuk bir sihirdir” manasında olur.

    – Sözcük; “geçici, geçip giden, zeval bulan” anlamındadır ve bu anlama göre sihirin geçiciliği, sürekli olmadığı vurgulanmış olur.

    Bize göre sözcüğün; “sürekli, devam eden, süregelen” anlamı uygundur. Çünkü müşriklerin “büyü” olarak niteledikleri ayetler süreklidir, kesintisizdir. Müşrikler kendilerine tebliğ edilen ayetlerin özünü araştırmaya yanaşmamakta ve anlamlarına sırtlarını dönmektedirler. Bir delile ve kanıta dayanmadan sırf keyfî arzularına uyarak, gördükleri ayetleri ve ayetlerin ortaya koyduğu gerçekleri irdelemeden, düşünmeden yalanlamaktadırlar.

    Doğru anlayabilmek maksadıyla surenin başından beri üzerinde çalışma yaptığımız ilk iki ayetteki kısa ve öz mesajı Rabbimiz, Enbiya suresinde detaylandırmıştır:

    Enbiya; 1-15: İnsanlar için hesap yaklaştı. Onlar ise aldırmazlık içinde, yüz çeviricidirler.

    Rablerinden kendilerine gelen her yeni öğüdü/ hatırlatmayı ancak oyun yaparak ve kalpleri eğlenerek dinlerler. Ve o zalimler aralarında şu fısıltıyı gizlediler: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Artık görüp dururken büyüye mi gidiyorsunuz?”

    (Peygamber): “Benim Rabbim gökte ve yerde her sözü bilir. Ve O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir” dedi.

    Bilakis onlar: “Bunlar karmakarışık düşlerdir; yok yok, onu kendisi uydurdu; yok yok o bir şairdir. Hadi öyleyse öncekilerin gönderildiği gibi bize bir mucize getirsin” dediler.

    Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir karye (memleket) iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler?

    (Ey Muhammed!) Biz, senden önce de kendilerine vahyettiğimiz birtakım kişilerden başkasını elçi olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehlinden sorun hemen!

    Ve Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık. Onlar sürekli kalıcılar da (ölümsüz) değillerdi.

    Sonra biz onlara o vaadi (verdiğimiz sözü) yerine getirdik. Böylece onları ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Aşırı gidenleri de helâk ettik.

    Ant olsun, size, öğüdünüz sadece onun içinde olan bir kitap indirdik. Hâlâ akletmeyecek misiniz?

    Biz zalim olan nice karyeleri (memleketleri) kırıp geçirdik. Onlardan sonra da başka milletleri var ettik.

    Öyle ki onlar azabımızın şiddetini hissettikleri zaman ondan hızla uzaklaşıp kaçıyorlardı.

    “Hızlı hızlı kaçmayın; içinde şımarıp azdığınız yurtlarınıza dönün. Belki sorgulanacaksınız!”

    (Onlar da): “Yazıklar olsun bizlere! Biz gerçekten zalimler imişiz” dediler.

    İşte onların bu çağrıları, onları biçilmiş bir ekin ve sönmüş ocak (kül) hâline getirinceye kadar son bulmadı.

  166. Selam toprakerdem

    Arkadaşlar toprakerdem diyorki Allah onlardan(her nedense birtürlü sahabi diyemiyor)razı olmuşsa(!) hatta onlardan bir kuşak sonrasından razı olduğunu nerden aldın diyor.

    CEVAP:Sırf karşındakilerini yenmek psikolojisiyle Kur’an’a baktığından dolayı malesef bu ayetleri görememişsin kardeş.Sana ayetleri ekrana asayım.( özellikle bknz Tevbe -100,117)(Enfal 72,74),
    Haşr-8 de sahabilerden muhacirler için “”doğru kimselerin ta kendileridir” buyuruyor.T.E kardeşimiz diyor öyle birşey olur mu Peygamberler de hata etmiştir.Gerçi burda Peygamberleri nasıl ele aldığı bilinmemektedir,ayrıca (Haşr 9) ayetine de baksan iyi olur.

    Bir de diyor ki onlardan bir kuşak sonrakilerden razı old.nerden çıkarttın
    CEVAP:(Tevbe 100),ve
    “Onlardan(sahabilerden) sonra gelenler ise şöyle derler:’Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla.Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma!Ey Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok esirgeyicisin,çok merhametlisin”(HAŞR-10)
    Yukarıdaki yazımı yeniden okuyun lütfen!
    Ayrıca Sahabilerden İncil ve Tevrat’tan bile misal verildiği Allah(c.c) ayetlerinde buyuruyor.

    Diyorki o Kur’an’da övülen kişileri elinden çıkan rivayetler neden çelişkilidir.Yok onlar uydurmadı ise onlardan sonra gelenler mi uydurdu.

    CEVAP:Ben ne diyeyim.Allah Sahabeleri ve onlara uyanları övsün.Bir de onlar yalancı duruma düşürülsün.Olacak şey değildir.Ortada bir çelişki vardır.Madem ki rivayetleri çelişkilidir.Neden Kur’an’a paralellik arzeden ayetleri açıklayan hükümleri almıyorsun.Yoksa kafa yapına mı güveniyorsun.

    Diyorsun, oluşturulan hadis kitapları Peygamber zamanında yazılmadı falan filan.

    Cevap:Peygamber zamanında Kur’an’da mushaf haline getirilmemişti.Sen sahabelere güvenmiyorsan Sahifelerini toplayıp bir kitap haline getirdiği Kur’ana da güvenmemen lazım değil mi.Ha dersen Allah Kur’anı koruyacağına söz vermiş-haşa- o zaman bu söze de güvenebilir misin güvenemez misin bilemiyorum.

  167. selam, mesut:Tevbe 100),ve
    “Onlardan(sahabilerden) sonra gelenler ise şöyle derler:’Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla.Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma!Ey Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok esirgeyicisin,çok merhametlisin”(HAŞR-10)
    EY mesut,aklini kullanmani isterim kardesim, ayetde, ya rabbena, diye gecmez! sadece Rabbena gecer,lüften en kücük seylerde bile Rabbimize karsi hasiyetli olamaya gayret edelim.
    2.husus da,casiye6 yabir bak istersen,orda diyorki rabbimiz, benim (hadisim)sözüm den sonra hangi sözlere inanirlar?
    casiye6+24Ahkaf9hadid 8/17ayetlerini insallah senin ufkunu acar,dilegi ile,
    selametle kal
    En dogrusunu bilen Rabbimiz dir.

  168. selam Mesut..

    Allah’ın razı olduğu kişiler kim bana saysana!!! Yoksa siyer kitaplarında, hadis kitaplarında rivayetler sunan her şahıs Allah’ın razı oldukları arasında mı? Her ismi geçen insanın müslüman-mümin olabileceğine dair deliliniz nedir? Bunların arasında münafıkların olmayacağına dair bir deliliniz de var mı?

    Söylesene neden hem Peygamberin eşlerinin, hem de ashabtan olan kişilerin isimleri hiç Kur’an’da geçmez? Doğru ya, Peygamberin bile ismi sadece 4 ayette geçmekte.. Peki bu inceliğin sırrı ne? Yoksa kitap kalınlaşmasın diye Allah gerek mi duymamış?
    ————
    ———-
    Mesut demiş ki;
    CEVAP:(Tevbe 100),ve
    “Onlardan(sahabilerden) sonra gelenler ise şöyle derler:’Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla.Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma!Ey Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok esirgeyicisin,çok merhametlisin”(HAŞR-10)
    ———–
    ———–

    Onlardan sonra gelenler kim? Peygamberin torunlarını öldürenler de “Onlardan sonra gelenlere” dahil mi?

    Gerisin geriye dönenler de “ONLAR”a dahil mi?

    Allah parçalanıp bölünmeyin, fırkalara ayrılmayın diye emretmişken ayetlerinde, mezheplere/fırkalara ayrılanlar da “ONLAR”a dahil mi?

    ———
    ———

  169. Selam Mesut

    Kur’anda peygamberin yaptıkları hatalardan bile bahsederken;Örnek olarak bazı ayetleri verebilirim;33/37,9/43,66/1,80/1-11
    sen çıkmış sahabileri göklere çıkarıyorsun!Yoksa onlar hatasızlarmı?
    Kuran’ın hiçbir yerinde Peygamber’i her görene güvenileceğine dair bir izah yoktur. Bilakis Peygamberimizin etrafındaki “Müslümanım” diyenlerin bir çoğu Kuran’da eleştirilir. Münafıkların, Müslümanların arasına girdiği de Kuran’da belirtilir. 9- Tevbe Suresi 101. ayette Peygamber’in dönemindeki ikiyüzlülerin hepsini Peygamber’in bile bilmediği söylenir. Peki Peygamber’in bile bilmediği ikiyüzlüleri (münafıkları) hadis imamları nasıl bilmişlerdir? Hadis nakil ettikleri kişilerin bu bahsedilen münafıklardan biri olmadığını nasıl iddia edeceklerdir? Yoksa Kuran’da, Peygamber’in hayattayken bilemediği söylenilen kişileri, bu mezhep imamları, bu kişiler öldükten 200 yıl sonra mı bilebiliyorlar? Peygamber’in vefatından sonra sahabelerin bir kısmının diğerleriyle savaşı, birbirlerini kafirlikle ithamları da her sahabe olduğunu söyleyene güvenilemeyeceğini gösterir. Oysa sahabeyi tartışmasız doğru kabul eden zihniyet, sahabeyle aralarındaki zincirlerde bir çok yanlış değerlendirme yaptıkları gibi, sahabeyi toptan doğru kabul edip yine hata yapmışlardır

    Benim sahabileri falanda yerdiğim yok o senin kuruntundur.Kimseyi yermek gibi üste çıkmak gibi bir niyetimde yoktur.Tek amacım Dini Allaha özgülemek ve onun hoşnutluğunu kazanacak amellerde bulunmaktır.
    Bizlere gelen tarihi kaynaklardaki bir çok konuda tutarsızlıklar bulunduğundan sahabilerle ilgili sağlıklı bilgileride maalesef alamıyoruz.Kesinlikle ne peygamberi nede dava arkadaşlarını yermek gibi bir düşüncemiz olmamıştır ve olmazda.

    Sizin sahih dediğiniz hadis kitaplarında bile hadislerin yazılmamasıyla ilgili onlarca örnek vardır.
    Misal verecek olursam;
    “Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3Ğ12, 21, 33) Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”(Darimi, es-Sünen) El Hatib’teki hadis şöyledir: “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33) Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

    Eğer ki hadisler dinin kaynağı olsaydı, Peygamber onları yazdıracaktı ve şu anda olduğu gibi hadislerin içine onbinlerce yalan karışmamış olacaktı. Oysa Kuran ayetlerinden anladığımız gibi Kuran yeterlidir. Bunu da en iyi anlayan şüphesiz Peygamber’imiz Hz. Muhammed’dir. Görüldüğü gibi Peygamber’in sünneti (davranış tarzı) hadislerin Kuran’a ilaveler yapan kitaplar olarak yazılması değil, hiç yazılmamasıdır. Peygamber hadis yazdırmamakla kalmamış, üstelik bunu yasaklamıştır. Yani hadis yazmak Peygamber’in tavrı olmadığı gibi üstelik bir yasağıdır. Basiret sahibi Peygamber’imiz insanların detaysever, Peygamber’leri ilahlaştırıcı, mezheplere bölünmeye müsait karakterlerini bildiğinden, bunlara yol açacak hadis yazımını yasaklamıştır. Bugün gelinen nokta Peygamberimiz’in basiretini bir kez daha takdir etmemizi gerektirmektedir. Sırf Peygamber’in hadis yazımını yasaklaması bile anlamaya niyeti olanlar için yeterlidir.!!!!!!!!!!!!

  170. Aşağıya bu konuyla alakalı yapılmış güzel bir çalışmayı bir çok kişinin faydalanması için asıyorum.

    MANA İLE HADİS NAKLİNİN GETİRDİKLERİ

    Hadislerin ne kadar güvenilir olduğunu anlamak için günümüzde ana okulunda oynanan bir oyunu bir de biz deneyelim. On, yirmi kelimelik bir hadisi alalım ve yedi, sekiz kişinin bu hadisi kulaktan kulağa söylemesini sağlayalım. Acaba bu hadisler ne kadar doğru olarak iletilecektir? Hadis naklinde ise bu hadislerin hem metin, hem nakil zincirleriyle ezberlenip, yüzlerce yıllık süreçte dağ,tepe,çöl arasında, kulaktan kulağa seyahat ettiğini unutmayalım. Daha evvel saydığımız hadislerin kasıtlı uydurulma sebeplerini, hadis nakil zinciri olmayan hadislere nakil zincirlerinin uydurulduğunu yok saysaydık tüm hadis zincirlerinin doğru, tüm hadis nakilcilerinin iyi niyetli olduğunu varsaysaydık bile hadisler güvenilir olmazdı.

    Hadisler konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan halktan büyük bir kesim, hadislerin Peygamber’in ağzından çıktığı şekilde kelimesi kelimesine bize ulaştırıldığını zannederler. Hadislerin içinde doğruyla yalanın karışmış olması bir yana, hadislerin Peygamberimiz’in ağzından çıktığı şekliyle bize ulaştırıldığını hadisçiler bile iddia etmez. Buhari başta olmak üzere birçok hadisçi, hadisin manasının muhafaza edilmesinin yeterli olduğunu, asıl metinin ezberlenmesinin şart olmadığını kabul etmişlerdir. Bu ise hadislerin içine birçok kimsenin kendi görüşünü sokması, tam anlayamadığı halde anlayamadığını anlamayanların, hadis metnini bozup manayı da bozmaları gibi sonuçlar doğurmuştur. Her nakilci, hadisin metnini akılda tutabilecek güçte bir hafızaya sahip olmadığından da aklında kalanı nakletmiş, bu da dilden dile anlam kaymalarına sebebiyet vermiştir. Tüm bu sakıncalara rağmen Buhari, en büyük iki Sunni mezhep olan Hanefi ve Şafii mezheplerinin başları Ebu Hanife ve
    Şafii de mana ile rivayeti yeterli görmüşlerdir.

    Peygamberimiz’in en geniş topluluğa konuştuğu anın Veda Hutbesi olduğunu ve burada yüz binden fazla kişi olduğunu tüm hadisçiler kabul eder. Yüz binden fazla kişinin şahit olduğu bu hutbenin ayrı ayrı metinlerde, nasıl farklı farklı olduğunu görmemiz, mana ile hadis naklinin; hadis uydurmacılığının, en sağlam hadis olması beklenen veda hutbesinde bile nasıl tahrifat yaptığını gösterir.

    Mana ile hadis nakli olabilir denilince, hadisin başını sonunu duymamak da önemli mana kaymaları yapmıştır. Ebu Hureyre’den “Uğursuzluk üç şeyde olur: Ev, kadın ve at” diye Peygamber’e hadis nispet ettiğini duyan Hz. Aişe: “Allah’a yemin ederim ki Allah’ın elçisi bunu asla söylememiştir. O ancak şunu söylemiştir. Cahiliye ehli şöyle derlerdi: Uğursuzluk şu üç şeyde olur; ev, kadın ve at.” Görüldüğü gibi Hz. Aişe’ye nispet edilen ve Ebu Hureyre’ye yapılan bu itiraz; mana ile hadis rivayeti mümkündür deyip başını, sonunu, durum ve şartları nakletmeden yapılan hadislerin yol açtığı felaketlere bir örnektir.

    Saydığımız tüm bu koşullardan dolayı hadisçilerin benzer ölçülerle hadis toplayanları bile bir çok hadiste ihtilaf etmişlerdir. Buhari’nin birçok hadisi Müslim’e göre yanlış, Müslim’in birçok hadisi de Buhari’ye göre yanlıştır. Hele dört mezhebin kurucuları Ebu Hanife, Şafi , Malik ve Hanbel’in hadislere bakışı ve değerlendirişinde sahih, zayıf, hasen tipi ayrımlar da yoktur. Dört imam kendi akıllarına yatan hadisleri, Kütüb-i Sitte’yi (6 meşhur hadis kitabı) yazan hadis imamlarının ölçülerine rivayet etmeksizin mezheplerini kurmuşlardır. Bunlardan en büyük mezhebin kurucusu Ebu Hanife, hadis bilgisinin zayışığı ve hadisi de bir kenara bırakıp kendi görüşünü, reyi ön plana çıkarması yüzünden hadis imamlarınca eleştirilmiş ve Buhari tarafından güvenilmez bir kişi olarak ilan edilmiştir.

    HADİS NAKİL ZİNCİRLERİ

    Sahabenin hatasız ilan edilerek, sahabelerin hepsinin doğru sözlü olduklarının peşinen kabul edildiğini gördük. Hadis kitaplarının yazımına kadar olan süreçte ne bir sahabe, ne de sahabeyi gören(tabiin) bir kimse yaşıyordu. Peygamber’den bu kitapların yazımına kadar 6-7 nesil geçmişti ve bir hadis nakledilirken, bu hadisi nakleden bu 6-7 kişiyle naklederdi.(Bu yöntem Buhari ile sistemli bir şekilde başladı ve hadisler, hadisin kimden geldiği hiç bilinmeden nakledildi. Buhari’nin hicri 200’lü yıllarda yaşadığı düşünülürse Buhari’den önce olmayan bir metoda göre hadislerin nakil zincirlerinin akılda tutulması da hiç mantıklı değildir.) Hadis rivayetini aynı şekilde eleştiren Kasım Ahmed “Hadis ve İslam” kitabında şu iki zinciri örnek gösterir:

    1- Peygamber’imiz

    2- Ömer İbni Hattab

    3- İbni Vakkas

    4- İbni İbrahim et Taimi

    5- Yahya İbni Said el Ensari

    6- Sufyan

    7- Abdullah İbni Zübeyir

    8- Buhari

    1- Peygamber’imiz

    2- Aişe

    3- Urvan İbni Zübeyir

    4- İbni Shiab

    5- Ukail

    6- El Baith

    7- Yahya İbni Bukheir

    8- Buhari

    Bu hadisler nakil edildiğinde Peygamber’den sonraki halkadan, sonrakinden sonraki bile vefat etmişti. Yani hadisçilerin hadis nakil eden şahısların doğru sözlü olup olmadıklarını tetkik edecekleri şahıslar ölüydü. Bu yüzden mantıksız bir şekilde, tüm sahabeyi doğru sözlü bile kabul etseniz, sahabeden sonraki nesillerden de bayağı bir kısmı, hadis kitapları yazıldığında vefat ettiği için, doğru sözlü olup olmadıklarının kontrolü imkansızdır. Bu yüzden hadis yazarlarının cerh ve tadil ilmi dedikleri uğraş, mezardakilere uygulanamayacağı
    na göre, tamamen neticesiz bir uğraştır.

    Yaşayan kimselerin doğru sözlü olup olmadıklarını anlamak da imkansızdır. Çünkü hadis kitaplarının yazıldığı yıllarda Müslümanlar çok geniş bir coğrafyaya dağılmış bulunuyorlardı. Hadis nakil zincirlerinin yaşayan son halkalarının hepsine de deve üstünde ulaşmak mümkün değildir. Ulaşılanların doğru sözlü olduğunun anlaşılması da mümkün değildir. Kısa bir ziyaretle bir insanın doğru sözlü olup olmadığı nasıl anlaşılacaktır? Din gibi kesinlik gerektiren bir olgu nasıl böyle sübjektif kriterlere dayandırılabilir?

    Görüldüğü gibi mezhepçi zihniyetin hadis imamı bir süpermendir. Öyle bir süpermendir ki; yüzbinlerce hadisi hem de nakledenleriyle ezbere bilir. Bunlar arasından en doğruyu bizim için bulur. Hadis zincirinde hiç görmediği, kendileri daha doğduğunda ölmüş olanlar vardır, ama olsun, hadis imamı onların da doğru sözlü olduğunu bilir. Emrinde helikopteri olan bir kişinin bile ziyaret ede ede bitiremeyeceği kişileri aynı hadis imamı deve üstünde ziyaret eder. Üstelik bir ziyaretle doğru sözlüyü, yalancıyı ayırt eder. Bunlar hadis imamlarının bu kitapları yazmak için sahip oldukları iddia edilen özellikleridir. Bir de manevi üstünlük hikayeleri vardır; ama onları ne siz sorun, ne biz söyleyelim…

  171. Selam Arkadaşlar
    Hani sahabelere güvenilmezdi.Hani GÖRÜŞÜNÜZE göre birbirlerini kafirlikle itham ederlerdi.Hani sahabelere uyan tabiine de güvenilemezdi.Hani hadis kitaplarına da güvenilemez zira içlerinde birbirleriyle çelişkili olan rivayetler var idi ve bu kitaplar Peygamberimiz zamanında yazılmamış idi.Şimdi soruyorum:

    Peygamber Efendimiz(s.a.s) zamanında ayetler toplanıp kitap haline getirilmemişti;ancak Peygamberin vefatından sonra mushaf haline getirebildi.O zaman siz Kur’an’da güvenmeyecek misiniz.Ha deseniz Allah,Kur’an’ı koruyacağına söz vermiştir dolayısıyla kıyamete kadar bozulmayacaktır.O zaman ilgili ayetlerin hak katından -haşa yüzbin kere haşa- indirildiğine nasıl güveniyorsunuz.
    Hani sahabeler iddia ettiğiniz şekilde hep birbirleriyle uğraşırlarmış,bölünüyorlarmış-haşa- güvenilmez kişilermiş falan filan.Reformistler önce dinin dört temellerinden biri olan “KIYAS”tan başladılar.Bu rüknü bazı çevrelerce ortadan kaldırmayı hallettikten sonra sıra “İCMA” ya geldi bu yetmiyormuş gibi sahabelere ve diğer islam alimlerini halkın gözünden düşürmeye başladılar ve nihayet dinin ikinci büyük kaynağı olan “SÜNNET”i de böylece bazı çevrelerce ortadan kaldırmaya çalıştılar hem de işin içinde yahudi dönmesi misyoner Prof.GOLDZHİER olduğu halde.Ve nihayet sıra KUR’AN’a geldi.Yalnız Kur’an yeter diyenlerden herkes Kur’andan ayetleri istediği şekilde anlamaya çalışınca kişi adedince farklı farklı anlayışlar ve bölünmeler ortaya çıktı ve nihayet farklı farklı din.Bunu şuan bu sitelerde görmekteyiz.Hani Allah bölünmeyi şiddetle yasaklamıştı.Kaynak olarak yeterli bulduğunuz Kur’an size bunu mu emretmektedir.Hani dör hak mezhepten birine uymak bölünmekmiş.Size soruyorum:O HALDE NİÇİN BÖLÜNÜYORSUNUZ.FİKİR AYRILIĞINA DÜŞMEMEK İÇİN HANGİ ARKADAŞINIZIN GÖRÜŞÜNÜ REFERANS ALACAKSINIZ.

    Evet Kur’an kıyamete kadar tek harfi bile tahrife uğramayacaktır;ama bazı sapıklar müslümanların içine çeşitli illizyonlarla şüphe uyandıracaktır.Nitekim 19CU DİNİNİN kurucularından AMERİKAN MUARIZI REŞAT HALİFE ve EDİP YÜKSELE göre bazı ayetler bu ondokuz (hurafesine) uymadığı için -haşa-atılmak gerekiyormuş.Hem de Amerikalı arkadaşları işin içinde olduğu halde.VAY BE…Allah’ım bunu da mı görecektik.Böyle diyenler var ya KUR’AN YETER deyip te hadislere karşı savaş açan zavalılardır ha unutmayın.Aslında kimlerin uyuyup kimlerin uyumadığı bellidir.

    Arkadaşlar! sahabeler hiçbir zaman birbirlerini -iddia edildiği gibi- abes sözlerle itham etmedi.Nitekim normal bir müslümanın bile din kardeşi hakkında böyle uygunsuz söz söylemesi asla caiz değildir ve söyleyenin aleyhine işler.
    Hz.Ali’nin(R.anh) halifeliği sırasında baş gösteren ayrılıklarda sahabelere-haşa,yüzbin kere haşa-kafirlik damgasını vuranların Kur’an yeter sünnete ve hadise gerek yok diyen HARİCİ’LER olduğunu ve Hz.Ali’nin(r.anh) masum(!) bir harici tarafından şehit edildiğini biliyor muydunuz.Zira Kur’anı Kerim’in “Hüküm yalnızca Allah’ındır.” ayetinin zahiri manasına göre sahabelere böyle fahiş damgayı vurmak gerekiyormuş(!).
    Şimdi ben bazı Prof.larımıza hadis ve sünnete gerek yok diyorsunuz da acaba böyle demekle Haricilere katılmış olmuyor musunuz.Siz onların zamanında olsaydınız onların başını çekmez miydiniz.Her neyse…..

    Toprakerdem kardeşimize göre Müslim’in hadisleri Buhari’ye göre yanlış…falan filan
    Kardeşim yalnız Kur’an dediğiniz halde neden senin görüşlerin Ali Umuc’a göre yanlış onunki de seninkine göre ya da bir başkasına göre yanlış.Neden sen ile Haktansapmaz kardeşimiz birtürlü anlaşamıyorsunuz.Rica edrim Mezhep imamları(dört hak mezhebimiz)ya da bunlara tabii olan müslümanlar böyle karşılıklı atıştırırlar mıydı acaba.Ya da Hakkı Yılmaz’ın namaz anlayışı ya da Kur’an’da belirtilen “Cin” kavramından edindiği anlayışı senin anlayışına göre neden farklıdır.Hanginize inanalım,hanginize inanmayalım ya da hepinizi toptan mı reddedelim ve daha farklı farklı anlayışlar.Neyse devam edelim…

    Kardeşim sen muhaddislerin hadis kitaplarında benzer hadisleri görmedin mi hiç.Ya da Nesai’nin hadis kitaplarında birbirine zıt iki hadis görmedin mi.Demek neymiş efendim bu ayrılıklar rahmettir.Nesai birbirine zıt iki hadisi böyle şüphe arzedeceğini bilmemiş miydi sanki.Bilmişti.O zaman hayatını hadis ilmine veren bir zat iki zıt hadisi neden kitabına alsın ki neden.Demek ki bu gibi hadislerden birini almak ehli olan kişinin tercihiymiş.Yani dinde kolaylık ve rahmettir.

    Toprakerdem diyor ki Peygamber bile münafıkları bilmezken nasıl olur da Hadis alimleri Sahabilerle karışan münafıklardan hadis nakletmemiş.
    CEVAP:Bir kere Peygamberimiz münafıkların kim olduklarını yüzlerinden,hal ve tavırlarından biliyordu.Peygamber Efendimiz(s.a.s) ve tüm mü’minler birkere kafirlerle cihad(harp) etmekle emrolunmuşlardı.Sahabelerle karışan münafık kafirler için durum farklıydı.Zira Peygamberimiz(s.a.s) bunların öldürülmesine izin verseydi,millet yanlış anlar ve birçoğu Hz.Muhammed(s.a.s) arkadaşlarını öldürdü diyeceklerdi.İşte bu yanlış anlamanın önüne geçmek için Peygamberimiz böylelerine nasihat ederdi belki akılları başlarına gelir diye.Mesela Peygamberimiz(s.a.s) böylelerinin nasıl karakterlere sahip olduğunu Mü’minlere;
    “Söz verirken sözlerinde durmazlar.Emanete hıyanet ederler.Bir söz söylerken yalan söylerler” şeklinde özetlemişti.
    Kur’an’ı Kerimde bu şahıslarla alakalı bilgi Peygamber Efendimiz’e ve diğer müslümanlara verilmektedir.(Al’i İmran 166,167),(Nisa 61),(ÖzelliKLe NİSA 138) (T.ERDEM bu ayet sana Nisa 142),(Tevbe 64)
    Bir de hadis alimleri münafıklardan nakil yapmış olabilir diyor.Kardeş ne diyeyim sen,Goldzhier misyoneri ve bunun hayranları olan ,ahmed emin,Ebu Reyye,Abdürrezzak,Reyyan gibi din düşmanlarının nakillerine bakarsan doğru bilgiye asla erişemezsin.Bir kere o dönemde yalan ve yalancılık takip altında idi.Kimlerden hadis alınıp kimlerden alınmayacağı belliydi.Şöyleki;
    Eğer hadis rivayet eden bir zattan yalan söz sadır olmuşsa ve o dönem insanları nezdinde sabıkalı olsaydı ondan bir daha hadis alınmazdı.Ravillerle ilgili eserler yazılmıştı.(İsterseniz ilgili kaynakları sayayım.Şu an yanımda değil).
    Bir defasında Buhari(R.a) hadis almak için bir zatın yanına gider.Onun torbada ekmek olmadığı halde bununla atını çağırmakta olduğunu görür ve ondan hadis almaz.Sebebini soranlara;hayvanı aldatan,beni aldatmayacağını nerden bileyim.Cevabını verir.

    Buna rağmen bir hadisi yazmak için abdest alıp iki rekat namaz kıldığını ve bunun akabinde Allah’a dua ettiğini söyleyen Buhari’ye(r.a) mi inanalım yoksa misyonerlere yardım eden ya da kime hizmet ettiğini bilmeyen zavallılara mı?

    Ayrıca (TEVBE 101) AYETİNDE KABİR AZABINA İŞARET VARDIR.

  172. Selam mesut

    Yalnız kur’an diyenler elbetteki farklı görüşler söyleyeceklerdir.Ama bu onların bölünmesi anlamına gelmiyor,gelmemelidirde.Hangi düşünce olursa olsun zaman içerisinde farklı görüşler çıkacaktır önemli olan metnin dışına çıkmamaktır.Bizler kimsenin görüşünü refarans almayız ama istifade etmek isteriz.Bizler edipçi değiliz bir çok zamanda onu eleştiriyoruz ama bunlar yıkıcı değil yapıcı niteliğinde oluyor.İlmi nitelik taşıyan her çalışma okunmya değer görüyoruz.Abe kuzum saldırmaktan,karalamaktan başka bir maharetiniz varmı?

    Benim çok değerli hocam Haktansapmaz ile anlaşamadığımıda nereden çıkarttın???
    Kur’an sen onları(münafıkları)bilmezsin diyor ama mesut yok kur’an yalan söylüyor bana vahiy geldi muhammed biliyordu diyor!Yani mantığı budur.!

    Bizler kimseye inandığımız falanda yok.Yalnız kur’anı referans alıyoruz ve tüm söylemleri ona arzediyoruz uyuyorsa alıyoruz uymuyorsa atıyoruz tarihin çöplüğüne bu böyle biline mesut efendi

    Şu namaz ile ilgili zamanında sorular sormuştum sana onları ne zaman cevaplamayı düşünüyorsun mesut???

  173. Selam Arkadaşlar
    Kur’ana iftira atanların kimler olduğu, sitenin tarafsız bir şekilde analizini yapanlar bilir.
    Ben Kur’an’a eksik diyormuşum meğer.

    Siz kalkın Allah’a ve Peygambere itaati emreden ayetleri evirip çevirin farklı anlamlara kaydırın,millet yaptığınız bu sahtekarlıkları yutsun sonra desinler ki Kur’an’dan başka Peygamberin sözü dahi olsa kabul etmeyiz.Bu mu tamamlanmışlık.

    Aslında Yüce Allah ayetlerde belirttiği gibi herşeyi yerli yerinde açıklamıştır;fakat bunların ayetlere giydirdiği mana baz alınırsa tam anlamı çıkmıyor işte.

    Peygamberin Allah(c.c)’ın bildirmesiyle hükmü ortaya koyma yetkisinin bulunduğunu,örneğin eN AÇIK ifadeyle (HAŞR 7) belirtiği halde,diyorlar ki ayetin ilk kısmı baz alınırsa Peygamberin(s.a.s),o dönem savaşmaksızın kazandığı ganimetleri yoksullara ve yolda kalmışlara taksim ettiği görülür dolayısıyla Peygamberin hüküm ortaya koymada bağlayıcılığını ifade etmez imiş.Doğrusu böyle düşünmek, bu gibi ayetlerin hükümlerini tarihi raflara kaldırmak anlamına geliyor.

    Bir de “Bu kitapta hiçbirşey eksik bırakmadık” (Enam 38)
    ayetine bakarak diyorlar ki bak herşeyin tam açıklanlandığı bir kitaptan bahsediliyor;sen gene eksik diyorsun.
    Burda kastedilen kitap LEVH-İ MAHFUZDUR.Fakat sen kelime oyunuyla kitap yerine Kur’an yazarsan tabi haksız duruma düşeşeceğiz. İsterseniz Levh-i Mahfuz’la ilgili bilgi için (Enam 59, Yunus 37,61 Hud 6,Neml 75)
    ayetlerine bakabilirsiniz.

    Size bir soru; Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimizin(s.a.s) son Peygamber olduğuna işaret eden bir ayet varsa ekrana asın.Ben de kardeş valla haklısınız birçok gözü dönmüş sahtekarlar(sahte mehdiler) artık fırsat kollayamazlar,millete yalanlarını yutturamazlar.Bu konu için hadislere bakmamıza gerek yok diyeyim tamam mı?

  174. Selam..

    Az önce bir sitede yazdığım ve şu an Mesut rumuzlu şahsın yazısına cevap niteliğinde olacak yazımı buraya asmak istiyorum..

    http://www.zevkli.org/siiler-nicin-tavsani-sevmezg-t427971p6.html

    Verdiğin ayetlere sözüm yok, “işittik itaat ettik”… Ama siz Peygambere itaattan başka şey anlıyorsunuz! Zaten bizim canımızı sıkan da bu… Allah ve Resulu ve bizler sizi dosdoğru, apaçık olan, içinde çelişki ve tutarsızlık olmayan, insanlara bir rehber ve bir kılavuz olan ve sadece ondan sorguya çekileceğimiz Kur’an’a çağırırken, sizler tutturmuş bilgisizce ve delilsizce “bakın Kur’an’da Peygambere itaat emrediliyor, hadislere itaat Peygambere itaattir” diyerek hem kendinize yazık ediyorsunuz hem de halkı saptırıyorsunuz. Ama biz biliyoruz ki “Vahye yani Kur’an’a uymak hem Allah’a hem de Resulune itaattir. Çünkü Resul insanlara din adına vahiy dışında hiçbirşey söylememiştir, tebliğ etmemiştir. Çünkü Resul vahye, dine kendinden hiçbirşey katmamıştır. Ve Resul vahyi gizlememiş, O’nu insanlara bildirmiştir.”

    Bakın bunları kendimden söylemiyorum, bunlar Kur’an’da mevcut olan bilgiler. Ama sizler bu bilgileri görmezlikten geliyorsunuz, yani kitabın bir kısmını kabul edip, bir kısmını kabul etmiyorsunuz. Kitap’tan hoşunuza giden kısımları alıp, hoşunuza gitmeyen kısımları saklıyorsunuz. Böyle yaparak aynı Yahudilere benziyorsunuz. Bırakın 1 ayeti, ayetteki 1 cümleyi Bektaşi usulü ile kesip insanları kandırıyor birşeyler kanıtlamaya çalışıyorsunuz. Ama siz sadece kendinizi kandırıyorsunuz, artık millet akıllanmaya başladı…

    Gelelim tekrar ana konuya..

    Hüküm sahibi kimdir? Hükmü kim koyar? Allah’tan başka hüküm koyucu var mıdır? Allah hükmünü ne şekilde insanlara bildirmektedir? Elçiler yani Peygamberler Allah’tan gelen vahiy dışında başkaca kişilerin arzularına göre ya da sadece kendi arzularına göre hüküm verebilirler mi?

    Resulullah sadece Kur’an’dan hüküm vermiştir ve sadece Kur’an ile insanlara hükmetmiştir.

    Maide Suresi
    (44) Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu halde siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.

    Maide Suresi
    (45) Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.

    Maide Suresi
    (47) İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir

    Maide Suresi
    (48) (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

    Maide Suresi
    (49) Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.

    Şimdi sizi yalnızca Kur’an’a ( böylelikle Allah’a ve Resulüne ) çağırdığım için sapkın mı oluyorum?

    Ankebut
    (51) Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    Zümer
    (36) Allah, kuluna Kâfi değil mi, yetmiyor mu? Seni, O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur.

    Zuhruf Suresi
    (44) Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
    ———————————

    Bu da sorduğun sorunun istediğin cevabı;

    Ahzâb 40: Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

  175. Selam hüdaya tabi olanlara olsun…

    NİSA 101-103 İLE İLGİLİ BİRKAÇ AYRINTI

    Namazda her şey dönüp dolaşıp Nisa 101 – 103. ayetlerinde düğümleniyor.

    101: “ Eğer kafirlerin, size bir saldırıda bulunmalarından endişe duymuşsanız (bunun için sefere çıktığınızda salattan geri kalmanızda size bir vebal yoktur.

    Sefer çıkanlar, bir askeri birlik olup, bunların içerisinde Rasul bulunmamaktadır. Bunu da 102. ayetin başında yer alan “ Sen içlerinde olup, onlara salatı iqame ettiğinde…” ifadesinden anlıyoruz.

    Burada “ en taqsurû” ifadesini “kısaltmanız anlamında çevirmek son derece tutarsızdır. Kur’an’ın hiçbir yerinde anlatılmamış namazın neresinden ve ne kadar kısaltılacak? Rekat nedir ve kaç rekattır?.. anlatılmamışken bu ayetten 1-2.. rekat anlamak muhal olsa gerek. Namaz ve abdest kelimeleri dahi dilimize Farsça’dan girmişken!..

    Qasr mastarından “ taqsurûn” , bir bu ayette bir de 7/202. ayette (“lâ” ön olumsuz edatıyla ) “lâ yuqsirûn” olmak üzere Kur’an’da birer defa yer almaktadırlar. Buradaki “lâ yuqsirûn” fiiline, “kısaltmıyorlar” anlamını vermediklerine dikkatinizi çekerim.

    Edip : 7/202 : “(şeytanlar) kardeşlerini ise azgınlığa sürüklerler ve bundan geri durmazlar.”

    Aslında 4/101. ayetteki “ en taqsurû” yerine “en tenqusu” fiili gelmeliydi. Bakın bu fiilin geçtiği Kur’an’ın her yerinde “kısmak, kısaltmak, eksik kılmak..” anlamıyla çevirmişlerdir.

    “naqs, nuksan” mastarından türemiş kelimelerin geçtiği ayetlerdeki anlamlarını Elmalılı’nın mealinden görelim:

    50/4: tenqusu : “…fakat arz onlardan neyi eksiltir ise…”

    11/84 : la tenqusu : “…hem ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın…”

    13/41 ve 21/44 : nenqusu : “…biz o arzı etrafından eksiltip duruyoruz…”

    9/4: lem yenqusu : “…ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış…”

    35/11: la yunqasu: “…. Ömründen eksiltmek de…”

    73/3 : unqus : “…. yarısı yahut eksilt ondan biraz, …”

    2/155 : naqs : “… biraz maldan, candan ve hasılattan eksiklik ile…”

    “Qasr” mastarının anlamını Serdar MUTCAN’ın Arapça-Türkçe sözlüğünden aktaralım:

    a) Kısa olmak, kısalaşmak, kısalmak, yetmemek, yeterli olmamak…

    b) ( “an” cer harfi ile kullanım” : (bir şeye) yetişememek, ulaşamamak, kısa gelmek, yapamamak, güç yetirememek, ele geçirememek, başa çıkamamak, vaz geçmek, bırakmak (acziyet sebebiyle).

    Not : Fiilin 4/101’de “an” yerine “min” cer harfi ile kullanıldığı gözden kaçmamalı. “an” ve “min” kelimeleri –den /-dan anlamını katan edatlar olduğunu biliyoruz.

    c) kısaltmak , azaltmak

    d) tutmak, zapt etmek, sınırlamak, kontrol etmek…

    Not: Bu fiil harf-i cersiz yani “min” ya da “an” siz kısmak, eksiltmek, kısaltmak anlamında kullanıldığına dikkat!

    4/101’deki “taqsurun” ile 7/202’deki “la yuqsirun” fiillerine, kökleri aynı olmalarına rağmen, çok farklı anlamlarda çevirdikleri gözünüzden kaçmamıştır umarım. Bunun aynısını “iqame” fiiline de uyguladıklarını görüyoruz. Salatın dışında “iqame”nin geçtiği her yerde hep aynı manada çevirmişlerken, “salat”la birlikte ise hep kılmak şeklinde çevirmişler. “iqame” fiili Kur’an’da Salat’ın yanı sıra, din, tevrat, incil, kendilerine indirilenler, vech- vucûh, hududullah, vezn, şehadet ile de kullanılmıştır. Buralardaki “iqame”ye verdikleri anlamı salat’la geçen yerlerdeki “iqame”ye verdikleri anlamı lütfen karşılaştırınız.

    3) 4/102. ayette “içlerinde olduğunda ve onlara namaz kıldırdığında… onlar secde edince…(fesecedu )”

    Dikkat edin Rasul’u de kapsayacak şekilde “secde ettiğinizde (fesecettum) denmemiş. Neden? Çünkü bu bir namaz olmayıp bir Kur’an dersidir de ondan. Bu dersi Allah’ın Rasul’u yapmaktadır. O gün yeni gelen vahiylerin dersini ancak O yapabilirdi. Onun için Rasul seferde yoksa, seferde Kur’an dersi yapılamazdı. Olsa olsa daha önce öğrendiklerinin tekrarını yapabilirler.

    4) 103. ayetin sonunda yer alan “kitaben mevquta” nın anlamı “fardan mefruda” “kesin bir farzdır” şeklinde anlamak hiç de yanlış olmasa gerek (bak: taberi)

    Müzemmil suresi 2-4. ayetlerde Rasul’un Kur’an tartili ve bu ayetlerin açılımı mahiyetinde olan 20. ayetteki mu’minlerin Kur’an kıraatları ve iqame-i salatlarına dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Buradaki “iqraû mâ teyesera min el Kur’ân” , “kolayınıza geleni okuyun” yerine “gücünüzün yettiği kadar okuyun” manasında olması daha isabetli olur. Gecenin büyük bir bölümü böylece okuma ile geçirilecektir. İleriki yıllarda buldukları bu geniş zamanı; hastalık, sefer, savaş ve geçim derdi… gibi nedenlerden bulamayacaklarına işaret edilmektedir. Onun için tekraren “okuyabildiğiniz kadar okuyun” denmektedir.

    5) Belli vakit “belirlenmiş vakit” için, Kur’an’da “mevqût” değil de “ma’lum” kelimesi kullanılmıştır:

    15/4: “illa ve lehâ kitabun ma’lum”

    Biz hiçbir topluluğu BELİRLENMİŞ bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz

    15/38: “ila yevmin ma’lum”

    Belirlenmiş vakit / güne kadar

    26/38 ve 56/50: “li miqâti yevmin ma’lum”

    Belirlenmiş günün randevusu…

    26/155: “yevmun ma’lum”

    Sizin de su içeceğiniz belli bir gününüz vardır.

    38/81 : “ ila vaqtil yevmil ma’lum”

    Belli vaktin gününe kadar.

  176. Ali Aksoy
    Siz ve hanif dostlarınıza en altta bir soru sordum ve yine soruyorum:
    Kur’an ayetlerinde Peygamberimizin(s.a.s) son peygamber,Kutsal Kitabımız’ın da son ilahi kitap olduğuna dair ayetler var mı yok mu ekrana asın hep birlikte görelim.

    Yoksa siz ve hanif dostlarınızın,Türkiye’ye peygamber olarak gönderildiğini söyleyen İskender’e tabi olmak için herhangi bir nedeniniz bulunmamaktadır.

    Yoksa bir Peygambere tabi olmayanların sonunun ne olacağını biliyorsunuz herhalde.(!)
    Kitap mı istersiniz,bu adamın yanında,kendisine Allah tarafından yazdırıldığını iddia ettiği bir kitap bile var.

  177. Selam..

    Yahu Mesut yazdım ya sorduğun sorunun cevabını!!

    Al bir daha yazayım..

    Bu da sorduğun sorunun istediğin cevabı;

    Ahzâb 40: Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

  178. Selam Yunus
    Bu yıllarda sahte mehdilerden bir tane çıktı.O’da aynen sizler gibi hadisleri inkar edip kendince bir yol oluşturmuştu.Hadisleri kabul etmemesinin sebebi bu durumdan dolayı olduğunu düşündüm.
    Demek,yukarıda verdiğiniz ayeti görmemiş.

  179. Selam Arkadaşlar…
    Peyganberlerin alemlere üstün kılınma sebebini;
    (44/32):Andolsun,onları(Peygamberleri) bir bilgi üzerine alemlere üstün kıldık.

    Toprakerdem,bu ayette kastedilen bilgi,peygamberlere verilen vahiy olup bu da kendilerine verilen ayetlerdir.Dolayısıyla ayetlere uydukları için üstün kılınmıştır diyor.

    Peygamberlere inen ayetlerle amel eden diğer insanlar da mı kendi dönemlerinde alemlere üstün kılınıyor acaba.Biz bu ayeti ,Peygamberlerle birlikte diğer mü’minler, alemlere üstün kılınmış ve Peygamberleriyle derece bakımından boy ölçüşecek duruma gelmiş olabilirler diyebilir miyiz?

    Bunu yorumcu arkadaşların görüşlerine havale ediyorum;fakat şunu belirtmekte fayda vardır.Her Peygambere ayetler inmedi.Peygamberlerden bazılarına kitap veya suhuf denilen kitapçıklar indi.Şöyle ki:

    Peygamberler iki kısıma ayrılırlar.Birinci kısım;Resul sıfatıyla meşhur olanlar olup,kendilerine Kitap verilmiş Peygamberlerdir.Resul Peygamberlerin gelmesiyle yeni bir ilahi din getirilir ve genel itibariyle bir önceki ilahi din neshedilir.
    Çünkü her ilahi din,toplumların o dönem ki ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde iner.Zaman ve şartlar değiştikçe ya da semavi din tahrif olmaya yüz tutunca ikinci kısımda tanımlayacağımız,kendisine kitap verilmeyen ve kendinden önceki Resül’ün dinini kuvvetlendirip bu din üzere amel eden,nebi Peygamberler gönderilir ya da bu dinin belirli hükümleri neshedilip,yerine o çağın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeni bir ilahi din insanlara Resul Peygamberle gönderilir.

    İkinci kısım olarak nebi peygamberler gönderilir ki,bağlı bulunduğu dinin emir ve yasaklarını insanlara bildirir.Bu gruptaki Peygamberlere kitap gönderilmez.Bağlı bulunduğu dine göre hükmederler.Mesela hz.Lüt(a.s) hz.İbrahim(a.s)’ın yeğeniydi ve hz.İbrahim’in(a.s) dinine göre ,gönderildiği kavme Peygamber gönderilmişti.
    Öyleyse ayette belirtilen üstünlük,sadece vahiyle sınırlı değildir.

  180. ahmed:
    Selam Yunus
    Bu yıllarda sahte mehdilerden bir tane çıktı.O’da aynen sizler gibi hadisleri inkar edip kendince bir yol oluşturmuştu.Hadisleri kabul etmemesinin sebebi bu durumdan dolayı olduğunu düşündüm.
    Demek,yukarıda verdiğiniz ayeti görmemiş.

    Selam…

    Mehdi? Kur’an’da var mı? Elbette yok!!!

    Adamlar hadisleri inkar etse Mehdi diye birşeyi nereden bilecekler??? Hadisler olmasa millet Mehdi bekler miydi?

  181. Selam Yunus Emre Gündoğdu

    Sahte mehdilerin çıkma sebebinin,sadece bu olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun.insanlık tarihinde bir kısım felsefi düşünceleri büyük kitlelere empoze eden ve insanların zihinlerini bulandıran bir kısım şahıslar daha mı masum.

    Kardeşim,İslamiyetin dupduru yolu bellidir.Bir insan,samimiyetle bu yol üzere yaşar ve islamiyette muhallif olmayan emir ve yasakları insanlara tebliğ ederse alırız,yoksa almayız.Allah’ın Kitab’ı var diyorsan her insan aynı ölçüde bilgi payına sahip olmayabilir.Her bilenin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

  182. Selam Yunus Emre Gündoğdu

    Farzetki islam Dini gönderilmeden önce,Tevrat ve İncil’in Peygamberimizin geleceğini müjdeleyici haberini öğrenseydin,bu kitaplarda meydana gelen onca tahrife rağmen bu haberi kabul eder miydin?

  183. Allahın insanlardan istediği şeyler bellidir.

    1-Allaha ortak koşmayacaksın
    2-Adam öldürmeyeceksin
    3-Adaletli davranacaksın
    4-Yetim ve öksüzün haklarını koruyacaksın
    5-Hırsızlık yapmayacaksın
    6-İnsanlarla alay etmeyeceksin
    7-Yeryüzünde kibir ve gururla yürümeyeceksin
    8-Herşeyin Allah’ın ezeli ve ebedi ilmiyle gerçekleştiğini unutmayacaksın
    9-Zina etmeyeceksin
    10-Dikili taş,fal,kumar vb,şeylerden uzak duracaksın
    11-Tüm nebi ve resulleri kabul edecek ve hiçbirisi arasında ayrım yapmayacaksın
    12-Dini yalnız Allaha özgülüyeceksin(hanif)
    13-Din adına uydurulan şeylerden sıyrılacak ve Allahın biricik kitabını yeterli göreceksin
    14-Peygamberleri putlaştırmayacak ve onlarında bir beşer olduğunu ve sorguya çekileceklerini hesap vereceklerini unutmayacaksın.
    15-Din adına uydurulan ruhbanlık sınıfını red edeceksin
    16-Şeytanın apaçık düşman olduğunu unutmayacaksın
    17-Allahtan başka hüküm koyucu aramayacaksın
    18-Kur’anın anlatmadığı şeyleri terk edeceksin
    19-Bilmediğin şeylerin ardına düşmeyeceksin
    20-Gerçek anlamda inanan insanları koruyacak ve destekleyeceksin.

    BUNLAR ÇOĞALTILABİLİR

    İŞTE DİN BUDUR VE BİZDEN İSTENEN SALATI İKAMEDE BUNLARI YAŞAM İÇERİSİNDE CANLI TUTMAKTIR ALLAHIN VAHYİNİ İZLEMEKTİR

  184. Nebi ve Resul konularında da insanların bilmediği şeyler mevcuttur.

    HER NEBİ RESULDÜR AMA HER RESUL NEBİ DEĞİLDİR!

    Yusuf’un zindan arkadaşına da resul diyor yüce buyruk..!!

    Yasin suresinde anlatılan resuller var bunlar NEBİ değildir!!!

    İbrahim suresinin 4.ayetinde her topluma kendi içlerinden resullerin gönderildiğinden bahsediliyor.!

    Şimdi türkler bir toplum araplar bir toplum ve ingilizler bir toplum olduğuna göre doğal olarak kendi içlerinden bunlarada peygamberlerin gönderilmesi gerekirdi.Ama yüce buyruk NEBİ ve RESUL kavramlarını ayırarak RAB’in buyruğunu, mesajını kısaca hanifliği götüren kişilerin mevcudiyetinden bahsediyor.

    İnsanın fıtratında olan hanifliğin bilincinde olan resuller kendi toplumlarına uyarılarda bulunuyor.
    Nisa ve farklı surelerde geçen bazıları size anlattık bazılarından ise bahsetmedik derken bu inceliğe parmak basıyor esasında.!
    Aksi taktirde Kur’an okunamayacak bir boyuta gelir ve insanlar ondan kaçarlardı.

    Söylemek istediklerimi akıl sahipleri rahat kavrayaklardır.!!!

  185. Namazı şekilsel kabul eden ve İBRAHİM’den beri uygulana gelen bir ibadettir diyenler ALLAH’ı yalancı durumuna düşürdüklerinin farkında değiller.!

    Halbuki Yüce buyruk Nuh’tan SON NEBİ ye kadar vahyedilen şeylerin aynı olduğunu söylüyor.

    NUHA NE EMREDİLDİYSE DİĞER NEBİLEREDE AYNI ŞEYLERİN VERİLDİĞİ SÖYLENİYOR.!!!

    EY AKIL SAHİPLERİ
    EY GERÇEĞİN İZİNDEN GİDİP ONU REHBER EDİNENLER
    EY YÜCELER YÜCESİNDEN GELEN BUYRUĞA TESLİM OLUP BU UĞURDA CİHAT EDENLER

    VALLAHİ SİZİ ASIRLARCA KANDIRDILAR
    BİR TAKIM RUHBAN SINIFLARI OLUŞTURARAK DİNİ TEKELLERİNE ALDILAR
    KUR’ANI YETERLİ GÖRMEDİLER

    AYETTE AÇIKÇA SİZ ONDAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ DENDİĞİ HALDE RUHBAN SINIFINININ HADİSLERİNİ KUR’ANIN ÖNÜNE GEÇİRDİLER.

    KUR’AN KENDİSİ İÇİN APAÇIK MUFASSAL DERKEN BUNLAR HAYIR HADİSLER OLMADAN DİN ANLAŞILMAZ DEDİLER

    ASIRLARCA UYUTULDUK EY HALKIM

    SİZE BU BİR UYARIDIR

    ALLAH’IN KİTABINI YETERLİ GÖRÜN VE YAŞAM İÇERİSİNDE CANLI TUTUN YANİ SALATI İKAME EDİN,YANİ VAHYİ İZLEYİN.!!!

  186. Selam Gerçek_İslam
    Verdiğin gerekli maddeler için teşekkürler.Bazı maddeleri ele almak lazım diye düşündüm.

    11.Maddeyi tekrar gözden geçirmek lazım:

    Evet biz bütün resul ve nebilerin hak katında gönderildiğine,her sözlerinin doğru olduğuna,Allah’tan aldıkları emaneti eksiksiz yerine getirdiklerine,masum olduklarına dolayısıyla her türlü günahtan korunduklarına,insanlara örnek olduklarına,bazı hatalarının asla günah telaki etmediğine bilakis birer imtihan vesilesiyle meydana geldiğine,her yönüyle insanlardan üstün olduklarına,herbirine ayrı ayrı üstün mucizeler verildiğine,sayıları Kur’an-ı Kerim ile belirtilenlerle sınırlı olmadığına(Örneğin Hz.DALYAN(A.S))…gönülden inanır ve dil ile de doğrularız.Bu imanın gereğidir.

    Fakat bazı peygamberler bazılarından,bazıları da diğerlerinden üstün kılınmıştır.Fakat bu üstünlük yukarıda az da olsa değindiğimiz özellikleri hiç ve hiç etkilemez.Peygamberler arasına ayrım yapılmaması hepsinin yukarıdaki özelliklerin tamamına dahil olması sebebiyledir.Halbuki ayetlerde bazı Peygamberler bazılarından üstün olduğu söyleniyor.Bu üstünlük mucizelerle de alakalı değildir.
    Nitekim mü’minler Hz.Muhammed’i(s.a.s) canları ve mallarından daha çok sevmelidir.(ayet)

    13 madde:Din adına uydurulan şeyler olarak herhalde mübarrek gün ve geceleri,fazilet olarak üstün alimleri,Peygamberimiz’in bizlere emanet ettiği mübarrek emanetlerini,öğütlerini ve örnek yaşam şeklini kastetmemiş olmalısın.Çünkü
    PRENS BİSMARK dahi “Ya Muhammed seninle aynı asırda yaşamadığımdan ve sana muasır bir vücud olmadığımdan dolayı müteesirim” dediği halde siz aksini iddia edemezsiniz değil mi?

    Biz Allah’ın kitabını ta en başta yeterli görüyoruz.Yüce Allah’ın Kitab’ında emrettiğini yapıp nehylerinden ise sakınıyoruz.Peygambere itaat emredildiği için bu şartı da yerine getiriyoruz.

    14 madde:Peygamberleri putlaştırmayacak ve onların birer beşer oldukların kabul edeceksiniz.
    Bu sözlerinizle, Hristiyan ve Yahudilerin peygamberlerini ilah seviyesine çıkarttıkları için helak olduklarını kastetmek istiyorsan,kesinlikle haklısın.Bir Peygamber’i sahip olmadığı bir kısım özelliklerle övülmesi doğru olmayabilir,belirleyici sınır olarak Yüce Kitabımız’ı göstermezsiniz herhalde.Çünkü insanlık tarihinde yüzbine yakın peygamber gelip geçmiştir.Bunların hepsinin ve bütün mucizelerinin Kur’an’da anlatılmasının istenmesi Kur’an’ı Kerim’in belirleyici hedefine uygun düşmeyecektir.
    Bu sözlerinizle bir kısım Peygamberlerin şundan dolayı mücizeleri yoktur deseniz,Mekkeli müşriklerin nasıl akın akın imana geldiklerini,mücize isteyip istemediklerini,düşman üzerine nasıl korku saldığını anlayamazsınız.Peygamber Efendimize de birçok mücize verilmiştir.Doğru olan budur ve doğru olanın anlatılmasında hiçbir mahsur yoktur.

    Peygamberlerin beşer olması en üstte saydığım özelliklerin hiçbirini değiştirmez.

    17 madde:Allah’tan başka hüküm koyucu aramayacaksın.Bu ayetlerin zahiri manasına göre hareket edenler birçok sahabiye-haşa- kafir deyip küfürden kurtulamadılar.Bu ayetti(Yusuf 40) daha iyi anlamak için:

    “Ey inananlar ihramlı iken(karada) av hayvanı avlamayın…..”devamında”….içinizden iki adil kimsenin belirleyeceği bir kurbanlık hayvan;veya yoksuları yedirmek suretiyle kefaret;yahut onun dengi oruç tutmaktır…”(Maide 95)

    “Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz,erkeğin ailesinden bir hakem,kadının ailesinden bir hakem gönderin…”(Nisa 35)

    Demekki insanların dini ve dünyevi hayatının sıhhati ve aralarını bulmak için Allah adına hüküm vermekte bir beis yoktur.Yüce Allah dileseydi bunların hükmünü verir insanlara bırakmazdı.
    Selam ve dua ile…

  187. Merhaba

    Mesut bey genel anlamda anlamaya çalışmışsınız beni ama bazı yerlerde maalesef sizinle aynı düşünceleri paylaşamıyacağım.
    Özellikle dini belli gün ve gecelere hasretmek bana uymuyor.
    Çünkü;Allah her daim zikri ile bağlantı içerisinde olunmasını ve bunu yaşam içerisinde canlı tutmasını istiyor.Bu sebepledirki şahsi kanaatim Kur’anın genel mantığıyla baktığımızda ”sabah ve akşam tesbih et” derken HAYAT İÇERİSİNDE SÜREKLİ BUNU SÜRDÜR VAHYİ ANLAT VE ONU İZLE DİYE ANLIYORUM.
    Aslında çok örnekler verilebilir ama sanırım sizde bunların farkındasınız esasında lakin Kur’anı her nekadar yeterli görüyor gibi görünsenizde ”HÜKÜM”noktasında sizinle aynı kanaatte olmadığımı bildirmek istiyorum.Esasında aşağıda vermiş olduğunuz ayetlerde üzerinde vurgulanması gerek önemli husular var.örneğin;”ADALETLİ”veya başka ayetlerde”SİZDEN BİRİ”DERKEN Allah’ın Kitabına vurgu vardır çünkü,Elçiye bir takım ayetlerde ”Sana Rabbinden vahyolunana uy”derken Peygamberde hayatını o kitaba göre düzenleyecek hatta peygamberin şahsi fikrine bile müdahale edecek kadar nettir ve o ayette ”66/1”dir.Bu ayet üzerinde herkesin özellikle düşünmesi gerekir.
    ”ELÇİ” kelimesi üzerinde özellikle durulması gerekir.Çünkü bilindiği üzere elçiye elçi denilmesinin sebebi ”KENDİSİNE AİT OLMAYAN”mesajı taşımasından dolayıdır.!
    Özellikle Sayın Mesut bey ve aynı düşüncede olan arkadaşların yanılgı noktasıda şüphesiz burasıdır.
    Elçiye itaat derken dolayısıyla Allaha itaati vurguluyor çünkü Elçi Allahın vahyini topluma iletiyor bu esnada bu inenler kendi şahsi düşünceleri olmadığını, yerleri ve gökleri yaratan tek ilahın sözleri olduğunu Bu yüzden itaat edilmesinin gerekliliği vurgulanıyor.
    Bu mevzu hakkında çok şey yazılabilir ama öZELLİKLE Kur’an ehli ne demek istediğimi anlayacaklardır.

    PEYGAMBERİN BİZE EMANETİ YALNIZ VE YALNIZ KUR’ANDIR.

    NEDENMİ?

    ”ÇÜNKÜ SİZ ONDAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ”

    SON OLARAKTAN MESUT BEYİN YUKARIDA BİR AYET ÜZERİNDEN İLGİNÇ BİR YORUMDA BULUNMUŞ VE SANIRIM ARKADAŞLARDANDA BU AYET HAKKINDA MÜDAHALE GELMEMİŞ.

    MESUT BEY DİYORKİ;Ayrıca (TEVBE 101) AYETİNDE KABİR AZABINA İŞARET VARDIR.

    Mesut bey bu ayette ”KABİR AZABINA İŞARET FALAN YOKTUR.”

    Bu ayeti iyi anlamak için ”24/19” okumak yeterli olacaktır.

    O ayet ise şöyledir;

    ”İman edenler içinde edepsizliğin yayılmasını arzu edenler var ya, onlar için dünyada da âhirette de korkunç bir azap öngörülmüştür. Allah bilir ama siz bilmezsiniz”!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

    SANIRIM BU AYET KONUYU AÇIĞA ÇIKARMAK İÇİN YETERLİDİR

  188. Slmaleykum Toprakerdem kardesim …
    herhalde yanlis algilama oldu,beni Mesut beyle karistirmayin lütfen epeydir siteye bakmadim,namazla ilgili sorularinizi cevaplamadigim dogru,her konu cevaplamakla anlasilsaydi Kur,ani kerim,i tüm insanlik anlar,hakkiyla iman ederlerdi. Anlamakta yetmiyor Iman etmek gerekiyor, Iman etmekte yetmiyor o IMANI gelistirmek ve korumak gerekiyor…Namazda öyle, yatip kalkmaktan ibaret degil tabii,bütün dinlerde bir yaraticiya bir tanriya iltica sekli vardir bu bir gercektir… Islamdaki seklide namazdir ayni zamanda bu bir eylemdir, egitimdir, sabirla dik durustur,,, asla acizlik degildir,,,Bütün Nebiler ve Resuller bunu böyle bilmistir böyle kilmistir tüm tagutlari böyle yikmislardir….
    ya simdi? Simdi kilinan namazlar sekilden manaya gecilemedigi icin eyleme dönüsemedigi icin sorgulanir hale düsmüstür… Sorun,,,namazi ölümü yoksa diri olarakmi kilmaktir…
    RABBImizin biz kullarrina bagisladigi bunca nimetleri tam bir tefekkür ile düsünecek olsak, zaten fitri olarak bile ilk önce söyle saygili bir durusla ayaga kalkariz,sonra güzel bir edeb ile egiliriz en son olarakta tüm hayretimizle bedenimizi topraga atip büzülmüs vücudumuzla alnimiz secdede ,Rabbimiz ne kadar yücesin cömertsin Rahman ve Rahimsin sana sonsuz sükürler olsun YARABBI…..
    bizleri bagisla diye niyaz etmekten kendimizi alamayiz….
    Tekrar ediyorum Namaz (Salat) Rabbimiz katindan belli vakitlerde biz Adem ogullari zürriyetine Ümmeti Muhammede farz kildigi beden dil ve kalb ile eda edilen, dosdogru yapilirsa mü.mini kafirden ve müsriklerden ayiran en güzel ibadet seklidir. Bunun böyle bilinmesi sarttir,lüzumludur süphe götürmez bir gercektir.Dogrular en acik sekilde bellidir ,kabul etmeyen ,etmek istemiyen olabilir, bu onlarin kendi tercihidir… Sorular bitmez vesveseler hic bitmez yok namaz simdiye kadar kilageldigimiz namazmidir ,yok kiblemiz kabemidir…
    Toprakerdem kardesim!!! bütün bu sorulariniza benden cok daha iyi ve aciklayici cevaplar yazmis cok degerli alim kardeslerimiz var,bi zahmet arastirin bulun okuyun iman edersiniz (yani emin olursunuz veya olmassiniz bu yine sizin hür iradenize kalmis….Tekrar ediyorum,bendeniz Mesut Kandemir,im Mesut kardesimizle karistirmayalim lütfen. Ifadelerim hic bir sekilde alinti degildir ,bunuda ayrica belirtmek istedim……………….
    Internete sizin kadar vakit ayiramadigim icin üzgünüm…..
    Selam ve saygilarimla…

  189. Selam Gerçek_İslam
    necm 3 bak
    Kardeşim,hüküm yetkisinin yalnızca Allah’a ait olması,bazı çevrelerce birçok yanlış anlaşılmalara sebep olmuştur.Ben de bu ayet,diğerleriyle karşılaştırıldığında ne anlama geldiğini az da olsa açıkladım.Hata ederim diye bu açıklamayı “İbn-i Abbas’ın(r.anh) Haricilere nasihatı” başlığından aldım.

    Elçiye kelimesi,üzerine ait olmayan bir emaneti taşımasında ve onu insanlara iletmesi anlamlarına geliyor.Özellikle;

    “O(Resul),kendi nefsi arzusuyla konuşmaz.Size okuduğu Kur’an ancak bir vahiyledir”(Necm 3,4)

    buyruluyor.Demekki Peygamberimiz(s.a.s),ancak Allah’ın vahyi ile konuşur.Bu ayet,Peygamber(s.a.s) bir beşerdir,her sözünü vahiyle bağlantılamamak lazım diyenlere güzel bir cevaptır.

    “Hani Allah size iki taifeden(kervan veya Kureyş ordusundan) birini,o sizindir diye vad ediyordu.Siz de güçsüz olanın(kervanın) sizin olmasını istiyordunuz.Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve(kureyş ordusunu yok edip) kafirlerin ardını kesmek istiyordu.”(Enfal 7)

    Kervan kaçarak kurtuldu.Fakat Kureyş ordusu birkaç misli olmasına rağmen Bedir’de yenildi.Allah’ü Teala bu durumu daha önce bildirdiğini ayette belirtiyor.Halbuki daha önce böyle bir şeyi söylediği Kur’an’da belirtmiyor.Demekki Peygamber Efendimiz’e(s.a.s) vahiy ile bildirmiştir.

    “”Hani Rabbinizden yardım istiyor,yalvarıyordunuz.O’da;”Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti.””(Enfal 9)

    Allah’ü Teala,(Bin melekle yardım edeceğini) dediğini bildiriyor.Yani geçmiş bir zamanda edilen dua ve Allah’ın bu duaya kelam-ı ilahiye olarak icabı söz konusudur.Bu durumu Kur’an’da daha önce bildirmediğine göre,Kur’an’dan ayrı olarak Resullullah’a vahiy yoluyla bildirdiği ortaya çıkıyor.
    Bir başka ayet;

    “”Hani Peygamber eşlerinden birine,gizli bir söz söylemişti fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah’ta bunu Peygamber’e bildirince,Peygamber bunun bir kısmını bildirmiş,bir kısmından da vazgeçmişti.Peygamber bunu ona(sırrı açıklayan eşine) haber verince o,”Bunu sana kim bildirdi” dedi.Peygamber,”Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.””(Tahrim 3)

    Olay şöyledir;Peygamber Efendimiz(s.a.s),Hz.Hafza validemize gizli bir söz söylemişti.Tefsirlerde bu gizli sözün Hz.Ebubekir(R.anh)’ in ileride halife olacağına dair olduğu bildiriliyor.O’da bunu,mahzuru yok diye Hz.Aişe’ye(r.anha) anlattı.Allah’ü Teala’da bunu Resullü’ne bildirdi.Allah’ü Teala Hz.Hafza(r.anha)’nın sözünü Resullü’ne bildirdiğini söylüyor.Ama sözün tam olarak ne olduğu Kur’an’da bildirilmiyor.Demekki Allah’ü Teala Kur’an’dan başka da,Resullü’ne vahiy ile bildiriyor.

    Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere Allah(c.c),Resullüne Kur’an’da yer almayan konularda da kendisine vahyediyor.Yani Allah’ü Teala’nın vahyi sadece Kur’an’la sınırlı değildir.Allah’ın vahyi de şüphesiz tüm inanaları kapsamaktadır.

    Kur’an-ı Kerim’de hikmetle ilgili birçok ayet vardır.Bir tanesinin meali şöyledir:

    “Nitekim kendi aranızdan,size ayetlerimizi okuyan,sizi hertürlü kötülükten arındıran,size Kitap ve hikmeti öğreten,ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir Resul gönderdik”(Bakara 151)(Ayrıca bkz. Nahl_44,64)

    Birçok müffesirce burda kastedilen hikmettin sünnet olduğu vurgulanmıştır.Önce Kur’an peşinden hikmet denilmiştir.Sünnet’e ancak Allah’ü Teala’nın bildirdiği bir vahiyledir.

    Ayrıca şuna değinmekte yarar var.Madem ki ELÇİNİN GÖREVİ SADECE KUR’AN AYETLERİNİ OLDUĞU GİBİ TEBLİĞ ETMEK İDİ.O zaman ayette belirtildiği gibi,”…SİZE KİTAP VE HİKMETİ ÖĞRETEN AYRICA BİLMEDİKLERİNİZİ DE ÖĞRETEN BİR RESUL GÖNDERDİK” denilsin ki.Zaten Kur’an-ı Kerim ayetleri sizce açık ve anlaşılır değil miydi,herkes eşit ölçüde istifade edemez miydi yani?
    Demekki Cebrail Aleyhiselam,Kur’an ile beraber açıklayıcısı olan sünneti de getirmiştir.
    Resullullah Efendimiz(s.a.s),bütün emir ve yasakları, mesela namazın ve diğer ibadetlerin farzlarını,sünnetlerini,müfsitlerini vahye uygun olarak ümmetine bildirmiştir.Hiçbir şeyi gizli bırakmamıştır.İşte ayet-i Kerime meali:

    “O(Resul) gayb hakkında cimri değildir.”(Tekvir 24)

    Müffesirler bu ayeti şöyle açıklıyor:

    Gaybdan yani kimsenin bilmediği vahiyle bildirilen bilgileri ümmetine açıklamak hususunda Resul(S.A.S) cimrilik yapmaz,hepsini ümmetine bildirir.Allah’ın bildirdiklerini niye gizledin diye töhmet altında bırakılamaz,itham edilemez.

    “Ey Peygamber!Rabbinden sana indirileni tebliğ et.Eğer bunu yapmasan onun verdiği peygamberlik
    görevini yerine getirmemiş olursun.Allah seni insanlardan korur.Şüphesiz Allah,kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir”(Maide 67)

    Ayet-i Kerimesi bu durumu daha net açıklıyor.

    “DE Kİ:”EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ BANA UYUN Kİ ALLAH’TA SİZİ SEVSİN VE GÜNAHLARINIZI BAĞIŞLASIN.ÇÜNKÜ ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYAN VE ÇOK MERHAMET EDENDİR.”(AL-İ İMRAN 31)

  190. MESUT MERHABA

    Kur’an dışı ‘vahy’ olduğunu kabul ediyorsun.

    Pekiiii

    Bunlar hangileridir??

    baştan sona bize açıkla burda.

    Gayri metluv vahyi peygamberden bize aktarmak üzere kimler her bir vahiy için devreye girmiş.Diğer bir deyimle Allah onları görevlendirmiş.Size ulaşıncaya kadar kaç kara tencere içerisinde şekillenmiş?Birbirlerine boşaltırken/kaptan kapa boşaltırken neleri eklemişler veya çıkarmışlar?

    Tek tek yaz?
    Kaç ayettir bu vahiyler?Kaç suredir?nerde başlıyor nerede bitiyor?Bir bir insanların istifadesine sunun?gerekirse insanların gözelerine sokuverin.AHAAA BUNLAR DEYİN

    AMA MUTLAKA İKİ KAPAK ARASINDA BUNLARI TOPLAYIN

    KIYASLAYALIM,NASIL BİRŞEYMİŞ

    Allah filmini arttırsın :)))

  191. Selam Gerçek_İslam

    Kur’an’da Allah’ü Teala açıklanması Kur’an’da yer almayan bir kısım sözleri kendine has kelamıyla Resullüne aktardığını bildirmemiş mi?
    -Bildirmiş.
    O halde sözlerimi neden ortaya attığım kuru bir iddia şeklinde bana sunuyorsun anlayamadık.

    Evet Kur’an’da yer almayan vahiy, ilgili ayetlerde belirtildiği gibi vardır.Bunu üç-dört ayetle belirttim.Bunu kabullenmek zorundasınız.İlgili ayetler, hiçbir yoruma müsaade etmeyecek derecede açıktır.

    Ayetlerin lafzı da manası da Allah’tandır.Allah’ü Teala Cibril-i Emin vasıtasıyla ayetleri Resullüne gönderirken,Cebrail Aleyhiselam hiçbir dolaylı anlatıma başvurmadan ayetleri olduğu gibi aktardı ki Yüce Allah’ın insan üstü sanatında bir eksiklik olmasın.
    Hadisler için,hangi ayetlerdir denilemez.Hadisler üç çeşittir.

    Birinci çeşidi;lafzı da manası da Yüce Allah’tan olan hadislerdir.Bunlar Kur’an-ı Kerim ayetleridir-ki bazen ayetlerde Kur’an yerine hadis de kullanılıyor-.

    İkinci çeşidi:Lafzı Allah’tan manası Peygamber Efendimiz’den olan hadislerdir ki,yukarıdaki ayetlerde Allah’ü Teala’nın Peygamber Efendimiz’e(s.a.s) Kur’an’da yer almayan ve vahiy yoluyla bildirdiği sözleridir.Bunlara Kutsi Hadis denir.

    Siz bu tür hadisleri alaya almak için; “Kur’an Dışı Vahiy” isimli bir başlığınızı eklemişsiniz.

    Üçüncü tür hadislerdir ki Allah’ü Teala tarafından VAHİYLE bildirilmiş,açıklanmasını ve detayını Hz.Cebrail(a.s)’in Peygamber Efendimiz’e(S.A.S) bildirdiği hadislerdir ki,genellikle Kur’an’ın mücmel ayetlerini tefsir eden,kapalı olarak bildirilen ayetleri izah eden hadislerdir.Bu hadisler de kendi aralarında üçe ayrılır.

    Namazın nasıl kılınacağı,abdestin detayıyla nasıl alınacağı,orucun nasıl tutulacağı,neyin orucu bozup bozmayacağı v.s gibi rükünler
    Bu hadislerle belirtilmiştir.
    Oryantalistlerde İslam dinini kendi dinlerine benzetmek için bu can alıcı noktayı farketmiş ve nihayet yerli hizmetçileri tarafından bu görev devralınmıştır.

    Allah’ü Teala Kur’an’ı Kerimi nasıl kendi kattında ve bazı sebepler yaratarak korumuşsa,Kur’an’ın tefsiri olan hadisleri de elbette alim ve faziletli kuları tarafından korumuştur.Aksini iddia etmek,bu sahada senelerce uğraşan yüzbinlerce insanı ahmaklıkla itham etmek kadar gülünç bir durumdur.
    Hatta Kur’an alimler vesilesiyle de korunmuştur denilebilir.

    Artık siz, sünnete uyduk diye bizleri falan filan sözlerle itham etmezsiniz değil mi,yukarıdaki ayetler gözönüne alınarak.

    Allah fehmini artırsın.

  192. selam,mesut kardes:yani sen kisaca diyorsunki,(Namazın nasıl kılınacağı,abdestin detayıyla nasıl alınacağı,orucun nasıl tutulacağı,neyin orucu bozup bozmayacağı v.s gibi rükünler
    Bu hadislerle belirtilmiştir.) Yüce rabbimiz bu aciklamalari yapmayi unutmus,(Kuran da)bence Hasa,+kuran herseyi aciklamaz demektesin,
    senin fikirlerine katilan olabilir,ve cogunlukda katilmisdir,o yüzden de islam camiasi bu hallerde zaten!
    ben sahsen zuhruf44+casiye6ve24 göre katilmiyorum.(daha cok yeterli apacik ayetleri eklemek istemedim)
    Yüce rabbimiz ilmimizi artirir insallah,gercekleri tam görebilme anlayisi verir,ümidi ile, selametle kaliniz.

  193. Selam Mesut..

    Bakalım Kur’an’ın koruyucusu kim?

    “O Zikri/öğüdü/hatırlatmayı/anıtı/Kur’an’ı şüphesiz BİZ İNDİRDİK BİZ. O’nun KORUYUCUSU da elbette BİZİZ.” (Hicr 9)

    Bu “BİZ” kategorisine o çok değerli Sahabeler, Onlardan sonra gelenler ve sizin tanık olmayıp kendilerine Alim dediğiniz şahıslar dahil mi?

    Ayete bakarsan dahil değil. Eğer dahil edersen Kur’an’ı Allah + sahabeler + onlardan sonra gelenler + alimler indirmiş ve koruyucusu da onlardır gibi saçma sapan birşey olur…

    Yine Kur’an’da gözümüze çarpan Maide Suresinin 44. ayetinde Kendilerini Rabbe adamış kimselerin ve alimlerin Tevrat’ı korumakla görevlendirildiğini ve orada Kur’an Ehli’ne “siz de insanlardan korkmayın benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.” denmektedir. Peki bu “koruma” nasıldır, nasıl olacaktır? Bir sandıkta mı, duvara süslü bir kılıf içinde asarak mı, cam fanusa koyarak mı? Elbette bunlar değil.

    Peki nedir? Cevap Maide 44 ün ve Ehl-i Kitap ile ilgili muhtelif ayetlerin içinde. Bakalım; Kur’an’daki Allah’ın hükümlerin uymak, Allah dışında başkalarını ( Hahamları, Rahipleri, İsa’yı ) Rab edinmemek, Allah’ın Kur’an’da belirttiği helal ve haramların sınırlarına saygı göstermek, yeni haramlar üretmemek, Allah’tan korkmak, ayetleri az bir karşılığa değişmemek, Kitap’ta olmayan bilgileri Kitap’tanmış gibi göstermemek, Allah hakkında ancak doğruyu söylemek, vd. ayetlerde belirtilen hususlar Kur’an’ın nasıl korunacağını anlatmaktadır.

    Sonuç olarak Kur’an’ın tahrife karşı korumasını yapan yalnız ve yalnız Allah’tır. Bu korumayı da muhteşem bir Kitap indirerek yapmıştır ve yapmaktadır. öyle bir mekanizma kurmuş ki Allah, bir kelimeyi eğip bükmeye çalışsan, hemen alarm çalıyor başka bir ayete takılınıyor. Yani böyle bir sistem..

  194. Selam Muhsin
    Kardeş biz;haşa yüce Allah ibadetle ilgili detayı unutmuş,iddiasında bulunduk mu?
    -Hayır.
    Sizlere Allah’ın ve Resullüne itaati bildiren ayetlerden bahsetmedik mi
    Evet bahsettik;ama siz bu ayetlerde ancak Allah’ın bildirdiği ayetlerde itaat konusunda Allah Resullüne uymamız gerektiği konusunda ısrar ettiniz.

    Yüce Allah Araf-157 de demiyor mu …Resul iyi ve güzel şeyleri helal,kötü şeyleri haram kılar.
    Evet.

    Demeki Allah Resulünün birşeyi helal haram kılma yetkisi vardır.

  195. aleyküm selam, mesut kardesim, siz biz yok,hepimiz kardesiz,Allah ve meleklerine,kitablarina,peygmaberlerine ve ahiret gününe inanlar.
    ben kesinlikle “siz” ” biz”kavramlarini kullanmamaya gayret göstermekdeyim,
    burda en dogrulara ulasmakdir gayemiz KURAN isiginda ve bilgim olmayan seylerden Rabbimize siginirim.
    yazinda iddia ediyorsunuz demedim,o sizin fikirleriniz ve düsüceleriniz,bende kendi fikir ve düsüncelerimi sundum.kuran dan anladigim kadar.
    peki suan peygamberimiz yok yanimizda,neye uymamiz gerek?En saglam korunmus bilgi DIN adina herseyin apacik ve tamam oldgunu bildiren Rabbimizin zikrine mi,yoksa tevatüren gelenleremi?iste can alici nokta burasi kardesim.
    ben zuhruf 44göre hesaba cekileceksem….
    Rabbimizden ilmimizi artirmasini niyaz ederim.
    Selametle kardesim.

  196. Selam Yunus Emre Gündoğdu

    Allah Teala Yüce Kitabının korumasını direk üzerine aldığı gibi(Hicr-9) sebepler yaratarak da bu korumayı Yüksek zatının üzerine almıştır.Bu sebepler;

    -İlk dönemlerde Kur’an-ı Kerim nüshalarının çoğaltılıp İslam coğrafyalarına dağıtılması(Hz.Osman devrinde)

    -Kur’an-ı Kerim’in ilk nazil olduğu dönemlerde on binlerce Sahabi tarafından ezberlenmesi

    -Seyyidina Hz.Ebubekir(r.anh) Sıddik hilafeti zamanında Museylime ordusuna karşı cihad eden bir kısım hafızların şehid olması sebebiyle Kur’an-ı Kerim birçok hafız tarafından itinayla hıfzedilmiştir.
    -En önemlisi de Kur’an nüshalarının çoğaltılmasıdır.

    Bunlar sadece görünen vesileler arasında zikredilebilir.

  197. Kur’an’da Allah’ü Teala açıklanması Kur’an’da yer almayan bir kısım sözleri kendine has kelamıyla Resullüne aktardığını bildirmemiş mi?
    -Bildirmiş.
    O halde sözlerimi neden ortaya attığım kuru bir iddia şeklinde bana sunuyorsun anlayamadık…”

    Peygamberimiz Allah’in sozleri arasinda ayirim mi yapmistir. Yani Kuran’i toplamada ozen gostermistir, ancak birtakim aciklayici Allah kelamini yazdirmamistir, hatta yasaklamistir hadislere gore..Buhari mi gorevlendirildi yoksa o Kuran disi aciklamalar icin. Allah’in sozleri arasinda ayirim olur mu ? Bu aciklayici bu Kuran ..?? Neden bu aciklamalar hadislerde celiskiler iceriyor ??.. Kuran disi vahiy yoktur..! Varsa dahi ibadetlerle, islamla ilgili degil, Peygamberimizin kendi sahsina yoneliktir. Hz. Meryem’de veya Hz. Musa’nin annesinde oldugu gibi.. ! ! !

  198. Kur’an dışı vahiylerin Allah’ın Resulün’e gönderdiğini sana yukarıda ayetlerle gösterdim ya Xweser.İyice bak.(ENFAL 7,9;TAHRİM 3)

  199. Selam Xweser
    Kur’an nüshalarının fotokopik şeklini çoğaltıp ilgili eyaletlere gönderen insanları Allah mı görevlendirdi.Elbete birileri bu işlere vesile olacaktır.Bu nasıl söz.

  200. Selam muhsin
    Kardeşim iyi niyetinizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

    Kardeşim;Bayraktar Bayraklı,Yaşar Nuri,Süleyman Ateş,Fereç Hüdür,Hüseyin Atay…v.d
    Hemen hepsinin İslamiyete bakış açıları bellidir.İnan ki bu gibileri sonucu nerelere vardırdıklarını bizden ve siz değerli kardeşlerimizden daha iyi bilmekteler.En bariz örneği Yaşar Nuri’nin andıç medyasının etkisiyle yüklü paralarla piyasaya sürülmesidir.Her neyse…

    Biz Allah’ın yoluna uyan alimlerin yoluna uymakla -haşa- dinden mi çıkıyoruz.Ne yazık ki Syn Bayraklı bu ayeti görememiştir.

    “Eğer hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa,onlara(bu konuda anna ve babana) itaat etme.Fakat dünyada onlarla iyi geçin.BANA YÖNELENLERİN YOLUNA UY.Sonra dönüşünüz ancak banadır.Ben de sizlere yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.(Lokman 15)

    Selametle…

  201. selam,mesut kardesim,daima iyi niyetli olmayi Rabbim cümlemize nasip eder insallah.
    ben sahsen bu zaman kadar kadar tespit ettigim ve aklima uygun gelen Kurani Kuran ile aciklayama gayretlerin cogaldigina cok icten sevincliyim,önemli olan da RABBIMIZ ne demistir,degilmi,en dogrusunu okuyup anlamak ve baskalarina da dogru olani anlatmak+zuhruf44e göre ben sahsen Kurandan ayrilmamayi hedef aldim kendime,insallah.Peygmaber efendilerimizin güzel söz ve ögütlerinide mutlaka aklimizi kullanarak irdelemek lazim dir diye düsünüyorum.Son zamanlarda okuduklarima ragmen peygamber efendimize yapilan cirkin iftiralari+hemde rabbimiz adina yapilanlari görebilme düsüncelerini Rabbimiz hepimize nasip eder Insallah.
    Isde bu yüzden diyorumki Adam gibi adamlar ciksin ortaya da,KURANI APACIK ORTAYA KOYSUNLAR!!Insallah
    Bu apacik ortaya konma gerceklestigi zaman da,bu zaman kadar bildiklerimizin hangi derecelerde dogru ve yanlis oldugunu insallah görecegiz.Tüm bu zmanalarda ve gecmisde yasananlar Kuranin apacik ortaya konMAMAsindan degilmi sizce?
    Ya Kuran yasadigimiz “DIN”e uymuyorsa?neyapacagiz?Kuran harici Hakemlermi arayacagiz?
    Bakiniz burda hickimseyi kirmak,üzmek,alay etmek,vs vs,niyetlerinde degilim,alsa yapamam da!Rabbimiz de sahid olsun,sadece kafamda olusan sorunlara apacik net Kurandan cevaplar aramak,ve sormak,sorusturmak dir.
    22tane meal okuyorsun birlerinden farkili aciklamalar mevcut,böyle drumlarda arapca kök harflerini arastirmaya yöneliyorsun…karsina cikan seyleri kendi gözünle görebiliyorsun,aklinida kullanip,dogru yanlisi ayirt edebiliyorsun,tabiki Allah dilerse.

    Selametle, mesut kardesim.

  202. Allahın selamı üzerinize olsun

    Mesut kardeşim merhaba.Yukarıdaki şahıslar hakkındaki özellikle yaşar nuri hakkındaki yorumlarınıza katılamıyorum.Tv kanallarında önceden izlediğim tartışmaları izleyince ve yaşar nurinin karşısına çıkartılan sözde din bilginlerine karşı gösterdiği gayreti görünce söylesdiklerinizin havada kaldığını düşünüyorum.Kimse kimseyi beğenmek ve düşüncelerini beğenmek zorunda değildir.Önceden beri türkiyede ve dünyada çıkan bazı insanlar kuranı çağın idrakine güzelce sunmuşlar ama basiretleri kapalı olan yahudileşme temnayülü gösteren ve din adamlarını ruhban edinen kişiler bunları her zaman art niyetli göstermişler bir takım örgütlere ve oluşumlara mal edip söylemlerinin havada kalmasını sağlamışlardır.Bu forumda güzel çalışmaları kişilerin istifadesine sunan Ali aksoy beyefendiye teşekkürlerimi sunuyorum.
    Kendi şahsıma sadece şunları söylemek istiyorum.Kuranı asırlar öncesinin düşüncelerinde aramak ne kadar doğru olsa gerek diye düşünüyorum.Kuran her asır sahiplerine farklı bir şekilde sesleniyor,müteşabihatı göremeyen basiretsiz insanlara kuranı okurken hiçbirşey anlayamaıyacaklarını söylüyorum ve ne kadar anlatırsak anlatalım inatlaşmayı ve atalsrınızı putlaştırdığınız için basiretleriniz sürekli kapalı kalacak ve bu lezzetten mahrum kalacaksınız.

    yalnız kuran
    sadece o

    ‘siz ondan sorguya çekileceksiniz’

    selam

  203. Ben toprak erdeme bir yorum iletmek istiyorum, konuyla ilgili pek cok yorumunu okudum ve bir yorumu varki okurken hayretler icinde kaldim ve inanamadim,oncelikle tessekkurler guzel fikirlerinizi bizlerle paylastiginiz icin, diyorsunuz ki ben 20 yil namaz kildim ve arastirmalarim sonucunda buldugum (daha dogrusu kendi isime oyle geldi, o sekilde yorumladim) dogrular neticesinde namazi biraktim! cok iyi yapmissiniz da bunu kendinize saklasaydiniz, bu bence milyarlarca insanin inanci, ibadetiyle alay etmek oluyor, inanclari zedeliyor, bende namaz kilmiyorum, ancak kilanlara o kadar saygi duyuyorum, onlari gibte ederek seyrediyorum ki, icim aciyor, Allaha her zaman dua ediyorum ki bana dosdogru yolu gostersin diye,

    Siz ne demek istiyorsunuz burada, muslumanlarin asirlardir Allaha kulluk ve ibadeti bilmediklerini mi, yanlis yaptiklarini mi, enayi olduklarini mi, neyi? bunu soylemekle buyuk gaf yapmissiniz, ne yapsin muslumanlar simdi, herkes ibadet seklimi uretsin kafasindan, ben ayda bir namaz kilayim, siz gunde uc, o turkce kendi uyduruk sozleriyle kilsin, oburu Kayahandan Allahim neydi gunahim sarkisini soyleyerek Allaha secde etsin, olacak ismi ya, manevi duygularimizla oynamayin Allahinizi severseniz, bildikleriniz sizin olsun, kendinize saklayin.

    Namazin kazasi olmaz yada olmamali ona su sekilde katiliorum, namaz yada soyle soyliyim Allah icin yaptigimiz her ibadet samimiyetle, ictenlikle yapilmali, yoksa uff namaz saatide geliyor, ee benimde alisverise yada arkadasimla yuruyuse cikmam gerek, hadi neyapiyim yaw gelince kilariz, gorevimizi yapariz, Allah affetsin, bu sekilde kilinan, sirtta bir yuk, agirlik ve yapilmasi gerekli gorev olarak icra edilen ibadetten ne hayir gelir?
    Yada namaz kilarken su dusunceler kafada cirit atmaktaysa” ya bana bu ne demek istedi / yaw benim su disci rendavusu yarin kactaydi / uff adam gelecek aksama ne yemek yapsam / yaw yarin seline giderken hangi elbisemi giysem? gibi……….v.s. o namazdan ne hayir gelir?

  204. Selam Muhsin Kardeşim

    Allah,hepimizi bizden istediği dostdoğru güzel yoluna ulaştırsın.
    Kardeşim siz,samimiyetle Kur’an-ı Kerim’den ayrılmasanız inşallah rabbim en doğrusunu nasip eder.

    Özellikle günümüzde bir kısım insanların,gelin namazı,zekatı,Hac … v.b ibadetleri tartışalım,bunları zamana göre yorumlayalım,söylemlerine aldanmayalım.Böyle diyen insanlar, günümüze kadar çevre şartlarına göre birçok değişikliğe maruz kalan anayasadan dahi ibret almıyorlar.Bunlar farklı yorumlar yapsalar yarın bir başkası da farklı farklı şekilde Kur’anı ve dolayısıyla ibadetleri yorumlar bunu unutmayalım.
    Dinimiz akla ve mantığa uygundur;ama aklın sınırlarıyla da kısıtlanmamıştır.Akıl dinde vazgeçilmez tek senet olsaydı yüzbinlerce Peygamber’in(Aleyhimeselam) Yüce Allah katından gönderilmeye ve insanları irşaat etmeye gerek duyulmazdı.Zaten iyice düşünen herkes doğru yolu bulurdu.

    Peygamber Efendimiz’in bir kısım hadisleri ne yazık ki bazı çevrelerce,islamiyete bakış açıları belli kişilerin kaynaklarından alıntılandığı bir gerçek.Bu kaynakların sahipleri,dinde itibarlı insanlar olsalar her neyse.Özellikle birçok kaynak mevcutken, kaynak olarak, bu insanların kitaplarında deforme edilen hadislerin sahih hadislere örnek gösterilmesi insafla bağdaşmadığının kanaatindeyim.Mesela isimlerini veremeyeceğim birkaç mason hadisleri istedikleri gibi ekleme ve çıkarmalarla evirip çevirmişler ve nihayet Yüce Dinimizi karalamak için hadisleri hedefledikleri apayrı boyutlara dönüştürmüşlerdir.Bu yeni türeme hadislere bakan saf bir insanın bu çevrelere hak vermemesi çok zor.

    Yüce Allah bizleri bu tür sahtekarlıkları yapan insanlara karşı daima uyanık olmayı nasip etsin.

    Selametle kalın kardeşim.

  205. Selam LOGICIST

    TOPRAK ERDEM benim çok yakın bir arkadaşımdır kendisi şu an askerdedir, bu yüzden yazılanlara cevap yazamıyacaktır.Ama ben birşeyler söylemek istiyorum;eğer sizler onu tanımış olsaydınız böyle laflar etmezdiniz.O dini yalnız Allaha has kılan ve bana ibrahimi bakışı kazandıran kafamdaki putları kıran ve kuranı her okuyuşunda farklı bir haz almama sebep olan çok değerli bir kardeşimdir.ALLAH GAYRETİNİ ZAYİ ETMESİN

    Gelelim senin söylediklerine,yanlış düşünüyorsun ve boş konuşuyorsun.Allahın kitabının musikisine anlamından daha çok anlam veren sizler onun ne demek istediğini anlayamayacak kadar körleşmişsiniz.

    SANKİ BİR SUÇ İŞLEMİŞ
    YAHUU ALLAH AŞKINA ALLAHIN KİTABINI YETERLİ GÖRMEK VE ONA ÇAĞIRMAK SUÇMUDUR????

    EĞER SUÇSA O SUÇU BEN HER ZAMAN İŞLEMEYE HAZIRIM.
    KURAN BİR BALTADIR,ONUN YANINDAKİ KİTAPÇIKLARDA PUT

    BİZLER ONLARI KIRMAYA GELDİK
    BİZLERİ YAKACAKMIZINIZ
    KOVACAKMISINIZ

    BİZLER HER-ŞEYİ GÖ-ZE AL-DIKKKK

    RABBE SIĞINDIK
    SONU ÇOK SEVİYORUZ
    ONA SEVDALIYIZ

    SENİ FAZLA KIRMAK İSTEMEM AMA BU KAFAYLA BİZLERİ ANLAYAMIYACAKSIN
    NEDENMİ?
    ÇÜNKÜ SİZLER ATALAR DİNİNİ ÖLÇÜ ALIYORSUNUZ
    ÇOĞUNLUK NE YAPIYORSA ONU YAPIYORSUNUZ
    SORGULŞAMAYI UNUTTUNUZ
    NEYİ UNUTMADINIZKİ

    İŞTE SİZLER MERYEM SURESİNDEKİ SALATI YİTİREN KİŞİLERSİNİZ
    ALLAH HİDAYET ETSİN
    İBRAHİMİ BAKIŞ KAZANDIRSIN

  206. Selam Boğaç Kağan Türk
    Kimsenin yorumlarıma katılma zorunluluğu yoktur.Bir görüşü ileri sürmüşsek,kaynak da gösteririz ki sözümüz havada kalmasın.

    Hani yıllarca uğraşlar sonucunda elde edildiğini öne sürülen tecrübelerin(!) sözüm ona bazı şahıslarca milletin zihnine zorla empoze edilmesini,doğru bulmuyorum,hele Yüce Kitabımız Kur’an’ın arkasına sığınarak ortaya atılan bir görüş ise.Böyle iddia eden biri,herkesten önce Kur’an’ı anlamada gelip geçen on binlerce insanı ahmaklıkla itham etmek gibi bir durumu iddia ediyordur.Ne dersiniz?
    Böyle biri,Kur’anı herkes eşit şekilde anlayabilir ilkesiyle çelişmektedir.

    Bu vb iddialara inanırsak bazı masoniklerin tecrübelerine(!) de inanma zorunluluğumuz doğar.Bu ise kafayı üşütmekten başka birşey değildir.
    Yaşar Nuri’nin din bilginlerine karşı gayreti,doğruluğu açısından önem teşkil ediyorsa ,sahte mehdi resul İskender evrenesoğlu’nun milyonlarca kitleyi kendi dinine davet etme gayreti de o denli önem teşkil ediyordur.Doğru olup olmaması benim için zerre kadar farketmez.
    Kuveytli Mustafa Şükrü’yü tanıyanlar daha iyi bilirler.

    Namaz önceden üç vakitmiş de emeviler beş’e çıkartmışmış.Siz ve dostlarınız o zamanlar nerelerdeydiniz.Namaz’ı kurtarsaydınız ya.O zaman nasıl olmuş ta bu durum,bütün müslüman ülkelere sıçramış anlaşılır gibi değil.Sudan karaya çıkış masalı gibi.

    İslamiyet yirmi üç yılda kemale erdi.Bu süre zarfında on binlerce Sahabe çeşitli yerlere Yüce İslam Dini’ni ulaştırdılar.Yani boş durmak yoktu yola devam anlayışı ve idraki vardı.Daha o zamanlarda İstanbul’a gelen Ebu Eyyüb El-Ensari(r.anh) ve arkadaşları,Mersin’e uğrayan Ebu Musa El Eş’ari ve Bilal-ı Habeş ve başka sahabe arkadaşları.Her neyse…

    Dört halife döneminde(632-661) sınırlar batıda Trablusgarp,doğuda Horasan ve Kuzeyde Kafkasya’ya kadar genişletildi.İslamiyet Arap Yarım Adası sınırları dışına taşarak,Asya ve Afrikada’ki çeşitli kavimlerce benimsendi.Yeni Kurulan İslam devletlerinin siyasi ve hukuki temelleri atıldı.

    Buna rağmen dostlarımızı anlayabilmek için Pozitif bir bilim olan tarihten bile şüphe etmek gerekir.Çünkü tarih bilgileri de elden ele dolaşılmış.Araya kim bilir ne fırsatçıların kalemi dokunmuş.Öyle değil mi?

  207. ONCE DIN VE VICDAN VEEE DUSUNCE OZGURLUGU!!!!!!!!!!!

    BİZLER HER-ŞEYİ GÖ-ZE AL-DIKKKK {Walla almissiniz, helal olsun, ne diyelim}

    İŞTE SİZLER MERYEM SURESİNDEKİ SALATI YİTİREN KİŞİLERSİNİZ [ Sizde (Deylemi) bahsettigi ” BIR CAMIDE BINDEN FAZLA KISI NAMAZ KILACAK, FAKAT ICLERINDE BIR TANE MUMIN BULUNMAYACAK” hadi vurun baltayi, aman dikkat tasa vurmayin da!!!!
    ALLAH HİDAYET ETSİN { Yok saol ben hidayeti oldum olasi sevmem, ben Dursun alabilirim}
    İBRAHİMİ BAKIŞ KAZANDIRSIN {Benim gozlerimi ve bakislarimi cooook begenirler, ben almiyim, BEN LOGICIST bakisimdan cok mutluyum, buda benden, yeni, pek yakinda internette, biletler tukenmeden alin}

    BİZLER ONLARI KIRMAYA GELDİK [ Dogru inancli insanlari kiriyorsunuz}
    BİZLERİ YAKACAKMIZINIZ [Bizim boyle yetkimiz yok, cezalarida mukafatlarida Allah verir}
    KOVACAKMISINIZ (kimin huzurundan)

    RABBE SIĞINDIK (Evet fikirleriniz gayet sig)
    SONU ÇOK SEVİYORUZ { Evet belli, iyi sonumu, kotu sonumu? }
    ONA SEVDALIYIZ (KIME?)

    SANKİ BİR SUÇ İŞLEMİŞ (Bilmem, yayinlanmayan 2 bine yakin mail ne der acaba?)
    YAHUU ALLAH AŞKINA ALLAHIN KİTABINI YETERLİ GÖRMEK VE ONA ÇAĞIRMAK SUÇMUDUR???? {Aaaooo yeni peygambermi geldi, haberimiz yok)

    SENİ FAZLA KIRMAK İSTEMEM AMA BU KAFAYLA BİZLERİ ANLAYAMIYACAKSIN {Ayyy coooook kirildim, Japonu olan yok mu?}
    NEDENMİ? [Why?, Allah Allah benim leb demeden leblebiyi anliyan cok zeki bir insan oldugumu soylerlerdi, siz bir yorumumla benim IQ testi sonuclarimi cikardiniz, vay be akil akildan ustunmus}
    ÇÜNKÜ SİZLER ATALAR DİNİNİ ÖLÇÜ ALIYORSUNUZ {yok burada olcu birimi fahrenheit / fit
    ÇOĞUNLUK NE YAPIYORSA ONU YAPIYORSUNUZ [ Burada cogunluk kiliseye gider, az bir kisim camiye gider , ben ikisini de yapmiyorum, ancak kimsenin inancina, ibadetine mudahele etmiyorum, cunki aynen soyle dusunuyorum, insanlarin inancini kinamamak, degistirmeye calismamak gerekir, bir seyleri tam olarak algilamadan, kavramadan, analiz yapmadan yorum yapmamak gerekir, din hassas konudur, herkesin inanci farklidir, saygi gostermek buyuk erdemliktir, insanlari insan olarak gorun sadece, muslumanmis, atalar dinimis, Ibrahimi bakismis, hristiyan, hindu, budist, ortodoks, musevi, samanist, katolik, gecin bunlari, insanlar dinler ve Allah inanciyla mutlu yasamislarsir, niye Allahin kutsal kitabini savas araci olarak kullaniyorsunuz, boluculuk yapiyorsunuz, islamin kelime anlami baris demektir, insanlarin yaptiklarinin sorumlusu kendileridir, farkli gorusler, inanislar tabiki olucaktir, yoksa herkes birbirinin ayni olurdu, siz inanislarinizi, yorumlarinizi sayfalarca internet sitesinde yayinliyor, size soru sorunlara cevaplar veriyorsunuz, musaede edinde bizde goruslerimizi bir iki yorumla bildirelim, ben Toprak Erdeme herhangi bir hakarette bulunmadim, onun yorum yada dusuncelerine tamamen zit fikirler ortaya atmadim, ancak sitenizi ziyaret ederek namaz hakkinda sorular soran genc insanlara yaptigi yorumlar, ben 20 yil namaz kildim da ondan sonra biraktim demesi bana gereksiz ve sacma geldi, bunu belirttim, ne yani simdi insanlar namazlarini mi biraksinlar, 1400 yillik dini inanis ve kulturu sizmi degistireceksiniz? bunu akliniz aliyormu, boyle fikirlerle gelirseniz elestirilere de acik olun lutfen, DIN VE VICDAN OZGURLUGU, DUSUNCE OZGURLUGUNDEN bahsediyorum, bu yorumumu yayinlamazsaniz da bunlarin sizde olmadigini dusunucem, cok uzgunum, din ve vicdan ozgurlugunden bahsediyoruz ya ben carsafa, peceye, cubbeye suna buna kesinlikle KARSIYIM ancak hicbir zaman o insanlari hor gormem, baski yapmam, elestirmem, kendime benzetmeye calismam, nasil mutluysa o sekilde ibadetini yapabilir, manevi duygularina karisamam, yeterki yapilanlar Allah icin iyi niyetle yapiliyor olsun, kimin inancli oldugunu Allah bilir, insanlar kilik kiyafetleriyle degil amelleriyle cennete yada cehenneme giderler, buna biz zavalli insanlar karar veremeyiz,
    SORGULŞAMAYI UNUTTUNUZ { Neyi unutmusuz neyi? }
    NEYİ UNUTMADINIZKİ { Bana Allah oyle iyi hafiza vermis ki, Allahima sukurler olsun, kolay kolay HICBIR seyi unutmam }

    EĞER SUÇSA O SUÇU BEN HER ZAMAN İŞLEMEYE HAZIRIM. {Kolay gelsin, selametle}
    KURAN BİR BALTADIR,ONUN YANINDAKİ KİTAPÇIKLARDA PUT {Olmus insanlarin kemiklerini bari kiricagiz demeyin, please! hemde kutsal kitapla BALTA niyetine}

    Bu arada mesleginizi sormadim, avukatmiydiniz?

    Sayin Bogac bey, eger bu yorumumu yayinlarsaniz sizin DIN VE VICDAN, DUSUNCE OZGURLUGUNE bagli bir insan oldugunuzu dusunucem hic degilse ==
    Hadi kardesim size Allah ne istiyorsaniz onu versin, iyi bogusmalar

  208. Selam LOGICIST;

    “Yayınlanmayan ikibine yakın mail ne der acaba” demişsiniz.

    Burada kastettiğinizi tam anlayamadım. Konuyu biraz açar mısınız.. ???

    Muhabbetlerimle…

  209. #
    SLMkardesim,LOGICIST:
    Hucurât 11
    Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla ALAY etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir! Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.

    selametle.

  210. Selam olsun

    MESUT DİYORKİ;
    Hani yıllarca uğraşlar sonucunda elde edildiğini öne sürülen tecrübelerin(!) sözüm ona bazı şahıslarca milletin zihnine zorla empoze edilmesini,doğru bulmuyorum,hele Yüce Kitabımız Kur’an’ın arkasına sığınarak ortaya atılan bir görüş ise.(BOĞAÇ KAĞAN;SİZE ZORLA BİR DÜŞÜNCEYİ EMPOZE EDEN YOK.SADECE KOKUŞMUŞ BAYAT FİKİRLERİNİZİ ALIN ÇÖPE ATIN DİYORUZ ARTIK MİLLETİ ESKİSİ GİBİ UYUTAMIYACAKSINIZ)Böyle iddia eden biri,herkesten önce Kur’an’ı anlamada gelip geçen on binlerce insanı ahmaklıkla itham etmek gibi bir durumu iddia ediyordur.Ne dersiniz?(BOĞAÇ KAĞAN;EĞER KURAN İLE ÇELİŞEN ŞEYLER VARSA KURANIN AKSİNİ İDDİA EDEN SÖYLEMLERDE BULUNAN HER KİM OLURSA OLSUN İSTERSE ASRIN ALLAMESİ OLSUN BENİM GÖZÜMDE BİR KIYMETİ İLMİYESİ YOKTUR VE AHMAKTIR.BU SÖZLERİM SİZE AĞIR GELECEKTİR.NEDENMİ?ÇÜNKÜ ATTIĞIM HER TAŞ PUTLARINIZA DEĞİYOR.KUSURA BAKMAYIN ELİMDE KÜÇÜK TAŞ KALMADI TAZE BİTTİ.)

    Bu vb iddialara inanırsak bazı masoniklerin tecrübelerine(!) de inanma zorunluluğumuz doğar.Bu ise kafayı üşütmekten başka birşey değildir.(BOĞAÇ KAĞAN;YAVV TAKMISSIN KAFAYI MASONLARA :)))SEN MASON MEDDAHIMISIN?ÖNÜNDE KAYNAK VAR NEDEN HER SÖYLENEN ŞEYE İTİBAR EDİYORSUNKİ?DÜNYADA AHMAKMI YOK?ELİNİ SALLASAN AHMAKLARA AKILSIZLARA DEĞİYOR.!SENİN GİBİ KAFADAN ÜŞÜTÜKLER ANCAK BÖYLE SÖZLER SÖYLER.)

    Yaşar Nuri’nin din bilginlerine karşı gayreti,doğruluğu açısından önem teşkil ediyorsa ,sahte mehdi resul İskender evrenesoğlu’nun milyonlarca kitleyi kendi dinine davet etme gayreti de o denli önem teşkil ediyordur.Doğru olup olmaması benim için zerre kadar farketmez.(BOĞAÇ KAĞAN;YAŞAR NURİ İLE İSKENDER SAHTEKARININ ARASINDA DÜNYA KADAR FARK VAR SEN BUNU İYİ BİLİRSİN.İSKENDER İLMİ OLMAYAN ETRAFINDAKİ AKILSIZLARA BEDEN DİLİ İLE ETKİ EDEN BİR ŞARLATAN AMA YAŞAR NURİ ÖYLE DEĞİL HER NE KADAR BAZI FİKİRLERİNE KATILMASAMDA TÜRKİYEDE BAZI TABULARI/PUTLARI KIRMAYI BAŞARMIŞTIR AMA EKSİK KALMIŞTIR.!
    Kuveytli Mustafa Şükrü’yü tanıyanlar daha iyi bilirler.
    Böyle biri,Kur’anı herkes eşit şekilde anlayabilir ilkesiyle çelişmektedir.(BOĞAÇ KAĞAN;ALLAH KİMSEYE TORPİL GEÇMEMİŞTİR KURANI ANLAMA NOKTASINDA)

    Namaz önceden üç vakitmiş de emeviler beş’e çıkartmışmış.Siz ve dostlarınız o zamanlar nerelerdeydiniz.Namaz’ı kurtarsaydınız ya.O zaman nasıl olmuş ta bu durum,bütün müslüman ülkelere sıçramış anlaşılır gibi değil.Sudan karaya çıkış masalı gibi.(BOĞAÇ KAĞAN;ONU BİZ SÖYLEMİYORUZ AMA DAHA SERTİNİ SÖYLÜYORUZ NAMAZ(!)KILARLARKEN SİZ ORADAMIYDINIZ???TOPRAK ERDEM KARDEŞİMİM DEDİĞİ GİBİ TENCERE DİBİN KARA SENİNKİ BENDEN KARA KÜLLİYATI İLEMİ BİLİYORSUNUZ?KURAN 90 YERDE NAMAZDAN BAHSEDER AMA NASIL KILINACAĞINI SÖYLEMEZ ÇÜNKÜ SALAT NAMAZ DEĞİLDİR MESUT)

    İslamiyet yirmi üç yılda kemale erdi.Bu süre zarfında on binlerce Sahabe çeşitli yerlere Yüce İslam Dini’ni ulaştırdılar.Yani boş durmak yoktu yola devam anlayışı ve idraki vardı.Daha o zamanlarda İstanbul’a gelen Ebu Eyyüb El-Ensari(r.anh) ve arkadaşları,Mersin’e uğrayan Ebu Musa El Eş’ari ve Bilal-ı Habeş ve başka sahabe arkadaşları.Her neyse…

    Dört halife döneminde(632-661) sınırlar batıda Trablusgarp,doğuda Horasan ve Kuzeyde Kafkasya’ya kadar genişletildi.İslamiyet Arap Yarım Adası sınırları dışına taşarak,Asya ve Afrikada’ki çeşitli kavimlerce benimsendi.Yeni Kurulan İslam devletlerinin siyasi ve hukuki temelleri atıldı.(BOĞAÇ KAĞAN;HİRİSTİYANLARDA DİNLERİNİ YAYDILAR DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA ŞİMDİ BUNLARIN YAYDIKLARI YERLERDE HİÇMİ SONRADAN KÜLTÜRLERİYLE KARIŞIM OLMADI BİR TAKIM PAGAN İNANÇLARINI DİNLERİNE SOKMADILAR???TESLİS NEREDEN ÇIKTI???HAÇ NEREDEN ÇIKTI??PEYGAMBERLERİ PUTLAŞTIRMALARI NEREDEN ÇIKTI???DAHA NELER NELER ÇOK ŞEY VAR AKLIMA GELEN BUNLARDI.BİZ ŞİMDİ SENİN DEYİMİNLE POZİTİF BİLİM OLARAK BU TARİHİDE ALALIM VE SORGULAYALIM.!ŞİMDİ BUNLAR DOĞRUMU MİLYARLARCA HİRİSTİYn BÖYLE İNANDI DİYE BİZDE BÖYLEMİ İNANACAĞIZ???YAHUDİ VE HİRİSTİYANLAR BOZULDU SİZ SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIKSINIZ ÖYLEMİ???BEN ALMIYAYAIM TEŞEKKÜRLER.)

    Buna rağmen dostlarımızı anlayabilmek için Pozitif bir bilim olan tarihten bile şüphe etmek gerekir.(BOĞAÇ KAĞAN;VAH ZAVALLI VAHKİ NE VAHH)Çünkü tarih bilgileri de elden ele dolaşılmış.(BOĞAÇ KAĞAN;SENİN KARA TENCERENDEKİ GİBİMİ?)Araya kim bilir ne fırsatçıların kalemi dokunmuş.Öyle değil mi?(BOĞAÇ KAĞAN;ALLAH BÖYLELERİNDEN BİZİ KORUSUN)

  211. SELAM OLSUN

    LOGICIST DİYORKİ;

    ….

    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    Admin: Boğaç kardeşim, Logicist’e verdiğin cevabı sildim. Çünkü, o kardeşimiz sana hitaben yazdığı yazının yanlış anlama üzerine yazıldığını tarafımıza bildirmiştir.

    Af ile kusurları örtenlerin akıbeti ne güzel !

    Muhabbetlerimle…

  212. Selam Arkadaşlar
    Boğaç Kağan Türk yukarıdaki düşüncelerimi ele alıp tek tek çürütmeye çalışmış bu imaj anlaşılıyor en azından;asla çürütemezsiniz düşüncelerimi Boğaç.Neden mi çünkü sen BATILI(yı) savunuyorsun da ondan.Batıl(ı) düşünceler yerin dibine geçmelidir anlaşıldı mı?

    “De ki: ‘hak geldi batıl yok olmaya mahkumdur’.”(İsra 81)

    Tarih bozulmadı.Gerçekleri anlatıyor;ama M.Ö septikler gibi doğru bilginin imkansızlığını tarihe mal ettiğiniz için ben sadece metodojini ortaya döktüğüm için böyle örnek verdim.Yani sizin sadece hadislerle sorununuz yoktur demek istedim.Tamam mıyız?

    Boğaç Kağan diyor Hristiyanlar da dinini yaymış;evet ben de biliyorum;ama dinlerini bozduklarını gene ayet ve tarihi bilgiler ışığında öğreniyoruz ve de İncil’lerini yüzyılda bir yenilediklerini de.Sizin incelemek gibi bir şansınız olmadığı için yazdıkça batıyorsunuz.Şüphe tutkunlarına doğruyu anlatamazsınız.

    Sana İslamiyet’i yayan insanların ve onlardan sonrakilerin faziletleri hakkında tek senet kabul ettiğin Kur’an-ı Kerim’den onlarca ayet gösterdim.Yani bu insanlar şimdi ehli kitaptan mı oldular.Çünkü İslamiyet bu abide şahısların vasıtasıyla yayıldı.Yok yok siz Kur’an ayetlerine bile güvenmiyorsunuz.Tek mantıklı açıklanması bu olsa gerek.

    Bu nasıl söz İNAN Kİ bu iddialar bir müslümanın ortaya koyduğu iddia değildir.

    Boğaç diyor ki biz ibadetler için emevilerden örnek vermiyoruz.Verdiniz verdiniz akıl hocanın görüşlerine bir bak istersen.Bu iddia onundur.

    Kur’an adamı olarak bilgilerinin Kur’an ile çelişmediğini önemle vurguluyor bir de.Haklısın evirip çevirmeler sonucunda mealler tam istediğin platforma sokuluyor.Bu yüzden sana hak veriyorum.

    KUR’AN’IN DOĞRU ANLAŞILIP DOSTLARINIZ GİBİ FİKİR AYRILIĞINA DÜŞMEMEK İÇİN KUR’AN’DAN SÜZÜLEN VE ONUN TEFSİRİ OLAN KİTAPLARA put Diyorsun.
    ASLINDA BİRAZ DÜŞÜNÜLÜRSE AYETLERİ KEYFİ YORUMLAMALARIN SONUCUNDA SAYINIZ KADAR PUTÇUKLARINIZ OLUŞMUŞ BULUNMAKTADIR.
    BU İSE DİNSİZLİKTİR DİNSİZLİK.VALLA DİNSİZ OLMAK İÇİN HER ÖNÜNE GELEN AYETİ İSTENEN ŞEKİLDE YORUMLAMAK YETERDİR ARTAR BİLE.

    YAŞAR NURİ İLE SENİN DÜŞÜNCELERİNİN BİR İNGİLİZ İSTİHBARAT AJANI OLAN HEMPHER’İN BİRBİRLERİNE BENZERLİĞİ AÇISINDAN,BU CASUSUN OLUŞTURDUĞU VAHHABİLİĞİN MADDELERİNE BAKALIM:
    -MEZHEPLERDEN BİRİNİ TAKLİT EDEN KAFİRDİR.

    -VAHHABİ OLMAYAN KAFİRDİR

    -PEYGAMBERİN KABİRİNİ ZİYERET ETMEK HARAMDIR.

    -PEYGAMBERİ VESİLE YAPARAK DUA EDEN KAFİRDİR.(Halbuki Kur’anda vesile aramamız için ayet vardır)
    -KUR’AN’DAN BİZİM ANLADIĞIMIZ DOĞRUDUR.

    -ESHABI KİRAM VE ALİMLERİN BİLDİRDİĞİ BİLGİLERİ İNKAR EDERLER.(KUR’ANDA ESHABI KİRAMIN HEPSİNİN CENNETLİK OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR)

    Bir de İngiliz istihbarat elemanlarının amaçlarının seninkiyle aynı doğrultuda olduğunu görmek için şu maddelere bakalım:

    -Yakılması ve yok edilmesi mümkün olan din kitaplarını yok edelim.Din adamları hakkında çeşitli iftiralar düzenleyerek,Müslümanları çocuklarını din okullarına vermekten vazgeçirmesini sağlayıp cahil olmalarını sağlanmalı.

    -Alimlere kötü isnatlarda bulunup aleyhlerine adi ithamlar düzenleyip müslümanları onlardan soğutmalıyız.

    -İslamın kadınlara hakaret ettiğini yayacağız.(Hadisleri evirip çevirmeleriniz buna örnektir.)

    -Cihadın geçici farz olduğunu ve vaktinin geçtiğini millete aşılayacağız.

    -Hadislere şüphe ile bakılmasını sağlayacaksınız.

    -Müslümanları ibadetlerinden men edeceksiniz ve ibadetler hakkında onları tereddüte düşüreceksiniz.

    -Müslümanların akidelerine bid’atler sokup İslamiyet gelişmeye engeldir diyeceksiniz.

    -Camii imamları hakkında tereddütleri körükleyerek müslümanların birlik ve beraberlik duygularını pekiştiren cemaatle namazı ortadan kaldıracaksınız.

    -Bid’at olduğu gerekçesiyle müslümanları kabirleri ziyaret etmekten vazgeçireceksiniz.

    -Müslümanlara hürriyet var diyerek herkes dilediğini yapabilir islam ahkamının öğretimi farz değildir diyeceksiniz.

    -Hac ibadetini ortadan kaldırmak için etraftaki kabilelerin haccılara saldırtacağız.
    (İngiliz casusunun itirafları ve İngilizlerin İslam Düşmanlığı İsimli eserden alınmıştır)

    Ben ingilizlerin emellerine kavuştuklarının kanaatindeyim ya siz.

  213. Ben ingilizlerin emellerine kavuştuklarının kanaatindeyim ya siz.
    selam mesut kardesim,ben o kanaat da degilim,cünkü müslümanlar(1tek Allah a teslim olan lar”simdiye kadar bildiklerini Kuranda arastirmaya basladigindan bu yazismalar sürmektdir.Kendimden en güzel örnek verebilirim.
    okuya okuya arastira arastira Rabbimizin kesin emir ve yasalrini bulmaya calisiyorum,insallah. Hataya da düsebilirim,ama uyaran olursa, tabiki tesekkürlerimi sunarim,sagi duyarim.
    zuhruf36ve 44 üzerinde derin derin düsünmeni isterim,insallah.
    Selametle.

  214. selam,

    ————————-
    “De ki: hak geldi batıl yok olmaya mahkumdur.”(İsra 81)
    ————————-

    bu ayette gecen “HAK” ifadesinin sadece “KURAN AYETLERINI”
    kastettigini yuce Allah bizlere su ayetlerde
    acikca beyan etmis olmalidir:

    ————————-
    ey Muhammed, iste bunlar Allahin “AYETLERIDIR” bunlari
    biz sana bir “HAK” olarak okuyoruz,
    oyleyse onlar Allahtan ve Onun “AYETLERINDEN” baska hangi soze
    iman edecekler? yaziklar olsun bu iftiraci gunahkarlara.(Casiye 6-7)
    ————————-

    *************************
    PEYGAMBERİ VESİLE YAPARAK DUA EDEN KAFİRDİR.
    (Halbuki Kur’anda vesile aramamız için ayet vardır!!!)
    *************************

    Kuranda yuce Allahin ve Resulunun butun muminlere
    –Allaha yakinlasmalari icin–
    aramalarini emrettigi YAKINLASTIRICI VESILENIN
    sadece Allah yolunda yapilacak olan NAFAKA & ZEKAT & SADAKA gibi
    bazi amelleri kapsadigi su ayetlerde bizlere acikca
    isaret edilmis olmalidir.

    ——————————
    ey inananlar, Allahtan sakinin ve Ona (YAKINLASTIRICI) VESILE
    arayin… (maide 35)

    onlarin kendilerine cagrida bulunduklari kimseler kendileri
    Rablerine bir VESILE aramaktadirlar hangisi daha
    YAKINLASTIRICI (= eqrabu) olur diye… (isra 57)

    ve araplardan bazi kimseler vardir ki, onlar Allaha ve
    ahiret gunune iman etmislerdir ve onlar –Allah ugrunda–
    yaptiklari harcamalari –NAFAKA & ZEKAT & SADAKA– Allahin indinde
    YAKINLASTIRICILAR (= qurubatin) ve Resule destek olmalar
    hukmunde edinmislerdir.
    dikkat edin, suphesiz ki bunlar –yaptiklari bu gibi
    harcamalar– onlar icin YAKINLASTIRICI (= qurbetun) olacaklardir,
    ve boylelikle Allah onlari kendi rahmetine sokacaktir… (tevbe 99)
    ——————————

    bunun disinda, hz. Muhammed (a.s.) Allaha tum yakarislarinda
    sadece Ona DUA ettigini
    ve bu dualarinda Onunla birlikte hickimseyi anmadigini
    ve kendisinin de muminlere hicbir sekilde ZARAR veya FAYDA
    saglamasinin mumkun olmadigini,
    bu sebeble kendi yoluna hakkiyla tabi olacak tum muminlerin de
    butun dualarinda Allahin yaninda kesinlikle hickimseyi anip
    dua etmemeleri gerektigini su ayetlerde acikca beyan etmis olmalidir:

    ——————————
    ey Muhammed de ki: ben sadece Rabbime DUA EDERIM (= edu)
    ve –BU DUAMDA– Ona hickimseyi ortak etmem.

    (cunki ayrica Allah hukmune hickimseyi ortak etmez. 18/26)

    ve ben sizin icin de hicbir ZARAR veya FAYDA veremem.
    …benim gorevim sadece Allahin gonderdigini size
    iletmektir. (cinn 20-21, 23)
    ——————————

    ve hz. Peygamberin (a.s.) ve onu takip eden tum salih muminlerin
    Allahin disinda hicbir kulu –Melegi veya Peygamberi–
    kendilerine Onun yaninda ikinci

    bir veli (= yardimci, rehber)
    bir sefaatci (= araci, kurtarici)
    bir rab (= Allah adina hukum ureten otorite)
    bir ilah (= Allah adina hukum ureten otorite)

    ASLA ve ASLA edinmeyecekleri su ayetlerde bizlere acikca
    beyan edilmis olmalidir:

    ——————————
    ..sizin icin Onun disinda hicbir VELINIZ (= rehber)
    ve hicbir SEFAATCINIZ (= kurtarici) yoktur. siz bunu
    dusunup-kavramayacak misiniz? (secde 4)

    yoksa o inkar edenler (yukarida anilan tarzdaki acik
    Kuran ayetlerinin talimatlarini suursuzca goz ardi edenler
    veya dupeduz reddedenler) benim disimda
    benim kullarimi (melekler & peygamberler)
    kendilerine VELILER (= Allahin yaninda ikinci rehberler)
    edinebileceklerini mi zannettiler?
    biz cehennemi (bu tip) inkarcilara bir
    konak olarak hazirladik. (kehf 102)

    ey Muhammed sen de ki: benim VELIM (= rehberim)
    sadece bu KITABI indiren Allahtir,
    ve o (beni izleyen) tum salihlerin de VELILIGINI
    (= rehberligini) yapacaktir. (araf 196)
    —————————–

    —————————–
    hakkinda ihtilafa dustugunuz her konuda,
    iste onun HUKMU sadece Allahindir,
    iste Allah boylece benim RABBIMDIR (= Allah adina hukum
    belirleyen Otorite)… (sura 10)

    ey Muhammed biz sana bu KITABI bir hak olarak indirdik,
    ta ki sen bununla Allahin sana gosterdigi gibi HUKUM veresin
    insanlarin arasinda. (nisa 105)

    o Peygamber size Melekleri veya Peygamberleri (Allahin disinda ikinci)
    RABLER edinmenizi kesinlikle emretmez,
    o size boylelikle kufru mu emredecek
    siz musluman olduktan sonra? (ali imran 80)

    fakat onlar sevindirici ve korkutucu din adamlarini
    (= ehbarehum ve ruhbanehum)
    Allahin disinda (ikinci) RABLER edindiler….. (tevbe 31)
    ——————————

    ****************************
    (KUR’ANDA ESHABI KİRAMIN HEPSİNİN CENNETLİK OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR!!!)
    ****************************

    Kuran’da hz. Peygamber (a.s.) ahirette kendisi
    –ve bazi en yakinlarinin– durumu hakkinda
    dahi cok kesin konusmaktan imtina etmistir.
    cunki bir kisinin omrunun sonuna kadar ne halde
    olacagi ancak Allahin bilgisi dahilinde olmalidir. (lukman 34)
    ve hz. Peygamber (a.s.) ve tum muminler omurlerinin sonuna kadar
    bu hususta cok tedbirli olmalari konusunda su gibi bazi ayetlerde
    acikca uyarilmis olmalidirlar. (= isra 84-85 & yunus 95 & enam 88)
    bu sebeble, hz. Muhammed (a.s.) Kuranin rivayet ettigi su saglam hadisini
    bizlere miras birakmis olmalidir bu konuda,
    ta ki kendimiz veya baskalari adina kesinlikle
    sahte cennet mujdeciligi yapip kendimizi tehlikeye atmayalim:

    ——————————
    ey Muhammed de ki: …ve ben bana ve size ne yapilacagini da
    bilemiyorum, ben sadece bana vahyolunani (= Kuran 6/19)
    takip ediyorum. (ahkaf 9)
    ——————————

    ******************************
    Hadislere şüphe ile bakılmasını sağlayacaksınız!!!
    ******************************

    Kuran disindaki tum HADISLERE suphe ile bakilmasini emreden
    bizzat yuce Allahin kendisi olmalidir. (39/23 & 45/6-7)
    ve yuce Allah elbette kesinlikle bir “ingiliz ajani” degildir,
    (Onu tum bu tip iftiralardan hepimiz kuvvetle tenzih etmeliyiz.)

    fakat O gecmisi ve gelecegi ilmiyle kusatmis olan (22/75-76),
    kendisini hicbir zaman asla uyku ve uyuklama tutmayan (2/255),
    her sozunde ALIM ve HAKIM olan tum
    “alemlerin tertemiz ve biricik & guvenilir ve kudretli RABBIDIR.”

    bu konuda biraz daha genis bilgi icin bu sitede “Kim bu Allah dostlari” bolumundeki bazi yazi ve yorumlarin ve Ahmet Mert Erdemin “Kuranda Hadis Kelimesi” bolumunun okunmasini onemle & siddetle tavsiye ederim.

    artik tevbe edip batili tamamen birakacak olan
    ve sadece bu Kuranin bize en iyi sekilde tanittigi
    bu yuce ALLAHA ve bu onurlu hz. MUHAMMEDE uyacak olan
    buradaki tum arkadaslarima en icten
    selam ve sevgilerimle.

  215. SELAM OLSUN

    MESUT DİYORKİ;
    Selam Arkadaşlar
    Boğaç Kağan Türk yukarıdaki düşüncelerimi ele alıp tek tek çürütmeye çalışmış bu imaj anlaşılıyor en azından;asla çürütemezsiniz düşüncelerimi Boğaç.Neden mi çünkü sen BATILI(yı) savunuyorsun da ondan.Batıl(ı) düşünceler yerin dibine geçmelidir anlaşıldı mı?(boğaç kağan;ÇÜRÜTÜLECEK BİR TARAFINIZ KALMAMIŞ MESUT ÇÜNKÜ KÖKTEN ÇÜRÜMÜŞSÜNÜZ.NERENİZDEN TUTSAK ELİMİZDE KALIYOR.YAPTIĞIMIZ YORUMLAR KURANIN ÖZÜNE SAYGI DUYULARAK VE RABBİN RIZASI GÖZETİLEREK YAPILIYOR HER NE KADAR SEN BİZİ ART NİYETLİ MİSYONER,AJAN VS GÖRSENDE(!)MESUT BEN BATILIYI SAVUNMUYORUM KURANI ÖLÇÜ ALIYORUM VE TÜM GEÇMİŞTEKİ DİN ALİMCİKLERİNİ(!)ÇÖP TENEKESİNE ATIYORUM BENİM ONLARA İHTİYACIM YOK AL SENİN OLSUN TURŞUSUNU KUR.ARTIK BU DOLMALARI BİZE YUTTURAMIYACAKSINIZ,İNSANLAR UYANMAYA BAŞLIYOR.SEN UYUMAYA DEVAM ET.BATILI YERİN DİBİNE BATSINMIŞ TA MIŞ.O BATILI DEDİĞİN ELEKTRİĞİ BULMUŞ,ŞU ANDA SAYAMIYACAĞIM KADAR İCATLARI VAR BUNLARIN HANGİLERİNDE SENİN ALİMCİKLERİNİN ETKİSİ VE FAYDASI OLMUŞ OLMAMIŞ ÇÜNKÜ HEP BOŞ İŞLERLE UĞRAŞMIŞLAR İNSANLARI KURANA ÇAĞIRACAKLARINA KENDİLERİNE ÇAIĞIRMIŞLAR FARKLI FARKLI MEZHEPLERİN ÇIKMASINA SEBEBİYET VERİP İSLAM ALEMİ İÇERİSİNDE AYRILIK TOHUMLARININ EKİLMESİNE VE YEŞERİLMESİNE SEBEP OLMUŞLARDIR.EFENDİM NEYMİŞ ŞU KABTA ABDEST ALSAM BOZULURMU BOZULMAZMIYMIŞTA ŞÖYLE YAPSAM NE OLUR BÖYLE YAPSAM NE OLUR GİBİ DİNİ AYRINTILARA BOĞUP,ZORLAŞTIRIP YAŞANMAZ HALE GETİRENLER HERALDE TAMZARALI DURMUŞTU DEĞİLMİ.:)))ASIRLARCA UYUTULDUK ÖYLE UYUTULDUKKİ UYANMAK BİLE ZOR GELİYOR BU YÜZDEN SİZE SERT DARBELER İNDİRİYORUZKİ BİRAN ÖNCE AYILIP KENDİNİZE GELESİNİZ.!!!BATILIYI KARALAMAYI BIRAK EY AHMAK HERİF.ELBETTE BATININ HER YAPTIĞI DOĞRU DEĞİL AMA SİZLERDE SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK DEĞİLSİNİZ.SANA YAZACAĞIM ÇOK ŞEY VAR AMA BU PARAGRAFA BU YETERLİ MESUTÇUK

    “De ki: ‘hak geldi batıl yok olmaya mahkumdur’.”(İsra 81)(BOĞAÇ KAĞAN;BU AYET BENİ MEST EDİYOR):)))TAM SİZLER İÇİN

    Tarih bozulmadı.Gerçekleri anlatıyor;ama M.Ö septikler gibi doğru bilginin imkansızlığını tarihe mal ettiğiniz için ben sadece metodojini ortaya döktüğüm için böyle örnek verdim.Yani sizin sadece hadislerle sorununuz yoktur demek istedim.Tamam mıyız?(BOĞAÇ KAĞAN;SENİN TARİHİN ORTADA NEYİN DOĞRU NEYİN YANLIŞ OLDUĞU ORTADA.FATİHİN İSTANBULU FETHİ ÜZERİNE BİLE FARKLI GÖRÜŞLER VAR BUNLARDA O DÖNEM TARAFINDAN DİLLENDİRİLEN SÖZLERDİ.EN YAKIN TARİHİMİZDEN ÖRNEK VEREYİM MESUT;CUMHURİYET DÖNEMİ MUSTAFA KEMAL HAKKINDA ÇOK FARKLI FİKİRLER ORTAYA ATILMIŞ VE BUNLAR O DÖNEMDE YAŞAYANLAR TARAFINDAN ATILMIŞ SEN HANGİ TARİH METODOLOJİSİNDEN BAHSEDİYORSUN A CANCAĞIZIM.BİRİLERİ TARİHİ,DİNİ,SİYASETİ KENDİNE GÖRE ALLAYIP PULLUYOR SENİN GİBİ DÜŞÜNMEKTEN YOKSUN KİŞİLERDE BUNLARA TAV OLUYOR.)

    Boğaç Kağan diyor Hristiyanlar da dinini yaymış;evet ben de biliyorum;ama dinlerini bozduklarını gene ayet ve tarihi bilgiler ışığında öğreniyoruz ve de İncil’lerini yüzyılda bir yenilediklerini de.Sizin incelemek gibi bir şansınız olmadığı için yazdıkça batıyorsunuz.Şüphe tutkunlarına doğruyu anlatamazsınız.(BOĞAÇ KAĞAN;AYAĞINI GAZDAN ÇEK MESUT.ONLAR DİNLERİNİ BOZDU SİZLER SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIKSINIZ DEĞİLMİ?:))VAH ZAVALLIM VAH..BEN TEVRAT VE İNCİLİ SATIR SATIR YILLARCA İNCELEDİM O SÖZLER SENİN GİBİ KİŞİLER İÇİN GEÇERLİ.BANA MAVAL OKUMAYI BIRAK İŞİNE BAK SORGULAMAYA BAŞLA YOKSA İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLACAK.)

    Sana İslamiyet’i yayan insanların ve onlardan sonrakilerin faziletleri hakkında tek senet kabul ettiğin Kur’an-ı Kerim’den onlarca ayet gösterdim.Yani bu insanlar şimdi ehli kitaptan mı oldular.Çünkü İslamiyet bu abide şahısların vasıtasıyla yayıldı.Yok yok siz Kur’an ayetlerine bile güvenmiyorsunuz.Tek mantıklı açıklanması bu olsa gerek.(BOĞAÇ KAĞAN;SEN ONLARI TOPRAK KARDEŞİME SÖYLEMİŞTİN ODA SANA CEVAPLARINI VERMİŞTİ YUKARIDAKİ CÜMLELERDE.PEYGAMBERLER BİLE HATALARIYLA ANLATILIRKEN SEN ÇIKMIŞ SAHABİLERİN HATASIZLIĞINI ANLATIYORSUN VE ONLARI PUTLAŞTIRIYORSUN.SAHABİLER İÇERİSİNDE MÜNAFIKLARINDAN OLDUĞUNU VE BUNLARIN AYETTE SEN ONLARI BİLMEZSİN DEDİĞİ HALDE SEN ÇIKMIŞ GELENEKÇİ ALİMCİKLERİNİN SÖYLEDİKLERİNİ BANA ANLATIYORSUN.BANA MASAL ANLATMA AZ AKLINI İŞLET.)

    Bu nasıl söz İNAN Kİ bu iddialar bir müslümanın ortaya koyduğu iddia değildir.(BOĞAÇ KAĞAN;BENİM KALBİMİ YARMIŞSIN YADA SANA GAYB BİLGİLERİ ULAŞMIŞ HERALDE BUNLARI SÖYLÜYORSUN.YAZIK SANA MESUT ÇOK YAZIK)

    Boğaç diyor ki biz ibadetler için emevilerden örnek vermiyoruz.Verdiniz verdiniz akıl hocanın görüşlerine bir bak istersen.Bu iddia onundur.(BOĞAÇ KAĞAN;BENİM AKIL HOCAM FALAN YOKTUR DİNLERİM ,SORGULARIM KURANA UYUYORSA ALIRIM UYMUYORSA REDDERİM SENİN GİBİ MUKALLİD DEĞİLİM)

    Kur’an adamı olarak bilgilerinin Kur’an ile çelişmediğini önemle vurguluyor bir de.Haklısın evirip çevirmeler sonucunda mealler tam istediğin platforma sokuluyor.Bu yüzden sana hak veriyorum.(BOĞAÇ KAĞAN;SİZİN GİBİ ATACIKLARININ KARA TENCERİSİNDEKİ GÖRÜŞLERLE KURANI ANLAMIYOR AKLINI İŞLETİYOR)

    KUR’AN’IN DOĞRU ANLAŞILIP DOSTLARINIZ GİBİ FİKİR AYRILIĞINA DÜŞMEMEK İÇİN KUR’AN’DAN SÜZÜLEN VE ONUN TEFSİRİ OLAN KİTAPLARA put Diyorsun.
    ASLINDA BİRAZ DÜŞÜNÜLÜRSE AYETLERİ KEYFİ YORUMLAMALARIN SONUCUNDA SAYINIZ KADAR PUTÇUKLARINIZ OLUŞMUŞ BULUNMAKTADIR.
    BU İSE DİNSİZLİKTİR DİNSİZLİK.VALLA DİNSİZ OLMAK İÇİN HER ÖNÜNE GELEN AYETİ İSTENEN ŞEKİLDE YORUMLAMAK YETERDİR ARTAR BİLE.
    ((BOĞAÇ KAĞAN;ONUN TEFSİRİ OLAN KİTAPLARMI DEDİN?HIMM BİRAZ DÜŞÜNEYİM DURR.DÜŞÜNDÜM DÜŞÜNDÜM YİNE BİRŞEY BULAMADIM:)))KURAN EN GÜZEL TEFSİRİ KENDİSİNİN GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR.GERÇİ SEN ALLAHIN TEFSİRİNİ BEĞENMESSİZ YA SEN GİT ALİMCİKKLERİNİN TEFSİRİNDEKİ ŞERHLERİ OKU BELKİ YAZACAK BİZE SUNACAK BİRŞEYLER BULURSUN))

    YAŞAR NURİ İLE SENİN DÜŞÜNCELERİNİN BİR İNGİLİZ İSTİHBARAT AJANI OLAN HEMPHER’İN BİRBİRLERİNE BENZERLİĞİ AÇISINDAN,BU CASUSUN OLUŞTURDUĞU VAHHABİLİĞİN((BOĞAÇ KAĞAN;SEN MİSYORNER VE MASON MEDDAHLIĞINDAN BAŞKA BİR ŞEY BİLMEZMİSİN A CANCAĞIZIM???BAK SANA BİRŞEY SÖYLİM İKİDE BİR BİZİM GİBİLERİ İÇİN GAYBİ HABERLER ALIYORMUŞÇASINA SÖYLEMLERDE DAHA DOĞRUSU ALÇAKÇA İFTİRALARDA BULUNUYORSUNYA SEN VE SENİN GİBİLERİNİ TAKDİRİ İLAHİYE BIRAKIYORUM.)) MADDELERİNE BAKALIM:
    -MEZHEPLERDEN BİRİNİ TAKLİT EDEN KAFİRDİR.

    -VAHHABİ OLMAYAN KAFİRDİR

    -PEYGAMBERİN KABİRİNİ ZİYERET ETMEK HARAMDIR.

    -PEYGAMBERİ VESİLE YAPARAK DUA EDEN KAFİRDİR.(Halbuki Kur’anda vesile aramamız için ayet vardır)
    -KUR’AN’DAN BİZİM ANLADIĞIMIZ DOĞRUDUR.

    -ESHABI KİRAM VE ALİMLERİN BİLDİRDİĞİ BİLGİLERİ İNKAR EDERLER.(KUR’ANDA ESHABI KİRAMIN HEPSİNİN CENNETLİK OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR)

    Bir de İngiliz istihbarat elemanlarının amaçlarının seninkiyle aynı doğrultuda olduğunu görmek için şu maddelere bakalım:

    -Yakılması ve yok edilmesi mümkün olan din kitaplarını yok edelim.Din adamları hakkında çeşitli iftiralar düzenleyerek,Müslümanları çocuklarını din okullarına vermekten vazgeçirmesini sağlayıp cahil olmalarını sağlanmalı.

    -Alimlere kötü isnatlarda bulunup aleyhlerine adi ithamlar düzenleyip müslümanları onlardan soğutmalıyız.

    -İslamın kadınlara hakaret ettiğini yayacağız.(Hadisleri evirip çevirmeleriniz buna örnektir.)

    -Cihadın geçici farz olduğunu ve vaktinin geçtiğini millete aşılayacağız.

    -Hadislere şüphe ile bakılmasını sağlayacaksınız.

    -Müslümanları ibadetlerinden men edeceksiniz ve ibadetler hakkında onları tereddüte düşüreceksiniz.

    -Müslümanların akidelerine bid’atler sokup İslamiyet gelişmeye engeldir diyeceksiniz.

    -Camii imamları hakkında tereddütleri körükleyerek müslümanların birlik ve beraberlik duygularını pekiştiren cemaatle namazı ortadan kaldıracaksınız.

    -Bid’at olduğu gerekçesiyle müslümanları kabirleri ziyaret etmekten vazgeçireceksiniz.

    -Müslümanlara hürriyet var diyerek herkes dilediğini yapabilir islam ahkamının öğretimi farz değildir diyeceksiniz.

    -Hac ibadetini ortadan kaldırmak için etraftaki kabilelerin haccılara saldırtacağız.
    (İngiliz casusunun itirafları ve İngilizlerin İslam Düşmanlığı İsimli eserden alınmıştır)

    Ben ingilizlerin emellerine kavuştuklarının kanaatindeyim ya siz.(BOĞAÇ KAĞAN;BU TÜR SÖYLEMLER SENİN GİBİ ACİZ İNSANLARIN TUTUNUP SAHİPLENECEĞİ ŞEYLERDİR.İNANAN İNSANLAR KENDİLERİNE FASIKTAN BİR HABER GELİRSE ONLARI ARAŞTIRIR.SEN ARAŞTIRDINMI BENİ???AMA DOĞRUUU SEN GAYB DEN BAZI BİLGİLERE MAZHAR OLDUN BİLİYORSUN)

  216. Selam Boğaç

    Kardeş inan ki batılı savunuyorsun batılı.Ne zaman bizi anlarsınız.Hadislere bakışınız sizlerle sınırlı değildir.oryantalistler de birçok yönüyle sizinle benzer düşüncededirler.Oryantalistlerin yalnız hadisleri hedef aldıklarını düşünenleriniz olabilir varsa da yanılmış olma ihtimallerini gözönüne bulundurmakta fayda vardır ve hedefler arasında yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim bile vardır.Bu yönleri belirtmek açısından batıdan örnek verilecektir.Çünkü son asırlarda İslam dini açısından ne olumsuzluklar getirildiyse mutlaka bunların parmağı işin içinde olduğu halde getirildi.İsteyen aşağıda vereceğim linkten oryantalizme ve onların islam dünyasındaki izdüşümlerine ulaşabilirler:

    http://www.misak1.com/makaleler/oryantalizm.htm

    Kur’anı Kerim’e dönüş gibi yüksek hedefleriniz olabilir birçok Müslümanı da Allah rızası için bu yönüyle teşvik etmiş olabilirsiniz.İnanınız ki Kur’an’a dönüş ismi güzel hedefleri çağrıştırmakla beraber,bu ismin arkasında bütün ibadetleri tarihe gömme gibi karanlık hedefler ve gaileler vardır.Hatta bu kampanyayı başlatanların Müslüman olmayışı,bu tür hedefler üzerine iyice düşünmek gerektiğinin kanısında olmak gerektiğini vurgular.Örnek olarak ;Ömer Rıza Doğrul,İsmail hakkı izmirli gibi Türkler olmakla beraber hristiyan asıllı arap ve bir zamanlar cihan kütüphanesinin sahibi ermeni bir şahıste vardır bunlar arasında.

    Kur’an,kendini tefsir ediyor.Evet Kur’an’da,yerlerin,zamanların durumların değişmesine bağlı olarak değişik hükümleri ve çeşitli manaları ifade eden kıraet ve lafızlar vardır.Ve bu açıdan birbirleriyle çelişkili gibi görünen ayetler varsa da bunların hiçbiri Allah’ın birliğine ters düşen aynı olayda, aynı zamanda ,aynı şartlar altında çelişkili ve dağınık bir gidişat üzerinde değil,yavaş yavaş birbirini iyice açıklamak,tefsir etmek ve çeşitli durumların gereğine göre hükmü değiştirmek,yerine başkasını koymak suretiyle açıklamak ve zaman zaman değiştirmek ve kaldırmakla beyan ederek giden ve sonsuz bir hayetın akışını ve hizmetini devam ettiren özel ve düzenli bir gelişme üzerinde yürür gider ve hakikat deryasında açılan bütün yaratılış tecelilleri ve güzellikleri gibi çokluk içinde birliği ve birlik içinde çeşitlenmeyi ifade eden mükemmel bir ahenk ve uyumlu bir değişiklik ve çeşitlilik arzeder.Ve Kur’an ilminin en büyük önemi ve zevki de içinde fazla karışıklık bulunmayan bu çeşitli ahenk içinde sonunu tam düşünmekle müteşabih ayetleri muhkem ayetlere havale ederek Kur’an ayetlerinden Allah’ın hükümlerini ve kainatın olaylarından Allah’ın varlığını okuyup bulmak ve ona teslim olmaktır.

    Mesela;”Hepsi Allah tarafındandır” ifadesiyle “Sana her ne kötülük isabet ederse kendi nefsindendir” düsturları arasında açık bir çelişki ve zıtlığın bulunduğu zannedilebilir.Halbuki bunlar,birbirlerini tamamlayan bir açıklama olarak beraberce düşünülmek ve aradaki çelişme noktaları atılıp beraberlik yönleri düşünülmek üzere söylenmiş ve,”Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!.”(Nisa 78) ayeti ile de bu nokta özellikle hatırlatılmış.Burada da ifade edilen değişik hükümlerin,bu gibi çeşitli açıklamaların hükümde çelişkiden değil, hikmet ve faydalar ve durumların gereğine uygun ve ahenkli bir hikmetten ileri geldiği özel bir şekilde anlatılmak ve münafıkların yalan dolanlarına tamamen engel olmak için fazla değişiklik olmadığı ifade edilerek buyrulmuş ve iyice düşünmeye sevk olunmuştur.

    Bu yönüyle Kur’an ayetleri kendi kendini tefsir etmiş denilir.Bu açıklamalardan sonra tefsirin topyekün bütün ayetlerde değil, aynı konuda birçok ayetin birbirlerini çok çeşitli yönlerle tamamladığını gösterir.

    Bu sonucun herkes Kur’anı istediği gibi yorumlayabilir anlayışını da çağrıştırmadığının altını çizmekte yarar vardır.Zira birçok ayette(örn.olarak Nahl-44,64) Peygamberlerin insanlara Kitabı açıklamak için ve insanlar arasında bu konuda oluşacak ihtilafları kaldırmak için gönderildiklerini yine Kur’an-ı Kerim bize bildirmiş bulunmaktadır,hatta gene bizim için Allah Resullünden güzel örneklerin bulunduğu ve “Bana uyun ki Allah sizi sevsin” gibi ince düsturların da bulunduğu görülür.
    İşte bu yönüyle Kur’an ayetleri kendi kendini tamamlayıp herşeyin bir açıklaması konumunda oluyor.

    Yukarıda birkaç sahabeden örnek verdim.Bunların kim olduklarını biraz araştırsaydın ne demek istediğimi kolayca anlardın ve bu insanları ehli kitapla kıyaslamada bulunmazdın.

    Eyyüp El Ensari(r.anh);Ensar’ın büyüklerindendir.İstanbul Eyyüp Sultan’da mefdundur.Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret ederken,Efendimiz’e(A.s) hürmetlerde bulunmuş ve yedi ay O’nu evlerinde misafir etmişti.Peygamber Efendimiz(A.S) ile Bedir,Uhud ve Hendek gazalarında bulunmuş ve vefatlarından sonra da birçok savaşa katılmıştır.
    Nitekim Kur’an-ı Kerimde meallen:

    Tevbe/100:”İslam’ı ilk önce kabul eden muhacir ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya,Allah onlardan razı olmuş;onlar da Allah’tan.Allah onlara içinden ırmaklar akan,içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır.İşte bu büyük başarıdır.”

    Hadid/10:”Size ne oluyor da Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz?Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır.İçinizde fetihten(mekke fethi) önce harcayanlar ve savaşanlar,(diğerleri ile) bir değildir.Onların derecesi sonradan harcayan ve ve savaşanlardan daha büyüktür.Bununla beraber Allah hepsine en güzel olanı(cenneti) vaddetmiştir.Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
    Ayetinde eshab-ı Kiramın hepsinin cennetlik olduğu bildirilmiştir.

    Haşr/8:”…Onlar(muhacirler) doğru kimselerin ta kendileridir.”

    Bilal-ı Habeş(R.anh):İlk Müslüman olanlardandır.Hz.Ebubekir Sıddik(r.anh)’ın azatlısıdır.Peygamber Efendimiz’in müezzinidir.Daha köle iken müslüman olmuş ve bu yüzden birçok eziyet ve işkencelere maruz kalmıştır.

    Ebu Musa El-Eşari:Yemenlidir.O ve ailesi daha Resulullah’ı görmeden Müslüman olmuş Mekke’nin fethine ve Huneyn gazasına katılmıştır.Peygamberimizin duasına mazhar oldu.Hz.Ömer’in hilafeti sırasında Basra’da valilik görevinde bulundu.

    Ben gaybı maybı hiç ve hiç bilmem;ama galiba ayetlerle çeşitli müjdelere nail olan bu insanları falan insanlarla eşdeğer gördünüz.Hakikat bu iken bir müslüman aksini iddia edemez ve etmemelidir beyenında bulundum.Sizce Öyle değil mi?

    Batılı ilim adamları çeşitli buluşlara imza atmış olabilirler;fakat batıda rönensans ve reform hareketinin başlamasına sebebiyet veren yine islam alimleridir.
    İbn-i Sina’nın El Kanun İsimli eseri 17-18 yüzyıllarına kadar Avrupa’da temel tıp kitabı olarak okutulmuştur.Yine mikroorganizmaların varlığından ilk olarak bu zat bahsetmiştir.İlk göz ameliyatını da bu zat yapmıştır.

    İbn-i Haldun;Sosyolojinin kurucusu olarak her ne kadar Durkheim gibileri gösteriliyorsa da aslen sosyolojinin temelini bu zat atmıştır.Ve daha birçok toplumsal sorunlara kaynaklık etmiş bulunmaktadır.
    FARABİ,İBN-İ SÜLEYM,İBN-İ HEYSEM,ÖMER HAYYAM,EL BİRUNİ,ER RAZİ,CABİR ve daha nice islam alimleri çeşitli buluşlarıyla hafızalara yer denmiştir.Hatta İbn-i Arabi’yi üstad kabul eden Edison bile bu zattan övgüyle bahsetmektedir.

    Edebiyat dünyasından mı örnek istersiniz;
    Mevlana Celellettin Rumi,Ahmet yesevi,Abdülbaki,Latifi,Sadi Şirazi,….
    Faust’un yazarı Goethe Edebiyat dalında İslam aleminden övgüyle bahsetmektedir.

    Evet Boğaç islam aleminin mezhepleri dört tane olup kardeştirler.Hanefi mezhebindenim ben fakat olursa diğer üç mezhebe de geçebilirim.

    Şii,Vahhabi,Cehmiyye,Mutezile,Kadiyanilik,Behailik,Nusayrilik,Hanif Dostlar,Caferiye,İsmailiye,Mürciie,Alevilik,Bektaşilik bizi hiç ve hiç bağlamaz.
    Kimse İslam dinini zorlaştırmamış,işin içinden çıkılmaz hale getirmemiş.Peygamber Efendimizin dönemini gözden geçir Boğaç.O dönemde islamiyeti yaşayanlar affedersin ahmak da siz mi akıllı çıktınız.

  217. SELAM OLSUN;

    Mesut verdiğin ayet
    ”Muhacirlerden ve Ensar’dan ilklerle, güzel düşünüp güzel davranmada onları izleyenler var ya, Allah onlardan razı olmuştur; onlar da O’ndan razıdırlar.”9/100.

    Bak cancağızım ben o dönemde yaşamadım ve o öncülerin malum olan sahabiler olduğu varsaysak bile peygamberden çok zaman sonra onlar adına bir takım rivayetler uydurulmadığının garantisini bana verebilirmisin?

    Kara tencerendeki elden ele dolaşan hadisleri delil getireceksen seninle neyin konuşmasını yapacağımki.Sana Kur’an yetmiyor kardeşim yet-mi-yorr!!!
    Sen o hadisler tedvin edildiğinde oradamıydın???İslam ailesine(beytine)girilen biryerde casusluk yapılmayacak ve islama zarar verilemiyecek öylemi?Ben o dönemde Kur’an üzerinde değişiklik yapamıyacaklarını anladıkları için,kuranın önüne bir takım kitaplar geçirerek onun anlamını öyle saptırdılar.Özellikle emeviler döneminde saltanatın startını verip o düzeni ayakta tutmak için türlü türlü hadisler uyduruldu.Bir çok sahabi o dönemde emevilerle arası iyimiydi?onları destekliyormuydu yoksa?Sen bana ne anlatırsan anlat mesut kardeşim ama ben hadisler içerisinde çelişkiler görüyorum ama kuran içerisinde çelişki göremiyorum ve beni yalnız ve yalnız kurtaracak şeyin salih amel olduğuna inanıyorum.istediğin kadar alnını secdeye koy,namaz kıl,cemaatlara takıl dünya üzerindeki kaosun bitirilmesi adına hiçbirşey yapamadıktan sonra bir şeye yaramaz.DÜNYAYI BÜYÜK BİR TEHLİKE BEKLEMEKTEDİR.KÜRESEL ISINMA HER GEÇEN GÜN İLERLİYOR VE KIYAMETİ YAKLAŞTIRIYOR.DÜNYANIN BİR ÇOK YERİNDE ÇOK ZENGİN MÜSLÜMANLAR ALNI SECDEDEN KALKMAYAN MÜSLÜMAN YAŞADIĞI HALDE,ÖZELLİKLE AFRİKA ÜLKELERİNDE VE DÜNYANIN HEMEN HEMEN HERYERİNDE YOKSULLUK ALDI BAŞINI GİDİYOR SİZ ONLARI GÖRMEMEZLİKTEN GELECEKSİNİZ ÖYLEMİ???DÜNYADAKİ BİR AVUÇ İNSAN İNSANLARI YÖNETECEK YENİ FİRAVUNİ SİSTEMLERİN TEMELLERİ ATILACAK KARUN GİBİ ADAMLAR CİRİT ATACAK SİZLER ORADA ABDESTİ NE BOZAR(!)ŞU GÜNAHMI(!)BUNU YAPSAM NE OLUR(!)GİBİ TEFERRUATLARLA İLGİLENDİĞİNİZDEN DOLAYI VE SİZLERİ UAYRMAYA ÇALIŞAN KİŞİLEREDE İFTİRALAR ATARAK ONLARI CASUSLUKLA MİSYONERLİKLE BİLMEM DAHA NE SAÇMA SAPAN ŞEYLERLE KARALADIĞINIZDAN,ONLARIN NİYET OKUYUCULUĞUNA SOYUNDUĞUNUZDAN GÖZLERİNİZ İYİCE KARARMIŞ VE KÖRLEŞMİŞTİR AMA SEN BENİM KÖR OLDUĞUMU SÖYLİYECEKSİN AHİRETTE KİM KÖR KİM GÖREN BELLİ OLACAKTIR.İNŞAALLAH RABBİM SENİNLE YÜZLEŞTİREREK YÜZÜNÜZE BUNLARI HAYKIRMAYI NASİP EDECEKTİR.

    BEN ÇOĞU ZAMAN SABAHLAYARAK,AĞLAYARAK İÇİME İLİKLERİME SİNDİRE SİNDİRE O KURANI OKUYORUM VE ÖYLE BİR HUZUR BULUYORUMKİ ASLA ANLATILAMAZ.RAABİM HER KİŞİNİN YAPTIĞNDAN HABERDARDIR VE İLERİDE KİMİN DOĞRU KİMİN YANLIŞ OLDUĞUNU BİZE BİLDİRECEKTİR.

    ÜLKEMİZ,ÖZELLİKLEDE DÜNYA NE DURUMDA GÖREMİYORMUSUNUZ?DÜNYANIN BİR ÇOK YERİNDE NAMAZ KILAN MİLYONLAR BİRBİRLERİNİN CAMİLERİNE/MESCİTLERİNE BOMBALAR KOYUP BİRBİRLERİNİ ÖLDÜRÜYORLAR!!!BUNLAR TESADÜFEN OLUŞMADI BUNUN BİR TARİHSEL BOYUTU VARDIR.ÖZELLİKLE EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİNDE BUNLARIN TEMELLERİ ATILDI VE ŞEYTAN EGEMENLİĞİNİ SİZLER ÜZERİNDE TAMAMIYLA KURMAYI BAŞARDI.SİZLER ÇEKTİĞİNİZ TESBİHHLERİNİZİN SİZLERİ KURTARACAĞINI BEKLEYEDURUN(!)HİPNOTİK TRANS MERKEZİ DURUMUNA DÜŞEN CAMİLERİNİZDE BİRBİRLERİNİZ AVUTUP DURUN(!)İNANÇ MÜHENDİSLİĞİNE SOYUNAN SİZLER CENNETİN TABULARINI DAĞITIN DURUN(!)DÜNYA ÖNEMLİ DEĞİL NASILSA(!)RUHBAN SINIFI OLUŞTURDUNUZ VE DİN AİMLERİNİZİ HİÇ SORGULAMAYA BİLE MÜSAADE ETMEYEREK ONLARI ÇOĞU KEZ FARKINA BİLE VARMADAN RABLEŞTİRDİNİZ(!)DİN İLE ALAKASI OLMAYAN BİNLERCE HURAFE UYDURDUNUZ VE BUNLARA KUTSALLIK ATFENTTİNİZ(!)PEYGAMBERİN SAKALI ŞERİFİ DİYE HER YIL GÖSTERİLEN KİME AİT OLDUĞU BİLE BİLİNMEYEN BU KIL PARÇASINI PUTLAŞTIRDINIZ(!)HIRKAİ ŞERİF DE BONUSU(!)

    SANA YAZACAK ÇOK SÖZÜM VAR ASLINDA MESUT KARDEŞİM AMA ARTIK BURADA NOKTALIYORUM ÇÜNKÜ SEN VE SENİN GİBİLERE NE ANLATSAK BOŞ(!)

    TEK SÖZÜM VAR ODA ŞUDUR;BEN SENİN ŞU ANDAKİ UYGULANAGELEN PAGANLAŞTIRILAN RİTÜELLERİNİ İNKAR EDİYORUM.KURAN,BİLİM,AKIL VE MANTIK DIŞINDA HERŞEYİ TARİHİN ÇÖP TENEKESİNE ATIYORUM.

    SELAM OLSUN İBRAHİMİ BAKIŞA SAHİP OLANLARA
    SELAM OLSUN O ER OĞLU ERLERE
    SELAM OLSUN BU YÜZDEN AİLESİ VE SEVDİKLERİYLE BAĞLARINI KESECEK KADAR CESUR VE SAMİMİ OLANLARA

    ÖZELLİKLE BANA BU BİLİNCİ AŞILAYAN TOPRAK ERDEM KARDEŞİME ÇOK TEŞEKKÜR EDİYOR VE ONUN BİRAN ÖNCE GELMESİ İÇİN RABBİME DUA EDİYORUM.

  218. SELAM SİZLERE ve TÜM MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZE OLSUN.

    Boğaç Kağan kardeşim,ilgili ayetin devamında “…Ensar ve Muhacirler ve onlara iyilikle uyanlar(Tabiin-i İzam) var ya Allah onlardan razı olmuş onlar da Allah’tan…”
    Ayetinin mealinde sahabelere iyilikle,doğrulukla ve tam teslimiyetle uyan tabiinden de övgüyle Rabbimiz bahsediyor.Ve yine başka bir ayette;

    Haşr/10:”Onlardan(sahabelerden) sonra gelenler ise şöyle derler:’Ey Rabbimiz!Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla.Kalplerimizde,iman edenlere karşı hiç bir kin tutturma.Ey Rabbimiz!Şüphesiz sen çok esirgeyicisin,çok merhametlisin.'”

    Gibi ayetlerde Peygamberimizden(s.a.s) sonra gelip sahabelere tabii olan insanların faziletlerine değiniliyor.
    Hatta bir hadiste Peygamberimiz;mealen İslam Dininin en bereketli ve en hayırlı zamanının ilk dört asır olduğunu bildirmişlerdir.Aslında bu beyanın yukarıdaki ayetlerden pek farkı yoktur.Sadece tabiin ile beraber bunlara da samimiyetle uyan tabe-i Tabiin halkası zikredilmiş oluyor.İlk dört asırdan sonra her geçen asrın bir öncekine oranla daha karışık ve olaylı geçeceğini yine ilgili hadisin devamında bildirmişlerdir.

    İlk asırlar böyle iken bu dönemlerde hadislerin tedvin edilmesinde ve bu hadislerin şüphe payı arzetmesiyle uğraşmaya lüzum olmayabilir.Evet birçok garazkarlar tarafından hadis uydurulmuş;ama bu uydurulan hadisler ayıklanmıştır.Hadis rivayet edilirken,Peygambere isnat edilmesine kadar ki bütün ravileri zikredilir.Yoksa bir uydurma hadisin altında sözüm ona kaynak gösterilerek belirtmek insafla bağdaşmıyor.
    Selametle

  219. Selam Boğaç Kağan Türk

    Hadis rivayet eden sahabeler iki kısma ayrılırlar.Bunlardan binin üzerinde hadis rivayet eden sahabelere(müksirun) az rivayet edenlere binden az sayıyı ifade açısından münkilun denir.Binden fazla rivayet edenler arasında,Peygamberimize fasılasız on yıl hizmet eden Enes bin Malik,Hz.Aişe validemiz de bulunuyor.İşte bu Sahabeler,İslam dininin Kur’an’dan sonra ikinci rüknü olan sünnetin dinamitlenmesi için hedef alındı.Hadisleri tek tek iptal etmektense onları rivayet eden sahabelerin sözde iptal edilmeleri garazkarlar açısından önemli olsa gerek.
    İlk önceleri Kur’an’a mahluk diyen Mutezile imamlarından Materyalist Nazzam ve talebesi Cahz bu misyonu üstlendiler.Sonra İbn-i Sebeciler’den Yakubi isimli tarihçi vb.bu görevi üstlendiler ve nihayet İslamiyet’i parçalamak için Oryantalistler aynı şeyleri yaptılar.
    Oryantalistler ve onların izdüşümlerinin bu misyonu üstlenmeleri oldukça düşündürücüdür.İnanız ki hiçbir sahabi emevi saltanatını yükseltmek için uydurmada bulunmadı.Bu iddialar,iddia edenlerin kuruntularıdır.Sözüm ona kaynak olarak ya İbn-i Sebeciler gösterilmiş ya da Mutezileciler.

    Evet kardeş,Dünya git gide bozuluyor.Böyle olması olağandır;çünkü denge bazen lehine bazen de aleyhine işler.Bu zamanda bütün dengeler altüst olmuş.Kıyamet saati yaklaşıyor.İslamiyet garip başladı sonu yine de garip olacaktır(Hadis).
    Bu zamanda ne iddia ettiğin gibi kimse eskisi gibi doğru namaz kılıyor ne de başka ibadetlerle meşgul oluyor.Zaten başımıza ne geldiyse Kur’an ve Sünnet terk edildiği için geldi.Kur’an artık manevi tesirini kimseye veremiyor.Ne mutlu Kur’an’ı gereği gibi okuyup hakkını verenlere.

    İnsanlık bozulmuş.Kör görmüyorsa Güneşin suçu ne.İnsanlık bozulmuşsa yüce dinimizin suçu ne.Her taraf kendini bilmez intihar komandolarıyla sarsılıyorsa yüce dinimizin suçu ne.Bombalar patlıyorsa,Usame bin Ladin intihar bombacılarıyla Amerikanın önemli üslerini uçuruyorsa,hele nice annelerin yürekleri burkuluyorsa…
    İslamiyeti bu bozuk devirlerde aramayın kardeşim.Aradığınız İslam Dini,Asrı saadet devrindeki islam olsun,Harun Reşid zamanındaki islam olsun,Ömer bin Abdülaziz zamanındaki İslam olsun,Nizamülmülk zamanındaki İslam olsun,Osmanlı Devleti zamanındaki İslam olsun.
    İslamiyet çalışıp çabalamayı emreder.Rızkın onda dokuzu çalışıp çabalanmakta aranmıştır dinimizde. Bütün zamanını ibadetle geçirip başkalarının sırtından yemek yoktur bizim dinimizde.Ruhbanlık sınıfı gibi inanışlar ne dinimizde ne de hayat felsefemiz de var.
    Kutsallaştırdığımızı sandığınız insanların hayatına bir bak araştır, gör.İslamiyeti o insanlardan ara.İslamiyeti Allah için mallını mülkünü infak eden bahtiyarlarda ara.

    Bozuk mezhep mensuplarının ve bazı kendini bilmezlerin yaptıkları İslam Diniyle karıştırmayınız.

    İslamiyet ne emevilerin ne de diğer saltanat sahiplerinin tekelindedir.İslamiyetin mal ,mülk ,mansıb, makam ve mevkiyle hiçbir alakası yoktur.

    Allah’ın nuru kiyamete kadar baki kalacaktır.Bazıları söndürmek istese de Yüce Rabbim nurunu tamamlamıştır.

    Boğaç Kağan Türk,kardeşim ,inan ki dinde hüküm vermede siz ve Toprak Erdem kadar cesaretli insanlar görmedim.Her cesaretin insana yüklediği ağır bir yükümlülük vardır tabi.Bu cesarettiniz ise bugüne kadar gelip geçmiş milyarlarca Müslümanın belirli bazı ibadet ve akidelerine rest çekmektir.Bilmem yanılıyor muyum?
    Ne diyeyim Yüce Allah en iyisini,en hayırlısını,doğru yola ulaştıracak en kısa yolu siz kardeşlerimize ve bize de nasip etsin.Allah sizlere hiçbir zaman pişmanlık vermesin.Kim olursa olsun dua edelim.

    Kardeş İsminiz (A.E kısaltma olarak) değil mi.Bilmem yanılmış olabilirim.

  220. ********************
    Zira birçok ayette (örn.olarak Nahl-44,64) Peygamberlerin insanlara
    Kitabı açıklamak için ve insanlar arasında bu konuda oluşacak
    ihtilafları kaldırmak için gönderildiklerini yine Kur’an-ı
    Kerim bize bildirmiş bulunmaktadır!!!
    ********************

    ====================
    ve sana da (ey Muhammed) biz Zikri indirdik, ta ki sen
    INSANLARA ACIKLAYASIN (= litubeyyine linnasi) kendilerine
    ne indirilmis oldugunu ve onlar da dusunup anlasinlar. (nahl 44)
    —–
    ve Allah kendilerine Kitap verilenlerin misakini almisti:
    siz o Kitabi INSANLARA ACIKLAYACAKSINIZ (= letubeyyinunnehu linnasi)
    ve onu asla gizlemeyeceksiniz… (ali imran 187)
    ====================

    yukaridaki ayetlerden acikca anliyor olmaliyiz ki, burada
    hz. Peygamberin (a.s.) ve tum inananlarin ilahi Kitabi diger
    butun INSANLARA ACIKLAMAKLA yukumlu kilinmasi bu Kitabi
    GIZLEMEMELERI x ACIKCA ILETMELERI anlaminda kullanilmis
    olmalidir. (Ayrica maide 67de hz. Peygambere (a.s.) verilen
    ozel emir de bu Kuransal bildiriyi daha da guclendiren &
    pekistiren diger bir ayet hukmunde olmalidir.)
    bunun disinda ilahi Kitabin ayetlerinin ANLAMLARININ &
    DETAYLARININ ACIKLANMASININ ise sadece yuce Allaha ait oldugu
    Kuran’da yine su sekilde acikca bildirilmis olmalidir:

    ====================
    (ey Muhammed) onu acele ettirmek icin dilini oynatma.
    onun toplanmasi ve okunmasi bize aittir.
    biz onu okudugumuzda sen onun okunusunu takip et.
    sonra onun ACIKLAMASI (= beyanehu) suphesiz ancak
    bize ait olacaktir. (kiyamet 16-19)
    ====================

    dolayisiyla, hz. Muhammed (a.s.) ve ona hakkiyla tabi olarak
    kendilerine sadece bu KITABI indirmis olan Allahi tek veli edinen
    tum salih muminler (araf 196) Kuranin ACIKLAMASINI ogrenmek
    icin bu Kitabi dikkatle okumaya devam edecekler
    ve onun en guzel aciklamasini bizzat yuce Allahtan en dogru
    bir sekilde ogrenecek olmalidirlar. (kiyamet 18-19)

    ********************
    hatta gene bizim için Allah Resullünden güzel örneklerin
    bulunduğu ve “Bana uyun ki Allah sizi sevsin” gibi ince
    düsturların da bulunduğu görülür!!!
    ********************

    ====================
    ey Muhammed de ki: eger siz Allahi seviyorsaniz BANA
    UYUN KI (= fettebiuni) Allah da sizi sevsin…. (ali imran 31)

    ey Muhammed nebi, suphesiz ki o Allah sana ve muminlerden
    SANA UYANLARA (= ettebeake) yeterli olacaktir. (enfal 64)

    ey Muhammed de ki: benim rehberim bu KITABI indirmis
    olan Allahtir, ve o (bana uyan) butun salih muminlerin de
    rehberligini yapacaktir. (araf 196)

    ey Muhammed de ki: …ben sadece bana vahyolunana (KURANA, 6/19)
    UYUYORUM (= ettebiu)… (enam 50)
    ====================

    bu ayetlerde acikca anliyor olmaliyiz ki, hz. Muhammede (a.s.)
    uymak ve onun izinden gitmek aynen onun gibi hareket ederek
    sadece KURANA UYMAK anlaminda olmalidir.

    ********************
    Tevbe/100: İslam’ı ilk önce kabul eden muhacir ve ensar ile
    iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş;
    onlar da Allah’tan. Allah onlara içinden ırmaklar akan,
    içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır.
    İşte bu büyük başarıdır.”
    Ayetinde eshab-ı Kiramın hepsinin cennetlik olduğu bildirilmiştir!!!
    ********************

    Kuran’da bu ve benzeri ayetlerde oncelikle hickimse isim verilerek
    cennetlik oldugu bildirilmemistir. bu gibi ayetlerde Allahin
    razi oldugu bazi davranislar ve bunlari o vakit sergileyen
    bazi kisiler bu iyi-amellerine karsilik cennetle mujdelenmekle
    birlikte, bu kesin bir garanti hukmunde algilanmamalidir.
    cunki yarin ne halde olacagini, iyi/kotu ne ameller
    yapip-kazanacagini hickimse bilemez. (lukman 34)

    ====================
    iste bu Allahin hidayetidir, O bununla kullarindan
    diledigini hidayete iletir, fakat eger onlar (bunun ardindan)
    ortak kosarlarsa (Allah kendi hukmune hickimseyi ortak etmez, 18/26)
    onlarin gecmiste yaptiklari butun iyi-ameller
    bosa gidecektir. (enam 89)
    —–
    onlar Allah adina yemin ediyorlar ki demediler.
    halbuki onlar kufur kelimesini ettiler
    ve onlar islam olduktan sonra tekrar kufre dustuler…
    eger onlar tevbe ederlerse kendileri icin hayirli olur,
    fakat donerlerse Allah onlari dunya ve ahirette siddetli bir azabla cezalandiracaktir…. (tevbe 74)
    —–
    …ve (ey muminler) eger siz bundan sonra donerseniz, Allah
    sizin yerinize baska bir kavim getirir, ve onlar sizin
    gibi olmazlar. (kital 38)
    ====================

    dolayisiyla, bu ve benzeri nice ayet ve uyarilardan oturu,
    yuce Allah hem Resulune ve hem de diger tum muminlere bu konuda
    daima soyle demelerini emretmis olmalidir:

    ====================
    ey Muhammed de ki: …ben bana ve size ne yapilacagini bilemiyorum,
    ben sadece bana vahyolunani (Kurani 6/19) takip ediyorum… (ahkaf 9)
    ====================

    bu sebeble, bu gibi bazi ayetleri kullanarak
    ve bunun uzerine kalkip bir de hz. Peygamberin (a.s.) vefatindan
    cok sonra kurulmus olan arap & emevi & abbasi sahte islam
    kralliklarinin onurlandirdigi –Kurana tamamen zit konusan–
    bir takim saibeli insanlari
    “eshabi kiram” ve “cennet ehli” olarak gormek
    bugun yeryuzundeki iki milyardan fazla hristiyanin
    hristiyanliktaki lanetli teslis (= ucleme) inancini kuran
    petrus & pavlos gibi adamlari hz. Isanin (a.s.)
    “havariyyu kirami” ve “cennet ehli” olarak gormesinden
    cok farkli olmamalidir.
    bu konuda asagida verecegim linke girilerek
    bu konuda daha detayli bazi bilgiler edinilmesini
    siddetle & kuvvetle tavsiye ederim.
    (ozellikle en basta Abdulvahid ve sonlara dogru
    Kemal arkadasin bu konuda Incilden yaptigi bazi sahte “isevi hadis”
    kritik alinti ve bilgileri)

    http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/12/10/hz-isa%e2%80%99nin-olumu/#comments

    fakat elbette hz. Muhammede (a.s.) tum omurleri boyunca gercekten
    samimiyetle iman ve yardim etmis olan ve son nefeslerine
    kadar bu salih imanlarini
    muhafaza etmis olan gercek “eshabi kiram” mutlaka
    su anda yuce Allahin katinda insallah en guzel mevkilerde
    bulunuyor olmalidirlar.
    bu mubarek insanlarin kimlik ve karakterlerini ise elbette
    biz yine sadece ve sadece Kurandan en iyi sekilde ogrenebiliriz:

    1) hz. Muhammed (a.s.) ve onun gercek eshabi kirami
    kendilerine yalnizca bu KITABI indirmis olan yuce ALLAHI
    tek rehber edinmislerdir. (araf 196)

    2) hz. Muhammed (a.s.) ve onun gercek eshabi kirami
    yalnizca bu KITABIN hukmuyle hukum vermislerdir.
    (kehf 26 & nisa 105 & enam 114)

    3) hz. Muhammed (a.s.) ve onun gercek eshabi kirami
    kendilerine sadece Allahi tek rehber, tek sefaatci
    edinmislerdir. (secde 4 & kehf 102 & enbiya 28)

    4) hz. Muhammed (a.s.) ve onun gercek eshabi kirami
    yuce Allahin Resulu uzerine Kuran disinda kesinlikle
    hicbir hadis indirmedigini, (zumer 23 & casiye 6-7)
    ve hz. Muhammedin (a.s.) Kuran disinda kendinden asla
    hicbir hadis uretip birakmayacagini, (necm 3-4 & enam 19)
    ve cunki Kuranin tum okyanuslar miktari
    murekkepin yazmaktan aciz kalacagi
    muazzam agirlikta bir eser ve tek kaynak oldugunu
    idrak etmis kimselerdir. (kehf 109)

    5) hz. Muhammed (a.s.) ve onun gercek eshabi kirami
    Kuran ayetlerinin en guzel tefsir ve beyanini yine
    Kuranin icinde sadece yuce Allahtan ogrenen
    kimselerdir. (kiyamet 16-19 & furqan 25-33)

    6) hz. Muhammed (a.s.) ve onun gercek eshabi kirami
    hicbir zaman kendilerinin kesin cennetlik olduklarini
    iddia etmemis ve bu konuda asla kesin konusmamis kimseler
    olmalidirlar. onlar sadece Allaha guvenerek ve Kurana
    uyarak son nefeslerine kadar yasamayi amac edinmis
    ve takdiri sadece Allaha birakmis kimseler olmalidirlar. (ahkaf 9)

    evet, ve su an sayamayacagim diger bazi onemli Kuran kriterleri.
    fakat yukaridaki bu en temel kriterlere dahi hic uymayan
    kimselerin “eshabi kiram” ve “cennet ehli” olmalari
    ancak hristiyan petrusla, pavlosun “havariler” ve “cennet ehli”
    olmalari kadar bir kiymet tasiyabilir ancak
    yuce Allahin ve Resulunun indinde.

    *********************
    Ensar ve Muhacirler ve onlara iyilikle uyanlar (Tabiin-i İzam)
    var ya Allah onlardan razı olmuş onlar da Allah’tan…”
    Ayetinin mealinde sahabelere iyilikle,doğrulukla ve
    tam teslimiyetle uyan tabiinden de övgüyle Rabbimiz bahsediyor!!!
    *********************

    oncelikle “Islam” Allaha teslimiyet anlamindadir,
    ve bu dinde Allahtan gayri hic kimseye “tam teslimiyetle baglanmak,
    uymak” diye bir sey asla soz konusu olmamalidir.
    hz. Peygamber (a.s.) ve ona hakkiyla uyan tum salih
    muminler (= vemen ittebeani) sadece ve sadece Allaha
    teslim olmakla ve tam bir teslimiyetle Allaha
    uymakla emrolunmuslardir. (ali imran 20)
    (enam 50 & enfal 64 & araf 196)

    simdi bu ayete bir daha bakalim daha yakindan:

    ====================
    ve muhacirlerden evvel olan o yarisicilar ve
    yardimcilar ve onlara IHSAN (= guzellik) uzere uymus
    olanlar var ya, Allah onlardan razi olmus
    ve onlar da Allahtan razi olmuslardir…. (tevbe 100)
    ====================

    buradaki IHSAN (= guzellik) kelimesi
    AHSENEL HADIS (= en guzel hadis) olarak nitelendirilen
    (zumer 23) bu Kurana uygun tum GUZEL davranislari
    sergilemek uzere yapilan “sartli” bir tabiyete gonderme
    yapiyor olmalidir.
    yoksa Kurana uygun olmayan CIRKIN davranislarda
    degil ki sahabeye hz. Peygamberin emrine dahi
    tabi olunmayacagina su ayette acikca isaret edilmis olmalidir:

    ====================
    ey Muhammed Nebi, mumin kadinlar sana biat etmek icin
    geldiklerinde,

    Allaha hicbir seyi ortak kosmamak,
    …………..
    …………..
    ve sana MARUF (= Kuranca taninmis & onaylanmis) hususlarda karsi cikmamak
    uzere,

    onlarin biatlarini kabul et. (mumtehine 12)
    ====================

    hz. Peygambere (a.s.) yapilan biatte dahi MARUF uzere “sartini”
    ortaya koyan yuce Allah yukaridaki sahabeye
    (ki Arap & Emevi & Abbasi sahte islam kralliklarinin
    bu ayeti bahane ederek kendi akillarindan uydurup urettigi
    sahte sahabe ve sahte menkibelerine nasil guvenilir
    bu da apayri bir konu)
    kayitsiz sartsiz “teslimiyetli bir biati” ongorecekti burada
    yuce Allah oyle mi???

    IHSAN (= Kuran 39/23) uzere sevgili kardesim,
    sadece IHSAN (= Kuran 39/23) uzere uyulma “sarti” var burada.
    eger sahabe oldugu iddia edilen bu tip kisilerden biri
    Kurana aykiri hareket edip CIRKIN hareket ediyorsa,

    1) hz. Peygambere (a.s.) Kuran disinda bu Kuranin
    bir misli kadar daha hadis indirildigini iddia ederek
    Allahin bu konudaki bu batil iddiayi net bir sekilde
    yalanlayan acik ayetlerinin talimatini
    inatla inkar ediyorsa (zumer 23 & casiye 6-7),

    2) hz. Peygamberin (a.s.) en guzel hadis olan bu Kuran
    disinda asla kendinden hadis uretmeyecegini
    ve ummetine Kuran disinda hicbir hadis kesinlikle birakmayacagini
    (ki birakmadigi tarihen de sabit olmalidir)
    bildiren acik ayetleri inatla inkar ediyorsa (necm 3-4 & enam 19),

    3) hz. Peygamberin (a.s.) Allahin Kitabi disinda
    kendinden din adina hukum uretip bunlari Allahin
    hukumleri yanina koyabilecegi yalanini iddia ediyor
    ve bu batil iddiayi en siddetli sekilde yalanlayip
    lanetleyen acik Kuran ayetlerini yine inatla inkar ediyorsa
    (kehf 26 & nisa 105 & enam 114),

    bu tip kisiler yukaridaki ayette anilan salih insanlar
    (muhacir & ensar & tabiin) ve hz. Muhammedin (a.s.)
    gercek sahabesi degillerdir kesinlikle.
    bunlar olsa olsa Kuran’da su ayetlerde onceden
    mucizevi olarak haber verilmis olan suurunda olmadan
    “seytanin sahabesi” konumunda kalmis insanlar
    olabilirler ancak. (39/23 & 45/6-7 & 26/221-222)–(7/30)
    (25/30 & 9/97)

    *********************
    Hatta bir hadiste Peygamberimiz; mealen İslam Dininin en
    bereketli ve en hayırlı zamanının ilk dört asır olduğunu
    bildirmişlerdir!!!
    *********************

    Kuranin rivayet ettigi saglam bir hadisinde ise
    hz. Peygamber (a.s.) soyle buyuruyor:

    ====================
    Ey Muhammed de ki: …ve ben GAYBI (= gelecekte olacak olaylar)
    bilmiyorum, ben sadece bana vahyolunani (= KURANI 6/19)
    takip ediyorum. (enam 50)
    ====================

    o halde, ilk dort asirin iyi olacagini sonra bozulacagi
    kehanetini yapan kim?
    bu ilk dort asir icinde uydurduklari sahte hadislerle
    kendi sahte islamlarini,
    kendi sahte sahabelerini,
    kendi sahte evliyalarini ureten
    bu sefil Arap & Emevi & Abbasi hainler olmasin sakin?

    o halde, en saglam & en guzel & en mucizevi Kuransal
    iki hadisle bitireyim:

    ====================
    Ey Muhammed, suphesiz bu KURAN senin ve
    senin KAVMIN (= oncelikle onun doneminde ve az sonrasinda
    olan araplar) icin bir Zikirdir, ve siz bundan
    sorumlu tutulacaksiniz. (zuhruf 44)

    Kiyamet Gununde Muhammed Resul dedi: ey Rabbim,
    benim KAVMIM (= oncelikle onun doneminde ve az sonrasinda
    olan araplar) malesef bu KURANI gerekli ilgiden uzak biraktilar.
    (furkan 30)
    ====================

    tekrar selamlarimla.

  221. selam, mesut kardesim,Haşr/10 da “ey” gecmiyor, arapcada,bilginze sunarim.
    Selametle,

  222. Selam Arkadaşlar
    Biz günlerce buralarda kafa patlatıp ayetlerden örnek veriyoruz sizlerde hala aksi cevaplarda bulunuyorsunuz.Neymiş efendim Peygamber sadece vahyi tebliğ etmiş.Eee tamam bizde biliyoruz.Kur’an dışında vahiylerinde Peygambere gönderildiğini göstermedik mi sizlere.

    “O,gayb hakkında cimri değildir.”(Tekvir 24)
    Ayetinden ne anlıyorsunuz.Burda gaybtan maksat ayetler ise insanlara tebliğ edildiği zaman gayb olmaktan çıkmıyor mu?

    Şunu unutmayın.Siz Peygamberin yolunu kendi yolunuza benzetiyorsunuz.Nasıl mı:

    Şii’lere göre aslında Peygamber şii’dir.
    Vahhabilere göre onların dedikleri gibidir.
    Hanif dostlara göre bizim dediğimiz gibidir.
    Alevilere göre öyle….
    …………
    Hanginize inanalım.

  223. Hepinize merhabalar
    Mesut bey Allah razı olsun bu sitede sünneti seniyyeyi savunan bir sizsiniz.Bu arkadaşlarımız peygamberimiz olmadan kuranı anlayacaklarını sanıyorlar.Geçmişte yaşamış onca alim demek cahillermiş.Çok üzülüyorum bu arkadaşların sonlarıda iyi olmayacak Rabbimden özellikle bu site kurucusuna Akıl fikir ve sünneti inkar edenlere müsaade ettiği için hidayet vermesini diliyorum.Ali aksoy siz ve arkadaşlarınız nasıl olurda bir avuç insana kanıp bu sitede sünneti seniyyeyi inkar edersiniz?Sizin için dua ediyorum.Ayetlerde namaz,hac,kıble,secde,rüku vs gibi birçok şey apaçık olduğu halde bunları nasıl olurda görmezlikten geliyorsunuz?

    Ali kardeşim,toprak kardeşim,boğaç kardeşim,yunus kardeşim,muhsin kardeşim sizler büyük bir vebal altında kaldığınızın farkındamısınız???
    Neden kurandaki açık ayetleri görmemezlikten geliyorsunuz?
    Bu ibadetleri iptal etmek için yazdığınız yazıların altında kalırsınız ve çok yazık olur sizede diğer kardeşlerimizede.Tarih bunun hesabını sizden sorar tabi en önemlisi Allah soracaktır.

    Allahtan umut kesilmez kardeşlerim,yinede sizin için dua edeceğim.

  224. Selam olsun
    Mesut kardeş ben (A.E)değilim.Adım Boğaç Kağan Türk’tür.

    Sanırım ismail mutlunun kitaplarını çok okuyorsunuz ve Risale-i Nura(!) yakın bir düşüncedesiniz.Herneyse Kardeşim yolun açık olsun.İnşaallah gerçeği bulanlardan,sorgulayan ve herşeye şüpheyle bakanlardan olursunuz.Allah size güçlü bir akıl ve muhakeme gücü versin.Rabb ışığıyla(nuruyla-ayetleriyle)sizi aydınlatsın ve size furkan(ayırma)versin.

    Sevinç kardeş aynı dilekler senin içinde geçerli.Özellikle sana o derin kuyularda kaldığın ve aklını çalıştırıp okuduklarını sorgulamadıkça ne anlatırsak anlatalım, doğruları hiç bir zaman göremiyeceğini söylüyorum.Sen önce kendine acı ve kendi sonunu düşün bu dünyadaki ıslah hareketlerine(ameli salih) azda olsa ne kattım diye bir düşün yoksa pagan ritüelleriyle kurtulacağını düşünüyorsan aldanıyorsun.Kavramlar net olmakla birlikte şu anda görecelilik arz etmiştir yazdıklarınızla çünkü;asıl vebal altında olan sizlersiniz.Bizler kurana davet ediyoruz yanlışmı ediyoruz?Geçmişteki alimleri elbette okuyun ama onları tabulaştırmayın diyoruz kötümü ediyoruz?Aklın önündeki perdeleri kaldırınki güçlü bir muhakeme gücüne sahip olasınız diyoruz yanlışmı ediyoruz?Kur’anı belli düşüncelere hapsetmeyin diyoruz.Yanlışmı ediyoruz?Siz yalnız ve yalnız ondan sorguya çekileceksiniz bu yüzden ona değer verin üzerinde daha çok düşününki belli din sınıfları oluşmasın ve birileri bunlardan rant kaynağı elde etmesin diyoruz yanlışmı diyoruz?

    Hepimiz aynı kitaba inanıyoruz
    Hepimiz aynı nebi yoluyla bu vahyin geldiğine inanıyoruz
    Hepimiz aynı gaye uğruna buralardayız ve olmayada gayret gösteriyoruz
    Hepimiz barış ve aydınlık dolu bir gelecek için mücadele ediyoruz.

    AMMAAAaaa her ne kadar ortak noktamız olsada

    Bizler Kur’anın belirleyiciliğine inanıyoruz.Sizler ise aracı kitaplar olmadan bunu gerçekleştirilemiyeceğini söylüyorsunuz onca ayet olmasına rağmen görmemezlikten geliyorsunuz.
    Bizler Peygamberlerinde bir beşer olduğunu,yanılabileceklerini/hata yapabileceklerini ama kendilerine gelen vahiy sayesinde her zaman doğru yol üzerinde olacaklarını söylüyoruz VE onları putlaştırmıyoruz/hırka ve sakala gösterilen sözüm ona saygı manzaraları ne demek istediğimi iyi anlatacaktır.
    Bizler Hanifler olarak yüzlerimizi bİR OLAN Allah’a dönderiyor ve Vahye bulaştırılan/atılan her iftirayı temizlemeye çalışıyoruz/çalışacağızda.Ama sizler Alimciklerinizi kutsallaştırarak onları sorgulamaya bile cesaret edemiyerek her zaman sünnetullah gereği karanlıklarda kalacak ve asla bizleri anlayamıyaksınız.
    Bizler artık Allahın kitabını yeterli gördük ve ona teslim olduk.Ondan başka bizi doğru yola iletecek kimsede yoktur.
    Uzunca yazmak gelmiyor içimden bir çok şey içimde ukde olarak kaldı ama burada noktalıyorum.
    VEEEEEEE SİZLEREEEE ŞUNUUU SÖYLÜYORUMMM;;,

    Ben sizin dinleştirdiğiniz öğretilerinizden beriyim ve Allaha HİCRET ediyorum.

    SİZİN DİNİNİZ SİZE BENİM DİNİM BANA

  225. Selam Boğaç Kağan Türk

    Kardeş,her ne kadar bir noktadan sonra anlaşamıyorsak da sen benim kardeşimsin.Sen de benim yazdıklarımı bir zahmet araştır.Bu fakir Risale-i Nuru da okurum,diğer zatların kitaplarını da.İtikadımı sağlam bir temele oturttuktan sonra her çeşitten insanların kitaplarını da okurum.Acizane bir kitap okumakla itikadı ya da büsbütün dünyası değişen insanlar değiliz evvel Allah.Yüce Allah;

    “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz,iyiliğ emredip kötülükten sakındırırsınız…”(Ali imran 110) derken Peygamber Efendimizle(A.s) birlikte üç beş kişiyi kastetmiş olabilir mi.Bu ümmettin diğerlerinden ne üstünlüğü olabilir ki.Havariler bile on iki kişi iken size göre bu kadar az iman etmiş bir topluluğun ne üstünlüğü olabilir ki.Bunu üstünlük saysanız bile 900 küsür sene ümmetiyle uğraşan Hz.Nuh(A.s)’a iman eden az sayıdaki insanlar üstünlüğe daha layık değiller mi.Yoksa bu ayet siz HANİF DOSTLARI mı kastediyor,ne dersiniz?

    Kardeşim inan ki çok cesaretlisiniz bunu daha önce de söyledim.Dağların yüklemekten çekindikleri bir emaneti direk yüklenmiş bulunmaktasınız.Elbete biz gereği gibi faydalanırız yüce Kitabımızdan;fakat belli bir metod usul olmadıktan sonra işte böyle ayrılığa düşersiniz.Mısırlılar arapçayı çok iyi biliyorlar.Kur’an’ı yorumlasalar en iyinizden daha kapsamlı bir şekilde yorumlar ya da Vahhabiler ve Araplar da aynı şekilde yorumlayabilirler.Onlar anlamadı da siz mi anladınız.Şayet bir Kur’an meali yeter diyorsanız,dünden bu güne kadar birbirinden farklı birçok mealler yazılmıştır.Aynı şekilde birçok tefsir kitapları.

    Hadislere şüpheli diyorsunuz sen böyle söylememiş olsan bile bazı dostlarınız böyle söylüyorlar.Bu şüpheli dediğiniz hadislerden Kur’an ile birlikte birçok hüküm çıkarılmıştır.Şüpheli demek doğru ya da yanlış olabilme ihtimali bulunan demektir.Bunlardan çıkarılan hükümlere dil uzatmanız,doğru ya da yanlışa dil uzatmanız anlamını taşıyor.Diyelim ki bu hakaret edici tavırlarınız doğru bir hadise ya da ahkamına isabet ederse o zaman siz bundan sorumlusunuz.Bu durum peşin hüküm vermenizden dolayı sizin sonunuz da olabilir.Anlaşılmıştır herhalde.

    Bizi Kur’ana çağırabilirsin.Bak kardeş Kur’an okumak ayrıdır -ki burda indirildiği ana dili arapçayı kastediyorum- meal okumak ayrıdır,mealci olmak ayrıdır.Siz hangisini tavsiye etmiş olabilirsiniz.Sonuncusunu değil mi.Biz de itikatte görüş ayrılığına düşmemek yani kişi sayısı kadar anlayışımızın oluşmaması için malesef bu isteğinizi kabul etmiyoruz.
    Selametle…

  226. #
    sevinç aydın:

    Hepinize merhabalar
    Mesut bey Allah razı olsun bu sitede sünneti seniyyeyi savunan bir sizsiniz.Bu arkadaşlarımız peygamberimiz olmadan kuranı anlayacaklarını sanıyorlar.Geçmişte yaşamış onca alim demek cahillermiş.Çok üzülüyorum bu arkadaşların sonlarıda iyi olmayacak Rabbimden özellikle bu site kurucusuna !!Akıl fikir !!!(sizinde kullanmanizi dilerim Insallah)ve sünneti(mi) SÜNNETULLAHIMI?) inkar edenlere müsaade ettiği için hidayet vermesini diliyorum.Ali aksoy siz ve arkadaşlarınız nasıl olurda bir avuç insana kanıp(o,kolay kolay kanmayanlardan bir Hanif Kardesim) bu sitede sünneti seniyyeyi inkar(dogru olani bulmak,sorgulamak ile baslar) edersiniz?Sizin için dua ediyorum(tüm inanalar/teslim olnlar icin bizlerde ediyoruz).Ayetlerde namaz,hac,kıble,secde,rüku vs gibi birçok şey apaçık?Kuran apacik ama bizler Kurani anlamaya acikmiyiz?) olduğu halde bunları nasıl olurda görmezlikten geliyorsunuz?Gördügü icin bazi gercekleri,Ali Kardesimde sorunlari cözmeye yönelmis!Yüce Rabbimizden cümlemizin ilmimini artirmasini niyaz ederim,insallah.

    Ali kardeşim,toprak kardeşim,boğaç kardeşim,yunus kardeşim,muhsin kardeşim sizler büyük bir vebal altında kaldığınızın farkındamısınız???
    —bizler teslim olduk alemlerin rabbine—bu vebal ise?
    –bu Kuran sana ve Kavmine bir Ögüttürtür,ileride ondan sorguya cekileceksiniz!!!vebal ise, aklederiz,sizide davet ederiz.
    Neden kurandaki açık ayetleri görmemezlikten geliyorsunuz?carpitilanlarimi kasdediyorsunuz?
    Bu ibadetleri iptal etmek için yazdığınız yazıların altında kalırsınız ve çok yazık olur sizede diğer kardeşlerimizede.Tarih bunun hesabını sizden sorar tabi en önemlisi Allah soracaktır.-tabiki zuhruf44 den de!!!Kuran sana yetmedimi??

    Allahtan umut kesilmez kardeşlerim,yinede sizin için dua edeceğim.
    Sabah aksam bizlerde dua ediyoruz,icimizden yalvara yalvara gizlice.

  227. selam,sevinc kardesim, Hidayeti bir anlatirmisiniz?Rabbimiz kimlere hidayet verir ve nasil?

  228. tekrar selam,

    ********************
    “O, gayb hakkında cimri değildir.”(Tekvir 24)
    Ayetinden ne anlıyorsunuz. Burda gaybtan maksat
    ayetler ise insanlara tebliğ edildiği zaman
    gayb olmaktan çıkmıyor mu!!!
    ********************

    “gayb” su anda bes duyumuz ile tesbit edemedigimiz
    hersey anlaminda olmalidir.
    gecmis ve gelecek haberleri de bu baglamda
    –bunlari da su an bes duyumuz ile tesbit etmemiz
    asla mumkun olmadigi icin– “gayb” kapsamina giriyor olmalidir.
    simdi Kuran’da hz. Peygambere (a.s.) vahyedilen
    “gayb” haberlerine bir bakalim:

    ====================
    ey Muhammed, iste bunlar –daha yukaridaki
    ayetlerde aktarilan Peygamber kissalari–
    bizim sana vahyettigimiz “gayb” haberleridir
    (= enbai-lgaybi), sen onlarin yaninda degildin
    onlar bu islerini planlarlarken… (yusuf 102)

    ———-

    ey Muhammed, iste bunlar –daha yukaridaki ayetlerde aktarilan
    tum Peygamber kissalari– bizim sana vahyediyor
    oldugumuz “gayb” haberleridir (enbai-lgaybi).
    bunlarin hicbirini ne sen ve ne de senin kavmin
    bundan once bilmiyordunuz… (hud 49)
    ====================

    iste, tekvir 24. ayette hz. Peygamberin (a.s.) asla kendisinde
    “tutup-saklamadigi” (= bidaniinin) fakat aynen
    butun insanlara ilettigi bildirilen “gayb” bilgisi yukaridaki
    ayetlerde isaret olunan ve tum Kuran boyunca verilmeye
    devam edilen tum bu tip “gayb” haberlerini kasteden
    bir ifade olmalidir. (81/24 & 12/102–11/49)
    peki hz. Peygambere (a.s.) bunlarin disinda “gayb”
    haberleri de verilmis midir?

    ====================
    ey Muhammed de ki: …ve ben “gaybi” bilmiyorum…
    fakat ben sadece bana VAHYOLUNANA (= KURANA, 6/19)
    uyuyorum. (enam 50)
    ====================

    bu ayetten acikca anliyor olmaliyiz ki,
    hz. Peygambere (a.s.) daha yukaridaki ayetlerde gordugumuz
    kendisine bu Kuran’da VAHYEDILEN o “gayb” haberleri
    disinda (yusuf 102 & hud 49) herhangi bir “gaybi” haber
    asla verilmemistir.
    dolayisiyla, hz. Peygambere (a.s.) bu Kuran disinda
    atfedilen tum “gayb” haberleri (gecmis veya gelecege ait olsun)
    tamamen asilsizdir & yalandir & seytandandir,
    ve kesinlikle Allaha ve Resulune ait olamaz.
    hz. Peygambere (a.s.) vahyedilen yegane ilahi-bilginin
    bu yuce Kuran oldugu (enam 19)
    ve ayni zamanda “en guzel hadis” olarak
    nitelendirilen bu yuce Kuran disinda azim Allahin
    hz. Muhammed (a.s.) uzerine ummetinin iman etmesi gereken
    “tek bir hadis” dahi vahyetmedigi (zumer 23 & casiye 6-7)
    Kuran’da en acik bir sekilde isaret edilmis olmalidir.
    bu konuda asagidaki linke girip bu konuyu
    –ebedi kurtulusumuz icin– biraz daha derinden
    kavramamizi buradaki tum inancli arkadaslara
    en gonulden & yurekten tavsiye ederim.

    http://www.aliaksoy.net/2008/01/11/kuranda-hadis-kelimesi-ahmet-mert-erdem/

    ********************
    “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz,
    iyiliği emredip kötülükten sakındırırsınız…” (Ali imran 110)
    derken Peygamber Efendimizle (A.s) birlikte üç beş
    kişiyi kastetmiş olabilir mi!!!
    ********************

    bu ayette gecen
    “taninani & onaylanani” (= bilmarufi) emredersiniz,
    “taninmayani & cirkin karsilanani” (= elmunkeri) nehyedersiniz,

    ifadeleri burada en cok dikkat etmemiz gereken
    kilit ifadeler olmalidir.
    buna gore, Kuran’da yuce Allahin ve Resulunun
    bize “tanitip-onayladiklari” (= bilmarufi)
    tum davranislari daima EMREDEN

    1) ey insanlar, Allahi tek hukum
    koyucu olarak taniyin, (12/40 & 18/26)

    2) ey insanlar, Allahi kendinize tek Rab
    (= din adina hukum ureten otorite) edinin, (42/10 & 3/80)

    3) ey insanlar, Allahi kendinize tek Ilah
    (= din adina hukum ureten otorite) edinin, (28/70 & 21/29)

    4) ey insanlar, Allahi kendinize tek Rehber-Veli
    edinin, (32/4 & 18/102)

    5) ey insanlar, Allahi kendinize tek Sefaatci
    edinin, (32/4 & 21/28)

    ve yine Kuran’da Allah ve Resulunun bu kez bize
    tanitip-cirkin gosterdikleri (= elmunkeri)
    tum davranislari daima MENEDEN

    1) ey insanlar, Peygamberleri & Din Adamlarini asla
    Allahin disinda ikinci birer hukum koyucular
    zannetmeyin, (12/40 & 4/105 & 6/114 & 5/44-48)

    2) ey insanlar, Peygamberleri & Din Adamlarini asla
    kendinize Allahin disinda ikinci Rabler
    (= din adina hukum ureten otorite) edinmeyin.
    (42/10 & 3/80 & 9/31)

    3) ey insanlar, Peygamberleri & Din Adamlarini asla
    kendinize Allahin disinda ikinci ilahlar
    (= din adina hukum ureten otorite) edinmeyin.
    (28/70 & 16/51 & 21/29 & 9/31)

    4) ey insanlar, Peygamberleri & Din Adamlarini asla
    kendinize Allahin disinda ikinci birer Rehber-Veliler
    edinmeyin. (32/4 & 18/102)

    5) ey insanlar, Peygamberleri & Din Adamlarini asla
    kendinize Allahin disinda ikinci birer Sefaatciler
    edinmeyin. (32/4 & 21/28)

    tum salih muminler –hz. Peygamberin (a.s.)
    zamanindan Kiyamete kadar–
    Ali Imran 110. ayette bahsedilen
    “insanlar icin cikarilmis en hayirli ummet”
    grubuna dahil olabilirler.
    cunki eger insanlar bu mesaji dinleyip buna riayet ederlerse,
    Allah ve Resullerinin yaninda
    ebedi kurtulusa & ebedi mutluluga erebilirler,
    bundan daha “hayirli” ne olabilir insanlar icin?

    ********************
    Hadislere şüpheli diyorsunuz sen böyle söylememiş olsan bile
    bazı dostlarınız böyle söylüyorlar. Bu şüpheli dediğiniz
    hadislerden Kur’an ile birlikte birçok hüküm çıkarılmıştır!!!
    *******************

    Kuran disi tum hadislere “supheli” diyen
    ve bunlarin arkasinda “seytanin parmagi” oldugunu
    bizlere acikca bildiren bizzat yuce Allahin kendisi olmalidir.

    (once bkz. hac 75-76) (daha sonra, neml 93)
    ve bunlarin ardindan
    (zumer 23 & casiye 6-7) & (suara 221-222)

    cunki yuce Allaha ve serefli Resulune ait olan tum

    kudsi hadislerin (= Allah dedi ki,
    ibaresiyle Kuran’da aktarilmis olan)

    hadisi seriflerin (= ey Muhammed de ki,
    ibaresiyle Kuran’da aktarilmis olan)

    yuce Allahin ve Resulunun onaylayip tasvip edecekleri
    yegane “dogru hadisler” oldugu,
    bundan otesinin ise asla ve asla yuce Allahtan ve
    Resulunden tasvip gormeyecegi,
    fakat bilakis siddetle kinanip-dislanacaklarina Kuran’da
    yine su ayetlerde acikca isaret edilmis olmalidir.

    (zumer 23 & casiye 6-7) (necm 3-4 & enam 19) (furkan 30)

    cunki Kuran yuce Allaha ve Resulune ait
    –bizim icin gerekli ve hak olan–
    tum hadisleri eksiksiz olarak bizlere aktaran
    essiz bir “hadis kulliyati” olmalidir ayni zamanda.
    (zumer 23 & casiye 6-7)
    dunyadaki tum okyanuslar murekkep olsa
    bu Kuranin aktardigi tum bu “muazzam hadisleri”
    yazmaktan aciz kalacagi (kehf 109)
    ve bu Kuranin icindeki gerceklerin
    ve tum bu muazzam “ilahi ve nebevi hadislerin”
    daglari parcalayacak kadar kudretli ve agir bir mesaj
    oldugunu kavrayanlar (hasr 21)
    elbette yuce Allahin ve Resulunun neden
    Kuran disi hicbir hadis uretmediklerini
    ve bizlere asla birakmadiklarini da
    cok iyi idrak edecek olmalidirlar. (necm 3-4 & enam 19)
    bunu anlamayanlar ise korkarim ki ahirette
    bu engin Kuran gercekleri icinde
    ebediyen “bogularak” (18/109)
    ve bu Kuranin agirligi altinda
    ebediyen “ezilip-parcalanarak” (59/21)
    yasamaya mahkum olacaklardir malesef.

    simdi bir de “hukum” konusuna bakalim Kuran’da:

    ====================
    …ve (Allah) HUKMUNE hic kimseyi ortak etmez. (kehf 26)

    ———-

    ey Muhammed, biz sana bu KITABI bir hak olarak indirdik,
    ta ki sen insanlar arasinda ALLAHIN sana burada gosterdigi
    gibi HUKUM veresin. (nisa 105)

    ———-

    ey Muhammed de ki: hakkinda ihtilafa dustugunuz herhangi bir konuda,
    onun HUKMU sadece ALLAHA aittir;
    iste Allah boylece benim Rabbimdir. (sura 10)

    ———-

    ey Muhammed de ki: Allah size bu KITABI
    detaylica (= mufassalen) indirmisken,
    simdi ben kendime ALLAHIN disinda
    baska bir HUKUM KOYUCU (= hakemen) MU
    arayacak misim? (enam 114)
    ====================

    ====================
    …ve (Allah) HUKMUNE hic kimseyi ORTAK ETMEZ
    (= la yusriku). (kehf 26)

    ———-

    …her kim Allaha (bir kimseyi) ORTAK EDERSE (= yusrik billahi)

    (= Allahin disinda herhangi bir Melek
    veya Peygamber veya Din Adaminin Allahin
    disinda ikinci bir otorite seklinde
    din adina ek HUKUMLER uretebilecegini iddia ederek
    bu kimseyi boylelikle Allaha hukmunde “ORTAK ETME” anlami)

    Allah ona cenneti haram kilmistir…. (maide 72)

    (bu korkunc hatayi bizden once islemis olan
    bazi ummetlerin durumunu
    ve yuce Allahin onlari nasil -en kotu sekilde- vasiflandirdigini
    idrak etmek icin bkz. maide 44-47 X tevbe 31)
    ====================

    evet, bu baglamda hz. Peygamberin (a.s.) Kuran disinda
    Kurana ek dini “hukumler” urettigini iddia edenler
    ve bu “uydurma hukumleri” uygulayip & uygulatanlar
    ne kadar derin bir gaflet & dalalet & hiyanet &
    karanlik & tehlike icinde olduklarini tekrar tekrar
    oturup dusunmelidirler, vakit cok gec olmadan once.

    yine burada Kuranin aktardigi
    birkac saglam nebevi hadis
    aktararak bitirmek istiyorum.
    (bundan sonra bir muddet internetten uzak kalmak durumundayim.
    belki insallah ileride tekrar gorusmek uzere)
    simdilik, selam ve sevgilerimle, hoscakalin.

    ====================
    ey Muhammed de ki: suphesiz benim tek “Veli-Rehberim”
    bu KITABI indirmis olan ALLAHTIR
    ve O (beni izleyen) tum salihlerin de
    tek “Veli-Rehberligini” yapacaktir. (araf 196)

    ———-

    ey Muhammed de ki: iste bu benim yolumdur:
    ben bir BASIRET (= KURANIN isimlerinden biridir, 7/203)
    uzere ALLAHA cagiririm, ben ve bana uyanlar.
    ve Allah yucedir, ben asla ortak kosuculardan
    (Allah hukmune hic kimseyi ortak etmez 18/26) olmam. (yusuf 108)

    ———-

    Muhammed Resul (kiyamet gununde) dedi: ey Rabbim,
    benim kavmim malesef bu KURANI gerekli ilgiden uzak
    (= mehcura) biraktilar. (furkan 30)
    ====================

  229. Selam Arkadaşlar
    İsteyen arkadaşların aşağıda vereceğim yazıyı okumalları açısından aşağıda ibretlik bir yazıyı yazma gereğini hissettim;

    Vahhabiliğin kurucusu sayılan İngiliz ajanı Hempher hatıralarında yapmak istediği hedeflerini bakınız nasıl anlatıyor:

    “Bazı çalışmalarımdan bir sonuç almayınca ümitsizliğe düştüm.Görevimi bırakmak istedim.Müstemlekeler Bakanı bana şunları söyledi: Sen bu işlerin,birkaç senelik çalışmayla netileneceğini mi sanıyorsun? Bırak birkaç seneyi,bu ektiğimiz tohumların meyvelerini,ne ben ne de sen göreceğiz.Belki de benim ve senin torunların bile göremeyecekler.Bu tohumların meyvelerini en az yüz senede belki de 150-200 senede ancak alabileceğiz.Çünkü bu güne kadar İslamiyet’i ayakta tutan din bilgileri olmuştur.Alimleri,ilmi yok edip halkı cahil bırakmadıkça onların dinlerini bozmak mümkün değildir.Bunun için alimleri,mezheplerini hissettirmeden kötüleyeceğiz.Bir müddet sonra da Peygamber sözleri(hadisler) hakkında,’uydurmaydı,değildi’diyerek şüpheye düşüreceğiz.((((En bariz örneği Oryantalistler ve bunların izdüşümleridir.))))
    Ayetleri istediğimiz gibi yorumlayıp bunları halkın önüne süreceğiz.Hiç olmadık yorumlarla milletin kafası karışıp bölünsün diye…
    Ancak bunları başarıp halkı cahil bıraktığımız zaman meyveleri toplamaya başlayacağız.Bir kültürü hele asırların birikimi olan din kültürünü yıkmak kısa zamanda olacak işler değildir…”(((((Eser:Bir ingiliz casusunun itirafları,Hempher, 1700’li yıllarda bu faaliyetini gösteriyordu.Gerçekten 200 yıl sonra yani 1900’lü yıllarında meyvelerini toplamaya başladılar.)))))

    Aynı eserde başka bir çalışması hakkında ise şunları söylüyor:

    “Fıkıh kitapları saf dışı edilecek,dinin doğrudan Kur’an ile öğrenilmesini sağlayacaksınız ki isteyen herkes ayetleri havadan sudan yorumlayıp fikir ayrılığına düşsünler.Sonra Müslümanları Kur’an hakkında da şüpheye düşürecek ve içinde noksanlık ve fazlalık bulunan tahrif edilmiş her dilde Kur’an tercümelerini hazırlayıp,diyeceksiniz ki Kur’an birbirini tutmuyor.Aynı şekilde hadisler hakkında da şüpheler uyandırılacak.Ayrıca arap memleketleri dışında ezan,namaz gibi ibadetlerin Arapça yapılmasını önleyeceksiniz….”

    Selam ve dua ile….

  230. Dikkat edilmesisi geriken bi yazidir, gusel olmus, gercekten bu haller de namaz kilmamali bencedde, hatta hicbisey yapmamali, ole alik alik yatmali, uyumali, yoksa cok yanisa duseriz alimallah binlerce karalama, hahi yuzlerce olsun, bi o kadar da iftira atariz, hayra elemet gelmes, ELHAMDULILLAH hepimiz muslumaniz ole diilmi arkadaslar….
    Bence bu hallerdeysek heristen elimizi ayamizi cekmeli, bu islersden vazgecmeli, sadece camimiza, namazimiza, evimize, dualrimiza donmeli, televizyon, INTERNET,SITE gunah demeliyiz, yoksa hakkimiz cok zorrrr,

    Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar
    Sarhoş iken ayılıncaya kadar namaza yaklaşmayın’
    bilincin, aklın bulanıklığı, uyusuklugu
    uyku, unutmak, sarhoşluk, baygınlık, bunaklık ve deliliktir

  231. selam,mesut kardesim,o yaziyi bende okumusdum epey zaman oldu…..suda kesinki, DIN de ögrenmek istediklerimizi RABBIMIZE sormayi ögrenmeliyiz,O cevaplari en dogru bir sekilde eksiksiz ve apacik vermisdir.
    gerisi hikaye,tevatür.
    Selametle.

  232. 62- ve (inkarcilar) dediler: bize ne oluyor ki,
    simdi biz bu (cehennemde) kendilerini “en kotulerle” (= elesrari)
    –ingiliz ajanlari & masonlar & oryantalistler vs.–
    beraber saydigimiz/sandigimiz kisileri burada goremiyoruz.
    63- halbuki biz onlari “asagilama” (= sihriyyen)
    meselesi edinmistik.
    yoksa simdi gozlerimiz mi onlardan kaydi? (sad 62-63)

    ******************************

    10- ve o inkarcilara simdi soyle seslenilir:
    suphesiz Allahin ofkesi size
    karsi simdi cok daha buyuktur
    sizin digerlerinize duydugunuz o ofkeden,
    cunki siz imana cagrildiginiz vakit inkar ediyordunuz.

    12- cunki siz Allaha TEK olarak
    cagri yapildigi zaman (= duiyAllahu vahdehu)
    derhal INKAR ediyordunuz,

    ———-
    Allah butun peygamberlerin (a.s.) ve onlarin ummetlerinin

    TEK hukum koyucusudur (18/26 & 4/105 & 6/114 & 7/196)

    TEK hadis indiricisidir (39/23 & 45/6-7) (53/3-4 & 6/19)

    TEK rehber-velisidir (32/4 & 18/102 & 7/196)

    TEK sefaatcisidir (32/4 & 21/28)
    ———-

    fakat Ona ortak kosuldugunda (= yusrek bihi)

    ———-
    halbuki Peyagmaberler & Din Adamlari asla Allaha hukmunde
    ortak degillerdir. (18/26)
    bu nedenle, onlar kesinlikle Allahin Kitabi disinda
    asla hicbir hukum uretmezler. (4/105 & 6/114 & 5/45-48)

    halbuki Peyagmaberler & Din Adamlari asla Allaha hadisinde
    ortak degillerdir. (39/23 & 45/6-7)
    bu nedenle, onlar kesinlikle Allahin Kitabi disinda
    asla hicbir hadis uretmezler ve birakmazlar. (53/3-4 & 6/19)
    ———-

    siz hemen IMAN ediyordunuz…. (mumin 10, 12)

    ************************************************************

    oyleyse, Allah tum salih muminleri
    kendisinin acikca KUFUR olarak nitelendirdigi
    boyle bir
    —icine “sirk” (= ortakcilik) bulasmis—
    CARPIK IMANDAN daima muhafaza etsin. (40/10-12)

    sadece bu KURANIN izinde,
    burada bize en guzel sekilde tanitilan & ogretilen
    ALLAHA ve RESULUNE (a.s.) en dogru sekilde
    ve emniyet ve guvenlik icinde gitmemizi
    –icimizde buna, su anda veya kisa bir muddet sonra,
    layik olabilecek herbirimize–
    nasip etsin. (7/196 & 8/64…)

    selamlarimla.

  233. Selam Muhsin Kardeşim
    Öğrenmek istediklerimizi tabiki Rabbimiz’e soracağız;fakat şu bir gerçek ki Yüce Rabbimiz bizden birlik ve beraberlik içinde yaşamayı ve böylece din düşmanlarının maşası olmamayı istiyor .

    Aynı eserin başka bir sayfasında Hempher, Necdli Muhammed bin Abdülvahhab ile Kur’an ayetlerini yorumlarken şöyle diyor:

    “Bir gün ona oruç meselesini açtım.Oruç sünnettir,farz değildir dedim.Buna da itiraz edip; ”’Beni temelli dinden mi çıkarmak istiyorsun?”’ dedi.Ben de ona,din kalbin temizliği ruhun selameti ve başkasının hakkına tecavüz etmemektir.Peygamber(Din sevgidir) dememiş mi dedim.

    Bir kere ona namaz farz değildir,Allah Kur’an’da,(Beni anmak için namaz kıl)(Taha 14) demiyor mu dedim.Öyle ise namazdan maksat Allah’ı anmak ve böylece dua etmektir.Binaenaleyh namaz kılmak yerine Allah’ı an.
    O da,
    ”’Evet bazı kimseler,namaz yerine Allah’ı zikir ediyorlarmış”’ dedi.Ben de onun bu sözüne çok sevinmiştim.
    Bu fikri ileri getirmeye çok çalıştım ve onun kalbini ele geçirdim.Sonra baktım ki, namaza önem vermiyor.Bazen kılıp bazen de kılmıyor.Bilhassa sabah namazlarını çok kaçırıyordu.Zira gece yarısına kadar onunla konuşarak,uyumasına engel oluyordum.Sabah ta halsiz olduğu için namaza kalkmıyordu.”

    Görüyorsunuz işte Hempher’in namaz anlayışı yan gelip yatmaktan ibarettir.

    Selametle Muhsin Kardeşim…

  234. Selam Müslim

    Sad 62:”Ve-inkarcılar/azgınlar-derler ki:Bize ne oluyor ki:Bir takım erkekleri görmüyoruz ki, biz onları en şerli kimselerden sayar idik?”
    CEVAP:(Ve) o azgınlar Cehenneme atılınca Bize ne oluyor ki(Bir takım erkekleri görmüyoruz?) şimdi onlar ne ise bizimle beraber bu Cehennemde bulunmuyorlar?.Bu görmedikleri kimselerden maksatları,onları dünyadayken zelil,azaba layık gördükleri ve kendileriyle alay etmiş oldukları bir kısım fakir müslümanlardır.(Ve biz onları şerli kimseler sayar idik.)Ebu Cehil gibi müşrikler,kendi maddi servetlerine güvenerek Hz.Ammar,Habbab,Bilal-i Habeşi ve Selman-ı Farisi gibi Ashab-ı Kiram’ın fukarasından olan pek muhterem insanlara kıymet vermez,onların dünyevi bir servete sahip olmadıklarını bir kusur sayar,onlar ile alay etmeye cür’et eder,onların Cehennem ehli olduklarına ınanırlardı.

    Sad 63:”Biz onları maskaraya alırdık.Yoksa onlar onlar gözden mi kaçtı?
    CEVAP:O Cehenneme atılan kafirler,şöyle de diyeceklerdir:(Biz onları) o fakir müslümanları dünyada iken(maskaraya alırdık)onlar ile alay ederdik(yoksa onlar gözden mi kaçtı?)onlar da bizimle birlikte Cehenneme atılmış oldukları halde biz onları göremiyor muyuz? Evet.. Onlar böyle diyerek bir kat daha üzüntüler,pişmanlıklar içinde yanıp yakılacaklardır.

    Nisa 105:”(Ey Muhammed!)Biz sana Kitab’ı(Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki,insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleriyle hüküm veresin.Sakın hainlerin savunucusu olma.”
    CEVAP:Resullüm! (Şüphesiz biz sana Kitab’ı) Kur’an’ı Kerim’i (hak olarak)bütün açıklamaları adalete,hak ve hikmette uygun bulunarak(indirdik ki insanlar arasında)meydana gelen davalarda anlaşmazlıklarda(Allah’ın sana) gösterdiği(bildirdiği) vahy eylediği(şekilde hükmedesin)o apaçık Kitab’ın hükümlerinde muhalefette bulunmayasın(ve hainler için)hakikatları örten,gayri meşru hareketleri örtbas etmek isteyen,kendi nefislerine ve başkalarına hiyanette bulunan kimselerin lehlerine olmak üzere(savunucu olma) onları koruyup lehlerine hüküm verme,onların durumlarını ve hareketlerini güzelce öğrenmeye çalış.
    Bundan dolayı hakimler için lazımdır ki,olayları güzelce araştırsınlar,hasımların edebi konuşmasına,hakikati örtecek ifadelerine,teviilerine aldanmasınlar.Bir tarafa cinsiyet,akrabalık itibariyle meyil edip te tarafsızlığı ihlal edecek bir durumda bulunmasınlar.

    Enam 114:”De ki Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?Halbu ki size açık olarak indiren O’dur.Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler,Kur’an’ın Rabbin tarafından indirildiğini gerçekten bilirler.Sakın şüphecilerden olma!”

    CEVAP:Sakın şüphelenenlerden olma,şüpheciler gibi birtakımlarının inkarlarından etkilenip de başka hakem teklif edenlere rıza gösterme.”Allah’tan başka bir hakem mi isteyeyi de”.Hiç şüphesiz bu Kitap,sana Rabbinden indirilmiş hak bir kelimedir.Ve senin Rabbin kelimesi doğru söz olmakta tam,adaletçe de tam,son derece tamdır.Yani Kur’an,ihbari(haberle ilgili),inşai(dilek kipine ait) iki yönü içine alan bir Allah kelamıdır ki,birinde istenen doğruluk,birinde istenen adalettir.Kur’an haberleri vaadleri yönüyle tamamen doğrudur,gerçeğin ta kendisidir;yalandan,şüpheden uzaktır.Kanunları ve hükümleri yönüyle tamamen adalettir,doğruluğun kendisidir,zülümden eğri ve büğrülükten uzaktır.Rabbinin kelimelerini değiştirecek,ona karşı hakimlik,ayırtmanlık,düzelticilik edecek hiçbir şey,hiçbir kimse yoktur.Ne kimse O’nun kelimelerini kaldırıp yerine daha doğru ve daha adaletlisini koyabilir,ne de aynısını.Söz O’nun sözü,kanun O’nun kanunu,hüküm O’nun Hükmü,Kitap O’nun Kitab’ı.Şu halde Allah’tan başka hakem isteği nasıl düşünülür ve nasıl caiz görülebilir ki,O daima hem işiten,hem gören,hem bilendir de.Gizli açık her sözü işittiği,her şeyi bildiği gibi iddiacıların davalarını işitir,niyetlerini ve maksatlarını bilir.Ve bütün yargılanacakların görünüşlerini bildiği gibi,görünmeyen yanlarını da bilir.Öyle yargılar ve öyle hüküm verir.Artık kim O’nun hükmünü bozabilir ve hükmünden kurtulabilir?Allah’ın hükmü böyle.UMARIM ŞÜPHECİLERDEN OLMADIĞIMIZI ANLAMIŞSINDIR.

    Casiye 6-7:”İşte bunlar Allah’ın ayetleridir.Onları sana gerçek olarak okuyoruz.Artık Allah’tan ve O’nun sözlerinden sonra hangi söze inanacaklar?Her günahkar yalancının vayhaline.”
    CEVAP:Bu AYETLER Kur’an-ı Kerim’in yüksek mertebesine ve onun üstünde hakikate dayalı başka bir sözün bulunmayacağını işaret ediyor.O inkarcıları cehennem azabının takip edeceğini ve onların hiçbir kazançlarından ve hiçbir kişiden kazanç görmeyeceklerini haber veriyor.Bir hidayet vesilesi olan Kur’an’ı Kerim’i inkar edenleri pek müthiş ve korkunç bir azap ile tehdit edilmektedir.Şöyle ki:(İşte bunlar)Bu okunan Kur’an ayetleri (Allah’ın ayetleridir) O kerem sahibi Mabudun insanlığı ilahi dine davet için göndermiş olduğu ayetlerdir,(Bunları) Bu ayetleri ey son Peygamber!(Sana hakkıyla okuyoruz)hak ve hakikkati içermek üzere sana vahyetmiş bulunuyoruz.Bütün bu beyan hak ve hakikkate birer tercümandır,artık İlahi dine davet edilen kafirler (Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra) yani;Resul-i Ekrem’in Allah namına tebliğ ettiği dini emirlerden,delillerden sonra hangi söze inanırlar.Öyle hakikkattin ta kendisi olan,en açık ilahi delilli bulunan Kur’an’a,Peygamberlerin tebliğlerine inanmayanlar,hiçbir doğru söze inanmazlar.Onlar gerçek dışı şeylere inanıp bir cehalet örneğini sergiliyorlar.UMARIM BURDA DA HADİS-İ ŞERİFLERİ KASTETMEMİŞSİN.

    Hakikkat bu iken hiç Müslümanlar müşriklerle bir tutulur mu. Size bunu mu emrediyor.

  235. selam mesut,

    kusura bakma fakat biraz demagoji yapmissin gibime geliyor,
    ve anlattiklarinda gunumuze bakan kayda deger pek bir hakikat
    bulamadim maalesef.

    ben bu olayi tekrar en kisa, net ve anlasilir
    sekilde tekrar buraya alintilayayim
    ve sonra sana birkac soru yonelteyim o halde.
    verecegin cevaplara gore
    sen sag biz selamet ayrilalim,
    veya eger mumkunse umulur ki tek bir dogru da birleselim:

    **********
    ey Muhammed de ki: Ovgu Allah icindir;
    O size ileride “AYETLERINI” (= Kuranin hem gecmisi
    hem gaybi isaret eden tum ayetleri) gosterecek
    ve siz de onlari taniyip-idrak edeceksiniz;
    cunki Rabbin sizin “YAPTIKLARINIZDAN & YAPACAKLARINIZDAN”
    habersiz degildir. (Neml 93)
    **********

    hz. Muhammedin (a.s.) burada bize
    yuce Allahin bu Kuran “ayetleri” vasitasiyla
    gelecekte olacak bazi en kritik “amelleri & davranislari”
    bizlere aynen haber verebilecegini bildirmis olmasina
    cok cok dikkat etmeliyiz en basta.
    cunki Kuran tum resullerin ve ummetlerinin
    ve diger tum insanlarin gecmis ve geleceklerinde
    ortaya koyacaklari tum “amel ve davranislari”
    daha bunlar ortaya konulmadan once
    en ince ayrintisina kadar bilen yuce Allahtan
    indirilmis essiz bir Kitap olarak tanitilmis olmalidir, en basta.
    (HAC SURESI 74-75-76. AYETLER)

    dolayisiyla, tum bu tip Kuran ayetlerini daima
    hem gecmisi & hem gelecegi goz onunde
    bulundurarak okumaliyiz.
    yuce Allahin tum bu ayetleri indirirken
    –hasa– gelecegi hic hesap etmeden & hic goz onunde
    bulundurmadan sadece gecmise hapsolmus bir sekilde
    bildirilerde bulundugunu dusunuyorsak,
    zaten benim acizane tavsiyem:
    oncelikle oturup Kuranin bize en iyi sekilde tanittigi
    bu gercek Allahi ve Onun bu gercek kudretini
    tekrar tam hakkiyla bir ogrenip iyice takdir edelim derim,
    en basta ve en acil sekilde.
    (TAHA SURESI 110. AYET & HAC SURESI 74-75-76. AYETLER
    & NEML SURESI 93.AYET)

    eger Allahi boylece hakkiyla taniyip
    layikiyla takdir edemezsek,
    zaten Kurandan pek bir nasibimiz olamaz malesef.
    (HAC SURESI 74-75-76)
    ancak gecmis bir takim kitap ehli gibi (Allah muhafaza)
    merkepler misali ve sirtimizda hic faydalanmadan
    bos yere tasimiz oluruz Allahin Kitabini. (CUMUA SURESI 5)

    bunu idrak ettikten sonra, simdi asil konumuza gelelim hep beraber.

    **********
    (ey Muhammed), Allah (sana) en guzel “HADISI” (= dini soz)
    iki yolu gosteren bir Kitap olarak indirdi.. (Zumer 23)

    (ey Muhammed), iste bunlar Allahin ayetleridir,
    bunlari sana hak olarak okuyoruz.
    o halde, onlar Allah’tan ve Onun (bu) ayetlerinden sonra
    hangi “HADISE” (= dini soz) iman ediyorlar?
    yaziklar olsun butun bu iftiraci gunahkarlara. (Casiye 6-7)
    **********

    buna gore, yuce Allahin hz. Muhammed (a.s.) uzerine indirdigi
    bu Kuran butunuyle “en guzel hadis” olarak nitelendirilmis,
    ve ayrica yuce Allah burada bunun disinda kesinlikle hicbir “hadisi”
    tanimayarak boylelikle bize en net sekilde bildirmis olmalidir ki:

    bu “en guzel hadis” olan Kuran disinda
    yuce Allah kendi Resulu (a.s.) uzerine
    –insanlarin iman etmesi gereken–
    kesinlikle tek bir “hadis” dahi indirmemistir. (39/23 & 45/6-7)

    fakat bunun aksini iddia edip hz. Muhammedin (a.s.)
    uzerine “en guzel hadis” olan bu Kuranin yaninda
    –hasa– bunun bir misli kadar daha “hadis” indirildigini
    iddia eden kimseler yukaridaki ayette yuce Allahin
    isaret ettigi “iftiraci gunahkarlar” olmalidirlar.
    ve bu sahte hadis ureticilerinin tesadufen & rastgele degil,
    fakat bilakis seytanin gudumu altinda calisan
    bir kisim munafiklar olduguna da Kuranda yine
    su ayetlerde en guzel ve net bir sekilde
    isaret edilmis olmalidir.
    (CASIYE 6-7 & SUARA 221-222) (ISRA 62-64) (TEVBE SURESI 101)

    nitekim bizden onceki ummetlerde de seytanin yine buna
    cok benzer bir taktigi kullanarak
    ve orada bu defa yuce Allah ve hz. Isa (a.s.) adina
    “sahte hadisler” ureterek bizden once milyonlarca hristiyani
    kandirdigi ve onlari farkinda olmadan kendisine kul ettigi
    bilmemiz ve ibret almamiz gereken en kritik konulardan
    biri olmalidir, Kuranin acik uyarisina binaen. (YASIN 62 & ENAM 112-113)

    bu konuda yukarida da verilen su linke tekrar girilmesini
    ve tum bu tip “sahte isevi hadislerin” bir miktar ogrenilmesini
    mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim.
    ozellikle en basta Abdulvahid ve sonlara dogru
    Kemal arkadasin bu konuda Incilden yaptigi bazi en
    kritik alinti ve bilgiler

    http://kurandaceliskiyoktur.co…../#comments

    butun bunlardan sonra, hz. Muhammedin (a.s.)
    kendisine vahyedilen bu “en guzel hadis” olan Kuran disinda
    neden –ne Allah adina ve ne de kendisi adina–
    tek bir “hadis” dahi uretip birakmadigini (NECM 3-4 & ENAM 19)

    ve yuce Allahin bu Kurani neden tum okyanuslar miktari
    murekkebin yazmaktan aciz kalacagi essiz buyuklukte ve agirlikta
    bir “hadis kulliyati” olarak tanittigini (ZUMER 23 & LUKMAN 27)
    (HASR 21) cok daha iyi idrak edebiliyor olmaliyiz.
    ———-
    aziz Allaha ait tum “hadisi kudsiler” Kuranda
    Allah dedi ki:
    ibaresiyle tastamam verilmis olanlar,

    kerim Resule (a.s.) ait tum “hadisi serifler” ise Kuranda
    ey Muhammed de ki:
    ibaresiyle tastamam verilmis olanlardir.
    ———-

    ve ayrica neden hz. Peygambere (a.s.) yuce Allah tarafindan
    MUHAMMED (= Allah tarafindan cokca ovulen kisi)
    ismi verildigini de acikca idrak edebiliyor olmaliyiz.
    cunki hz. Peygamberin (a.s.) hayattayken Kuran disinda
    kendisi adina veya Allah adina yazilan tum “hadisleri”
    derhal toplatip acilen yaktirdigi
    ve hayati boyunca Kuranin yaninda ikinci bir “hadis kaynagina”
    asla ve asla cevaz vermedigi tarihen de bilinen bir gercek olmalidir.
    zaten biz bunu ve bunun altinda yatan gercek hikmetini
    Kuranda acikca ogrenebiliyoruz.
    (ZUMER 23 & CASIYE 6-7)(NECM 3-4 & ENAM 19)

    evet boyle muttaki bir insan Resul elbette
    yuce Allah ve tum melekleri
    ve diger tum salih muminler tarafindan
    ancak cokca OVULEBILIR (= ahmed & muhammed) dunya ve ahirette ebediyen.
    bizim de tum ovgu ve selamlarimiz bu acidan bu
    yuce Peygamberin (a.s.) ve onun bu yuce ahlakinin
    uzerine olsun. (SAF 6) & (NECM 3-4 & ENAM 19)

    *********************

    bunun disinda, yukaridaki alintilarda
    (ozellikle murat & muslim & diger bazi arkadaslarda yer alan)
    bircok AYETLERI bu acidan tekrar tekrar okuyup
    iyice anlamamizi ve vakit cok gec olmadan aynen
    hakkiyla tatbik etmemizi buradaki tum arkadaslara
    tekrar yurekten tavsiye ederim.

    tum bu AYETLERI gecmisteki falanca ile falanca hakkinda
    algilayip da,
    bunlari bugun kendi uzerimize hic ama hic kondurmazsak,
    akibetimiz bizden onceki bircok ummetler gibi felaketli olacaktir.
    cunki yukaridaki yazilarda, sadece Kuran ayetleri referans verilerek,

    = ortak kosucu “musrik” olma konusu, (KEHF 26 & NISA 105)
    = carpik imanli “kafir” olma konusu, (MUMIN 10-12)
    = ve diger tum en kritik konular (Allahin tek Ilahligi
    & tek Veliligi & tek Rabligi & tek Hukumculugu & tek Hadisciligi
    & tek Sefaatciligi) temelde yeterince ortaya konulmus umarim.
    diger salih arkadaslar insallah bunlari
    daha da genisce ele alip ileride cok daha net ve
    en iyi sekilde ortaya koyacaklardir, sadece Kuran ayetleriyle.

    butun bunlara hic dikkat etmeden ve asla hakkiyla tatbik etmeden
    kendimizi gercek “musluman veya mumin” zannetmemiz bugun kendilerini gercek “nasrani veya hristiyan” zanneden Allahin ve
    hz. Isanin (a.s.) gercekte Kiyamet Gununde lanetleyecekleri
    milyonlarca gafil kimsenin durumuna benzeyebilir ancak.
    (MERYEM 35-38 & FURKAN 30)

    son olarak su ibret verici ayetleri aktararak bitirmek istiyorum:

    **********
    62- seytan Allaha dedi: …eger sen bana Kiyamet gunune
    kadar serbestlik tanirsan, ben onun (Ademin) zurriyetini
    AZ BIR KISMI haric toptan saptiracagim.

    63- Allah dedi: o halde git; fakat onlardan her kim sana uyarsa,
    cehennem sizin cezaniz olacaktir; tam bir ceza.

    64- ve haydi oyleyse sen onlardan guc yetirebildiklerini
    sesinle (= Kuran disi tum sahte hadislerin sesi, 39/23
    & 45/6-7 & 26/221-222) ayart,

    ve sen onlarin uzerine bineklilerini ve piyadelerini
    (= Peygamberler adina Kitap disi tum yaldizli
    yalan dini-sozleri uretip vahyeden ya da rivayet eden cin
    ve bunlarin emrindeki bircok gizli insan
    seytanlari, 6/112-114 & 9/101) gonder,

    ve sen onlara mallarda ve evlatlarda ortak ol
    (= mal ve evlat artislarini Allahin kendilerine olan
    tam destegi olarak zannetme bedbahtligi gosteren
    seytanin etkisindeki bu tip
    bazi ortakci kimselerin ornegi, 23/53-56)

    ve sen onlara vaadlerde bulun (= seytanin Allah ve
    Resullerinin adini kullanarak ortaya koydugu bircok
    Kitap disi sahte gaybi kehanetler ve vaadler
    ve bunlarin etkisinde kalip kendilerini
    kesin cennetlikler & mesihler & mehdiler & salihler olarak goren
    seytanin gudumundeki bircok kimseler, 7/30)

    halbuki seytan onlara sadece aldanisi vadediyor.

    65- fakat suphesiz ki benim o HALIS KILINMIS KULLARIM,
    (= ibadeke minhum-ulMUHLESIYN) senin onlarin uzerinde
    hicbir kudretin & belgen & delilin (= sultanun) olmayacaktir.
    ve senin Rabbin vekil olarak yeterlidir. (Isra 62-65 & Sad 83)

    2- ey Muhammed, suphesiz biz sana bu Kitabi bir hak
    olarak indirdik,
    oyleyse sen (bununla) dini ona HALIS KILARAK
    Allaha KULLUK ET. (= MUHLISEN lehu-ddiyn)

    dikkat edin, bu HALIS DIN Allaha aittir, fakat Onun disinda
    kimseleri kendilerine VELILER (= rehberler) edinen (HALIS OLMAYAN)
    kimseler ise… (Zumer 2)

    196- ey Muhammed de ki: suphesiz, benim VELIM (= rehberim)
    bu Kitabi indiren Allahtir,
    ve O (beni izleyen) tum salihlerin de
    (bu Kitabla) tek VELILIGINI (= rehberligini) yapacaktir.
    (Araf 196) (ayrica Allahin kullari olan tum
    Meleklerin & Peygamberlerin & Din adamlarinin vs.
    Allahin disinda asla ikinci VELILER edinilemeyecegini
    cunki tum bu tip kaynaklarin icine seytanin mudahelesinin
    kacinilmaz olacagini acikca belirten ayetler icin,
    bkz. KEHF 102 & ARAF 30) (ZUMER 23 & CASIYE 6-7 & SUARA 221-222)
    ****************

    selamlarimla.

  236. Selam Sevgili Forum Okurları…

    YAKLAŞIK 1 YILI AŞKIN BİR SÜREYLE BU FORUMDA YAZILAR YAZMAKTAYIM.

    ARTIK BUGÜN İTİBARİYLE BU VE DİĞER FORUMDAKİ YAZILARIMI ÇEKİYORUM.

    SAYIN ALİ AKSOY LÜTFEN ESKİ YAZILARIMI KALDIRABİLİRSENİZ KALDIRINIZ.

    TÜM ARKADAŞLARA DUYURUYORUM.

    TOPRAK ERDEM ARTIK BU VE DİĞER FORUMDA YAZILAR YAZMAYACAKTIR.

    SAYGILARIMLA…

  237. Selam Toprak Erdem kardeşim;

    Umuma açık bir duyuru yaptığınıza göre bunun nedenini de açıklamanız uygun olmaz mı?

    Muhabbetlerimle…

  238. Selam Ali AKSOY;

    Bir kaç kez şahsınıza yönelik yazdığım yazılarda cevap vermediğinizden ötürü bu sitede artık yazı yazmanın doğru olmadığını düşünerek yazılarımı çekme kararı aldım.
    Örneğin;Sayın Eren ERDEM’in yaptığı davete yönelik bir kısa yazı yazmıştım sizden ricada bulunmuştum ama sizden herhangi bir yanıt alamadım.
    Daha önceleride askerlik hizmetine girdiğimden dolayı bir kaç kez yazı yazmıştım ama onlarından cevaplarını alamamıştım.
    Acaba Sayın Ali AKSOY’un cevap verme noktasında bana karşı sıkıntılarımı var diye kendime sormadan yapamadım.

    Herneyse artık insanlara daha fazla değer verilen bir ortamda bulunmak ve yazılarımı eğer fırsat buldukça orada yayımlamak istiyorum.

    Yeni çalışmalarım vardı onları bu forumda yayımlamak istiyordum.Baya yankı yapacak türden yazılardı.Ama artık bu sitede yazı yazmayacağımı herkese duyuruyorum.Kimseye küs değil dargın değilim.

    Herkese selam ve sevgiler

    hoşçakalınnn

  239. Selam Toprak Erdem kardeşim;

    Askerlik hizmeti zor bir iştir. İnsan psikolojisini ciddi anlamda etkiler.

    Sen benim kardeşimsin. Allah sana sabır versin.
    Öyle bir şey olabilir mi ?

    Muhabbetlerimle…

  240. Sayın Toprakerdem merhabalar;

    Yukarıda açıklamış olduğunuz kararı ben ce bir kez daha düşününüz…..

    Sayın Ali Aksoy ve sizin yazılarınızı takip eden tüm okurlar bu ayrılık kararınızı tasvip etmiyor….

  241. Selam Ali AKSOY;

    Burada yazı yazıp yazmamamın askerlik ile bağlantı kurulmasına anlam veremiyorum doğrusu..!!!

    Sebeplerini kısaca yazdım.Kimseye küslük ve dargınlığım yok.

    Birazda içe yönelik çalışmalarım oluyor.onlar üzerinde derin düşüncelerim var.Biraz dinlenme kararı aldım.Böylesi daha hayırlı olacaktır.

    Sayın Asude Hanım Merhabalar.İyi dilekleriniz için teşekkür ederim.İyi bir okuyucusunuz biliyorum.Üzülmeyin ayrıldım şimdilik ama bu ilerde tamamen birbirimizden kopacağız anlamına gelmiyor.Farklı yazılar olduğunda mutlaka bu forumdaki değerli kardeşlerin haberi olacaktır.

    sağlıcak ve esenlikle kalınız.

  242. selam aleyküm toprak kardeş

    Ayrılık kararını tekrar gözden geçir bence.Seninle önceden msn den sık sık görüşürdük ama askere gittin gideli görüşemiyoruz.inşaallah iyisindir.
    Daha önceden özeline bir soru göndermiştim sende uzun bir cevap yazmıştın.O konuyla ilgili kafamda baya soru işaretleri kaldı.Lütfen özelde hafta sonları müsaitsen msn den grüşelim olmazmı?

    senden faydalanmak istiyorum

  243. Sayın Toprak Erdem merhabalar;

    Sizin siteden ayrılma kararı almanıza sanki biraz da olsa kalp kırgınlığı neden olmuş gibi gözüküyor…..

    İyi dileklerim için teşekkür etmişsiniz ben de size teşekkür ediyorum güzel değerlendirmeniz için…..

    Ve kendinize ayırdığınız zaman aralığı bittiğinde, farklı bakış açılarından yaptığınız değerlendirmelerle hazırladığınız yazılarınızı bekliyorum……

    Konu başlığımız ”namazın kazası olmaz” altında yapılan bu yorumlara müsade ettiği için sayın Ali Aksoy size de teşekkür ederim….

    Selam ve saygılarımla….

  244. Selam Asude hanım;

    Toprak Erdem kardeşimiz askerliğini bitirince daha fazla yazı ve yorumu ile aramızda olacaktır diye umut ediyorum inşaallah.

    Muhabbetlerimle…

  245. Selam Maxi Kardeş;

    Email adresime öylesine çok sorular geliyorki hepsine aynı anda yetişmek gerçekten çok zor bir olay.Bu yüzden sakın yanlış anlama canım kardeşim.Hem askerlik hizmetimden kaynaklanan,hemde yeni çalışmalar içerisine girdiğimden dolayı fazla rkadaşlara vakit ayıramıyorum.Gelelim ‘dinsizlik’ konusuna.
    Dinsizliğin insanlığa kaybettirmek istediği en önemli şey insanların sahip olduğu en değerli şey olan ”ÖZGÜRLÜK”tür…

    çünkü insanlar özgürlüklerini kaybeder ya da unuturlarsa ancak sömürülebilirler… köleleştirilebilirler…

    Modern zamanların kölecilik anlayışı insanı homoekonomikus’a indirgemektir… yaşamı sadece yeryüzünde görebildiklerimizle sınırlandıran, kutsaldan ve Tanrı inanışından soyutlanmış bir yaşama hapsederek onu ontolojik olarak kökünden koparıp, kendisi gibi bir yaratılmışa boyun eğdiren küresel sömürü sisteminin önündeki tek engel ”DİN”dir..

    Dinin özgür yaratılmış ve özgür kaldığı sürece yeryüzünde halife olarak tanımladığı insan, din ile bağını kopartırsa tabiatında var olan zıttına eğilimlenmesinin önündeki engelleri de yıkmış olacaktır… sevginin yerini nefret, paylaşmanın yerini bencillik, adaletin yerini zulüm, barışın yerini savaş , hukuğun yerini keyfilik alacaktır…

    çünkü Dinin yaşamda ikame etmeye çalıştığı şey ADALETTİR..
    Dinsizliğin varacağı yer ise nihayetinde GÜCÜN EGEMENLİĞİDİR:::
    gücün egemenliği ele geçirdiği her yerde adalet ortadan kalkmıştır…

    Güç doğasında itaat ister… Dinin dışındaki bütün egemenlikler, kendileri dışındaki herşeyin bu güce boyun eğmesini isterler ve Gücün varlığının devamı için de bütün insanlığın köleleştirilmesi gerektiğini öngörürler… bu onun varlık sebebidir…

    Dinsizlik hareketi İnsanlığın özgürlük hareketi karşısındaki küresel sömürünün bir silahıdır… zavallı zihinlerin neyi kaybettiklerini bile bilmeden düştükleri korkunç bir tuzaktır…insanlığın kaybettiği bu kadar derin ve mühim ise, peki kazandığı nedir ?

    sanırım buradaki cevap,karşılığı ne olursa olsun özgürlüğün bedeli olmayacaktır…

  246. Selam Asude Hanım;

    Ali AKSOY’a gerçekten farklı bir gözle bakıyordum ve halende öyle bakmaktayım.Kendisi beyefendiliğinin yanında,hoşgörüsü,şüpheci ve sorgulayıcı bakış ve yorumlarıyla takdirimi kazanmış ve diğer okurlarıncada takdirle karşılanmıştır.Kendisine küs,dargın değilim.
    Sadece bir kaç kez bazı şeyler yazmama rağmen cevap verilmediğinden biraz üzüldüm ve bu forumda sanırım yerimin olmadığını düşünerekten birazda duygusallık dolu bir yazı yazdım.Kendisi ve ailesine ömür boyu mutluluklar diler sağlık ve esenlik günlerin onunla olması dileğimle HOŞÇAKALIN diyorum.

  247. Selamlar

    NİSA 46 – Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ” derler. Halbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

    NİSA 115 – Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.

    Muhabbetle…

  248. Selamlar

    Tarihte Kur’an ile ilgili yazılan tefsirlere bakıldığında,kişinin uğraştığı alana göre çeşitlilik arzettiği görülecektir.Örneğin ibadetlerle ilgili maulamatlarla uğraşanların tefsirlerinde “ahkam” ağırlıklı konuların işlendiği,itikada dair alanlarla uğraşanların “kelam” ağırlıklı bilgilerin ağırlıklı olarak konu edindiği vs. görülecektir.

    Bir tefsir anlayışı daha var ki,bununla ibadetlerin çeşitli tevilerle mecazlaştırıldığı ve nihayetinde ise yok edildiği görülür,bu da “Batinilik(İsmailiye)” fırkasına mensup olanların tefsir anlayışı ki,tek amaç Kur’an’daki bütün emir ve yasaklardan kurtulmaktır.

    Örneğin bu sapık güruha göre;
    Ka’be ve mescitler aslında birer kalbi temsil ediyor.

    Abdest,teyyemüm ve güsul:Şirkten arımak imiş.Bu da ancak diğer düşünceler reddedilip ve bunlardan arınıp kendi bakış ölçülerine uyulduğu takdirde mümkün olacaktır.
    Gayr-i meşru yaklaşmayı yadsıyan ayetlerden maksat,sırlarını kimseye açmamaktır.
    Daha birçok ayetlere kılıf bulup hükümlerini kendilerince iptal etmişlerdir.
    Bu felsefi akımın en önemli kurucusu Hasan Sabah’tır.Sonra Şah İsmail taraftarlarınca “mason” örgütleri gibi gizli teşkilatlandırmalarla bu güne kadar ulaştırmışlardır.

    Bu gün “İbrahimi bakışlar” diye lanse edilen temel gerçekliğin altında bu sapık anlayış yatıyor.

    Denemesi bedava isteyen gidip bizat araştırıp bu benzer yönleri bulup fikir sahibi olabilirler.

    Benden duyurulmuş olduğu biline…

    Muhabbetlerimle…

  249. 1- Buhâri (Hicri 194-256) 9082 hadis Buhara doğumlu
    2- Müslim (Hicri 204-261) 7275 hadis Horosan ”
    3- Nesai (Hicri 215-303) 5724 hadis Horosan ”
    4- Ebû Dâvud (Hicri 212-275) 5274 hadis Horosan ”
    5- Tirmizi (Hicri 209-279) 3951 hadis Termiz ”
    6- İbnû Mace (Hicri 209-273) 4341 hadis tahran ”

    Kütüb’i Sittenin Başrollerinin Hepside yaşıt ve Arap asıllı olmadıklarıda göze çarpıyor. İşte ibadetlerimizi bize gösteren çizen yazan şahıslar bunlar. Gerisi size kalmış. Acaba aşşağıdaki ayet bunlar içinmi yoksa “sadece Kur-an” diyen “toprakerdem” gibi kişiler için mi?

    NİSA 46 – Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ” derler. Halbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

    http://kuran-tekrehber.com daha geniş bilgi için bu siteyi ziyaret edebilirsiniz

  250. sevgılı admın kardes bana bu bolumu ornek gosterıp toprak erdemın sorularına cevap ver demıstın .1 ben kendı sorularıma cevap alamadımkı baskasının sorularına cevap vereyım.
    2 toprak erdem zaten kuranı kabul etmeyen bırı oldugu ıcın kuranı sadece acık bulmak karalamak amaclı kurcaladıgından kendısıne cevap verme geregı bıle gormuyorum zaten burda yazmama kararı aldıgından etık olarak yazmak dogruda olmaz bu saatten sonra (gec kalmısım)
    3 mesut ve doger kardesler gorup anlaya bılecekler ıcın yeterınce cevap vermısler zaten
    4sıze kafırun suresını kendısının kuran okuyuşuna ve sesıne hayran oldugum abdussametın sesınden dınlemenızı aynı zamandada turkce mealınden okuyarak derın derın dusunmesnızı tavsıye edıcem
    5 demem odurkı toprak erdeme verecegım cevap ancak kafırun suresıdır
    6sunnetı hadısı ashabı peygamberı kabul etmeyen sızler kuranı neden kabul edıyorsunuz dıye dusunurken onuda hadıs kuran celsıkılerıne ornekler yazısının altında yorum yapmıs bı kardesımızın yorumundan ogrendım zıra kıme ve nelere hızmet ettıgınız ortada

    orda yorum yapan de cater ve onun gıbılere yagcılık eden sızlere

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
    De ki: Ey kâfirler
    Sizin taptıklarınıza ben tapmam.
    Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.
    Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
    Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
    Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

  251. SEVGİLİ KARDEŞLERİM VE ÖZELLİKLE ADMİN BENİM OKUDUGUM İLMİHAL KİTAPLARI İLE SİZİNKİ FARKLIMI BİLEMİYORUM MESELA SAADETİ EBEDİYYE ADLI KİTAPTA ”NAMAZIN VAKTİNDE KILINMASI GEREKTİĞİ FAKAT HERHANGİ BİR SEBEPLE VAKTİNDE KILINAMAYAN NAMAZIN KAZASININ YAPILABİLECEGİ” VE KAZA NAMAZININ TARİFİ BİLE VAR ÜNLÜ İSLAM ALİMLERİNİN GÖRÜŞLERİ BİLE VAR ŞİMDİ SORUYORUM HANGİSİ DOGRU? VE ÖZELLİKLE ADMİNDEN BİR RİCAM VAR ARAŞTIRIN KASITLI DEGİLSE BU KONUYU DÜZELTİN VE ÖZELLİKLE BU GİBİ KONULAR DİNİ YAŞAMI ETKİLEYECEGİ İÇİN KİTABİ BİLGİLER HARİÇ KİŞİSEL GÖRÜŞLERİ ELEYEREK YAYINLAYIN Kİ SİZDEN MEDET UMARAK OKUYANLAR YANLIŞ YÖNLENMESİN BU KONULAR KİTAP-SÜNNET-İCMA VE KIYAS DÖTRGENİNDE HALLOLUR KİŞİLERİN GÖRÜŞLERİNİN AGIRLIGINA GÖRE DEĞİL SAYGILAR

  252. sayın hocam mes üzerine abdest yerine çorap üzerinden abdest alabilirmiyiz.çeşitli bilgiler duyuyoruz. ama size güveniyoruz.sizden doğrusunu öğrenmek istiyoruz. birde annemin bir isteği var.dedem çok genç yaşta 39 40 yaşlarında hastalıktan vefat etmiş.tabi eskiden çok fakirlik var.durumuda zaten hiç yokmuş.şimdi annem oğlunu vekaleten hacca gönderebilirmi veya dedem adına ona daha sevap hayır olarak geçecek tavsiyeniz olabilirmi. bizi aydınlatırsanız. çok memnun oluruz. allaha emanet olun.selam ve saygılar hocam.

  253. Toprak Erdem diyor ki;

    Rahmanca selam…

    Uzun zamandır birçok konuya bakamıyordum.

    Bazı başlıkları incelemem neticesinde farklı şeylerle karşılaştım.

    Örneğin Mustafa adlı müfterinin hakkımda söyledikleri şu yazı beni gerçekten üzmüştür;

    MUSTAFA yazmış: toprak erdem zaten kuranı kabul etmeyen bırı oldugu ıcın kuranı sadece acık bulmak karalamak amaclı kurcaladıgından kendısıne cevap verme geregı bıle gormuyorum.

    EY MÜFTERİ MUSTAFA VE AVANELERİ

    BURADAN SİZLERE SESLENİYORUM

    SİZLER KALBİ MÜHÜRLENEN KULAKLARINA AĞIRLIKLAR KONULAN BASİRETLERİ ELLERİNDEN ALINAN ZAVALLILARSINIZ.

    KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAHA SIĞINIP(EUZUBESMELE) KURAN VE KAİNAT KİTABINI ANLAYAMAYACAKSINIZ.YANİ MİSTİK ANLAMDA EUZU BESMELE ÇEKMEKTEN BAHSETMİYORUM TÜM ÖNYARGI PUTLARINIZDAN SIYRILIP OKUMADIKÇA/YAKLAŞMADIKÇA YUKARIDAKİ YAZDIKLARIM ÜZERİNİZDEN GİTMEYECEK VE KARANLIKLAR İÇERİSİNDE KALACAKSINIZ.

    NE MUTLU KURANI HAYAT İÇERİSİNDE CANLI TUTANLARA VE ARINANLARA(SALATI İKAME-ZEKAT)

    İBRAHİM GİBİ OKUYANLARA SELAM OLSUN

  254. Yorumlarin bir kismini okudum. Selcuk Kanka adli Kardesimin yazisi özellikle dikkatimi cekti. Ben de ayni görüsteyim.

    Sayin Ali Bulac’in Kur’an meali sitesinde yayinlanan bir yazisi var, buradaki yazilanla paralel bir cizgi gösteriyor.

    Salat ile ilgili benim sahsen olusmus bir görüsüm yok ama kendime yakin gördügüm bir cizgi var. Namaz yorumu öyle saniyorumki ilerde daha cok kimseleri sesli düsündürecek bir yorumdur. Tamamen yanlis bir uygulama olabileceginden degil de, eksik, ya da özünü yitirmis bir uygulama olabileceginden ötürü!
    Sayin Hakki Yilmaz’in kendi sitesinde yakin zamanlarda yayinladigi bir “Secde” calismasi var. Ilerleyen satirlarda sunu söylüyor:

    “Müminlerin namazda yere kapanmaları ise, geçmişte bağlılığın ve teslimiyetin dışa vurulması yere kapanmak suretiyle olduğu için, müminlerin geçmişten gelen örfe göre Allah’a teslimiyetlerini göstermeleridir.”

    Daha önce klise gibi bir yapi icerisinde camilerde de oldugu gibi “okunus” lara cok denk geldim. Fakat hristiyan olupta okunus esnasinda namaza benzer hareketler esliginde bir takim hristiyanlarin varligi da cok ilginc. Daha da ilginctir ki, üc büyük Din’de kitaplar esliginde toplu halde bir okunus(batida özel adiyla Liturgie diye geciyor) zamani süresi vardir istirak edilen; camide, klisede, sinagogda..(teferruati nasildir bilmiyorum). Belki onlar da bu isin ruhunu bizim gibi koruyamadilar.

    Ilginc olan tabiiki sekiller, hareketler degildir, bizzat “okunus”; okuyan/lar ve okunusa istirak edenlerdir.

    Yorumlar arasinda bir kardesimiz yaklasik söyle birsey yazmis, “namazi artik eski sicakligi ile kucaklayamiyorum. Icime bir süphe düstü artik” dercesine. Allah’i anma firsatim elimden gitmis gibi oldum mesajini verdi.

    Allah mealen diyor ki:

    “Müminler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen Allah’ı anmaya yönelin ve alım satımı bırakın. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz bitince hemen yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan isteyin. Allah’ın adını çokça anın ki umduğunuza kavuşanız.” (Cuma 62/9–10)

    Ve baska bir Ayette de “Beni anmak icin Namazi kil” diyor.

    Bence Sayin Toprak Erdem savundugu görüsleri ile bu istikametten cok da uzak degil; tipki namazini kilan gibi.

    Saygi ile Selam

  255. Selam kardeşlerim;

    “Salat” konusu cidden kapsamlı ve çok önemli bir konu. Ben henüz bu konuyu bu sitede (kendi yazılarımla) tartışmaya açmadım.

    Ancak biz bu konuyu aşağıda vereceğim linkte pek çok yönü ile tartıştık, müzakere ettik.

    Aynı sitenin farklı yerlerinde de tartıştık.

    İlgilenenler için linki aşağıdadır.

    KURAN’DA SALAT NAMAZ MIDIR ?

    http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=4313

    Esenlik dileklerimle…

  256. Rahmanca selam kardeşler,

    Türk camileri’ni kavram-içerik bağlamında irdelediğimizde, şu tablo ortaya çıkacaktır. Nasıl mı ? Şöyle ki ;

    1- Türk Camileri, T.C. Başbakanlığı’na bağlı devlet güdümündeki resmi ibadethanelerdir.

    2- Hutbeler, dualar, duyurular, dini hizmetler -Türkçe bilmeyen bölgeler dahil -Türkçe yapılmaktadır.

    3- Türk resmi ideolojinin çizdiği çerçevenin dışına çıkılmaz.

    4- Sadece Türk büyükleri, devlet adamları, komutanlar, padişahlar v.s. hayırla yad edilir.

    5- Türkler için bir anlam ifade eden tarihi olayların yıldönümleri kutlanır; Günün anlam ve önemi hadislerle süslenilir.

    6- Devlet, ordu, hükümet gibi siyasi ve askeri kavramlar kutsanır.

    7- İslam soslu Türklük düşüncesi cemaate aşılanır.

    8- Türk kurumlarına bu camiilerde para toplanır.

    9- Toplumsal yaralarımızdan asla bahsedilmez,

    10- Çürümüş, kokuşmuş kurumlar asla eleştirilmez.

    11- İslamın en evrensel ilkeleri olan hak, hukuk, adalet gibi kavramlar vebalı muamelesi görür.

    12- Hakaretler, linç olayları, fail-i meçhul cinayetler, işkenceler (dinayetin uygun gördükleri dışında) kınanmaz.

    13- Türkçe bilmeyen milyonlarca Kürd’e Türkçe hutbe okumayı, Türkçe hizmet (!) götürmeyi dini bir vecibe olarak algılar.

    14- İslam’ın ırk, dil, renk, bölge, mezhep farkı gözetmediğini, insanların Allah katında eşit olduğunu ifade etmez; devletin ali menfaatlerini tercih eder.

    15- İnsanlara işkence etmenin,dinde yeri olmadığını söylemez.

    16- Her dilin Allah’ın bir ayeti olduğunu ve dil yasağının ayeti yasaklamak anlamına geldiğini ifade etmez.

    “. .. Ey İslam ümmetinin yetim evlatları ,nereye bu gidiş?

  257. sayin admin millete farkli rumuzlarla girip kalabalikmi gorunmeye calisiyosunuz demissin kisi kendinden bilir isi paralel yazilarinizda zaten bu is sizin isiniz siritiyo az bakmayi bilen anlarikincisi toprak erdem kardesim.bana mufteri derken olcunuz kuranmiydi yoksa toprak erdemmi?siz islama kurana satasiyorsunuz kimse bise demiyo size azicik satasinca kiyamet kopuyo sizde yahudi avanesisiniz ozaman.ben yalniz basina yurtdisinda calisan biriyim avanem felan yok avanesi olan siz ve sitesi olanlardir.okadar cesur okadar durust iseniz tek bir soru sorucam.20 yil namaz kilmis daha sonra kurani arastirmaya baslamis daha sonra namaz olmadigini baska biseler oldugunu farketmis ve bu ugurda omrunu kurana adamis en sonunda askere gitmis olan bir kisi sizce kac yasinda olabilir?ve suan kac yasindasiniz .herkesi sizin gibi salakmi zannediyorsunuz sordugun sorularda soru olsa

  258. benim ilmimde yok bilgimde ama salak degilim admin eger ortada oynan bir oyun varsa iste onu yakalarim allahin izniyle toprak erdemin yazilarini yorumlarini okurken kendisinin en az 45 elli yaslarinda oldugunu dusunuyordum zira bir insan 20 yil namaz kilarsa (diyelim 15 yasinda basladi en iyimser olarak.)20 yil sonra 35 yasinda olur .daha sonra yanlis yolda oldugunu gorup yeni yolunu buluncaya kadar en az 5 sene gecmistir buda iyimser bir rakam etti kirk bu yasa kadar askerlik nasil yapmadi bu dost kendinizle dalga geciyorsunuz bende salagim aslinda size cevap yaziyorum

  259. Selam Mustafa;

    Birincisi;

    Zannın çoğundan kaçınmanda fayda vardır. Çünkü zann hakikat namına hiç bir şey ifade etmez. Bilmem ki bu cümle sana tanıdık geldi mi ? Bu sitede “admin” ve “aliaksoy” isimlerinden başka bir isimle hiç bir yazı ve yorumum yoktur.

    “aliaksoy” olarak yazılan yorumlar, bu sitenin aliaksoy.wordpress.com domaini ile yayınlanmakta olduğu dönemlerden kalmıştır. Bağımsız sunucuya geçilmesinden itibaren “admin” kullanıcı adı haricinde hiç bir isimle yazı vaya yorum yazılmamıştır. Zaten böyle bir şeye ihtiyaç da yoktur.

    Bu nedenle zanndan uzak durunuz.

    İkincisi; Toprak Erdem’i tanımam bilmem. Bunun için hiç bir gayretim de olmamıştır. Neden ? Çünkü, onun kim olduğu beni hiç ilgilendirmemektedir. Benim için önemli olan görüşlerdir. İster Toprak söylesin ister sen söyle…

    Üçüncüsü; salak olmamak bunca yazı ve yorum içerisinde senin tespit ettiğin şeyi bulabilmek değildir. Bunca yazı, yorum ve soru sonucunda eriştiğin ve “salak olmadığını” gösteren netice bu mudur ? Toprak Erdem’i tanısan ve 35 yaşında askere gittiğine emin olsan düşüncelerinde bir değişme mi olacak ? Hayret ediyorum, işlere nerelerinden bakıyorsunuz ?

    Dördüncüsü; “salat” konusu zor bir konudur. Yorumculardan bir arkadaşın da değindiği gibi önümüzdeki sürecin kilit konularından biridir. Bu konu pek çok islami forumun çatısını uçurmuştur. Daha bir çoğunu da uçuracaktır. Çünkü Kuran bize bambaşka bir “salat” anlatıyor. Bu “salat”ı namaza indirgemeye çalışanlar da bütün tartışmalardan / müzakerelerden mağluplar olarak ayrılmışlardır. Aklın yolu birdir, gelinecek netice aşağı yukarı bellidir.

    Esenlik dileklerimle…

  260. cok guzel sayin ali aksoy bakin ikinci kez oltaya takildiniz))) elbette zandan kacinmak lazim iyiside kotusu yasaklanmistir.bana bunu derken siz neden zandan kacinmiyorsunuz.baskalarina farkli nikle yazip kalabalik gorunmeyemi calisyorsunuz derken zannnnn yapmiyormusunuz.okadar onemlide degil ikincisi isinize gelmedimi sizin icin kisilerin onemi olmuyo.ama inandigimiz ayni kuran(eger ayni kitaba inaniyorisek tabi)zan yapmis olmayayim diyorki eger size birisi bi haber getirdiginde onu iyice arastiriniz.isimlere nekadar cok taktiginizi size yazmaya gerek yok siz benden daha iyi biliyorsunuz(ozellikle abu hureyreye) gelelim toprak erdeme .onun hakkinda yazdiklarimi konuya bakis acimla nasil birlestirmissiniz hayret.ben ne onun dedikleriyle ne yasiyla ne askerligiyle ilgileniyorum.anlatmak istedigim bir yalanci olduguydu (zan yapmayayim sadece burdaki yazilanlardan yola cikarak )bir insanin askere kac yasinda gittigini benden iyi biliyorsunuz.su konuda ustunuze yok konuyu acayip carpitiyosunuz .salat konusunda herhangi bir catinun uctugunu gormedim hele bir dosdogru kibleye yonelip soyle titreyerek namaza durun bakalim neler olucak.artik gevezelik yapmiyicam yazdiklarimdada herhangi bir itham varsa ozur dilerim sizide dininizle basbasa birakiyorum.selametle

  261. Selamlar
    “Salat”ı(namazı) ikame etme,zekat v.d ibadetler bazı forumlarda ve özellikle bu başlık altında bağlamından kopartılıp yepyeni bir kılıfa uydurulmaktadır.Bu v.b rükunların hemen hepsi,vahiy dersleri,Allah(c.c) ile irtibatı koparmamak,dinin temeli gibi kavramlarla sınırlandırıp vicdanlarda hapsediliyor.Kuvvetle muhtemel ki vicdanlarda sınırlanan,hayatta aksedilemeyen eylemden yoksun bir din inşaa ediliyor.Bu yeni dini anlayışa göre Kur’an ayetlerinde geçen “el,yüz,…” gibi kavramlar mecazdır ve başka mana(uydurdukları mana)ya gelmektedir.Dikkat edilirse ayetlerde geçen ve eylem bildiren hükümler iptal ediliyor.Hayatı tanzim eden ve hayata geçirilmesi gerektiği emredilen hükümler hayata geçirelemiyor,vahiy eli kolu bağlı bir hale getiriliyor.
    Bu felsefi anlayış art niyetlilikten ve dini temelinden sarsmaktan başka birşey değildir.Düşünün Allah(c.c)”Şu vecibeleri yerine getiriniz,Kur’an’a uyun O’nu hayatınıza uygulayın ki kurtuluşa eresiniz.”diyecek.Bu anlayış mensupları da Allah’ın murad buyurduğunu temelinden sökecek ve buna bina ettiği sapık düşüncelerini Allah’ın muradıdır diye topluma iktibas edecek.Bu anlayış mensupları bugün olduğu gibi eskiden de vardı.Eylemi hiçe sayıp dini vicdanlarda hapseden fırka MÜRCİEE ve BATİNİLİK fırkalarıdır.

    Selametle…

  262. Selam “bir dost”;

    Yaptığın her yakıştırma ancak sana ve atalarına yakışır. “sözü bağlamından kopartmak” mış…

    Siz, ne zamandan beri sözün bağlamıyla ilgileniyorsunuz ki? “Sözü bağlamından kopartmak” senin atalarının en başta gelen maharetiyken, üstümüze attığın suçlamaya bak !

    Yukarıda “salat” ile ilgili olarak sorulan sorular zaten “bağlam” ile ilgili, bağlama dayanarak sorulmuş sorulardır.

    Sen şimdi, iftirayı bırak “bağlam” adıyla ileri sürdüğün delillerini getir de dinleyelim. Olur ki, bir şey öğreniriz.

    “hareket / eylem” dediğin şey, dinin belli vakitlerde, belli günlerde “pagan” kökenli ritüellerle hatırlanması ise biz ondan almayalım. Siz, bu güzide eylemlerinizle yaşamaya devam edin.

    Bizde eylem yok mudur ?

    Elbette vardır:

    Biriktirmektan kaçınmak, ihtiyaç fazlasından infak ederek arınmak, Allah’ın verdiğini ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaktır.

    Adil ve vicdan sahibi olmak, velevki kendi aleyhimizde bile olsa doğruyu söylemektir.

    Yerleri ve gökleri yoktan var edenin bunları boşuna yaratmadığına ve insanı yapıp ettiğinden hesaba çekeceğine iman ederek hareketlerimize çeki düzen vermektir.

    Dini yalan sayanlara ve azgınlara, zulüm ile haddi aşanlara karşı Kuran’la olanca gücümüzle büyük bir mücahede yürütmektir.

    Aklı ve vicdanı birlikte işleterek kevni ayetlerden öğüt ve ibret almaktır.

    Hayırlarda yarışmak, her nerede hayra yönelmiş bir kişi, bir hal görsek hemen koşup ona salat etmek (destek olmak)tır. Nerde kötülüğe, kötüye, zulme ve haksızlığa bir yöneliş görsek ona karşı direnmek, engel olmaktır.

    Anaya, babaya, yakın akrabaya, yolda kalmışa, fakire, miskine, komşuya ve diğer insanlara en güzel bir surette davranmaktır.

    Affetmek, kötülükleri ıslah ile örtmektir. Kötülüğe karşı güzellikle davranmak, kötülüklere karşı sabır ve metanet göstermektir.

    Güzellikler çirkinlikleri gidersin ve kötülüklerden alıkoysun diye Kitabı okuyup salat / tebliğ etmektir.

    Sonra anlaşmalara da en güzel bir şekilde riayetle salat etmektir.

    Daha yüzlerce madde sayabilirim.

    Sen yeterki eylem sor.

    Esenlikle…