Hadis Kalburcuları ve Kalburları – 2

UĞUR ERZİNCAN

Kur’an’daki “kitap ehli” tabirini bilirsiniz. Hani kendilerine gönderilen kitapların ve peygamberlerin yolundan gittiklerini iddia ederler de, aslında gittikleri yolun iddia ettikleri yolla pek alakası yoktur.

Şayet Aziz Allah Kur’an’dan sonra bir kitap daha gönderseydi bugün kendilerini “İslam toplumu” diye tabir eden toplumu hedef alırdı ilk önce. Bunu nerden biliyorsun be adam? diye seslenenleri duyar gibiyim. Çok basit. Çünkü “sünnetullah” yasası değişmiyor. Allah’ın tekliği ilkesine halel getirenler her zaman birinci hedef kitle olmuştur da ondan.

İsa müslümandı, havariler müslümandı. İncile tabi olanlar müslümandı. Peki nasıl oldu da isa’ya inananlar birden “hristiyan” oluverdi. Üstelik İsa’yı takip ettiklerini iddia ederek.

Musa müslümandı, kendisine inananlar müslümandı. Nasıl oldu da bu grup birden “Musevilik” adı altında bir dinin sahibi oluverdiler.

Muhammed de müslümandı, O’na uyanlar müslümandı, peki nasıl oldu da Muhammed’e inandıklarını iddia edenler aniden “ehli sünnet” “şii” “sunni” v.b. gibi isimlere bürünüverdiler. Ne değişti?

Gördünüz ya, değişen bir şey yok. Sapıklığın ve gazaba uğramışlığın yolu aynı. Önce uyarılmaları için peygamber geliyor. Peygamberle birlikte bir de kitap. Peygamber hayattayken az sayıda müntesibi oluyor. Tabiri caiz ise pek tınlayan olmuyor.

O elindeki de neymiş, git onu değiştir, bize başka bir şey getir diyorlar. Biz atalarımızın yolundan dönmeyiz diyorlar. Seni öldürürüz diyorlar.

Peygamber ölüyor… Geriye kitap kalıyor…. Bu sefer başlıyorlar peygamberi sahiplenmeye. O şöyleydi, O böyleydi. O şunu demişti, O şunu yemişti, O şöyle yapmıştı.

Birde bakıyorsunuz, 4 tane İncil (barnabayla birlikte 4 çeyrek)

Bir de bakıyorsunuz Gamara, mişna ve Tevrat üçlüsü..

Ve yine birde bakıyorsunuz ki, hadisler, ilmihaller, alimler, mezhepler ve Kur’an bilmem kaçlısı.

Şimdi bu kitap ehlinin birbirinden ne farkı var? İseviler, Museviler bir de Muhammediler.

Hiçbir fark yok aralarında.

Hepsi, peygamberlerine ve kitaplarına iman değil ihanet ediyorlar.

Aslında hristiyanlar, Museviler ve ehli sünnet (7777 fırkanın hepsini saymıyorum artık) kendilerine gelen kitabı çeşitli şekillerde tahrif etmişler ve [private] yepyeni gıcır gıcır tamamen insan yapımı bir dinin takipçisi oluvermişler.

İbrahim unutulmuş, haniflik olgusu unutulmuş, İsa’nın, Musa’nın, Muhammed’in ve diğer bütün peygamberlerin (hepsine selam olsun) öğretileri çaktırmadan imitasyonlarıyla değiştirilmiş.

İnsanlar da bu imitasyonları aslı zanneder olmuş. Bunlar asıl değil… Bunlar kopyası… Dikkat edin artık.

1.) Önce dindeki tek kaynağı dörde çıkardılar.

Muhammed Peygamber’in (selam olsun), tek kaynağı tek mirası, bunların yüzünden dörde çıktı. Sadece kitap olan kaynak:

1- Kitap

2- Sünnet

3- İcma

4- Kıyas oluverdi.

2.) Bu da yetmedi müslümanları, “hariciler, selefiler, mutezile, mürcie, hanefi, şafii, alevi, sünni, (sanırım 73 taneye kadar sayabilirim ama burda kesmek zorundayım)” diye bölük pörçük ettiler.

3.) Hızlarını alamadılar, israiloğlu zihniyetinde ne varsa “islam dinine” yamadılar. “Mehdilik, mesih inancı, recm olayı, haramların çoğaltılması, kitapta olmayan yığınla yasak icat etmeleri, kılık-kıyafet ve saç-sakal kanunu (sanırım 3 milyon küsür bulabilirim)” yeryüzüne ilk yayanlar bunlar.

4.) Peygamber’i ilahlaştırdılar.

Allah aşkına şöyle etrafınızı süzün bakalım. Allah’ı zikretmekten çok peygamberi zikretmiyorlar mı? En basit bir dini sohbetin çetelesini tutun, tv’lerde, radyo’da, seminerlerde, şurda burda.. Alın elinize kağıdı kalemi. Çetele tutun. Size ne anlatıyorlar.

Peygamber şurda, peygamber burda, peygamber şununla, peygamber bununla, peygamber şunu yedi bunu yemedi, peygamber şununla nikahlandı şununla boşandı, peygamber şununla arkadaşlık etti, bana pas vermedi, peygamber kırk erkeğin cinsel gücüne sahipti, peygamberin dayıları, amcaları, halaları, babası kimdi ne iş yapardı, amcası kimdi ne iş yapardı, kaç çocuğu vardı, kızının adı neydi, oğlunun künyesi ne? Sayayım mı daha.. Bu mudur din? Din mi öğreniyoruz yoksa hikaye mi? Peygamberin, birileri tarafından uydurulmuş tomarla hayat hikayesi üzerine endeksli bir din olabilir mi? Hristiyanları ve Yahudileri tam gaz sollamış bu toplum. Bu dinin sahibi peygamber değil ki! Dinin sahibi Allah.

5.) Lütfen 1 dakikalık kendiniz için saygı duruşunda bulunun. 1 dakika da olsa kapayın gözlerinizi ve hayata objektif bir gözle bakın bakalım. Bu kalburcuların dünyayı nasıl zulüm tarlasına çevirdiklerini görün.

Irak coğrafyasına bakın. İnkarcının yaptığı zulüm kadar bu kalburcular da zulüm yapmadılar mı? Şii kalburcuları ile sunni kalburcularının döktüğü kanı elin kafiri 100 yıl savaşlarında dökemedi. Yanı başımızdaki ülkelere bakın, hepsinin başında bir kalburcu. Hepsinde birer din baronu, fetvacı allame tayfası. Kalburun altında kalanın canını okuyorlar. İslam alemi diye nitelenen aleme bakın. Nasıl da pislik yağıyor üzerlerine. Niye? 1400 yıldır akıllarını kullanamıyorlar da ondan. Temelleri çürük. Hizipleşme diz boyu. Sebep? En büyük sebep işte bu elekçi mantığı.

Bölmüşler, paramparça etmişler. Kim yapmış bunu. Elin kafiri mi? Hayır. İçimizdeki elekçiler. Herkes Kuran artı şu, Kur’an artı bu dedikçe durum bu hale gelmiş. Nasılsa membağ bol. 3 milyon küsür var. Nasıl olsa hissesine düşer birkaç yüz bin. Sonra ne oluyor. Fitne fesat alıp başını gidiyor.

Buyurun koyun ortaya faydalarını da görelim. Zararı boyunuzu aşmış bu kaynakların beyler. İrkilin ve kendinize gelin. İnsanları artık Allah ile, peygamber ile aldatmayı bırakın. Bunun hesabını mahşerde veremezsiniz. Bu hesabın altından kalkamazsınız.

Geminiz battı, binanız çöktü. İnsanları oyalamaktan vazgeçin artık. Düşün insanların yakalarından. Onlara din belletiyoruz diyerek beyinlerini bellemekten vazgeçin. Oyalamayın. Gölge etmeyin.

Bakın etrafınıza yine. Ben müslümanım diyen kaç insan kaldı. Şiiyim, suniyim, hanefiyim, aleviyim, bektaşeyim, nurcuyum, nakşiyim, kadiriyim, şafiyim v.s. diyenler mi daha çok yoksa müslümanım diyenler mi? Bu kalburcular sayesinde herkes şucu bucu olmadı mı? O da olmadı şu vakıftanım bu vakıftanım. Sadece Kur’an’a çağıran, adam gibi yaşayan, ve ben Müslümanlardanım diyen kaç kişi kaldı? Kaldı mı etrafınızda güzel sözlü insanlar. Varsa dost bilin, yoksa yoktur napalım.

Böyle devam edildiği müddetçe, milletin elinden kalbur düşmediği müddetçe, daha çooook perişanlık çeker bu ademoğlu. Bunun adına da “kader” der utanmadan. “Allah böyle taktir etti napalım” der. Yüzsüzlüğün bu kadarına da pes doğrusu. Allah insana kötülük etmez. İnsan kendi kendinin zalimidir. Birde başına gelen bunca musibeti, sıkıntıyı Allah’tan bilir.

Gelin teslim olun. Atın elinizdeki elekleri. Yeter bu kadar zulüm. İnsanları birr’e çağırın. İnsanları adam gibi yaşamaya çağırın. İnsanları Kur’an’a çağırın. (Gerçi sizin çağırılmaya daha çok ihtiyacınız var.) İpi sapı belli olmayan kör kuyulara değil. Boş işlerle artık oyalanmayın, oyalamayın milleti. Papatya falına karnımız tok artık. Çıktı, çıkmadı, çıktı çıkmadı… Dini oyuncağa çevirdiniz. Dostu düşmanı güldürdünüz kendinize.

Kur’an’ı rehber edinmeye çabalayan kardeşlerime sesleniyorum. Kim ki sizi sadece ve sadece Kur’an’a çağırıyorsa o doğru sözlüdür. Ama her kim ki sizi, Kur’an + hadis kaynaklarına, + ilmihallere, + şunun bunun kitabına, + şu öğretiye bu öğretiye çağırıyorsa O’nun çağırdığı yol yol değildir. Uzak durun. Ahsen’el hadise çağırandan daha güzel sözlü kim vardır? Lehv’el hadise çağıranlardan uzak durun. Siz onları Ahsenel hadise çağırın. Yaptıklarının doğru olmadığını söyleyin.

Yoksa bunlar sizi bile kendinize düşman eder. Sağ gözünüzü sol gözünüze, sağ elinizi sol elinize düşman eder. Kulağınıza fısıldadıkları jelatinli sözlere aldanmayın. Bunlar Allah’dan daha mı doğru sözlü? Doğru söz arıyorsanız Kur’an yeter. Dağ – taş yeter. Taştan alacağınız ibreti, bunlardan kırk yıl geçse alamazsınız. Sizi kınamalarına ve aşağılamalarına aldırış etmeyin. Ayn çatlatmalarına da aldanmayın.

Kim ki; Kur’an ve essah sünnet (sünnet kavramının da içini boşalttılar, sünnetullah’ı sünnetinsan hatta sünnetistan yaptılar) diyorsa, Kim ki hadisler ve ayetler diyorsa, kim ki peygamberimiz bir gün şu hadisinde…, diye söze başlıyorsa, kim ki kutsal buharide şöyle diyor diye söze başlıyorsa, kim ki şu haram bu helal diye kitapta olmadık şeyler anlatıyorsa, kim ki “efendimiz” diye söze başlıyorsa bunlar kalburcudur. Bunlar size faydası dokunmayan zumredir. Zümer 3’deki zümrenin bi yarısı bunlardır, öbür yarısı olmak istemiyorsanız uzak durun.

Kim bu şekilde kaynağı çoğaltıyor ve tek olan ilahınızı, ikiliyor, hatta ve hatta üçlüyorsa, o sizi sapanların ve gazaba uğrayanların yoluna çağırıyor demektir. İlahınız tektir. İlahı tek olanın hayat kaynağı da tektir. Din adına Kaynak ne kadar çoğalırsa ilah sayısı da o kadar artar. Size gün yüzü göstermez bu kalburcular. Kalbur onların nasılsa. Üstte kalana rıza göstereceksiniz. Altta kalanın canı çıkacak.

Bu dinin yüzbinlerce kuralı yoktur. Allah insana çekemeyeceği yükü yüklemez. Ama görüyoruz ki bu kalburcular üstümüze o kadar yük yüklemiş ki, gözümüzün önünü dahi göremiyoruz. Kur’an’daki yasakları toplayın bakalım, şu an yazdıklarımdan daha az değilse o zaman konuşun. Ama bu kalburcuların yasaklarına bir bakın, ciltlere sığmaz olmuş. Okumaya kalktığınızda on kere dünyaya gelseniz yine bitiremezsiniz. Birde utanmadan bunları peygambere izafe ediyorlar yanına iki doğru katarak.

Allah kolayı kolaylaştırmış, bunlar ise zoru kolaylaştırmış. Biz zor olanı kolay zanneder olmuşuz. Bunlara dur demenin zamanı geldi de geçiyor bile. Bırakın ademoğlu artık insanca yaşasın. Bırakın artık milletin tuvaletine, elini yüzünü yıkamasına karışmayın. Tuvalette bile başımıza bekçi diktiniz. Hangi ayakla girip çıkacağımıza kadar karıştınız. Aptalmıyız biz. Yeter yahu. Elalemin yatak odasına kadar dilinizi soktunuz. Karıyla kocanın arasına girdiniz, babayla oğulun arasına girdiniz. Bize Lokman yeter, çekilin aramızdan artık. Allah herkese eşit şekilde üflemedi mi? Size torpil mi geçti. Üstümüzde karabulut gibi dolanmaktan vazgeçin. Sizden gerçi su yağmaz, asit yağar. Rahmeti yağdıran Allah’tır.

Bırakın artık insanlar; barışın, huzurun, refahın, güvenliğin, hoşgörülüğün ve temiz aklın tadına varsınlar. Potansiyel androit ve potansiyel suçlu muamelesi görmekten kurtulsunlar. Peygamberlere düşmanları bile saygı duyarken, peygamberlerin ümmeti olduğunu iddia edenlere dostları bile saygı duymuyor artık. İnsanların iki cihanından da elinizi çekin. İnsanların hem bu dünyalarını hem de ahiretini mahvettiğinizin farkına varın artık.

Ey benim ahad olan Allah’ım, kalburcuların şerrinden bizi koru.

Bu yazı Satırbaşı sitesinden alıntıdır.

[/private]

Reklamlar

4 thoughts on “Hadis Kalburcuları ve Kalburları – 2

Add yours

  1. önce bir imanın esaslarına bak,sonra sünnetlerin insana ne kadar faydalı olduğuna bak,sonra Kur’an da peygamberimizin(s.a.v) ALLAH’ın elçisinin ve kulunun olduğunu delil gösteren ayetlere bak, kadere imanın, imanın esaslarında yer aldığını bilmiyormusun arkadaşım böyle konuşuyorsun ALLAH C.C demedimi elçimi tesbih eden beni zikretmiş gibidir Kur’an a inanıyorsun inandığın kitabı okuda biraz daha manalı fikirler üret . İman diyoruz manası allaha inanmış olanlar imanın esasları diyoruz ALLAH a iman etmiş olanların esasları yani lütfen biraz daha duyarlı olurmusun senin itiraz ettiklerin senin müslüman olmana ALLAH ın lütfu ile vesile oan kişiler onlar kimi anlattılarda sen ver yansın ediyorsun cennet ucuz cehennem lüzumsuz deil arkadaş , herşeyi bukadar basite alma lütfen . ama yinede sen bilirsin arkadaş ben sadece sana söylemek istedim istersen mailimde görüşebiliriz

  2. Allah razi olsun böyle güzel bir yaziya daha ne eklenirki..
    bu kalburcular sayesinde dinimizden kopar olduk.Cocuklarim bana bizim dinimiz neden böyle zor keske hiristiyan olarak dünyaya gelseydik diyorlar.
    Kalburcular yüzünde aile baglarimiz koptu düsüncelerimiz fikirlerimiz yüzünden dinsiz imansiz damgasi yer olduk..
    Kuran anlasilmaz hadislere ihtiyac vardir diyerek senelerce bizleri Kurandan uzaklastirdilar ve kafalarina göre sacma sapan yorumlar eklediler.

    “”Rabbinizin katından size indirilene uyun; O’ndan başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda bunu.””
    “”Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.””

    Gönlümüzden gecenleri nekadar güzel anlatmisiniz. Bize Kuran yeter zaten Rabbimiz Kurandan baska vekil aramayin demiyormu.

    Allah razi olsun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: