Giriş:

“Bizim asıl cehaletimiz gerçekten cereyan eden ha­diseleri izah edemeyişimizden ziyade gerçekte olma­mış şeylere izah buluşumuzdadır; bu demektir ki, bizi hakikate götürecek prensiplere sahip olmadığımız hal­de yanlışa götürmeye gayet müsait prensiplerimiz var.”

Bu cümleler Paul HAZARD adındaki bir batılı düşünüre ait. Paul Hazard Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme adlı eserinin, mucizeyi konu edindiği bölümünde, anlattığı a l t ı n d i ş hikayesinden sonra bu yargısını belirtiyor. Hikayeye göre 1593 yılında dolaşan söylentilere Silezya’da yaşayan yedi yaşındaki bir çocuğun bütün dişlerinin çürüdüğü anlatılır. Ama azı dişlerinden birinin yerine altın bir diş gelmiştir. Olay büyük yankı uyandırır. Ta­bi ki olay mucize vasfını kazanmakta gecikmemiştir. Tanrının Türklerden çok izdırap çeken hıristiyanlara bir tesellisi olarak kabul görür. Altın diş üzerine eser­ler, makaleler yazılmaya başlanır. Ama çocuğun dişi bir kuyumcuya götürüldüğünde anlaşılır ki dişin üze­rine çok ince bir altın varak ustaca yerleştirilmiştir. Müellif diyor ki, “önce kitaplar yazıldı sonra kuyum­cuya danışıldı.”(1)

Gerek Hz. Peygamberin göğsünün yarılması olayı gerekse O’na izafe edilen sair bazı olaylara çok uygun düştüğü için bu hikayeyi anarak yazıya başlamak isti­yoruz.

Kur’an’ın bir çok ayetinde göğsün açılması (şarh-ı sadr) deyimi kullanılmasına rağmen, Mekke’de nazil olan inşirah suresinden esinlenerek islam riva­yet geleneği, Hz. Peygamber için göğsünün ya da kal­binin yarılıp yıkanması şeklinde bir senaryo uydur­makta pasif davranmamıştır. Tamamen ahad haberlere ve içinde pek çok aklî-naklî çelişkiyi barındıran rivayetlere dayanan göğsün yarılması olayı yukardaki altın diş hikayesine çok benziyor.

Kur’an’ın sarahaten anlatmadığı ve Peygamberden(s) açıkça bilinmeyen bir olayı asırlar boyu nakledegelmek, müslümanların kafalarını hurafe yığınlarıyla iğdiş etmek hak olmasa gerektir! İnşirah suresiyle, kalbin yarılması senaryolarının bir ilgisi yoktur. Biz bu yazıda İnşirah suresinin anlamı ve indiği ortam hak­kında bilgi verdikten sonra, yığınları bulan yakıştırma rivayetlerin tahlilini yapmaya çalışacağız.

Continue reading “Şarh-ı Sadr: Kalbin yarılması mı göğsün açılması mı ?”