(Mehmet Soyalan) Kur’an’ın, Hz. Adem’den Hz Muhammed’e kadar geçen süreçteki bütün peygamberlerin mesajlarının özünü ve temel prensiplerini içinde barındırdığını, İslam dediğimizde de, tüm bu süreci anladığımızı bir önkabul olarak kabul edersek, vahiy kültürü içerisinde kurbanın; Habil ve Kabil’den bu yana yaşayan bir gelenek olarak devam etmekte olduğunu söyleyebiliriz.. Elbette kurban sadece tek tanrılı dinlerle sınırlı bir inanış biçimi ve gelenek değildir. Kurban, hemen hemen bütün inanış ve kültürlerde canlılığını hala sürdüregelen bir ibadet biçimidir.

Kurban hemen hemen bütün inanış ve kültürlerde tanrı veya tanrılarla iletişim kurmanın, kendilerini ona affettirmenin, onun/onların kızgınlığının önüne geçebilmenin veya ona/onlara yaklaşabilmenin bir aracı olarak kabul edilmekte ve bu amaca yönelik olarak uygulana gelmektedir. Kısacası bugün veya geçmişte tek veya çok tanrılı bütün dinlerde kurban ritüeli, bireysel, hatta toplumsal arınmanın, başka bir deyişle tanrıya yakın olabilmenin, bu uğurda her şeyden vazgeçebilmenin bir ifadesi, aracı ve sembolü olarak kabul edilir. Ancak insanoğlu çok zaman sembolle gerçeği; amaçla, aracı karıştıra gelmiştir. Bu tespit kurban için fazlası ile geçerlidir. Continue reading “Kurban ve kurban kesme kültürü üzerine bir değerlendirme”